İçeriğe geç

11.2 · Seviye 2 · Anlatı

Neden-sonuç zinciri

Klasik anlatının motoru; zincirin gevşemesi

Film Okuma Akademisi — Öykü ve olay örgüsü · 2.382 kelime · 2 film örneği · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Neden-sonuç zinciri, bir öyküdeki olayların her biri bir öncekinin sonucu ve bir sonrakinin nedeni olacak biçimde bağlanmasıdır; seyirci zinciri olay örgüsünün ipuçlarından kurar.
  2. Klasik anlatıda zinciri çoğunlukla hedefe yönelik bir kahramanın kararları yürütür; askıda kalan nedenler sahneleri birbirine bağlar ve bir son tarih zinciri hızlandırabilir.
  3. «Sonra», «bu yüzden» ve «ama» testi, zincirin nerede sıkı nerede gevşek olduğunu bir sayfada gösterir.
  4. Çifte Tazminat'ta kırık bacak gibi tek bir olay iki zincire birden yol açar ve sıkı zincir, sonuçla açılan bir olay örgüsü içinde bir kader duygusu kurar; Bisiklet Hırsızları'nda zincir ortada gevşer, ama başı ve sonu sıkıdır ve son kararı hazırlar.
  5. Zinciri çizen okur, bir filmin hangi karaktere nedenlerin sahibi olma, hangisine yalnızca bir engel ya da sonuç olma payı verdiğini de görebilir.

Açılış

Sürpriz uyarısı: Bu ders Çifte Tazminat'ın ve Bisiklet Hırsızları'nın bütün olay akışını, iki filmin sonunu da içerecek biçimde anlatır.

Bir adamın bacağı kırılır. Sıradan bir kaza gibi görünür ve kimse onu bir dönüm noktası saymaz. Ama bu kırık bacak, karısıyla onun sevgilisinin aylardır hazırladığı planı alt üst eder: adam artık arabayla değil trenle yolculuk edecek, alçılı bacağıyla koltuk değnekleri arasında. Plan yeniden kurulur; öldürülen adamın yerine trene alçı takmış başka biri biner. Ve aynı kırık bacak, haftalar sonra, kuşkucu bir sigorta müfettişinin aklına takılan ilk soruyu da doğurur: bu adam bacağını kırdığında neden sigortasından tazminat istemedi?

Tek bir olay, iki ayrı sonuca yol açmıştır. Biri suçluların işine yarar, öteki onları ele verecek ipin ucudur. Bir filmde olaylar yalnızca birbirini izlemez; birbirini doğurur. Bu ders o doğurma bağını okumayı öğretiyor.

Tek fikir

Klasik anlatıda olaylar bir neden-sonuç zinciriyle bağlanır: her olay bir öncekinin sonucu, bir sonrakinin nedenidir. Okur zinciri halka halka sınar; zincirin sıkı olduğu yerleri de, gevşediği ya da koptuğu yerleri de filmin bir seçimi olarak sorar.

Kavram

Öykünün 11.1'deki tanımında iki sıfat yan yana duruyordu: kronolojik ve nedensel. O derste ağırlığı kronolojiye, yani sıraya verdik. Bu ders tanımın ikinci sıfatına bakıyor: nedensel. Seyirci bir öyküyü kurarken olayları yalnızca «önce bu, sonra şu» diye dizmez; «bu oldu, bu yüzden şu oldu» diye de bağlar. Ve çoğu zaman bu ikinci bağ, birincisinden daha güçlüdür. Bir olayın nedenini bilmeyen seyirci, o olayı bir rastlantı ya da bir eksik gibi yaşar.

Zinciri sınamanın basit bir yolu vardır. İki sahne arasına iki sözcükten birini koymayı dene: «sonra» ya da «bu yüzden». Bir sahne öncekinin ardından yalnızca zamanca geliyorsa araya «sonra» düşer; öncekinin doğurduğu bir sonuçsa «bu yüzden» düşer. Klasik bir filmde sahnelerin çoğunun arasına «bu yüzden» girer, bazen de «ama»: bir girişim, beklenmedik bir engelle karşılaşır. Bir filmin sahnelerini bu üç sözcükle bağlayan okur, zincirin nerede sıkı nerede gevşek olduğunu bir sayfada görür.

Bu zincirin bir motoru vardır, o da karakterin isteğidir. Klasik anlatıda nedenlerin çoğu karakterlerden gelir: bir şey isterler, onu elde etmek için harekete geçerler, karşılarına bir engel çıkar, yeni bir karar verirler. Toplumsal koşullar, doğa olayları, rastlantılar da vardır, ama genellikle karakterin isteğinin karşısına çıkan engeller olarak çalışırlar.

Bu modelde sahnelerin nasıl birbirine bağlandığı özellikle öğreticidir. Bir sahne, bir önceki sahnede açılmış ama henüz sonuçlanmamış bir nedeni taşıyarak biter; sonraki sahne o nedeni alıp sürdürür. Bir telefon görüşmesi bir randevuyla kapanır, sonraki sahne randevuda açılır. Böylece seyirci her kesmede bir sorunun ucunu elinde tutar.

Zincirin sıkılığı bir değer ölçüsü değildir. Sıkı zincir seyirciyi sürükler, her sahneyi zorunlu kılar, sonu hak edilmiş gösterir. Gevşek zincir ise başka şeylere yer açar: bir karakterin yürüyüşüne, bir şehrin sokağına, hiçbir şeye yol açmayan bir karşılaşmaya. Bazı film gelenekleri zinciri bilerek gevşetir; rastlantıya, beklemeye, sonuçsuz kalan girişime büyük bir yer verir. Okurun sorusu «zincir sıkı mı?» değil, «zincir nerede ve neden gevşiyor?» olmalıdır.

Neden-sonuç zinciri ten ve ışık sorusuna da bir kapı açar. Zincirin kimden başladığını sor: hangi karakterin isteği olayları yürütüyor, hangi karakterler yalnızca bir engel ya da bir araç olarak zincire giriyor? Bir film bazı insanlara nedenlerin sahibi olma hakkını verir, bazılarını yalnızca başkalarının nedenlerinin sonucu olarak gösterir. Zinciri çizen okur, bir filmin kime karar verme, kime yalnızca başına bir şey gelme payı ayırdığını da çizmiş olur.

Filmde

Bu filmin zinciri bir koşulla başlar ve o koşul zincirin bütün halkalarını gerer. İş bulma bürosunda Antonio'ya iş verilir, ama yalnızca bir bisikleti varsa. Bisiklet rehindedir; bu yüzden karısı Maria evin çarşaflarını rehine verir ve bisikleti kurtarırlar. İlk gün Antonio bir duvara afiş yapıştırırken bisiklet çalınır; bu yüzden peşinden koşar, ama hırsızı kaybeder. Karakola gider; ama polis bir bisikletin peşine düşmeyeceğini söyler. Bu yüzden arkadaşı Baiocco'ya başvurur ve ertesi sabah, pazar günü, oğlu Bruno ile birlikte bisiklet pazarlarına gider.

Bu ilk bölümde zincir neredeyse klasik bir sıkılıktadır. Antonio açık bir hedefi olan bir kahramandır: bisikleti bulmak. Bir son tarih de vardır: bisiklet olmadan işe dönemeyecektir. Her sahnenin arasına «bu yüzden» ya da «ama» kolayca yerleşir. Askıda kalan nedenler de bellidir: polisin ilgisizliği, Antonio'yu kendi aramasına iter; Baiocco'nun pazar sabahı için verdiği söz, sonraki sahneyi açar.

Pazar günü ise zincirin dokusu değişir. «Sonra» sözcüğü «bu yüzden»in yerini almaya başlar. Antonio hırsızı ve onunla konuşan yaşlı bir adamı görür; yaşlı adamın peşinden bir kiliseye girer, ama adam ortadan kaybolur. Bu kayıp bir sonuç doğurmaz; arama bir yere gitmez, yalnızca tükenir. Baba ile oğul bir lokantaya oturur ve sahne aramayı hiç ilerletmez; bir babanın oğluna bir öğün ısmarlamasıdır. Antonio, daha önce karısının başvurduğu bir falcıya kendisi başvurur ve falcı belirsiz bir söz söyler. Zincirin halkaları vardır, ama aralarındaki bağın bir kısmı nedensel değil, yalnızca zamansaldır.

Ama zincirin sonu yeniden sıkılaşır ve bu, filmin en ağır anını doğurur. Hırsız mahallesinde bulunur, ama tanık yoktur; mahalle hırsızın yanında durur ve polis bir şey yapamaz. Bu yüzden Antonio eli boş kalır. Bir stadyumun önünde, maçtan çıkan kalabalığın yüzlerce bisikletinin arasında, bir kapının önünde tek başına duran bir bisiklet görür. Bütün zincir onu bu bisiklete getirmiştir: işin şartı, çarşafların rehni, polisin ilgisizliği, mahallenin suskunluğu. Antonio bisikleti çalar, yakalanır; bisikletin sahibi, ağlayan Bruno'yu görünce şikâyetten vazgeçer.

Burada test, filmin neyi seçtiğini açıkça gösterir. Antonio'nun hırsızlığı bir rastlantı değil, zincirin bütün halkalarının toplam sonucudur. Ortadaki gevşeklik, sona doğru bir zorunluluğu hazırlamıştır: arama ne kadar boşa çıktıysa, son karar o kadar kaçınılmaz görünür. Bir okuma bu sonu bir kişinin değil, bir toplumun nedeni olarak görür: Antonio'yu hırsızlığa iten, onun kararları değil, işsizlik ve kayıtsızlıktır. Başka bir okuma ise son kararı bütünüyle Antonio'nun kendi seçimi olarak görmeye ve onu bu seçimle birlikte düşünmeye çağırır.

Ten sorusu bu filmde zincirin başlangıcıyla ilgilidir. Hırsız da Antonio gibi yoksul bir mahallenin çocuğudur ve onun nedenleri filmde neredeyse hiç gösterilmez; mahallesi ve evi bir an için görünür, ama onun bisikleti neden çaldığı zincirin dışında kalır. Film nedenlerin sahibi olarak Antonio'yu seçer; hırsız yalnızca bir engeldir. F17 dosyası filmin gün ışığında çekilmiş sokaklarını ve yüzlerini ayrıca okudu. Burada sorulacak soru şudur: aynı gün ışığında görünen iki yoksul adamdan hangisinin nedenleri anlatıya girer?

Başka bir filmde

Zincirin hiç gevşemediği, her halkanın bir sonrakine kilitlendiği bir film.

Bu filmde zincir neredeyse kusursuz bir sıkılıktadır. Walter Neff, bir otomobil poliçesini yenilemek için gittiği evde Phyllis ile tanışır; Phyllis kocasının haberi olmadan onun için bir hayat sigortası yapılıp yapılamayacağını sorar. Walter bunun ne anlama geldiğini anlar ve önce geri çekilir; ama Phyllis'ten ve sigorta şirketini alt etme fikrinden kopamaz. Bu yüzden bir plan kurar: koca poliçeyi farkında olmadan imzalayacak, öldürülecek ve ölüm, poliçenin iki kat ödeme maddesini işletecek bir tren kazası gibi gösterilecektir.

Planın her adımı bir askıda kalan nedendir: imzalanmış ama henüz işlememiş bir poliçe, kurulmuş ama uygulanmamış bir plan. Ve zincir, beklenmedik bir halkayla, kırık bacakla sınanır. Plan değişir; Walter arabanın arka koltuğunda saklanır, kocayı öldürür, alçı takıp onun yerine trene biner. Trende yardımsever bir yolcu neredeyse planı bozar; Walter yüzünü ondan saklamak zorunda kalır. Önceden belirlenmiş bir noktada trenden atlar ve cesedi Phyllis'le birlikte raylara bırakırlar.

Keyes'in gelişi zincire bir karşı kahraman ekler. O da hedefe yönelik bir karakterdir: hileyi ortaya çıkarmak ister. Kırık bacak sorusundan, kocanın poliçeden haberi olmadığı akıl yürütmesine, trendeki yolcuyu bulup tanık olarak dinlemeye kadar her adım bir öncekinin sonucudur. Böylece film iki zinciri yan yana yürütür: Walter'ın suçu örten zinciri ve Keyes'in suçu açan zinciri. İki zincir aynı olaylardan beslenir; Walter'ın her çözümü, Keyes için yeni bir iz bırakır.

Bu sıkılık filmin bir başka seçimiyle birleşir. 11.1'de olay örgüsünün öyküyü yeniden dizebileceğini görmüştük; Çifte Tazminat sonuçla başlar. Yaralı bir adam bir büroya girer ve itirafını kaydetmeye başlar. Seyirci zincirin nereye vardığını baştan bilir; merakı artık sonuca değil, oraya giden yola yönelir. Böyle bir yapıda zincirin her halkası, sonu bilinen bir yıkıma bir adım daha yaklaşmak olarak izlenir. Sıkı zincir burada bir kader duygusuna dönüşür.

Ten ve ışık sorusu bu filmde zincirin kimin ağzından kurulduğuyla ilgilidir. Öyküyü Walter anlatır; Phyllis'in istekleri, geçmişi ve nedenleri seyirciye çoğunlukla onun gözünden ve başkalarının sözünden ulaşır. Phyllis'in üvey kızı Lola, Phyllis'in bir zamanlar kendi annesinin hastabakıcısı olduğunu ve annesini öldürmüş olabileceğini düşündüğünü anlatır; bu kuşku bir nedeni ima eder, ama film onu kanıtlamaz. 5.1'de bu filmin jaluzilerden süzülen sert gölgelerini okumuştuk. Aynı soru zincir düzeyinde de sorulabilir: bu filmde kimin nedenleri aydınlıkta, kiminkiler gölgede kalır? Phyllis'in ne istediği, bir erkeğin itirafının içinden ne kadar görünebilir?

İki film yan yana konduğunda dersin aracı iki ayrı biçimde çalışır. Çifte Tazminat'ta «bu yüzden» testi neredeyse her sahne arasında olumlu çıkar ve zincirin sıkılığı bir kader duygusu kurar. Bisiklet Hırsızları'nda test ortada sık sık «sonra»ya döner; ama zincirin başı ve sonu sıkıdır ve ortadaki gevşeklik, son kararın ağırlığını hazırlar.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışSıkı zinciri iyi, gevşek zinciri kötü saymak.
Doğrusu

Zincirin sıkılığı bir üslup seçimidir; gevşeyen bir zincir, bir şehre, bir yürüyüşe, bir babayla oğulun arasındaki bir öğüne yer açabilir. Okur değer biçmeden önce gevşekliğin ne işe yaradığını sorar.

Yaygın yanlışZamanca ardışıklığı nedensellik sanmak.
Doğrusu

Bir sahnenin bir başkasından sonra gelmesi, onun sonucu olduğu anlamına gelmez; okur iki sahne arasına gerçekten «bu yüzden» koyabiliyor mu, yoksa yalnızca «sonra» mı, ayrı ayrı sınar.

Yaygın yanlışBütün nedenleri karakterin kararlarında aramak.
Doğrusu

Bazı filmlerde nedenlerin önemli bir kısmı toplumsal koşullardan, kurumlardan ya da rastlantıdan gelir; Bisiklet Hırsızları'nda işsizlik ve polisin kayıtsızlığı, Antonio'nun kararları kadar zincirin parçasıdır.

Okuma Defteri

Defter: «Sonra»ların üst üste biriktiği bölümü işaretle. Altına önce zincirin orada gevşemesinin filme ne kazandırdığını yaz; ardından aynı bölümde nedenleri kimin taşıdığını ve kimin yalnızca bir engel ya da araç olarak kaldığını.

Özet

  1. Neden-sonuç zinciri, bir öyküdeki olayların her biri bir öncekinin sonucu ve bir sonrakinin nedeni olacak biçimde bağlanmasıdır; seyirci zinciri olay örgüsünün ipuçlarından kurar.
  2. Klasik anlatıda zinciri çoğunlukla hedefe yönelik bir kahramanın kararları yürütür; askıda kalan nedenler sahneleri birbirine bağlar ve bir son tarih zinciri hızlandırabilir.
  3. «Sonra», «bu yüzden» ve «ama» testi, zincirin nerede sıkı nerede gevşek olduğunu bir sayfada gösterir.
  4. Çifte Tazminat'ta kırık bacak gibi tek bir olay iki zincire birden yol açar ve sıkı zincir, sonuçla açılan bir olay örgüsü içinde bir kader duygusu kurar; Bisiklet Hırsızları'nda zincir ortada gevşer, ama başı ve sonu sıkıdır ve son kararı hazırlar.
  5. Zinciri çizen okur, bir filmin hangi karaktere nedenlerin sahibi olma, hangisine yalnızca bir engel ya da sonuç olma payı verdiğini de görebilir.

Kendini sına

  1. Neden-sonuç zinciri nedir ve seyirci onu nereden kurar?
  2. Askıda kalan neden ne demektir? Çifte Tazminat'tan bir örnek ver.
  3. Çifte Tazminat'ta kocanın kırık bacağı hangi iki sonuca yol açar?
  4. Bisiklet Hırsızları'nda Antonio'nun bisiklet bulma işini neden bu kadar acil kılan koşul nedir?
  5. İki sahne arasına «sonra» düşmesi ile «bu yüzden» düşmesi arasındaki fark nedir?

Yanıtlar

  1. Neden-sonuç zinciri, öyküdeki olayların her biri bir öncekinin sonucu ve bir sonrakinin nedeni olacak biçimde birbirine bağlanmasıdır. Seyirci zinciri, olay örgüsünün gösterdiği olaylardan ve verdiği ipuçlarından kendisi kurar.
  2. Askıda kalan neden, bir sahnede açılıp hemen sonuçlanmayan ve sonraki sahnelerin devraldığı nedendir. Çifte Tazminat'ta kocanın farkında olmadan imzaladığı poliçe ya da Walter'ın kurduğu ama henüz uygulanmamış tren planı buna örnektir.
  3. Kırık bacak, önce cinayet planının değişmesine, Walter'ın alçı takıp kocanın yerine trene binmesine yol açar; daha sonra da Keyes'in, adamın bacağını kırdığında neden tazminat istemediğini sorarak kuşkulanmasına.
  4. Antonio'ya verilen afiş yapıştırma işi, bir bisikleti olması şartına bağlıdır; bisiklet olmadan işe dönemeyecektir. Bu şart aramaya bir son tarih ve bir zorunluluk verir.
  5. «Sonra», bir sahnenin öncekinin ardından yalnızca zamanca geldiğini gösterir; «bu yüzden», sahnenin öncekinin doğurduğu bir sonuç olduğunu gösterir. Birincisi ardışıklık, ikincisi nedenselliktir.

Sonraki derse köprü

Zincirin her halkası, öykünün geçtiği dünyada neyin olabileceğine dayanır: bir bisikletin neden bu kadar değerli olduğu, bir sigorta poliçesinin nasıl işlediği, o dünyanın kurallarıdır. 11.3 Öykü dünyası, filmin kurduğu bu dünyayı ve kurallarını ele alıyor; kuralları bizimkinden farklı bir dünyada nedenlerin nasıl işlediğini Matrix üzerinden soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.