0.4 · Seviye 0 · İzlemekten okumaya
Okuma Defteri
Ne yazılır: gözlem, soru, sahne adı. Ne yazılmaz: olay özeti
Film Okuma Akademisi — Okumak ne demek · 1.726 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Okuma Defteri bütün alıştırmaların ve okumaların biriktiği tek belgedir.
- Sahneler dakikayla değil, olay ya da mekânla adlandırılır.
- Bir okuma notu gözlem, soru ve ayrı bir satırda izlenim taşır; olay özeti deftere girmez.
- Gözlem notları çoğu zaman ikinci izlemede, sahneye dönerek tutulur; ilk izlemeden hemen sonra izlenim yazılır.
Açılış
Aynı filmden, aynı sahne üzerine iki not.
Birincisi şöyle:
Kane küçükken annesi onu zengin bir bankere veriyor. Çocuk dışarıda karda oynuyor. Annesi kâğıtları imzalıyor. Babası itiraz ediyor ama işe yaramıyor. Sonra çocuğu götürüyorlar. Çok üzücü bir sahne.
İkincisi şöyle:
Kane'in çocukluk evi, kar. İçeride annesi masada kâğıt imzalıyor; pencerenin ardında, çok uzakta, çocuk kızağıyla oynuyor ve sesi içeri geliyor. İkisi de aynı anda net. Soru: çocuk neden hep pencerenin içinde, çerçevenin çerçevesinde görünüyor? Kararı veren yetişkinler önde, kararın konusu olan çocuk en arkada.
Orson Welles'in 1941 tarihli Yurttaş Kane filminin aynı sahnesini anlatan bu iki not birbirinden çok farklı işler görür. Birincisi bir hafıza yardımıdır: olanı anlatır ve bir izlenimle biter. İkincisi bir okumanın tohumudur: sahneye bir ad verir, ekranda gördüğünü yazar ve bir soru sorar. Bu ders ikinci türden notun nasıl tutulduğunu anlatıyor.
Tek fikir
Okuma Defteri olayı değil gözlemi kaydeder. İyi bir not sahneyi zaman koduyla değil olayla adlandırır, ekranda görüleni yazar ve okumayı ileri taşıyacak bir soru bırakır.
Kavram
Akademi boyunca her ders bir alıştırmayla biter ve bu alıştırmaların hepsi aynı yere yazılır. O yer okurun kendi defteridir: kâğıt bir defter, bir dosya ya da telefonundaki bir not, biçimi önemli değildir. Önemli olan, bütün okumaların bir arada birikmesi ve okurun yıllar sonra da onlara dönebilmesidir.
Defterin ilk kuralı, bir sahneyi nasıl adlandıracağındır. Not tutan kişi çoğu zaman sahnenin yerini dakikayla işaretlemek ister. Bu işaret ilk bakışta pratiktir, ama okumada sorun çıkarır. Bir filmin dolaşımdaki kopyaları kesim, kare hızı ve sürüm bakımından birbirinden ayrılabilir ve uzunlukları tutmayabilir; bir kopyadaki dakika başka bir kopyada başka bir sahneye denk gelir. Bir dakika bilgisi okura sahnede ne olduğunu da söylemez. Bu yüzden akademi sahneleri olayla adlandırır.
İyi bir sahne adı kısa ve somuttur. Bir yeri ya da bir olayı adlandırır, gerekiyorsa ikisini birden. «Duygusal sahne» bir ad değildir, çünkü filmin yarısına uyar. «Annenin kâğıtları imzaladığı sahne» bir addır. Sahne adının bir yararı daha vardır: onu yazmak için sahnenin neyle ilgili olduğuna karar vermek gerekir ve bu karar okumanın ilk adımıdır.
Defterin ikinci kuralı, neyin yazılacağıdır. Bir okuma notu üç şey taşır. İlki gözlemdir: ekranda gördüğün ya da duyduğun, başkasının da doğrulayabileceği bir ayrıntı. İkincisi sorudur: bu gözlemin seni nereye götürdüğü, henüz cevabını bilmediğin şey. Üçüncüsü, varsa, izlenimdir: bu sahnenin sende ne bıraktığı. İzlenim ayrı bir satırda durur ve izlenim olduğu belli olur; böylece yıllar sonra defteri açtığında neyi gördüğünü ve neyi hissettiğini birbirinden ayırabilirsin.
Defterin üçüncü kuralı, neyin yazılmayacağıdır. Olay özeti deftere girmez. Olay özeti işe yaramaz bir şey değildir; filmin konusunu hatırlamana yardım eder ve başka yerlerde bulunabilir. Ama okuma notu değildir. Açılıştaki birinci not bunun örneğidir: olan her şeyi sırasıyla anlatır, ama sahnenin nasıl kurulduğuna dair tek bir şey söylemez. «Çok üzücü» cümlesiyle biter ve okurun elinde bu hisse bağlanacak hiçbir gözlem kalmaz. Bir okuma notunun ilk sınavı şudur: bu notu okuyan biri, filmi açmadan, sahnede ne gördüğünü öğrenir mi, yoksa yalnızca ne olduğunu mu?
Not tutmanın zamanı da önemlidir. Film izlerken not tutmak dikkati bölebilir ve ilk izlemede filmi yaşamanın önüne geçebilir. Bu yüzden akademinin önerisi şu: ilk izlemede ya hiç not tutma ya da yalnız birkaç sahne adı yaz. Film biter bitmez izlenimini kaydet. Gözlem notlarını ikinci izlemede, sahneye dönerek tut. Önceki dersin vardığı yer burasıydı: ilk izlenim kırılgandır ve önce yazılır; gözlem ise sahne hep oradayken, acele etmeden toplanır.
Her film kaydı bir künye satırıyla açılır: filmin adı, yönetmeni, yılı, izlediğin tarih, nerede ve nasıl izlediğin, hangi kopyayı izlediğin. Bu satır bir formalite gibi görünür, ama önceki iki dersin vardığı yerleri bir araya toplar. İzlenimin seyirci hakkında da bilgi verdiğini konuşmuştuk; künye satırı o seyirciyi kaydeder: salonda mı, evde mi, telefonda mı, yalnız mı, kalabalıkla mı? Aynı filmin farklı sürümlerinin farklı yaşanabileceğini de görmüştük; künye satırı hangisini izlediğini kaydeder. Yıllar sonra aynı filme dönüp yeni bir kayıt açtığında, iki künye satırını karşılaştırmak, okumandaki değişimin ne kadarının filmden, ne kadarının senden geldiğini anlamana yardım eder.
Filmde
Sahneyi yeniden izleyip deftere yazan okur şunları görebilir. Kamera önce dışarıda, karda oynayan çocuğu gösterir; sonra geri çekilip pencereden içeri girer ve odanın içine yerleşir. Masada anne, banker ve kâğıtlar vardır. Baba onların biraz gerisinde durur. Pencere hep görüntünün içindedir ve çocuk o pencerenin içinde, karların arasında küçük bir figür olarak kalır. Ön plandaki yetişkinler ile arkadaki çocuk aynı anda nettir.
Bu gözlemlerin her biri deftere ayrı bir satır olarak girer ve her biri bir soru doğurur. Çocuk neden hep çerçevenin içindeki bir çerçevede? Neden sesi içeri geliyor, ama yetişkinler ona hiç bakmıyor? Baba neden masanın biraz gerisinde? Bu sorulara henüz cevap vermek gerekmez. Defterin işi soruları kaybetmemektir; cevaplar okumanın sonraki aşamalarında gelir.
Okur bu noktada kendi izlenimini de ayrı bir satıra yazabilir: «Sahne beni üzdü.» Artık bu izlenim yalnız değildir. Altında üç gözlem ve üç soru durur ve bir gün bir okuma yazmak istediğinde «çünkü»yü nerede arayacağını bilir.
Başka bir filmde
Defterin asıl sınavı, olayın az olduğu sahnelerdedir. Hiçbir şey olmuyormuş gibi görünen bir sahnede olay özeti neredeyse boş kalır ve not tutmanın tek yolu gözlemdir.
Bu sahnenin olay özeti tek cümledir: «Yaşlı çift deniz kenarında oturup eve dönmeye karar veriyor.» Bir okuma notu ise çok daha fazlasını kaydedebilir. Sahne adı: «Atami, set duvarı.» Gözlem: kamera ikisine arkadan ya da yandan bakar ve kıpırdamaz; ikisi aynı yöne, denize doğru oturur, birbirlerine çok az bakarlar. Gözlem: konuşma kısadır ve sessizlikler uzundur. Gözlem: kalkarken kadının başı döner ve adam onu bekler. Soru: bu küçük baş dönmesi filmin geri kalanında bir şeyi hazırlıyor mu? İkinci izlemede bu sorunun bir ön işarete dönüşüp dönüşmediği görülecektir.
Böyle bir notu okuyan biri sahneyi görmüş kadar olmaz, ama sahnenin nasıl kurulduğunu öğrenir: hareketsiz bir kamera, aynı yöne bakan iki beden, kısa bir konuşma, küçük bir aksama. Olay özeti bunların hiçbirini taşımaz.
Bu tür sahneler okurun defterinde başka bir şeyi de öğretir: bir gözlemin önemli olup olmadığına not anında karar vermek gerekmez. Ozu'nun sahnelerinde çoğu ayrıntı ilk bakışta önemsiz görünür ve önemini ancak film bittiğinde ya da ikinci izlemede kazanır. Defter bu yüzden cömert tutulur; ne zaman işe yarayacağını bilmediğin gözlemler de yazılır. Sonradan gereksiz çıkan bir satırın bedeli küçüktür; yazılmadığı için kaybolan bir gözlemin bedeli ise bütün bir okuma olabilir.
Yaygın okuma hataları
Yaygın yanlışOlay özetini okuma notu sanmak.
Bir sahnede olanları sırasıyla yazmak hafızaya yardım eder, ama sahnenin nasıl kurulduğuna dair bir şey söylemez. Okuma notu gözlemle başlar; olay ancak gözleme yer açtığı kadar yazılır.
Yaygın yanlışSahneyi dakikayla adlandırmak.
Dakika işareti bir kopyadan ötekine taşınmaz ve okura sahnede ne olduğunu söylemez. Sahne adı kısa bir olay ya da mekân tarifidir ve filmi izlemiş herkes onu tanır.
Yaygın yanlışİzlenimi gözlemle aynı satıra karıştırmak.
«Kamera kıpırdamıyor, çok hüzünlü» cümlesi bir gözlem ile bir izlenimi birbirine yapıştırır. Yıllar sonra defteri açan okur hangisinin ekranda olduğunu, hangisinin kendi hissi olduğunu ayıramaz. İkisi ayrı satırlarda durur.
Yaygın yanlışDefteri yalnız sevdiğin filmlere ayırmak.
Sıkıldığın ya da sevmediğin bir film de okunur ve çoğu zaman en öğretici notlar oradan çıkar: bir sahnenin seni neden dışarıda bıraktığını gözleme bağlamak, beğeninin neye dayandığını görmenin yoludur. Değerlendirmenin ölçütü Seviye 8'deki eleştiri modülünde ayrıca işleniyor; ama malzemesi şimdiden, sevmediğin filmin defter sayfasında birikir.
Okuma Defteri
Defter: Yazdığın notu filmi görmemiş birine okut ve sahnede ne gördüğünü anlatmasını iste. Anlattığı şeyle senin gördüğün arasındaki farkı yaz.
Özet
- Okuma Defteri bütün alıştırmaların ve okumaların biriktiği tek belgedir.
- Sahneler dakikayla değil, olay ya da mekânla adlandırılır.
- Bir okuma notu gözlem, soru ve ayrı bir satırda izlenim taşır; olay özeti deftere girmez.
- Gözlem notları çoğu zaman ikinci izlemede, sahneye dönerek tutulur; ilk izlemeden hemen sonra izlenim yazılır.
Kendini sına
- Akademi sahneleri neden dakikayla değil olayla adlandırır?
- Bir okuma notu hangi üç şeyi taşır?
- Yurttaş Kane'in çocukluk evi sahnesinde ön plandaki masa ile arkadaki çocuk nasıl görünür?
- Aşağıdakilerden hangisi bir sahne adıdır: «duygusal sahne» mi, «Atami, set duvarı» mı?
Yanıtlar
- Çünkü aynı filmin farklı sürümlerinde süre ve kesim farkları bulunabilir ve dakika işareti bir kopyadan ötekine taşınmaz; olayla verilen ad ise filmi izlemiş herkesin tanıyacağı bir tariftir.
- Gözlem, soru ve ayrı bir satırda durması gereken izlenim. Gözlem ekranda doğrulanabilir olandır; soru okumayı ileri taşır; izlenim ayrı durduğu için yıllar sonra da gözlemden ayırt edilebilir.
- İkisi de aynı anda net görünür; derin odak olarak bilinen bu çekim biçimi kararı verenleri önde, kararın konusu olan çocuğu pencerenin ardında gösterir.
- «Atami, set duvarı» bir sahne adıdır. «Duygusal sahne» filmin pek çok sahnesine uyar ve tek bir sahneyi tanıtmaz. İyi bir sahne adı ise filmi izlemiş herkese aynı sahneyi düşündürür.
Sonraki derse köprü
Bu derste gözlem notlarının sahneye dönerek tutulduğunu söyledik. Sonraki ders o dönüşün araçlarını ele alıyor: bir sahneyi durdurmak, geri sarmak, sesi ya da görüntüyü kapatarak sessiz izlemek ve her birinin okura hangi ayrıntıyı açtığı.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.