İçeriğe geç

المؤخر

72. isim

el-Muahhir

Geriye bırakan

İsim dersi · 72. isim

el-Muahhir: Geriye Bırakan

Temel seviyede yaklaşık 22 dakika

Yapay zekâ desteğiyle hazırlanmış ders. Ayetlerin Arapçası ve meali doğrulanmış kaynaktan (Osmânî hat metin, Diyanet meali) alınmıştır; hadis künyeleri ve âlim görüşleri bu doğrulamadan geçmemiştir, anılan eserde kontrol edilebilir.

Muahhir, dilediğini geriye bırakan, dilediğini erteleyen, her şeyi hikmetle ve vaktiyle sona alan demektir. Bir önceki isim el-Mukaddim öne almayı anlatıyordu; Muahhir ise geriye bırakmayı ve ertelemeyi. İnsan ertelenen şeyi çoğu zaman bir kayıp sanır: Gecikmiş bir dua, ertelenmiş bir istek, gelmeyen bir ceza. Muahhir ismi, bu gecikmelerin de bir hikmetle olduğunu anlatır. Zalime tanınan mühlet de, tevbe edecek kula verilen süre de, bir bilgiyle ertelenmiştir. Bu ders ismi, zalimleri gözlerin donup kalacağı bir güne erteleyen Rabbin sözüyle, namaz saflarında geride kalmayı alışkanlık edinenlere yapılan uyarıyla, amelin geri bıraktığını soyun öne geçiremeyeceğini söyleyen bir hadisle ve insanın önden gönderdiği ile geride bıraktığının haber verileceği günle okur.

Temel

Kelime. Muahhir, hemzeli '-h-r kökünden gelir. Kökün temel anlamı "sonra olmak, geride kalmak, gecikmek"tir. Türkçede bu kökten gelen kelimeler yaygındır: âhir (son), ahiret (sonraki hayat), tehir (erteleme), müteahhir (sonra gelen), uhrevî (ahiretle ilgili) ve âhiren (sonunda). Ahiret kelimesinin de bu kökten gelmesi dikkat çekicidir: Ahiret, insanın hayatının "sonraya bırakılmış" kısmıdır. Muahhir, tef'îl kalıbından ism-i fâildir ve "geriye bırakan, erteleyen" anlamı taşır. İsim Kur'an'da bu kalıpla geçmez; Hz. Peygamber'in dualarında Mukaddim ile birlikte geçer.

Gece namazının sonunda. Hz. Peygamber, gece namazına kalktığında okuduğu uzun duayı şöyle bitirirdi:

Duanın başı el-Hakk dersinde okunmuştu. Sonu ise iki ismi birlikte anar ve kulun hayatını öne alınanlarla geriye bırakılanlar arasında bir bütün olarak Rabbine sunar.

Gözlerin donup kalacağı gün. Kur'an, zalimlerin cezasının ertelenmesini bir uyarıyla anlatır:

Zalimin cezası gecikince insanlar Allah'ın habersiz olduğunu sanabilir. Ayet bu sanıyı reddeder: Allah habersiz değildir; onları belli bir güne ertelemektedir. Erteleme, unutmak değildir. Muahhir ismi, gecikmenin bir ihmal değil, bir hükmün zamanı olduğunu anlatır.

Geride kalmaya alışanlar. Hz. Peygamber, ashabının namazda arka saflarda durmayı alışkanlık hâline getirdiğini görünce şöyle buyurmuştur:

Hadiste "geride bırakır" diye çevrilen fiil, Muahhir isminin fiilidir. Muahhir'in geride bırakması, çoğu zaman kulun kendi seçimine verilen bir karşılıktır: İyilikte geride kalmayı alışkanlık edinen, sonunda geride bırakılır.

Verilmiş bir söz. Kur'an, ertelemenin bir sözle bağlı olduğunu da söyler:

İnsanlar ilim geldikten sonra birbirini çekemediği için ayrılığa düşmüştür. Hükmün hemen verilmemesinin sebebi, Rabbin belirli bir süre için verdiği sözdür. Muahhir'in ertelemesi keyfî değildir; önceden verilmiş bir sözün, belirlenmiş bir sürenin gereğidir. İnsanlar arasındaki anlaşmazlıkların birçoğu dünyada çözülmeden kalır; nihai hüküm o güne ertelenmiştir.

Gazâlî: Kulun payı. Gazâlî, el-Maksadü'l-Esnâ'da Mukaddim ve Muahhir'i birlikte açıklar: Allah bazı kullarını yaklaştırıp öne alır, bazılarını uzaklaştırıp geride bırakır. Kulun bu isimden payı, geride bırakılmaktan korkmak ve kendini geride bırakacak şeylerden uzak durmaktır. Gazâlî'ye göre kul, dünyanın süsüyle meşgul oldukça Rabbinden geride kalır; O'na yöneldikçe öne alınır.

Kâinattaki izi. "Görmek" basamağında Muahhir ismi, doğanın kendi zamanını beklemesinde okunur. Tohum toprağa düştüğü gün filizlenmez; kış boyunca bekler. Meyve ağaçta hemen olgunlaşmaz; zamanı gelince düşer. Bir yıldızın ışığı, yıllar süren bir yolculuktan sonra gözümüze ulaşır. Her şey, geriye bırakıldığı süre dolunca yerini bulur.

Derin

Derin

Belli bir süreye kadar. Nûh, kavmine Allah'ın onları belli bir süreye kadar ertelediğini, ama o süre gelince ertelemenin bittiğini söyler:

Nûh'un bu çağrısı, kavminin içinde geçirdiği uzun bir ömrün sözüdür; Ankebût 14, onun kavmi arasında dokuz yüz elli yıl kaldığını söyler. Kavmine tanınan mühlet de o kadar uzundu. Ayette iki erteleme yan yana durur. Birincisi, iman ve itaat edenlerin belli bir süreye kadar yaşatılmasıdır. İkincisi ise ertelenemeyecek olan ecel: O geldiğinde geri bırakılamaz. Muahhir, erteleyen olduğu kadar ertelemenin sınırını da koyandır. Münâfikûn 10–11'de ölüm gelen kişinin "Beni yakın bir süreye kadar ertelesen" dileği de bu sınıra çarpar; el-Mümît dersinde bu ayetler işlenmişti. Ecel geldiğinde, Muahhir'in ertelemesi biter.

"Onu alıkoyan nedir?" Kur'an, cezanın ertelenmesiyle alay edenleri anlatır:

Erteleme, bazı insanlara cezanın hiç gelmeyeceği izlenimini verir; hatta alay konusu olur. Ayet, o gün geldiğinde geri çevrilmeyeceğini hatırlatır. Aynı sûre, kıyamet gününün de ertelendiğini söyler:

Nahl 61 ve Fâtır 45'te ise Allah insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı yeryüzünde hiçbir canlı bırakmayacağı, ama onları belli bir süreye kadar ertelediği bildirilir; el-Halîm dersinde bu ayetler hilim yönüyle okunmuştu.

Amelin geri bıraktığı. Hz. Peygamber, insanı öne alan ve geride bırakan şeyin ne olduğunu açıkça söylemiştir:

Hadisin Arapçasındaki fiil, bir yolcunun yavaşlayıp geride kalmasını anlatır. Soy, unvan ya da servet, amelin geride bıraktığı birini öne alamaz. Muahhir'in ölçüsü, kulun kendi yaptığıdır.

Önden gönderdiği ve geride bıraktığı. Kur'an, kıyamet gününde her insana iki listenin okunacağını söyler:

Ayetin Arapçasında iki fiil yan yana gelir: kaddeme (öne gönderdi) ve ahhara (geride bıraktı). Bunlar Mukaddim ve Muahhir isimlerinin fiilleridir. Âlimler bu ayeti, insanın hayattayken yaptıkları ile ölümünden sonra bıraktığı izler, ya da yaptıkları ile yapmayı ihmal ettikleri diye açıklamıştır.

İlmî

İlmî

İmhâl ve ihmâl. Türkçede yaygın olan "Allah mühlet verir ama ihmal etmez" sözü bir hadis değildir; ama anlamı Kur'an'daki erteleme ayetleriyle örtüşür. İmhâl, bir şeyi bilerek ve bir süre için ertelemektir; ihmâl ise unutmak, önemsememektir. Muahhir'in ertelemesi imhâldir: Bir bilgiyle, bir hikmetle ve belli bir süre için yapılır. Âlimler bu ertelemenin iki yönüne dikkat çekmiştir: Tevbe edecek olan için bir fırsat, direnen için ise bir delil.

Ertelenen dua. Kulun duası da bazen ertelenmiş gibi görünür. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde Ebû Saîd el-Hudrî'den aktarılan bir rivayette Hz. Peygamber, günah ya da akrabalığı koparma içermeyen bir duanın üç yoldan biriyle karşılık bulacağını söylemiştir: ya hemen kabul edilir, ya ahirete saklanır, ya da benzeri bir kötülük kuldan uzaklaştırılır. Sahâbe "O hâlde çok dua ederiz" deyince, "Allah daha çoğunu verir" buyurmuştur. el-Mücîb dersinde "acele etmedikçe" kaydı işlenmişti; bu rivayet ise ertelemenin bir kayıp olmadığını gösterir.

Tevbe kapısının ertelenmesi. Tirmizî'nin Sünen'inde (Daavât) aktarılan ve Tirmizî'nin "hasen garîb" dediği bir rivayete göre Allah, kulun tevbesini can boğaza gelinceye kadar kabul eder. Muahhir'in ertelemesi, kula da bir süre tanır: Ölüm gelinceye kadar dönüş kapısı açık tutulur.

Muahhir ve Âhir. Esmâ listesinde bir sonraki isimler el-Evvel ve el-Âhir'dir. Âhir de aynı kökten gelir; ama anlamı farklıdır. Muahhir, başkalarını geriye bırakandır; bir fiili anlatır. Âhir ise kendisi her şeyden sonra olan, her şey yok olduğunda da var olandır; zâtı anlatır. Biri yaratılmışlara yönelen bir tasarruf, öbürü Allah'ın kendi varlığının niteliğidir.

Çift isimlerin birlikte anılması. Mukaddim dersinde belirtildiği gibi, âlimler bu iki ismin birlikte anılmasını daha uygun bulmuştur. Hz. Peygamber'in iki duada da bu isimleri ayırmadan birlikte okuması, bu görüşe dayanak gösterilmiştir.

İlmî

Klasik şerhlerde el-Muahhir

el-Muahhir de Mukaddim gibi Kur'an'da isim kalıbıyla geçmez; bu sayfanın Kur'an'da bölümü bu yüzden boş kalır. İsmin kaynağı, dersin Temel seviyesinde okunan gece namazı duasıdır. Kök ve dil bölümünün gösterdiği gibi '-h-r kökü ise Kur'an'da 250 kez geçer; bunun büyük kısmı âhir (son, ahiret) ve âhar (başka) kelimeleridir, ahhara fiili ise 15 kez geçer. Bu dersin İlmî seviyesi imhâl ile ihmâli, ertelenen duayı, tevbe kapısını, Muahhir ile Âhir farkını ve çift isimleri anlattı. Bu bölüm aynı ismin şârihlerin elinde hangi soruya cevap olduğunu yan yana koyar.

ŞârihEserİsme bakışı
Taberî (ö. 310/923)Câmiu'l-beyânTefsir: ertelenenin erteleme istemesi
Kurtubî (ö. 671/1273)el-Câmi' li-ahkâmi'l-Kur'ânAhkâm: geri kalmanın ruhsatı
Fahreddîn er-Râzî (ö. 606/1210)Mefâtîhu'l-gaybTefsir: geçmiş ve gelecek günah
Kuşeyrî (ö. 465/1072)Letâifü'l-işârâtİşârî tefsir: durmanın olmadığı yol

Taberî: Ertelenenin erteleme istemesi. Dersin Temel seviyesi İbrâhîm 42–43'ü okudu: Allah zalimleri gözlerin donup kalacağı bir güne erteler. Bir sonraki ayet, İbrâhîm 44, o günün sahnesini verir: Haksızlık edenler, Rabbimiz, bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, derler. Taberî'nin aktardığı açıklamalarda ayetin devamındaki soru öne çıkar: Siz daha önce sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz? Bu okumada bir karşıtlık vardır: Dünyada ertelenmiş olanlar ertelemeyi bir güvence saydılar; ahirette ise kendilerine verilmeyecek bir erteleme isterler. Muahhir'in mühleti, verildiği yerde değerlendirilmediğinde bir daha istenemez.

Kurtubî: Geri kalmanın ruhsatı. Kökün bir fiili Kur'an'da bir ibadet hükmünde de geçer. Bakara 203'e göre Mina'daki günlerde acele edip ibadeti iki günde bitirene günah yoktur, geri kalana (teahhara) da günah yoktur. Kurtubî bir ahkâm müfessiri olarak ayetin fıkhî sonuçlarını tartışır ve Peygamber'in kendisinin üçüncü güne kadar kaldığının aktarıldığını belirtir. Ayetin dikkat çeken yanı, geri kalmanın burada bir kusur değil, bir seçenek olarak gelmesidir. Ayet iki yolu da takvaya bağlar: Hüküm, günahtan sakınan kimse içindir. Bu okumada Muahhir isminin kula yansıması da iki yönlüdür: Geri kalmak bazen bir gevşeklik, bazen de bir ibadetin tamamına ermek için verilmiş bir genişliktir.

Râzî: Geçmiş ve gelecek günah. Fetih 2, Allah'ın Peygamber'in geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladığını söyler; Arapçası mâ tekaddeme ve mâ teahhara, yani öne geçen ve geri kalan. Dersin Temel seviyesindeki gece namazı duası da aynı ikiliyi kullanır. Râzî'nin tefsirinde bu ayet, peygamberlerin günahtan korunmuşluğu (ismet) meselesiyle birlikte ele alınır. Aktarılan görüşlere göre burada günah, Peygamber'in yüksek makamına göre daha iyisinin terk edilmesi olarak anlaşılmış ya da bağışlamanın kapsamı ümmete de uzatılmıştır. Râzî bu görüşleri tartışırken ayetin dilindeki ikiliğe dikkat çeker: Öne geçen ve geri kalan birlikte anıldığında, kulun hayatının bütününü kapsayan bir bağışlama anlaşılır. Mukaddim ve Muahhir isimleri de böyle birlikte bir bütünü anlatır.

Kuşeyrî: Durmanın olmadığı yol. Müddessir 37, uyarının içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimse için olduğunu söyler. Ayette üçüncü bir seçenek yoktur. Kuşeyrî'nin işârî okumasında bu, kulun yolculuğunda yerinde durmanın bulunmadığına işarettir: İlerlemeyen geriler. Bu okuma dersin Derin seviyesindeki Müslim rivayetiyle örtüşür: Ameli kendisini geride bırakanı soyu öne geçiremez. Muahhir'in geriye bırakması, kulun kendi geri kalışının da bir yansımasıdır; kul geri kalmayı seçtiğinde, geri bırakılan olur.

Karşılaştırma. Dört şârih aynı kökün dört yüzüne bakar. Taberî verilen ertelemenin değerlendirilmediğinde bir daha istenemeyeceğini, Kurtubî geri kalmanın bazen bir ruhsat olduğunu, Râzî öne geçen ve geri kalanın birlikte bir bütünü anlattığını, Kuşeyrî ise kulun yolunda duraklamanın bulunmadığını öne çıkarır. Hepsinin buluştuğu nokta şudur: Muahhir'in ertelemesi bir hikmetle yapılır; o ertelemenin içinde kula düşen, mühleti boşa harcamamaktır.

Durup düşün

  • Tembellikle ertelediğin bir iyilik ile Allah'ın senin için ertelediği bir şeyi ayırt edebiliyor musun?

  • Müslim'deki saf hadisine göre, hayatında "geride kalmayı alışkanlık hâline getirdiğin" bir alan var mı?

  • Kıyâme 13'e göre, sana okunacak "geride bıraktıkların" listesinde neler olmasını istersin?

Uygulama

Bugün ertelediğin bir iyiliği bitir; tembellikle yapılan tehirin kusurunu kaldır. Bir sonraki namazda, mümkünse ön saflara geç. Kabul olmamış gibi görünen bir duanı düşün ve onun da hikmetle ertelenmiş olabileceğini hatırla. Akşam Tefekkür Defteri'ne, bugün neyi öne aldığını ve neyi geride bıraktığını yaz.

Kendini sına

  1. '-h-r kökünden gelen Türkçe kelimelerden üçünü sayın.
    Cevabı göster

    Âhir, ahiret, tehir, müteahhir ve uhrevî bu köktendir.

  2. İbrâhîm 42'ye göre zalimlerin cezasının gecikmesi ne anlama gelir?
    Cevabı göster

    Allah'ın habersiz olduğu anlamına gelmez; onları gözlerin donup kalacağı bir güne ertelemektedir.

  3. Müslim'deki hadise göre namazda geride kalmaya devam eden topluluğun sonu ne olur?
    Cevabı göster

    Allah da onları geride bırakır.

  4. İmhâl ile ihmâl arasındaki fark nedir?
    Cevabı göster

    İmhâl bilerek ve belli bir süre için ertelemektir; ihmâl ise unutmak, önemsememektir.

Kur'an'da el-Muahhir

Bu isim Kur'an'da bu kalıpla geçmez. Kökünün Kur'an'daki bütün türevleri aşağıdaki “Kök ve dil” bölümündedir.

Kök ve dil

Arapçada bir kelime, çoğunlukla üç harfli bir kökün belli bir kalıba dökülmesiyle oluşur. Aşağıdaki tablo, bu ismin kökünden Kur'an'da geçen bütün kelimeleri, kaç kez geçtikleriyle birlikte gösterir. İsmin kendi kalıbı işaretlidir.

أ-خ-رKur'an'da 250 kelime, 6 farklı türev

İlk resim: Geri, arka: bir şeyin sonra gelmesi.

KelimeAnlamıTürGeçişİlk geçtiği ayet
آخِرson; ahiretİsim155Bakara 4
آخَرdiğer, başkaİsim70Bakara 184
أَخَّرَgeri bıraktı, ertelediFiil15Nisâ 77
يَسْتَأْخِرُgeri kalmak isterFiil6A'râf 34
تَأَخَّرَgeride kaldıFiil3Bakara 203
مُسْتَأْخِرgeride kalanİsim1Hicr 24

Bu ismi Esma Laboratuvarı’nda katman katman aç: kökün yolu, Türkçedeki izleri, kalıbı ve farkındalık

Kaynak: Quranic Arabic Corpus morfoloji verisi 0.4 (Kais Dukes), furqan.co düzeltmeleriyle. “Tür” kelimenin Kur'an'daki ilk geçişindeki sözcük türüdür. Anlamlar ve ilk resim bir dilbilgisi derlemesidir.