14.4 · Seviye 2 · Anlatı
Kahramansız film
Topluluğu, mekânı ya da bir nesneyi merkeze alan anlatı
Film Okuma Akademisi — Karakter · 2.215 kelime · 2 film örneği · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kahramansız film, tek bir kahraman yerine bir topluluğu, bir mekânı ya da bir nesneyi merkeze alır; topluluk filmi birden çok karakteri benzer bir ağırlıkla, ağ anlatısı ise birbirine gevşek bağlı karakterleri bir mekân, bir olay ya da bir rastlantıyla izler.
- Kahramansız bir filmi okumak için okur karakterleri birbirine bağlayan merkezi bulur ve onları bir harita gibi dizer.
- Doğru Olanı Yap bir sokağın sakinlerini eşit ağırlıkla izler; pizzacının ünlüler duvarı filmin gerilimini toplayan bir nesnedir ve gün, Radio Raheem'in ölümü ve pizzacının yanışıyla biten bir trajediye dönüşür.
- Kameralı Adam oyuncusuz, senaryosuz ve ara yazısızdır; bir şehrin bir gününü kurgunun ritmiyle bir araya getirir ve karakter denebilecek tek figürler kameraman ile kurgucudur.
- Kahramansız bir filmde okur ekran süresinin, söz hakkının ve görünürlüğün topluluk içinde nasıl dağıldığını sorar.
Açılış
Sürpriz uyarısı: Bu ders Doğru Olanı Yap'ın olay akışını, sonu dahil, anlatır.
Brooklyn'de bir sokak, yılın en sıcak günü. Sabah, sokağın sakinleri birer birer görünür: bir pizzacıda dağıtıcı olarak çalışan genç bir adam, pizzacının sahibi ve oğulları, pencereden sokağı izleyen yaşlı bir kadın, kendi kendine konuşarak dolaşan sarhoş bir adam, elinde kocaman bir teyple sürekli aynı şarkıyı çalan bir genç, siyah hakları üzerine herkesle tartışan bir başkası, köşedeki bakkal, sokağa yayın yapan bir radyo programcısı. Gün boyu bu insanlar birbirine çarpar, birbirine takılır, birbiriyle tartışır.
Seyirci kimi izlediğini sorarsa, cevap tek bir kişi değildir. Pizzacının dağıtıcısı Mookie, sokağın bir ucundan ötekine gidip geldiği için sık sık görünür; ama film onun hikâyesi değildir. Akşam, gerilim bir şiddete dönüştüğünde, olayı yaşayan bir kahraman değil, bir sokaktır. Bu ders, bir filmin tek bir kahramanın yerine bir topluluğu, bir mekânı ya da bir nesneyi merkeze aldığı anlatıları okumayı öğretiyor.
Tek fikir
Bazı filmlerin merkezinde tek bir kahraman yoktur: bir topluluk, bir sokak, bir şehir ya da bir nesne vardır. Okur böyle bir filmi, bir kahramanın isteğiyle değil, merkezdeki şeyin karakterleri birbirine nasıl bağladığıyla okur.
Kavram
Karakter modülünün ilk üç dersi, bir karakterin nasıl kurulduğuna, ne istediğine ve bir başka karakterle nasıl yansıştığına baktı. Bu son ders, kahramanın kendisinin ortadan kalktığı ya da paylaşıldığı filmlere bakıyor. Klasik bir film, bir kahramanın kararlarına yaslanarak ilerler. O kararları verecek tek bir kişi yoksa, film neyle ilerler?
İlk cevap topluluktur. Bazı filmler tek bir kahraman yerine birden çok karakteri eşit ya da eşite yakın bir ağırlıkla izler. Her karakterin kendi derdi, kendi küçük hikâyesi vardır ve film bu hikâyeler arasında gidip gelir.
Topluluk filmlerinde karakterler bir biçimde birbirine bağlıdır. Bu bağ bazen bir mekândır: aynı sokak, aynı otel, aynı köy. Bazen bir olaydır: aynı kaza, aynı düğün, aynı felaket. Bazen de bir rastlantılar ağıdır: birbirini tanımayan insanlar, birbirinin hayatına farkında olmadan dokunur. 11.1'de Ucuz Roman'ın birbirine değen hikâyelerini görmüştük; o film de tek bir kahramanın değil, birkaç kişinin hikâyesiydi.
Bu bağın en gevşek biçimine, birbirini tanımayan karakterlerin bir mekân, bir olay ya da bir rastlantı aracılığıyla birbirine değdiği yapıya, film kuramında ağ anlatısı denir; karakterlerin yolları kesişir, ayrılır ve yeniden kesişir. Bu yapıyı Seviye 2'nin yapı modülü, 15.4'te, kendi başına bir ders olarak açacak; burada yalnızca topluluk filminin bir uç biçimi olarak anıyoruz.
İkinci cevap mekândır. Bazı filmlerin merkezi bir yerdir: bir sokak, bir mahalle, bir şehir. Karakterler gelir ve gider; mekân kalır. Böyle bir filmde mekânın kendisi bir karakter gibi davranır: bir sabahı, bir öğlesi, bir gecesi vardır, değişir, ısınır, yanar. 3.2'de dekoru ve mekânı, 3.5'te mekânın bir sınıf haritası olabileceğini görmüştük. Burada mekân, bir kahramanın sahnesi olmaktan çıkıp anlatının kendisi olur.
Üçüncü cevap nesnedir. Bazı filmler bir nesneyi elden ele dolaştırır: bir ceket, bir silah, bir mektup, bir para. Nesne her el değiştirdiğinde yeni bir karakter, yeni bir hikâye açılır. Nesne, karakterleri birbirine bağlayan bir iplik gibidir. 3.3'te sahne nesnesinin bir arzunun taşıyıcısı olabileceğini görmüştük; bu filmlerde nesne, anlatının taşıyıcısıdır.
Kahramansız bir filmi okumak, seyircinin alışkanlığını değiştirir. Seyirci kiminle özdeşleşeceğini, kimin yanında duracağını arar ve bulamaz. Bu arayışın boşa çıkması, seyirciyi başka bir yere bakmaya zorlar: tek bir hayattan çok hayatların arasındaki ilişkilere, bir kişinin isteğinden çok bir topluluğun dengesine.
Okur kahramansız bir filmi bir harita gibi okuyabilir. Kâğıdın ortasına filmin merkezini, sokağı, şehri ya da nesneyi yazar; çevresine karakterleri dizer ve her karakteri merkeze ve birbirine bağlayan çizgileri çizer. Kimin en çok çizgisi var, kimin hiç yok? Kim merkeze yakın, kim kenarda? Bu harita, filmin bir topluluğu nasıl gördüğünün de bir resmidir.
Kahramansız bir filmde görünürlük, paylaşılan bir paydır. Tek bir kahraman olmadığında, ekran süresi, söz hakkı ve yakın planlar birçok karakter arasında paylaşılır. Bu paylaşım eşit midir? Bir topluluk filminde bile bazı karakterler daha çok görünür, daha çok konuşur, daha çok anlaşılır; bazıları ise kalabalığın içinde kalır. Okur sorar: bu toplulukta kimin hikâyesi var, kim yalnızca manzaranın bir parçası?
Filmde
Bu film bir topluluk filmidir ve merkezinde bir sokak vardır. 4.5'te sokağın grup düzenine, 10.4'te topluluklar arası aşağılamaların dizildiği sahneye bakmıştık. Bu ders filmin karakterlerini bir arada tutan şeye bakıyor. Mookie sık sık görünür, çünkü bir dağıtıcı olarak sokağın her yerine girip çıkar; ama film onun isteğiyle ilerlemez. Sokağın öteki sakinleri, her biri kendi küçük derdiyle, filmin eşit ağırlıkta parçalarıdır.
Bu filmin merkezi yalnızca sokak değildir; sokağın içinde bir nesne de vardır: Sal'ın pizzacısının duvarındaki ünlüler duvarı. Duvarda yalnızca ünlü İtalyan Amerikalıların fotoğrafları asılıdır. Buggin' Out, müşterilerin çoğu siyah olduğu için duvara siyah ünlülerin de konmasını ister; Sal reddeder. Bu küçük nesne, filmin bütün gerilimini toplar. Duvar bir boykot girişimine, akşam pizzacıda bir tartışmaya, tartışma bir kavgaya dönüşür.
Kahramansız bir filmde trajedi de bir kahramanın değil, bir topluluğun başına gelir. Akşam, Radio Raheem, Buggin' Out ve Smiley pizzacıya girer; Sal, Raheem'in teybini bir sopayla parçalar. Kavga sokağa taşar, polis gelir ve bir polis memuru copuyla Raheem'in boğazını sıkar ve Raheem ölür. Kalabalık öfkelenir. Mookie bir çöp kutusunu pizzacının camına fırlatır ve kalabalık pizzacıyı yakar.
Bu son, kahramansız filmin seyirciden ne istediğini gösterir. Film tek bir kahramanın doğru ya da yanlış yaptığını söylemez; iki ayrı alıntıyla, iki ayrı görüşü yan yana koyar. Mookie'nin camı kırması bir kahramanın kararı değil, bir topluluğun öfkesinin bir anıdır; seyirci onu tek bir kişinin eylemi olarak değil, sokağın bütün gününün sonucu olarak tartar. Bir okuma bu yan yana koyuşu filmin bilinçli bir kararsızlığı olarak görür; başka bir okuma, filmin seyirciyi kendi kararını vermeye zorladığını öne sürer.
Görünürlük meselesi bu filmde açıkça bir topluluğun görünürlüğüdür. Film, siyah Amerikalı bir mahallenin sakinlerini, kendi dertleri, kendi şakaları, kendi tartışmalarıyla birer karakter olarak gösterir; onlar bir kahramanın arka planı değil, filmin kendisidir. Ünlüler duvarı ise bu görünürlüğün ta kendisini sorar: bir mahallenin duvarında kimin yüzü asılı, kimin yüzü yok? Smiley'nin son sahnede o duvara asmaya çalıştığı fotoğraf, filmin bütün sorusunu tek bir imgeye toplar.
Başka bir filmde
Hiçbir karakterin olmadığı, merkezinde bir şehrin ve bir kameranın durduğu bir film.
Bu film, kahramansız filmin en uç biçimidir: bir kahraman olmadığı gibi, bir öykü de yoktur. 6.6'da bu filmin objektife bindirilen gözünü ve kameranın kendini sergileyişini okumuştuk. Bu ders filmin karakter yokluğuna bakıyor. Film Moskova, Kiev ve Odessa'da çekilmiş görüntüleri, bir günün akışına göre dizer: şehrin uyanışı, işe gidiş, fabrikalar, sokaklar, eğlence, akşam. Kalabalıkların içinden geçen yüzler vardır, ama hiçbiri bir karakter olmaz.
Böyle bir filmde merkez şehirdir ve şehri birbirine bağlayan şey, bir karakterin isteği değil, bir günün saatleri ve kurgunun ritmidir. 7.6'da kurgunun ritmini, 7.4'te montajı görmüştük. Bu filmde kurgu, birbirini tanımayan binlerce insanı, bir ağ anlatısının en soyut biçiminde, aynı günün içinde birbirine bağlar. Çalışan eller, dönen makineler, dinlenen insanlar, ritim ve benzerlik aracılığıyla yan yana gelir.
Filmde bir tür karakter vardır ama o da beklenmedik bir yerdedir: kameramanın kendisi ve filmi kuran kurgucu. Kameraman şehrin içinde, kamerasıyla birlikte, sık sık görünür; kurgucu ise bir masada film şeritlerini keser ve düzenler. Bir okuma bunu filmin kendi yapımını sergilemesi, seyirciye bir filmin nasıl yapıldığını göstermesi olarak görür. Başka bir okuma ise bu karakterlerin bile bir kişi olmaktan çok bir işlev, sinemanın kendisinin temsilcisi olduğunu öne sürer.
Kahramansız bir şehir filminde görünürlük, kalabalığın içinde kimin seçildiği sorusudur. Film binlerce insanı gösterir, ama hiçbirine bir isim, bir geçmiş, bir söz vermez. Okur sorabilir: bu şehirde kimin işi, kimin eğlencesi, kimin yorgunluğu gösteriliyor? Çalışanlar ile eğlenenler, makinenin başındakiler ile dinlenenler aynı ritimle mi gösteriliyor? Bir şehrin portresi, kimi şehrin yüzü olarak seçer?
İki film kahramansız anlatıyı iki farklı biçimde kurar. Doğru Olanı Yap bir topluluğu merkeze alır: tek bir sokağın tanınabilir, adı olan, derdi olan sakinleri bir gün boyunca birbirine çarpar ve bu çarpışma bir trajediyle biter; merkez bir sokak, bir de duvarda asılı fotoğraflardır. Kameralı Adam ise bir şehri ve bir kamerayı merkeze alır: hiçbir karakterin adı yoktur, hikâye de yoktur; şehrin bir günü ve kurgunun ritmi bütün filmi taşır.
Yaygın okuma hataları
Yaygın yanlışHer filmde mutlaka bir kahraman aramak.
Bazı filmlerin merkezinde bir topluluk, bir mekân ya da bir nesne vardır; okur kahramanı aramak yerine karakterleri birbirine bağlayan şeyi arar.
Yaygın yanlışEn sık görünen karakteri filmin kahramanı saymak.
Doğru Olanı Yap'ta Mookie sık sık görünür, çünkü dağıtıcı olarak sokağın her yerine girer; ama film onun isteğiyle ilerlemez, bir sokağın gününü anlatır.
Yaygın yanlışKahramansız bir filmi dağınık ya da odaksız saymak.
Kahramansız bir filmin odağı bir kişide değil, bir mekânda, bir olayda ya da bir nesnededir; okur bu odağı bulduğunda filmin düzenini de görür.
Okuma Defteri
Defter: Haritada kimin en çok çizgisi, kimin en az çizgisi var? Altına, filmin ekran süresini ve söz hakkını bu karakterler arasında nasıl dağıttığını ve kenarda kalan karakterin kim olduğunu yaz.
Özet
- Kahramansız film, tek bir kahraman yerine bir topluluğu, bir mekânı ya da bir nesneyi merkeze alır; topluluk filmi birden çok karakteri benzer bir ağırlıkla, ağ anlatısı ise birbirine gevşek bağlı karakterleri bir mekân, bir olay ya da bir rastlantıyla izler.
- Kahramansız bir filmi okumak için okur karakterleri birbirine bağlayan merkezi bulur ve onları bir harita gibi dizer.
- Doğru Olanı Yap bir sokağın sakinlerini eşit ağırlıkla izler; pizzacının ünlüler duvarı filmin gerilimini toplayan bir nesnedir ve gün, Radio Raheem'in ölümü ve pizzacının yanışıyla biten bir trajediye dönüşür.
- Kameralı Adam oyuncusuz, senaryosuz ve ara yazısızdır; bir şehrin bir gününü kurgunun ritmiyle bir araya getirir ve karakter denebilecek tek figürler kameraman ile kurgucudur.
- Kahramansız bir filmde okur ekran süresinin, söz hakkının ve görünürlüğün topluluk içinde nasıl dağıldığını sorar.
Kendini sına
- Topluluk filmi ile ağ anlatısı arasındaki fark nedir?
- Kahramansız bir filmin merkezinde bir kahraman yerine hangi şeyler bulunabilir?
- Doğru Olanı Yap'ta pizzacının ünlüler duvarı neden filmin gerilimini toplayan bir nesnedir?
- Kameralı Adam açılışında kendisini nasıl tanımlar?
Yanıtlar
- Topluluk filmi, birden çok karakterin hikâyesini benzer bir ağırlıkla anlatan filmdir. Ağ anlatısı ise birden çok karakterin, çoğu zaman birbirini tanımadan, bir mekân, bir olay ya da bir rastlantı aracılığıyla birbirine bağlandığı anlatıdır; vurgu, karakterleri birbirine bağlayan gevşek bağlardadır.
- Bir topluluk, bir mekân ya da bir nesne bulunabilir.
- Duvarda yalnızca ünlü İtalyan Amerikalıların fotoğrafları vardır; Buggin' Out müşterilerin çoğu siyah olduğu için siyah ünlülerin de konmasını ister, Sal reddeder. Bu istek bir boykot girişimine, sonra pizzacıdaki tartışmaya ve kavgaya dönüşür.
- Kendisini senaryosuz, oyuncusuz, tiyatronun ve edebiyatın dilinden ayrılmış bir film deneyi olarak tanımlar; ara yazı kullanmaz.
Sonraki derse köprü
Karakter modülü burada kapanıyor ve Seviye 2'nin anlatı modülleri de onunla birlikte bir dönemece geliyor. Bu seviye boyunca öykü ile olay örgüsünü, zamanı, bilgiyi ve karakteri ayrı ayrı okuduk. Bir sonraki modül bu parçaları bir bütün olarak kuran büyük yapılara bakıyor. İlk ders, 15.1 Üç perde, en yaygın yapı modelinin, üç perdenin, bir filmi neyle açıkladığını ve neyi açıklayamadığını soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.