İçeriğe geç

14.1 · Seviye 2 · Anlatı

Karakter nasıl kurulur

Eylem, görünüş, başkalarının tepkisi

Film Okuma Akademisi — Karakter · 2.167 kelime · 2 film örneği · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Karakterleme, bir filmin bir karakteri seyirciye tanıtma ve onu bir insan olarak kurma sürecidir; başlıca eylem, görünüş ve başkalarının tepkisi aracılığıyla işler.
  2. Karakter özellikleri seyircinin bu ipuçlarından çıkardığı niteliklerdir; yassı karakter tek bir nitelik çevresinde kurulur ve değişmez, yuvarlak karakter çelişen özellikler taşır ve şaşırtabilir.
  3. Masumiyet'te Yusuf neredeyse hiç eylemde bulunmaz; eylemsizliği, tanıklığı ve geçmişi onun karakterlemesidir. Bekir ise kendi sözleriyle, kameranın açısının değişmediği uzun bir anlatımla kurulur.
  4. Taksi Şoförü'nde Travis, giderek kararan eylemleri, günlüğünden gelen sesi, mohikan saçla değişen görünüşü ve başkalarının, sonunda gazetelerin ona verdiği çelişkili tepkilerle kurulur.
  5. Bir filmin hangi karakterlere yuvarlak, hangilerine yassı bir karakterleme verdiği, kimi bir insan olarak, kimi bir rol olarak gösterdiğinin işaretidir.

Açılış

Sürpriz uyarısı: Bu ders Taksi Şoförü'nün sonunu ve Masumiyet'teki karakterlerin geçmişini anlatır; Masumiyet'in sonunu açmaz.

Bir cezaevi. On yıllık cezasını tamamlamış bir adam, Yusuf, dışarı çıkmak istemez. Dışarıda onu bekleyen bir hayat yoktur; içerisi ona daha tanıdık gelmektedir. Sonunda Yusuf kendini İzmir'de, Basmane'de bir pansiyonda bulur. Lobide insanlar sessizce televizyonda eski filmler izler. Yusuf da izler. Pek konuşmaz, bir şey istemez, bir şey yapmaz.

Seyirci bu adamı nasıl tanıyacaktır? Film onun kim olduğunu, ne düşündüğünü, ne hissettiğini neredeyse hiç söylemez. Onu ne bir anlatıcının sesiyle tanıtır ne de onu bir hedefin peşinde koşan biri olarak gösterir. Yine de film bitene kadar seyirci Yusuf'u tanır: onun yaptıklarından ve yapmadıklarından, nasıl göründüğünden ve en çok da başkalarının ona nasıl davrandığından. Bu ders, ekrandaki bir figürün hangi ipuçlarıyla tanıdığımız birine dönüştüğünü okumayı öğretiyor.

Tek fikir

Bir film karakteri, seyircinin filmin verdiği ipuçlarından kurduğu bir insandır. Bu ipuçları başlıca üç yoldan gelir: karakterin ne yaptığı, nasıl göründüğü ve başkalarının ona nasıl tepki verdiği. Okur her ipucunu ayrı ayrı toplar ve karakteri bunlardan kurar.

Kavram

Bilgi modülünde seyircinin kimin gözünden ve kimin sesinden bildiğine baktık. Karakter modülü, bu soruların merkezindeki insanlara geçiyor. Bir film karakteri, kâğıt üzerindeki bir kişiden farklıdır: bir romanın karakterini sözcükler kurar, bir filmin karakterini ise bir oyuncunun bedeni, bir kameranın bakışı, bir kurgunun seçimleri ve bir senaryonun eylemleri birlikte kurar.

Karakterlemenin ilk aracı eylemdir. Bir karakter ne yapıyor, ne yapmıyor? 11.2'de klasik anlatının hedefe yönelik kahramanını gördük: o, isteği uğruna harekete geçen biridir ve eylemleri onu tanıtır. Ama yapılmayan şey de bir eylemdir. Bir karakterin tepki vermediği, kaçındığı, ertelediği şeyler de onu tanıtır. Okur bir karakterin eylemlerini bir listeye yazdığında, onun ne istediğini ve neyden korktuğunu bu listeden çıkarabilir.

İkinci araç görünüştür. 3.4'te kostümü ve makyajı, 4.2'de oyunculuk üsluplarını, 4.4'te yüzü okumuştuk. Bütün bu öğeler karakterlemenin parçasıdır. Bir karakterin giyimi, saçı, duruşu, yürüyüşü, yüzünün nasıl ışıklandırıldığı, seyircinin onu ilk gördüğü anda kurduğu izlenimi belirler. Görünüşün bir değişimi, bir karakterin değişiminin işareti olabilir.

Üçüncü araç başkalarının tepkisidir. Bir karakter ötekilerin gözünde kimdir? Onu seven, korkan, hor gören, görmezden gelen kimdir? Bazen bir karakter ekrana gelmeden önce başkalarının onun hakkında konuştukları sözlerle tanıtılır; bazen de ötekilerin ona yanıt vermemesi, onun yalnızlığını kurar. 4.3'te bakışı okurken bir karakterin başkalarının bakışlarıyla nasıl kurulduğunu görmüştük; bu bakışlar karakterlemenin en sessiz araçlarıdır.

Karakterler özelliklerinin sayısı ve değişkenliği bakımından birbirinden ayrılır. Bazıları tek bir özellikle tanımlanır ve film boyunca hiç değişmez: korkak dost, açgözlü patron, saf genç kız. Bazıları ise çelişen özellikler taşır, seyirciyi şaşırtır ve film boyunca değişir.

Yassı karakteri bir kusur saymamak gerekir. Bir film yan karakterlerini çoğu zaman yassı tutar, çünkü onlara ayıracak zamanı yoktur ve seyircinin onları bir bakışta tanıması gerekir. Ama okur, bir filmin hangi karakterlerini yuvarlak, hangilerini yassı tuttuğunu sorduğunda, filmin kimin iç dünyasına değer verdiğini de görür.

Bu, karakterlemenin ten ve ışıkla ilgili boyutudur. Bir filmde kimin karakterlemesi zengindir, kiminki birkaç özelliğe indirgenmiştir? Bir film bazı karakterlere çelişki, değişim ve şaşırtma hakkı tanır; bazılarını ise bir tipe, bir kalıba, bir işleve indirger. Okur sorar: bu filmde yuvarlak olanlar kimler, yassı kalanlar kimler, ve bu dağılım hangi insanları bir insan olarak, hangilerini yalnızca bir rol olarak gösteriyor?

Filmde

Bu film, karakterlemenin klasik araçlarını tersine çevirir. Yusuf, filmin bağlandığı karakterdir; ama neredeyse hiç eylemde bulunmaz. Bir hedefi yoktur, bir şey istemez, konuşmaz. Filmin içinden öğrendiğimiz geçmişi şudur: askerlik dönüşünde, evli ablasıyla kaçan en yakın arkadaşını öldürmüş, ablasını da yaralamıştır; kurşun ablanın dilini parçalamıştır. On yıl hapis yatmıştır ve şimdi dışarı çıkmak istememektedir.

Yusuf'un eylemsizliği, onun karakterlemesinin ta kendisidir. Film onu bir şey yaparken değil, bir şey yapmazken gösterir: lobide oturur, televizyon izler, başkalarının hayatına tanık olur. Seyirci onun suçluluğunu, yorgunluğunu, dünyadan kopukluğunu bu boşluktan çıkarır. Bir filmde eylemsiz bir karakter bir boşluk gibi görünebilir; Masumiyet'te bu boşluk, karakterin kendisidir.

Filmin ikinci karakterlemesi ise tam tersi bir yoldan gelir: söz. Bekir, bir sahnede hayatını, Uğur'a nasıl bağlandığını, onun peşinden nasıl sürüklendiğini anlatır. Bu anlatım uzun bir sahnedir ve kameranın açısı boyunca değişmez. Seyirci Bekir'i ve Uğur'u, Bekir'in kendi sözleriyle tanır. Yusuf ise bu anlatımın dinleyicisidir: başkasının hikâyesine tanık olan bir adam.

Bu iki yol, eylemsiz tanık ile konuşan anlatıcı, karakterlemenin filmdeki iki ucunu oluşturur. Yusuf'u yaptıklarından değil, yapmadıklarından ve dinlediklerinden tanırız; Bekir'i yaptıklarından değil, anlattıklarından. Uğur ise çoğunlukla Bekir'in anlatımının ve Bekir'in ona duyduğu saplantının içinden görünür. Başkalarının tepkisi burada en güçlü araçtır: Bekir'in Uğur'a bağlılığı, Uğur'u bir kadın olarak değil, bir saplantının nesnesi olarak da kurar.

Karakterlemenin yuvarlak ve yassı dağılımı bu filmde sert bir soru doğurur. Yusuf, Bekir ve Uğur, çelişkileri ve geçmişleriyle yuvarlak karakterlerdir. Ama filmde iki dilsiz kadın vardır: Yusuf'un kurşunla dilini parçaladığı ablası ve Çilem. İkisi de konuşamaz, ikisi de başkalarının şiddetinin sonucu olarak dilsizdir, ikisi de filmde çoğunlukla bir odada ya da bir koltukta, sessiz bir varlık olarak görünür. Türker, sağır ve dilsiz kızın Yusuf'un vicdanının resmi olduğunu yazar. Okur sorabilir: film bu iki sessiz kadını bir karakter olarak mı, yoksa erkeklerin suçunun bir imgesi olarak mı kuruyor? Konuşma hakkı olmayan bir karakter, seyircinin gözünde kendi başına ne kadar var olabilir?

Başka bir filmde

Karakterlemenin üç aracının da açıkça ve yoğun biçimde kullanıldığı bir film.

Bu film, Masumiyet'in tersine, bir karakteri yoğun bir eylem dizisiyle kurar ve bu eylemler giderek kararır. 4.2'de bu filmin oyunculuğunu, 6.5'te kameranın Travis'e nasıl bağlı kaldığını okumuştuk. Bu ders, Travis'i tanımamızı sağlayan ipuçlarına bakıyor. Film onu önce uykusuz, yalnız, gece boyunca sokaklarda dolaşan bir adam olarak tanıtır. Sonra eylemleri birbirini izler: bir kadına çıkma teklif eder, onu yanlış bir yere götürür, reddedilir; silahlar satın alır, bedenini sert bir antrenmanla hazırlar, bir ceketin koluna gizli bir silah düzeneği yapar; bir dükkânda bir soyguncuyu vurur.

Görünüşün değişimi, bu filmde karakterlemenin en açık işaretidir. Travis'in saçını mohikan biçiminde tıraş etmesi, seyirciye onun bir eşiği geçtiğini söyler; dış görünüş bir iç dönüşümün habercisidir. 3.4'te kostüm ve makyajın bir karakterin değişimini taşıyabileceğini görmüştük; burada saç kesimi, bir adamın kendini bir eyleme hazırladığının görünür izine dönüşür.

Başkalarının tepkisi ise filmin en ironik karakterleme aracıdır. Travis'in çıkma teklif ettiği kampanya çalışanı Betsy, onu bir müstehcen film sinemasına götürdüğünde sinemadan çıkıp gider; tanıştığı kadının tepkisi, Travis'in dünyayı nasıl yanlış okuduğunu gösterir. Bir başka taksi şoförü, Travis'in kafasındaki şiddet düşüncelerini dinler ama onları ciddiye almaz. Filmin sonunda ise tepki tersine döner: Travis'in genç bir kızı kurtarmak için giriştiği kanlı eylemden sonra gazeteler onu bir kahraman olarak sunar. Toplumun tepkisi, seyircinin kurduğu karakterle çelişir.

Bu filmde karakterlemenin dağılımı, Travis'in bakışıyla sınırlıdır. Travis yuvarlak bir karakterdir: çelişkili, şaşırtıcı, giderek tehlikeli. Ama öteki karakterler çoğunlukla onun gözünden görünür. Fuhuşa sürüklenmiş on iki yaşındaki Iris, Travis'in kurtarmak istediği bir çocuktur; film ona da sahneler verir, ama seyirci onu büyük ölçüde Travis'in kurtarıcı bakışının içinden tanır. Okur sorabilir: Iris bu filmde kendi başına bir karakter mi, yoksa Travis'in kendini kanıtlamak için ihtiyaç duyduğu bir kurban imgesi mi? Ve film, Travis'i kahraman ilan eden gazetelerin tepkisiyle, bu imgeyi mi sorguluyor, yoksa yeniden mi kuruyor?

İki film karakterlemeyi iki karşıt yoldan kurar. Masumiyet'in Yusuf'u neredeyse hiç eylemde bulunmaz ve başkalarının hikâyelerine tanık olarak tanınır; Bekir ise kendi sözleriyle, uzun bir anlatımla kurulur. Taksi Şoförü'nün Travis'i ise yoğun ve giderek kararan eylemleriyle, değişen görünüşüyle ve başkalarının, en sonunda da toplumun ona verdiği çelişkili tepkilerle kurulur. Biri bir tanığın, öteki bir eylemcinin karakterlemesidir.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışBir karakteri yalnızca eylemleriyle okumak.
Doğrusu

Karakterleme eylemin yanında görünüş, konuşma ve başkalarının tepkisiyle de işler; Masumiyet'in Yusuf'u neredeyse hiç eylemde bulunmaz ama yine de tanınır.

Yaygın yanlışEylemsiz bir karakteri boş ya da eksik saymak.
Doğrusu

Bir karakterin yapmadıkları, kaçındıkları ve sustukları da onu tanıtır; okur eylemsizliği bir özellik olarak okur.

Yaygın yanlışYassı karakterleri bir kusur saymak.
Doğrusu

Bir film yan karakterlerini çoğu zaman bilerek yassı tutar; okur hangi karakterlerin yuvarlak, hangilerinin yassı olduğunu sorar ve bu dağılımın filmin kime değer verdiği hakkında ne söylediğini düşünür.

Okuma Defteri

Defter: Aynı filmden yassı bir yan karakter seç ve onun için aynı tabloyu doldurmaya çalış. Hangi sütun boş kalıyor? Altına, filmin bu karaktere neden bu kadar az yer ayırdığını düşündüğünü yaz.

Özet

  1. Karakterleme, bir filmin bir karakteri seyirciye tanıtma ve onu bir insan olarak kurma sürecidir; başlıca eylem, görünüş ve başkalarının tepkisi aracılığıyla işler.
  2. Karakter özellikleri seyircinin bu ipuçlarından çıkardığı niteliklerdir; yassı karakter tek bir nitelik çevresinde kurulur ve değişmez, yuvarlak karakter çelişen özellikler taşır ve şaşırtabilir.
  3. Masumiyet'te Yusuf neredeyse hiç eylemde bulunmaz; eylemsizliği, tanıklığı ve geçmişi onun karakterlemesidir. Bekir ise kendi sözleriyle, kameranın açısının değişmediği uzun bir anlatımla kurulur.
  4. Taksi Şoförü'nde Travis, giderek kararan eylemleri, günlüğünden gelen sesi, mohikan saçla değişen görünüşü ve başkalarının, sonunda gazetelerin ona verdiği çelişkili tepkilerle kurulur.
  5. Bir filmin hangi karakterlere yuvarlak, hangilerine yassı bir karakterleme verdiği, kimi bir insan olarak, kimi bir rol olarak gösterdiğinin işaretidir.

Kendini sına

  1. Karakterlemenin üç temel aracı nedir?
  2. Yassı ve yuvarlak karakter ayrımını kim ortaya atmıştır ve yuvarlak karakterin ölçüsü nedir?
  3. Masumiyet'te Yusuf neden hapis yatmıştır ve film onu nasıl bir karakter olarak kurar?
  4. Taksi Şoförü'nde Travis'in görünüşündeki hangi değişiklik bir eşiğin geçildiğini gösterir?

Yanıtlar

  1. Karakterin eylemleri, görünüşü ve başka karakterlerin ona gösterdiği tepkiler. Konuşma da bunlara eklenebilir.
  2. Romancı E. M. Forster, 1927'de yayımlanan Roman Sanatı adlı kitabında ortaya atmıştır. Forster'a göre yuvarlak bir karakterin ölçüsü, inandırıcı bir biçimde şaşırtabilmesidir.
  3. Askerlik dönüşü evli ablasıyla kaçan en yakın arkadaşını öldürüp ablasını yaraladığı için on yıl hapis yatmıştır. Film onu neredeyse hiç eylemde bulunmayan, bir şey istemeyen, başkalarının hayatına tanık olan bir karakter olarak kurar.
  4. Bir siyasi mitingde bir suikast girişimine hazırlanmadan önce saçını mohikan biçiminde tıraş etmesi.

Sonraki derse köprü

Travis bir şey istiyordu ve bu istek onu eyleme sürükledi; Yusuf ise neredeyse hiçbir şey istemiyordu. Bir karakterin isteği ya da isteksizliği, bir filmin bütün biçimini değiştirir. 14.2 İstek ve kayıtsızlık, isteyen kahraman ile istemeyen kahraman arasındaki farkı ve istemeyen bir kahramanın bir anlatıyı nasıl yürüttüğünü, kaybolan bir kadının aranmasının giderek unutulduğu Macera üzerinden okuyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.