İçeriğe geç

P03-D01-M01-03·Başlangıç sorunu

Doxografi

temel3.515 kelime≈ 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Beş cümlede dersin iskeleti.

Doksografi, ilk filozoflar hakkındaki bilgimizin hem kurtarıcısı hem biçimlendiricisidir: onların görüşlerini korumuş, ama onları belirli başlıklar altında, belirli sorulara verilmiş cevaplar olarak düzenlemiştir.

Aristoteles'in Fizik'teki bölme şeması öncüllerini kendi araştırmasının sorularına göre sınıflandırdı, Diels'in 1879 tarihli kitabı geç antik doksografileri Theophrastos'a kadar giden tek bir zincir olarak yeniden kurdu, Mansfeld ile Runia'nın 1997'de başlayan dizisi ise bu geleneğin çok katmanlı ve değişen bir gelenek olduğunu gösterdi.

Bir doksografik bilgi dört adımla değerlendirilir: hangi başlık altında aktarıldığını belirlemek, başlığın hangi soruyu varsaydığını yazmak, filozofun bu soruyu kendisinin sorup sormadığını sınamak ve bilgiyi başlığın dışında, filozofun öteki parçalarıyla birlikte okumak.

Tek kaynak olmama, başlıkların kaçınılmazlığı ve doksografinin kurtarıcılığı itirazları, çok katmanlı bir geleneğin de başlıklarla biçimlendirdiğini, amacın başlıkları bırakmak değil görünür kılmak olduğunu ve minnettarlık ile dikkatin birbirine karşıt olmadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir görüşü başlığından çıkarıp filozofun öteki parçalarıyla birlikte okumak, doksografinin kurtardığını korurken biçimlendirdiğini düzeltmenin yoludur.

Açılış sahnesi

Kerem, serginin yerleşim planını hazırlıyor. Müzenin önerisi, panoları konulara göre düzenlemekti: bir duvar "her şeyin ilkesi", bir duvar "gök cisimleri", bir duvar "ruh" başlığını taşıyacaktı. Her duvarda, farklı filozofların o konudaki görüşleri yan yana gösterilecekti. Kerem, planı kâğıda döktüğünde bir tuhaflık fark ediyor. Anaksimandros üç duvarda da vardı, ama hiçbirinde bütün olarak görünmüyordu. "İlkeler" duvarında sınırsız olanla, "gök" duvarında dünyanın bir sütun parçası gibi biçimlendiğiyle, "ruh" duvarında ise neredeyse hiç görünmüyordu. Ziyaretçi, Anaksimandros'un bu parçaları nasıl birbirine bağladığını hiçbir yerde göremeyecekti. Kerem, müzenin önerisinin çok eski bir düzenlemeyi tekrarladığını öğreniyor.

Selin, bu düzenlemenin kökünün Aristoteles'in öğrencisi Theophrastos'a kadar gittiğini hatırlıyor. Theophrastos, kendinden önceki filozofların görüşlerini konu konu derlemişti ve bu derleme, sonraki yüzyıllarda defalarca kısaltılıp yeniden düzenlenmişti. Tolga, konu başlıklarının kendisinin tarafsız olmadığını, "her şeyin ilkesi" başlığının bir filozofun bir ilke aradığını baştan varsaydığını söylüyor. Lina, bir sözlüğün bir sözcüğü bir başlık altına koyduğunda onun başka anlamlarını gizleyebildiğini hatırlatıyor. Barış, içtihat derlemelerinde mahkeme kararlarının kanun maddelerine göre sınıflandırıldığını ve bir kararın asıl gerekçesinin bu sınıflandırmada kaybolabildiğini anlatıyor. Defne ise eski hekimlerin görüşlerinin bugünkü ders kitaplarında modern hastalık başlıkları altında anlatıldığını ve bunun bazen onları yanlış anlamaya yol açtığını düşünüyor. Bu ders, Antik Akdeniz Felsefesi programının Presokratikler kursunda, filozofların görüşlerini konu konu derleyen doksografi geleneğinin nasıl oluştuğunu, Theophrastos'tan başlayan bu zincirin ilk filozoflar hakkındaki bilgimizi nasıl biçimlendirdiğini ve bir görüşün belirli bir başlık altına yerleştirilmesinin onu nasıl değiştirdiğini soruyor.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin yerini belirleyelim. Kaynak parçaları dersi, ilk filozofların sözlerinin bize sonraki yazarların aktarımlarıyla ulaştığını ve her parçanın aktaran metinle birlikte okunması gerektiğini gösterdi. Bu ders, aktaranların büyük bir bölümünün dayandığı geleneği inceliyor. Akademinin önceki derslerinde doksografi kavramı, filozofların görüşlerini konu konu ya da okul okul derleyen yazı türü olarak tanımlanmış, Diogenes Laertios'un Ünlü Filozofların Yaşamları ve Aristoteles'in Metafizik'in birinci kitabında öncüllerini nasıl değerlendirdiği de ele alınmıştı. Bu ders, doksografinin nasıl işlediğini ve ilk filozofları nasıl biçimlendirdiğini ayrıntılı olarak soruyor.

Sonra üç kaynağa bakacağız. Aristoteles, Fizik'in birinci kitabının ikinci bölümünde, öncüllerinin ilkeler hakkındaki görüşlerini bir bölme şemasına göre sınıflandırır: ilke tek mi yoksa çok mu, tekse hareketli mi yoksa hareketsiz mi. Hermann Diels, 1879 tarihli Yunan Doksograflar kitabında, farklı geç antik derlemelerin ortak bir kaynağa, Theophrastos'a kadar giden bir zincire dayandığını savunur. Jaap Mansfeld ile David Runia, 1997'de yayımlamaya başladıkları Aetiana dizisinde, Diels'in zincirini yeniden inceler ve doksografinin daha karmaşık bir gelenek olduğunu gösterir.

Ardından üç itirazı tartacağız: doksografinin tek bir kaynaktan gelmediği, başlıkların kaçınılmaz olduğu ve doksografi olmasa ilk filozoflar hakkında hiçbir şey bilemeyeceğimiz itirazları.

Sonda, bir doksografik bilgiyi değerlendirmenin dört adımını göstereceğiz: bilginin hangi başlık altında aktarıldığını belirlemek, başlığın hangi soruyu varsaydığını yazmak, filozofun bu soruyu kendisinin sorup sormadığını sınamak ve bilgiyi başlığın dışında, filozofun öteki parçalarıyla birlikte okumak.

Merkez soru

Sorumuz şu: Filozofların görüşlerini konu konu derleyen doksografi geleneği, ilk filozoflar hakkındaki bilgimizi nasıl biçimlendirir ve bir görüşün bir başlık altına yerleştirilmesi onu nasıl değiştirir?

Ölçülü iddiam şu: Doksografi, ilk filozoflar hakkındaki bilgimizin hem kurtarıcısı hem biçimlendiricisidir. İlk filozofların kitapları kaybolduğunda, onların görüşleri büyük ölçüde doksografik derlemeler sayesinde korundu. Ama bu derlemeler görüşleri tarafsız bir biçimde korumadı. Onları belirli başlıklar altında, belirli sorulara verilmiş cevaplar olarak düzenledi. Bu başlıkların kökü, Aristoteles'in öncüllerini sınıflandırma biçimine kadar gider. Aristoteles, Fizik'te öncüllerini, ilkenin tek mi çok mu olduğu, hareketli mi hareketsiz mi olduğu gibi bir bölme şemasına göre sıraladı. Bu şema, onun kendi kuramının sorularını yansıtıyordu. Theophrastos ve onu izleyenler, bu şemayı konu başlıklarına dönüştürdü. Sonuç olarak her ilk filozof, bir dizi başlığa verilmiş cevaplar olarak görünmeye başladı: ilkesi nedir, gök cisimleri nedir, ruh nedir. Diels, geç antik derlemelerin Theophrastos'a kadar giden tek bir zincire dayandığını savundu. Mansfeld ile Runia, bu zincirin daha karmaşık olduğunu, birden çok kaynaktan beslendiğini ve her aşamada yeniden düzenlendiğini gösterdi. Ama iki görüş de şu noktada birleşir: doksografik bir bilgiyi okumak, onun hangi başlık altında ve hangi soruya cevap olarak aktarıldığını bilmeyi gerektirir. Bir görüşü başlığından çıkarıp filozofun öteki parçalarıyla birlikte okumak, doksografinin kurtardığını korurken biçimlendirdiğini düzeltmenin yoludur.

Sıfır noktası

Bir öğrenci ilk filozofları bir felsefe tarihi kitabında okuduğunda, her birinin görüşünü çoğu zaman düzgün bir liste olarak bulur. Thales'e göre ilke sudur. Anaksimenes'e göre havadır. Herakleitos'a göre ateştir. Bu listede her filozof aynı soruya farklı bir cevap vermiş görünür ve felsefe tarihi, bu cevapların bir sırası olarak anlaşılır.

Ama bu düzgün liste, filozofların kendi yazdıklarından değil, onları sonradan düzenleyenlerden gelir. İlk filozofların her biri aynı soruyu sormuş olmayabilir. Herakleitos, her şeyin ilkesinin ne olduğunu sorduğundan çok, karşıtların nasıl birbirine dönüştüğünü ve bu dönüşümün altındaki düzeni sormuş olabilir. Onu "ilkesi ateştir" diye bir listeye koymak, onun sorusunu başka bir sorunun cevabına dönüştürür.

Bu yüzden doksografiyi okumak, yalnızca bir listenin içeriğine değil, listenin kendisinin nasıl kurulduğuna bakmayı gerektirir. Hangi başlıklar seçilmiş, hangi sorular sorulmuş, hangi filozoflar hangi sırayla dizilmiştir? Bu seçimler, filozofların kendisinden değil, onları düzenleyenlerin sorularından gelir.

Görüşler ve pozisyonlar

Doksografinin ilk filozoflar hakkındaki bilgimizi nasıl etkilediği konusunda üç görüş var.

Birinci görüş, kaynak görüşüdür. Buna göre doksografi, ilk filozoflar hakkındaki bilgimizin güvenilir bir kaynağıdır. Theophrastos, ilk filozofların kitaplarını okumuş ve onların görüşlerini dikkatle derlemiştir. Sonraki derlemeler onu kısaltmış olsa da, özünü korumuştur. Diels'in çalışması bu görüşe güç verdi.

İkinci görüş, biçimlendirme görüşüdür. Buna göre doksografi, ilk filozofları Aristoteles'in ve onun okulunun sorularına göre biçimlendirmiştir. Her filozof, onun kendi sorularına değil, Aristoteles'in sorularına verilmiş cevaplar olarak görünür. Harold Cherniss, Aristoteles'in öncüllerini kendi kuramına göre çarpıttığını savunarak bu görüşün temelini attı.

Üçüncü görüş, çok katmanlı gelenek görüşüdür. Buna göre doksografi, tek bir kaynaktan değil, birden çok kaynaktan beslenen ve her aşamada yeniden düzenlenen bir gelenektir. Güvenilirliği, her bilgi için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Mansfeld ile Runia bu görüşü savunur.

Bu ders üçüncü görüşü temel alır ve ikinci görüşün, doksografik başlıkların filozofların sorularını değiştirdiği gözlemini kabul eder. Birinci görüş, doksografinin ilk filozoflar hakkında gerçek bilgiler koruduğunu doğru görür. Ama başlıkların bu bilgileri nasıl biçimlendirdiğini hesaba katmaz. İkinci görüş, bu biçimlendirmeyi doğru teşhis eder. Ama doksografinin bütün bilgilerini aynı kuşkuyla karşılamaya yönelir. Üçüncü görüş, her bilgiyi kendi katmanında değerlendirir ve biçimlendirmeyi hesaba katarak doksografinin kurtardığını korur.

Argümanın yapısı

Bir doksografik bilgiyi değerlendirmek için dört adım izlenebilir.

Birinci adım, bilginin hangi başlık altında aktarıldığını belirlemektir. Değerlendiren, bilginin geçtiği derlemede hangi konu başlığının altında durduğunu yazar.

İkinci adım, başlığın hangi soruyu varsaydığını yazmaktır. Değerlendiren, başlığın, örneğin "ilkeler" başlığının, filozofun hangi soruya cevap verdiğini baştan varsaydığını açıkça belirtir.

Üçüncü adım, filozofun bu soruyu kendisinin sorup sormadığını sınamaktır. Değerlendiren, filozofun kendi sözcükleri olduğu düşünülen parçalarda bu sorunun izlerinin bulunup bulunmadığını sorar.

Dördüncü adım, bilgiyi başlığın dışında, filozofun öteki parçalarıyla birlikte okumaktır. Değerlendiren, bilgiyi filozofun başka başlıklar altında aktarılan görüşleriyle ve kendi parçalarıyla birleştirir ve bu birleşimin başlık altındaki okumadan farklı bir resim verip vermediğini sorar.

En güçlü itiraz

Bu yaklaşıma üç yönden ciddi itiraz yapılabilir.

Doksografiyi ciddiye alan düşünce şu cevabı verebilir. Doksografi, ilk filozoflar hakkındaki bilgimizin hem kurtarıcısı hem biçimlendiricisidir. Aristoteles, Fizik'te öncüllerini bir bölme şemasına göre sınıflandırdı. Kerem'in üç duvarında görüldüğü gibi, bu şemadan türeyen konu başlıkları, bir filozofun düşüncesinin iç bağlarını koparabilir. Lina'nın sözlük başlıkları, bir düzenin, düzenlenen şeyin değil düzenleyenin sorularını yansıttığını gösterdi. Selin'in ateş ilkesi, Herakleitos'un "ilkeler" başlığı altında, belki de sormadığı bir sorunun cevabı olarak sunulduğunu gösterdi. Diels, doksografiyi Theophrastos'a kadar giden bir zincir olarak yeniden kurdu. Tolga'nın Aristoteles süzgeci, bu zincirin Aristoteles'in dört neden kuramından etkilenmiş olabileceğini gösterdi. Mansfeld ile Runia, geleneğin daha karmaşık ve çok katmanlı olduğunu gösterdi. Barış'ın içtihat derlemesi ve Defne'nin eski hekimleri, başlıkların biçimlendirme gücünün yalnızca antik felsefeye özgü olmadığını gösterdi. Bir görüşü başlığından çıkarıp filozofun öteki parçalarıyla birlikte okumak, doksografinin kurtardığını korurken biçimlendirdiğini düzeltmenin yoludur.

Açık kalan sorular

Selin'in ateş ilkesi, Herakleitos'un başka bir soru sormuş olabileceğini gösterdi. Ama Herakleitos'un asıl sorusunu nasıl bilebiliriz? Onun kendi parçaları da başkalarının aktarımlarıyla bize ulaşmıştır ve bu aktarımlar da bir amaçla seçilmiştir. Doksografinin süzgecinden tamamen kurtulmuş bir Herakleitos'a ulaşmak olanaklı mıdır?

Tolga'nın Aristoteles süzgeci, Aristoteles'in öncüllerini kendi kuramının öncüsü olarak okuduğunu gösterdi. Ama her felsefe tarihçisi, geçmişi kendi sorularıyla okur. Bu, bir kusur mudur, yoksa geçmişi anlamanın kaçınılmaz bir koşulu mu? Kendi sorularımızla okumak ile geçmişi kendi sorularımıza dönüştürmek arasındaki fark nerededir?

Kerem'in üç duvarı ve ardıllık şeması, iki farklı düzen gösterdi: konu başlıklı düzen ve kişi sıralı düzen. Bir sergi ya da bir ders kitabı için hangisi daha iyidir? Yoksa her ikisinin de gizlediği bir şey vardır ve iyi bir sunum, ikisini birlikte mi kullanmalıdır?

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışDoksografik listeyi filozofların kendi düşüncesi saymak.
Doğrusu

"Thales'e göre ilke sudur, Anaksimenes'e göre havadır" gibi bir listeyi filozofların kendi sorularının ve cevaplarının tam bir resmi saymak, sıfır noktasında görüldüğü gibi, bu listenin filozofların kendisinden değil, onları sonradan düzenleyenlerin sorularından geldiğini gözden kaçırır.

Yaygın yanlışBaşlıkları tarafsız saymak.
Doğrusu

"Her şeyin ilkesi" gibi bir başlığı, filozofların görüşlerini sınıflandırmanın tarafsız bir yolu saymak, Selin'in ateş ilkesinde görüldüğü gibi, başlığın filozofun belirli bir soruyu sorduğunu baştan varsaydığını ve bu varsayımın her filozof için doğru olmayabileceğini gözden kaçırır.

Yaygın yanlışDoksografiyi tek bir zincir saymak.
Doğrusu

Bütün geç antik doksografileri Theophrastos'tan başlayan tek bir zincirin halkaları saymak, Mansfeld ile Runia'nın gösterdiği gibi, geleneğin birden çok kaynaktan beslendiğini ve her aşamada farklı okulların tartışmalarına göre yeniden düzenlendiğini gözden kaçırır.

Yaygın yanlışDoksografiyi ya tamamen güvenilir ya da tamamen güvenilmez saymak.
Doğrusu

Doksografinin bütün bilgilerini aynı güvenle ya da aynı kuşkuyla karşılamak, Barış'ın içtihat derlemesinde ve Defne'nin eski hekimlerinde görüldüğü gibi, her bilginin hangi başlık altında aktarıldığını bilerek ve kaynağın kendi metnine dönerek ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gözden kaçırır.

Kendin dene

Aklında kalsın

Beş cümlede dersin iskeleti.

Doksografi, ilk filozoflar hakkındaki bilgimizin hem kurtarıcısı hem biçimlendiricisidir: onların görüşlerini korumuş, ama onları belirli başlıklar altında, belirli sorulara verilmiş cevaplar olarak düzenlemiştir.

Aristoteles'in Fizik'teki bölme şeması öncüllerini kendi araştırmasının sorularına göre sınıflandırdı, Diels'in 1879 tarihli kitabı geç antik doksografileri Theophrastos'a kadar giden tek bir zincir olarak yeniden kurdu, Mansfeld ile Runia'nın 1997'de başlayan dizisi ise bu geleneğin çok katmanlı ve değişen bir gelenek olduğunu gösterdi.

Bir doksografik bilgi dört adımla değerlendirilir: hangi başlık altında aktarıldığını belirlemek, başlığın hangi soruyu varsaydığını yazmak, filozofun bu soruyu kendisinin sorup sormadığını sınamak ve bilgiyi başlığın dışında, filozofun öteki parçalarıyla birlikte okumak.

Tek kaynak olmama, başlıkların kaçınılmazlığı ve doksografinin kurtarıcılığı itirazları, çok katmanlı bir geleneğin de başlıklarla biçimlendirdiğini, amacın başlıkları bırakmak değil görünür kılmak olduğunu ve minnettarlık ile dikkatin birbirine karşıt olmadığını gördüğümüzde cevaplanabilir.

Bu yüzden bir görüşü başlığından çıkarıp filozofun öteki parçalarıyla birlikte okumak, doksografinin kurtardığını korurken biçimlendirdiğini düzeltmenin yoludur.

Sonraki derse köprü

Doksografik gelenek, ilk filozofları "fizikçiler", yani doğa araştırmacıları olarak adlandırıyordu. Theophrastos'un kitabının adı da Fizikçilerin Görüşleri'ydi. Kerem, bu adın ilk filozofların kendi yaptıklarını nasıl adlandırdıklarını yansıtıp yansıtmadığını soruyor. Pek çok ilk filozofun kitabı, sonraki yüzyıllarda aynı başlıkla anılıyordu: Doğa Üzerine.

Selin, Yunancadaki "physis" sözcüğünün bugünkü "doğa" sözcüğünden farklı bir şey anlatıyor olabileceğini düşünüyor: bir şeyin büyümesini, onun kendi yapısını, ne olduğunu. Tolga, ilk filozofların doğayı yalnızca gözlemlemediğini, onun hakkında cesur kuramlar kurduğunu, dünyanın hiçbir şeye dayanmadan durduğunu söyleyecek kadar ileri gittiğini hatırlatıyor. Defne ise eski hekimlerin de bedenin "doğası"ndan söz ettiğini, bunun felsefi araştırmayla aynı şey olup olmadığını merak ediyor.

Bir sonraki ders bu soruya dönüyor. Doğa araştırması dersi, ilk filozofların doğa üzerine araştırmalarının ne olduğunu, physis sözcüğünün neyi anlattığını ve bu araştırmanın gözlem, akıl yürütme ve kuramsal cesaret arasında nasıl bir denge kurduğunu soruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.