İçeriğe geç

11.1 · Seviye 2 · Anlatı

Öykü ve olay örgüsü

Fabula ve syuzhet: olayların kendisi ve filmin onları sunuş biçimi

Film Okuma Akademisi — Öykü ve olay örgüsü · 2.622 kelime · 2 film örneği · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Öykü, seyircinin kafasında kronolojik ve nedensel bir düzene koyduğu olaylar bütünüdür; olay örgüsü, filmin o olayları seçme, dizme ve sunma biçimidir.
  2. Öykü olay örgüsünden geniştir, çünkü gösterilmeyip çıkarsanan olayları içerir; olay örgüsü de öyküden geniştir, çünkü bölüm başlıkları ve öykü dışı müzik gibi öykünün dünyasına ait olmayan şeyleri içerir.
  3. Ucuz Roman'da olay örgüsü yedi parçalık bir yapıyla öyküyü yeniden dizer; filmin sonu öykünün ortasıdır ve Vincent, öykü sırasında ölümünden önce gelen bir sahnede filmin son bölümünde yeniden görünür.
  4. Memento'da siyah-beyaz sahneler öykü sırasıyla, renkli sahneler ters sırayla gösterilir; olay örgüsü, karakterin hafıza kaybını seyircinin bilgisine çevirir.
  5. Öykü ile olay örgüsünü ayıran okur, kimin öyküsünün olay örgüsünde sahne ve başlık aldığını, kiminkinin yalnızca çıkarsandığını da sorabilir.

Açılış

Sürpriz uyarısı: Bu ders Ucuz Roman'ın ve Memento'nun olaylarını kronolojik sırayla da anlatır; iki filmin de sonunu açar. İzlemediysen önce filmleri izle, sonra bu derse dön.

Bir boksör, kaçmadan önce babasından kalan altın saati almak için evine döner. Mutfak tezgâhında bir silah görür, tuvaletin sifonu çekilir ve banyodan çıkan adamı o silahla öldürür. Ölen adam Vincent'tır; filmin ilk bölümlerinde sık sık gördüğümüz tetikçi. Ama bir süre sonra, filmin son bölümünde, Vincent yeniden ekrandadır: bir lokantada ortağıyla kahvaltı eder, bir soygunu silah doğrultarak izler ve sonunda kapıdan çıkıp gider. Seyirci ölümünü görmüş olduğu bir adamın sağ salim yürüyüp gidişini izler.

Bunda bir hata yoktur. Film olayları bir sırayla yaşanmış gibi değil, başka bir sırayla anlatmıştır. Vincent'ın lokantadan çıkışı, öldüğü günden önce olmuştur; film onu sona koymuştur. Seyircinin kafasında iki sıra birden kurulur: olayların yaşandığı sıra ve filmin onları gösterdiği sıra. Seviye 2'nin ilk dersi bu iki sırayı ayırmayı öğretiyor.

Tek fikir

Bir filmin anlattığı olaylar ile o olayları sunuşu aynı şey değildir. Öykü, seyircinin kafasında kurduğu olaylar bütünüdür; olay örgüsü, filmin o olayları seçip dizdiği, gösterip gizlediği biçimdir. Okur ikisini ayırdığında, filmin sırayla ne yaptığını sorabilir.

Kavram

Seviye 1 boyunca bir filmin görüntüsünü ve sesini, tek bir plandan bir sahnenin kurgusuna kadar okuduk. Seviye 2 başka bir düzeye geçiyor: olayların düzeyine. Bir filmde kim ne yapar, ne olur, ne zaman ve hangi sırayla? Bu soruların ilki basit görünür, ama içinde bir ayrım saklıdır. Film dosyalarının yapı bölümlerinde bu ayrımı sezgiyle kullanmıştık; Kazablanka dosyasında Paris'in öyküde başta, filmde ise gecenin sonunda durduğunu söylemiştik. Bu ders o ayrıma adlarını veriyor.

Bu iki tanımın ortak noktası, ikisinin de bir kurgu olduğudur, ama farklı yerlerde. Olay örgüsü ekrandadır; onu izleyerek, durdurarak, sayarak inceleyebiliriz. Öykü ise ekranda değildir. Seyirci onu, olay örgüsünün verdiği parçalardan kendisi kurar. Bir film bir karakterin çocukluğunu tek bir sahneyle gösterip yirmi yıl sonrasına atlıyorsa, aradaki yirmi yıl olay örgüsünde yoktur, ama öyküde vardır; seyirci o yılların geçtiğini bilir ve karakteri onlarla birlikte düşünür.

Ayrımın iki yönü vardır ve ikisi de okura iş verir. İlki: öykü, olay örgüsünden geniştir. Bir filmin öyküsünde, ekranda hiç gösterilmeyen olaylar yer alır; bir karakterin geçmişi, sahneler arasında geçen günler, yalnızca sözü edilen bir kavga. Seyirci bunları ipuçlarından çıkarsar. İkincisi: olay örgüsü de öyküden geniştir. Film, öykünün dünyasına ait olmayan şeyler de gösterir; jenerik yazıları, bölüm başlıkları, öykü dışı müzik. Bunlar olay örgüsünün parçasıdır, öykünün değil. Hiçbir karakter bölüm başlığını görmez; onu yalnız seyirci okur.

Bu iki fazlalık, okurun iki ayrı sorusunu doğurur. Öykünün fazlası için soru şudur: film neyi göstermemeyi seçti ve ben onu nereden biliyorum? Olay örgüsünün fazlası için ise: film, öykünün dünyasının dışından bana ne söylüyor? 8.2'de öykü içi ve öykü dışı sesi ayırırken aynı sınırın bir yüzüne bakmıştık. Seviye 2 bu sınırın üzerinde durmaya devam edecek; filmin kurduğu dünyanın kendisi ise 11.3'ün konusu.

Ayrımın en çok iş gördüğü yer sıradır. Öyküde olaylar bir kez ve bir düzende olur: önce bu, sonra şu. Olay örgüsü bu düzeni olduğu gibi izleyebilir, ama izlemek zorunda değildir. Sondan başlayabilir, bir olayı ertelemeyi seçebilir, iki zamanı iç içe geçirebilir, bir olayı iki kez gösterebilir. Geriye dönüşü ve ileriye atlamayı Seviye 2'nin zaman modülü ayrı bir ders olarak, 12.1'de, ele alacak; aynı olayın birden fazla gösterilmesi de 12.3'ün işi. Bu dersin işi daha temeldir: bir filmi izlerken iki sırayı birbirinden ayırabilmek.

Bunun için basit bir alıştırma vardır. Bir film izledikten sonra iki sütun açılır. İlk sütuna sahneler filmde göründükleri sırayla, ikinci sütuna aynı sahneler öyküde yaşandıkları sırayla yazılır. Klasik bir filmde iki sütun büyük ölçüde aynı kalır; yalnızca bir iki satır yer değiştirir. Bazı filmlerde ise iki sütun neredeyse hiç örtüşmez. İki sütun arasındaki her fark, filmin verdiği bir karardır ve her karar sorulabilir: bu olay neden burada, neden şimdi, neden bu kadar geç?

Sıranın değişmesi her zaman seyircinin bildiğini de değiştirir. Bir olayın sonucunu önce gösteren bir film, seyircinin merakını «ne olacak?» sorusundan «nasıl oldu?» sorusuna kaydırır. Bir nedeni sona saklayan bir film, seyirciyi uzun süre eksik bilgiyle bırakır. Kimin neyi ne zaman bildiği sorusu Seviye 2'nin bakış açısı modülünde, 13.1'de, ayrıca açılacak; burada yalnızca şunu not edelim: olay örgüsü yalnız olayları değil, seyircinin bilgisini de düzenler.

Seviye 1 boyunca ışığın ve tenin dağılımını izledik: kimin yüzü aydınlanıyor, kimin yüzü gölgeye bırakılıyor. Anlatı düzeyinde bu dağılım başka bir yerde aranır. Öykü ve olay örgüsü düzeyinde soru şuna dönüşür: kimin öyküsü olay örgüsünde yer alıyor? Bir filmin öyküsünde pek çok insan yaşar, ama olay örgüsü bazılarına sahne, bazılarına yalnızca bir sözü edilme payı verir. Kimin geçmişi gösterilir, kiminki yalnızca çıkarsanır? Kimin adı bir bölüm başlığına girer? Bu soru, ışığın dağılımı gibi, anlatının da bir dağıtım olduğunu hatırlatır.

Filmde

Bu film öykü ile olay örgüsünü ayırmayı neredeyse zorunlu kılar. Olay örgüsü yedi parçadan oluşur: bir lokantada soygun hazırlığıyla başlayan bir giriş, iki tetikçinin bir daireden bir çanta aldığı ve ardından patronlarıyla buluştuğu bir öncül, «Vincent Vega ve Marsellus Wallace'ın Karısı», boksörün çocukken babasının saatini teslim aldığı bir öncül, «Altın Saat», «Bonnie Meselesi» ve yeniden lokantada geçen bir kapanış. Bunlardan üçü ekrana yazılan bölüm başlıklarıyla açılır.

Öyküyü kurmaya çalışan okur, bu yedi parçayı başka bir sıraya dizmek zorunda kalır. Öyküde en önce boksörün çocukluğu gelir: babasıyla aynı birlikte savaşmış bir subay, savaşta bir tutsak kampında ölen babadan kalan altın saati çocuğa getirir. Sonra, yıllar sonra, iki tetikçinin dairedeki sabahı gelir; ardından o sabahın devamı, yani «Bonnie Meselesi»: arabada kazayla vurulan bir adam, kanı temizlemek için çağrılan bir temizlikçi ve lokantadaki kahvaltı. Lokantadaki soygun, olay örgüsünde filmin hem başında hem sonunda görünür, ama öyküde bu sabahın içinde tek bir kez olur. Onu, ertesi akşam Vincent'ın patronunun karısı Mia ile yemeğe çıktığı gece izler; en sonda ise boksör Butch'ın maçı, kaçışı ve Vincent'ın ölümü gelir.

Bu sıralamanın sonucunda filmin sonu, öykünün ortasıdır. Olay örgüsü bitince seyirci, öykünün aslında çoktan devam ettiğini ve kapanıştaki karakterlerden birinin ileride öleceğini bilir. Vincent'ın lokantadan çıkışı bir kapanış gibi kurulmuştur, ama öyküde bu çıkış, onu Butch'ın banyosuna götüren yolun başıdır.

Olay örgüsünün bir başka işi de aynı anı iki kez göstermektir. Dairedeki sahne, bir kez «Vincent Vega ve Marsellus Wallace'ın Karısı» bölümünden önce, bir kez de «Bonnie Meselesi»nin başında görünür; ikincisinde banyoda saklanan bir adam ortaya çıkar ve iki tetikçiye ateş eder, ama kurşunların hiçbiri onlara değmez. Lokantadaki soygun da iki kez gösterilir: girişte hırsız çiftin masasından, kapanışta tetikçilerin masasından. Öyküde bir kez olan şey, olay örgüsünde iki kez ve iki ayrı konumdan yaşanır. Bu tekrarı 12.3 sıklık başlığı altında ayrıca açacak; burada önemli olan, tekrarın öyküye bir şey eklemediği, ama seyircinin bilgisini değiştirdiğidir.

Olay örgüsünün bu sırası, Jules'un kararının ağırlığını değiştirir. Lokantada Jules, dairedeki kurşunların kendilerine değmemesini bir işaret olarak görür ve bu işten çekileceğini söyler. Öyküde bu karar, Vincent'ın ölümünden önce gelir; Jules «Altın Saat» bölümünde yoktur. Olay örgüsü ise kararı en sona koyar. Seyirci Jules'un çekilişini, Vincent'ın ölümünü zaten görmüşken izler. Bir okuma, bu sıralamayla filmin iki ortaktan birini kurtarıp ötekini düşürdüğünü, sona bir karar anını yerleştirdiğini söyleyebilir. Başka bir okuma, sıranın bir oyun olduğunu ve filmin kararlara değil kendi yapısının zekâsına baktığını öne sürebilir.

Ten sorusu bu filmde bölüm başlıklarıyla açılır. Üç başlıktan biri Vincent'ın ve Mia'nın adını taşır, biri Butch'ın saatini, biri de filmde neredeyse hiç görünmeyen bir kadını, Bonnie'yi. Jules ise öykünün en büyük dönüşümünü yaşayan karakter olabileceği hâlde hiçbir başlıkta adı geçmeyen karakterdir. Marsellus Wallace'ın öyküsü de çoğunlukla başkalarının bölümlerinden, başkalarının korkusundan ve sözünden kurulur. Film eleştirisinde Ucuz Roman'ın ırkla ilişkisi çok farklı biçimlerde okunmuştur: Alan Stone gibi bazı yazarlar filmin ırklar arası bir dostluğu kutladığını, Robert Kolker gibi bazıları ise ırkçı ve homofobik şakaları ciddiye almayarak kabul edilebilir kıldığını öne sürmüştür. Bu ders o tartışmayı karara bağlamaz; F69 dosyası ona dönecek. Ama öykü ile olay örgüsünü ayıran okur, tartışmaya bir kanıt getirebilir: kimin dönüşümü bir başlık alıyor, kimin dönüşümü bir kahvaltı sohbetinin içinde kalıyor?

Başka bir filmde

Olay örgüsünün öyküyü tersine çevirdiği bir film.

Bu filmin olay örgüsü iki çizgiden örülür. Siyah-beyaz sahnelerde Leonard bir motel odasında, kim olduğunu bilmediği biriyle telefonda konuşur; bu sahneler öyküdeki sırayla, ileriye doğru ilerler. Renkli sahneler ise ters sırayla gösterilir: her renkli sahne, öyküde bir öncekinden daha önce olur. İki çizgi dönüşümlü olarak birbirini izler ve filmin sonunda buluşur.

Bu yapının etkisi, Ucuz Roman'dakinden farklıdır. Ucuz Roman sırayı bozarak bir yapı oyunu kurar; Memento sırayı bozarak seyirciyi karakterin durumuna yerleştirir. Leonard her sahnede, bir önceki saatlerde ne olduğunu bilmez. Renkli sahneler tersine dizildiği için seyirci de her yeni sahneye, ondan hemen önce ne olduğunu bilmeden girer. Olay örgüsü, öyküdeki bir hafıza kaybını seyircinin bilgisine çevirir. Öykünün nedenleri, olay örgüsünde sonuçlardan sonra gelir.

Eleştirmen Andy Klein, film üzerine yazdığı bir yazıda siyah-beyaz sahnelere sayı, renkli sahnelere harf vererek iki çizginin nasıl örüldüğünü bir şemaya dökmüştü. Bu şema, Okuma Defteri'ndeki iki sütunlu tablonun ileri bir biçimidir: film ile öykünün sırası aynı sayfada yan yana durur.

Bu gizli bölüm, dersin ayrımı için bir deney gibidir. Aynı sahneler kronolojik sırayla izlendiğinde öykü değişmez: aynı olaylar, aynı insanlar, aynı sonuç. Değişen, seyircinin yaşadığıdır. Olayların nedenleri sonuçlardan önce gelince bilmece çözülür, şaşkınlık kaybolur, Leonard'ın her sahnedeki kafa karışıklığı da seyircinin kafa karışıklığı olmaktan çıkar. Memento'nun bir filmi olarak ne olduğunu, öyküsünden çok olay örgüsü belirler.

Görünürlük meselesi bu filmde iki biçimde karşımıza çıkar. İlki görüntünün kendisiyle ilgilidir: film, iki zamanı siyah-beyaz ile renk arasındaki farkla ayırır ve 9.2'de siyah-beyazın bir seçim olduğunu söylemiştik. Hangi çizginin hangi görüntüyle verildiği, seyircinin hangi zamanda olduğunu bilmesinin aracıdır. İkincisi Leonard'ın fotoğraflarıyla ilgilidir. Leonard, hayatına giren insanları anlık fotoğraflar ve fotoğrafların altına yazdığı notlarla tanır. Bir yüzün altına «ona güvenme» gibi bir not düşüldüğünde, o yüz bir kişi olmaktan çıkıp bir hükme dönüşür. Okur kendine sorabilir: bu filmde kimin yüzü bize bir fotoğraf ve bir not olarak verilir, kimin yüzüne uzun uzun bakarız?

İki film, aynı ayrımın iki kullanımını gösterir. Ucuz Roman'da olay örgüsü öyküyü parçalara ayırıp yeniden dizer ve seyirciyi bir yapıyı kurmaya çağırır. Memento'da olay örgüsü öyküyü tersine çevirir ve seyirciyi bir karakterin unutuşunu yaşamaya çağırır. İki filmde de öykü aynı kalsa bile, olay örgüsü değiştiğinde film değişir.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışÖyküyü olay örgüsüyle karıştırmak, yani bir filmi anlatırken olayları filmdeki sırayla sayıp bunun öykünün sırası olduğunu sanmak.
Doğrusu

Ucuz Roman'ı filmdeki sırayla anlatan biri, Vincent'ın öldükten sonra yeniden ortaya çıktığını söyler; öyküde böyle bir şey yoktur.

Yaygın yanlışSıra bozulduğunda bunu yalnız bir süs, bir zekâ gösterisi saymak.
Doğrusu

Sıranın bozulması seyircinin neyi ne zaman bildiğini değiştirir; okur her bozulmanın bu bilgiyle ne yaptığını sorar. Bir sıralama oyun olabilir, ama oyun da bir okuma konusudur.

Yaygın yanlışÖyküyü yalnız ekranda gösterilen olaylardan ibaret sanmak.
Doğrusu

Öykü, gösterilmeyip çıkarsanan olayları da içerir; Butch'ın babasının savaştaki ölümü ekranda hiç gösterilmez, ama öykünün bir parçasıdır ve saatin bütün değerini o ölüm verir.

Okuma Defteri

Defter: İki sütun arasındaki en büyük farkı bul ve iki cümle yaz: birinci cümlede bu farkın seyircinin bilgisini nasıl değiştirdiğini, ikinci cümlede bu farkın hangi karakterin öyküsüne daha fazla, hangisine daha az yer açtığını.

Özet

  1. Öykü, seyircinin kafasında kronolojik ve nedensel bir düzene koyduğu olaylar bütünüdür; olay örgüsü, filmin o olayları seçme, dizme ve sunma biçimidir.
  2. Öykü olay örgüsünden geniştir, çünkü gösterilmeyip çıkarsanan olayları içerir; olay örgüsü de öyküden geniştir, çünkü bölüm başlıkları ve öykü dışı müzik gibi öykünün dünyasına ait olmayan şeyleri içerir.
  3. Ucuz Roman'da olay örgüsü yedi parçalık bir yapıyla öyküyü yeniden dizer; filmin sonu öykünün ortasıdır ve Vincent, öykü sırasında ölümünden önce gelen bir sahnede filmin son bölümünde yeniden görünür.
  4. Memento'da siyah-beyaz sahneler öykü sırasıyla, renkli sahneler ters sırayla gösterilir; olay örgüsü, karakterin hafıza kaybını seyircinin bilgisine çevirir.
  5. Öykü ile olay örgüsünü ayıran okur, kimin öyküsünün olay örgüsünde sahne ve başlık aldığını, kiminkinin yalnızca çıkarsandığını da sorabilir.

Kendini sına

  1. Öykü ile olay örgüsü arasındaki fark nedir; hangisi ekrandadır?
  2. Ucuz Roman'da ekrana yazılan «Altın Saat» bölüm başlığı öykünün mü, olay örgüsünün mü parçasıdır? Neden?
  3. Ucuz Roman'da Vincent «Altın Saat» bölümünde öldüğü hâlde filmin kapanışında nasıl sağ görünebilir?
  4. Memento'da renkli sahneler hangi sırayla gösterilir ve iki çizgi nerede birleşir?

Yanıtlar

  1. Öykü, olayların seyircinin kafasında kurulan kronolojik ve nedensel bütünüdür; olay örgüsü, filmin bu olayları seçip dizdiği ve gösterdiği biçimdir. Ekranda olan olay örgüsüdür; öyküyü seyirci olay örgüsünün verdiği parçalardan kurar.
  2. Olay örgüsünün parçasıdır. Bölüm başlığını öykünün dünyasındaki hiçbir karakter görmez; onu yalnız seyirci okur, yani başlık filmin olayları sunuş biçimine aittir.
  3. Çünkü filmin kapanışındaki lokanta sahnesi, öyküde Vincent'ın ölümünden önce olur. Olay örgüsü bu sahneyi sona koymuştur; öykü sırasında Vincent önce lokantadan çıkar, sonra Butch'ın evinde ölür.
  4. Renkli sahneler ters sırayla gösterilir, yani her renkli sahne öyküde bir öncekinden önce olur. İki çizgi filmin sonunda, son siyah-beyaz sahnede bir anlık fotoğrafın banyosu tamamlanırken görüntünün renge geçmesiyle birleşir.

Sonraki derse köprü

Bu derste öyküyü kurarken olayları zamana göre dizdik: önce bu, sonra şu. Ama bir öykünün olayları yalnızca birbirini izlemez, birbirine yol da açar. 11.2 Neden-sonuç zinciri, olayları birbirine bağlayan bu ikinci bağı açıyor: klasik bir filmde her olayın bir sonrakini nasıl doğurduğunu ve bazı filmlerde bu zincirin neden gevşediğini, Bisiklet Hırsızları üzerinden soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.