15.4 · Seviye 2 · Anlatı
Ağ anlatısı
Birbirine dolanan hikâyeler
Film Okuma Akademisi — Yapı · 2.436 kelime · 2 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Ağ anlatısı, birbirinden ayrı çizgilerde ilerleyen birçok karakterin yollarının kesiştiği anlarla birbirine bağlandığı anlatıdır; film tek bir merkez yerine bir bağlantılar örgüsü kurar.
- Kesişme noktası, çizgilerin aynı olayda, mekânda ya da nesnede birbirine değdiği andır; bazı filmlerde çizgileri değiştirir, bazılarında yalnızca bir rastlantı olarak kalır.
- Eleştiride bu filmler için «hiperbağlantılı sinema» adı da kullanılır; ad Alissa Quart'ın 2005 tarihli bir yazısından gelir ve Roger Ebert tarafından yaygınlaştırılmıştır.
- Ucuz Roman'da çizgiler bir düğümün, Marsellus'un çevresinde dolanır; düğüm olmak ile bir çizginin merkezinde olmak birbirinden ayrılır.
- Amores perros'ta düğüm bir trafik kazasıdır; kaza bir şehrin üç sınıfından üç hayatı birbirine değdirir ve bağların bütününü yalnızca seyirci görür.
Açılış
Sürpriz uyarısı: Bu derste Ucuz Roman'ın ve Amores perros'un üç hikâyesinin nerede kesiştiği ve nasıl bittiği açık ediliyor.
Mexico City'de bir araba kovalamacası, bir kavşakta bir çarpışmayla biter. Çarpışan arabalardan birinde, yanında yaralı köpeğiyle kaçan genç bir adam vardır; ötekinde, o gün sevgilisiyle yeni bir eve taşınan bir manken. Yakınlarda kendi işi için bekleyen pejmürde görünüşlü bir adam kazanın karmaşasında genç adamın parasını ve yaralı köpeği alıp gider. Bu üç insan birbirini tanımaz. Kaza onları birkaç saniyeliğine aynı yere getirir ve sonra her biri kendi hikâyesine döner.
Film üç ayrı hikâyeden kurulmuştur ve kaza üçünün de içinden geçer. Seyirci ilk hikâyede kazayı genç adamın tarafından görür; sonraki hikâyelerde aynı çarpışmanın başka birinin hayatında ne açtığını öğrenir. Bu ders, birbirinden ayrı hikâyelerin böyle bir noktada birbirine değdiği filmleri okumayı öğretiyor.
Tek fikir
Ağ anlatısında film tek bir kahramanın çizgisini değil, ayrı çizgilerin birbirine değdiği noktaları izler. Okur her çizgiyi ayrı ayrı takip eder, sonra çizgilerin nerede, neyle ve kimin pahasına kesiştiğini sorar.
Kavram
15.3'te bölümleri aynı serserinin ya da aynı sınıfın taşıdığı filmlere baktık. O filmlerin parçaları birbirine sıkı sıkıya dayanmasa da tek bir merkezden ayrılmıyordu. Bu derste merkez dağılıyor: film birden çok karakteri, çoğu zaman birbirinden habersiz, kendi yollarında izler.
14.4'te topluluk filmini, birçok karakteri benzer bir ağırlıkla izleyen film olarak tanımlamıştık. Ağ anlatısı topluluk filminden bir adım öteye geçer. Topluluk filminde karakterler çoğu zaman birbirini tanır: aynı aile, aynı sokak, aynı sınıf. Ağ anlatısında ise karakterler arasındaki bağ çoğu zaman görünmezdir ve film onu ancak bir kesişmeyle açığa çıkarır. Bir trafik kazası, el değiştiren bir nesne, iki kişinin farkında olmadan paylaştığı bir tanıdık bu kesişmeyi sağlayabilir.
Kesişme noktası, ağ anlatısını okumanın en elverişli giriş kapısıdır. Bir ağ anlatısını izledikten sonra okur önce çizgileri sayar: kaç ayrı hikâye var, her birinin merkezinde kim duruyor? Sonra kesişme noktalarını listeler: bu çizgiler nerede birbirine değiyor? En sonunda da bağın türüne bakar. Bazı filmlerde çizgiler birbirini değiştirir; bir çizgideki karar öteki çizgide bir felakete yol açar. Bazı filmlerde ise kesişme yalnızca bir rastlantıdır; çizgiler birbirine değer ve hiçbir şey değişmeden ayrılır.
Bu ayrım, ağ anlatısının neyi dünyaya dair bir iddia olarak kurduğunu gösterir. Çizgilerin birbirini değiştirdiği filmler, insanların birbirinden habersiz olsa da birbirine bağlı olduğunu söyler. Kesişmenin yalnızca bir rastlantı olarak kaldığı filmler ise bir şehrin, bir kalabalığın içinde insanların ne kadar yan yana ama ne kadar ayrı yaşadığını gösterir. Okur bir filmin bu iki iddiadan hangisine yaklaştığını kesişme noktalarında ne olduğuna bakarak söyleyebilir.
Ağ anlatısının bir zorluğu vardır: seyirci aynı anda birden çok çizgiyi aklında tutmak zorundadır. Film bu yükü hafifletmek için çeşitli araçlar kullanır. Bölüm başlıkları her çizgiyi adlandırır. Yinelenen bir nesne ya da bir motif çizgiler arasında köprü olur. Aynı olayın birden çok çizgiden gösterilmesi, seyirciye çizgilerin nerede birleştiğini hatırlatır. 12.3'te aynı olayın birkaç kez anlatılmasını sıklık açısından okumuştuk; ağ anlatısında bu tekrar bir harita işlevi görür.
Okur bu araçları da not eder, çünkü her araç bir öncelik sırası kurar. Başlığı olan çizgi, başlığı olmayandan daha görünür hâle gelir. Kesişme noktası bir çizginin içinden uzun uzun, ötekinin içinden bir anlık gösteriliyorsa, film o anın kime ait olduğuna karar vermiştir.
Bu öncelik sırası görünürlük meselesine doğrudan bağlanır. Bir ağ anlatısında karakterlerin perde süresi eşit dağılmaz ve ağdaki konumları da eşit değildir. Bazı karakterler bir düğüm gibi durur: çizgilerin hepsi onlardan geçer, ama kendileri perdede pek az görünür. Bazıları ise bir çizginin merkezindedir ama öteki çizgilere hiç değmez. Işık, kadraj ve perde süresi bu konumları görünür kılar ya da gizler. Okur bir ağın haritasını çıkarırken kimin bir düğüm olduğunu, kimin bir çizgi taşıdığını ve kimin yalnızca bir kesişme noktasında, bir anlığına, başkasının hikâyesinin bir parçası olarak göründüğünü ayrı ayrı yazar.
Filmde
11.1'de bu filmin parçalarını kronolojik sıraya dizmiş, öykü ile olay örgüsü arasındaki farkı göstermiştik. Bu derste aynı parçalara bir harita olarak bakıyoruz: parçaların sırası değil, aralarındaki bağlar.
Bu filmin ağında bir düğüm açıkça görünür: Marsellus Wallace. Tetikçilerin işvereni odur, Mia'nın kocası odur, Butch'ın sözünü bozduğu adam odur, soyguncuların istediği çanta da onundur. Çizgilerin hepsi ondan geçer. Ama film onu bir çizginin merkezine koymaz; her hikâyede Marsellus, başka birinin korktuğu, söz verdiği ya da kaçtığı biridir. Düğüm olmak ile merkez olmak burada birbirinden ayrılır.
Kesişme noktaları da iki türlüdür. Butch'ın dairesinde Vincent ile karşılaşması bir çizgiyi kesip atar: Vincent bir hikâyenin içinde ölür ve aynı film onu başka bir hikâyede, kronolojide daha önce olan bir sabah, lokantada canlı olarak gösterir. Rehin dükkânındaki karşılaşma ise iki düşmanı aynı tehlikenin içinde buluşturur ve aralarındaki hesabı değiştirir. Okur bu iki kesişmeyi karşılaştırabilir: biri bir çizgiyi bitirir, öteki iki çizgiyi birbirine bağlar.
Parker'ın tanımı bu filmin iki yüzünü birlikte görmeyi sağlar. Bölümlerin her biri tek başına izlenebilir ve bir başlık taşır. Ama bölümler birbirine sızar: bir bölümde konuşulan bir kişi, öteki bölümde ortaya çıkar; bir bölümde alınan çanta, son bölümde yeniden ortaya çıkar. Ağ, bölümlerin arasındaki bu sızıntılardan kurulur.
Bu ağda kimin görünür olduğu sorusu, filmin tanıtımıyla filmin kendisi arasındaki bir farktan da okunabilir.
Afiş Mia'yı filmin yüzü yapar; ağın içinde ise Mia, kocası bir düğüm olan, bir gecelik bir hikâyenin karakteridir. Okur bu farkı not eder: bir kadının görüntüsü filmin dışında filmi satar, filmin içinde ise bir erkeğin, Vincent'ın, bir gecesini taşır. Aynı soru Marsellus için de sorulabilir: ağın bütün çizgilerinin geçtiği siyah bir suç patronu, perde süresinde mi, yoksa yalnızca başkalarının korkusunda mı var?
Başka bir filmde
Bir şehrin üç ayrı sınıfından üç hikâyeyi tek bir kazayla birbirine bağlayan bir Meksika filmi.
Bu film, ağ anlatısını bir triptik gibi kurar: üç ayrı hikâye, her biri iki kişinin adını taşıyan bir başlıkla, birbiri ardına anlatılır. Ucuz Roman'da çizgiler bir düğümün, Marsellus'un çevresinde birbirine dolanıyordu. Amores perros'ta ise düğüm bir kişi değil, bir olaydır: bir kavşaktaki çarpışma.
Üç hikâyenin başlıkları çizgileri adlandırır: Octavio y Susana, Daniel y Valeria, El Chivo y Maru. İlk hikâyede Octavio, köpeği Cofi'yi dövüşlere sokarak ağabeyinin karısı Susana ile kaçmak için para biriktirir; hikâye bir kovalamacayla ve kazayla biter. İkinci hikâyede dergi yayıncısı Daniel, ailesini bırakıp manken Valeria ile yeni bir eve taşınır; aynı gün Valeria'nın bacağı kazada ağır yaralanır. Üçüncü hikâyede, ilk hikâyede birkaç kez kenarda gördüğümüz sokak adamı El Chivo'nun bir kiralık katil olduğu ortaya çıkar.
Bu filmde kesişme noktası çizgileri birbirine değdirmekle kalmaz, onları değiştirir. Octavio'nun kovalamacası olmasa Valeria'nın bacağı kırılmaz; kaza olmasa El Chivo yaralı Cofi'yi bulmaz. Ama film bu bağları karakterlere hiçbir zaman açıklamaz. Valeria, bacağını kaybetmesine yol açan kovalamacanın bir köpek dövüşünden çıktığını bilmez. Bağın bütününü yalnızca seyirci görür. Ağ anlatısının bir özelliği burada açıkça işler: bağlantılar karakterlerin değil, seyircinin bilgisidir.
Filmi bir arada tutan ikinci bir şey de bir motiftir: köpekler. Her hikâyede bir köpek vardır ve her köpek hikâyenin dönüm noktasına yakındır. Cofi Octavio'nun para kaynağıdır, Richie döşemenin altında Daniel ile Valeria arasındaki gerginliğin nesnesi olur, El Chivo ise yanında bir köpek sürüsüyle yaşar. Motif, 15.3'teki gibi bölümleri bir arada tutan ortak bir öğedir; ama burada bir karakter değil, üç ayrı hayata dağılmış bir benzerliktir.
Bu sınıf haritası görünürlük sorusunu bir mekân sorusu olarak açar. Octavio'nun mahallesi, El Chivo'nun yaşadığı yer ve Valeria'nın dairesi aynı şehrin üç ayrı yüzüdür ve her birinin içinde bir insan farklı biçimde görünür. Valeria'nın hikâyesinde görünürlük doğrudan bir konudur: o, yüzü bir reklam panosunda duran bir mankendir. Hikâyesi, bedeni sakatlandıkça panonun kaldırılmasıyla kapanır. El Chivo ise ilk hikâyede kimsenin bakmadığı bir sokak adamı olarak kenarda durur; üçüncü hikâye onu merkeze aldığında, seyircinin ilk hikâyede gözden kaçırdığı adamın bir geçmişi ve bir kızı olduğu ortaya çıkar.
İki filmde de bir kadının görüntüsü bir reklama dönüşür, ama yönleri terstir. Ucuz Roman'ın afişi Mia'yı filmin dışında büyütür; Amores perros'ta Valeria'nın panosu filmin içinde, gözünün önünde kaldırılır. Okur bu iki görüntüyü yan yana koyduğunda, bir ağ anlatısında görünürlüğün yalnızca perde süresiyle değil, karakterin ağdaki yerinin değişmesiyle de ölçüldüğünü görür.
İki film ağ anlatısını iki biçimde kurar. Ucuz Roman'da çizgiler bir kişinin, Marsellus'un çevresinde dolanır ve bölümler birbirine sızan göndermelerle bir ağ kurar. Amores perros'ta düğüm bir olaydır; tek bir kaza, bir şehrin üç sınıfından üç hayatı birbirine değdirir ve her birinde başka bir sonuç açar.
Yaygın okuma hataları
Yaygın yanlışBir ağ anlatısını birbirinden bağımsız kısa filmlerin toplamı sanmak.
Ağ anlatısında çizgiler kesişme noktalarında birbirine değer; okur çizgileri ayrı ayrı okuduktan sonra mutlaka bu noktalara döner ve neyin değiştiğini sorar.
Yaygın yanlışAğın düğümündeki karakteri filmin kahramanı saymak.
Çizgilerin hepsinin geçtiği bir karakter, hiçbir çizginin merkezinde olmayabilir; Ucuz Roman'da Marsellus bir düğümdür ama hikâyelerin hiçbiri onun gözünden kurulmaz.
Yaygın yanlışKarakterlerin de seyirci kadar bildiğini varsaymak.
Ağ anlatısında bağların bütününü çoğu zaman yalnızca seyirci görür; okur hangi karakterin hangi bağdan habersiz kaldığını ayrıca yazar.
Okuma Defteri
Defter: Haritanda en çok dikey çizginin geçtiği karakteri bul ve onun kaç sahnenin merkezinde durduğunu say. Ardından, bir kesişme noktasında yalnızca bir anlığına görünen ve kendi hattı olmayan bir karakteri adlandır ve filmin ona neden bir hat vermediğini bir cümleyle tahmin et.
Özet
- Ağ anlatısı, birbirinden ayrı çizgilerde ilerleyen birçok karakterin yollarının kesiştiği anlarla birbirine bağlandığı anlatıdır; film tek bir merkez yerine bir bağlantılar örgüsü kurar.
- Kesişme noktası, çizgilerin aynı olayda, mekânda ya da nesnede birbirine değdiği andır; bazı filmlerde çizgileri değiştirir, bazılarında yalnızca bir rastlantı olarak kalır.
- Eleştiride bu filmler için «hiperbağlantılı sinema» adı da kullanılır; ad Alissa Quart'ın 2005 tarihli bir yazısından gelir ve Roger Ebert tarafından yaygınlaştırılmıştır.
- Ucuz Roman'da çizgiler bir düğümün, Marsellus'un çevresinde dolanır; düğüm olmak ile bir çizginin merkezinde olmak birbirinden ayrılır.
- Amores perros'ta düğüm bir trafik kazasıdır; kaza bir şehrin üç sınıfından üç hayatı birbirine değdirir ve bağların bütününü yalnızca seyirci görür.
Kendini sına
- Ağ anlatısı topluluk filminden nasıl ayrılır?
- Kesişme noktası nedir? İki türünü açıkla.
- Ucuz Roman'da Marsellus Wallace neden bir düğüm ama bir kahraman değildir?
- Amores perros'ta bağların bütününü kim görür?
Yanıtlar
- Topluluk filminde karakterler çoğu zaman birbirini tanır ve aynı aileye, sokağa ya da sınıfa aittir. Ağ anlatısında ise karakterler çoğu zaman birbirinden habersizdir ve aralarındaki bağ ancak bir kesişmeyle açığa çıkar.
- Kesişme noktası, ayrı çizgilerin aynı olayda, mekânda ya da nesnede birbirine değdiği andır. Bazı kesişmeler çizgileri değiştirir, bir çizgideki olay öteki çizgide bir sonuç açar; bazıları ise yalnızca bir rastlantıdır, çizgiler birbirine değer ve değişmeden ayrılır.
- Tetikçilerin işvereni, Mia'nın kocası, Butch'ın sözünü bozduğu adam ve soyguncuların istediği çantanın sahibi olduğu için bütün çizgiler ondan geçer. Ama hikâyelerin hiçbiri onun gözünden kurulmaz; her hikâyede o, başka birinin korktuğu ya da kaçtığı biridir.
- Seyirci. Valeria bacağını kaybetmesine yol açan kovalamacanın bir köpek dövüşünden çıktığını bilmez; bağın bütününü yalnızca üç hikâyeyi birden izleyen seyirci görür.
Sonraki derse köprü
Amores perros'ta üç hikâye sonunda tek bir kazada birleşti ve seyirci bağları film bitmeden kurabildi. Bazı filmler ise parçalarını seyirciye birleşme noktasını göstermeden verir; parçaları birbirine uydurmak seyircinin işi olur ve film bitince bile birden çok biçimde kurulabilir. 15.5 Yapboz filmler, bu yapıyı 13.5'te güvenilmez anlatım açısından okuduğumuz Mulholland Drive üzerinden, bu kez seyirciye kurulmak üzere verilen bir yapı olarak açıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.