İçeriğe geç

5.3 · Seviye 1 · Filmin dili

Motive ışık

Işığın sahnedeki bir kaynaktan geliyormuş gibi görünmesi

Film Okuma Akademisi — Işık · 1.827 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Motive ışık, seyircinin sahnedeki bir kaynaktan geldiğine inandığı ışıktır; çoğu zaman o kaynağın yönünden ama başka yerlerden kurulur.
  2. Pratik ışık, kadrajda görünen ve gerçekten yanan kaynaktır; motive ışığın görünür bahanesidir.
  3. Büyülü saat, gün batımından hemen sonraki ya da gün doğumundan hemen önceki kısa zamandır; yumuşak, yönsüz ve sıcak bir ışık verir.
  4. Cennet Günleri'nde büyülü saat ve pencerelerden gelen ışık bir gerçeklik, bir güzellik ve bir geçicilik duygusu kurar; Hudutların Kanunu'nda ışık bir sınır köyünün sert gerçekliğine bağlanır.
  5. Doğal görünen ışık da bir tercihtir ve kimin yüzünün okunur kaldığı sorusunu ortadan kaldırmaz.

Açılış

Uçsuz bucaksız bir buğday tarlası. Güneş az önce batmış; gökyüzü hâlâ aydınlık, ama hiçbir yerde güneş görünmüyor. Işık her yerden ve hiçbir yerden geliyor: tarlanın üstünde, insanların yüzlerinde, atların sırtında yumuşak, altın renkli, gölgesiz bir aydınlık. Birkaç dakika içinde bu ışık kaybolacak ve gece gelecek. İnsanlar tarlada çalışıyor, bir çocuk koşuyor, bir rüzgâr başakları eğiyor. Görüntü bir tablo gibi duruyor, ama her şey bir anın içinde, kaybolmak üzere.

Terrence Malick'in 1978 tarihli Cennet Günleri'nin pek çok sahnesi, günün bu kısa anında çekilmiştir. Seyirci ışığı bir lambadan değil, gökyüzünden geliyormuş gibi hisseder; ışık doğaldır, ya da doğal görünür. Konu, ışığın dünyanın içindeki bir kaynağa bağlanması: motive ışık.

Tek fikir

Motive ışık, seyircinin sahnedeki bir kaynaktan geldiğine inandığı ışıktır. Gerçekte bir görüntü yönetmeni o ışığı başka yerlerden kurmuş olabilir; ama seyirci onu bir pencereye, bir mum alevine ya da gökyüzüne bağlar ve bu bağ, sahnenin gerçeklik duygusunu ve ruh hâlini kurar.

Kavram

Önceki iki ders ışığın yönünü, sertliğini ve oranını konuştu. Bu derste başka bir soru soruyoruz: bu ışık nereden geliyor gibi görünüyor?

Bir sahnede ışığın kaynağı çoğu zaman görünmez. Seyirci bir odada otururken ışığın tavanda bir lambadan mı, pencereden mi, yoksa kameranın arkasındaki bir projektörden mi geldiğini düşünmez. Ama zihni bir varsayımda bulunur: ışık bir yerden geliyordur ve o yer, sahnenin dünyasının bir parçasıdır. Görüntü yönetmenleri bu varsayımı bilinçli olarak kullanır.

Motive ışık çoğu zaman bir aldatmacadır. Bir odada bir masa lambası yanıyorsa, o lamba bir yüzü sinemanın gerektirdiği kadar aydınlatmaya yetmeyebilir; görüntü yönetmeni lambanın yönünden gelen, ama kameranın dışında duran güçlü bir ışık kurar. Seyirci ışığın lambadan geldiğine inanır; gerçekte lamba yalnızca bir bahanedir. Bu bahane, ışığın sahneye ait görünmesini sağlar.

Pratik ışık ile motive ışık birlikte çalışır. Pratik ışık, seyirciye ışığın kaynağını gösterir; motive ışık, o kaynaktan geliyormuş gibi görünen ama çoğu zaman başka yerlerden kurulan aydınlatmadır. Bir sahnede bir mum görüyorsak ve yüz mumun yönünden aydınlanıyorsa, mum bir pratik ışık, yüzü aydınlatan güçlü ışık ise onun motive ettiği bir ışıktır.

Motive ışığın en uç biçimi, doğal ışığın kendisidir. Bazı yönetmenler ve görüntü yönetmenleri, gün ışığını olabildiğince az değiştirerek çekmeyi seçer ve sahneleri günün belirli saatlerine göre planlar.

Büyülü saatin ışığı güzeldir, ama çok kısa sürer; bir sahneyi bu ışıkta çekmek, her gün yalnızca birkaç dakikalık bir pencereye sığmak demektir. Bu yüzden bu ışık çoğu zaman bir zahmetin, bir sabrın ve bir seçimin ürünüdür.

Motive ışığı okurken üç soru verimlidir. Bu ışık nereden geliyor gibi görünüyor: görünür bir kaynaktan mı, görünmeyen ama var sayılan bir kaynaktan mı, yoksa hiçbir yerden mi? Işık o kaynağa uygun mu: bir mum gibi titrek ve sıcak mı, bir pencere gibi geniş ve yönlü mü, bir lamba gibi dar ve keskin mi? Ve ışık sahnenin dünyasına ait mi görünüyor, yoksa bir kaynağı olmadan, bir sahne ışığı gibi mi duruyor?

Bu son soru önemlidir, çünkü her ışık motive değildir. Bazı filmler, özellikle müzikaller ve stilize filmler, ışığın bir kaynağı olmadığını, bir sahne ışığı gibi, bir duygunun ışığı gibi geldiğini açıkça gösterir. 5.2'de bir gece sokağının bir şarkının ruh hâline göre aydınlandığını görmüştük; o ışığın bir kaynağı yoktu, bir duygusu vardı. Motive ışık ise tersine, ışığı dünyanın içine yerleştirir ve seyircinin onu sorgulamamasını sağlar.

Motive ışık bir de tenle ilişkisini doğal görünümün arkasına saklayabilir. Gün ışığı ya da bir pencere ışığı herkese eşit düşüyormuş gibi görünse de, aynı ışık açık bir tende ve koyu bir tende aynı ayrıntıyı vermez. Bir sahnenin «doğal» görünmesi, o sahnede kimin yüzünün okunur kaldığı sorusunu ortadan kaldırmaz; yalnızca sorulmasını zorlaştırır. Bu soru 5.4'ün konusudur.

Filmde

Bu filmde ışık, motive ışığın ve doğal ışığın bir örneğidir. Dış mekân sahnelerinin önemli bir kısmı büyülü saatte, güneşin battığı ya da doğduğu kısa zaman içinde çekilmiştir. Seyirci bu sahnelerde ışığı gökyüzüne bağlar; bir kaynak göremez, ama ışığın doğal olduğuna inanır. İç mekânlarda ise ışık sık sık pencerelerden ya da gaz lambalarından geliyormuş gibi görünür: bir odanın içinde yüzler, pencerenin yönünden ya da bir lambanın sıcaklığından aydınlanır.

Bu ışığın işlevi birkaç katmanlıdır. Birinci katman bir gerçeklik duygusudur: ışık bir kaynağa bağlandığı için sahneler bir set değil, bir yer gibi görünür. İkinci katman bir güzelliktir: büyülü saatin yumuşak, altın renkli ışığı, tarlaları ve yüzleri bir resim gibi gösterir. Üçüncü katman bir geçicilik duygusudur: bu ışığın birkaç dakika sürdüğünü bilen ya da sezen seyirci, görüntülerin bir anın içinde, kaybolmak üzere olduğunu hisseder.

Bir okuma bu üç katmanı, filmin hikâyesiyle birleştirir: işçilerin çiftlikteki hayatı da kısa, güzel ve geçicidir; bir mevsim sürer ve sonra dağılır. Işığın geçiciliği, bir cennetin geçiciliğine dönüşür. Bu okumanın dayanağı, filmin ışığı tutarlı biçimde günün en kısa ve en güzel anlarına yerleştirmesidir. Karşı kanıt da düşünülmelidir: güzellik bazen bir mesafe de yaratır. Görüntüler o kadar resim gibidir ki, seyirci karakterlerin yaşadıklarına değil, onların içinde durduğu manzaraya bakmaya başlayabilir. Bu film Seviye 3'ün üslup modüllerinde, görüntünün anlatıdan bağımsız ağırlığı sorusuyla yeniden okunacak.

Başka bir filmde

Türk sinemasından, bir sınır köyünün ışığını kendi diliyle arayan bir film.

Akademinin bu filmi listesine almasının nedenlerinden biri, Yeşilçam'ın çoğu zaman stüdyo ışığıyla çalışan üretim düzeni içinde, ışığı bir yerin gerçekliğine bağlamaya çalışmasıdır. Köyün evleri, sınırın bozkırı, gece kaçakçıların geçtiği arazi, ışığını o yerin kendisinden alıyormuş gibi görünür. Siyah-beyaz görüntüde gün ışığının sertliği ile gecenin karanlığı arasındaki fark, bir sınır köyünün hayatının iki yüzünü taşır.

Bu filmin ışığına dair kesin teknik bilgiler sınırlıdır; bu yüzden burada bir döküm vermek yerine sana bir soru bırakıyoruz. Kopyanda gece sahnelerine bak: ışık nereden geliyor gibi görünüyor? Bir ay ışığı, bir fener, bir ateş mi, yoksa bir kaynağı olmayan bir aydınlık mı? Gündüz sahnelerinde ise güneş yüzlere nasıl düşüyor; gölgeler sert mi, yumuşak mı? Bu gözlemleri Cennet Günleri'nin altın renkli akşam ışığıyla karşılaştırmak, iki farklı coğrafyanın ve iki farklı sinema geleneğinin doğal ışığı nasıl farklı kullandığını görmeni sağlar.

Bu film Seviye 5'in Türk sineması modüllerinde, Akad'ın ve Yeşilçam içinde kendi dilini arayan yönetmenlerin yerini konuşurken ayrıca okunacak. Burada önemli olan, motive ışığın yalnızca bir Hollywood tekniği değil, her sinemanın kendi koşullarıyla kurduğu bir ilişki olduğudur.

İki film motive ışığın iki ayrı biçimini gösterir. Cennet Günleri'nde ışık günün en kısa anına yerleştirilir ve bir güzelliği ve bir geçiciliği taşır. Hudutların Kanunu'nda ışık bir sınır köyünün sert gerçekliğine bağlanır ve o yerin hayatını taşır.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışDoğal görünen ışığı kurulmamış sanmak.
Doğrusu

Bir sahnenin ışığı doğal görünüyorsa, bu onun kendiliğinden olduğu anlamına gelmez. Motive ışık çoğu zaman özenle kurulmuş bir aldatmacadır; doğal görünmek de bir tercihtir.

Yaygın yanlışPratik ışığı sahnenin tek ışığı saymak.
Doğrusu

Kadrajda görünen bir lamba ya da mum, çoğu zaman sahnenin asıl ışığı değil, onun bahanesidir. Okur görünen kaynakla yüzü aydınlatan ışığın aynı yönden ve aynı nitelikte gelip gelmediğine bakar.

Yaygın yanlışHer ışığın bir kaynağı olduğunu varsaymak.
Doğrusu

Bazı filmler ışığın bir kaynağı olmadığını, bir duygunun ya da bir sahnenin ışığı olduğunu açıkça gösterir. Okur bir ışığı her zaman bir pencereye ya da bir lambaya bağlamaya çalışmaz; motive olmayan ışığın da bir anlamı vardır.

Okuma Defteri

Defter: Yüzü aydınlatan ışık görünen bir kaynağa bağlanabiliyor mu? Bağlanıyorsa hangisine, bağlanmıyorsa ışığın nereden geldiğine dair tahminini yaz ve bu tahminin bir yorum olduğunu belirt.

Özet

  1. Motive ışık, seyircinin sahnedeki bir kaynaktan geldiğine inandığı ışıktır; çoğu zaman o kaynağın yönünden ama başka yerlerden kurulur.
  2. Pratik ışık, kadrajda görünen ve gerçekten yanan kaynaktır; motive ışığın görünür bahanesidir.
  3. Büyülü saat, gün batımından hemen sonraki ya da gün doğumundan hemen önceki kısa zamandır; yumuşak, yönsüz ve sıcak bir ışık verir.
  4. Cennet Günleri'nde büyülü saat ve pencerelerden gelen ışık bir gerçeklik, bir güzellik ve bir geçicilik duygusu kurar; Hudutların Kanunu'nda ışık bir sınır köyünün sert gerçekliğine bağlanır.
  5. Doğal görünen ışık da bir tercihtir ve kimin yüzünün okunur kaldığı sorusunu ortadan kaldırmaz.

Kendini sına

  1. Motive ışık ile pratik ışık arasındaki fark nedir?
  2. Büyülü saat nedir ve neden bu ışıkta çekim yapmak zahmetlidir?
  3. Cennet Günleri'nin görüntü yönetmeni kimdir ve dış mekân sahnelerinin pek çoğu günün hangi zamanında çekilmiştir?
  4. Hudutların Kanunu'nda Hıdır'ı kim oynar ve film nasıl bir görüntüyle çekilmiştir?

Yanıtlar

  1. Motive ışık, sahnedeki bir kaynaktan geliyormuş gibi görünen, ama çoğu zaman başka yerlerden kurulan aydınlatmadır. Pratik ışık ise kadrajda görünen ve gerçekten yanan kaynaktır; bir lamba, bir mum, bir televizyon ekranı gibi.
  2. Güneşin ufkun hemen altında olduğu, gün batımından hemen sonraki ya da gün doğumundan hemen önceki kısa zamandır. Zahmetlidir, çünkü bu ışık her gün yalnızca birkaç dakika sürer ve bir sahneyi bu kısa pencereye sığdırmak gerekir.
  3. Néstor Almendros'tur; çekimlerin bir kısmını Haskell Wexler tamamlamıştır. Dış mekân sahnelerinin pek çoğu büyülü saatte çekilmiştir.
  4. Yılmaz Güney oynar; film siyah-beyazdır ve büyük ölçüde dış mekânda, bir sınır köyünde geçer.

Sonraki derse köprü

Motive ışık doğal görünmeyi sağladı; ama bu derste bir soruyu ertelemiştik: aynı ışık her yüze aynı biçimde düşer mi? Sonraki ders, 5.4, tenin nasıl ışıklandığını ele alıyor: film stoklarının ve renk ayarlarının uzun yıllar açık tene göre ayarlanmasının tarihini ve koyu bir yüzü özenle aydınlatmanın bir zanaat ve bir tercih olarak nasıl ustalaştığını.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.