İçeriğe geç

3.3 · Seviye 1 · Filmin dili

Nesne

Nesnenin anlatıda taşıdığı yük; tekrar eden nesne

Film Okuma Akademisi — Mizansen I — mekân ve nesne · 1.732 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Sahne nesnesi, bir sahnede karakterlerin kullandığı, taşıdığı ya da ilişki kurduğu, dekorun sabit parçası olmayan nesnedir.
  2. Bir nesnenin anlatı yükü taşıdığını gösteren dört işaret vardır: vurgu, bir karakterle ilişki, tekrar ve dönüşüm.
  3. Tekrar eden bir nesne her görünüşünde anlam biriktirir ve bir hafıza taşıyıcısına dönüşebilir.
  4. Yurttaş Kane'de kar küresi üç ayrı anda görünerek Kane'in hayatının parçalarını birbirine bağlar; Sevmek Zamanı'nda bir fotoğraf bir insanın yerine geçer.
  5. Bir nesne okuması, o nesnenin filmde ne kadar yer tuttuğuyla orantılı olmalıdır; her nesneye bir anlam yüklemek bir okuma hatasıdır.

Açılış

Karanlık bir oda, büyük bir yatak, yatakta yaşlı bir adam. Elinde küçük bir cam küre tutuyor; kürenin içinde minik bir ev ve üstüne yağan kar taneleri. Adam tek bir kelime fısıldıyor. Eli gevşiyor, küre parmaklarının arasından kayıyor, basamaklardan yuvarlanıyor ve yere çarpıp kırılıyor. Kırık camın bir parçasında, odaya giren bir hemşirenin görüntüsü çarpık bir yansıma olarak beliriyor.

Welles'in ilk uzun filmi, Yurttaş Kane, böyle açılır: bir adamın ölümü ve onun elinden düşen bir oyuncakla. Filmin geri kalanı, o tek kelimenin ne anlama geldiğini arayan bir gazetecinin hikâyesidir. Ama seyircinin aklında kalan ilk şey, bir kelimeden çok o küçük, kırılgan nesnedir. Bu ders, bir nesnenin bir filmde nasıl bir yük taşıyabildiğini soruyor.

Tek fikir

Bir filmdeki nesne yalnızca bir eşya değildir. Bir karakterin elinde, bir sahnenin ortasında ya da film boyunca tekrar ederek, bir duyguyu, bir geçmişi ya da bir ilişkiyi taşıyabilir; okur nesnenin nerede, kimin elinde ve hangi anlarda göründüğüne bakar.

Kavram

3.2 mekânı konuştu. Mekânın içinde, karakterlerin dokunduğu, taşıdığı, baktığı, kırdığı şeyler durur. Sinemada bu şeylere çoğu zaman tek bir adla gönderme yapılır.

Sahne nesnelerinin çoğu fark edilmez. Bir masadaki bardak, bir karakterin elindeki gazete, bir odadaki lamba, gerçekçi bir dünyanın gereğidir ve okurdan özel bir dikkat istemez. 1.3'te işlev türlerini ayırmıştık: bir öğe gerçekliğe benzediği için orada olabilir. Pek çok nesne tam da böyledir. Ama bazı nesneler bu sıradanlığın dışına çıkar ve anlatının yükünü taşımaya başlar.

Bir nesnenin bu yükü taşıdığını gösteren birkaç işaret vardır. Birincisi vurgudur: film nesneyi yakın planla gösterir, onu kadrajın merkezine koyar, üzerinde durur. İkincisi bir karakterle ilişkidir: nesne belli bir karakterin elinde, cebinde, odasında belirir ve o karakterle birlikte anılır. Üçüncüsü tekrardır: nesne filmde birden fazla kez, farklı sahnelerde ortaya çıkar. Dördüncüsü dönüşümdür: nesne bir sahnede bütün, bir başkasında kırık; bir sahnede değerli, bir başkasında unutulmuş olabilir.

Tekrar eden bir nesne özellikle güçlü bir araçtır. Her görünüşünde biraz daha anlam biriktirir; seyirci onu ikinci kez gördüğünde birinci görünüşünü hatırlar, üçüncü kez gördüğünde ilk ikisini. Nesne böylece bir hafıza taşıyıcısına dönüşür. Ama bir nesnenin ne zaman sadece tekrar eden bir öğe, ne zaman bir motif ya da bir simge olduğu ayrı bir sorudur; Seviye 2'nin motif ve simge modülü, M16, bu ayrımı ayrıca işleyecek. Bu derste nesnenin anlatıda neyi taşıdığına bakıyoruz.

Nesneler birkaç ayrı iş görebilir. Bir nesne olay örgüsünü yürütebilir: bir mektup bir bilgiyi taşır, bir anahtar bir kapıyı açar, bir silah bir tehdidi kurar. Bir nesne bir karakteri tanıtabilir: bir karakterin cebinden çıkan şey, onun kim olduğunu söyleyebilir. Bir nesne bir ilişkiyi taşıyabilir: iki karakter arasında el değiştiren bir armağan, onların bağını görünür kılar. Bir nesne de bir geçmişi taşıyabilir: bir fotoğraf, bir oyuncak, bir giysi, ekranda görünmeyen bir zamanı şimdiye getirebilir.

Nesneyi okurken bir tuzağa dikkat etmek gerekir: her nesneye bir anlam yüklemek. Bir film bir nesneyi vurguluyor, tekrarlıyor ya da bir karakterle bağlıyorsa, okur onun yükünü sorabilir. Ama vurgulanmamış, bir kez geçen, gerçekçi bir dünyanın gereği olan bir nesneye büyük bir anlam yüklemek, filmde olmayan bir şeyi filme taşımak olabilir. 1.4'te öğrendiğimiz karşı kanıt ilkesi burada da çalışır: bir nesne okuması, o nesnenin filmde ne kadar yer tuttuğuyla orantılı olmalıdır.

Nesne bir de kimin dünyasına ait olduğunu söyler. Bir karakterin çevresindeki eşyalar, onun sınıfını, zevkini, geçmişini gösterir; bir odadaki pahalı bir tablo ile bir başka odadaki kırık bir sandalye, iki ayrı hayatı anlatır. Kimin hangi nesnelere sahip olduğu, kimin hangi nesnelere dokunamadığı, bu modülün son dersinde konuşulacak mekân ve sınıf sorusuna bağlanır.

Filmde

Bu filmde kar küresi, bir nesnenin dört işaretinin hepsini taşır. Vurgu bakımından, filmin açılışında küre çok yakından gösterilir; içindeki ev ve kar, ekranın neredeyse tamamını kaplar ve kürenin yere düşüp kırılması ayrı bir an olarak verilir. Bir karakterle ilişki bakımından, küre Kane'in elindedir ve onun son anına bağlanır. Tekrar bakımından, küre filmde yalnızca bir kez görünmez. Dönüşüm bakımından da, açılışta bütün olan küre aynı sahnenin içinde kırılır.

Bu üç görünüş birlikte bir anlam biriktirir. Küre önce Kane'in ölümüne bağlanır. Sonra, film geriye dönüp Kane'in hayatını anlatırken, Susan'ın odasında yeniden belirir: Kane'in bir kadınla tanıştığı, belki de kısa bir süre için mutlu olduğu bir akşamda. Üçüncü kez, aynı kadın onu terk ettiğinde ve Kane onun odasını parçaladığında, kürenin önünde durur. Nesne böylece Kane'in hayatındaki üç ayrı anı birbirine bağlar: bir başlangıç, bir kayıp ve bir son.

Kürenin içindeki kar, filmin bir başka sahnesine de gönderme yapıyor gibi okunabilir. 1.2'de Yurttaş Kane'in çocukluk evi sahnesini konuşmuştuk: çocuk Kane, karda oynarken yetişkinler onun geleceğine karar verir. Kürenin içinde yağan kar ve küçük ev, bu sahneyi hatırlatır. Bir okuma kürenin, Kane'in yitirdiği çocukluğun, kaybettiği bir yuvanın küçük bir kopyası olduğunu öne sürer. Bu okuma güçlü bir ekran dayanağına sahiptir: kar ve ev, iki sahnede de görünür. Karşı kanıtı da düşünmek gerekir: film bu bağı hiçbir zaman sözle kurmaz ve kürenin Kane için ne ifade ettiğini açıkça söylemez. Bağı kuran, seyircinin iki görüntüyü yan yana koymasıdır.

Filmin son sözüyle ilgili büyük sorusu, Kane'in fısıldadığı kelimenin neyi anlattığı, filmin sonunda cevaplanır; bu ders o cevabı açmayacak. 0.7'de gördüğümüz gibi, bir okuma filmi henüz izlememiş biri için bir sürprizi bozmadan da yapılabilir. Kürenin kendisi, o cevaptan bağımsız olarak, filmin nesneyle nasıl düşündüğünü gösteren yeterli bir örnektir.

Başka bir filmde

Bir nesnenin bir karakterin bütün arzusunu taşıdığı, Türk sinemasından bir örnek.

Bu filmde nesne, bir fotoğraf, bir insanın yerini alır. Halil'in sevgisi bir kadına değil, o kadının bir görüntüsüne yönelir. Fotoğraf onun için gerçek kadından daha değerli, daha kalıcı ve daha dokunulmazdır. Film bu nesneyi bir sahne nesnesi olmaktan çıkarıp bir arzunun taşıyıcısına dönüştürür: fotoğraf vurgulanır, Halil onunla birlikte gösterilir, film boyunca tekrar tekrar karşımıza çıkar.

Bu kullanımın işlevi, nesneyle insan arasındaki ilişkiyi tersine çevirmesidir. Çoğu filmde bir nesne bir insanı hatırlatır; burada nesne insanın önüne geçer. Bir okuma bu düzeni, aşkın bir görüntüye, bir hayale duyulan sevgi olduğu üzerine bir düşünce olarak görür. Aynı düzende sinemanın kendisi üzerine bir soru bulan okurlar da vardır: bir görüntüyü, gerçeğinden daha çok sevmek, bir seyircinin perdedeki bir yüze duyduğu bağa benzemez mi? Film Seviye 4'teki kendi dosyasında ve Türk sineması modüllerinde ayrıca okunacak; burada önemli olan, tek bir nesnenin bir filmin bütün hikâyesini taşıyabildiğidir.

Nesnenin iki ayrı gücü bu iki filmde ayrışır. Yurttaş Kane'de küre bir hayatın kaybolmuş anlarını birbirine bağlar ve geçmişi taşır. Sevmek Zamanı'nda fotoğraf bir insanın yerine geçer ve bir arzuyu taşır. İkisinde de nesne, karakterin söyleyemediği bir şeyi görünür kılar.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışHer nesneye bir anlam yüklemek.
Doğrusu

Bir filmdeki nesnelerin çoğu gerçekçi bir dünyanın gereğidir. Okur, filmin bir nesneyi vurgulayıp vurgulamadığına, tekrarlayıp tekrarlamadığına ve bir karakterle bağlayıp bağlamadığına bakar; bu işaretleri taşımayan bir nesneye büyük bir anlam yüklemez.

Yaygın yanlışBir nesnenin anlamını tek bir görünüşünden çıkarmak.
Doğrusu

Tekrar eden bir nesne, her görünüşünde biraz daha anlam biriktirir. Onu yalnız bir sahnede okumak, filmin onunla kurduğu birikimi kaçırır.

Yaygın yanlışNesneyi bir şifre gibi çözmeye çalışmak.
Doğrusu

Bir nesnenin «gerçek anlamı»nı bulmaya çalışan okur, film bittiğinde nesneyi bir kenara bırakır. Oysa bir nesnenin gücü çoğu zaman tek bir anlama indirgenememesinden gelir; okuma onun birkaç ihtimalini ekrandaki kanıtla birlikte tartar.

Okuma Defteri

Defter: Nesnenin ilk ve son görünüşü arasındaki farkı tek bir cümleyle anlat ve bu farkın karakterin değişimiyle bir ilişkisi olup olmadığını yanına ekle.

Özet

  1. Sahne nesnesi, bir sahnede karakterlerin kullandığı, taşıdığı ya da ilişki kurduğu, dekorun sabit parçası olmayan nesnedir.
  2. Bir nesnenin anlatı yükü taşıdığını gösteren dört işaret vardır: vurgu, bir karakterle ilişki, tekrar ve dönüşüm.
  3. Tekrar eden bir nesne her görünüşünde anlam biriktirir ve bir hafıza taşıyıcısına dönüşebilir.
  4. Yurttaş Kane'de kar küresi üç ayrı anda görünerek Kane'in hayatının parçalarını birbirine bağlar; Sevmek Zamanı'nda bir fotoğraf bir insanın yerine geçer.
  5. Bir nesne okuması, o nesnenin filmde ne kadar yer tuttuğuyla orantılı olmalıdır; her nesneye bir anlam yüklemek bir okuma hatasıdır.

Kendini sına

  1. Sahne nesnesi nedir? İki örnek ver.
  2. Bir nesnenin anlatı yükü taşıdığını gösteren dört işaret hangileridir?
  3. Yurttaş Kane'de kar küresi hangi üç yerde görünür?
  4. Sevmek Zamanı'nda Halil'in âşık olduğu şey nedir?

Yanıtlar

  1. Bir sahnede karakterlerin kullandığı, taşıdığı ya da ilişki kurduğu, dekorun sabit parçası olmayan nesnedir. Bir mektup, bir silah, bir fincan, bir oyuncak ya da bir fotoğraf örnek olabilir.
  2. Vurgu, yani nesnenin yakın planla ya da kadrajın merkezinde gösterilmesi; bir karakterle ilişki; tekrar, yani birden fazla sahnede görünmesi; ve dönüşüm, yani bir sahnede bütün, bir başkasında kırık ya da değişmiş olması.
  3. Açılışta ölen Kane'in elinden düşüp kırılırken; Kane'in Susan ile tanıştığı akşam Susan'ın odasında; ve Susan Kane'i terk ettikten sonra, Kane onun odasını dağıttığı sahnede.
  4. Boyamaya gittiği bir köşkte gördüğü bir genç kadının fotoğrafı; kadının kendisiyle karşılaştığında da fotoğrafı sevmeyi sürdürmek ister.

Sonraki derse köprü

Nesneler bir karakterin çevresinde durur; ama bazı nesneler bir karakterin bedenine geçer. Sonraki ders, 3.4, kostümü ve makyajı ele alıyor: bir karakterin giydiği şeyin, saçının ve yüzünün film boyunca nasıl değiştiğini ve bir rengin, bir başörtüsünün bir karakteri nasıl işaretleyebildiğini.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.