12.3 · Seviye 2 · Anlatı
Sıklık
Aynı olayın birden fazla gösterilmesi
Film Okuma Akademisi — Zaman · 2.167 kelime · 2 film örneği · ≈ 10 dk okuma · 14 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sıklık, bir olayın öyküde kaç kez olduğu ile olay örgüsünde kaç kez gösterildiği arasındaki ilişkidir; sıra ve süreyle birlikte anlatı zamanının üçüncü boyutudur.
- Tekrarlayan anlatım bir kez olanı birçok kez, yineleyen anlatım birçok kez olanı bir kez ya da birkaç örnekle gösterir; öyküdeki tekrar ise anlatımdaki tekrardan ayrı bir düzeydir.
- Rashomon'da ormandaki olay dört anlatımda dört kez ve farklı biçimde gösterilir; son anlatım öncekileri yalanlar gibi sunulur ama o da sorgulanır, ve dört gösterimden yalnızca biri kadının kendi anlatımıdır.
- Bugün Aslında Dündü'de aynı gün öyküde defalarca tekrar eder; film bazı günleri tek tek, çoğunu yineleyen anlatımla göstererek belirsiz uzunlukta bir öykü süresini kısa bir ekran süresine sığdırır.
- Bir tekrarın kime ait olduğu ve her tekrarda kimin nasıl göründüğü, sıklığın görünürlükle ilişkisini kurar.
Açılış
Sürpriz uyarısı: Bu ders Rashomon'un dört anlatımını ve sonunu, Bugün Aslında Dündü'nün de sonunu anlatır.
Bir ormanda bir samuray ölmüştür. Bu ölüm öyküde bir kez olur: bir sabah, bir yerde, bir biçimde. Ama film bize onu dört kez gösterir. İlkinde samurayı yakalanan haydut öldürür, onurlu bir düelloda. İkincisinde ölüm, bayılan bir kadının bilmediği bir anda olur ve kadın uyandığında kocasını kendi hançeriyle göğsünden vurulmuş bulur. Üçüncüsünde samuray kendi canına kıyar. Dördüncüsünde haydut ile samuray, istemeye istemeye ve beceriksizce dövüşür ve haydut, yalvaran samurayı öldürür.
Aynı olay, dört farklı biçimde, dört kez ekrana gelir. Hangisinin doğru olduğu sorusunu 1.4'te yorumlarıyla birlikte açmıştık. Bu ders başka bir şey soruyor: bir film bir olayı neden birden fazla kez gösterir, ve bir olayın öyküde kaç kez olduğu ile filmde kaç kez gösterildiği arasındaki fark, seyirciye ne yaptırır?
Tek fikir
Bir olayın öyküde kaç kez olduğu ile filmde kaç kez gösterildiği ayrıdır. Film bir kez olanı birçok kez, birçok kez olanı bir kez gösterebilir. Okur her farkta seyircinin ne öğrendiğini, neyi yeniden düşündüğünü sorar.
Kavram
12.1'de sırayı, 12.2'de süreyi okuduk. Zamanın üçüncü boyutu sıklıktır. Sıra «ne zaman?», süre «ne kadar?» diye sorar; sıklık ise «kaç kez?» diye sorar. Ve sorunun iki yüzü vardır: bir olay öyküde kaç kez oluyor, olay örgüsünde kaç kez gösteriliyor?
Filmlerin büyük çoğunluğu, bir kez olan şeyi bir kez gösterir. Bu varsayılan durumdur ve seyirci onu fark etmez. Sıklık, bu varsayılandan sapıldığında görünür olur. Sapmanın iki yönü vardır.
Tekrarlayan anlatımın en sık iki biçimi vardır. İlkinde aynı olay farklı tanıkların ağzından, her seferinde değişerek anlatılır; seyirci tekrarlar arasındaki farkları karşılaştırmaya çağrılır. İkincisinde aynı olay aynı biçimde, ama farklı bir bilgiyle yeniden gösterilir; 11.1'de Ucuz Roman'ın lokanta soygununu iki kez, iki ayrı masadan gördüğümüzü hatırla. İkinci gösterim olaya bir şey eklemez, ama seyircinin onu ne bildiğini değiştirir.
Yineleyen anlatım daha az dikkat çeker, ama çok yaygındır. Bir film bir karakterin her sabah işe gittiğini, her akşam aynı lokantada yemek yediğini, yıllar boyunca bir alışkanlığı sürdürdüğünü tek bir sahneyle anlatabilir. Seyirci o tek sahnenin «her gün» anlamına geldiğini, sahnenin içindeki bir sözden, bir ara yazıdan ya da bir kurgu dizisinden anlar. Birkaç kısa sahnenin art arda dizildiği bir kurgu dizisi de çoğu zaman yineleyen anlatımın aracıdır: haftalar, aylar, bir alışkanlığın bütün tekrarları birkaç dakikaya sığar.
Bir de öykünün kendisinde tekrar olabilir ve bu, anlatımdaki tekrarla karıştırılmamalıdır. Bir öyküde bir karakter gerçekten aynı günü yeniden yaşıyorsa, tekrar öykünün içindedir; film bu tekrarları gösterirken her birini ayrı ayrı mı gösteriyor, yoksa bir tanesini ötekilerin yerine mi koyuyor, bu ayrı bir sorudur. Okur iki düzeyi ayırır: olay öyküde mi tekrar ediyor, yoksa yalnızca olay örgüsünde mi?
Sıklık, ten ve ışık sorusuna bir sayma işi ekler. Bir olay birden fazla kez gösterildiğinde, her gösterimde kim nasıl görünür? Aynı yüz bir anlatımda bir kurbanın, ötekinde bir suçlunun yüzü olarak kurulabilir; aynı ışık bir gösterimde masumiyeti, ötekinde aldatmayı taşıyabilir. Bir de kimin anlatımının kaç kez yer aldığını sayabiliriz: bir olayın tekrarlarından kaçı kime ait, kimin sesi yalnızca bir kez duyulur? Tekrar, bir sesin ağırlığını çoğaltmanın en basit yoludur.
Filmde
Bu filmin olay örgüsü, tekrarlayan anlatımın belki de en bilinen örneğidir. Çerçeve öyküsü yağmur altındaki kapıdır; 12.1'deki terimle, tanıklıklar o kapının altından geçmişe açılan sıçramalardır. Oduncu cesedi bulduğunu, rahip samurayı ve karısını yolda gördüğünü anlatır. Ardından mahkemede ve kapının altında anlatılan dört tanıklık gelir: yakalanan haydut Tajōmaru'nun, samurayın karısının, bir medyumun ağzından konuşan ölü samurayın ve sonunda, kapının altında, olayı aslında gördüğünü itiraf eden oduncunun.
Bu tekrarların sayısı ile sırası birlikte okunur. Dört anlatımdan ilk üçü mahkemede verilen ifadelerdir ve her biri anlatıcısını bir biçimde koruyan bir anlatımdır. Dördüncüsü ise mahkemede değil, kapının altında, oduncunun başta söylemediğini itiraf ettiği bir anlatımdır. Sıra bu yüzden bir ağırlık taşır: son gelen anlatım, öncekilerin hepsini yalanlayan bir tanıklık gibi sunulur. Seyirci, 11.4'teki öncelik etkisinin tersine, burada son izlenimin ağırlığıyla karşılaşır. Ama film bu son anlatımı da sarsar: kapının altındaki yolcu, oduncunun da bir şey sakladığını, kadının hançerini çaldığı için ifadesinden bir parçayı çıkardığını ileri sürer.
Tekrarlayan anlatımın burada yaptığı şey, seyirciyi bir karşılaştırmacıya çevirmektir. Seyirci ikinci anlatımı birinciyle, üçüncüyü ilk ikisiyle, dördüncüyü hepsiyle karşılaştırır. Her tekrarda aynı nesneler, bir hançer, bir ip, bir kılıç, başka bir yere düşer. Oduncunun daha en başta tekrarladığı bir ayrıntı, samurayın bir kılıçla öldürüldüğü, sonraki anlatımların hangisinin bu ayrıntıyla uyuştuğunu sınamak için bir ölçüt olur. Tekrar böylece bir kanıt işine dönüşür: seyirci, filmin ona dağıttığı ayrıntılarla anlatımları birbirine karşı tartar.
Tekrarların her birinde yeniden kurulan bir yüz vardır: samurayın karısının yüzü. Dört anlatımın her birinde kadın başka biri olarak kurulur. Haydudun anlatımında önce kendini savunan, sonra iki erkeği dövüşe çağıran biridir; kendi anlatımında kocasının nefret dolu bakışı karşısında çaresiz bir kurbandır; samurayın anlatımında haydudun yanına geçmek isteyen biridir; oduncunun anlatımında ise iki erkeği aşağılayıp dövüşmeye zorlayan biridir. Sayılabilir bir şey de vardır: olayın dört gösteriminden yalnızca biri kadının kendi anlatımıdır. Öteki üçü erkeklerin anlatımlarıdır. Okur sorabilir: bir olayın tekrarları bir kadının yüzünü erkeklerin anlatımlarıyla üç kez, kendi sesiyle bir kez kuruyorsa, film seyirciden bu kadını nasıl görmesini istiyor?
Başka bir filmde
Tekrarın anlatımda değil öykünün kendisinde olduğu bir film.
Bu filmde tekrar, öykünün kendisindedir. Phil 2 Şubat sabahı bir pansiyonda radyodan gelen aynı şarkıyla uyanır; ertesi sabah da, ondan sonraki sabah da aynı şarkıyla, aynı günün başında uyanır. Kasabadaki herkes için o gün ilk kez yaşanmaktadır; Phil ise her şeyi hatırlar. Rashomon'da bir kez olan bir olay dört kez anlatılıyordu. Burada ise aynı gün öyküde gerçekten defalarca olur.
Ama film bu tekrarların hepsini göstermez ve bunu göstermemek için iki sıklık biçimini birlikte kullanır. Bazı günleri ayrı ayrı ve uzun uzun gösterir: Phil'in döngüyü fark ettiği ilk tekrarlar, Rita'yla geçirdiği günler. Bazı günleri ise bir tek sahneyle ya da kısa sahnelerden oluşan art arda dizilerle verir: Phil'in döngüden kaçmak için kendi canına kıymayı denediği günler, kasabanın insanlarını kurtardığı, piyano çalmayı, buz heykeli yapmayı ve Fransızca konuşmayı öğrendiği günler. Piyano çalmayı öğrenmek tek bir günde olmaz; film birkaç kesitle aylar, belki yıllar süren bir tekrarın yerine geçen bir yineleyen anlatım kurar.
Bu belirsizlik 12.2'deki üç süreyi sıklıkla birleştirir. Ekran süresi bir buçuk saati biraz aşar; olay örgüsünün gösterdiği günler belki birkaç düzinedir; ama öykü süresi, yani Phil'in yaşadığı tekrarların toplamı, belirsizdir ve yıllara uzanabilir. Aradaki farkı yineleyen anlatım kapatır. Seyirci birkaç piyano dersinden yılları, birkaç kurtarma sahnesinden sayısız günü çıkarır. Sıklık burada sürenin aracı olmuştur.
Tekrarın kime ait olduğu sorusu bu filmde açıkça sorulabilir. Tekrar yalnız Phil'e aittir; ötekiler için her gün ilk ve tek gündür. Rita, kasaba halkı, Phil'in bir türlü kurtaramadığı yaşlı ve evsiz adam, her tekrarda aynı sözleri söyleyen, aynı yerde duran, aynı yolu yürüyen insanlardır. Phil onları her gün biraz daha iyi tanır, ama onlar Phil'i her gün ilk kez görür. Okur sorabilir: tekrarlanan bir günün içinde bir insan ne zaman bir kişi, ne zaman yalnızca bir dekorun parçası olarak görünür? Film, Phil'in onları birer kişi olarak görmeye başlamasını, döngüden çıkışın koşulu yapar.
İki film, sıklığın iki ayrı düzeyini gösterir. Rashomon bir kez olan bir olayı dört kez anlatır; tekrar anlatımdadır ve seyirciyi tanıklıkları karşılaştıran bir yargıca çevirir. Bugün Aslında Dündü'de tekrar öyküdedir; film bu tekrarların bir kısmını tek tek, büyük kısmını ise yineleyen anlatımla göstererek sayısız günü bir buçuk saate sığdırır. Birinde seyirci aynı olayın farklı biçimlerini, ötekinde aynı günün farklı kullanımlarını karşılaştırır.
Yaygın okuma hataları
Yaygın yanlışBir olayın birden fazla gösterilmesini yalnızca bir süs ya da bir zaman kaybı saymak.
Tekrar seyircinin bilgisini değiştirir; aynı olayın ikinci gösterimi, ilkinde görülmeyen bir ayrıntıyı, bir başka anlatıcının bakışını ya da yeni bir anlamı taşıyabilir.
Yaygın yanlışÖyküdeki tekrarı anlatımdaki tekrarla karıştırmak.
Bugün Aslında Dündü'de aynı gün öyküde gerçekten tekrar eder; Rashomon'da ise olay öyküde bir kez olur ve yalnızca anlatımda tekrarlanır. Okur önce tekrarın hangi düzeyde olduğunu belirler.
Yaygın yanlışTek bir sahneyi her zaman tek bir olay saymak.
Bir sahne, birçok kez olan bir şeyin yerine geçen bir örnek olabilir; okur sahnenin içindeki ipuçlarından, bir sözden, bir ara yazıdan, bir kurgu dizisinden, onun bir kez mi yoksa «her gün» mü olduğunu çıkarır.
Okuma Defteri
Defter: Tekrarlanan olay için her gösterimde değişen bir ayrıntıyı yaz, ve tekrarların kaçının hangi karakterin bakışından ya da anlatımından geldiğini say.
Özet
- Sıklık, bir olayın öyküde kaç kez olduğu ile olay örgüsünde kaç kez gösterildiği arasındaki ilişkidir; sıra ve süreyle birlikte anlatı zamanının üçüncü boyutudur.
- Tekrarlayan anlatım bir kez olanı birçok kez, yineleyen anlatım birçok kez olanı bir kez ya da birkaç örnekle gösterir; öyküdeki tekrar ise anlatımdaki tekrardan ayrı bir düzeydir.
- Rashomon'da ormandaki olay dört anlatımda dört kez ve farklı biçimde gösterilir; son anlatım öncekileri yalanlar gibi sunulur ama o da sorgulanır, ve dört gösterimden yalnızca biri kadının kendi anlatımıdır.
- Bugün Aslında Dündü'de aynı gün öyküde defalarca tekrar eder; film bazı günleri tek tek, çoğunu yineleyen anlatımla göstererek belirsiz uzunlukta bir öykü süresini kısa bir ekran süresine sığdırır.
- Bir tekrarın kime ait olduğu ve her tekrarda kimin nasıl göründüğü, sıklığın görünürlükle ilişkisini kurar.
Kendini sına
- Sıklık nedir ve sıra ile süreden nasıl ayrılır?
- Tekrarlayan anlatım ile yineleyen anlatım arasındaki fark nedir?
- Rashomon'da ormandaki olay kaç kez ve kimlerin anlatımıyla gösterilir?
- Bugün Aslında Dündü'de tekrar öykü düzeyinde mi, anlatım düzeyinde mi? Neden?
Yanıtlar
- Sıklık, bir olayın öyküde kaç kez gerçekleştiği ile olay örgüsünde kaç kez gösterildiği arasındaki ilişkidir. Sıra olayın ne zaman gösterildiğini, süre ne kadar uzun gösterildiğini, sıklık ise kaç kez gösterildiğini sorar.
- Tekrarlayan anlatım, öyküde bir kez olan bir olayın birden fazla kez gösterilmesidir. Yineleyen anlatım, öyküde birçok kez olan bir olayın tek bir kez ya da birkaç örnekle gösterilmesidir.
- Dört kez gösterilir: haydut Tajōmaru'nun, samurayın karısının, bir medyumun ağzından konuşan ölü samurayın ve olayı gördüğünü sonradan itiraf eden oduncunun anlatımlarıyla.
- Öykü düzeyinde. Phil aynı günü öyküde gerçekten defalarca yaşar ve hatırlar; tekrar yalnızca filmin anlatım biçimi değil, öykünün içindeki bir olaydır.
Sonraki derse köprü
Bugün Aslında Dündü sayısız günü bir buçuk saate sıkıştırdı; zamanın üç boyutu, sıra, süre ve sıklık, bir arada çalıştı. 12.4 Gerçek zaman ve sıkışma ise filmin saatinin seyircinin saatiyle neredeyse aynı işlediği durumlara bakıyor: bir dakikanın ekranda da bir dakika sürdüğü anlara, ve bu eşitliğin seyirciye ne yaptığına, Cléo 5'ten 7'ye'ye dönerek.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.