0.3 · Seviye 0 · İzlemekten okumaya
İkinci izleme
İlk izleme olayı takip eder, ikincisi biçimi görür. Ne değişir?
Film Okuma Akademisi — Okumak ne demek · 1.710 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İlk izleme sonu bilmeden yaşanır; ikinci izleme sonu bilerek döner ve dikkati olaydan biçime kaydırır.
- İkinci izlemede ön işaretler, duygunun parçaları ve ilk bakışta örtülen anlamlar görünür hâle gelir.
- İlk izlemenin şaşkınlığı geri gelmez; bu yüzden ilk izlenim ikinci izlemeden önce yazılır.
- Hangi kopyanın izlendiğini bilmek ikinci izlemenin parçasıdır; aynı film farklı sürümlerde farklı yaşanabilir.
Açılış
Alaska'da, kar fırtınasının içinde kalmış bir kulübe. Yiyecek bitmiş. Küçük Serseri, Chaplin'in melon şapkalı, bastonlu, geniş pantolonlu kahramanı, ayakkabılarından birini çıkarıp kaynayan bir tencereye koyuyor. Yemeği büyük bir özenle pişiriyor, sanki bir şükran günü sofrası hazırlıyormuş gibi tencerenin başında bekliyor, ayakkabıyı tabağa alıp ikiye bölüyor. Yanındaki iri adam, Big Jim, kendi payına düşen parçaya bakıp yüzünü buruşturuyor. Serseri ise bağcıkları çatalına sarıp spagetti gibi yiyor, çivileri birer kemik gibi emiyor.
Charlie Chaplin'in 1925 tarihli Altına Hücum filmini ilk kez izleyen seyirci bu sahnede güler. Gülme sahneyi taşıyan şeydir ve film onu ustaca kurar. Ama aynı sahneyi ikinci kez izleyen biri başka bir şey görmeye başlar: o sofranın açlıktan doğduğunu, Serseri'nin ayakkabıyı yemek gibi yemesinin bir oyun olduğu kadar bir direniş olduğunu, gülmenin arkasında bir yokluğun durduğunu.
Sahne değişmemiştir. Değişen, seyircinin onu nereden izlediğidir.
Tek fikir
İlk izleme filmi önünde ne olacağını bilmeden yaşar. İkinci izleme sonu bilerek döner; merak geri çekilince biçim, hazırlık ve ilk bakışta gülmenin ya da gerilimin örttüğü katmanlar görünür.
Kavram
İlk izlemede seyirci filmin içindedir. Ne olacağını bilmez ve film bu bilmezliği kullanır: bir kapının arkasında ne olduğunu merak ettirir, bir karakterin başına ne geleceğini sordurur, bir şakanın vuruşunu bekletir. Bu durum geri getirilemez. Bir filmi ilk kez yalnızca bir kez izleriz ve o ilk izlemenin şaşkınlığı bir daha aynı biçimde yaşanmaz.
İkinci izleme bu kaybın karşılığında başka bir şey verir. Sonu bilen seyirci artık olayın peşine düşmek zorunda değildir. Dikkatinin bir kısmı serbest kalır ve bu serbest dikkat filmin nasıl kurulduğuna yönelebilir.
İkinci izlemede ilk değişen şey, filmin daha önce yaptığı hazırlığın görünür hâle gelmesidir. İyi kurulmuş bir film sonradan önem kazanacak şeyleri erkenden gösterir: bir nesne, bir söz, bir bakış. İlk izlemede bunlar geçip gider, çünkü henüz neye hazırlandıklarını bilmeyiz. İkinci izlemede aynı ayrıntı bir işarete dönüşür.
İkinci değişen şey, duygunun malzemesidir. İlk izlemede bir sahneye güleriz ya da geriliriz, ama neyin bizi güldürdüğünü ya da gerdiğini ayırmakta zorlanırız; duygu bütün olarak gelir. İkinci izlemede aynı duygu yeniden gelir, ama artık onu kuran parçaları tek tek seçebiliriz: bir oyuncunun zamanlaması, bir kesmenin yeri, bir sesin girdiği an. Duygu çoğu zaman azalmaz. Değişen, onun içinden bakabilmemizdir.
Üçüncü değişen şey, ilk izlemenin örttüğü anlamlardır. Altına Hücum'daki ayakkabı yemeği bunun açık bir örneğidir. İlk izlemede sahne bir komedi sahnesidir ve gülme diğer her şeyi geride bırakır. İkinci izlemede gülme hâlâ oradadır, ama artık yalnız değildir. Aç bir adamın elindeki tek şeyi bir şölene çevirmesi hem komik hem acıklıdır ve film bu iki duyguyu birbirinden ayırmaz. İkinci izleme bu katmanlı yapıyı görünür kılar.
İkinci izlemenin bir de kaybı var ve okur onu dürüstçe bilmeli. Sonu bilmek bazı şeyleri görünmez yapar. İlk izlemede bir sahnenin seni nasıl şaşırttığı, ikinci izlemede artık hissedilmez; yalnızca hatırlanır. Bu yüzden ilk izlemenin izlenimi okurun elindeki en kırılgan veridir. Bir kez kaybedilince geri gelmez. İlk izlemeden hemen sonra, ikinciye geçmeden, ne hissettiğini yazmak bu yüzden önemlidir; o yazının nasıl tutulacağı bir sonraki dersin konusu.
Edebiyat kuramı bu durumu uzun süredir tartışıyor. Roland Barthes 1970 tarihli S/Z'de yeniden okumayı bir lüks değil, metni gerçekten okumanın yolu olarak savundu ve yeniden okumayan okurun aynı hikâyeyi her yerde okumaya mahkûm olduğunu söyledi. Ona göre ilk okuma metni bir olay dizisi olarak tüketir; yeniden okuma ise metnin kurduğu anlam ağını açar. Bu iddia sinemaya kolayca taşınır, ama bir farkla: film zamanın içinde akar ve seyirci onu kitap gibi kendi hızında okuyamaz. İkinci izleme bu yüzden sinemada daha da önemlidir. Kitapta bir sayfaya geri dönmek kolaydır, filmde ise ilk izlemenin hızını kontrol eden seyirci değil, filmin kendisidir.
Filmde
İlk izlemede ayakkabı sahnesi kendi başına durur. İkinci izlemede ise filmin başka sahneleriyle konuşmaya başlar. Serseri filmde yokluk karşısında bir kez daha tören kurar. Yalnız kaldığı bir yılbaşı gecesinde, gelmesini beklediği misafirleri düşlerken iki çatalı iki ekmeğe batırıp masanın üstünde onlara dans ettirir. İlk izlemede bu ünlü dans kendi başına büyüleyici bir numaradır. İkinci izlemede ayakkabı yemeğinin yanına yerleşir: aynı adam, aynı yoksunluk, aynı kurtuluş yolu. İki sahnede de Serseri yokluğu bir ritüelle karşılar ve film bu ritüeli hem güldürü hem acı olarak gösterir.
Bu bağlantı ilk izlemede kurulamaz, çünkü seyirci ikinci sahneye geldiğinde birincisini çoktan geride bırakmıştır ve aradaki hikâye dikkatini başka yere çekmiştir. İkinci izlemede ise seyirci hikâyeyi bilir ve sahneleri birbirinin yanında tutabilir. Bir motifin, filmde tekrar eden bir davranışın görünmesi çoğu zaman ikinci izlemenin işidir. Motif kavramı ayrıca Seviye 2'deki Motif ve simge modülünde işleniyor.
Bu bilgi ikinci izlemeye bir soru ekler: hangi filmi yeniden izliyorsun? 1925'in sessiz sürümünü izleyen biri ile 1942'nin anlatımlı sürümünü izleyen biri aynı ayakkabı sahnesini farklı yaşayabilir, çünkü birinde seyirci sahneyi kendi yorumlar, ötekinde Chaplin'in sesi ona eşlik eder. İzlediğin kopyanın hangisi olduğunu bilmek, okumanın ilk adımlarından biridir; film dosyalarının birinci bölümü bu yüzden her filmde «hangi kopya» sorusunu ayrıca sorar.
Başka bir filmde
İkinci izlemenin en çarpıcı biçimi, sonu bütün filmi yeniden okutan filmlerde görülür.
İlk izlemede seyirci Malcolm'un karısıyla ilişkisinin bozulduğunu düşünür. Evlilik yıldönümünde bir restoranda karşısına oturduğu kadın onunla konuşmaz, hesabı alıp kalkar ve seyirci bunu bir kırgınlık olarak okur. İkinci izlemede aynı sahne bambaşka bir şeydir: kadın kocasını görmüyordur. Film seyirciye yalan söylememiştir. Sahnede olan her şey ekrandadır; seyirci onu başka bir şey sanmıştır ve film bu yanılgıyı bilerek mümkün kılmıştır.
Bu tür filmler ikinci izlemenin iki yüzünü birden gösterir. Bir yandan ilk izlemenin şaşkınlığı bir daha yaşanmaz; sonu bilen seyirci için o büyük açıklama artık bir sürpriz değildir. Öte yandan ikinci izleme yeni bir zevk verir: filmin seyirciyi nasıl yönlendirdiğini, hangi bilgiyi göstermeden sakladığını, hangi ayrıntıyı açıkça ortada bırakıp fark ettirmediğini görmek. Seyirci artık hikâyenin değil, anlatımın peşindedir.
Böyle bir film ikinci izlemede okura temiz bir alıştırma da sunar. İlk izlemenin bıraktığı izlenim, Malcolm'un karısıyla arasının bozulduğu yönündeydi. İkinci izlemede bu izlenim sahne sahne sınanabilir: Malcolm'un konuştuğu her kişi ona gerçekten yanıt veriyor mu, kimse onunla göz göze geliyor mu, bir kapıyı açan ya da bir sandalyeyi çeken kim? Önceki derste izlenimi gözleme çevirmenin yolunu konuştuk; burada aynı iş, sonu bilen bir seyircinin elinde, bütün bir filme yayılır. Bulunan her ayrıntı ilk izlenimin nereden geldiğini de gösterir.
Ama dikkat: bu filmler ikinci izlemenin kuralı değil, uç bir örneğidir. Çoğu film sonunda böyle bir dönüş barındırmaz ve ikinci izlemenin değeri böyle bir sürprize bağlı değildir. Altına Hücum'un hiçbir gizli sırrı yoktur; ikinci izlemede değişen şey bir açıklama değil, bakışın derinliğidir. Sürprizli filmler ikinci izlemenin gücünü abartılı biçimde gösterir, ama asıl iş sessiz filmlerde, sürprizsiz sahnelerde yapılır.
Yaygın okuma hataları
Yaygın yanlışİkinci izlemeyi yalnızca sürprizli filmlere ayırmak.
Sonu ters köşe olan filmler yeniden izlemeye açıkça çağırır, ama bir aile dramı ya da bir komedi de ikinci izlemede en az o kadar şey gösterir. İkinci izlemenin değeri bir sırrı çözmek değil, bakışın değişmesidir.
Yaygın yanlışİlk izlenimi ikinci izlemenin bulgusuyla ezmek.
İkinci izlemede bir sahnenin aslında acıklı olduğunu gören okur, ilk izlemede güldüğünü unutmamalıdır. İki izlenim de filmin gerçek etkisidir; okuma birini silip ötekini koymaz, ikisini birlikte taşır.
Yaygın yanlışİkinci izlemede yalnız hatırladığını aramak.
Sahneye «şu ayrıntı vardı, onu kontrol edeyim» diye dönen okur yalnızca onu bulur. İkinci izlemenin verimi, beklemediğin bir şeyi görmeye açık kalmaktadır. Aradığın ayrıntının hiç olmadığını görmek de bir bulgudur: bellek sahneleri birbirine karıştırabilir.
Okuma Defteri
Defter: İkinci izlemede ilk kez fark ettiğin bir ön işareti ya da tekrar eden bir davranışı yaz ve filmin hangi iki sahnesini birbirine bağladığını not et.
Özet
- İlk izleme sonu bilmeden yaşanır; ikinci izleme sonu bilerek döner ve dikkati olaydan biçime kaydırır.
- İkinci izlemede ön işaretler, duygunun parçaları ve ilk bakışta örtülen anlamlar görünür hâle gelir.
- İlk izlemenin şaşkınlığı geri gelmez; bu yüzden ilk izlenim ikinci izlemeden önce yazılır.
- Hangi kopyanın izlendiğini bilmek ikinci izlemenin parçasıdır; aynı film farklı sürümlerde farklı yaşanabilir.
Kendini sına
- Akademinin tanımına göre ön işaret nedir?
- Altına Hücum'da Serseri ayakkabı yemeğinde bağcıkları ve çivileri nasıl yer?
- Chaplin Altına Hücum'u 1942'de yeniden yayımlarken filmde neleri değiştirdi?
- Altıncı His'te restoran sahnesi ikinci izlemede neden farklı okunur?
Yanıtlar
- Filmin daha sonra önem kazanacak bir olayı, nesneyi ya da durumu önceden, çoğu zaman fark ettirmeden gösterdiği ayrıntıdır. İlk izlemede geçip gider, ikinci izlemede bir işarete dönüşür.
- Bağcıkları çatalına sarıp spagetti gibi yer, çivileri ise birer kemik gibi emer. Yokluğu bir sofra törenine çeviren bu davranış sahneyi hem komik hem acıklı yapar.
- Ara yazıların yerine kendi anlatımını koydu, yeni bir müzik ekledi ve bazı sahneleri kısalttı.
- Çünkü seyirci artık Malcolm'un öldüğünü bilir. Karısının onunla konuşmaması ilk izlemede bir kırgınlık gibi okunur; ikinci izlemede kadının onu görmediği anlaşılır.
Sonraki derse köprü
Bu derste ilk izlenimin ikinci izlemeden önce yazılması gerektiğini söyledik, ama nasıl yazılacağını söylemedik. Sonraki ders Okuma Defteri'ni ele alıyor: deftere ne girer, ne girmez ve olay özetinin neden bir okuma notu sayılmadığı.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.