15.3 · Seviye 2 · Anlatı
Epizodik yapı
Bölümlerle ilerleyen film
Film Okuma Akademisi — Yapı · 2.096 kelime · 2 film örneği · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Epizodik yapı, birbirine sıkı bir zincirle değil, ortak bir karakter, mekân ya da temayla bağlanan, her biri kendi başına bir bütün olan bölümlerden oluşur; bölümlerin sırası çoğu zaman değiştirilebilir.
- Aristoteles epizodik olay örgüsünü en zayıf olay örgüsü saymıştır; ama epizodik yapı bir karakteri farklı durumlarda göstermek ya da gösteri numaralarını parlatmak için kurulur.
- Gösteri numarası, olay örgüsünü ilerletmekten çok kendi başına izlenmek için kurulmuş uzun sahnedir; sessiz komedinin taşıyıcı birimidir.
- Altına Hücum'da ayakkabı yemeği, ekmek dansı ve sallanan kulübe gibi gösteri numaraları serseri tarafından bir arada tutulur ve film bunların üstüne ince bir altın ve aşk çerçevesi koyar.
- Hababam Sınıfı'nda bölümler bir sınıfın ve bir okulun çevresinde dolaşır, öğrenciler ile öğretmen arasındaki değişen ilişkiyle bir çizgi kazanır ve film bir seriye açılır.
Açılış
Sürpriz uyarısı: Bu derste Altına Hücum'un bütün bölümleri, son gemi yolculuğu da içinde, tek tek açılıyor.
Karla kaplı bir dağ kulübesi. İçeride açlıktan kıvranan iki adam. Biri, ufak tefek bir serseri, bir ayakkabıyı kaynatır ve onu bir şölen yemeği gibi servis eder: bağcıkları makarna gibi çatalına dolar, çivileri bir kemik gibi emer. Başka bir gece, yalnız kaldığı bir odada, iki çatalı iki ekmeğe batırır ve onları masanın üstünde küçük bir dans gösterisinde oynatır. Bir başka sahnede ise kulübe bir fırtınada uçurumun kenarına sürüklenir ve iki adamın her adımıyla bir yana, bir öbür yana yatar.
Bu sahnelerin her biri kendi başına izlenebilir. Biri ötekine yol açmaz; ekmek dansını ayakkabı yemeğinden önce ya da sonra görmek, onların ne anlattığını pek değiştirmez. Film bu sahneleri bir altın arama hikâyesinin çevresine dizer, ama asıl gücü onları birbirine bağlayan zincirde değil, sahnelerin kendisindedir. Bu ders, bir zincirle değil, bölümlerin yan yana dizilmesiyle ilerleyen filmleri okumayı öğretiyor.
Tek fikir
Epizodik bir film, birbirine gevşek biçimde bağlı, her biri kendi başına bir bütün olan bölümlerle ilerler. Okur böyle bir filmde sıkı bir zincir aramaz; bölümleri neyin bir arada tuttuğunu, bölümlerin sırasının ne kadar önemli olduğunu ve her bölümün kendi içinde nasıl kurulduğunu sorar.
Kavram
15.2'de klasik anlatıyı halka halka kenetlenen bir zincir olarak okuduk; orada bir sahne düşerse ardındaki sahne dayanaksız kalıyordu. Bu ders, o zincirin gevşediği bir yapıya bakıyor. 11.2'de zincirin bazı filmlerde gevşediğini görmüştük. Epizodik yapıda gevşeme filmin ilkesi hâline gelir.
Aristoteles'in ölçütü, epizodik yapıyı tanımanın basit bir yolunu verir: bir bölümü çıkarsak ne olur? Klasik bir filmde bir dönüm noktasını çıkarmak bütün zinciri bozar. Epizodik bir filmde bir bölümü çıkarmak filmi kısaltır ama çoğu zaman bozmaz. Bu, epizodik yapının bir zaafı mıdır? Aristoteles'e göre evet. Ama epizodik filmler başka bir şey için kurulur: bir karakteri farklı durumlarda göstermek, bir dünyanın farklı köşelerini dolaşmak, bir dizi gösterinin her birini kendi başına parlatmak.
Epizodik yapının en sık görüldüğü yerlerden biri komedidir. Sessiz dönemin komedileri, tiyatro ve müzikhol geleneğinden gelen kısa gösterilerin, numaraların bir araya getirilmesiyle büyüdü. Bu numaralar, hikâyenin ilerlemesinden çok seyircinin bir anda gülmesi ya da hayran kalması için kuruldu.
Bir gösteri numarası epizodik bir filmin taşıyıcı birimidir. Ama numaralar yan yana dizildiğinde bir şeyin onları bir arada tutması gerekir. Bu şey çoğu zaman bir karakterdir: aynı kahraman bölümden bölüme geçer ve her bölüm onun bir başka yüzünü gösterir. Bazen bir mekândır: aynı okul, aynı kasaba, aynı yol. Bazen de gevşek bir çerçeve hikâyesidir: bir arayış, bir yolculuk, bir sene.
Okur epizodik bir filmi okurken üç şey sorar. Bölümleri ne bir arada tutuyor? Bölümlerin sırası önemli mi, yoksa değiştirilebilir mi? Ve film bölümlerin üstüne bir çerçeve, bir başlangıç ve bir son ekliyor mu? Bu sonuncusu önemlidir: pek çok epizodik film, bölümlerinin üstüne ince bir klasik çerçeve koyar. Bölümler gevşek bağlıdır, ama film yine bir hedefle açılır ve bir kapanışla biter.
Bir de epizodik yapının dizilerle ve devam filmleriyle ilişkisi vardır. Kendi başına bütün olan bölümlerden kurulan bir film, sonsuza kadar uzatılabilecek bir yapı taşır: bir bölüm daha, bir film daha. Epizodik yapı, bir karakterin ya da bir topluluğun bir seri boyunca yeniden yeniden dönmesine uygun bir yapıdır.
Bölümlere ayrılmış bir filmde görünürlük, perde süresinin bölümler arasında nasıl paylaştırıldığına bakılarak okunur. Bölümlerin her biri bir başka karaktere ya da bir başka duruma ışık tutabilir; ama her bölümde aynı kahraman merkezde kalabilir. Okur sorar: bölümler ilerledikçe hangi karakterler bir bölümün merkezine geçiyor, hangileri hep kenarda, bir gösteri numarasının seyircisi ya da hedefi olarak kalıyor?
Filmde
Bu film, epizodik yapının sessiz dönemdeki en bilinen örneklerinden biridir. F05 dosyası filmi kulübe, kasaba ve dönüş olarak üç büyük mekân öbeğine ayırmış ve filmin gevşek bağlı büyük numaralardan kurulduğunu söylemişti. Bu ders o gözlemi bir yapı kavramı olarak açıyor. Film bir çerçeveyle açılır: altın akınına katılan bir arayıcılar dizisi. Ama bu çerçevenin içinde, bölümler birbirini zorunlu kılmaz.
Bu filmde her büyük sahne bir gösteri numarasıdır. Ayakkabı yemeği, açlığı bir sofra törenine çevirir; ekmek dansı, yalnızlığı bir gösteriye. Kulübenin uçurum kenarındaki sallanışı, bir dekorun ve iki oyuncunun bedenlerinin birlikte kurduğu bir gerilim düzenidir. Bu numaraların her biri, filmin altın arama hikâyesine pek bir şey katmaz; ama filmin en çok hatırlanan anları onlardır.
Peki bölümleri ne bir arada tutar? Önce serseri: her bölüm onun bir başka durumunu, açlığını, aşkını, yalnızlığını, şansını gösterir. Sonra gevşek bir çerçeve: bir altın arayışı ve bir aşk hikâyesi. 15.2'de gördüğümüz çifte olay örgüsü burada da vardır, ama sıkı değil, gevşek bağlıdır: altın ve Georgia, filmin sonunda birlikte kavuşulan iki şey olur. Film böylece epizodik bölümlerinin üstüne ince bir klasik kapanış koyar.
Bu epizodik yapı içinde kimin bir bölümün merkezine geçtiği sorusu açıktır. Hemen her bölümün merkezi serseridir; öteki karakterler, Big Jim, Georgia, kasabanın insanları, çoğu zaman onun numaralarının ortağı, seyircisi ya da hedefidir. Georgia, serserinin aşkının nesnesidir; filmin onu bir bölümün merkezine koyduğu an çok azdır. Okur sorabilir: bu filmde bir bölüm Georgia'nın gözünden kurulabilir miydi, ve öyle bir bölüm filmin hangi yüzünü gösterirdi?
Başka bir filmde
Bir topluluğun ve bir okulun çevresinde bölümlerle ilerleyen bir Türk komedisi.
Bu film, epizodik yapıyı bir okulun ve bir sınıfın çevresinde kurar. 4.1'de bu filmin sınıfının bir yerleşim düzeni olarak nasıl çalıştığını okumuştuk. Bu ders filmin bir bütün olarak nasıl ilerlediğine bakıyor. Filmi bir arada tutan şey bir mekândır, okul, ve bir çatışmadır: şakacı öğrenciler ile onları disipline sokmaya kararlı yeni öğretmen. Bu çatışmanın içinde film, birbirini izleyen şaka ve karşılık bölümleriyle ilerler.
Bu filmde epizodik yapı bir topluluk filmiyle birleşir. 14.4'te gördüğümüz topluluk filmlerinde olduğu gibi, filmin merkezinde tek bir kahraman değil, bir sınıf vardır. Bir bölüm bir öğrencinin şakasına, bir sonraki bir başkasının başına gelen bir olaya, bir başkası öğretmenin bir karşılığına ayrılabilir. Bölümleri bir arada tutan şey, sınıfın kendisi ve Mahmut Hoca ile kurulan, film boyunca yavaş yavaş değişen ilişkidir.
Bu değişen ilişki, epizodik yapının üstüne bir çerçeve koyar. Bölümler gevşek bağlıdır ve birçoğu kendi başına izlenebilir; ama öğrenciler ile öğretmen arasındaki ilişki bölümden bölüme bir yöne doğru ilerler: çatışmadan bir tür saygıya. Okur bu ilerlemeyi bir çizgi olarak izleyebilir ve bölümlerin hangilerinin bu çizgiyi ilerlettiğini, hangilerinin yalnızca kendi şakası için var olduğunu ayırabilir. Defter alıştırması bunu isteyecek.
Epizodik yapının seriye açılması bu filmde açıkça görülür. Kendi başına bütün olan bölümlerden kurulan bir film, sonuna bir bölüm daha, ardından bir film daha eklenmeye elverişlidir. Film, aynı yıl çekilen bir devam filmiyle ve ardından gelen başka filmlerle bir seriye dönüşür. Epizodik yapı, bir topluluğu yıllar boyunca seyircinin önüne getirmenin bir yolu olur.
Bu filmde kimin bir bölümün merkezine geçtiği sorusu, bir sınıfın içindeki dağılımdır. Sınıfın bazı öğrencileri, İnek Şaban, Damat Ferit, Güdük Necmi gibi, adları ve lakaplarıyla hatırlanan karakterlere dönüşür; öteki öğrenciler sınıfın kalabalığı olarak kalır. Okulda çalışan Hafize Ana gibi yetişkin karakterler de bölümlere girer. Okur sorabilir: bu sınıfın hangi öğrencileri bir bölümün merkezine geçiyor, hangileri hep bir kalabalığın parçası olarak kalıyor, ve bu dağılım bir sınıfın kimin hikâyesi olarak anlatıldığını nasıl belirliyor?
İki film epizodik yapıyı iki farklı biçimde kullanır. Altına Hücum'da bölümler tek bir kahramanın, serserinin, farklı durumlarını gösteren gösteri numaralarıdır ve film bunların üstüne ince bir altın ve aşk çerçevesi koyar. Hababam Sınıfı'nda ise bölümler bir sınıfın ve bir okulun çevresinde dolaşır; bir topluluk filmiyle birleşen bu epizodik yapı, öğrenciler ile öğretmen arasındaki değişen ilişkiyle bir çizgi kazanır ve bir seriye açılır.
Yaygın okuma hataları
Yaygın yanlışBölümleri gevşek bağlı bir filmi özensiz kurgulanmış sanmak.
Epizodik yapı bir seçimdir; bir karakteri farklı durumlarda göstermek, bir dünyanın köşelerini dolaşmak ya da gösteri numaralarını kendi başına parlatmak için kurulur.
Yaygın yanlışEpizodik bir filmde her bölümün bir sonrakini doğurmasını beklemek.
Böyle bir filmde bölümler birbirini zorunlu kılmaz; okur zinciri değil, bölümleri bir arada tutan karakteri, mekânı ya da temayı arar.
Yaygın yanlışEpizodik bir filmin hiçbir çerçevesi olmadığını sanmak.
Pek çok epizodik film bölümlerinin üstüne ince bir klasik çerçeve koyar: bir hedefle açılır, bir kapanışla biter; okur bölümler ile bu çerçeve arasındaki ilişkiyi sorar.
Okuma Defteri
Defter: Bir bölümü listeden çıkardığını düşün: film ne kaybeder, ne kazanır? Altına, her bölümün merkezinde hangi karakterin durduğunu yaz ve hiçbir bölümün merkezine geçmeyen bir karakteri işaretle.
Özet
- Epizodik yapı, birbirine sıkı bir zincirle değil, ortak bir karakter, mekân ya da temayla bağlanan, her biri kendi başına bir bütün olan bölümlerden oluşur; bölümlerin sırası çoğu zaman değiştirilebilir.
- Aristoteles epizodik olay örgüsünü en zayıf olay örgüsü saymıştır; ama epizodik yapı bir karakteri farklı durumlarda göstermek ya da gösteri numaralarını parlatmak için kurulur.
- Gösteri numarası, olay örgüsünü ilerletmekten çok kendi başına izlenmek için kurulmuş uzun sahnedir; sessiz komedinin taşıyıcı birimidir.
- Altına Hücum'da ayakkabı yemeği, ekmek dansı ve sallanan kulübe gibi gösteri numaraları serseri tarafından bir arada tutulur ve film bunların üstüne ince bir altın ve aşk çerçevesi koyar.
- Hababam Sınıfı'nda bölümler bir sınıfın ve bir okulun çevresinde dolaşır, öğrenciler ile öğretmen arasındaki değişen ilişkiyle bir çizgi kazanır ve film bir seriye açılır.
Kendini sına
- Epizodik yapı nedir ve klasik bir zincirden nasıl ayrılır?
- Aristoteles epizodik olay örgüsünü nasıl değerlendirmiştir?
- Gösteri numarası nedir? Altına Hücum'dan iki örnek ver.
- Hababam Sınıfı'nda epizodik bölümleri bir arada tutan şeyler nelerdir?
Yanıtlar
- Epizodik yapı, bir anlatının, birbirini zorunlu kılmayan ve ortak bir karakter, mekân ya da temayla bağlanan bölümlerden oluşmasıdır. Klasik bir zincirde sahneler birbirine dayanır ve bir dönüm noktasını çıkarmak zinciri bozar; epizodik yapıda bir bölümü çıkarmak filmi kısaltır ama çoğu zaman bozmaz.
- Bölümlerin zorunluluk ya da olasılık olmadan birbirini izlediği epizodik olay örgüsünü olay örgülerinin en zayıfı saymıştır; ona göre iyi bir olay örgüsünde bir bölüm çıkarıldığında bütün bozulmalıdır.
- Gösteri numarası, olay örgüsünü ilerletmekten çok kendi başına izlenmek için kurulmuş uzun sahnedir. Altına Hücum'da ayakkabı yemeği ve ekmek dansı buna örnektir.
- Bir mekân olan okul, sınıfın kendisi ve öğrenciler ile Mahmut Hoca arasında film boyunca değişen ilişki.
Sonraki derse köprü
Hababam Sınıfı'nın bölümleri bir sınıfın çevresinde dolaştı; bölümler gevşek bağlıydı ama hepsi aynı okulda geçiyordu. Bazı filmlerde ise birbirinden ayrı hikâyeler, birbirini tanımayan karakterler, beklenmedik yerlerde birbirine dolanır. 14.4'te kısaca andığımız ağ anlatısını 15.4 Ağ anlatısı bir ders olarak açıyor ve hikâyelerin birbirine nasıl dolandığını, 11.1'de sırasını çözdüğümüz Ucuz Roman üzerinden yeniden okuyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.