İçeriğe geç

1.6 · Seviye 0 · İzlemekten okumaya

Bağlam

Film nerede, ne zaman, kimin için yapıldı? Bağlam yorumu sınırlar da açar da

Film Okuma Akademisi — Dört soru · 1.706 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bağlam bir filmin yapıldığı ve izlendiği koşulların bütünüdür.
  2. Bağlam dört katmanda düşünülebilir: üretim, tarih, gelenek ve seyirci.
  3. Bağlam yorumu açar, ekranın tek başına söylemediği anlamları duyulur kılar; ve sınırlar, filme yabancı anlamların yüklenmesini engeller.
  4. Bugüncülük geçmişin filmini yalnız bugünün ölçüsüyle okumaktır; eleştiri ise dayanağını açıkça söyler.
  5. Bağlam bilgisi de bir iddiadır ve kaynak ister; okur filmin yapıldığı bağlamı kendi izlediği bağlamdan ayırır.

Açılış

Adana'da bir sabah. Bir faytoncu atını arabaya koşmuş, istasyonun önünde yolcu bekliyor. Yanında başka faytonlar, biraz ötede taksiler. Yolcular taksilere biniyor. Faytoncu evde karısına, çocuklarına, borçlarına dönüyor; elinde avucunda atından ve arabasından başka bir şey yok. Sonra bir gün, şehrin bir caddesinde, bir otomobil atına çarpıyor. At ölüyor.

Yılmaz Güney'in 1970 tarihli Umut filminin başlarında olan budur. Bugün izleyen biri için bu, yoksul bir adamın talihsizliğini anlatan güçlü bir hikâyedir. Ama 1970'te bu filmi sinemada izleyen seyirci, perdede bir şey daha görüyordu: yıllardır kahramanı oynadığı macera filmleriyle tanıdığı, «Çirkin Kral» diye anılan bir yıldızı. O yıldız bu kez yumruklarıyla kimseyi yenmiyor, atını kaybedip bir hiç uğruna borçlanan bir arabacıyı oynuyordu.

Bu ders filmin dışında kalan, ama okumayı derinden etkileyen bir şeyi ele alıyor: bağlam.

Tek fikir

Her filmin bir yeri, bir yılı, bir üretim koşulu ve ilk seyircisi vardır. Bu çerçeve, yani bağlam, yorumu hem açar hem sınırlar: ekranda görünmeyen anlamları görünür kılar ve ekrana yabancı anlamların filme yüklenmesini engeller.

Kavram

Şimdiye kadar dört soru ekrana baktı. Bağlam ise ekranın dışındadır. Ama ekranın içindekini anlamak için çoğu zaman dışarıya bakmak gerekir.

Bağlamı birkaç katmanda düşünmek işe yarar. İlki üretim bağlamıdır: filmi kim yaptı, hangi bütçeyle, hangi teknik olanaklarla, hangi kısıtlar altında? Sansür, film stoğunun kıtlığı, bir stüdyonun kuralları, bir yıldızın sözleşmesi ekrandaki biçimi doğrudan belirleyebilir. İkincisi tarihsel bağlamdır: film hangi dönemde, hangi olayların ortasında yapıldı? Önceki derslerde Kazablanka'nın Aralık 1941'de geçmesinin filmi nasıl okuttuğunu gördük. Üçüncüsü gelenek bağlamıdır: film hangi türün, hangi akımın, hangi filmlerin yanında duruyor? Bir yıldızın daha önce oynadığı roller, bir yönetmenin önceki filmleri, bir türün alışılmış kalıpları seyircinin beklentisini kurar. Dördüncüsü seyirci bağlamıdır: film kimin için yapıldı ve kim tarafından izlendi? Bu katman izleme koşulu dersiyle akrabadır.

Bağlamın yorumu açtığı yer, ekranın tek başına söylemediği bir şeyi duyulur kılmasıdır. Umut'ta perdede gördüğümüz şey bir faytoncunun hikâyesidir. Ama 1970'in seyircisi bu faytoncunun yüzünde bir yıldızı tanıyordu ve o yıldızın her zamanki gücünün burada işe yaramadığını görüyordu. Yıldızın imajı ile karakterin çaresizliği arasındaki gerilim, ekranda doğrudan gösterilmez; bağlamı bilen seyircinin zihninde kurulur. Bugünün okuru bu gerilimi ancak bağlamı öğrenerek yaşayabilir.

Bağlamın yorumu sınırladığı yer de vardır ve bu en az öteki kadar önemlidir. Bağlam, filme o dönemde mümkün olmayan anlamlar yüklemeyi engeller. Bir filmi bugünün değerleriyle, bugünün teknolojisiyle ya da bugünün sözlüğüyle okumak, kimi zaman filmin söylediğini çarpıtır.

Bugüncülükten kaçınmak, geçmişin filmlerini eleştirmemek demek değildir. Bir film yapıldığı dönemde bile birilerini incitmiş olabilir ve bunu söylemek okumanın işidir; Seviye 5'te sinemanın erken tarihinin ırkçı bir başyapıtını okurken bu soru açıkça sorulacak. Bugüncülükten kaçınmak, bir filmi eleştirirken o eleştiriyi neye dayandırdığını bilmektir: dönemin kendisi de bu seçimi sorunlu buluyor muydu, yoksa yalnızca biz mi buluyoruz? İki cevap da bir şey söyler ve ikisi de açıkça söylenmelidir.

Bağlam bilgisi nereden gelir? Bu sorunun cevabı akademinin doğruluk kurallarına bağlanır: bağlam da bir iddiadır ve kaynak ister. Güvenilir kaynaklar arasında filmin yapıldığı dönemde yazılmış eleştiriler, yapım belgeleri ve senaryo taslakları, sansür kurullarının kayıtları, yönetmenin ve ekibin dönem söyleşileri ve film tarihçilerinin bu belgelere dayanan çalışmaları vardır. Bir filmin «yasaklandığı», «gişede çöktüğü» ya da «çok tartışıldığı» gibi bilgiler sık sık dolaşır, ama çoğu zaman kaynaksızdır ve bazen yanlıştır. Okur bir bağlam bilgisini kullanmadan önce onu nereden öğrendiğini sorar; kaynağını gösteremediği bilgiyi kesinmiş gibi yazmaz.

Bağlamın bir bölümü de filmin kendi içinde durur. Ekranda görünen arabalar, giysiler, duvardaki afişler, sokakta konuşulan dil, arka planda çalan bir radyo, filmin yapıldığı dönemin izlerini taşır. Bu izler okura dışarıya bakmadan bile bir şey söyler; ama neyi işaret ettiklerini anlamak için çoğu zaman dışarıdaki bilgiye başvurmak gerekir. Umut'ta istasyonun önünde faytonların yanında bekleyen taksiler böyle bir izdir: ekranda görünür, ama bir dönemin değişimini anlatan bir imge olduğunu bağlam söyler.

Bağlamın son bir tuzağı var: bağlamı filmin yerine koymak. Bir filmin dönemini, yönetmenin hayatını, ülkenin siyasetini bilen okur, bunları filme dayatmaya başlayabilir ve ekranda olmayan şeyleri görmeye kalkabilir. Bağlam bir anahtardır, ama kapıyı açtığında içeri girmek gerekir; okuma yine ekrana döner. Önceki derslerde gördüğümüz ilke burada da geçerlidir: bağlamdan gelen her yorum, ekranda ne kadar tutunduğunu açıkça söylemelidir.

Filmde

Filmi dört bağlam katmanıyla okumak, ekrandaki pek çok şeyin anlamını değiştirir. Üretim bağlamında film, Yeşilçam'ın renkli, stüdyoda çekilmiş, mutlu sonlu melodramlarından ve macera filmlerinden çok farklı bir yerde durur: gerçek mekânlar, yoksul bir mahalle, süslenmemiş bir görüntü. Tarihsel bağlamda film, faytonların yerini taksilere bıraktığı, şehre göçün ve yoksulluğun büyüdüğü bir dönemin Türkiyesini gösterir; atın bir otomobilin çarpmasıyla ölmesi, bu değişimin hikâyenin tam ortasına düşen bir imgesidir. Gelenek bağlamında film, kendi yıldızının imajını ters çevirir: Güney'in seyircisinin alışık olduğu güçlü kahraman burada güçsüzdür. Seyirci bağlamında film, o seyircinin bu ters çevrilişi nasıl karşıladığı sorusunu sorar.

Bu katmanların hiçbiri ekranda doğrudan yazmaz. Ama atın ölümünü bir talihsizlikten, bir dönemin değişiminin imgesine dönüştüren şey tarihsel bağlamdır; Cabbar'ın çaresizliğini, bir yıldızın çaresizliğine dönüştüren şey gelenek bağlamıdır. Bağlamı bilmeyen bir okur bu sahneleri yine okuyabilir; ama okuması daha dar olur. Bağlam, aynı karelere bakan iki okurdan birinin ötekinden fazlasını görmesini sağlar.

Bağlam zamanla değişir ve aynı film her dönemde yeniden okunur. Güney'in filmleri 1980 askerî darbesinden sonra uzun yıllar Türkiye'de gösterilemedi; Umut'u yasak kalktıktan sonra bir festivalde ya da televizyonda izleyen seyirci, onu 1970'in sinema salonundaki seyirciden çok farklı bir yerden gördü. Filmin kareleri değişmedi; değişen, onları çevreleyen bağlamdı. Okur bir filmi okurken iki bağlamı ayrı tutar: filmin yapıldığı bağlam ve kendisinin onu izlediği bağlam.

Bu film Seviye 5'in arkasında ayrıca okunacak ve Yılmaz Güney ile toplumsal gerçekçiliği işleyen 37.1 onu Türk sinemasının tarihi içinde yeniden ele alacak. Burada amaç, bir filmin dışarıdan nasıl aydınlandığını göstermekti.

Başka bir filmde

Üretim bağlamının bir biçim seçimini nasıl açıkladığını gösteren bir örnek.

Filmi bugün ilk kez izleyen bir seyirci görüntünün yer yer pürüzlü, ışığın düzensiz olduğunu fark edebilir ve bunu bir özensizlik sanabilir. Bağlam bu okumayı düzeltir. Film, savaştan yeni çıkmış bir şehirde, stüdyoların kullanılamadığı ve film stoğunun kıt olduğu koşullarda yapıldı. Görüntünün pürüzü bir ölçüde bu koşulların izidir. Bağlamın söylediği bununla bitmez: bu koşullar zamanla bir üsluba dönüştü. Gerçek sokaklar, gerçek yıkıntılar, kimi zaman oyuncu olmayan insanlar, İtalyan Yeni Gerçekçiliği adıyla anılan bir akımın parçası oldu ve bu akım sinemanın görünüşünü değiştirdi.

Bu örnek bağlamın iki yönünü birlikte gösterir. Bir yönden yorumu sınırlar: görüntünün pürüzünü özensizlik diye okumayı engeller. Öbür yönden yorumu açar: aynı pürüzü bir tanıklığın, bir gerçeklik iddiasının izi olarak okumayı mümkün kılar. Akımın ayrıntısı M32'de, savaş sonrası sinemayla birlikte gelecek.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışBağlamı tamamen yok saymak.
Doğrusu

Bir filmi yalnız bugünün gözüyle okumak, ekranda görünmeyen ama o dönemin seyircisi için açık olan anlamları kaçırır ve kimi biçim seçimlerini yanlış adlandırmaya yol açar.

Yaygın yanlışBağlamı filmin yerine koymak.
Doğrusu

Yönetmenin hayatını ya da dönemin siyasetini bilen okur bunları filme dayatabilir. Bağlam kapıyı açar; ama okuma yine ekrana döner ve ekranda tutunmayan bağlam yorumunu öyle işaretler.

Yaygın yanlışBugüncülüğü eleştiriyle karıştırmak.
Doğrusu

Geçmişin bir filmini eleştirmek bugüncülük değildir; bugüncülük, eleştirinin dayanağını sormadan bugünün ölçüsünü tek ölçü saymaktır.

Okuma Defteri

Defter: Bağlamı öğrendikten sonra filmdeki bir sahnenin anlamının sende nasıl değiştiğini, değişmediyse neden değişmediğini yaz.

Özet

  1. Bağlam bir filmin yapıldığı ve izlendiği koşulların bütünüdür.
  2. Bağlam dört katmanda düşünülebilir: üretim, tarih, gelenek ve seyirci.
  3. Bağlam yorumu açar, ekranın tek başına söylemediği anlamları duyulur kılar; ve sınırlar, filme yabancı anlamların yüklenmesini engeller.
  4. Bugüncülük geçmişin filmini yalnız bugünün ölçüsüyle okumaktır; eleştiri ise dayanağını açıkça söyler.
  5. Bağlam bilgisi de bir iddiadır ve kaynak ister; okur filmin yapıldığı bağlamı kendi izlediği bağlamdan ayırır.

Kendini sına

  1. Geçmişin bir filmine bugüncülükle bakan okur ne yapmış olur?
  2. Akademi bağlamı hangi dört katmanda ele alır?
  3. Umut'ta Yılmaz Güney filmde hangi görevleri üstlendi ve o yıllarda hangi lakapla tanınıyordu?
  4. Roma, Açık Şehir'de görüntünün pürüzü bağlam bilinince nasıl okunur?

Yanıtlar

  1. Geçmişte yapılmış bir filmi, yapıldığı dönemin koşullarını hesaba katmadan, yalnızca bugünün değerleri, alışkanlıkları ve bilgisiyle okuma ve değerlendirme eğilimidir. Geçmişin bir filmini eleştirmek bugüncülük sayılmaz; eleştirinin dayanağını açıkça söylemek gerekir.
  2. Üretim, tarih, gelenek ve seyirci bağlamı. Her katman ekrandaki bir şeyi farklı biçimde aydınlatabilir; ama hiçbiri ekrana bakmanın yerine geçmez.
  3. Filmi yazdı, yönetti ve başrolünü oynadı; o yıllarda macera filmlerindeki rolleriyle «Çirkin Kral» lakabıyla tanınıyordu. Yıldız imajı ile çaresiz faytoncu arasındaki gerilim, gelenek bağlamının açtığı bir anlamdır.
  4. Bir özensizlik olarak değil, savaştan yeni çıkmış bir şehirde kısıtlı olanaklarla yapılmış olmanın izi olarak; aynı iz, zamanla İtalyan Yeni Gerçekçiliği'nin üslubunun bir parçası olarak da okunur. Bağlam burada hem yanlış bir okumayı engeller hem de yeni bir okumanın kapısını açar.

Sonraki derse köprü

Bu modül dört soruyu ve onları çevreleyen bağlamı kurdu. Sonraki birim ilk sahne okuması: Seviye 0'ın bütün araçlarını tek bir sahnede, sırasıyla ve yazılı olarak kullanacağın, ardından kendi okumanı ölçütlerle denetleyeceğin bir alıştırma.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.