İçeriğe geç

7.1 · Seviye 1 · Filmin dili

Kesme

İki plan yan yana gelince ne olur

Film Okuma Akademisi — Kurgu · 1.735 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kesme, bir planın bitip ötekinin geçiş efekti olmadan başladığı andır; kurgunun en temel birimidir.
  2. Seyirci iki planı birbirine bağlar ve o bağın içine iki planda da tek başına olmayan bir anlam koyar.
  3. Kuleşov etkisi aynı yüzün farklı bağlamlarda farklı okunabileceğini anlatır; özgün kaydı kayıptır ve tekrar çalışmaları farklı sonuçlar vermiştir.
  4. Potemkin Zırhlısı'nın taş aslanları hareketsiz üç planı bir uyanışa dönüştürür ve anlamın sırada saklı olduğunu gösterir; Arka Pencere bakış, bakılan ve tepki düzeniyle seyirciyi Jeff'in yorumlarının ortağı yapar.
  5. Bir kesmenin bir yüze neyi yüklediği ahlaki bir sorudur; okur hangi yüzlerin sistemli olarak hangi görüntülerle yan yana getirildiğini sorar.

Açılış

Bir mermer aslan, başını patilerinin üstüne koymuş, uyuyor. Kesme. Başka bir mermer aslan, başını kaldırmış, gözleri açık. Kesme. Üçüncü bir mermer aslan, ön ayakları üstünde doğrulmuş, ağzı açık, kükrüyormuş gibi. Üç plan birkaç saniye sürüyor. Hiçbir aslan kıpırdamıyor; hepsi taş. Ama seyirci, üç planı arka arkaya gördüğünde, tek bir aslanın uyandığını ve ayağa kalktığını görür.

Sergey Eisenstein'ın 1925 tarihli Potemkin Zırhlısı'nda bu üç plan, zırhlının kıyıya ateş açtığı anın hemen ardından gelir. Odessa merdivenlerindeki katliamın sonunda, taşın bile ayaklandığı bir an. Merdivenlerin kendisini, kısa planların bir bütün hâlinde nasıl çarpıştığını, 7.4 Montaj ayrıca okuyacak. Bu dersin sorusu daha temel: hiçbirinde hareket olmayan üç plan, yan yana geldiğinde nasıl bir hareket doğurur?

Tek fikir

Kesme iki planı yalnızca birbirine eklemez, aralarında yeni bir anlam doğurur. Seyirci iki planı ister istemez bağlar ve o bağa, ikisinde de tek başına olmayan bir şey koyar. Kesmeyi okumak, bu bağın nasıl kurulduğunu sormaktır.

Kavram

Kesme o kadar yaygındır ki çoğu zaman fark edilmez. Bir sahne onlarca kesmeden oluşabilir ve seyirci bir tanesini bile bilinçli olarak görmez. Bu görünmezlik bir kuraldan değil, bir alışkanlıktan doğar; 7.2 bu alışkanlığı kuran sistemi ayrıca inceleyecek. Burada asıl soru şu: kesme neden bu kadar kolay kabul edilir ve neden bu kadar güçlüdür?

Kesmeyi öbür geçişlerden ayırmak da gerekir. Bir plan yavaşça kararıp öbürü karanlıktan belirebilir; bir plan erirken öbürü onun üstünde yavaş yavaş görünebilir; bir görüntü bir perde gibi kenara itilip yerini ötekine bırakabilir. Bu geçişler bir zaman atlamasını, bir anıya geçişi ya da bir bölüm sonunu yumuşakça duyurur. Kesmede böyle bir duyuru yoktur: bir plan biter, öbürü başlar. Bu çıplaklık kesmeyi hem en görünmez hem en sert geçiş yapar; aynı araç bir konuşmayı akıtabilir, bir yüzü bir silahla çarpıştırabilir.

Cevabın bir kısmı, seyircinin zihninin iki görüntüyü ayrı ayrı bırakmayı reddetmesindedir. Bir kadın pencereden bakıyor, kesme, sokakta bir araba duruyor: seyirci kadının arabayı gördüğünü düşünür, oysa filmde bunu söyleyen hiçbir şey yoktur. Bir el bir silaha uzanıyor, kesme, bir kapı açılıyor: seyirci bir gerilim kurar. İki plan arasındaki ilişkiyi seyirci üretir; kesme yalnızca o üretimi tetikler.

Bu etki adını 1920'lerde Sovyet sinemacısı Lev Kuleşov'un yaptığı anlatılan bir deneyden alır. Anlatıya göre Kuleşov aynı oyuncunun ifadesiz yüzünü bir çorba tabağı, tabutta bir çocuk ve divanda uzanan bir kadın görüntüleriyle ayrı ayrı birleştirmiş; seyirciler oyuncunun açlığını, kederini ve arzusunu ne kadar inandırıcı oynadığını övmüştür. 4.4'te yüz dersinde bu deneyi adını vermeden ve bir uyarıyla anmıştık; burada adını veriyoruz, uyarıyı da koruyarak.

Bu tartışma etkinin ne kadar güçlü olduğunu sorgular, varlığını değil. Okur için güvenli olan sonuç şudur: bağlam bir yüzün okunuşunu etkileyebilir, ama yüzün kendisi de bir şey taşır. Kesme bir yüze anlam yükleyebilir; o yüzün oyuncusu da anlamı yönlendirebilir. İkisi birlikte çalışır.

Kesmeyi okumak için üç soru işe yarar. Birincisi ilişkinin türüdür: iki plan arasında bir neden-sonuç mu, bir bakış ve bakılan mı, bir karşıtlık mı, bir benzerlik mi var? İkincisi seyircinin neyi kendisinin tamamladığıdır: iki plan arasında söylenmeyen ama seyircinin varsaydığı şey ne? Üçüncüsü kesmenin anıdır: kesme bir hareketin ortasında mı, bir cümlenin sonunda mı, bir bakışın hemen ardından mı geliyor? Aynı iki planı farklı anlarda birleştirmek farklı ilişkiler kurar.

Kesmenin bir de ahlaki yanı vardır, çünkü seyircinin kurduğu bağ her zaman masum değildir. Bir haber görüntüsünde bir yüzün hemen ardından bir suç görüntüsü gelirse, seyirci o yüzü o suçla eşleştirir, aralarında hiçbir bağ kanıtlanmamış olsa bile. Ten sorusu burada keskinleşir: sinemada ve medyada belli tenlerden ve topluluklardan yüzlerin sistemli olarak tehlike, suç ya da yoksulluk görüntüleriyle yan yana kurgulanması, o yüzleri seyircinin zihninde o anlamlarla bağlar. Okur bir kesmenin bir yüze neyi yüklediğini ve bu yükün filmde başka hangi yüzlere yüklenmediğini sorar.

Filmde

Taş aslanlar kesmenin en saf hâlini gösterir. Üç ayrı heykel, üç ayrı plan; hiçbirinde hareket yok. Bir aslanın uyanması ancak kesmenin içinde, seyircinin zihninde gerçekleşir. Bu bir hareket yanılsamasından fazlasıdır: zırhlının topu kıyıya ateş açtıktan hemen sonra gelen üç plan, uyuyan bir gücün uyanıp ayağa kalkması olarak okunabilir. Bir okuma aslanı halkın ya da devrimin ayaklanmasının bir imgesi olarak görür; taşın bile kükrediği bir an.

Bu okumanın dayanağı sıradır. Aslanların sırası değişseydi, önce kükreyen, sonra uyuyan bir aslan, aynı üç plan bir yatışmayı, bir sönmeyi anlatırdı. Kesmenin anlamı planların içeriğinde değil, sırasındadır. Bu küçük deney, kurgunun bir film içinde nasıl bir cümle kurduğunu en açık biçimde gösterir: planlar kelimeler gibi, sıra bir sözdizimi gibi çalışır.

Karşı bir okuma bu imgeyi fazla açık bulur. Taşın kükremesi, seyircinin kendi bağını kurmasına alan bırakmadan, filmin istediği anlamı ona dayatır; bir benzetme kadar bir slogan gibi de işler. Burada bir kusur bulmuyoruz; kesmenin iki ucunu görüyoruz: kesme seyirciye bir bağ kurdurabilir, ama o bağın ne olacağını da sıkı sıkıya belirleyebilir.

Başka bir filmde

Kesmenin bir bakışı ve bir yüzü birbirine bağladığı, Kuleşov etkisinin bütün bir filme yayıldığı bir örnek.

6.2'de bu filmin dönen kamerasına, Jeff'in bakışına kilitlenen pan hareketlerine bakmıştık. Filmin kurgusu da aynı bakış üzerine kurulur. Çok sık tekrarlanan bir düzen vardır: Jeff'in yüzü, kesme, Jeff'in gördüğü şey, kesme, Jeff'in yüzü. Bu üçlü düzen seyirciye hem Jeff'in ne gördüğünü hem de ne hissettiğini söyler; ama hissi söyleyen şey çoğu zaman Jeff'in yüzünden çok, iki yüz planının arasına giren görüntüdür.

Bu ilkenin filmdeki işlevi, seyirciyi Jeff'in yorumlarının ortağı yapmaktır. Jeff bir komşuya baktığında ve kesme onun yüzüne döndüğünde, seyirci Jeff'in ne düşündüğünü onun yüzünden çok, gördüğü şeyden çıkarır. Bu yüzden Jeff'in şüphesi seyircinin şüphesine dönüşür: aynı kesmeler, aynı bağları kurdurur. Bir okumaya göre film, kurgunun seyirciyi nasıl yönlendirdiğini konu edinir; seyircinin kendi çıkarımlarına ne kadar kolay güvendiğini sınar. Jeff'in ve seyircinin kurduğu bağlar doğru çıkabilir de, yanlış da; film bu riski seyirciye yaşatır.

İki film kesmenin iki temel işini gösterir. Potemkin Zırhlısı'nda kesme hareketsiz üç planı bir harekete, bir imgeye dönüştürür. Arka Pencere'de kesme bir yüzü bir görüntüye bağlar ve seyirciye o yüzün ne hissettiğini söyler.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışİki plan arasındaki bağı filmin açıkça söylediğini sanmak.
Doğrusu

Çoğu zaman bağı seyirci kurar; film yalnızca iki planı yan yana koyar. Okur kendi kurduğu bağı fark eder ve filmin onu nereye yönlendirdiğini sorar.

Yaygın yanlışKuleşov etkisini kesin kanıtlanmış bir yasa saymak.
Doğrusu

Özgün kayıt kayıptır ve tekrar çalışmaları farklı sonuçlar vermiştir; okur etkiyi güçlü bir ilke olarak kullanır ama sınırını bilir.

Yaygın yanlışPlanların içeriğini sayıp dizilişlerini görmezden gelmek.
Doğrusu

Aynı planlar farklı sıralandığında farklı bir cümle kurar; Potemkin'in aslanları ters sıralansaydı bir uyanış değil bir sönüş anlatırdı.

Okuma Defteri

Defter: Kesmenin bu sahnede kurduğu bağı bir cümleyle yaz, sonra bu bağın ne kadarını filmin gösterdiğini, ne kadarını senin tamamladığını ayrı bir satırda belirt.

Özet

  1. Kesme, bir planın bitip ötekinin geçiş efekti olmadan başladığı andır; kurgunun en temel birimidir.
  2. Seyirci iki planı birbirine bağlar ve o bağın içine iki planda da tek başına olmayan bir anlam koyar.
  3. Kuleşov etkisi aynı yüzün farklı bağlamlarda farklı okunabileceğini anlatır; özgün kaydı kayıptır ve tekrar çalışmaları farklı sonuçlar vermiştir.
  4. Potemkin Zırhlısı'nın taş aslanları hareketsiz üç planı bir uyanışa dönüştürür ve anlamın sırada saklı olduğunu gösterir; Arka Pencere bakış, bakılan ve tepki düzeniyle seyirciyi Jeff'in yorumlarının ortağı yapar.
  5. Bir kesmenin bir yüze neyi yüklediği ahlaki bir sorudur; okur hangi yüzlerin sistemli olarak hangi görüntülerle yan yana getirildiğini sorar.

Kendini sına

  1. İki plan arasındaki bağı kim kurar?
  2. Kuleşov deneyinde anlatıldığına göre ne yapılmıştır ve neden bu deney tartışmalıdır?
  3. Potemkin Zırhlısı'nın taş aslanları sıraları değiştirilseydi ne anlatırdı?
  4. Arka Pencere'de Jeff'in ne hissettiğini seyirciye çoğu zaman ne söyler?

Yanıtlar

  1. Çoğu zaman seyirci kurar; film iki planı yan yana koyar ve seyircinin zihni aralarına bir neden-sonuç, bir bakış ya da bir karşıtlık ilişkisi yerleştirir.
  2. Anlatıya göre aynı oyuncunun ifadesiz yüzü bir çorba tabağı, tabutta bir çocuk ve divanda bir kadın görüntüleriyle ayrı ayrı birleştirilmiş, seyirciler farklı duygular görmüştür. Tartışmalıdır, çünkü özgün kayıt kayıptır, ayrıntılar farklı anlatılır ve tekrar çalışmaları farklı sonuçlar vermiştir.
  3. Önce kükreyen, sonra başını kaldırmış, sonra uyuyan bir aslan, bir uyanış değil bir yatışma, bir sönüş anlatırdı; anlam planların içeriğinden çok sırasından doğar.
  4. Çoğu zaman iki yüz planının arasına giren görüntü, yani Jeff'in gördüğü şey; seyirci Jeff'in ne düşündüğünü onun yüzünden çok baktığı şeyden çıkarır.

Sonraki derse köprü

Kesme iki planı birleştirdi ve seyirciye bir bağ kurdurdu. Ama kesmelerin çoğu bu dersteki aslanlar gibi göze batmaz; seyirci bir sahnede onlarca kesmeyi hiç fark etmeden izler. 7.2 Süreklilik sistemi bu görünmezliğin nasıl kurulduğunu soruyor: bakışların, hareketlerin ve yönlerin hangi kurallarla eşleştirildiğini Kazablanka'nın kafesinde izleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.