İçeriğe geç

2.2 · Seviye 1 · Filmin dili

Plan ölçeği

Genel plandan çok yakın plana; ölçek ile duygusal mesafe

Film Okuma Akademisi — Kare ve plan · 1.861 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Plan, kameranın kesintisiz kaydettiği tek bir görüntü parçasıdır; plan ölçeği, karede gösterilen insanın ya da nesnenin ne kadar yer kapladığıdır.
  2. Ölçek basamakları bir manzaranın tamamından bir gözün ayrıntısına kadar uzanır; aralarındaki sınırlar kesin değildir.
  3. Ölçek seyircinin bir karaktere duyduğu mesafeyi etkiler, ama sabit bir anlamı yoktur; anlam sahnede kurulur.
  4. Okuma tek bir planın ölçeğinden çok ölçeğin değişimine ve kimin hangi ölçekte gösterildiğine bakar.
  5. Persona aynı konuşmayı iki ayrı yüzün yakın planıyla iki kez vererek ölçeğin ve yakın planın gücünü gösterir; Bir Zamanlar Anadolu'da genel planla bir dünyanın genişliğini kurar.

Açılış

İki kadın bir yazlık evde, bir masanın iki yanında. Biri konuşuyor, öteki susuyor. Konuşan kadın, susan kadının hayatından acı bir şey anlatıyor; uzun bir konuşma bu, ve kamera bütün konuşma boyunca susan kadının yüzünde kalıyor. Yüz ekranı neredeyse dolduruyor. Konuşma bitiyor. Sonra film aynı konuşmayı, kelimesi kelimesine, bir kez daha veriyor; ama bu kez kamera konuşan kadının yüzünde. Ve ikinci anlatımın sonunda, ekranda iki kadının yüzü birbirine karışıyor: bir yarısı birinin, öteki yarısı ötekinin olan tek bir yüz.

Bu, Ingmar Bergman'ın 1966 tarihli Persona filmidir. Aynı sözleri iki kez duyarız; ama iki kez başka bir şey yaşarız, çünkü ekranı dolduran yüz değişmiştir. Bu ders, bir yüzün ya da bir bedenin ekranda ne kadar yer kapladığını, yani plan ölçeğini ele alıyor.

Tek fikir

Plan ölçeği, bir insanın ya da nesnenin karede ne kadar büyük göründüğüdür. Ölçek değiştikçe seyircinin gördüğü ve hissettiği değişir: genel plan bir dünyayı, yakın plan bir yüzü, çok yakın plan bir ayrıntıyı öne çıkarır.

Kavram

Bir önceki derste kareyi bir seçim olarak tanımladık: neyi içeri aldığı, neyi dışarıda bıraktığı. Bu seçimin bir boyutu da ölçektir. Aynı kişiyi gösteren iki kare, onu çok farklı büyüklüklerde gösterebilir ve bu fark okumayı değiştirir.

Plan, filmin kurgu birimidir. Bir sahne çoğu zaman birçok plandan oluşur; her plan kendi kadrajını, kendi ölçeğini, kendi açısını taşır. Planların yan yana gelmesi, yani kesme, Seviye 1'in kurgu modülünde ayrıca işlenecek. Burada bir planın içine, o planın gösterdiği büyüklüğe bakıyoruz.

Bu basamaklar sinema dilinde aşağı yukarı ortak adlarla anılır. En uzakta çok genel plan durur: bir manzara, bir şehir, bir kalabalık; insanlar varsa küçücüktür. Genel plan bir insanı bütün bedeniyle ve çevresiyle gösterir; mekân hâlâ belirgindir. Boy planı bir insanı baştan ayağa kadar, karenin büyük kısmını kaplayarak gösterir. Orta plan bir insanı aşağı yukarı belinden yukarısıyla gösterir; konuşmaların sık sık bu ölçekte çekilmesi bu yüzdendir, çünkü hem yüz hem eller görünür. Yakın plan bir yüzü, belki omuzlarla birlikte gösterir.

En yakında ise çok yakın plan durur: bir göz, bir el, bir dudak, bir nesnenin küçük bir ayrıntısı. Bu basamakların sınırları kesin değildir. Bir planın orta plan mı, yakın orta plan mı olduğu konusunda iki okur farklı ad verebilir. Önemli olan adın kendisinden çok, okurun ölçeği fark etmesi ve ölçeğin değiştiği anları görmesidir.

Ölçek, seyircinin bir karaktere duyduğu mesafeyi de etkiler. Gündelik hayatta bir insanın yüzünü ancak ona çok yaklaştığımızda, belki yalnızca bir yakınımızla konuşurken o kadar büyük görürüz. Sinema ise bir yabancının yüzünü bize birdenbire, o yakınlıkta gösterebilir. Bu yüzden yakın plan çoğu zaman bir mahremiyet duygusu yaratır: seyirci bir yüzü, bir gözyaşını, bir dudak titremesini gündelik hayatta olmayacak kadar yakından görür. Genel plan ise tersini yapabilir: bir karakteri dünyanın içine yerleştirir, onu küçük gösterir, seyirciyi bir gözlemci gibi geride tutar.

Ama dikkat: ölçeğin anlamı sabit değildir. «Yakın plan duygu demektir, genel plan yalnızlık demektir» gibi kalıplar sık sık tekrarlanır ve her filmde işlemez. Bir yakın plan bir yüzü duygusal olarak açmak yerine bir maske gibi kapalı da gösterebilir. Bir genel plan bir karakteri yalnız değil, özgür de gösterebilir. Ölçek bir mesafe kurar; o mesafenin ne anlama geldiğini sahnenin kendisi söyler.

Ölçeğin bir okuma aracı olarak en verimli kullanımı, değişime bakmaktır. Bir sahne genel planla başlayıp yavaş yavaş yaklaşıyorsa, seyirci bir dünyadan bir insana yönlendiriliyordur. Bir sahne yakın plandan birdenbire genel plana geçiyorsa, bir karakter çevresiyle ya da yalnızlığıyla birdenbire yüzleştiriliyor olabilir. Okur yalnız tek bir planın ölçeğini değil, ölçeklerin sırasını da izler.

Ölçek, kimin ekranda büyük göründüğünü de belirler. Bir sahnede kim yakın planla gösteriliyor, kim yalnızca genel planda bir figür olarak kalıyor? Bir filmde hangi yüzler yakından, hangileri uzaktan gösteriliyor? Kadrajın kimi göreceğine karar verdiğini önceki derste söylemiştik; ölçek de kimin yüzünün okunacak kadar yakından gösterileceğine karar verir. Bu soru, bir filmin kimi merkeze aldığını sormanın en somut yollarından biridir.

Filmde

Bu filmi plan ölçeğiyle izlemek, yakın planın bir film boyunca nasıl bir dünyaya dönüşebileceğini gösterir. Film genel planlara da yer verir: deniz kıyısı, kayalar, yazlık evin çevresi. Ama ağırlık yüzlerdedir. Elisabet'in yüzü, konuşmadığı için, filmin büyük kısmında yalnızca yakın planda okunabilir: sözün yerini bir bakış, bir dudak kıpırtısı, bir yüz ifadesinin değişimi alır. Alma'nın yüzü ise konuştuğu için hem sözle hem yüzle okunur.

Açılıştaki sahne, yani aynı konuşmanın iki kez verilmesi, ölçeğin bir okuma aracı olarak gücünü en açık biçimde gösterir. Birinci anlatımda seyirci sözleri duyar ama dinleyen yüze bakar; Elisabet'in yüzü, duyduğu şeye nasıl tepki verdiğini, ya da vermediğini, gösterir. İkinci anlatımda aynı sözleri, konuşan yüzden duyarız; bu kez Alma'nın bu sözleri söylerken ne yaşadığını görürüz. Söz aynı, ölçek aynı; değişen, yakın planın kimin yüzünde olduğudur. Ve ikinci anlatımın sonunda iki yüzün birleşmesi, filmin bütün yakın plan düzeninin bir sonucu gibi gelir: iki yüzü bu kadar yakından ve bu kadar uzun süre izleyen seyirci, onların birbirine karışmasına hazırlanmıştır.

Bir okuma bu düzeni iki kimliğin, iki kadının birbirine geçmesi olarak görür; film boyunca Alma'nın Elisabet'e giderek daha çok benzediği, birinin ötekinin içine kaydığı izlenimi güçlenir. Bu okuma ekrandaki bir ölçek seçimine dayanır; ama başka okumalar da mümkündür. Birleşen yüz, bir kimlik karışmasından çok, sinemanın kendisinin, yani iki görüntüyü birleştirebilen bir aracın, kendini gösterdiği bir an olarak da okunabilir. Filmin açılışında bir projektörün ve film şeridinin gösterilmesi bu ikinci okumayı destekler. Persona Seviye 3'te modernist sinemanın örneklerinden biri olarak ve Seviye 2'de ayna karakter dersinde yeniden okunacak; burada bilmen gereken, bu okumaların hepsinin önce bir ölçeğin, yakın planın, film boyunca kurduğu yakınlığa dayandığıdır.

Filmin görüntü yönetmeni Sven Nykvist'tir ve iki kadının yüzü, siyah-beyaz görüntüde, çoğu zaman yumuşak ve yüzü bütünüyle açan bir ışıkla gösterilir. Işığın bu yüzlerde nasıl çalıştığı ışık modülünde ayrıca konuşulacak. Burada şunu not et: yakın plan bir yüzü seçer, ışık o yüzün nasıl görüneceğini belirler. İkisi birlikte, bir yüzü ekranın tek konusu yapar.

Başka bir filmde

Genel planın bir dünyayı ve bir karakterin o dünyadaki yerini nasıl kurduğunu gösteren bir örnek.

Bu filmin gece sahnelerinde ölçek bir ritim kurar. Bozkırın çok genel planlarında arabalar, karanlığın içinde ilerleyen birkaç ışık noktasıdır; insanlar görünmez ya da küçücüktür. Ardından film arabaların içine girer ve yüzleri, konuşmaları, yorgunluğu daha yakından gösterir. Bu gidip gelme, seyirciye iki ayrı şey hissettirir: dışarıda bütün aramanın küçüklüğü, bozkırın genişliği karşısında birkaç insanın çabası; içeride ise bu insanların kendi dertleri, konuşmaları, sıkıntıları.

Bir okuma bu genel planları, insanların bir doğa ya da bir taşra karşısındaki küçüklüğü olarak görür. Başka bir okuma ise aynı planlarda bir sabır ve bekleme duygusu bulur: arama uzun sürer ve genel plan, bu uzunluğu bir mesafeyle, bir yavaşlıkla taşır. İki okuma da bir ölçek seçimine dayanır; ama hangisinin ağır bastığı, seyircinin genel planlarda neye baktığına, karanlığa mı, farlara mı, aradaki boşluğa mı, bağlıdır.

İki film birlikte, ölçeğin iki ucunu gösterir. Persona yakın planla bir yüzün içine girer; Bir Zamanlar Anadolu'da genel planla bir dünyanın genişliğini kurar ve iki film de aradaki geçişlerle anlam üretir.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışÖlçeğe sabit bir anlam yüklemek.
Doğrusu

«Yakın plan duygu, genel plan yalnızlık» gibi kalıplar her filmde işlemez. Aynı ölçek bir sahnede yakınlık, başka bir sahnede bir maskenin soğukluğu, bir başkasında bir gözetim duygusu yaratabilir; anlam sahnede kurulur.

Yaygın yanlışÖlçek adlarını ezberleyip ölçeğin değişimini görmemek.
Doğrusu

Bir planın adını doğru vermek okumanın başlangıcıdır. Asıl okuma, ölçeğin bir sahne içinde nasıl değiştiğine, hangi anda yaklaşıp hangi anda uzaklaştığına bakar.

Yaygın yanlışYalnız ana karakterin ölçeğine bakmak.
Doğrusu

Bir sahnede kimin yakın planla, kimin yalnızca genel planla gösterildiğini sormamak, filmin kimi merkeze aldığını görmemek demektir. Ölçek bir karakter seçimi de yapar.

Okuma Defteri

Defter: Ölçeğin değiştiği anla sahnede olan şey arasında bir bağ görüyor musun? Bağı tek cümleyle yaz; sonra o cümlenin hangi kelimesinin ekranda görülen bir şeye, hangisinin senin çıkarımına dayandığının altını çiz.

Özet

  1. Plan, kameranın kesintisiz kaydettiği tek bir görüntü parçasıdır; plan ölçeği, karede gösterilen insanın ya da nesnenin ne kadar yer kapladığıdır.
  2. Ölçek basamakları bir manzaranın tamamından bir gözün ayrıntısına kadar uzanır; aralarındaki sınırlar kesin değildir.
  3. Ölçek seyircinin bir karaktere duyduğu mesafeyi etkiler, ama sabit bir anlamı yoktur; anlam sahnede kurulur.
  4. Okuma tek bir planın ölçeğinden çok ölçeğin değişimine ve kimin hangi ölçekte gösterildiğine bakar.
  5. Persona aynı konuşmayı iki ayrı yüzün yakın planıyla iki kez vererek ölçeğin ve yakın planın gücünü gösterir; Bir Zamanlar Anadolu'da genel planla bir dünyanın genişliğini kurar.

Kendini sına

  1. Plan ile plan ölçeği arasındaki fark nedir?
  2. Orta plan bir insanı aşağı yukarı nasıl gösterir ve konuşmalar neden sık sık bu ölçekte çekilir?
  3. Persona'da Alma'nın uzun konuşması kaç kez ve hangi yüzler üzerinde gösterilir?
  4. Bir Zamanlar Anadolu'da'nın gece sahnelerinde arabalar genel planda nasıl görünür?

Yanıtlar

  1. Plan, kameranın bir kesmeden ötekine kadar kesintisiz kaydettiği görüntü parçasıdır. Plan ölçeği ise o planda gösterilen insanın ya da nesnenin karede ne kadar yer kapladığıdır; her planın bir ölçeği vardır.
  2. Aşağı yukarı belinden yukarısıyla gösterir. Konuşmalar sık sık bu ölçekte çekilir, çünkü hem yüz hem eller görünür ve iki insanın konuşması bu ölçekte rahatça izlenebilir.
  3. İki kez gösterilir: önce dinleyen Elisabet'in yüzü üzerinde, sonra konuşan Alma'nın yüzü üzerinde. İkinci anlatımın ardından iki kadının yüzünün yarıları tek bir yüz gibi birleştirilir.
  4. Karanlık bozkırın içinde ilerleyen birkaç ışık noktası, yani farlar olarak; insanlar bu planlarda görünmez ya da çok küçük kalır.

Sonraki derse köprü

Ölçek kameranın bir yüze ne kadar yaklaştığını sorar; ama kamera o yüze hangi yükseklikten, hangi yönden baktığını da seçer. Sonraki ders, 2.3, kamera açısını ele alıyor: alttan, üstten ve göz hizasından bakmayı, ve «alt açı güç demektir» gibi yerleşik bir kalıbın nerede işleyip nerede işlemediğini.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.