3.4 · Seviye 1 · Filmin dili
Kostüm ve makyaj
Bedenin değişmesi, rengin karakteri işaretlemesi
Film Okuma Akademisi — Mizansen I — mekân ve nesne · 1.781 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kostüm, bir karakterin giydiği her şeydir ve dönemi, sınıfı, iç dünyayı ve değişimi işaretleyebilir.
- Makyaj, görünmez kalmaya çalışan doğal makyajdan bir yüzü dönüştüren karakter makyajına uzanan bir alandır ve bir yüzün ışık altında nasıl görüneceğini belirler.
- Kostüm ve makyaj zamanı taşır; giysilerin ve yüzlerin değişimi bir karakterin film boyunca geçirdiği dönüşümü gösterebilir.
- Selvi Boylum Al Yazmalım'da al yazma Asya'yı bir yere ve bir hayata bağlar ve bir yıldızın tanıdık imajını başka bir hayatın içine yerleştirir; Paris Is Burning'de kostüm ve makyaj bir kimliğin kurulma ve sergilenme aracıdır.
- Bir rengin ya da bir giysinin sabit bir anlamı yoktur; anlam, filmdeki tekrarına, sahibine ve değişimine bakılarak okunur.
Açılış
Bir filmin adı bir giysiyle başlar: Selvi Boylum Al Yazmalım. Ad bir kadının boyunu ve başındaki kırmızı yazmayı anar; yüzünü, adını ya da ne yaptığını değil. Seyirci filme bu adla girer ve kadın ekranda göründüğünde, başındaki yazmaya bakar. Bir giysi, bir karakterin kimliğinin ilk işareti olmuştur.
Atıf Yılmaz'ın 1977 tarihli filmi, Cengiz Aytmatov'un bir öyküsünden uyarlanmıştır ve Asya'yı Yeşilçam'ın en tanınmış yıldızlarından Türkan Şoray oynar. Konumuz, mizansenin karakterin bedenine geçen kısmı: bir giysinin, bir saçın, bir yüzün bir karakteri nasıl işaretlediğini ve film boyunca nasıl değiştiğini.
Tek fikir
Giysi ve yüz, bedeni bir anlatı yüzeyine çevirir. Bir giysi ya da bir yüz, karakterin kim olduğunu, nereden geldiğini, hangi dönemde yaşadığını ve film boyunca nasıl değiştiğini söyleyebilir.
Kavram
3.3'te nesneleri konuştuk: karakterlerin elinde, çevresinde duran şeyleri. Bazı nesneler karakterin bedenine geçer ve onun bir parçası olur. Bu derste o nesnelere ve bedenin kendisinin nasıl hazırlandığına bakıyoruz.
Kostüm, gerçek hayattaki giysiden bir noktada ayrılır: seçilmiştir. Seçilmiş bir giysi, açıkça ya da örtük biçimde, karakter hakkında bir şey söylemeye adaydır. Bir filmde kostüm birkaç iş görür. Birincisi dönemi kurar: giysiler bir hikâyenin hangi yılda, hangi yerde geçtiğini söyler. İkincisi sınıfı ve mesleği gösterir: bir işçinin tulumu, bir memurun takımı, bir köylü kadının yazması, bir karakterin toplumsal yerini işaretler. Üçüncüsü karakterin iç dünyasını yansıtabilir: bir karakterin renkleri, giysilerinin düzeni ya da dağınıklığı, onun ruh hâline dair bir ipucu verebilir. Dördüncüsü değişimi taşır: film boyunca giysiler değişiyorsa, bu değişim karakterin geçirdiği dönüşümü izleyebilir.
Makyajın da bir yelpazesi vardır. Bir ucunda, seyircinin neredeyse fark etmediği makyaj durur: oyuncunun yüzünü ışık için düzenleyen, ama ona bir şey eklemiyormuş gibi görünen bir hazırlık. Öbür ucunda karakter makyajı durur: bir oyuncuyu yaşlandıran, yaralayan, bir canavara ya da bambaşka bir insana dönüştüren makyaj. 3.1'de Dr. Caligari'deki Cesare'nin bembeyaz yüzünü konuşmuştuk; o yüz, makyajın bir stilizasyon aracı olarak kullanılabildiğini gösteriyordu.
Kostümün bir de silme gücü vardır. Bir üniforma, bir mahkûm giysisi, bir işyerinin önlüğü, onu giyen insanların farklarını örter ve onları bir grubun parçası yapar. Bir filmde herkes aynı giysiyi giydiğinde, seyirci bireyleri ayırt etmekte zorlanır ve bu zorluk bir anlam taşıyabilir: bir kurumun insanları nasıl birbirine benzettiğini, bir kalabalığın içinde bir insanın nasıl kaybolduğunu gösterebilir. Bu yüzden bir filmde üniformalı bir kalabalığın içinden birinin farklı bir ayrıntıyla, bir atkıyla, bir rozetle ya da bir renkle ayrılması, çoğu zaman bilinçli bir karardır. Kostüm hem bir insanı işaretleyebilir hem de onu görünmez kılabilir.
Kostüm ve makyaj bir de zamanı taşır. Bir film yıllara yayılan bir hikâye anlatıyorsa, karakterlerin giysileri ve saçları zamanın geçtiğini söyler. Bir yüzde beliren çizgiler, beyazlayan saçlar, değişen giysiler, seyirciye yılların geçtiğini sözle anlatmadan gösterir. Bu değişimi izlemek, bir karakterin film boyunca nasıl dönüştüğünü görmenin en somut yollarından biridir.
Kostümü ve makyajı okurken üç soru verimlidir. Birincisi, bu giysi ve bu yüz karakter hakkında ne söylüyor: dönemini mi, sınıfını mı, yaşını mı, ruh hâlini mi? İkincisi, giysi ve yüz film boyunca değişiyor mu; değişiyorsa, değişim hikâyedeki bir dönemeçle çakışıyor mu? Üçüncüsü, bir kostüm parçası ya da bir renk, bir karakteri öteki karakterlerden ayırıyor mu?
Ekranda kimin nasıl görüneceğine en doğrudan karar veren alan belki de budur. Bir yüze sürülen makyajın tonu, o yüzün ışık altında nasıl görüneceğini değiştirir. Uzun yıllar sinemada makyaj ürünleri ve ışık düzenleri açık tenli yüzler esas alınarak geliştirildi; koyu tenli oyuncuların yüzleri çoğu zaman bu düzenin dışında kaldı. Bu tarih, ışık modülünde, tenin nasıl ışıklandığını işleyen derste ayrıca konuşulacak. Burada sorulacak soru şudur: bu filmde kimin yüzü özenle hazırlanmış, kiminki değil, ve bu fark kimi nasıl gösteriyor?
Filmde
Bu filmde kostümün ilk işi bir kimliği kurmaktır. Filmin adı Asya'yı bir giysiyle anar: al yazma. Yazma burada bir süs değil, bir işarettir. Asya'yı bir yere, bir topluluğa ve bir hayat biçimine bağlar: kasabanın, gündelik emeğin ve bir genç kadının sade ama dikkat çeken görünüşünün dünyasına. Kırmızı renk de bir ayrıştırma yapar; bir kalabalığın içinde, bir manzaranın içinde, göz önce o renge gider.
Kostümün ikinci işi bir yıldızın imajıyla ilgilidir. Türkan Şoray, Yeşilçam'da yıllarca güzelliği ve parlak görünüşüyle öne çıkan rollerde oynamış, «Sultan» diye anılan bir yıldızdı. Bu filmde onu sade giysiler ve bir yazmayla, bir kasabanın sıradan bir kadını olarak görürüz. 1.6'da Umut için konuştuğumuz gelenek bağlamı burada da işler: seyirci perdede tanıdığı bir yüzü bekler ve kostüm, o yüzü bambaşka bir hayatın içine yerleştirir. Bir okuma bu kararı, filmin melodramın parlak dünyasından uzaklaşıp daha gündelik bir gerçekliğe yaklaşma isteğinin bir parçası olarak görür.
Kostümün üçüncü işi zamandır. Film birkaç yıla yayılır: bir tanışma, bir evlilik, bir çocuk, bir ayrılık ve yıllar sonra bir dönüş. Bu zamanın geçişini kostümler ve yüzler taşır. Kendi kopyanda bu değişimi izlemeye çalış: Asya'nın filmin başındaki görünüşü ile sonundaki görünüşü arasında ne değişiyor? Yazma hâlâ orada mı, hâlâ aynı renkte mi? İlyas yıllar sonra döndüğünde, giysileri ve yüzü onun hakkında ne söylüyor? Bu gözlemleri deftere yazmak, filmin bir aşkın ve bir hayatın zamanını nasıl görünür kıldığını görmeni sağlar. Buradaki ayrıntıların kesin bir dökümünü vermiyoruz; çünkü bir kostüm okuması, gözlemin kendi kopyanda yapılmasına dayanır.
Başka bir filmde
Kostümün ve makyajın bir kimliği kurmanın ve sahnelemenin aracı olduğu, bir belgeselden örnek.
Bu filmde kostüm ve makyaj, bir kurmacanın karakterini değil, gerçek insanların kendilerini nasıl kurduklarını gösterir. Balolarda kategoriler vardır ve bu kategorilerin bir kısmı, katılımcıların belli bir toplumsal rolü, bir iş insanını, bir öğrenciyi, bir askeri, giysileri ve duruşlarıyla ne kadar inandırıcı biçimde canlandırabildiklerini ölçer. Kostüm burada bir kimliğin giyilmesi, sahnelenmesi ve sınanmasıdır.
Bu örnek kostümün bir başka yüzünü açar: kostüm yalnızca bir kimliği işaretlemez, bir kimliğin nasıl üretildiğini de gösterebilir. Bir okuma bu baloları, toplumun dışına itilmiş insanların, o toplumun rollerini giyerek onları hem sahiplenmesi hem de sorgulaması olarak görür. Film Seviye 7'nin belgesel dosyalarında ve Seviye 6'nın ideoloji ve toplum modülünde ayrıca okunacak; o okumalar filmin kendisinin bu topluluğa nasıl baktığını da tartışacak. Burada önemli olan, kostümün ve makyajın bir kurmaca karakterin olduğu kadar gerçek bir insanın da kim olduğunu kurabildiğidir.
İki film birlikte, kostümün iki ayrı gücünü gösterir. Selvi Boylum Al Yazmalım'da bir yazma, bir karakteri bir yere ve bir hayata bağlar; Paris Is Burning'de giysiler ve makyaj, insanların kendilerini kurmalarının ve sergilemelerinin aracı olur.
Yaygın okuma hataları
Yaygın yanlışKostümü yalnızca dönem doğruluğu açısından değerlendirmek.
Bir giysinin döneme uygun olup olmadığı bir sorudur, ama kostüm okumasının tamamı değildir. Okur giysinin karakter hakkında ne söylediğini ve film boyunca nasıl değiştiğini de sorar.
Yaygın yanlışMakyajı yalnızca dikkat çeken dönüşümlerde görmek.
Bir canavar makyajı ya da bir yaşlandırma kolayca fark edilir; ama neredeyse görünmez bir makyaj da bir yüzü ışık için hazırlar ve onun nasıl görüneceğini belirler. Okur doğal görünen yüzlerin de hazırlandığını bilir.
Yaygın yanlışBir rengi ya da bir giysiyi sabit bir anlama bağlamak.
Kırmızı her filmde tutku, siyah her filmde yas demek değildir. Bir rengin ya da bir giysinin anlamı, o filmde nasıl tekrar ettiğine, kime ait olduğuna ve hangi anlarda değiştiğine bakılarak okunur.
Okuma Defteri
Defter: Değişmeden kalan tek bir kostüm parçası ya da tek bir yüz ayrıntısı var mı? Varsa onu yaz ve filmin onu neden sabit tutmuş olabileceğine dair bir tahmin ekle; tahmini bir yorum olarak işaretle.
Özet
- Kostüm, bir karakterin giydiği her şeydir ve dönemi, sınıfı, iç dünyayı ve değişimi işaretleyebilir.
- Makyaj, görünmez kalmaya çalışan doğal makyajdan bir yüzü dönüştüren karakter makyajına uzanan bir alandır ve bir yüzün ışık altında nasıl görüneceğini belirler.
- Kostüm ve makyaj zamanı taşır; giysilerin ve yüzlerin değişimi bir karakterin film boyunca geçirdiği dönüşümü gösterebilir.
- Selvi Boylum Al Yazmalım'da al yazma Asya'yı bir yere ve bir hayata bağlar ve bir yıldızın tanıdık imajını başka bir hayatın içine yerleştirir; Paris Is Burning'de kostüm ve makyaj bir kimliğin kurulma ve sergilenme aracıdır.
- Bir rengin ya da bir giysinin sabit bir anlamı yoktur; anlam, filmdeki tekrarına, sahibine ve değişimine bakılarak okunur.
Kendini sına
- Kostüm bir filmde hangi dört işi görebilir?
- Makyajın yelpazesinin iki ucu nedir?
- Selvi Boylum Al Yazmalım'ın adı Asya'yı hangi kostüm parçasıyla anar ve film hangi yazarın öyküsünden uyarlanmıştır?
- Paris Is Burning'deki baloların bazı kategorileri neyi ölçer?
Yanıtlar
- Dönemi kurar, sınıfı ve mesleği gösterir, karakterin iç dünyasını yansıtabilir ve film boyunca değişerek karakterin dönüşümünü taşıyabilir.
- Bir ucunda seyircinin neredeyse fark etmediği, yüzü yalnızca ışık için hazırlayan doğal makyaj; öbür ucunda bir oyuncuyu yaşlandıran, yaralayan ya da bambaşka birine dönüştüren karakter makyajı durur.
- Başındaki kırmızı yazmayla, yani al yazmayla anar; film Cengiz Aytmatov'un bir öyküsünden uyarlanmıştır.
- Katılımcıların belli toplumsal rolleri, örneğin bir iş insanını ya da bir öğrenciyi, giysileri, makyajları ve duruşlarıyla ne kadar inandırıcı biçimde canlandırabildiklerini ölçer.
Sonraki derse köprü
Kostüm bir karakterin bedenini işaretledi; mekân onun nerede yaşadığını gösterdi. 3.5 ikisini bir araya getiriyor: mekân ve sınıf. Kim nerede yaşıyor, kim nereye giremiyor ve bir film bu sınırları dekorla nasıl çiziyor? Bu kez iki evin yanında, bir tren garının kalabalığını da okuyarak.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.