Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Dünya Bankası'nın Uluslararası Çalışma Örgütü model tahminlerine dayanan verilerine göre Türkiye'de tarımın istihdamdaki payı 1991'de yüzde 46,1'den 2023'te yüzde 14,6'ya, katma değerdeki payı yüzde 15,2'den yüzde 6,4'e indi; çalışan kadınların tarımdaki payı yüzde 65'ten yüzde 18,5'e, ücretsiz aile işçisi payı yüzde 52'den yüzde 16'ya düştü.
- Tarımsal verimlilik açığı, iki paydan hesaplanır; Türkiye'de ham açık 1991'de yaklaşık 4,8'den 2023'te yaklaşık 2,5'e daraldı. Açığın bir kısmı gerçek verimlilik farkından, bir kısmı tarımda çalışanların daha az saat çalışmasından ve ücretsiz aile işçiliğinin ölçümünden gelir.
- Gıda sorunu ve Engel yasası, tarımsal verimlilik arttıkça aynı gıda ihtiyacının daha az insanla karşılanacağını ve işgücünün başka kesimlere geçeceğini açıklar. Tarımın payı, reel üretimi büyürken bile, ekonominin geri kalanının daha hızlı büyümesi ve tarım ürünlerinin göreli olarak ucuzlaması nedeniyle düşebilir.
- McCullough, dört Afrika ülkesinde tarım işçilerinin yılda çok daha az saat çalıştığını ve verimlilik açıklarının saat başına hesaplandığında ortalamada yarı yarıya küçüldüğünü buldu; yapısal dönüşümden beklenen kazanç, ham açığın vaat ettiğinden küçüktür.
- Bustos, Caprettini ve Ponticelli, Brezilya'da genetiği değiştirilmiş soya tohumlarının güçlü biçimde emek tasarruflu olduğunu ve sanayide büyümeye yol açtığını buldu; tarımsal verimlilik artışının sanayileşmeye etkisi, teknolojinin hangi faktörden tasarruf ettiğine bağlıdır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Tarımsal verimlilik açığını, gıda sorununu, çalışma saati açığını, tarım dışı kırsal istihdamı, ücretsiz aile işçiliğini ve küçük ölçekli aile işletmesini tanımlar.
- Anlama — Gelir yükseldikçe tarımın hem katma değerdeki hem çalışanlar içindeki ağırlığının azalmasını ve bu iki ağırlığın aynı tempoda gerilememesini gıda talebi ve verimlilikle açıklar.
- Uygulama — Tarımın katma değer ve istihdam paylarından ham verimlilik açığını hesaplar, açığı çalışma saatlerine göre düzeltir ve işgücünün kesimler arasında yer değiştirmesinin toplam verimliliğe katkısını ayrıştırır.
- Değerlendirme — McCullough'nun çalışma saati düzeltmesine dair bulgusunu ve Bustos, Caprettini ile Ponticelli'nin Brezilya'daki tarım teknolojisine dair bulgusunu kullanarak, tarımdan işgücü çekmenin bir ekonomiye ne kadar kazanç sağlayacağına dair iddiaları tartar.
Sezgi
Açılış
Bir köyde bir aile, bir yıl boyunca tarlada çalışıyor. Ulusal hesaplara bakan bir iktisatçı, bu ailenin her bir üyesinin ürettiği katma değerin, şehirdeki bir fabrika işçisinin ürettiğinin bir kesri olduğunu görüyor. Buradan kolay bir sonuç çıkıyor: bu aile üyelerinden biri şehre taşınıp fabrikada çalışsa, ekonomi hemen zenginleşir.
Ama hesap bu kadar basit mi? Tarladaki aile üyeleri yılın her günü çalışıyor mu, yoksa ekim ve hasat dönemlerinde yoğun, kışın boş mu? Aile üyelerinden biri ücret almadan çalışan bir genç kız ya da yaşlı bir dede mi? Aile tarım dışında da bir iş, örneğin köyde küçük bir dükkân işletiyor mu? Şehre taşınan kişi fabrika işçisinin verimliliğine sahip olacak mı, yoksa farklı becerileri mi var?
Bu sorular, ekonominin en eski sektörünün bugünkü yerini anlamanın anahtarıdır. Bu ders, Tarım ve Gıda Ekonomisi dizisini, tarımın bir ekonomideki ağırlığının nasıl ölçüldüğü ve ülkeler geliştikçe bu ağırlığın neden azaldığı sorusuyla açıyor.
Hikâye — Yarım nüfustan yedide bire
Dünya Bankası'nın, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün model tahminlerine dayanan verilerine göre, 1991'de Türkiye'de toplam istihdamın yüzde 46'sı tarımdaydı; yani çalışan her iki kişiden neredeyse biri tarlada, bahçede ya da ahırda çalışıyordu. 2023'te bu pay yüzde 14,6'ya inmişti. Otuz yılı biraz aşan bir sürede, çalışan nüfusun tarımdaki payı üçte birine düşmüştü.
Aynı verilere göre tarımın, ormancılık ve balıkçılıkla birlikte, gayrisafi yurt içi hasıladaki payı 1991'de yüzde 15,2'ydi; 2023'te yüzde 6,4'e inmişti. Daha geriye gidildiğinde düşüş daha da çarpıcıdır: bu pay 1960'ta yüzde 55'ti.
Dönüşüm, kadınlar için daha keskindi. 1991'de çalışan kadınların yüzde 65'i tarımdaydı; 2023'te bu oran yüzde 18,5'e inmişti. Aynı dönemde çalışan kadınlar içinde ücretsiz aile işçisi olarak çalışanların, yani bir aile işletmesinde ücret almadan çalışanların payı yüzde 52'den yüzde 16'ya düştü. 1991'de çalışan her iki kadından biri, büyük çoğunluğu tarlada olmak üzere, ailesinin işinde ücretsiz çalışıyordu.
Bu sayılar, iki farklı hikâye anlatır. Birincisi, bir başarı hikâyesidir: milyonlarca insan, düşük verimli tarım işlerinden daha yüksek verimli sanayi ve hizmet işlerine geçti ve ekonominin ortalama verimliliği yükseldi. İkincisi, bir ölçüm hikâyesidir: tarımın istihdam payı ile katma değer payı arasındaki büyük fark, tarımda çalışan birinin ortalamada çok az ürettiğini gösterir gibidir; ama bu farkın ne kadarı gerçek bir verimlilik farkı, ne kadarı ölçüm sorunlarıdır? Bu ders, iki hikâyeyi birbirinden ayırmaya çalışıyor.
Kavram
Tarımın ekonomideki yerini ölçmenin merkezindeki sayı şudur.
Yoksul ülkelerde tarımın neden bu kadar çok insanı istihdam ettiğini açıklayan fikir şudur.
Verimlilik açığını ölçmenin önemli bir düzeltmesi şudur.
Kırsal hanelerin gelirini anlamanın bir boyutu şudur.
Tarım istihdamının özgün bir biçimi şudur.
Tarımsal üretimin en yaygın örgütlenme biçimi şudur.
Veri ve kanıt
Bu bulgu, açılıştaki kolay sonucu sorgular. Ulusal hesaplarda tarımda çalışan başına katma değer düşük görünüyorsa, bunun bir kısmı tarımda çalışanların yılın önemli bir bölümünde az çalışmasından gelir. Bu kişiler şehre taşınıp tam zamanlı bir işe girerse, kazançları ham verimlilik açığının vaat ettiğinden daha küçük olabilir; çünkü kazancın bir kısmı yalnızca daha fazla saat çalışmaktan gelir. Bu, yapısal dönüşümün değerli olmadığı anlamına gelmez; ama ondan beklenen kazancın abartılmaması gerektiğini gösterir.
Bu bulgu, tarımsal verimlilik ile yapısal dönüşüm arasındaki ilişkinin otomatik olmadığını gösterir. Tarımda verimlilik artışı, emeğin yerini alan bir teknolojiden geliyorsa, tarımdan işgücü serbest kalır ve bu işgücü sanayiye geçebilir. Ama verimlilik artışı, örneğin aynı toprakta daha fazla ürün yetiştirmeyi sağlayan ve daha fazla emek gerektiren bir teknolojiden geliyorsa, tarım daha fazla işçi talep edebilir ve sanayileşmeyi yavaşlatabilir. Önceki derslerde gördüğümüz emek tasarruflu teknolojik değişim, burada bir ülkenin yapısal dönüşümünün hızını belirleyen bir etken olarak karşımıza çıkar.
Yaygın yanlış«Ulusal hesaplara göre tarımda çalışan başına katma değer, tarım dışının üçte biriyse, tarımdan sanayiye geçen her işçi üretimini üç katına çıkarır.»
McCullough, dört Afrika ülkesinde tarım işçilerinin yılda çok daha az saat çalıştığını ve verimlilik açıklarının saat başına hesaplandığında ortalamada yarı yarıya küçüldüğünü buldu. Kazancın bir kısmı, daha verimli olmaktan değil daha fazla saat çalışmaktan gelir.
Yaygın yanlış«Tarımda verimliliği artıran her teknoloji, tarımdan işgücünü serbest bırakır ve sanayileşmeyi hızlandırır.»
Bustos, Caprettini ve Ponticelli, tarımsal verimliliğin sanayiye etkisinin teknolojik değişimin hangi faktöre yönelik olduğuna bağlı olduğunu gösterdi; Brezilya'da sanayi büyümesine yol açan, güçlü biçimde emek tasarruflu olan soya teknolojisiydi.
Neden önemli?
Tarım, zengin ülkelerde ekonominin küçük bir parçasıdır; ama dünyanın yoksullarının büyük kısmı hâlâ tarımla geçinen kırsal hanelerde yaşar. Tarımın verimliliği, bu hanelerin gelirini, gıda fiyatlarını ve işgücünün sanayi ve hizmetlere ne hızla geçebileceğini belirler. Bu yüzden tarım, kalkınma tartışmalarının merkezinde kalmaya devam eder.
Türkiye için de tarım, katma değerdeki küçük payının ötesinde bir önem taşır. Çalışan nüfusun hâlâ yedide biri tarımdadır; kırsal bölgelerde tarım, gelirin ve istihdamın temel kaynağıdır ve gıda fiyatları enflasyonun ve hane bütçelerinin önemli bir belirleyicisidir. Tarım politikası, bölgesel kalkınma, kırdan kente göç ve gıda güvenliği tartışmalarının hepsi, bu dersin araçlarıyla, yani tarımın istihdam ve katma değer paylarını, verimlilik açığını ve bu açığın arkasındaki ölçüm sorunlarını anlamakla başlar.
Model
Tarımın bir ekonomideki yerini anlamak için iki paya bakarız: tarımın toplam istihdamdaki ve toplam katma değerdeki payına. Bu iki pay, tarımsal verimlilik açığını hesaplamamıza, yapısal dönüşümün toplam verimliliğe katkısını ayrıştırmamıza ve ölçüm sorunlarını tartışmamıza yeter. Türkiye'ye ait paylar, Dünya Bankası'nın yayımladığı ve Uluslararası Çalışma Örgütü model tahminlerine dayanan verilerden alınmıştır; öbür rakamlar örnek olsun diye seçilmiştir.
Çözümlü örnek — Türkiye'de ham verimlilik açığı
2023'te tarımın Türkiye'de istihdamdaki payı yüzde 14,6, katma değerdeki payı yüzde 6,4'tür. Tarımda çalışan başına katma değerin, bütün ekonominin ortalamasına oranı 6,4 / 14,6 ≈ 0,44'tür. Tarım dışında çalışan başına katma değerin ortalamaya oranı ise (100 − 6,4) / (100 − 14,6) = 93,6 / 85,4 ≈ 1,10'dur.
Tarımsal verimlilik açığı, bu iki oranın oranıdır: 1,10 / 0,44 ≈ 2,5. Tarım dışında çalışan biri, ortalamada tarımda çalışan birinin yaklaşık iki buçuk katı katma değer üretir.
Aynı hesap 1991 için yapıldığında, tarımın istihdam payı yüzde 46,1, katma değer payı yüzde 15,2'dir. Tarımda çalışan başına katma değerin ortalamaya oranı 15,2 / 46,1 ≈ 0,33, tarım dışınınki 84,8 / 53,9 ≈ 1,57'dir. Açık 1,57 / 0,33 ≈ 4,8'dir. Otuz yılda ham açık yaklaşık yarıya inmiştir. Bu, tarımdan ayrılan işgücünün tarımda kalanların çalışan başına katma değerini yükselttiğini düşündürür: tarımın istihdam payı, katma değer payından daha hızlı düşmüştür.
Çözümlü örnek — Saat başına düzeltme
Ham açığın 2,5 olduğu bir ekonomide, tarımda çalışanların yılda ortalama 1.200 saat, tarım dışında çalışanların 2.000 saat çalıştığını varsayalım. Tarım işçileri, tarım dışı işçilerin saatlerinin 1.200 / 2.000 = yüzde 60'ı kadar çalışır.
Saat başına açık, ham açığın saat oranıyla çarpımıdır: 2,5 × 0,6 = 1,5. Çalışan başına bakıldığında tarım dışı iki buçuk kat daha verimli görünürken, saat başına bakıldığında bu fark bir buçuk kata iner. Aradaki farkın tamamı, verimlilikten değil, yalnızca çalışma saatlerinden gelir.
Bu düzeltme, McCullough'nun bulgusunun mantığını gösterir: ham açığın bir kısmı, tarımda çalışanların mevsimsel olarak boş kalmasından kaynaklanır. Bu kişiler şehirde tam zamanlı çalışırsa, gelirleri yalnızca saat başına verimlilik farkı kadar değil, çalıştıkları saatlerin artışı kadar da yükselir; ama bu ikinci artış, bir verimlilik kazancı değil, daha fazla emek arzıdır ve köyde kaybedilen boş zamanın bir bedeli vardır.
Çözümlü örnek — Gıda sorunu
Bir ekonomide 100 kişi yaşıyor ve her biri yılda 1 birim gıdaya ihtiyaç duyuyor. Bir çiftçi yılda 1,25 birim gıda üretebiliyor. Herkesi beslemek için 100 / 1,25 = 80 çiftçi gerekir; nüfusun yüzde 80'i tarımda çalışmak zorundadır ve yalnızca 20 kişi başka işlerde çalışabilir.
Tarımsal verimlilik iki katına çıkar ve bir çiftçi 2,5 birim üretmeye başlarsa, herkesi beslemek için 100 / 2,5 = 40 çiftçi yeter. Tarımın istihdam payı yüzde 40'a iner ve 40 kişi sanayi ya da hizmetlere geçebilir. Verimlilik bir kez daha iki katına çıkarsa, 20 çiftçi yeter.
Bu basit hesap, yapısal dönüşümün temel mantığını gösterir: gıda talebi sınırlıdır, çünkü insanlar gelirleri arttıkça gıdaya orantılı olarak daha fazla harcamazlar; bu, Engel yasasının söylediği şeydir. Tarımda verimlilik arttıkça, aynı gıda ihtiyacını daha az insan karşılar ve geri kalanlar başka işlere yönelir. Tarımsal verimliliği düşük olan bir ekonomi, bu yüzden, işgücünün büyük kısmını gıda üretimine bağlamak zorunda kalır.
Çözümlü örnek — Yer değiştirmenin verimliliğe katkısı
Bir ekonomide 100 işçi var. 50'si tarımda çalışıyor ve her biri yılda 1 birim katma değer üretiyor; 50'si tarım dışında çalışıyor ve her biri 3 birim üretiyor. Toplam üretim 50 × 1 + 50 × 3 = 200, işçi başına üretim 2'dir.
Tarımdan 20 işçi tarım dışına geçiyor ve iki kesimin kendi içindeki verimliliği değişmiyor. Yeni toplam üretim 30 × 1 + 70 × 3 = 240, işçi başına üretim 2,4'tür. İki kesimde de verimlilik artmadığı hâlde, ortalama verimlilik yüzde 20 yükselmiştir. Bu artış, yalnızca işgücünün düşük verimli kesimden yüksek verimli kesime geçmesinden gelir.
Ancak bu hesap, geçen işçilerin tarım dışında da 3 birim üreteceğini varsayar. Saat düzeltmesi ve işçilerin farklı becerileri hesaba katılırsa, kazanç daha küçük olabilir. Geçen işçilerin tarım dışında yalnızca 2 birim ürettiğini varsayalım: toplam üretim 30 × 1 + 50 × 3 + 20 × 2 = 220, işçi başına üretim 2,2'dir. Kazanç yüzde 20'den yüzde 10'a iner. Bu, yapısal dönüşümden beklenen kazancın, geçen işçilerin yeni kesimde gerçekte ne kadar üreteceğine bağlı olduğunu gösterir.
Çözümlü örnek — Ücretsiz aile işçiliği ve ölçüm
Bir köyde 10 hane var ve her hanenin tarlasında 2 birim katma değer üretiliyor; toplam 20 birim. Her hanede tarlada çalışan bir hane reisi ve yılın bir kısmında yardım eden iki ücretsiz aile işçisi var. İstatistikler, hane reislerini ve ücretsiz aile işçilerini istihdamda sayarsa, köyde 30 kişi tarımda çalışıyor görünür ve çalışan başına katma değer 20 / 30 ≈ 0,67'dir.
Ücretsiz aile işçilerinin yılda hane reislerinin çalıştığı saatin yalnızca dörtte biri kadar çalıştığını varsayalım. Tam zamanlı eşdeğer olarak hesaplandığında, köyde 10 + 20 × 0,25 = 15 tam zamanlı işçi vardır ve tam zamanlı işçi başına katma değer 20 / 15 ≈ 1,33'tür; çalışan başına hesabın iki katı.
Bu hesap, ücretsiz aile işçiliğinin yaygın olduğu ülkelerde tarımın verimliliğinin ham verilere göre olduğundan düşük görünebileceğini gösterir. Türkiye'de çalışan kadınlar arasında ücretsiz aile işçilerinin payının 1991'de yüzde 52'den 2023'te yüzde 16'ya inmesi, bu yüzden, tarımdaki verimlilik açığının daralmasının bir kısmını da açıklayabilir: istatistiklerde tarımda çalışıyor görünen ama yılın küçük bir kısmında çalışan kişilerin sayısı azalmıştır.
Çözümlü örnek — Emek tasarruflu ve toprak artırıcı teknoloji
Bir bölgede 100 işçi var ve 60'ı tarımda çalışıyor. Tarımda iki farklı teknoloji kullanıma girebilir.
Birinci teknoloji, emek tasarrufludur: aynı toprağı daha az işçiyle işlemeyi sağlar. Bu teknolojiyle tarımsal üretim aynı kalır ama yalnızca 40 işçi gerekir. Serbest kalan 20 işçi, bölgedeki sanayiye geçebilir; sanayinin işgücü 40'tan 60'a çıkar. Bu, Bustos ve arkadaşlarının Brezilya'daki soya teknolojisi için bulduğu yoldur.
İkinci teknoloji ise toprağı daha verimli kılar, örneğin aynı tarlada yılda iki ürün yetiştirmeyi sağlar; ama bunun için daha fazla emek gerekir. Bu teknolojiyle tarımsal üretim artar ve tarımda çalışan başına katma değer yükselir; tarımdaki ücretler de yükselir. Tarım 60 yerine 70 işçi talep edebilir ve sanayi, daha yüksek ücretlerle rekabet etmek zorunda kalarak 40'tan 30 işçiye gerileyebilir.
İki teknoloji de tarımsal verimliliği artırır, ama yapısal dönüşüme etkileri zıt yönlüdür. Bu, tarım politikası için önemli bir sonuçtur: tarımsal verimliliği artıran her yatırım sanayileşmeyi hızlandırmaz; hangi teknolojinin desteklendiği, bölgenin gelecekteki yapısını belirler.
Çözümlü örnek — Kırsal hanenin gelir sepeti
Bir kırsal hanenin yıllık geliri 100'dür. Bunun 55'i kendi tarlasından, 25'i hane üyelerinden birinin ilçedeki bir inşaat işinden, 20'si ise yaz aylarında işlettiği küçük bir köy bakkalından geliyor.
İstatistikler bu haneyi «tarımsal hane» olarak sınıflandırabilir; ama gelirinin yüzde 45'i tarım dışından gelir. Hanenin refahı, tarım fiyatlarına olduğu kadar, ilçedeki inşaat faaliyetine ve köydeki talebe de bağlıdır. Kötü bir hasat yılında tarım geliri 55'ten 35'e düşerse, hanenin toplam geliri 100'den 80'e, yani yüzde 20 düşer; tarım dışı gelirleri olmasaydı düşüş, yani 55'ten 35'e iniş, yüzde 36 olurdu.
Bu örnek, McCullough'nun kırsal tarım dışı faaliyetler ile tarımsal üretim arasındaki bağlara dair gözleminin önemini gösterir. Tarım dışı kırsal istihdam, hem hanenin riskini dağıtır hem de yapısal dönüşümün, insanlar köyden ayrılmadan da yaşanabileceğini gösterir: işgücü tarımdan tarım dışına, aynı köyde kalarak da geçebilir.
Çözümlü örnek — Kuraklık ve büyüme
Tarımın katma değerdeki payı yüzde 6,4 olan bir ekonomide, bir kuraklık tarımsal katma değeri yüzde 10 düşürüyor. Öbür kesimler etkilenmezse, toplam katma değer 6,4 × 0,10 = 0,64 puan düşer.
Tarımın payı yüzde 30 olan bir ekonomide aynı kuraklık, toplam katma değeri 30 × 0,10 = 3 puan düşürür. Tarımın payı büyük olan ekonomiler, hava koşullarına karşı çok daha kırılgandır.
Ancak etki, tarımın doğrudan payıyla sınırlı kalmaz. Tarım ürünlerini işleyen sanayiler, örneğin un, şeker ve süt ürünleri fabrikaları, girdi bulmakta zorlanır; çiftçilerin gelirleri düştüğü için kırsal bölgelerde talep azalır ve gıda fiyatları yükselir. Önceki derslerde gördüğümüz geri ve ileri bağlantılar, tarımın ekonomiye etkisinin katma değerdeki payından büyük olabileceğini gösterir.
Bir örnekle büyüklüğü görelim. Tarımın payı yüzde 6,4 olan ekonomide, tarım ürünlerini işleyen gıda sanayinin payı yüzde 4 olsun ve bu sanayi kuraklık yılında girdisinin azalması nedeniyle üretimini yüzde 5 düşürsün. Bu, toplam katma değerden 4 × 0,05 = 0,2 puan daha götürür. Kırsal hanelerin gelir kaybı, köylerdeki ticaret ve hizmetlerde de talebi azaltır; bu etki yüzde 2'lik bir paya sahip kırsal hizmetlerde yüzde 5'lik bir düşüş yaratırsa, 0,1 puan daha kaybolur. Toplam etki 0,64 + 0,2 + 0,1 ≈ 0,94 puan olur; doğrudan etkinin yaklaşık bir buçuk katı. Tarımın ekonomideki yeri, bu yüzden, yalnızca katma değer payıyla değil, onun öbür kesimlere bağlantılarıyla da ölçülmelidir.
Çözümlü örnek — Pay neden hem miktardan hem fiyattan düşer?
Bir ekonomide tarımın katma değerdeki payı yüzde 20'dir; tarımın katma değeri 20, tarım dışınınki 80'dir. Sonraki on yılda tarımın reel üretimi yılda yüzde 2, tarım dışının reel üretimi yılda yüzde 5 artıyor. Tarım ürünlerinin öbür mallara göre göreli fiyatı ise, tarımdaki verimlilik artışı ve gıda talebinin gelirle yavaş artması nedeniyle, yılda yüzde 1 düşüyor.
On yıl sonra tarımın cari fiyatlarla katma değeri 20 × 1,02¹⁰ × 0,99¹⁰ ≈ 20 × 1,219 × 0,904 ≈ 22,0'dir. Tarım dışınınki 80 × 1,05¹⁰ ≈ 80 × 1,629 ≈ 130,3'tür. Tarımın payı 22,0 / (22,0 + 130,3) ≈ yüzde 14,5'e iner.
Bu hesap, tarımın payındaki düşüşün iki kaynağını gösterir. Birincisi, miktar etkisidir: tarımın reel üretimi büyür, ama ekonominin geri kalanından daha yavaş. İkincisi, fiyat etkisidir: tarım ürünleri göreli olarak ucuzlar. Tarımın payının düşmesi, bu yüzden, tarımın küçüldüğü anlamına gelmez; bu örnekte tarımın reel üretimi on yılda yaklaşık yüzde 22 artmıştır. Pay düşerken mutlak üretim büyüyebilir; bu, Engel yasasının ve tarımdaki verimlilik artışının birlikte doğurduğu bir sonuçtur.
Modelin sınırları
Bu dersteki hesaplar, tarımın ekonomideki yerini ölçmenin mantığını göstermek için basitleştirilmiştir. Tarımsal verimlilik açığı, ulusal hesaplarda tarımın katma değerinin doğru ölçüldüğünü varsayar; oysa haneler ürünlerinin bir kısmını kendi tüketimleri için üretir ve bu üretim piyasaya çıkmadığı için ölçülmesi zordur. İstihdam verileri de, Türkiye'ye ait olanlar dahil, model tahminleridir ve ücretsiz aile işçilerinin, mevsimlik işçilerin ve birden çok işte çalışanların nasıl sayıldığına göre değişebilir.
Kesimler arası yer değiştirme hesabı ise, işçilerin farklı kesimlerde farklı verimliliğe sahip olabileceğini kısmen hesaba katar; ama hangi işçilerin tarımdan ayrıldığını, yani en becerikli olanların mı yoksa rastgele bir grubun mu ayrıldığını göz ardı eder. Ayrıca bu ders, tarımın küçülmesinin her zaman iyi olduğunu söylemez: tarım, gıda güvenliği, kırsal yaşam ve çevre açısından da önemlidir ve bu değerlerin bir kısmı katma değer hesaplarında görünmez.
Uygulama
Özet kartı
- Dünya Bankası'nın Uluslararası Çalışma Örgütü model tahminlerine dayanan verilerine göre Türkiye'de tarımın istihdamdaki payı 1991'de yüzde 46,1'den 2023'te yüzde 14,6'ya, katma değerdeki payı yüzde 15,2'den yüzde 6,4'e indi; çalışan kadınların tarımdaki payı yüzde 65'ten yüzde 18,5'e, ücretsiz aile işçisi payı yüzde 52'den yüzde 16'ya düştü.
- Tarımsal verimlilik açığı, iki paydan hesaplanır; Türkiye'de ham açık 1991'de yaklaşık 4,8'den 2023'te yaklaşık 2,5'e daraldı. Açığın bir kısmı gerçek verimlilik farkından, bir kısmı tarımda çalışanların daha az saat çalışmasından ve ücretsiz aile işçiliğinin ölçümünden gelir.
- Gıda sorunu ve Engel yasası, tarımsal verimlilik arttıkça aynı gıda ihtiyacının daha az insanla karşılanacağını ve işgücünün başka kesimlere geçeceğini açıklar. Tarımın payı, reel üretimi büyürken bile, ekonominin geri kalanının daha hızlı büyümesi ve tarım ürünlerinin göreli olarak ucuzlaması nedeniyle düşebilir.
- McCullough, dört Afrika ülkesinde tarım işçilerinin yılda çok daha az saat çalıştığını ve verimlilik açıklarının saat başına hesaplandığında ortalamada yarı yarıya küçüldüğünü buldu; yapısal dönüşümden beklenen kazanç, ham açığın vaat ettiğinden küçüktür.
- Bustos, Caprettini ve Ponticelli, Brezilya'da genetiği değiştirilmiş soya tohumlarının güçlü biçimde emek tasarruflu olduğunu ve sanayide büyümeye yol açtığını buldu; tarımsal verimlilik artışının sanayileşmeye etkisi, teknolojinin hangi faktörden tasarruf ettiğine bağlıdır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Tarımsal verimlilik açığı | Agricultural productivity gap | Tarım dışında çalışan başına katma değerin tarımda çalışan başına katma değere oranı |
| Gıda sorunu | Food problem | Tarımsal verimlilik düşükken işgücünün büyük kısmının gıda üretimine ayrılması gereği |
| Çalışma saati açığı | Hours gap | Tarımda çalışanların tarım dışında çalışanlara göre yılda daha az saat çalışması |
| Tarım dışı kırsal istihdam | Rural non-farm employment | Kırsal alanda tarım dışındaki işlerde çalışma |
| Ücretsiz aile işçiliği | Contributing family work | Bir hane üyesinin aile işletmesinde düzenli ücret almadan çalışması |
| Küçük ölçekli aile işletmesi | Smallholder farm | Arazisi küçük, işgücü büyük ölçüde haneden gelen, hem kendi tüketimi hem piyasa için üreten tarım işletmesi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Tarımsal verimlilik açığını tanımla. Çalışma saati açığı ve ücretsiz aile işçiliği bu açığın ölçümünü nasıl etkiler?
- (Çıktı 2) Gıda sorunu ve Engel yasası, gelir yükseldikçe çalışanların tarımdan ayrılmasını nasıl açıklar? Tarımın katma değer payı, tarımın reel üretimi artarken neden düşebilir?
- (Çıktı 3) Bir ülkede tarımın istihdam payı yüzde 30, katma değer payı yüzde 10'dur. Ham tarımsal verimlilik açığını hesapla. Tarım işçileri tarım dışı işçilerin saatlerinin yüzde 50'si kadar çalışıyorsa, saat başına açık nedir?
- (Çıktı 3) Bir ekonomide 60 işçi tarımda 1 birim, 40 işçi tarım dışında 4 birim katma değer üretiyor. Tarımdan 20 işçi tarım dışına geçer ve tarım dışında 4 birim üretirse işçi başına üretim nasıl değişir? Geçen işçiler 2,5 birim üretirse ne olur?
- (Çıktı 4) McCullough'nun bulgusu, «tarımdan sanayiye işgücü aktarmak, bir ülkenin büyümesini hızlandırmanın en kolay yoludur» görüşü hakkında ne söyler?
- (Çıktı 4) Bir milletvekili, «Tarımda verimliliği artıracak her yatırımı desteklemeliyiz; böylece tarımdan sanayiye işgücü akar» diyor. Bustos, Caprettini ve Ponticelli'nin bulgusunu ve bu dersteki hesapları kullanarak bu görüşü değerlendir.
Cevaplar
- Tarımsal verimlilik açığı, tarım dışında çalışan başına katma değerin tarımda çalışan başına katma değere oranıdır; ulusal hesaplardaki katma değer ve istihdam paylarından hesaplanır. Tarımda çalışanlar yılda daha az saat çalışıyorsa, çalışan başına hesaplanan açık, saat başına verimlilik farkından büyük görünür; açığın bir kısmı yalnızca çalışma saati farkıdır. Ücretsiz aile işçileri, yılın küçük bir kısmında çalışsalar bile istihdam olarak sayıldığında, tarımda çalışan sayısı yüksek, çalışan başına katma değer düşük görünür; bu da açığı büyütür.
- Her insanın belirli bir gıda ihtiyacı vardır ve Engel yasasına göre insanlar gelirleri arttıkça gıdaya orantılı olarak daha fazla harcamaz; gıda talebi gelirle yavaş artar. Tarımda verimlilik arttıkça, aynı gıda ihtiyacı daha az çiftçiyle karşılanır ve geri kalan işgücü sanayi ve hizmetlere geçer. Tarımın katma değer payı ise, tarımın reel üretimi büyürken bile düşebilir; çünkü ekonominin geri kalanı daha hızlı büyür ve tarım ürünlerinin göreli fiyatı düşer.
- Tarımda çalışan başına katma değerin ortalamaya oranı 10 / 30 ≈ 0,33, tarım dışınınki 90 / 70 ≈ 1,29'dur. Ham açık 1,29 / 0,33 ≈ 3,9'dur. Saat başına açık 3,9 × 0,5 ≈ 1,9'dur.
- Başlangıçta toplam üretim 60 × 1 + 40 × 4 = 220, işçi başına üretim 2,2'dir. 20 işçi geçer ve 4 birim üretirse, toplam üretim 40 × 1 + 60 × 4 = 280, işçi başına 2,8 olur; yaklaşık yüzde 27 artış. Geçen işçiler 2,5 birim üretirse, toplam üretim 40 × 1 + 40 × 4 + 20 × 2,5 = 250, işçi başına 2,5 olur; artış yaklaşık yüzde 14'e iner.
- McCullough'nun bulgusu, bu görüşün beklenen kazancı abarttığını düşündürür. Ulusal hesaplardaki verimlilik açığı büyük görünür, ama tarım işçileri yılda çok daha az saat çalıştığı için açık saat başına hesaplandığında ortalamada yarı yarıya küçülür. İşgücü aktarımının kazancının bir kısmı verimlilik artışından değil, daha fazla saat çalışmaktan gelir. Ayrıca McCullough, kırsal tarım dışı faaliyetler ile tarım arasındaki güçlü bağları vurgular; tarımın kendisi de yapısal dönüşümün bir parçası olmaya devam eder. Aktarım değerli olabilir, ama «en kolay yol» olarak görülmemelidir.
- Görüş, tarımsal verimlilik artışının her zaman tarımdan işgücü serbest bıraktığını varsayıyor. Bustos, Caprettini ve Ponticelli, Brezilya'da sanayi büyümesine yol açanın güçlü biçimde emek tasarruflu soya teknolojisi olduğunu gösterdi. Dersteki hesap, toprağı daha verimli kılan ama daha fazla emek gerektiren bir teknolojinin tarımın işgücü talebini artırabileceğini ve sanayiyi daraltabileceğini gösterdi. Bu yüzden «her yatırım» değil, hangi teknolojinin desteklendiği önemlidir. Ancak işgücünü tarımda tutan bir teknoloji de kırsal gelirleri artırabilir; amaç sanayileşme mi, kırsal refah mı, bunun açıkça belirlenmesi gerekir.
İleri okuma
- Ellen B. McCullough (2017). «Labor Productivity and Employment Gaps in Sub-Saharan Africa». Food Policy 67. Saat başına verimlilik açığı ve kırsal tarım dışı faaliyetler.
- Paula Bustos, Bruno Caprettini, Jacopo Ponticelli (2016). «Agricultural Productivity and Structural Transformation: Evidence from Brazil». American Economic Review 106(6). Tarım teknolojisi ve sanayileşme.
- Douglas Gollin, David Lagakos, Michael E. Waugh (2014). «The Agricultural Productivity Gap». Quarterly Journal of Economics 129(2). Ülkeler arası tarımsal verimlilik açığı ve ölçüm sorunları.
- David Lagakos, Michael E. Waugh (2013). «Selection, Agriculture, and Cross-Country Productivity Differences». American Economic Review 103(2). İşçilerin kesimlere seçilimi ve tarımdaki verimlilik farkları.
Sonraki derse köprü
Bu derste tarımın ekonomideki ağırlığını ve bu ağırlığın zamanla nasıl değiştiğini gördük. Ama tarımı öbür kesimlerden ayıran yalnızca payı değildir; tarım ürünlerinin piyasaları da kendine özgü biçimde işler. Gıda talebi fiyat değiştiğinde neden az değişir? Ekim kararları hasattan aylar önce verildiğinde ve üretim hava koşullarına bağlı olduğunda fiyatlar nasıl oluşur? Bol bir hasat, çiftçilerin toplam gelirini neden düşürebilir? Sıradaki ders, tarım piyasalarının bu özelliklerini ve tarım fiyatlarının neden bu kadar dalgalı olduğunu ele alıyor.