12.4 · Seviye 2 · Anlatı
Gerçek zaman ve sıkışma
Ekran süresinin öykü süresine eşitlenmesi
Film Okuma Akademisi — Zaman · 2.123 kelime · 2 film örneği · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Gerçek zaman, ekran süresinin öykü süresine eşit olmasıdır; sıkıştırma öyküde uzun süreni kısaltır, genişletme öyküde kısa süreni uzatır.
- Gerçek zaman çoğu zaman tek bir sahnenin içinde görülür; bütün bir filmin gerçek zamanda geçmesi seyrektir ve her iddia ölçülerek sınanır.
- Cléo 5'ten 7'ye bölüm başlıklarıyla nesnel bir saat kurar ve ekran süresini ona çok yaklaştırır; ama Cléo'nun korkusu anları başlığın söylediğinden uzun hissettirir ve beklenen haber birkaç saniyeye sığar.
- High Noon gerçek zamanı öğle treninin getirdiği son tarihe bağlar ve saat planlarıyla seyirciye hatırlatır; dönüşümlü kurgu ve sıklaşan saat planları gerçek zamanın içinde bekleyişi uzatır.
- Gerçek zaman seyirciyi bir karakterin dakikalarına bağlar; okur, aynı dakikalarda kimin bekleyişinin gösterilip kimin bekleyişinin dışarıda kaldığını sorar.
Açılış
Sürpriz uyarısı: Bu ders High Noon'un ve Cléo 5'ten 7'ye'nin sonlarını anlatır.
Bir duvar saati. Biraz sonra başka bir odada başka bir saat, sonra bir başkası. Akrep ve yelkovan her görünüşte biraz daha ilerlemiştir ve hepsi aynı yöne, öğleye doğru gider. Öğle treniyle, yıllar önce şerifin hapse attırdığı bir adam kasabaya dönecektir. Şerif kendisine yardım edecek birini arar, kapı kapı dolaşır, ve seyirci her kapıda saatin biraz daha ilerlediğini görür.
Bu filmde seyircinin kendi saati de işlemektedir. Film başladığında salondaki saat ile ekrandaki saat arasında bir bağ kurulur: ekranda bir saat geçtiğinde, salonda da aşağı yukarı bir saat geçmiştir. Bekleyiş, seyircinin kendi bekleyişine dönüşür. Bu ders, bir filmin saatinin seyircinin saatiyle aynı işlediği anları ve bu eşitliğin bozulduğu yerleri okumayı öğretiyor.
Tek fikir
Ekran süresi öykü süresine eşitlendiğinde seyirci karakterle aynı zamanı yaşar. Ama bu eşitlik nadiren tamdır; filmler onu iddia eder, saatlerle hatırlatır ve yer yer bozar. Okur eşitliği ölçer ve bozulduğu yerleri sorar.
Kavram
12.2'de bir sahnenin, gösterdiği anı ekranda uzatabileceğini ya da kısaltabileceğini görmüştük. Bu derste o iki hareketi ve aralarındaki özel noktayı, iki sürenin eşitlendiği yeri adlandırıyoruz.
Gerçek zaman, sinemada sanıldığından daha yaygındır ama çoğunlukla tek bir sahnenin içinde kalır. Bir konuşma sahnesi, kesmeler içerse bile, çoğu zaman gerçek zamanda ilerler: iki karakter on dakika konuşuyorsa, sahne de aşağı yukarı on dakika sürer. Bir filmin bütününün gerçek zamanda geçmesi ise çok daha seyrektir, çünkü bu, filmin hiçbir elipse başvuramaması demektir; 7.8'de gördüğümüz sahneler arası atlamaların hepsinden vazgeçmek gerekir.
Bu üç ilişki bir çizgi üzerinde düşünülebilir. Bir ucunda, birkaç saatlik bir yolculuğun birkaç plana sığdığı sıkıştırma; ortasında, ekranla öykünün aynı hızda aktığı gerçek zaman; öbür ucunda, bir saniyelik bir anın dakikalara yayıldığı genişletme. 7.4'te montajın bir an'ı birçok planla uzatabileceğini görmüştük; o bir genişletmeydi. 6.8'deki uzun planlar ise çoğu zaman gerçek zamanın aracıdır: kesme olmadığı sürece, planın süresi olayın süresidir.
Gerçek zamanın seyirci üzerindeki etkisi bir paylaşımdır: seyirci karakterin zamanını onunla birlikte yaşar. Bir bekleyiş sıkıştırılmadığında, seyirci de bekler. Bir sessizlik kesilmediğinde, seyirci de o sessizliğin içinde kalır. Bu yüzden gerçek zaman sık sık iki duyguyla ilişkilendirilir: gerilim ve sıkıntı. Bir son tarihe doğru akan gerçek zaman gerilimi artırır; hiçbir şeyin olmadığı gerçek zaman ise seyirciyi bir sıkıntının, bir boşluğun içinde bırakır.
Ama okur bir filmin «gerçek zamanda» geçtiği iddiasını sınamalıdır. Bir film gerçek zamanda geçtiğini söyleyebilir, saatlerle ya da başlıklarla bunu hatırlatabilir; yine de ekran süresi ile öykü süresi arasında küçük ya da büyük farklar kalabilir. Ölçüm basittir: filmin içindeki saatlere, başlıklara ya da söylenen saatlere bakılır, bunlar arasındaki fark hesaplanır ve kronometreyle ölçülen ekran süresiyle karşılaştırılır. 10.3'te planları saymayı öğrenmiştik; burada sayılan, dakikalardır.
Bir de ölçülemeyen bir zaman vardır: karakterin hissettiği zaman. Saat bir şey söyler, karakter başka bir şey yaşar. Bir korku anı saniyelerken saatler kadar uzun gelebilir; mutlu bir saat birkaç dakika gibi geçebilir. Filmler bu öznel zamanı çoğu zaman genişletme ya da sıkıştırmayla gösterir. Okur iki zamanı ayırır: saatin zamanı ve karakterin zamanı.
Gerçek zaman, ten ve ışık sorusunu bir paylaşım sorusuna çevirir. Seyirci kiminle aynı zamanı yaşıyor? Gerçek zamanda ilerleyen bir film, seyirciyi bir karakterin dakikalarına bağlar; o karakterin yüzü, ekran süresinin büyük kısmını alır. Ama aynı dakikalarda başka insanlar da yaşamaktadır. Film onların zamanını gösteriyor mu, yoksa yalnızca kahramanın saatine mi bakıyor? Gerçek zamanın kime ait olduğu, kimin bekleyişinin seyircinin bekleyişi yapıldığı sorusudur.
Filmde
12.2'de bu filmin bölüm başlıklarını ve üç süresini okumuştuk. Bu ders aynı filme başka bir soruyla dönüyor: başlıkların vaat ettiği saat ile filmin gösterdiği zaman gerçekten aynı mı akıyor? Başlıklar seyirciye bir saat verir: her bölüm, öyküde hangi dakikadan hangi dakikaya gidildiğini söyler. Seyirci bu saati elinde tutar ve ekrandaki zamanla karşılaştırmaya çağrılır.
İlk bakışta film gerçek zamana çok yakındır. Bölüm başlıklarının kapsadığı aralık bir buçuk saattir; filmin ekran süresi de yaklaşık doksan dakikadır. Bölümler arasında zaman atlanmaz; bir bölüm hangi dakikada bitiyorsa, sonraki o dakikada başlar. Bu yüzden film çoğu zaman gerçek zamanda geçen bir film olarak tanıtılır.
Eggert'in gözlemi bu dersin iki zamanını ayırır. Saatin zamanı, başlıkların zamanıdır: nesnel, ölçülebilir, dakikası dakikasına. Cléo'nun zamanı ise korkunun zamanıdır: bir şarkının ortasında, bir kafede kimsenin dinlemediği bir plağın çalındığı sırada, bir aynanın önünde uzar. Film bu iki zamanı birlikte yürütür. Başlıklar seyirciye «yalnızca üç dakika geçti» der; sahne ise o üç dakikayı bir korkunun içinden, uzun ve ağır bir zaman olarak yaşatır. Gerçek zaman burada bir ölçü olarak vardır, ama deneyim onu sürekli aşar.
Bu çelişki bir yerde tersine döner. Filmin son bölümünde Cléo, parkta tanıştığı askerle birlikte hastaneye gider; doktor bir arabayla geçerken durur ve sonucu birkaç cümleyle söyler. Bir buçuk saattir beklenen haber, birkaç saniyelik bir konuşmaya sığar. Korkunun uzattığı zaman, haberle birden kısalır. Film bitmeden Cléo, korkusunun geçtiğini söyler.
Burada paylaşılan dakikalar bir kadının dakikalarıdır. Film neredeyse her dakikasını Cléo'ya verir; seyirci onun bekleyişini onunla birlikte yaşar. Ama bu zamanın içinde Cléo'nun nasıl göründüğü değişir. Eggert, aynalardaki sayısız yansımanın Cléo'nun kimliğinin, yüzeyde nasıl algılandığının yanında anlamsız kaldığını gösterdiğini yazar. Filmin ilk dakikalarında Cléo'nun zamanı aynaların zamanıdır: başkalarının ona nasıl baktığının zamanı. Son dakikalarda ise kendisi şehre ve bir başkasına bakar. Gerçek zaman, bu dönüşümün adım adım, kesilmeden izlenmesine izin verir.
Başka bir filmde
Gerçek zamanın bir gerilim aracı olarak kullanıldığı bir film.
Bu filmde gerçek zaman, bir son tarihe bağlanır. Haydut Frank Miller öğle treniyle gelecektir; şerif Will Kane'in onu karşılamak için yardım bulacak kadar zamanı vardır, ama yalnızca o kadar. Film bu zamanı saatlerle ölçer. Kane yargıca, yardımcısına, eski şerife, kilisedeki cemaate ve meyhanedekilere gider; her kapıda bir ret alır ve her ret sonrasında saat biraz daha ilerlemiştir.
Saatler burada iki iş yapar. Birincisi, seyirciye gerçek zamanı hatırlatırlar: ekrandaki her saat, salondaki saatle bir bağ kurar ve seyirci bekleyişi kendi dakikalarıyla yaşar. İkincisi, gerilimi ölçülebilir kılarlar. 11.2'de klasik anlatıda son tarihin zinciri hızlandırdığını görmüştük. Burada son tarih, bir saatin yelkovanı olarak ekranda durur. Her saat planı, Kane'in kalan zamanının biraz daha azaldığını gösterir.
Ama film gerçek zamanın içinde de sıkıştırma ve genişletme yapar. Kane'in farklı yerlerdeki ziyaretleri, aynı anda başka yerlerde olanlarla, otelin lobisinde bekleyen iki kadının konuşmasıyla, istasyonda bekleyen haydutlarla, 7.7'deki çapraz kurgu gibi birbirine bağlanır. Bu dönüşümlü kurgu, aynı dakikaları birkaç yerde birden gösterir; bir yerde geçen dakikalar, başka bir yerde geçen dakikalarla dönüşümlü verildiğinde, seyirci bekleyişi tek bir yerden değil bütün kasabadan yaşar. Okur kendi kopyasında, öğleye yaklaştıkça saat planlarının sıklaşıp sıklaşmadığını sayabilir; sayım, filmin gerilimi nasıl ölçtüğüne dair bir bulgu verir.
Bu filmin saati ise açıkça bir erkeğin saatidir. Kamera Kane'in dakikalarını sayar; seyirci onun bekleyişini paylaşır. Ama aynı dakikalarda iki kadın da bir karar verir. Kane'in yeni evlendiği Amy, şiddete karşı inancı yüzünden öğle treniyle gitmeye karar vermiştir; kasabada bir meyhanenin sahibi olan ve Kane'in geçmişindeki kadınlardan biri olan Helen Ramírez de kasabadan ayrılmaktadır. İki kadın otelde karşılaşır ve konuşur. Film onların konuşmasına da gerçek zamanın içinden bir pay ayırır. Okur iki soru sorabilir: bu iki kadının bekleyişi Kane'inki kadar uzun mu gösteriliyor? Ve iki kadından birini Grace Kelly, ötekini Meksikalı oyuncu Katy Jurado oynarken, film ikisinin yüzüne aynı zamanı ve aynı ışığı veriyor mu?
İki film gerçek zamanı iki ayrı amaçla kullanır. High Noon, gerçek zamanı bir son tarihle birleştirir ve saatlerle ölçerek gerilime çevirir; seyirci şerifle birlikte saati izler. Cléo 5'ten 7'ye ise gerçek zamanı bir ölçü olarak kurar ve sonra o ölçünün içinde, bir kadının korkusunun saatten daha uzun olduğunu gösterir. Birinde saat kaçınılmaz olana doğru akar; ötekinde saat bir şey söyler, deneyim başka bir şey.
Yaygın okuma hataları
Yaygın yanlışBir filmin «gerçek zamanda geçtiği» iddiasını ölçmeden kabul etmek.
Başlıklar, saatler ve söylenen saatler bir iddiadır; okur bunları ekran süresiyle karşılaştırır ve eşitliğin nerede tam, nerede yaklaşık olduğunu belirler.
Yaygın yanlışGerçek zamanı yalnızca bütün bir filmin özelliği saymak.
Gerçek zaman çoğu zaman tek bir sahnenin içinde görülür; bir konuşma, bir bekleyiş, bir yürüyüş, kesmeler olsa bile, gerçek zamanda ilerleyebilir.
Yaygın yanlışSaatin zamanı ile karakterin hissettiği zamanı aynı saymak.
Bir film gerçek zamanda ilerlerken bile, bir anı karakterin korkusuyla ya da sevinciyle uzatabilir ya da kısaltabilir; okur iki zamanı ayrı ayrı okur.
Okuma Defteri
Defter: İki sayı arasındaki farkın nerede doğduğunu bul: bir kesmede mi, bir tekrarda mı, bir ağır çekimde mi? Altına, bu sahnede seyircinin kimin zamanını paylaştığını ve kimin zamanının dışarıda kaldığını yaz.
Özet
- Gerçek zaman, ekran süresinin öykü süresine eşit olmasıdır; sıkıştırma öyküde uzun süreni kısaltır, genişletme öyküde kısa süreni uzatır.
- Gerçek zaman çoğu zaman tek bir sahnenin içinde görülür; bütün bir filmin gerçek zamanda geçmesi seyrektir ve her iddia ölçülerek sınanır.
- Cléo 5'ten 7'ye bölüm başlıklarıyla nesnel bir saat kurar ve ekran süresini ona çok yaklaştırır; ama Cléo'nun korkusu anları başlığın söylediğinden uzun hissettirir ve beklenen haber birkaç saniyeye sığar.
- High Noon gerçek zamanı öğle treninin getirdiği son tarihe bağlar ve saat planlarıyla seyirciye hatırlatır; dönüşümlü kurgu ve sıklaşan saat planları gerçek zamanın içinde bekleyişi uzatır.
- Gerçek zaman seyirciyi bir karakterin dakikalarına bağlar; okur, aynı dakikalarda kimin bekleyişinin gösterilip kimin bekleyişinin dışarıda kaldığını sorar.
Kendini sına
- Gerçek zaman, sıkıştırma ve genişletme arasındaki fark nedir?
- Bir sahnenin gerçek zamanda geçip geçmediği nasıl ölçülür?
- High Noon'da saat planları hangi iki işi yapar?
- Cléo 5'ten 7'ye'de bölüm başlıklarının zamanı ile Cléo'nun yaşadığı zaman arasındaki fark nedir?
Yanıtlar
- Gerçek zamanda ekran süresi öykü süresine eşittir. Sıkıştırmada öyküde uzun süren bir olay ekranda daha kısa gösterilir; genişletmede öyküde kısa süren bir an ekranda daha uzun gösterilir.
- Filmin içindeki saatlerden, başlıklardan ya da söylenen saatlerden sahnenin öyküdeki süresi hesaplanır, ekran süresi kronometreyle ölçülür ve iki sayı karşılaştırılır.
- Seyirciye gerçek zamanı hatırlatır ve ekrandaki saati salondaki saate bağlar; bir de haydudun geleceği öğle saatine doğru kalan zamanı göstererek gerilimi ölçülebilir kılar.
- Başlıkların zamanı nesnel ve ölçülebilir bir zamandır; Cléo'nun yaşadığı zaman ise korkusunun uzattığı öznel bir zamandır ve anları başlığın söylediğinden daha uzun hissettirir.
Sonraki derse köprü
Cléo'nun korkusu saati uzattı; zamanın bir de hissedilen, iç yüzü vardı. Zaman modülünün son dersi bu iç zamana, hafızanın zamanına geçiyor. 12.5 Bellek, geçmişin şimdiye nasıl sızdığını, bir anının bir filmin zamanını nasıl yeniden kurduğunu Aftersun ve Ayna üzerinden soruyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.