Mübdi', yaratmayı başlatan, bir şeyi daha önce hiç yokken ilk kez var eden demektir. İnsan hiçbir şeye sıfırdan başlamaz: Bir marangoz tahtayı, bir yazar dili, bir mimar taşı hazır bulur. Başlangıcın kendisi, yani ilk tahtanın, ilk dilin, ilk taşın var olması, insanın elinde değildir. Mübdi' ismi, bütün başlangıçların Başlatanını anlatır. Bu isim, bir sonraki isim olan el-Muîd ile birlikte okunur: Biri ilk yaratmayı, öbürü yeniden yaratmayı anlatır. Bu ders ismi, "yeryüzünde gezin ve yaratmaya nasıl başladığına bakın" çağrısıyla, göklerle yerin yaratılışından önce yazılan takdirle ve her çocuğun doğduğu fıtratla okur.
Temel
Kelime. Mübdi', b-d-' (hemzeli) kökünden gelir. Kökün temel anlamı "başlamak, bir şeyi ilk kez yapmak"tır. Türkçede ibtidâ (başlangıç), ibtidâî (ilkel, başlangıç düzeyinde), mebde' (başlangıç noktası, ilke), bidâyet (başlangıç) ve ibtidâiye (eski ilkokul) bu köktendir. "Bidâyet ve nihâyet" (başlangıç ve son) deyimi de aynı kökü taşır. Kur'an'da bu isim kalıbıyla geçmez; ancak fiili, "yaratmayı başlatır, sonra onu tekrar eder" (yebdeü'l-halka sümme yuîduhû) kalıbında birçok ayette Allah'a nispet edilir. Bu kalıp, Mübdi' ve Muîd isimlerinin kaynağıdır. Bu kök, sona eklenen harfiyle, ileride gelecek el-Bedî' isminin kökünden farklıdır; iki isim sesçe benzese de ayrı kelimelerdir.
Ortaklarınızdan biri başlatabilir mi? Kur'an, Mübdi' ismini bir meydan okumayla anar:
Soru, ortak koşulan şeylerin gerçek gücünü sınar: Önce yaratan, sonra tekrar eden var mı? Cevap da ayette verilir: Başlatan da tekrar eden de yalnız Allah'tır. İnsanın ilah edindiği hiçbir şey, bir başlangıç yapamaz; en fazla var olan bir şeyi değiştirebilir.
Gezin ve bakın. Kur'an, Mübdi' ismini tanımak için bir yolculuk önerir:
Ayet, insanı kitaba değil yeryüzüne gönderir: Gezin, bakın, yaratmanın nasıl başladığını görün. Başlangıcı görmek, dönüşü anlamanın yoludur: İlk yaratmayı yapan, ikincisini de yapacaktır. Müfessirler bu ayeti, insanı kâinat üzerinde düşünmeye ve incelemeye çağıran ayetler arasında saymıştır.
Göklerle yerden önce. Hz. Peygamber, yaratılışın başlangıcından bile önceki bir takdiri haber vermiştir:
Başlangıç bir rastlantı değildir; ilk yaratmadan önce bir bilgi ve bir takdir vardır. Mübdi' başlatırken neyi başlattığını bilerek başlatır.
Her çocuk bir başlangıçtır. Hz. Peygamber, her insanın kendi başlangıcını da anlatmıştır:
Fıtrat, "ilk yaratılış, yaratılıştan gelen yapı" demektir. Her çocuk, Mübdi'in başlattığı temiz bir başlangıçla dünyaya gelir; sonrası, o başlangıcın üzerine eklenenlerdir.
Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Mübdi' ve Muîd'i birlikte açıklar: Bir şeyi daha önce benzeri olmadan var etmek ibdâ (başlatma), daha önce var olmuş bir şeyi yeniden var etmek ise iâdedir. Allah, yaratılmışları ilk kez başlatan olarak Mübdi', ölümden sonra onları yeniden var eden olarak Muîd'dir. Kulun bu isimden payı, kendi hayatında iyiliğe bir başlangıç yapmaktır: Kimsenin başlatmadığı bir iyiliği ilk kez başlatan, başkalarına da yol açar.
Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Mübdi' ismi, canlılığın başlangıcında okunur:
Ayet iki başlangıçtan söz eder: göklerle yerin ayrılması ve bütün canlıların sudan meydana gelmesi. Bir tohumun toprakta ilk kez çatlaması, bir yumurtadan ilk kez bir canlının çıkması, her bahar ilk yaprağın açması, Mübdi'in başlatışını hatırlatan küçük başlangıçlardır.
Derin
Derin
Göğe ve yere: Gelin. Kur'an, göklerin ve yerin yaratılışının başlangıcını bir konuşma olarak anlatır:
Göğe ve yere "İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin" denir; ikisi de "İsteyerek geldik" der. Müfessirler bu sahneyi, kâinatın Allah'ın emrine en baştan itaatle başladığı biçiminde açıklamıştır. İlk başlangıç bir teslimiyettir: Varlık, kendisini başlatanın çağrısına "isteyerek" cevap vermiştir.
Her şeye yaratılışını veren. Mûsâ, Firavun'un "Rabbiniz kimdir?" sorusuna kısa bir tanımla cevap verir:
Diyanet meali burada "her şeye ayrı bir özellik veren" der. Ayetin Arapçasında her şeye "yaratılışını" (halkahû) verdiği ve sonra ona yol gösterdiği söylenir. Mübdi', bir şeyi yalnız başlatmaz; ona kendine özgü bir yapı verir ve o yapıyla nasıl yaşayacağını da gösterir. Arının bal yapması, kuşun yuva örmesi, bebeğin emmeyi bilmesi, bu ilk verilen yapının ve yolun izleridir.
Değişmeyen başlangıç. Kur'an, insanın fıtratını değişmeyen bir başlangıç olarak anar:
"Allah'ın yaratışında değişme yoktur." Buhârî'deki fıtrat hadisi de bu ayetle birlikte okunmuştur: İnsan, Mübdi'in başlattığı yapıya sonradan başka şeyler ekleyebilir; ama başlangıçtaki yapı silinmez, üzerine örtülür.
İlk insan. İnsan türünün başlangıcı da Kur'an'da bir karşılaştırmayla anlatılır:
Îsâ'nın babasız doğumu karşısında şaşıranlara, ondan daha büyük bir başlangıç hatırlatılır: Âdem'in ne annesi ne babası vardı. Topraktan yaratılmış, sonra "ol" denmiş ve olmuştur. İnsanlığın ilk başlangıcını kabul eden, Mübdi'in başka başlangıçlarını da garip bulmaz.
Başlangıçtan sona. Hz. Ömer, Hz. Peygamber'in bir gün aralarında kalkıp "yaratılışın başlangıcından" (bed'ü'l-halk) söz ettiğini, cennet ehli yerlerine, cehennem ehli de yerlerine girinceye kadar anlattığını aktarır (Buhârî, Bed'ü'l-halk). Buhârî'nin bu bölüme verdiği ad da aynı köktendir: Yaratılışın başlangıcı.
İlmî
İlmî
İki ayrı kök. Arapçada birbirine çok benzeyen iki kök vardır. Hemzeyle biten b-d-' kökü "başlamak" anlamı taşır ve Mübdi' ismi buradan gelir. Aynla biten b-d-' kökü ise "örneksiz, benzersiz bir şey ortaya koymak" anlamı taşır; bedî' (eşsiz yaratan), ibdâ' ve bid'at bu köktendir. Türkçe yazımda iki kök sık sık karışır: Hemzeli kökten gelen ibdâ "başlatmak", aynlı kökten gelen ibdâ' ise "eşsiz bir şey ortaya koymak" demektir; Gazâlî'nin Mübdi' için kullandığı kelime birincisidir. Mübdi' "ilk kez başlatan", Bedî' ise "örneği olmadan yaratan" demektir. Anlamları birbirine yakındır, ama vurguları farklıdır: Biri zamandaki ilkliği, öbürü eşsizliği anlatır.
Başlangıcın kendisi. Kelâm âlimleri, âlemin bir başlangıcı olduğunu, yani yaratılmış (hâdis) olduğunu, İslâm inancının temel ilkelerinden biri saymıştır. Bazı Müslüman filozoflar ise âlemin zamanda bir başlangıcı olmadığını, Allah'tan ezelî olarak sudûr ettiğini savunmuştur. Gazâlî, Tehâfütü'l-Felâsife'nin ilk meselesinde bu görüşü uzun uzun eleştirmiş; İbn Rüşd de Tehâfütü't-Tehâfüt'te ona cevap vermiştir. Mübdi' ismi, kelâmcıların bu tartışmada dayandığı isimlerden biri olmuştur: Başlatan, başlangıcı olan bir şeyi başlatır.
İki fiil kalıbı. Kur'an'da başlatma fiili iki kalıpta geçer. Yûnus 34'te ve Ankebût 20'de birinci kalıp (bede'e, yebdeü) kullanılır. Ankebût 19'da ve Burûc 13'te ise dördüncü kalıp (ebde'e, yubdiü) kullanılır: "Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını" ve "İlk defa yaratan ve tekrar dirilten O'dur." Mübdi' ismi bu dördüncü kalıbın ism-i fâilidir. İki kalıp anlamca birbirine çok yakındır. Aynı ayetlerde "tekrar etmek" anlamındaki fiil de dördüncü kalıptadır (yuîdü); bir sonraki isim olan Muîd de oradan gelir.
Başlatmak ve devam ettirmek. Âlimler, Allah'ın yaratmayı bir kez başlatıp sonra kâinatı kendi hâline bırakmadığını da vurgulamıştır. Başlatan, aynı zamanda her an ayakta tutandır; bu anlam el-Kayyûm isminde ayrıca işlenecektir.
İlmî
Klasik şerhlerde el-Mübdi'
el-Mübdi' Kur'an'da isim kalıbıyla geçmez; bu sayfanın Kur'an'da bölümü boştur. İsim, başlatmak fiilinden alınır ve bu fiil Kur'an'da 15 kez geçer: Birinci kalıp 12, dördüncü kalıp üç kez. Fiilin Allah için kullanıldığı ayetlerin çoğunda yanında hep bir başka fiil vardır: tekrar etmek. Bu yüzden Mübdi' ile Muîd, Kur'an'da neredeyse hiç ayrılmayan bir çifttir. Bu dersin İlmî seviyesi iki ayrı kökü, âlemin başlangıcını, iki fiil kalıbını ve başlatmak ile devam ettirmeyi anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.
| Şârih | Eser | İsme bakışı |
|---|---|---|
| Beyhakî (ö. 458/1066) | el-Esmâ ve's-sıfât | Delil: ayrılmayan çift |
| Taberî (ö. 310/923) | Câmiu'l-beyân | Tefsir: Yûsuf'un sırası |
| Kurtubî (ö. 671/1273) | el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ân | Fıkıh: ilk başlayan |
| Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210) | Mefâtîhu'l-gayb | Tefsir: başlatamayan bâtıl |
Beyhakî: Ayrılmayan çift. Delil derleyicisi, Kur'an'da isim kalıbıyla geçmeyen bir ismin dayanağını fiillerde arar. Mübdi'in fiili, Allah'a nispet edildiği yerlerin çoğunda tek başına değil, tekrar etmek fiiliyle birlikte gelir: Allah yaratmayı başlatır, sonra onu tekrar eder. Bu kalıp Yûnus 4 ve 34, Neml 64, Rûm 11 ve 27 ile Burûc 13'te görülür. Beyhakî'nin yönteminde böyle bir birliktelik, isimlerin anlamını belirleyen bir delildir: Mübdi', yalnız ilk yaratılışı başlatan değil, ikinci yaratılışı da garanti eden bir başlangıcın sahibidir. Bir sonraki isim olan Muîd, bu cümlenin öbür yarısıdır.
Taberî: Yûsuf'un sırası. Fiil Kur'an'da bir kez de bir insanın tedbirini anlatır. Yûsuf 76'da Yûsuf, kardeşinin yükünden önce öbür kardeşlerin yüklerini aramaya başlar ve su kabını en son kardeşinin yükünden çıkarır. Taberî'nin aktardığı açıklamalara göre bu sıra bilinçli bir tedbirdir: Arama başka yüklerden başlamasaydı, kardeşler bir oyun olduğundan şüphelenebilirdi. Ayet, bu tedbirin Yûsuf'a Allah tarafından öğretildiğini de söyler. Başlangıcın nereden yapıldığı, sonucun nasıl anlaşılacağını belirler; Mübdi' isminin kuldaki bir payı da işe doğru yerden başlamaktır.
Kurtubî: İlk başlayan. Tevbe 13, yeminlerini bozan ve Peygamber'i yurdundan çıkarmaya kalkışan bir topluluğa karşı savaşa izin verirken bir gerekçe söyler: Size ilk önce onlar başlamıştır. Kurtubî'nin hüküm tefsirinde bu ifade, bir saldırıyı ve bir anlaşmanın bozulmasını ilk başlatanın sorumluluğu olarak ele alınır. Ayetin dili dikkat çekicidir: Başlatma fiili bu kez bir kötülük için kullanılır ve sorumluluğu başlatana yükler. Mübdi' isminin kula yönelik bir dersi buradadır: Bir kötülüğü başlatan, onun sonuçlarının da ilk sahibidir.
Râzî: Başlatamayan bâtıl. Sebe' 49'da Peygamber'e şunu söylemesi emredilir: Hak geldi; bâtıl ne yeni bir şey başlatabilir ne de geri getirebilir. Ayette kullanılan iki fiil, Mübdi' ve Muîd isimlerinin fiilleridir. Râzî'nin tefsirinde bu ifade, bâtılın hiçbir yaratıcı gücü olmadığının ilanı olarak okunur: Bâtıl ne bir varlığı başlatabilir ne de onu yeniden var edebilir. Bu ayet, Mübdi' ile Muîd'i olumsuz bir yönden tanımlar: Başlatmak ve tekrar etmek yalnız Hakk'ın işidir; bâtıl ancak var olanın üzerinde bir gölge gibi durur.
Karşılaştırma. Dört şârih aynı ismin dört yüzüne bakar. Delil derleyici başlatmak ile tekrar etmenin ayrılmazlığını, müfessir doğru yerden başlamanın tedbirini, fakih bir kötülüğü başlatanın sorumluluğunu, Râzî ise hiçbir şeyi başlatamayan bâtılı öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Gerçek başlangıç yalnız Mübdi'e aittir; kulun başlattığı her iş ise sonucuyla birlikte ona yazılır.
Durup düşün
- Hayatında başlatmayı ertelediğin bir iyilik var mı? İlk adımı neden atmıyorsun?
- Buhârî'deki fıtrat hadisine göre, senin başlangıçtaki temiz yapının üzerine sonradan neler eklendi?
- Bir tohumun çatlamasını ya da bir bebeğin ilk nefesini gördüğünde, bir başlangıcın ne kadar büyük bir şey olduğunu hissediyor musun?
Uygulama
Bugün küçük de olsa yeni bir iyiliğe başla: bir okuma alışkanlığı, bir yardım, bir barışma. Sonra "Yeryüzünde gezin ve yaratmaya nasıl başladığına bakın" çağrısını hatırlayarak dışarıda bir filizi, bir çiçeği ya da bir canlının başlangıcını gözle. Akşam Tefekkür Defteri'ne, başlattığın iyiliği ve gördüğün başlangıcı yaz.
Kendini sına
- Mübdi' isminin kökü nedir ve Türkçede hangi kelimelerde yaşar?
- Ankebût 20 insana ne yapmasını söyler?
- Gazâlî'ye göre ibdâ ile iâde arasındaki fark nedir?
- Buhârî'deki fıtrat hadisine göre her çocuk nasıl doğar?