İçeriğe geç

3.5 · Seviye 1 · Filmin dili

Mekân ve sınıf

Kim nerede yaşıyor, kim nereye giremiyor

Film Okuma Akademisi — Mizansen I — mekân ve nesne · 1.801 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Mekân bir toplumsal haritadır; kimin nerede yaşadığı ve nereye girebildiği sınıf ilişkilerini görünür kılar.
  2. Mekânsal sınırlar görünür, bir duvar ya da bir kapı gibi, ya da görünmez, kimin nerede oturabileceğine dair yazısız bir kural gibi olabilir.
  3. Eşikler, iki mekân arasındaki geçiş noktalarıdır ve bir karakterin bir sınıf çizgisini geçip geçemediği en çok orada okunur.
  4. Kahire Garı'nda tek bir gar, kimine bir geçiş yeri, kimine bütün bir hayattır; Parazit'te bir babanın «çizgi» üzerine sözü, görünmez bir sınırı adlandırır.
  5. Bir filmin bazı insanları kenarda göstermesi bir onay da olabilir, bir eleştiri de; okur filmin onlara ne kadar söz ve hikâye verdiğine bakar.

Açılış

Kalabalık bir tren garı. Hamallar sırtlarında bavullarla koşuşturuyor, gazeteciler bağırıyor, bir kadın kovasından soğuk içecek satıyor, trenler gelip gidiyor. Yolcular perona iner, taksilere biner, şehre dağılır; birkaç dakikalık bir geçiş noktasıdır onlar için gar. Ama bir kısım insan için gar bir geçiş yeri değil, bütün dünyadır: orada çalışırlar, orada yer, orada uyurlar. Topal bir gazete satıcısı, bir kulübede, duvarlarına kadın resimleri yapıştırdığı küçük bir köşede yaşar.

Youssef Chahine'in 1958 tarihli Kahire Garı'nda neredeyse bütün film bu garın içinde geçer. Aynı mekân, kimine bir kapı, kimine bir duvardır. Soru şu: aynı çatının altında kimin bir hayatı, kiminse yalnızca birkaç dakikası var ve bu fark duvarlarla, kapılarla, köşelerle nasıl kurulmuş?

Tek fikir

Mekân bir toplumsal haritadır. Bir filmde kimin hangi mekânda yaşadığı, hangi kapılardan girebildiği ve hangi sınırlarda durduğu, sınıf ilişkilerini sözle anlatmadan görünür kılar.

Kavram

3.2'de mekânın bir karaktere dönüşebildiğini gördük: karakterlerin ne yapabileceğini belirleyen, kendi geçmişini taşıyan bir güç. Bu derste o gücün bir yüzüne bakıyoruz: mekânın insanları sınıflarına göre ayırması.

Gündelik hayatta mekân sınıfla iç içedir. Kimin nerede oturduğu, hangi mahallede büyüdüğü, hangi kapıdan girdiği, hangi masaya oturabildiği, bir toplumun düzenini taşır. Sinema bu düzeni kolayca görünür kılabilir, çünkü kamera mekânı gösterir ve karakterler o mekânın içinde yer alır. Bir film iki evi, iki mahalleyi ya da tek bir binanın iki katını karşı karşıya koyduğunda, seyirci iki ayrı hayatı tek bakışta görür.

Bu karşıtlık çoğu zaman iki eksen üzerinde kurulur. Birincisi dikeydir: yukarısı ve aşağısı. Tepedeki ev ile vadideki mahalle, üst kattaki salon ile bodrumdaki mutfak, köşkün penceresi ile sokağın kaldırımı. Yukarıda olmak çoğu zaman bir ayrıcalıkla, aşağıda olmak bir yoksunlukla eşleşir; merdivenler bu iki dünyayı bağlayan, ama aynı zamanda ayıran yapılar olur. İkincisi yataydır: merkez ve kenar. Şehrin ortası ile şehrin çeperi, bir meydanın göbeği ile bir sokağın ucu, bir masanın başı ile kapı dibi. Türk melodramının uzun yıllar sık başvurduğu zengin köşk ile yoksul mahalle karşıtlığı, bu iki ekseni birlikte kullanır: köşk çoğu zaman hem yukarıda hem merkezde, mahalle hem aşağıda hem kenardadır. Bu eksenler bir kural değildir; ama okur bir filmde yukarı ve aşağı, merkez ve kenar ayrımının kime göre ve nasıl kurulduğunu sorduğunda, mekânın sınıf düzenini daha kolay görür.

Bazı sınırlar görünürdür: bir duvar, bir parmaklık, bir kapı. Bazıları görünmezdir: bir odada kimin oturduğu, kimin ayakta durduğu; bir masada kimin baş köşede, kimin kenarda olduğu; bir evde hizmetlilerin hangi odalarda bulunabileceği. Görünmez sınırlar çoğu zaman karakterlerin davranışından okunur: bir karakter bir kapının önünde durup içeri girmiyorsa, bir sınırla karşılaşmıştır.

Eşikler, mekân ve sınıf ilişkisinin en yoğun okunduğu yerlerdir. Bir karakterin bir eşikten geçip geçemediği, geçerken nasıl davrandığı, geçtikten sonra nasıl karşılandığı, bir toplumsal sınırın nasıl işlediğini gösterir. Bir yoksul karakter zengin bir evin kapısında tereddüt ediyorsa, bir hizmetli arka kapıdan giriyorsa, bir karakter bir pencereden başka bir dünyaya bakıp içeri giremiyorsa, eşik bir sınıf çizgisine dönüşür.

Mekân ve sınıfı okurken dört soru işe yarar. Birincisi, kim nerede yaşıyor ve bu mekânlar nasıl görünüyor? İkincisi, karakterler birbirlerinin mekânlarına girebiliyor mu ve hangi koşullarda? Üçüncüsü, eşikler nerede ve kim onları geçebiliyor? Dördüncüsü, mekânın içinde kim nerede duruyor: merkezde mi, kenarda mı, yukarıda mı, aşağıda mı?

Bu dördüncü soru, bu modül boyunca sorduğumuz «kim nasıl görünür kılınıyor?» sorusunun mekân hâlidir. Bir filmde bazı insanlar hep arka planda, hep kenarda, hep aşağıda gösteriliyorsa, film onların hayatını görmezden geliyor da olabilir, o görmezden gelinişi bilinçli olarak sahneliyor da. Okur iki ihtimali ayırmak için filmin bu insanlara ne kadar söz, ne kadar yakın plan, ne kadar hikâye verdiğine bakar.

Filmde

Bu filmde bütün hikâye tek bir mekânda geçer ve o mekân bir toplumun küçük bir modeline dönüşür. Gar, farklı sınıflardan insanların aynı anda bulunduğu bir yerdir: varlıklı yolcular, öğrenciler, köylüler, hamallar, satıcılar, polisler. Ama hepsi gara aynı biçimde ait değildir. Yolcular için gar bir geçiş yeridir; birkaç dakika kalır ve giderler. Hamallar, satıcılar ve Kınavi için ise gar, bütün hayatlarının geçtiği yerdir.

Mekânın sınıf düzeni dört soruyla okunabilir. Kim nerede yaşıyor? Kınavi garın bir köşesinde, küçük ve kapalı bir yerde yaşar; duvarları kesip yapıştırdığı resimlerle doludur. Karakterler birbirinin mekânına girebiliyor mu? Yolcular garın içinden geçer ama Kınavi'nin köşesine girmez; Kınavi ise garın her yerini dolaşır ama hiçbir yere gerçekten ait değildir. Eşikler nerede? Peronlar, trenlerin kapıları, garın girişi, her biri gelenlerle gidenleri ayıran birer eşiktir; Kınavi bu eşiklerin hiçbirinden geçip bir başka hayata gitmez. Kim nerede duruyor? Hamallar ve satıcılar garın kalabalığının içinde, sürekli hareket hâlinde, yolcuların arasında ama onlardan ayrı bir dünyada çalışır.

Bu düzenin işlevi, bir sınıf hikâyesini bir arzu hikâyesiyle birleştirmektir. Kınavi'nin Hanuma'ya duyduğu takıntılı arzu, garın içinde, onun asla çıkamadığı bir dünyada yaşanır. Ebu Sari'nin hamalları örgütleme çabası ise aynı mekânda bir başka sınıf hikâyesini, bir hak mücadelesini taşır. Bir okuma bu düzeni, garın kapalı bir toplumsal dünya olarak, içindeki insanların hem birbirine bağlı hem birbirine sıkışmış hâlinin bir modeli olarak görür. Bu okumanın ekrandaki dayanağı, filmin gardan neredeyse hiç çıkmamasıdır. Başka bir okuma ise aynı kapalılığı, Kınavi'nin zihnindeki kapalılığın bir dış görüntüsü olarak okur: gar onun hapishanesidir, çünkü onun arzusu da bir hapishanedir. Film bu iki okumayı birlikte taşır.

Başka bir filmde

Bu modülde üçüncü kez dönen, ama bu kez görünmez bir çizgiyle okunan bir film.

2.6 bu filmin iki evini derinlikle, 3.2 ise mekânın dokusu ve geçmişiyle okumuştu. Bu kez görünmez bir sınıra bakalım. Filmin ilk yarısında varlıklı ailenin babası, şoförü hakkında konuşurken, onun bir çizgiyi aşmamasını, yani kendi yerini bilmesini beğendiğini söyler. Bu çizgi bir duvar değildir, bir kapı değildir; ama evin ve arabanın içinde, kimin nereye kadar yaklaşabileceğini belirleyen bir kuraldır.

Bu söz, mekânsal sınırın görünmez biçimini açıkça adlandırır. Evin içinde hizmetliler ve çalışanlar belli odalarda, belli saatlerde bulunur; arabanın içinde şoför önde, işveren arkada oturur. Sınır bu yerleşimlerle kurulur ve sözle sürdürülür. Bir okuma bu çizgiyi, filmin bütün sınıf düzeninin bir özeti olarak görür: varlıklı aile, çalışanlarıyla aynı mekânı paylaşır ama onların kendi dünyalarına girmesine izin vermez. Bu çizginin aşılıp aşılmadığı filmin ikinci yarısının meselesidir; o yarı filmin kendi dosyasında, sonu konuşan bölümlerde açılacak.

Gar ile ev, aynı sorunun iki ayrı biçimidir. Kahire Garı'nda farklı sınıflar aynı mekânı paylaşır, ama o mekân kimine bir geçiş yeri, kimine bir hayattır. Parazit'te iki sınıf aynı evin içine girer, ama aralarında hiçbir duvarın göstermediği bir çizgi vardır.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışSınıfı yalnızca görünür zenginlik ve yoksullukla okumak.
Doğrusu

Büyük bir ev ile küçük bir oda arasındaki fark kolayca görülür; ama sınıf ilişkileri çoğu zaman daha ince sınırlarla, kimin nerede oturduğuyla, kimin hangi kapıdan girdiğiyle, kimin konuşup kimin sustuğuyla kurulur. Okur bu ince sınırlara da bakar.

Yaygın yanlışMekânın sınıf düzenini filmin onayı sanmak.
Doğrusu

Bir film bazı insanları hep kenarda gösteriyorsa, bu onları küçümsediği anlamına gelmeyebilir; o kenarda bırakılmışlığı eleştirmek için sahneliyor olabilir. Okur filmin bu insanlara ne kadar söz ve hikâye verdiğine bakarak iki ihtimali ayırır.

Yaygın yanlışTek bir mekânı tek bir sınıfa bağlamak.
Doğrusu

Bir mekân, Kahire Garı'ndaki gar gibi, aynı anda farklı sınıflardan insanları barındırabilir ve her biri için başka bir anlam taşıyabilir. Okur mekânın kim için ne olduğunu ayrı ayrı sorar.

Okuma Defteri

Defter: İki karakter arasında bir eşik ya da görünmez bir sınır görüyor musun? Gördüğün sınırı bir cümleyle adlandır ve onu ekranda gösteren tek bir ayrıntıyı yanına yaz.

Özet

  1. Mekân bir toplumsal haritadır; kimin nerede yaşadığı ve nereye girebildiği sınıf ilişkilerini görünür kılar.
  2. Mekânsal sınırlar görünür, bir duvar ya da bir kapı gibi, ya da görünmez, kimin nerede oturabileceğine dair yazısız bir kural gibi olabilir.
  3. Eşikler, iki mekân arasındaki geçiş noktalarıdır ve bir karakterin bir sınıf çizgisini geçip geçemediği en çok orada okunur.
  4. Kahire Garı'nda tek bir gar, kimine bir geçiş yeri, kimine bütün bir hayattır; Parazit'te bir babanın «çizgi» üzerine sözü, görünmez bir sınırı adlandırır.
  5. Bir filmin bazı insanları kenarda göstermesi bir onay da olabilir, bir eleştiri de; okur filmin onlara ne kadar söz ve hikâye verdiğine bakar.

Kendini sına

  1. Mekânsal sınır nedir ve hangi iki biçimde görülebilir?
  2. Eşik nedir? İki örnek ver.
  3. Kahire Garı'nda gar, yolcular için ve Kınavi için neyi ifade eder?
  4. Parazit'in ilk yarısında varlıklı ailenin babası şoförü hakkında ne söyler?

Yanıtlar

  1. Bir filmde karakterleri birbirinden ayıran bir çizgidir. Görünür olabilir, bir duvar, bir kapı ya da bir parmaklık gibi; ya da görünmez olabilir, kimin nerede oturabileceğine ya da hangi odaya girebileceğine dair yazılı olmayan bir kural gibi.
  2. İki mekân arasındaki geçiş noktasıdır; bir karakterin bir dünyadan ötekine geçtiği ya da geçemediği yerdir. Bir kapı, bir pencere, bir merdivenin başı ya da bir garın girişi örnek olabilir.
  3. Yolcular için birkaç dakikalık bir geçiş yeridir; Kınavi için ise içinde yaşadığı, çalıştığı ve hiç çıkmadığı bütün bir dünyadır.
  4. Şoförünün belli bir çizgiyi aşmamasını, yani kendi yerinde durmasını beğendiğini söyler; bu söz evin ve arabanın içindeki görünmez sınırı adlandırır.

Sonraki derse köprü

Mekân ve nesne modülü burada kapanıyor. Sonraki modül, mekânın içindeki bedenlere geçiyor. 4.1, figür yerleşimini, yani bedenlerin karenin içinde nereye konduğunu ve aralarındaki mesafenin film boyunca nasıl değiştiğini, yaşlı bir çiftin büyük şehirdeki çocuklarını ziyaret ettiği bir film üzerinden okuyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.