İçeriğe geç

0.2 · Seviye 0 · İzlemekten okumaya

"Hissettim"den "çünkü"ye

İzlenimi kanıta bağlamak: duygu bir başlangıç noktasıdır, varılacak sonuç değil

Film Okuma Akademisi — Okumak ne demek · 1.713 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 11 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. İzlenim okumanın başlangıç noktasıdır; okuma ona bir «çünkü» ekler.
  2. Bir «çünkü» cümlesi izlenim, gözlem ve ikisini bağlayan cümleden oluşur.
  3. Gerekçe olay özetine, yönetmenin niyetine ya da değer yargısına değil, ekranda doğrulanabilir bir seçime dayanır.
  4. Aynı izlenim farklı gözlemlerle açıklanabilir ve bu açıklamalar birbirini yalanlamak zorunda değildir.

Açılış

Gece, sisli bir havaalanı. Pervaneleri dönen bir uçak pistte bekliyor. Rick Blaine yıllar önce Paris'te sevdiği kadını, Ilsa'yı, kocası Victor Laszlo ile birlikte o uçağa bindirmek üzere. Ilsa kalmak istiyor, Rick ona gitmesini söylüyor. Laszlo direniş hareketinin önderi ve Lizbon'a, oradan Amerika'ya ulaşması gerekiyor. Ilsa uçağa yürüyor. Az sonra Alman subayı Binbaşı Strasser telefona uzanıyor, Rick onu vuruyor. Polis şefi Yüzbaşı Renault olanı görmüş, ama gelen jandarmalara «her zamanki şüphelileri toplayın» diyor. Uçak havalanıyor. Rick ile Renault sisin içinde yan yana yürüyüp uzaklaşıyor.

Michael Curtiz'in 1942 tarihli Kazablanka filmi bu sahneyle biter ve seyirciyi tuhaf bir yerde bırakır. Âşıklar ayrılmıştır, ama seyirci çoğu zaman yıkılmış hissetmez. Bir hüzün vardır, onunla birlikte bir doygunluk, hatta bir hafiflik. Seyirci bir film bitince bunu birkaç kelimeyle söyler: «Hem üzüldüm hem bir şekilde içim rahatladı.»

Bu cümle değerli bir veridir. Bu ders o cümleyi bir okumaya çeviriyor: hissin ardına bir gerekçe ekliyor ve gerekçenin filmde nerede aranacağını gösteriyor.

Tek fikir

Bir izlenim okumanın başlangıç noktasıdır. Okuma ona bir «çünkü» ekler ve bu «çünkü» olay özetine ya da yönetmenin niyetine değil, ekranda doğrulanabilir bir seçime dayanır.

Kavram

Bir filmden sonra söylediğimiz ilk cümle neredeyse her zaman bir izlenimdir: sıkıcıydı, çok gerildim, sonu yerine oturdu, o karakteri hiç sevmedim. İzlenim filmin sende bıraktığı izdir ve ondan utanmak gerekmez. Okuma onu silmez; ona bir soru yöneltir: bu his nereden geldi?

İzlenimi okumaya çeviren şey, ona eklenen gerekçedir. Gerekçe yalnızca ekranda bulunabilecek bir şeye dayandığında okumanın parçası olur. Akademi buna gözlem diyor.

Bir «çünkü» cümlesinin üç parçası vardır. İlk parça izlenimdir: «Son beni hem üzdü hem rahatlattı.» İkinci parça gözlemdir: «Rick ile Renault'nun sisin içinde yan yana yürüdüğü son planda müzik yükselir ve ikisinin konuşması bir şakayla biter.» Üçüncü parça ikisini bağlayan cümledir: «Film, kaybedilen aşkın hemen arkasından yeni bir dostluk ve bir dava için verilen kararı gösterdiği için hüzün bir doygunlukla dengelenir.» Üçüncü parçayı herkes kabul etmek zorunda değildir. Ama ikinci parça ekrandadır ve onu tartışmak isteyen filmi yeniden açıp bakabilir.

Bu üç parçalık yapının değeri, tartışmayı mümkün kılmasıdır. «Sonu güzeldi» diyen iki kişi anlaşabilir de anlaşamayabilir de, ama aralarında bir konuşma kurulmaz; her biri kendi hissinin içinde kalır. «Sonu güzeldi, çünkü Rick'in kararı filmin başından beri kurulan bir soruyu yanıtlıyor» diyen kişi ise bir kapı açar. Karşısındaki bu sorunun gerçekten filmin başında kurulup kurulmadığına bakabilir: Rick'in barında, «kimse için kafamı uzatmam» tavrıyla dolaşan bir adamı gösteren ilk sahnelere döner. Okuma böylece kişisel bir hissi ortak bir nesnenin, filmin, üzerine taşır.

«Çünkü»yü yanlış yere koymanın da yolları var ve hepsi kolaydır. En sık görüleni olay özetidir: «Sonu üzücüydü, çünkü Ilsa uçağa biniyor.» Bu cümle olanı anlatır, ama hissin nasıl kurulduğunu söylemez. Ilsa'nın uçağa binmesi başka bir filmde komik, başka birinde ürkütücü olabilir. Okuma olaydan çok olayın gösteriliş biçimiyle ilgilenir: sis, ışığın yüzlere düşüşü, müziğin girdiği yer, kameranın kime yakın durduğu.

İkinci yanlış yer niyettir: «Sonu güzeldi, çünkü yönetmen seyirciyi duygulandırmak istemiş.» Belki istemiştir. Ama bunu bilmek için yönetmenin zihnine girmek gerekir ve okuma bu kapıyı açamaz. Ekrandaki film ise herkese açıktır. Bu ayrımın ayrıntısı bir sonraki modülde, «Yönetmen ne demek istedi?» sorusunu işleyen derste geliyor.

Üçüncü yanlış yer genellemedir: tek bir gözlemden bütün filmi açıklayan bir yargıya atlamak. «Sis var, demek ki film belirsizlik üzerinedir» cümlesi tek bir ayrıntıyı bütün filme yayar. Okuma bir gözlemi önce o sahnede tartar, sonra aynı ayrıntının başka sahnelerde tekrar edip etmediğine bakar.

Bir izlenim film hakkında olduğu kadar seyirci hakkında da bilgi verir. Aynı sahne farklı insanlarda farklı his bırakır ve bu fark çoğu zaman seyircinin nerede, ne zaman, kim olarak izlediğinden gelir. Kazablanka New York'ta, Müttefik birliklerinin Kuzey Afrika'ya çıkarma yapıp Kazablanka'ya girmesinden birkaç hafta sonra gösterime girdi. O yılın seyircisi için Rick'in tarafını seçmesi bir aşk hikâyesinin sonu olduğu kadar, gazetelerde okudukları bir savaşın da parçasıydı. Bugün filmi ilk kez izleyen biri aynı kararı daha çok iki insan arasında bir fedakârlık olarak yaşayabilir. İki izlenim de gerçektir ve ikisi de aynı ekrana bakar; okuma, «çünkü»yü kurarken hangi seyircinin hissini açıkladığını da söyler. Bu yüzden okumaya izlenimini yazarak başlayan okur, yanına nerede ve hangi koşulda izlediğini de not eder.

Filmde

İlk gözlem Rick'in kararının biçimidir. Rick, Ilsa'ya neden gitmesi gerektiğini uzun bir konuşmayla anlatır. Bu konuşmada Paris'teki geçmişleri anılır: «Paris hep bizim olacak.» Cümle kaybı bir kazanca çevirir. Âşıklar birbirini kaybeder ama geçmişleri onlarındır. Buradan kurulan «çünkü» şudur: son üzer, çünkü bir ayrılıktır; rahatlatır, çünkü ayrılık bir silinme gibi değil, bir saklama gibi sunulur.

İkinci gözlem sahnenin ışığı ve havasıdır. Havaalanı sisle doludur; yüzler karanlığın içinde ışıklıdır. Ilsa'nın yüzü bu sahnede yumuşak ve parlak bir ışık alır. Bu gözlemden kurulan «çünkü» farklıdır: son üzer, çünkü Ilsa'nın yüzü kaybedilecek bir şey gibi çekilmiştir; seyirci onun güzelliğini tam da artık göremeyeceği anda en yakından görür.

Üçüncü gözlem filmin son anıdır. Uçak havalanır, Rick ile Renault sisin içinde yürür ve Rick ona yeni bir dostluğun başlangıcından söz eder. Film bir ayrılıkla değil, bir başlangıç cümlesiyle biter. Buradan kurulan «çünkü» rahatlamayı açıklar: film son sözü kayba değil, yeni bir bağa verir.

Üç «çünkü» birbirini yalanlamaz. Bir okuma hepsini birden taşıyabilir ya da birini ötekilere tercih edebilir. Okumanın gücü hangisinin «doğru» olduğunda değil, her birinin ekranda bir yere tutunmasındadır.

Başka bir filmde

Aynı aracı, benzer bir yol ayrımında biten bir Türk filmiyle sınayalım.

Bu sonu izleyen birçok seyirci Kazablanka'dakine benzer bir karışık his anlatır: bir aşk kaybedilmiştir, ama son bir yenilgi gibi yaşanmaz. Burada da bir «çünkü» aramak gerekir ve bu kez gerekçe büyük ölçüde sözdedir. Asya'nın son cümlesi seçimine bir ad verir. Sevgiyi bir tutku olarak değil, yıllar içinde verilen emek olarak tanımlar. Seyirci bu tanımı kabul ettiği ölçüde Asya'nın kararı bir kayıp olmaktan çıkar, bir sadakat olur.

Ama dikkat: sözün kendisi bir gözlemdir, sözün seyircide yarattığı his ise bir izlenimdir. Okuma burada da ikisini ayırır. «Son beni rahatlattı, çünkü Asya'nın son sözleri seçimini bir sadakat olarak tanımlıyor» cümlesi ekrana bağlıdır. «Son beni rahatlattı, çünkü Asya doğru olanı yaptı» cümlesi ise bir değer yargısıdır ve filmden çok konuşan kişinin kendi görüşünü anlatır. İkisi de söylenebilir; okuma yalnız hangisinin hangisi olduğunu bilir.

İki filmi birlikte düşünmek bir şey daha gösterir. Aynı karışık his iki filmde farklı malzemeyle kurulmuştur. Kazablanka'da ışık, sis ve son cümledeki şaka bu işin büyük bölümünü yapar. Selvi Boylum Al Yazmalım'da yükü büyük ölçüde son söz taşır. İzlenim benzerdir, «çünkü»ler farklıdır.

Bazen «çünkü» bulunmaz. Bir sahne seni derinden etkilemiştir, ama nedenini ne seste ne görüntüde ne sözde gösterebilirsin. Bu bir başarısızlık sayılmaz. Bulunamayan «çünkü» okurun elindeki en verimli sorulardan biridir: deftere «bu sahne beni neden bu kadar etkiledi, bilmiyorum» diye yazmak, o sahneye dönmek için bir neden yaratır. Çoğu zaman gerekçe ilk bakışta görülmeyen bir yerdedir, bir sesin kesildiği anda, bir planın beklenenden biraz uzun sürmesinde ya da bir yüzün kadrajın kenarında kalmasında. Bunları görmek için sahneyi bir kez daha, bu kez olayın peşine düşmeden izlemek gerekir.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışOlay özetini gerekçe saymak.
Doğrusu

«Çünkü Ilsa gidiyor» cümlesi olanı söyler, hissin nasıl kurulduğunu söylemez. Gerekçe olayın kendisinde değil, olayın gösterildiği biçimdedir: ışıkta, seste, kameranın yerinde, sözün nerede söylendiğinde.

Yaygın yanlışNiyeti kanıt saymak.
Doğrusu

«Çünkü yönetmen bizi ağlatmak istedi» cümlesi doğrulanamaz bir zihni kanıt olarak kullanır. Okuma ekranda olanı konuşur; yönetmenin söyleşisi bile, varsa, ancak ekrandaki bir seçimi açıkladığı ölçüde işe yarar.

Yaygın yanlışDeğer yargısını gözlem sanmak.
Doğrusu

«Çünkü Asya doğru olanı yaptı» cümlesi bir gözlem değil, bir görüştür. Görüş söylenebilir ve tartışılabilir; ama okuma onu ekrandaki ayrıntıdan ayrı tutar ve adını koyar. Asya'nın seçimini hiç onaylamayan bir seyirci de son sözlerin bu seçimi sadakat olarak adlandırdığını aynı açıklıkla gözlemleyebilir.

Okuma Defteri

Defter: Yazdığın üç «çünkü»den hangisinin ekranda en kolay gösterilebildiğini, hangisinin en çok tartışmaya açık olduğunu not et.

Özet

  1. İzlenim okumanın başlangıç noktasıdır; okuma ona bir «çünkü» ekler.
  2. Bir «çünkü» cümlesi izlenim, gözlem ve ikisini bağlayan cümleden oluşur.
  3. Gerekçe olay özetine, yönetmenin niyetine ya da değer yargısına değil, ekranda doğrulanabilir bir seçime dayanır.
  4. Aynı izlenim farklı gözlemlerle açıklanabilir ve bu açıklamalar birbirini yalanlamak zorunda değildir.

Kendini sına

  1. Akademinin tanımında izlenim ile gözlem arasındaki fark nedir?
  2. «Son üzücüydü, çünkü Ilsa uçağa biniyor» cümlesindeki gerekçe hangi yaygın okuma hatasının örneğidir?
  3. Kazablanka'nın son planında uçak havalandıktan sonra kimler sisin içinde yan yana yürür?
  4. Bir «çünkü» cümlesinin üç parçası nelerdir?

Yanıtlar

  1. İzlenim filmin seyircide bıraktığı, kişinin kendi deneyimini anlatan yargıdır; gözlem ise filmi izleyen herkesin ekranda doğrulayabileceği bir ayrıntıdır. İzlenim tartışılamaz bir kişisel veridir, gözlem ise filmi yeniden açan herkesin sınayabileceği ortak bir zemindir.
  2. Olay özetini gerekçe saymanın örneğidir: cümle olanı anlatır, hissin hangi biçim seçimiyle kurulduğunu söylemez.
  3. Rick Blaine ile Yüzbaşı Renault. Ilsa ile Laszlo o sırada uçaktadır; film âşıkların ayrılığıyla değil, iki adamın konuşmasıyla kapanır.
  4. İzlenim, ekranda doğrulanabilir bir gözlem ve ikisini birbirine bağlayan cümle. Üçüncü parça tartışmaya açıktır; ikinci parça ise ekrana bakılarak doğrulanır ya da düşer.

Sonraki derse köprü

Bu dersteki gözlemlerin hiçbiri ilk izlemede kolayca yapılmaz. Ilsa'nın yüzüne düşen ışığı ya da son planda kimin nereye yürüdüğünü fark etmek için sahneye dönmek gerekir. Sonraki ders bu dönüşü bir yöntem olarak ele alıyor: ikinci izleme ve ilk izlemenin göremediği şeyler.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.