İçeriğe geç

المعيد

60. isim

el-Muîd

Yeniden yaratan

İsim dersi · 60. isim

el-Muîd: Geri Döndüren

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Muîd, yarattığını yok ettikten sonra yeniden var eden, başlattığını tekrar eden ve her şeyi döneceği yere döndüren demektir. Bir önceki isim el-Mübdi' ilk başlangıcı anlatıyordu; Muîd ise dönüşü anlatır. İki isim birlikte bir çember çizer: Başlatan, döndürür. Diriliş konusu el-Bâis dersinde kabirden kalkış ve gönderiliş yönüyle işlenmişti; bu ders ise dirilişe "tekrar" ve "dönüş" penceresinden bakar. Bu ders ismi, topraktan çıkıp toprağa dönen insanla, kitap sayfası gibi dürülen gökle, her yıl yeniden gelen bayramla ve Âdemoğlunun Rabbini yalanlamasını anlatan bir kudsî sözle okur.

Temel

Kelime. Muîd, '-v-d kökünden gelir. Kökün temel anlamı "dönmek, geri gelmek, bir şeyi tekrar etmek"tir. Türkçede bu kökten gelen kelimeler günlük hayatın içindedir: iade (geri verme), âdet (tekrar edilerek yerleşen alışkanlık), avdet (geri dönüş), îd (bayram; her yıl dönüp gelen gün), muayede (bayramlaşma), mütad (alışılmış) ve meâd (dönülecek yer, ahiret). Bayramın Arapçada "îd" diye anılması, onun her yıl geri dönen bir gün olmasındandır. Muîd ismi Kur'an'da bu kalıpla geçmez; fiili ise Mübdi' ile birlikte, "yaratmayı başlatır, sonra onu tekrar eder" kalıbında birçok ayette Allah'a nispet edilir.

Topraktan, toprağa, topraktan. Kur'an, insanın yolculuğunu üç adımda anlatır:

Ayet, Mûsâ'nın Firavun'a Rabbini anlattığı konuşmanın içinde geçer. Üç fiil art arda gelir: yarattık, döndüreceğiz, çıkaracağız. İnsan topraktan gelir; toprağa döner; sonra bir kez daha oradan çıkarılır. Müslümanlar arasında defin sırasında kabre toprak atılırken okunması yaygınlaşan bu ayet, ölümü bir son değil, bir dönüş olarak gösterir.

Kitap sayfası gibi. Kur'an, dönüşü bütün kâinat ölçeğinde de anlatır:

Gök, bir kâtibin yazdığı sayfayı dürmesi gibi dürülecektir. Ardından verilen söz Muîd isminin tanımıdır: "Yaratmaya ilk başladığımız gibi onu tekrar var edeceğiz." Başlangıç, dönüşün ölçüsüdür.

Çıplak ayak, çıplak beden. Hz. Peygamber, bir hutbesinde bu ayeti okumuş ve dönüşün nasıl olacağını anlatmıştır:

İnsan dünyaya nasıl geldiyse öyle döner: Ne elbisesi ne ayakkabısı ne unvanı yanındadır. Muîd, ilk yaratılıştaki hâli geri getirir.

Beni yalanladı. Hz. Peygamber, Allah'ın şöyle buyurduğunu haber vermiştir:

Kudsî söz, dönüşü inkâr etmenin aslında başlangıcı unutmak olduğunu gösterir. İlk yaratılışı gören, ikincisinden şüphe etmez.

Geri dönen gün. Bayramın adı da bu köktendir. Ebû Dâvûd'un Sünen'inde (Salât) Enes'ten aktarılan bir rivayete göre Hz. Peygamber Medine'ye geldiğinde, halkın eğlendiği iki gün olduğunu görmüş ve "Allah size bunların yerine daha hayırlısını verdi: Kurban bayramı ve Ramazan bayramı" demiştir. Her yıl geri dönen bu iki gün, Muîd isminin takvimdeki izidir: Aynı gün, her yıl yeniden gelir ve aynı sevinci yeniden getirir.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Muîd'i Mübdi' ile birlikte açıklar: Yaratılmışları ilk kez var eden Mübdi', ölümden sonra onları yeniden var eden Muîd'dir. Kulun bu isimden payı, dönüşü unutmadan yaşamak ve her gün kendi başlangıcına, yani Rabbine dönmektir. Tevbe de kelime anlamıyla bir dönüştür: Kul, uzaklaştığı yerden geri döner.

Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Muîd ismi, doğanın dönüşlerinde okunur:

Kış toprağı ölü gösterir, bahar onu yeniden canlandırır. Güneş her akşam batar, her sabah geri döner. Yapraklar düşer, toprağa karışır ve gelecek baharın yapraklarına dönüşür. Ayet bu döngüyü insana bağlar: "İşte siz de böylece diriltileceksiniz."

Derin

Derin

Kim tekrar diriltecek? Kur'an, dönüşü inkâr edenlerin sorusunu ve cevabını birlikte aktarır:

İnkârcılar kemik ve toz olunca nasıl diriltileceklerini sorar. Cevap önce bir meydan okumadır: Taş ya da demir, hatta akla gelen en sert şey olsanız bile dirileceksiniz. Sonra asıl cevap gelir: "Sizi ilk defa yaratan." Muîd, Mübdi'in kendisidir; başlatanın gücü dönüşü de kapsar.

Bitki gibi. Nûh peygamber, kavmine insanın yerden bir bitki gibi yetiştirildiğini hatırlatır:

Benzetme dikkat çekicidir: İnsan yerden bir bitki gibi büyür, bir bitki gibi toprağa döner ve bir tohumun yeniden filizlenmesi gibi oradan çıkarılır. Tohumun toprağa gömülmesi bir kayıp değil, yeni bir başlangıcın hazırlığıdır.

Başlattığı gibi. A'râf sûresi dönüşü bir ibadet emrinin ardından hatırlatır:

Adalet, secdede yönelmek ve samimiyet emredilir; sonra dönüş hatırlatılır: "Sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz." Dönüşü bilen, ibadetini ve adaletini ona göre kurar.

Rûm sûresi aynı çemberi tek ayette kapatır:

Üç adım yine art arda gelir: önce yaratır, sonra tekrar diriltir, sonunda O'na döndürülürsünüz. Dönüş, Muîd'in eylemidir; varış noktası ise yine O'dur.

Dönülecek yer. Kasas sûresinin sonunda Hz. Peygamber'e bir söz verilir:

Ayetteki "döneceğin yer" (meâd) kelimesi aynı köktendir. Buhârî'nin Sahîh'inde (Tefsîr) İbn Abbâs'ın bu kelimeyi "Mekke" diye açıkladığı aktarılır: Ayet, hicret yolunda Mekke'den ayrılan Peygamber'e oraya geri döneceğini müjdelemiştir; bu söz, sekiz yıl sonra Mekke'nin fethiyle gerçekleşmiştir. Başka müfessirler ise kelimeyi ahiret ve cennet diye açıklamıştır. İki yorum birbirini dışlamaz: Muîd, hem dünyada ayrılınan yere hem de ahirette asıl dönülecek yere döndürendir.

İlmî

İlmî

Başlangıç ve dönüş. Kur'an'da Mübdi' ve Muîd isimlerinin fiilleri neredeyse her zaman birlikte gelir: Yûnus 4 ve 34, Neml 64, Rûm 11 ve 27, Ankebût 19, Burûc 13. Âlimler bu birlikteliği, dönüşün delilinin başlangıç olmasıyla açıklamıştır. İlk yaratılış herkesin gözü önündedir; ikincisi ise ona kıyasla anlaşılır.

Yûnus 4, dönüşün amacını da söyler: iman edip salih amel işleyenleri ve inkâr edenleri adaletle karşılık görmek için. Dönüş, adaletin tamamlanmasıdır.

İki dönüş. Kur'an'da dönüş iki ayrı kökle anlatılır. Kulun kendi dönüşü çoğunlukla r-c-' köküyle ifade edilir: Musibet anında söylenen "Biz Allah'a aitiz ve O'na döneceğiz" (innâ ileyhi râciûn) cümlesinde olduğu gibi. Allah'ın döndürmesi ise '-v-d köküyle, yani Muîd isminin fiiliyle anlatılır. Biri kulun yolculuğunu, öbürü o yolculuğu yöneteni gösterir: Kul döner, çünkü Muîd döndürür.

Meâd. Kelâm eserlerinde ahiret inancı çoğunlukla meâd başlığı altında ele alınır. Kelime, "dönülecek yer" ve "dönüş" demektir; Muîd isminin fiilinden türemiştir. Kelâmcılar, bedenle dirilişi anlatırken meâd-ı cismânî (bedenle dönüş), ruhların durumunu anlatırken meâd-ı rûhânî ifadelerini kullanmıştır. Bedenle diriliş tartışması el-Bâis dersinde ele alınmıştı.

Âdet ve tekrar. Aynı kökten gelen âdet kelimesi, kelâmda önemli bir kavram olmuştur. Eş'arî kelâmcılar, tabiattaki düzenliliği, Allah'ın bir şeyi hep aynı biçimde tekrar yaratması, yani bir âdetullah olarak açıklamıştır: Ateş her seferinde yakar, çünkü Allah yakmayı her seferinde yeniden yaratır. Bu görüşe göre kâinatın düzeni, sürekli bir iâdedir. Mucizelere hârikulâde, yani "âdeti yaran" denmesi de buradan gelir.

İlmî

Klasik şerhlerde el-Muîd

el-Muîd, Kur'an'da isim kalıbıyla geçmez; bu sayfanın Kur'an'da bölümü boştur. İsim, tekrar etmek ve geri döndürmek fiilinden alınır; bu fiil Kur'an'da 18 kez gelir. Kökün yalın fiili de 18 kez geçer ve çoğu zaman insanın bir şeye geri dönüşünü anlatır. Kökten iki nadir kelime daha vardır: Kasas 85'teki meâd, dönülecek yer, ve Mâide 114'teki îd, bayram. Bu dersin İlmî seviyesi başlangıç ile dönüşü, iki ayrı dönüş kökünü, meâd kavramını ve âdet ile tekrarı anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Zeccâc (ö. 311/923)Tefsîru esmâillâhi'l-hüsnâDil: dönen gün
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: eskiye dönen insan
Kurtubî (ö. 671/1273)el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ânFıkıh: sözünden dönmek
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybKelâm: daha kolay olan

Zeccâc: Dönen gün. Dilci şârihler bayram anlamındaki îd kelimesini bu köke bağlar: Bayram, her yıl yeniden dönen gündür. Dersin Temel seviyesinde bayramın adına dair bir hadis anlatıldı. Kur'an'da bu kelime yalnız bir kez geçer: Mâide 114'te Îsâ, Rabbinden gökten bir sofra indirmesini ister ve bu sofranın kendilerine ve kendilerinden sonra gelecekler için bir bayram olmasını diler. Dilci için kelimenin anlamı burada derinleşir: Bayram bir kez yaşanan bir sevinç değil, nesiller boyunca tekrar dönen bir hatırlayıştır. Muîd'in tekrarı da böyledir; bir kez olanı yeniden var eder.

Taberî: Eskiye dönen insan. Duhân 15'te kökün bir başka kalıbı, insanın kendi dönüşünü anlatır: Azap kısa bir süre kaldırılır, ama insanlar eski inkârlarına geri dönerler. Taberî'nin aktardığı açıklamalara göre bu ayet, bir sıkıntı kalkınca verilen sözü unutan insanların hâlini anlatır. el-Müntakim dersinde bu ayet başka bir yönden okunacaktır; burada dikkat çeken, kelimenin iki yöne işlemesidir. Allah'ın tekrar etmesi bir yaratma ve diriltmedir; insanın tekrar etmesi ise çoğu zaman eski bir hataya geri dönmektir. Muîd'i tanıyan kul, dönüşünü O'na çevirmeye çağrılır.

Kurtubî: Sözünden dönmek. Mücâdele 3, zıhar yoluyla eşlerini kendilerine haram kılan, sonra da sözlerinden dönenlerin kefaret ödemesini emreder. Ayetteki dönmek fiili bu köktendir ve fıkıhta uzun bir tartışmanın konusu olmuştur. Kurtubî'nin hüküm tefsirinde aktarılan görüşlere göre bu dönüşün ne anlama geldiği farklı yorumlanmıştır: Söylenen sözü tekrar etmek mi, yoksa o sözün gereğinden vazgeçip eşle birlikte yaşamaya dönmek mi? Görüşlerin çoğu ikinci anlamı öne çıkarır. Tartışma bir şey öğretir: Aynı fiil, bağlamına göre bir hatayı tekrarlamayı da, bir hatadan geri dönmeyi de anlatabilir.

Râzî: Daha kolay olan. Rûm 27, ilk yaratan ve sonra tekrar diriltenin Allah olduğunu söyler ve ekler: Bu O'nun için daha kolaydır. Bu ifade bir soru doğurur: Allah için bir şey ötekinden daha kolay olabilir mi? Râzî'nin tefsirinde verilen cevaplar aktarılır. Bir görüşe göre ifade, insanların ölçüsüne göre konuşur: İnsan için bir şeyi ikinci kez yapmak ilkinden kolaydır; Allah ise onlara anlayacakları bir dille hitap eder. Başka bir görüşe göre kelime burada bir karşılaştırma değil, yalnız kolaylık bildirir. Dersin Temel seviyesindeki kudsî hadis de aynı noktaya varır: İlk yaratma, tekrar etmekten daha kolay değildir.

Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Dilci nesiller boyunca dönen bayramı, müfessir insanın eski hatasına dönüşünü, fakih bir sözden dönmenin fıkhî anlamını, Râzî ise kudret için zorluk ve kolaylığın olmadığını öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Muîd'in tekrarı bir yaratmadır; kulun dönüşü ise ancak O'na yöneldiğinde bir arınmaya dönüşür.

Durup düşün

  • Tâhâ 55'teki üç adımdan (yaratılış, dönüş, yeniden çıkış) hangisi üzerine en az düşünüyorsun?

  • Kudsî hadisteki "İlk yaratma, tekrar etmekten daha kolay değildir" cümlesi, dönüşle ilgili bir şüphene nasıl cevap veriyor?

  • Hayatında geri dönmen gereken bir yer, bir ilişki ya da bir iyilik var mı?

Uygulama

Bugün bir emaneti sahibine iade et: ödünç aldığın bir kitabı, ertelediğin bir borcu ya da geri vermediğin bir hakkı. Bir de bir tevbe ile Rabbine dön: bıraktığın bir iyi alışkanlığa yeniden başla. Akşam Tefekkür Defteri'ne, gün içinde gördüğün bir dönüşü (güneşin batışı, bir yaprağın düşüşü) ve sana neyi hatırlattığını yaz.

Kendini sına

  1. Muîd isminin kökünden gelen Türkçe kelimelerden üçünü sayın; bayrama neden "îd" denir?
    Cevabı göster

    İade, âdet, avdet, muayede, meâd gibi; bayram her yıl geri dönüp gelen bir gün olduğu için îd diye anılır.

  2. Tâhâ 55'te insanın yolculuğu hangi üç adımla anlatılır?
    Cevabı göster

    Yerden yaratılmak, oraya döndürülmek ve tekrar oradan çıkarılmak.

  3. Buhârî'deki hadise göre insanlar Allah'ın huzurunda nasıl toplanacaktır?
    Cevabı göster

    Yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak.

  4. Kasas 85'teki "meâd" kelimesi İbn Abbâs'a göre ne anlama gelir?
    Cevabı göster

    Mekke; Peygamber'in hicretten sonra Mekke'ye döneceği müjdelenmiştir. Başka müfessirler ahiret ve cennet diye açıklamıştır.

Kur'an'da el-Muîd

Bu isim Kur'an'da bu kalıpla geçmez. Kökünün Kur'an'daki bütün türevleri aşağıdaki “Kök ve dil” bölümündedir.

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

ع-و-دKur'an'da 63 kelime, 6 farklı türev

İlk resim: Dönmek: bir şeyin ilk hâline geri gelmesi.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
عادÂd: Hûd peygamberin kavmi (özel isim)İsim24A'râf 65
عادَdöndü; tekrar yaptıFiil18Bakara 275
أُعِيدُgeri döndürdü, iade ettiFiil18Yûnus 4
عِيدbayramİsim1Mâide 114
مَعادdönülecek yerİsim1Kasas 85
عائِدdönenİsim1Duhân 15

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.