İçeriğe geç

13.5 · Seviye 2 · Anlatı

Güvenilmez anlatım

Filmin seyirciyi yanıltması

Film Okuma Akademisi — Bilgi ve bakış açısı · 2.201 kelime · 2 film örneği · ≈ 10 dk okuma · 15 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Güvenilmez anlatımda film, öykünün dünyasında gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi gösterir ve bunu ancak sonradan ya da hiç açıkça olmayarak ortaya çıkarır; sinemada görüntünün tanıklık gücü bu yanılgıyı özellikle etkili kılar.
  2. Yalancı geriye dönüş, bir karakterin anlatımıyla açılan ve görüntüleriyle gerçekmiş gibi sunulan ama sonradan yalan olduğu anlaşılan geriye dönüştür; geriye dönük yeniden okuma ise yanılgının açığa çıkmasının seyirciye bıraktığı iştir.
  3. Mulholland Drive'ın büyük bölümü, en yaygın okumaya göre Diane'in bir rüyasıdır; film bunu işaretsiz bırakır, Silencio sahnesiyle kendi yanılsamasını sezdirir ve hiçbir zaman açıkça doğrulamaz.
  4. Olağan Şüpheliler'de Verbal'in bütün hikâyesi, sorgu odasındaki nesnelerden o anda uydurulmuş bir yalandır; film bu yalanı görüntülerle canlandırır ve sonda açığa çıkarır.
  5. Güvenilmez anlatım, insanları gerçekte olduklarından farklı gösterir; okur yanılgının hangi alışık görünüşlerden ve kalıplardan beslendiğini sorar.

Açılış

Sürpriz uyarısı: Bu ders Olağan Şüpheliler'in ve Mulholland Drive'ın sonlarını, iki filmin de seyirciyi yanılttığı yeri açıkça anlatır.

Bir polis bürosu. Bir gümrük ajanı, karşısındaki topal ve tutuk konuşan adamı saatlerdir sorguluyor. Adam bir hikâye anlatıyor ve film bu hikâyeyi uzun bir geriye dönüşle seyirciye gösteriyor: bir sabıkalılar sırası, bir soygun, bir gemi, bir katliam ve efsanevi bir suç örgütü lideri. Sorgu biter, adam serbest bırakılır, ağır ağır kapıdan çıkar.

Ajan odada kalır ve gözü dağınık bürodaki nesnelere takılır. Oradaki adlar, yerler, ayrıntılar, saatlerdir dinlediği hikâyenin içinde duyduğu adlardır. Hikâye, odadaki nesnelerden, o anda uydurulmuştur. Dışarıda, topal adamın yürüyüşü düzelir, kıvrık eli açılır. Seyirci neredeyse bütün film boyunca izlediği şeyin bir yalan olduğunu öğrenir. Ve bu yalanı yalnızca bir karakter söylememiştir; film onu görüntüleriyle göstermiştir. Bu ders, bir filmin seyirciyi bilerek yanılttığı anları okumayı öğretiyor.

Tek fikir

Güvenilmez anlatımda film, seyirciye gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi gösterir ve bunu ancak sonradan açığa çıkarır. Okur yanılgıyı fark ettiğinde filmi geriye doğru yeniden okur ve filmin onu nasıl, hangi işaretlerle yanılttığını sorar.

Kavram

Bilgi modülünün önceki derslerinde film seyirciye bilgiyi sınırladı, derinleştirdi, erken verdi ya da sakladı; ama verdiği bilgi genellikle doğruydu. 13.4'te Vertigo'nun ilk yarısında seyircinin Madeleine'e inandığını görmüştük; o da bir yanılgıydı, ama bir karakterin, Elster'ın planıydı. Bu ders, yanılgının kaynağının bir karakterin yalanı olmaktan çıkıp filmin kendi anlatımına yerleştiği durumlara bakıyor.

Bu son nokta, sinemada güvenilmez anlatımın neden bu kadar etkili olduğunu açıklar. Bir romanda bir anlatıcı yalan söylediğinde, okur onun sözlerinin bir kişinin sözleri olduğunu bilir. Sinemada ise görüntü, seyircinin gözünde bir tanıklık gibi durur: gösterilen şey olmuş gibidir. Bir karakter yalan söylerken film onun yalanını görüntülerle canlandırdığında, seyirci yalanı yalnızca duymaz, görür ve görme, inanmanın en güçlü biçimidir.

Kane'in tanıklarından beri bildiğimiz gibi, bir geriye dönüşün başında genellikle onu açan bir ses vardır. Yalancı geriye dönüş bu sesi bir tuzağa çevirir. Seyirci bir anlatımın bir karakterin ağzından geldiğini bilir, ama görüntülerin gücü yüzünden onu nesnel bir kayıt gibi izler. Çerçeve hatırlatılmadığında, seyirci kimin anlattığını unutur.

Bir de anlatımın kendisinin, bir karakterin sözüne bağlanmadan, seyirciyi yanılttığı durumlar vardır: rüyanın gerçek gibi sunulması, bir karakterin sanrısının dış dünya gibi gösterilmesi, bir kimliğin bir başkası sanılması. 13.2'deki zihinsel öznellik burada işaretsiz bırakılır: seyirci bir karakterin zihninde olduğunu bilmeden, gördüğünü dış dünya sanar.

Güvenilmez anlatım, filmi iki kez izlemeye çağırır. İlk izlemede seyirci yanılır; ikinci izlemede yanılgının nasıl kurulduğunu görür. Akademinin ilk derslerinden beri önerdiğimiz ikinci izleme, burada bir tercih olmaktan çıkar ve zorunluluğa dönüşür.

Okur güvenilmez bir anlatımı fark ettiğinde iki soru sorar. Birincisi: film beni hangi işaretlerle yanılttı, ve yanıltırken bana doğruyu gösteren ipuçları bıraktı mı? İkincisi: yanılgı bana ne yaptı? Bir film seyirciyi yalnızca şaşırtmak için de yanıltabilir, onun inanma alışkanlıklarını göstermek için de.

Yanılgının bir de yüzleri vardır. Yanıltan bir anlatım, insanları gerçekte olduklarından farklı gösterir: kahraman gibi görünen bir kurban, kurban gibi görünen bir fail, masum görünen bir yüz. Okur, yanılgı açığa çıktığında sorar: bu filmde kim gerçekte olduğundan farklı göründü, ve bu yanlış görünüş hangi kalıplardan, hangi alışık olduğumuz görünüşlerden beslendi?

Filmde

Bu film, güvenilmez anlatımın en tartışılan örneklerinden biridir, çünkü yanılgıyı ne bir karakterin ağzına verir ne de sonunda açıkça açıklar. Filmin büyük bölümü Betty'nin ve Rita'nın hikâyesidir: parlak, iyimser, eski bir Hollywood filmini andıran bir gizem. Sonra film birden başka bir kadına geçer: Betty'ye tıpatıp benzeyen, çökmüş, başarısız bir oyuncu olan Diane Selwyn. Rita'ya benzeyen kadın ise artık Camilla Rhodes adında, Diane'in eski sevgilisi olan başarılı bir oyuncudur.

Film yanılgısını açıklamaz, ama ona bir kapı bırakır ve okur onu bulabilir. Filmin en ünlü sahnelerinden birinde, Betty ile Rita gece yarısı Silencio adlı bir kulübe giderler. Sahnedeki sunucu, orada çalan bir orkestra olmadığını, her şeyin önceden kaydedilmiş olduğunu söyler; ama seyirci müziği duyar. Ardından bir şarkıcı, sesinden başka eşlik olmadan, İspanyolca bir şarkı söyler ve Betty ile Rita ağlar. Bir okuma bu sahneyi filmin kendi hakkındaki bir itirafı olarak görür: duyduğumuz ses bir kayıttır, gördüğümüz dünya bir yanılsamadır.

Bu okumaya göre filmin büyük bölümü, 13.2'deki anlamıyla, işaretsiz bir zihinsel öznelliktir. Seyirci bir kadının rüyasını izlemektedir ama bunu bilmez; rüyayı dış dünya sanır. Açılıştaki yastık planı, bu okuma açısından bir ipucudur: biri uykuya dalar ve film başlar. İlk izlemede bu plan bir anlam taşımaz; geriye dönük yeniden okumada filmin bütün yapısının anahtarı olabilir.

Film bu yanılgıyla seyirciden ne ister? Bir okuma, filmin Hollywood'un düş fabrikası üzerine bir film olduğunu, seyirciyi de tıpkı Diane gibi parlak bir düşün içine çekip sonra onun karanlık gerçeğine düşürdüğünü öne sürer. Başka bir okuma, filmin tek bir çözümü olmadığını, rüya okumasının bile filmin bütün tuhaflıklarını açıklamadığını ve filmin asıl isteğinin seyirciyi çözümsüz bir belirsizlikte tutmak olduğunu savunur.

Bu filmde yanılgı, kadınların nasıl göründüğüyle iç içedir. Betty iyimser, sarışın, başarılı bir yeni yüzdür; Rita esmer, gizemli, tehlike içindeki bir kadındır. İkisi de eski Hollywood filmlerinin tanıdık kadın kalıplarına benzer. Rita bir noktada sarışın bir peruk takar ve Betty'ye benzer. Son bölümde ise bu kalıplar çöker: Betty'nin yerinde başarısız ve çaresiz Diane, Rita'nın yerinde başarılı ve onu terk eden Camilla vardır. Okur sorabilir: film seyirciyi hangi kadın kalıplarına inandırarak yanılttı, ve yanılgı çöktüğünde bu kalıpların ardında kim kaldı?

Başka bir filmde

Yanılgının bir karakterin yalanından doğduğu ve film tarafından görüntülerle desteklendiği bir film.

Bu film, yalancı geriye dönüşün en bilinen örneklerinden biridir. Filmin büyük bölümü, Verbal'in sorgu odasında anlattığı hikâyedir ve film bu hikâyeyi uzun bir geriye dönüşle canlandırır. Seyirci Verbal'in anlattıklarını görür: beş suçlunun bir sabıkalılar sırasında tanışmasını, bir mücevher soygununu, Kaliforniya'ya yolculuğu, gizemli avukat Kobayashi'yi, Söze'nin efsanesini ve limandaki gemiye yapılan saldırıyı.

Bu yanılgının gücü, filmin görüntüleridir. Verbal yalnızca konuşsaydı, seyirci onun sözlerine bir dolandırıcının sözleri olarak kuşkuyla bakabilirdi. Ama film onun anlattıklarını görüntülerle canlandırır ve görüntüler, bir tanıklık gibi durur. Seyirci Verbal'in değil, filmin gösterdiğine inanır. Bilgi sıralaması burada sinsi bir biçimde kurulur: seyirci, Verbal'in anlatımını izlerken onun bilgisiyle sınırlıdır, ama bunun farkında değildir; kendisinin olayları doğrudan gördüğünü sanır.

Sonun geriye dönük yeniden okumayı nasıl başlattığı da öğreticidir. Seyirci sondan sonra filmin hangi kısmının doğru olduğunu bilemez. Gemi yanmıştır, cesetler vardır, bazı olaylar başka kaynaklarla da doğrulanmıştır; ama aradaki her şey, karakterler, konuşmalar, ilişkiler, Verbal'in uydurması olabilir. Film, seyirciye bir yalanın neyin yalan olduğunu bile söylemeyen bir biçimini bırakır. Bir okuma bunu bir hile, seyirciyi yalnızca şaşırtmak için kurulmuş bir oyun olarak görür; başka bir okuma ise filmin, görüntüye duyduğumuz güveni bilerek sarsan bir ders olduğunu öne sürer.

Bu filmde görünüşle yanıltmanın bir boyutu daha vardır ve okur onu kendi konumundan da sorabilir. Film bütün korkunç efsanesini bir yabancının, adı ve kökeni ötekileştirilmiş bir suç liderinin üzerine kurar; ama sonunda bu efsane, sakat ve zararsız görünen bir adamın uydurduğu bir hikâyenin parçası çıkar. Verbal, seyircinin önyargısını kullanır: zayıf ve engelli görünen bir adamın tehlikeli olamayacağına dair bir varsayım. Okur sorabilir: bu film seyirciyi hangi görünüşlerle yanılttı, ve Türk bir seyirci için bu efsanenin bir «Türk» üzerine kurulması nasıl okunur?

İki film güvenilmez anlatımı iki farklı biçimde kurar. Olağan Şüpheliler'de yanılgının kaynağı bir karakterdir ve film onun yalanını görüntülerle canlandırır; sonda yanılgı açıkça ortaya konur ve seyirci, neyin doğru olduğunu bilmeden, filmi geriye doğru yeniden okumak zorunda kalır. Mulholland Drive'da ise yanılgının kaynağı belirsizdir; film bir karakterin rüyasını ya da sanrısını işaretsiz bir dış dünya gibi sunar, sonda bir kopuş yaşatır ama yanılgıyı hiçbir zaman açıklamaz.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışBir filmin gösterdiği her görüntünün öykünün dünyasında gerçekten olduğunu varsaymak.
Doğrusu

Olağan Şüpheliler'in geriye dönüşü bir karakterin yalanıdır ve film onu görüntülerle canlandırır; okur her görüntünün kimin anlatımına bağlı olduğunu sorar.

Yaygın yanlışGüvenilmez anlatımı yalnızca bir son sürprizi saymak.
Doğrusu

Yanılgı açığa çıktığında asıl iş başlar: seyirci filmi geriye doğru yeniden okur ve yanılgının hangi işaretlerle kurulduğunu ve hangi ipuçlarını bıraktığını bulur.

Yaygın yanlışHer belirsiz filmin tek bir gizli çözümü olduğunu sanmak.
Doğrusu

Mulholland Drive'ın rüya okuması en yaygın yorumdur, ama film onu doğrulamaz; okur bir yorumu kanıtlarıyla savunur, ama onu filmin tek anahtarı ilan etmez.

Okuma Defteri

Defter: İlk izlemede neden yanıldığını bir iki cümleyle düşün: film seni hangi görünüşe, hangi alışkanlığa ya da hangi kalıba güvendirdi? Altına, yanılgı çöktüğünde o kalıbın ardında kimin kaldığını yaz.

Özet

  1. Güvenilmez anlatımda film, öykünün dünyasında gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi gösterir ve bunu ancak sonradan ya da hiç açıkça olmayarak ortaya çıkarır; sinemada görüntünün tanıklık gücü bu yanılgıyı özellikle etkili kılar.
  2. Yalancı geriye dönüş, bir karakterin anlatımıyla açılan ve görüntüleriyle gerçekmiş gibi sunulan ama sonradan yalan olduğu anlaşılan geriye dönüştür; geriye dönük yeniden okuma ise yanılgının açığa çıkmasının seyirciye bıraktığı iştir.
  3. Mulholland Drive'ın büyük bölümü, en yaygın okumaya göre Diane'in bir rüyasıdır; film bunu işaretsiz bırakır, Silencio sahnesiyle kendi yanılsamasını sezdirir ve hiçbir zaman açıkça doğrulamaz.
  4. Olağan Şüpheliler'de Verbal'in bütün hikâyesi, sorgu odasındaki nesnelerden o anda uydurulmuş bir yalandır; film bu yalanı görüntülerle canlandırır ve sonda açığa çıkarır.
  5. Güvenilmez anlatım, insanları gerçekte olduklarından farklı gösterir; okur yanılgının hangi alışık görünüşlerden ve kalıplardan beslendiğini sorar.

Kendini sına

  1. Güvenilmez anlatım nedir ve sinemada neden özellikle etkilidir?
  2. Yalancı geriye dönüş nedir? Olağan Şüpheliler'den örnek ver.
  3. Mulholland Drive'da Betty ile Diane'i ve Rita ile Camilla'yı kimler canlandırır?
  4. Silencio sahnesinde sunucunun söylediği ile seyircinin duyduğu arasındaki çelişki nedir?

Yanıtlar

  1. Güvenilmez anlatım, bir filmin öykünün dünyasında gerçek olmayan bir şeyi gerçekmiş gibi göstermesi ve bunu ancak sonradan ortaya çıkarmasıdır. Sinemada özellikle etkilidir, çünkü görüntü seyircinin gözünde bir tanıklık gibi durur; gösterilen şey olmuş gibi algılanır.
  2. Bir karakterin anlatımıyla açılan, görüntüleriyle gerçekmiş gibi sunulan ama sonradan yalan olduğu anlaşılan geriye dönüştür. Olağan Şüpheliler'de Verbal'in sorgu odasında anlattığı ve filmin canlandırdığı hikâye, sonunda odadaki nesnelerden uydurulmuş bir yalan çıkar.
  3. Betty ile Diane'i Naomi Watts, Rita ile Camilla'yı Laura Harring canlandırır.
  4. Sunucu orada çalan bir orkestra olmadığını, her şeyin önceden kaydedilmiş olduğunu söyler; ama seyirci müziği duyar. Duyulan ses bir kayıttır ve bu, gösterilen dünyanın bir yanılsama olabileceğini sezdirir.

Sonraki derse köprü

Olağan Şüpheliler'de yanılgı, bir adamın sesiyle başladı: sorgu odasında anlatan bir sesle. Sinemada anlatımın en doğrudan biçimi de budur: görüntünün üzerine bir karakterin sesinin anlattığı hikâye. 13.6 Anlatıcı sesi, ses üstü anlatımın nasıl çalıştığını, anlatıcının ne bildiğini ve ne zaman konuştuğunu, bir sigorta pazarlamacısının itirafıyla açılan Çifte Tazminat üzerinden okuyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.