5.4 · Seviye 1 · Filmin dili
Ten nasıl ışıklanır
Shirley kartı ve film stoğunun kalibrasyonu; koyu tenin ışıklanması bir tercih ve bir zanaat olarak
Film Okuma Akademisi — Işık · 1.747 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Işık bir teni yansıtır ve emer; bir tenin ekranda nasıl görüneceği, film stoklarının, ışık düzenlerinin ve renk ayarlarının hangi ten esas alınarak kurulduğuna bağlıdır.
- Referans kartları uzun yıllar açık tenli yüzleri taşıdı ve görüntünün neye göre doğru sayılacağını belirledi; bu, koyu tenli yüzlerin doğru gösterilmesini zorlaştırdı.
- Koyu tenin özenle görünür kılınması bir zanaat ve bir tercihtir; ışığın yönü, yumuşaklığı, rengi ve yüzeyin parlaklığı bu zanaatin parçalarıdır.
- Ay Işığı koyu tenli yüzleri mavinin ve morun içinde parlatarak bir karakterin iç dünyasına saygı gösterir; Toprağın Kızları bir topluluğun yüzlerini gün ışığında görünür kılar.
- Ten sorusu her yüze sorulur; açık tenli bir yüzün ışığı da bir karardır.
Açılış
Bir adam küçük bir çocuğu denize götürüyor. Su çocuğun beline kadar geliyor; adam bir elini onun başının altına koymuş, onu suyun üstünde tutuyor, yüzmeyi öğretiyor. Güneş tepede, deniz parlıyor. İkisinin de teni koyu ve ışık o tenlerin üstünde parlıyor: ıslak omuzlarda, alında, çocuğun gözlerinde. Yüzler gölgede kaybolmuyor; her kıpırtı, her damla, her bakış seçiliyor. Kamera suyun yüzeyine yakın, bazen dalgaların arasında; ışık hem denizden hem gökyüzünden geliyor gibi.
Barry Jenkins'in 2016 tarihli Ay Işığı'nda bu sahne, filmin en çok anılan anlarından biridir. Koyu tenli iki insan, ışığın altında, ayrıntılarıyla ve güzellikleriyle görünür. Bu, kendiliğinden olan bir şey değildir. Sinema tarihinin büyük bir kısmında koyu tenli yüzler bu özenle ışıklanmadı. Bu ders, akademinin her derste sorduğu «kim nasıl görünüyor?» sorusunun teknik ve tarihsel kökenine iniyor.
Tek fikir
Bir ten, kendiliğinden ekrandaki görüntüsüne dönüşmez; kameradan, ışıktan ve laboratuvardan geçerek bir görüntüye dönüşür. Bu araçlar uzun yıllar açık ten esas alınarak ayarlandığı için, koyu tenin özenle görünür kılınması hem bir teknik bilgi hem de bir tercih olarak okunur.
Kavram
M05'in ilk üç dersi aynı soruyu sorup bir sonraki derse havale etti. Havalenin vadesi bu ders.
Işık bir yüze düştüğünde, o yüzün bir kısmını yansıtır, bir kısmını emer. Açık bir ten ışığın daha büyük bir kısmını yansıtır; koyu bir ten daha büyük bir kısmını emer. Bu bir fizik gerçeğidir ve kendi başına bir sorun değildir. Sorun, kameraların, film stoklarının ve baskı süreçlerinin hangi ten esas alınarak ayarlandığıdır. Eğer bütün bir sistem, açık bir tenin iyi görünmesine göre kurulmuşsa, aynı sistem koyu bir teni ya çok karanlık, ya ayrıntısız, ya da yanlış renkte gösterebilir.
Fotoğraf ve film tarihinde bu kartların uzun yıllar boyunca açık tenli bir kadının yüzünü taşıdığı bilinir. Laboratuvarlar baskıları bu yüze bakarak ayarladı: kartın üzerindeki yüz doğal görünüyorsa, baskı doğru sayıldı. Bu, sistemin kendisinin bir ten seçtiği anlamına geliyordu. O tenden uzaklaşan yüzler, sistemin «doğru» saydığı ayarın dışında kaldı.
Bu tarihin sinemaya yansıması birkaç biçimde görülür. Birincisi film stoklarıdır: bir stok, en iyi hangi parlaklık aralığında ayrıntı verecek biçimde tasarlandıysa, o aralığın dışında kalan yüzler ayrıntısını kaybedebilir. İkincisi ışık alışkanlıklarıdır: bir görüntü yönetmeni açık bir yüze göre ışık kurmayı öğrenmişse, aynı düzen koyu bir yüzü karanlıkta bırakabilir. Üçüncüsü renk ayarıdır: baskıda ya da bugün dijital renk düzenlemesinde, bir yüzün tonu hangi hedefe göre ayarlanırsa, o hedefin dışındaki yüzler yanlış görünebilir.
Bu bir yazgı değildir; bir zanaat sorusudur. Koyu tenli yüzleri özenle görünür kılmanın yolları vardır ve görüntü yönetmenleri bunları geliştirmiştir. Bir yüzün ışığı nasıl yansıttığı, yüzeyinin parlaklığı, ışığın rengi ve yönü, arka planın tonu, hepsi bu zanaatin parçalarıdır. Koyu bir ten, ışığı emdiği kadar yansıtır da; ışık doğru açıdan ve doğru yumuşaklıkla geldiğinde, bir yüzün parlak noktaları belirginleşir ve ten zengin bir renk alanına dönüşür. Işık kuran birinin bu konudaki kararlarını Işık Akademisi'nin iki dersi, «Ten tonuna göre ayrım stratejisi» ile «Cilt bir malzemedir», set üzerindeki bir işin dilinden anlatır.
Bir filmin tene nasıl davrandığını üç soru ortaya çıkarır. Bu filmde farklı tenlerden yüzler aynı özenle mi ışıklanmış? Koyu tenli bir yüz ayrıntısını, rengini ve parlaklığını koruyor mu, yoksa gölgede mi kayboluyor? Ve bu fark bir bilinçli tercihin mi, yoksa bir alışkanlığın ya da bir ihmalin mi izi? Son soru kolay cevaplanmaz; ama sorulması, bir filmin kimi görünür kılmaya özen gösterdiğini anlamanın başlangıcıdır.
Bir uyarı daha: bu soruyu yalnızca koyu tenli karakterlerin bulunduğu filmlere sormak eksik kalır. Akademinin bu soruyu her derste sormasının nedeni, ışığın her yüzde bir karar olmasıdır. Açık tenli bir yüzün ışığı da bir seçimdir; yalnızca o seçim uzun süre «normal» sayıldığı için görünmez kalmıştır.
Filmde
Bu filmde koyu ten, özenle ve güzellikle ışıklanmıştır. Görüntü yönetmeni James Laxton ve yönetmen Barry Jenkins, karakterlerin tenlerinin ışığın altında zengin bir renk ve parlaklık taşımasını filmin görsel diline yerleştirmiştir. Açılıştaki deniz sahnesinde gün ışığı ıslak tenlerin üstünde parlar; gece sahnelerinde mavi ve mor tonlar yüzlere düşer. Filmin adı da bu ışığa bağlanır: filmde bir karakter, ay ışığında siyah çocukların mavi göründüğünü anlatan bir hatırayı paylaşır.
Bu ışığın işlevi, bir yüzü görünür kılmanın ötesine geçer. Koyu tenli bir çocuğun yüzü, sinema tarihinin uzun süre ihmal ettiği bir özenle, ayrıntılarıyla, ışığın altında parlayarak gösterilir. Bu özen, filmin kendi hikâyesiyle de bağlanır: film bir çocuğun görülmeyi, tanınmayı, kendisi olarak kabul edilmeyi bekleyişini anlatır ve ışık, tam da bu görülmeyi sağlar. Bir okuma bu ışığı, bir karakterin iç dünyasına duyulan bir saygının görsel karşılığı olarak görür. Bu okumanın dayanağı, ışığın yüzleri hiçbir zaman karanlıkta bırakmaması, en karanlık sahnelerde bile tenin rengini ve parlaklığını korumasıdır.
Bu film Seviye 6'nın ideoloji ve toplum modülünde, ırk ve temsil okumaları arasında yeniden ele alınacak. Burada önemli olan, bir ışık kararının bir temsil kararı da olduğudur: bir yüzü nasıl ışıklandırdığın, o yüzü nasıl gördüğünü ve seyirciye nasıl gösterdiğini söyler.
Başka bir filmde
Koyu tenin ışıklanmasını bir topluluğun ve bir kültürün görünür kılınmasıyla birleştiren bir film.
Bu filmde koyu tenli kadınların yüzleri, deniz kıyısının gün ışığında, beyaz giysilerin arasında, sıcak ve parlak bir özenle gösterilir. Film bir topluluğun hafızasını, geleneklerini ve gidişle kalış arasındaki gerilimini anlatır ve ışık, bu topluluğu bir tarihin kenarında değil, kendi hikâyesinin merkezinde gösterir.
Bu ışığın işlevi, bir topluluğun kendi gözüyle görülmesini sağlamaktır. Bir okuma bu filmi, sinemanın uzun süre kenarda bıraktığı bir kültürün, kendi yüzleri, giysileri ve mekânlarıyla merkeze alınması olarak görür. Burada ışık bir teknik karar olduğu kadar bir tarih yazımıdır: kimin yüzünün güzel, ayrıntılı ve görünür olacağına karar verir. Film Seviye 6'nın kadın yönetmenler ve bakış üzerine derslerinde ayrıca okunacak.
İki film koyu tenin ışıklanmasının iki biçimini gösterir. Ay Işığı'nda ışık tek bir çocuğun iç dünyasına bir saygı olarak çalışır ve yüzleri mavinin ve morun içinde parlatır. Toprağın Kızları'nda ışık bir topluluğun hafızasını gün ışığında görünür kılar.
Yaygın okuma hataları
Yaygın yanlışKoyu tenin karanlıkta kaybolmasını bir fizik zorunluluğu sanmak.
Işığın emilmesi bir fizik gerçeğidir; ama bir yüzün ayrıntısını yitirmesi, kurulan ışığın, seçilen stoğun ve yapılan renk ayarının sonucudur. Okur bunu bir zorunluluk değil, bir tercih ya da bir alışkanlık olarak okur.
Yaygın yanlışTen sorusunu yalnızca koyu tenli karakterlere sormak.
Açık tenli bir yüzün ışığı da bir karardır; yalnızca uzun süre «normal» sayıldığı için görünmez kalmıştır. Okur her yüzün ışığını sorar.
Yaygın yanlışBir filmin ışığını yalnızca güzellik ölçüsüyle değerlendirmek.
Bir ışık güzel olabilir ve yine de bazı yüzleri ihmal edebilir; bir ışık sade olabilir ve yine de her yüzü özenle görünür kılabilir. Okur güzelliğin kimin yüzünde kurulduğunu sorar.
Okuma Defteri
Defter: Yüzler arasında bir fark gördüysen, bu farkın bir tercihin mi, bir alışkanlığın mı izi olduğuna dair tahminini yaz; tahmini bir yorum olarak işaretle ve dayandığın ekran ayrıntısını yanına ekle.
Özet
- Işık bir teni yansıtır ve emer; bir tenin ekranda nasıl görüneceği, film stoklarının, ışık düzenlerinin ve renk ayarlarının hangi ten esas alınarak kurulduğuna bağlıdır.
- Referans kartları uzun yıllar açık tenli yüzleri taşıdı ve görüntünün neye göre doğru sayılacağını belirledi; bu, koyu tenli yüzlerin doğru gösterilmesini zorlaştırdı.
- Koyu tenin özenle görünür kılınması bir zanaat ve bir tercihtir; ışığın yönü, yumuşaklığı, rengi ve yüzeyin parlaklığı bu zanaatin parçalarıdır.
- Ay Işığı koyu tenli yüzleri mavinin ve morun içinde parlatarak bir karakterin iç dünyasına saygı gösterir; Toprağın Kızları bir topluluğun yüzlerini gün ışığında görünür kılar.
- Ten sorusu her yüze sorulur; açık tenli bir yüzün ışığı da bir karardır.
Kendini sına
- Referans kartı nedir ve ten konusunda neden önemlidir?
- Koyu bir tenin ekranda ayrıntısını kaybetmesi neden yalnızca bir fizik zorunluluğu sayılamaz?
- Ay Işığı'nda filmin adıyla bağlantılı olarak hangi hatıra anlatılır?
- Toprağın Kızları'nın görüntü yönetmeni kimdir ve film hangi topluluğu anlatır?
Yanıtlar
- Film banyosu ve baskı laboratuvarlarında renklerin ve parlaklığın doğru ayarlanıp ayarlanmadığını denetlemek için kullanılan, üzerinde bir insan yüzü ve renk örnekleri bulunan karttır. Önemlidir, çünkü bu kartlar uzun yıllar açık tenli yüzler taşıdı ve sistemin «doğru» saydığı ayarı bu yüzlere göre belirledi.
- Çünkü ışığın emilmesi bir fizik gerçeği olsa da, bir yüzün ayrıntısını kaybetmesi ışık alışkanlıklarının, stokların ve laboratuvar ayarlarının hangi ten esas alınarak kurulduğunun sonucudur; doğru yönden, doğru yumuşaklıkla gelen ışık koyu bir teni zengin ve ayrıntılı gösterebilir.
- Bir karakter, ay ışığının altında siyah çocukların mavi göründüğünü anlatan bir hatırayı paylaşır.
- Arthur Jafa'dır; film, 1902 yılında Güney Carolina ile Georgia kıyılarındaki adalarda yaşayan Gullah topluluğundan bir ailenin üç kuşak kadınını anlatır.
Sonraki derse köprü
Ten dersi ışığın neyi görünür kıldığını sordu. Işık modülünün son dersi, 5.5, ışığın tersine, gölgeye dönüyor: bir gölgenin bir anlatıyı nasıl taşıyabildiğini, bir ilan direğine düşen bir siluetin ve boyalı bir duvara vuran karanlığın nasıl bir karaktere dönüştüğünü.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.