İçeriğe geç

15.2 · Seviye 2 · Anlatı

Klasik anlatı sineması

Hedefe yönelmiş kahraman, kapanış, görünmez anlatım

Film Okuma Akademisi — Yapı · 2.359 kelime · 2 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Klasik anlatı sineması, Hollywood stüdyo sisteminin egemen anlatı biçimidir: hedefe yönelik bir kahraman, sıkı bir neden-sonuç zinciri, güçlü bir kapanış ve kendini gizleyen bir anlatım.
  2. Klasik filmler çoğu zaman bir çifte olay örgüsüyle ilerler: biri kahramanın işi ya da mücadelesi, öbürü çoğu zaman bir aşk ilişkisi; iki çizgi aynı doruk noktasında çözülür.
  3. Görünmez anlatım, kamera, kurgu, ışık ve sesin seyircinin dikkatini öyküye yöneltecek ve kendilerini fark ettirmeyecek biçimde kullanılmasıdır.
  4. Kuzuların Sessizliği klasik yapıyı sürdürür ama aşk çizgisinin yerine Clarice ile Lecter arasındaki ilişkiyi koyar, bir çizgiyi açık bırakır ve karakterlerin kameraya bakmasıyla anlatımı bir an görünür kılar.
  5. Yağmur Altında Şarkı Söylemek klasik anlatının bütün özelliklerini taşır ve bir ses hilesinin açığa çıkmasını anlatırken kendi seslendirme hilelerini gizler.

Açılış

Sürpriz uyarısı: Bu ders Yağmur Altında Şarkı Söylemek'in ve Kuzuların Sessizliği'nin sonlarını anlatır.

Bir film galası. Perdede yeni bir müzikal gösterilmiş, salon alkışlamaktadır. Seyirciler, filmin yıldızı olan kadının canlı şarkı söylemesini ister. Kadın sahneye çıkar, bir mikrofonun önüne geçer ve şarkı söylemeye başlar. Ama sesi ona ait değildir: perdenin arkasında, ikinci bir mikrofonun önünde, genç bir kadın onun yerine şarkı söylemektedir. Sonra perde yukarı kalkar ve seyirci hileyi görür. Gerçek sesin sahibi, sonunda alkışlanır.

Bu sahne bir filmin içindeki bir hileyi açığa çıkarır. Ama filmin kendisi, kendi hilelerini hiç açığa çıkarmaz. Seyirci bu filmi izlerken kameranın nerede durduğunu, kesmelerin nereye konduğunu, seslerin kimin sesi olduğunu düşünmez; yalnızca hikâyeyi izler. Bu ders, Hollywood'un uzun yıllar boyunca izlediği anlatı geleneğini, kahramanı, kapanışı ve kendini gizleyen anlatımıyla birlikte okumayı öğretiyor.

Tek fikir

Klasik anlatı sineması, hedefe yönelik bir kahramanın sıkı bir neden-sonuç zinciriyle ilerlediği, güçlü bir kapanışla biten ve anlatımını seyirciden gizleyen bir gelenektir. Okur bu üç özelliği bir arada tanır ve bir filmin geleneğe nerede uyup nerede ondan saptığını sorar.

Kavram

Bu modülün ilk dersi üç perde modelini, bir yapı şemasını okudu. Üç perde, daha geniş bir geleneğin bir aracıdır. Seviye 2 boyunca bu geleneğin parçalarını ayrı ayrı gördük: neden-sonuç zincirini ve onu yürüten kahramanı, kapanışı, Seviye 1'de de süreklilik kurgusunu. Bu ders bu parçaları tek bir gelenek olarak bir araya getiriyor.

Klasik anlatının ilk özelliği, kahramanı ve onun isteğidir. Kahramanın isteği, olayları birbirine bağlayan motordur. Bir son tarih zinciri hızlandırır. Klasik filmin ikinci özelliği, bu isteğin çoğu zaman iki çizgiye ayrılmasıdır.

Klasik filmin üçüncü özelliği kapanıştır. 11.5'te gördüğümüz gibi klasik film açtığı soruları kapatır; iki çizgi de bir sonuca bağlanır. Dördüncü özellik ise anlatımın kendisiyle ilgilidir ve klasik geleneği en çok tanımlayan özellik budur.

Görünmez anlatım, Seviye 1'de okuduğumuz bütün araçların belirli bir kullanımıdır. 7.2'deki süreklilik kurgusu, kesmeleri seyircinin fark etmeyeceği yerlere koyar. Seviye 1'in ışık modülünde gördüğümüz klasik stüdyo aydınlatması, yüzleri okunaklı kılar ve kaynağını gizler. Ses, karakterlerin ağzından gelir ve senkronu bozulmaz. Bütün bu araçlar çalışır ama görünmez; seyirci onları ancak bozulduklarında fark eder.

Klasik anlatıyı okumanın zorluğu da buradadır. Görünmez anlatım bir alışkanlıktır ve alışkanlık fark edilmez. Bir seyirci bir klasik filmi «doğal», «kendiliğinden» bulur; oysa her şey bir seçimdir. Okurun işi, görünmez olanı görünür kılmaktır: kesmenin nereye konduğunu, ışığın nereden geldiğini, sesin kimin sesi olduğunu sormak.

Klasik gelenek bir norm olduğu için, onun dışına çıkan filmleri tanımak için de bir ölçü verir. 11.2'de ve 14.2'de gördüğümüz sanat sineması bu normu gevşetir: kahramanın isteği bulanıklaşır, zincir gevşer, son açık kalır. 13.5'teki güvenilmez anlatım ise görünmez anlatımı bir tuzağa çevirir. Okur bir filmin bu normun neresinde durduğunu sorar.

Klasik anlatının normları, kimin görünür olduğuna da karar verir. Klasik filmin kahramanı, uzun yıllar boyunca belirli bir tür kahramandı: çoğunlukla beyaz, çoğunlukla erkek. Çifte olay örgüsünün aşk çizgisi çoğunlukla bir erkeğin isteğinin bir kadına yönelmesiydi. Görünmez anlatım ise bu normları doğal gösterdi: kimin kahraman, kimin yan karakter olduğu, kimin yüzünün aydınlık bir yakın planla verildiği bir seçim olarak değil, olağan bir şey olarak görünür. Okur sorar: bu klasik filmde hangi norm, görünmez anlatımın içinde olağan bir şey gibi sunuluyor?

Filmde

Bu film, klasik geleneğin dönemi kapandıktan çok sonra yapılmış ama onun normlarını büyük ölçüde sürdüren bir filmdir. Önceki derslerde bu filmin açılışına, bilgi dağılımına ve bakış açısına baktık. Bu ders onu klasik anlatının bir örneği olarak bir bütün hâlinde okuyor. Kahraman açıktır: Clarice. Hedef açıktır: katili bulmak ve kaçırılan Catherine'i kurtarmak. Son tarih açıktır: katil kurbanlarını bir süre tutup sonra öldürmektedir ve Catherine'in zamanı daralmaktadır.

Çifte olay örgüsü bu filmde ilginç bir biçim alır. Birinci çizgi soruşturmadır: katilin peşine düşmek. İkinci çizgi ise klasik filmlerde olduğu gibi bir aşk değil, Clarice ile Lecter arasındaki ilişkidir. Lecter ona bilgi verir, karşılığında Clarice'ten çocukluğuna dair anılar ister. Bu ikinci çizgi, klasik filmin aşk çizgisinin yerini alır: bir yakınlık, bir çekim, ama bir tehlike de. İki çizgi birbirine bağlıdır; Lecter'ın verdiği ipuçları soruşturmayı ilerletir, soruşturmanın aciliyeti Clarice'i Lecter'a daha çok açılmaya zorlar.

Kapanış bu filmde hem güçlüdür hem de bir aralık bırakır. Soruşturma çizgisi tamamen kapanır: katil ölür, Catherine kurtulur, Clarice mezun olur. Ama ikinci çizgi açık kalır. Lecter kaçmıştır ve mezuniyet töreninin ardından Clarice'i bir telefonla arar. Klasik bir film iki çizgiyi birlikte kapatırdı; bu film birini kapatıp ötekini açık bırakır.

Görünmez anlatım bu filmde büyük ölçüde korunur, ama önemli bir istisnayla. 13.3'te Lecter'ın ve öteki karakterlerin neredeyse doğrudan kameraya bakarak konuştuğunu görmüştük. Klasik görünmez anlatımda karakterler kameraya bakmaz; çünkü kameraya bakmak, kameranın varlığını, yani anlatımı görünür kılar. Demme'in bu seçimi, klasik bir yapının içine bir an görünür bir anlatım yerleştirir. Seyirci bir an kendisine bakıldığını hisseder. Bir okuma bunu klasik geleneğin içinden onu sarsan bir müdahale olarak görür; başka bir okuma ise bunun seyirciyi kahramanın yerine daha sıkı bağlayan, sonunda yine klasik amaca hizmet eden bir araç olduğunu öne sürer.

Klasik normun kimin norm olduğu sorusu bu filmde dikkat çekici biçimde cevaplanır. Klasik kahraman uzun yıllar erkekti; bu filmin kahramanı bir kadındır ve 11.4'te gördüğümüz gibi film onun erkeklerle dolu bir kurumda bir azınlık olduğunu açıkça gösterir. Bir okuma bunu klasik normun bir kadına açılması olarak görür. Ama aynı film, 13.1'de gördüğümüz gibi, katilin temsili yüzünden eleştirilmiştir: klasik yapının kötü karakteri, cinsel kimliği üzerinden sapkın biri olarak kurulmuştur. Okur sorabilir: bu film klasik normun bir yerini değiştirirken, başka bir yerinde hangi kalıbı olduğu gibi sürdürüyor?

Başka bir filmde

Klasik dönemin içinden, hem geleneğin en parlak örneklerinden hem de onun kendi hilesini konu alan bir film.

Bu film, klasik anlatının bütün özelliklerini neredeyse ders kitabı gibi taşır. Kahraman açıktır: Don. İki çizgi vardır: biri Don'un kariyeri, yani stüdyonun sesli sinemaya geçişte başarısız olan filmini kurtarma çabası; öbürü Don ile Kathy arasındaki aşk. İki çizgi birbirine bağlıdır: filmi kurtaran çözüm, Kathy'nin Lina'nın sesini seslendirmesidir. Doruk noktasında iki çizgi birlikte çözülür: galada hile açığa çıkar, Kathy gerçek yıldız olarak alkışlanır ve Don ona aşkını herkesin önünde ilan eder.

Kapanış güçlü ve eksiksizdir. Kariyer çizgisi başarıyla kapanır, aşk çizgisi bir öpücükle kapanır, kötü karakter Lina'nın hilesi açığa çıkar. 5.2'de bu filmin aydınlık, yüksek anahtarlı ışığını okumuştuk; o ışık da görünmez anlatımın bir parçasıdır: her şey okunaklıdır, her şey açıktır, hiçbir gölge seyirciyi rahatsız etmez.

Ama bu filmin en ilginç yanı, görünmez anlatımın hilesini konu almasıdır. Film, bir sesin bir başka bedene yerleştirilmesini, sinemanın bir sesi bir yüzden ayırıp bir başka yüze verebilmesini hikâyesinin merkezine koyar ve sonunda bu hileyi ahlaki olarak cezalandırır: sahte ses açığa çıkar, gerçek ses ödüllendirilir. Oysa filmin kendisi de aynı hileyi kullanır.

Bu ironi, görünmez anlatımın ne demek olduğunu bir bakışta gösterir. Film seyirciye sahte bir sesin açığa çıkmasını izletir, ama kendi sahte seslerini gizler. Seyirci perdenin kalkışını izlerken, filmin kendi perdesinin ardında kimin şarkı söylediğini bilmez. Görünmez anlatım, hileyi yok etmez; hileyi seyircinin görmeyeceği yere taşır.

Bu filmde görünürlük meselesi, kimin sesinin kimin yüzüne ait sayıldığı sorusudur. Film, gerçek sesi gizlenen bir kadının, Kathy'nin, sonunda adının ve yüzünün sesiyle buluşmasını kutlar. Ama filmin dışında, Betty Noyes'un sesi Debbie Reynolds'ın yüzünde kalır ve onun adı, filmin anlattığı hikâyenin tersine, jeneriğe girmez. Okur sorabilir: bu film bir kadına adını geri veren bir hikâye anlatırken, kendi yapımında kimin adını görünmez bırakmıştır?

İki film klasik anlatıyı iki farklı anda gösterir. Yağmur Altında Şarkı Söylemek klasik dönemin içinden, geleneğin bütün özelliklerini parlak bir biçimde taşır: açık bir kahraman, birbirine bağlanan iki çizgi, eksiksiz bir kapanış ve kendi hilelerini gizleyen bir anlatım. Kuzuların Sessizliği ise klasik dönemden çok sonra, geleneğin yapısını sürdürür ama onun bazı normlarını değiştirir: kahraman bir kadındır, aşk çizgisinin yerinde tehlikeli bir yakınlık vardır, bir çizgi açık kalır ve anlatım bir an kameraya bakarak kendini gösterir.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışKlasik anlatıyı «doğal» ya da «kendiliğinden» bir anlatım saymak.
Doğrusu

Görünmez anlatım bir alışkanlıktır; kesmelerin, ışığın ve sesin her biri bir seçimdir. Okur görünmez olanı görünür kılmaya çalışır.

Yaygın yanlışKlasik anlatıyı yalnızca eski Hollywood filmlerine ait saymak.
Doğrusu

Klasik dönemin normları bugün de pek çok filmde sürer; Kuzuların Sessizliği klasik dönemden çok sonra yapılmış ama onun yapısını büyük ölçüde korur.

Yaygın yanlışKlasik normlara uymayı bir kalite ölçüsü saymak.
Doğrusu

Bir filmin klasik geleneğe uyması onu iyi, ondan sapması onu kötü yapmaz; okur bir filmin bu normun neresinde durduğunu ve bundan ne kazandığını sorar.

Okuma Defteri

Defter: Filmin görünmez anlatımının en çok fark edilmeden çalıştığı bir sahne seç. Altına, o sahnede seyircinin fark etmediği bir seçimi yaz, ve bu seçimin hangi karakteri ya da hangi normu olağan bir şey gibi gösterdiğini not et.

Özet

  1. Klasik anlatı sineması, Hollywood stüdyo sisteminin egemen anlatı biçimidir: hedefe yönelik bir kahraman, sıkı bir neden-sonuç zinciri, güçlü bir kapanış ve kendini gizleyen bir anlatım.
  2. Klasik filmler çoğu zaman bir çifte olay örgüsüyle ilerler: biri kahramanın işi ya da mücadelesi, öbürü çoğu zaman bir aşk ilişkisi; iki çizgi aynı doruk noktasında çözülür.
  3. Görünmez anlatım, kamera, kurgu, ışık ve sesin seyircinin dikkatini öyküye yöneltecek ve kendilerini fark ettirmeyecek biçimde kullanılmasıdır.
  4. Kuzuların Sessizliği klasik yapıyı sürdürür ama aşk çizgisinin yerine Clarice ile Lecter arasındaki ilişkiyi koyar, bir çizgiyi açık bırakır ve karakterlerin kameraya bakmasıyla anlatımı bir an görünür kılar.
  5. Yağmur Altında Şarkı Söylemek klasik anlatının bütün özelliklerini taşır ve bir ses hilesinin açığa çıkmasını anlatırken kendi seslendirme hilelerini gizler.

Kendini sına

  1. Klasik anlatı sinemasının dört temel özelliği nedir?
  2. Çifte olay örgüsü nedir? Yağmur Altında Şarkı Söylemek'teki iki çizgi hangileridir?
  3. Kuzuların Sessizliği'nde klasik filmin aşk çizgisinin yerini ne alır ve hangi çizgi açık kalır?
  4. Yağmur Altında Şarkı Söylemek'in kendi yapımında görünmez anlatımla ilgili hangi ironi vardır?

Yanıtlar

  1. Hedefe yönelik bir kahraman, sıkı bir neden-sonuç zinciri, güçlü bir kapanış ve kendini gizleyen, görünmez bir anlatım.
  2. Çifte olay örgüsü, biri kahramanın işi ya da mücadelesi, öbürü çoğu zaman bir aşk ilişkisi olan iki olay çizgisinin birbirine bağlanarak ilerlemesidir. Filmdeki çizgiler Don'un kariyeri, yani stüdyonun filmini sesli sinemaya geçişte kurtarma çabası, ile Don ve Kathy arasındaki aşktır.
  3. Aşk çizgisinin yerini Clarice ile Lecter arasındaki, bilgi karşılığında anıların paylaşıldığı tehlikeli ilişki alır. Soruşturma çizgisi kapanır, ama Lecter kaçtığı ve sonunda Clarice'i aradığı için bu ikinci çizgi açık kalır.
  4. Film bir sesin bir başka bedene yerleştirilmesini konu alır ve bu hileyi açığa çıkarır; ama Kathy'nin Lina'yı seslendirdiği sahnede Jean Hagen'in kendi sesi kullanılmış, Debbie Reynolds'ın bazı şarkıları da Betty Noyes tarafından seslendirilmiştir. Film kendi seslendirme hilesini gizler.

Sonraki derse köprü

Klasik anlatı, bir kahramanın isteğiyle sıkı bir zincir kurdu; her sahne bir sonrakini zorunlu kıldı. Bazı filmler ise sahnelerini böyle bir zincirle değil, birbirinden bağımsız bölümlerle kurar: her bölüm kendi başına bir bütündür ve film bu bölümlerin yan yana dizilmesiyle ilerler. 15.3 Epizodik yapı, bölümlerle ilerleyen filmi, 0.3'te tanıştığımız Altına Hücum ile Türk seyircisinin çok iyi tanıdığı Hababam Sınıfı üzerinden okuyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.