İçeriğe geç

Ders EKO-215.07 · Seviye 2 — Orta

Teknoloji yayılımı

EKO-215 İnovasyon, Girişimcilik ve Teknoloji Ekonomisi

4.461 kelime · yaklaşık 20 dakika okuma · seslendirme 10 dk · veriler Ekim 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • S biçimli yayılma eğrisi
  • benimsemenin yaygınlığı ve yoğunluğu
  • yerel uyarlama
  • sosyal öğrenme
  • firma içi teşvik uyumsuzluğu
  • tamamlayıcı varlıklar
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Teknolojiler genellikle S biçimli bir eğriyle yayılır; Griliches 1957'de melez mısırın ABD'deki yayılmasını lojistik eğrilerle inceleyerek benimsemenin başlangıç noktasındaki farkları tohum üreticilerinin giriş kârlılığıyla, tavan ve eğimdeki farkları ise çiftçiler için geçişin kârlılığıyla açıkladı.
  2. Benimsemenin iki boyutu vardır: yaygınlık, bir teknolojinin kullanılıp kullanılmadığı ve kaç kişinin kullandığı; yoğunluk ise ne ölçüde kullanıldığı. Bir teknolojiye erken ulaşmak, onu yoğun ve verimli kullanmak anlamına gelmez.
  3. Comin ve Hobijn, 166 ülkede 15 teknolojinin iki yüzyıllık verisiyle ülkelerin teknolojileri icatlarından ortalama 45 yıl sonra benimsediğini, yeni teknolojilerin daha hızlı yayıldığını ve benimseme farklarının kişi başına gelir farklarının en az yüzde 25'ini açıkladığını buldu.
  4. Atkin ve arkadaşları, Pakistan'daki futbol topu üreticilerinde açıkça kârlı bir kesim teknolojisinin parça başı ücret alan çalışanların direnci nedeniyle benimsenmediğini ve çalışanlara yaklaşık bir aylık ücret tutarında küçük bir teşvik ödemesinin benimsemeyi anlamlı ölçüde artırdığını gösterdi.
  5. Sosyal öğrenme yayılmayı hızlandırır ama erken deneme için bir bilgi taşması sorunu yaratır; Conley ve Udry, Gana'da ananas yetiştiren çiftçilerin girdi kararlarını başarılı bilgi komşularına göre ayarladığını buldu. Tamamlayıcı varlıkların birikmesi zaman aldığı için, yeni bir teknolojinin verimlilik etkisi ölçümlerde gecikmeyle görünür.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — S biçimli yayılma eğrisini, benimsemenin yaygınlığını ve yoğunluğunu, yerel uyarlamayı, sosyal öğrenmeyi, firma içi teşvik uyumsuzluğunu ve tamamlayıcı varlıkları tanımlar.
  • Anlama — Kârlı bir teknolojinin bile neden yavaş ve eşitsiz yayıldığını; kârlılığın, bilginin, örgüt yapısının ve tamamlayıcı yatırımların benimseme hızını nasıl belirlediğini açıklar.
  • Uygulama — Lojistik bir yayılma eğrisinden belirli bir benimseme oranına ulaşma süresini, bir firmanın benimseme kararının kârlılık eşiğini ve benimseme gecikmesinin toplam verimliliğe etkisini hesaplar.
  • Değerlendirme — Comin ve Hobijn'in ülkeler arası benimseme gecikmesi bulgusunu ve Atkin ile arkadaşlarının firma içi engeller bulgusunu karşılaştırarak teknoloji yayılımını hızlandırmaya yönelik politikaları değerlendirir.

Sezgi

Açılış

Pakistan'ın Sialkot kentinde futbol topu üreten bir atölye düşünelim. Topların dış yüzeyi, büyük deri benzeri levhalardan kesilen beşgen ve altıgen parçalardan oluşur. Parçaları kesmenin daha az fire veren bir yolu bulunursa, atölye aynı malzemeden daha çok top üretir ve kârı artar. Böyle bir yöntem bulunduğunu, ücretsiz olarak atölyeye verildiğini ve hesapların açıkça kâr gösterdiğini varsayalım. Atölye sahibinin bu yöntemi hemen kullanmaya başlaması beklenir.

Gerçekte bu tür durumlar çoğu zaman beklendiği gibi sonuçlanmaz. Kârlı olduğu açık olan teknolojiler, aylarca, yıllarca, bazen on yıllarca kullanılmadan kalır. Aynı sektörde, aynı şehirde, aynı koşullar altında çalışan firmalardan bazıları yeni bir yöntemi hemen benimser, öbürleri eski yöntemle devam eder. Ülke ölçeğine çıkınca uçurum derinleşir: aynı makine bir yerde çıktığı on yılın içinde sıradanlaşırken, başka bir yere ancak torunların kuşağında ulaşır.

İnovasyon dizisinin ilk dersinde benimseme gecikmesini tanımlamış ve bir icadın büyümeye ancak yayıldığı ölçüde katkı yaptığını görmüştük. Bu ders, o gecikmenin nedenlerine odaklanıyor: bir teknoloji neden yavaş yayılır, kimler önce kimler sonra benimser, bir firmanın içindeki ilişkiler benimsemeyi nasıl engelleyebilir ve ülkeler arasındaki benimseme farkları gelir farklarını ne ölçüde açıklar?

Hikâye — Melez mısırın haritası

1930'larda ABD'de tarım bilimciler, iki farklı mısır soyunu çaprazlayarak elde edilen ve verimi geleneksel tohumlardan belirgin biçimde yüksek olan melez mısır tohumlarını geliştirdiler. Melez tohumların bir özelliği vardı: çiftçiler kendi hasatlarından tohum ayırıp ertesi yıl ekemezdi; her yıl yeniden tohum satın almaları gerekiyordu. Bu da tohum şirketleri için düzenli bir pazar yaratıyordu.

Melez mısır, Iowa'da 1930'ların ortasında hızla yayıldı. Ama ülkenin başka bölgelerine çok daha yavaş ulaştı; derin Güney'e ancak 1940'ların ortasında vardı. Aynı icat, aynı ülkede, bölgeden bölgeye on yılı aşan farklarla benimseniyordu. Bu farkları ilk kez sistematik olarak inceleyen, o dönemde Chicago Üniversitesi'nde doktora öğrencisi olan Zvi Griliches oldu. 1957'de Econometrica'da yayımlanan makalesi, iktisadın teknoloji yayılımına bakışını kalıcı olarak etkiledi.

Griliches, her eyalet ve tarım bölgesi için melez mısır kullanan ekim alanının yıllar içindeki payını çizdi ve her bölgenin eğrisine lojistik bir büyüme fonksiyonu uydurdu. Bu işlem, bölgeler arasındaki karmaşık farkları üç sayıya indiriyordu: başlangıç noktası, yani benimsemenin ne zaman başladığı; eğim, yani ne kadar hızlı yayıldığı; ve tavan, yani sonunda ne kadar yaygınlaştığı. Sonra bu üç sayının bölgeden bölgeye neden farklılaştığını açıklamaya çalıştı.

Bulguları, teknoloji yayılımının iktisadi bir süreç olduğunu gösteriyordu. Belirli bir bölgeye uyarlanmış melez tohumların geliştirilmesindeki ve tohum üreticilerinin o bölgeye girmesindeki gecikme, yani başlangıç noktasındaki farklar, girişin kârlılığıyla açıklanıyordu; bu kârlılık da pazarın yoğunluğuna ve yenilik ile pazarlama maliyetlerine bağlıydı. Uzun dönemde ulaşılan kullanım düzeyindeki ve bu düzeye yaklaşma hızındaki farklar ise, en azından kısmen, geleneksel tohumdan melez tohuma geçişin farklı bölgelerdeki kârlılığıyla açıklanıyordu. Griliches, yeniliğin, bir buluşun farklı pazarlara uyarlanması ve dağıtılması sürecinin ve girişimcilerin onu benimseme hızının iktisadi analize açık olduğu sonucuna vardı.

Griliches'in açıklaması, aynı dönemde yayılmayı çiftçiler arasındaki iletişim ağlarıyla ve sosyal etkilerle açıklayan kırsal sosyologlarla bir tartışma başlattı. İktisatçılar kârlılığı, sosyologlar bilginin insanlar arasında nasıl aktığını vurguluyordu. Sonraki on yıllarda iki yaklaşımın birbirini tamamladığı anlaşıldı: kârlılık bir teknolojinin nereye ve ne ölçüde yayılacağını belirler, bilgi ve öğrenme ise ne kadar hızlı yayılacağını etkiler. Bu ders, iki yaklaşımı ve bunlara eklenen üçüncü bir boyutu, firmaların iç yapısını birlikte ele alıyor.

Kavram

Teknoloji yayılımının tipik zaman yolu şudur.

Benimsemenin iki boyutunu ayıran ayrım şudur.

Bir teknolojinin yeni bir yere taşınmasının maliyeti şudur.

Bilginin yayılmasının bir kanalı şudur.

Firmaların içinde benimsemeyi engelleyebilen sorun şudur.

Bir teknolojinin verimini belirleyen ek yatırımlar şudur.

Veri ve kanıt

Bu çalışmanın önemi, ülkeler arası gelir farklarının bir kısmını somut bir mekanizmaya bağlamasıdır. Önceki derslerde gördüğümüz büyüme muhasebesi, yoksul ülkelerin zengin ülkelerden yalnızca daha az sermayeye değil, daha düşük bir toplam faktör verimliliğine de sahip olduğunu gösterir. Comin ve Hobijn, bu verimlilik farkının önemli bir kısmının, aynı teknolojilerin farklı zamanlarda benimsenmesinden kaynaklandığını öne sürer. Yeni teknolojilerin eskilerden daha hızlı yayılması ise umut verici bir bulgudur: benimseme gecikmesi kısalmaktadır. Ama yalnızca bir teknolojinin bir ülkeye ulaşıp ulaşmadığı değil, ne yoğunlukta kullanıldığı da önemlidir.

Bu çalışma, Griliches'in kârlılık açıklamasına önemli bir ek yapar. Teknoloji firma için kârlıydı; ama firma tek bir karar verici değildir. Teknolojiyi fiilen kullanacak çalışanların çıkarları sahibinkinden farklıysa, kârlı bir teknoloji bile kullanılmaz. Önemli olan, sorunun küçük bir teşvik değişikliğiyle çözülebilmesidir: bir aylık ücrete denk gelen bir ödeme, çalışanların direncini kırmaya yetmiştir. Bu, benimseme engellerinin bazen teknolojinin kendisinde değil, firmanın ücret yapısında yattığını gösterir.

Yaygın yanlış«Bir teknoloji gerçekten kârlıysa, firmalar onu hemen benimser; benimsenmiyorsa kârlı değildir.»
Doğrusu

Atkin ve arkadaşları, neredeyse bütün firmalar için açık net faydası olan bir kesim teknolojisinin 15 ay sonra bile çok az benimsendiğini buldu. Neden, parça başı ücret alan çalışanların teknolojiden zarar görmesi ve benimsemeye direnmesiydi; çalışanlara küçük bir teşvik ödemesi yapılınca benimseme anlamlı ölçüde arttı. Kârlılık gereklidir ama yeterli değildir; firma içindeki teşvikler de benimsemeyi belirler.

Yaygın yanlış«Teknoloji artık dünyanın her yerinde aynı anda kullanılabiliyor; ülkeler arasındaki gelir farklarının teknolojiyle bir ilgisi kalmadı.»
Doğrusu

Comin ve Hobijn, 166 ülkede 15 teknolojinin verisiyle ülkelerin teknolojileri icatlarından ortalama 45 yıl sonra benimsediğini ve benimseme farklarının kişi başına gelir farklarının en az yüzde 25'ini açıkladığını buldu. Yeni teknolojiler eskilerden daha hızlı yayılsa da, bir teknolojiye erişmek ile onu yoğun ve verimli biçimde kullanmak farklı şeylerdir.

Neden önemli?

Teknoloji sınırının gerisindeki bir ülke için büyümenin en hızlı yolu, var olan teknolojileri benimsemek ve verimli kullanmaktır. Önceki derslerde gördüğümüz yakınsama, ancak bu benimseme gerçekleştiğinde mümkün olur. Benimsemenin hızını belirleyen etkenleri anlamak, bu yüzden, kalkınma politikasının merkezindedir: bir ülkenin daha çok araştırma yapmasından çok, var olan bilgiyi daha hızlı kullanması gerekebilir.

Aynı soru bir ülkenin içinde de geçerlidir. Türkiye'de aynı sektördeki firmalar arasında büyük verimlilik farkları vardır; bazı firmalar en yeni üretim yöntemlerini ve yönetim uygulamalarını kullanırken, öbürleri onlarca yıl önceki yöntemlerle çalışır. Bu farkların bir kısmı finansman eksikliğinden, bir kısmı bilgi eksikliğinden, bir kısmı da firmaların iç yapısından kaynaklanır. Hangisinin ağır bastığı, hangi politikanın işe yarayacağını belirler: kredi desteği, danışmanlık hizmeti ya da çalışanların eğitimi.

Teknoloji yayılımı, yapay zekâ gibi günümüzün yeni teknolojileri için de belirleyici bir sorudur. Bu teknolojilerin ekonomiye etkisi, ne kadar etkileyici olduklarından çok, firmaların onları ne hızla ve ne yoğunlukta benimseyeceğine, bunun için hangi tamamlayıcı yatırımları yapacaklarına ve çalışanların bu değişime nasıl tepki vereceğine bağlıdır.

Model

Yayılımın iktisadını üç katmanda hesaplayacağız: bir bölgenin bütününde benimseme eğrisinin biçimi, tek bir çiftçinin ya da firmanın benimseme kararı ve bu kararların ülkeler düzeyinde gelir farklarına dönüşmesi. Bu bölümde kaynağı anılmayan her rakam, mekanizmayı göstermek için seçilmiş bir örnektir.

Çözümlü örnek — Eğriyi üç sayıyla okumak

Griliches'in yöntemiyle iki tarım bölgesini karşılaştıralım. Her iki bölgede de yeni bir tohumu ekim alanının belli bir payında kullanan çiftçilerin oranı lojistik bir eğri izliyor. Birinci bölgede tavan yüzde 90, eğim yılda 0,8; ikinci bölgede tavan yüzde 60, eğim yılda 0,4'tür.

Lojistik eğride, benimseme tavanın yüzde 10'undan yüzde 90'ına çıkarken geçen süre, 81'in doğal logaritmasının eğime bölünmesiyle bulunur. Birinci bölgede bu süre yaklaşık 4,39 ÷ 0,8 ≈ 5,5 yıl, ikinci bölgede 4,39 ÷ 0,4 ≈ 11 yıldır. Birinci bölgede yeni tohum beş buçuk yılda yayılmış, ikinci bölgede on bir yıl sürmüştür.

Bölgeler arasındaki fark yalnızca hız değildir. Birinci bölgenin tavanı yüzde 90, ikincininki yüzde 60'tır: ikinci bölgede çiftçilerin yüzde 40'ı, yayılma tamamlandıktan sonra bile eski tohumu kullanmaya devam eder. Bu çiftçiler bir hata yapıyor olmayabilir; yeni tohumun onların toprağında ve iklim koşullarında sağladığı kazanç, ek maliyetini karşılamıyor olabilir. Griliches'in bulgusu tam da buydu: tavan ve eğim, geçişin kârlılığıyla ilişkiliydi.

Üçüncü parametre, başlangıç noktasıdır. Birinci bölgede benimseme 1935'te, ikinci bölgede 1943'te başlamışsa, ikinci bölge sekiz yıl geç başlamış ve yarı hızla yayılmıştır. Birinci bölge 1941'de yayılmayı büyük ölçüde tamamlarken, ikinci bölge 1950'lerin ortasına kadar sürer.

Çözümlü örnek — Çiftçinin hesabı

Bir çiftçi, eski tohum ile yeni melez tohum arasında seçim yapıyor. Melez tohum dönüm başına 20 lira daha pahalı; her yıl yeniden alınması gerekiyor. Verim artışı ise toprağın ve iklimin niteliğine göre değişiyor: verimli bir topraktaki çiftçi dönüm başına 60 liralık, verimsiz bir topraktaki çiftçi ise dönüm başına 15 liralık ek ürün elde ediyor.

Verimli topraktaki çiftçi için geçiş, dönüm başına 60 − 20 = 40 lira kazandırır; çiftçi hemen geçer. Verimsiz topraktaki çiftçi için geçiş dönüm başına 15 − 20 = −5 lira zarar demektir; çiftçi geçmez ve bu kararı akılcıdır.

Bir bölgedeki çiftçilerin yüzde 70'i verimli, yüzde 30'u verimsiz topraklarda çalışıyorsa, bölgenin tavanı yüzde 70 olur. Tohum şirketi, verimsiz topraklara uyarlanmış ve verim artışı dönüm başına 30 liraya çıkan yeni bir çeşit geliştirirse, verimsiz topraktaki çiftçiler için de geçiş kârlı hâle gelir ve tavan yüzde 100'e yaklaşır. Bu, yerel uyarlamanın yayılmanın tavanını nasıl yükselttiğini gösterir.

Çözümlü örnek — Tohum şirketi ne zaman gelir?

Griliches'e göre başlangıç noktasındaki farkların açıklaması, tohum üreticilerinin hangi bölgeye ne zaman girdiğiydi. Bir tohum şirketi, yeni bir bölgeye girmek için o bölgenin koşullarına uyarlanmış bir çeşit geliştirmek ve bir dağıtım ağı kurmak zorunda. Bunun maliyeti 2 milyon liradır.

Birinci bölgede mısır ekim alanı 500 bin dönüm, şirketin dönüm başına kârı 10 lira olsun. Bütün alan yeni tohuma geçtiğinde yıllık kâr 5 milyon liradır; giriş maliyeti bir yıldan kısa sürede karşılanır. İkinci bölgede ekim alanı 80 bin dönüm ve dağınık; dönüm başına kâr 10 lira, yıllık kâr en fazla 800 bin liradır. Giriş maliyetinin karşılanması iki buçuk yıl sürer; şirket önce birinci bölgeye girer.

Bu hesap, teknolojinin neden önce yoğun pazarlara, sonra seyrek pazarlara ulaştığını açıklar. Yayılma yalnızca kullanıcıların talebiyle değil, teknolojiyi sunan firmaların giriş kararlarıyla da belirlenir. Bugün bir ülkede yeni bir yazılımın ya da tıbbi cihazın neden yıllarca satılmadığı sorusunun cevabı da çoğu zaman budur: pazar, uyarlama ve dağıtım maliyetini karşılayacak kadar büyük değildir.

Çözümlü örnek — Komşunun tarlasından öğrenmek

Timothy Conley ve Christopher Udry, 2010'da American Economic Review'da yayımlanan çalışmalarında, Gana'da yeni bir tarım teknolojisinin, ihracata yönelik ananas yetiştiriciliğinin yayılmasında sosyal öğrenmenin rolünü incelediler. Çiftçilerin kiminle konuştuğuna dair özgün verilerle her çiftçinin bilgi çevresini tanımladılar. Birçok olası karıştırıcı etkeni kontrol ettiklerinde, çiftçilerin gübre gibi girdi miktarlarını, önceki dönemlerde beklenmedik biçimde başarılı olan bilgi komşularının girdilerine yaklaştıracak biçimde ayarladıklarını buldular. Aynı yöntemi, teknolojisi zaten iyi bilinen başka bir ürüne uyguladıklarında, sosyal öğrenme etkisi bulunmadığını gösterdiler.

Sosyal öğrenmenin yayılma hızına etkisini bir örnekle görelim. Bir köyde yüz çiftçi var ve yeni bir ürünün en doğru gübre miktarını bulmak için her çiftçinin kendi başına üç sezon deneme yapması gerekiyor. Çiftçiler birbirlerinin sonuçlarını gözlemleyebilirse, ilk sezonda on çiftçinin farklı miktarları denemesi, ikinci sezonda bütün köyün doğru miktara yaklaşmasına yetebilir.

Ama sosyal öğrenmenin bir yan etkisi vardır. Her çiftçi, başkalarının deneyiminden bedavaya öğrenebileceğini bilirse, yeni teknolojiyi ilk deneyen olmak istemeyebilir; çünkü ilk deneyen, deneme maliyetine ve başarısızlık riskine katlanır, ama ürettiği bilgi bütün köye yayılır. Bu, önceki derslerde gördüğümüz bilgi taşmasının bir biçimidir ve erken benimsemenin toplum için gereğinden az olmasına yol açabilir. Tarım yayım hizmetlerinin ve gösteri tarlalarının bir gerekçesi, bu ilk deneme maliyetini kamunun üstlenmesidir.

Çözümlü örnek — Kesimcinin ücreti

Atkin ve arkadaşlarının bulgusunun mantığını sayılarla görelim. Bir futbol topu atölyesi, ayda 10 bin top üretiyor. Yeni kesim yöntemi, hammaddede top başına 2 liralık tasarruf sağlıyor; atölyenin aylık kazancı 20 bin lira artıyor. Atölyede iki kesimci var; her biri kestiği parça başına ücret alıyor ve ayda 15 bin lira kazanıyor.

Yeni yöntem kesimcileri ilk aylarda yavaşlatıyor; her biri ilk üç ay boyunca yüzde 20 daha az parça kesiyor ve ayda 3 bin lira, üç ayda 9 bin lira daha az kazanıyor. Fire azalması ise kesimcinin ücretini hiç değiştirmiyor; parça başı ücret yalnızca hıza bakar. Kesimcinin bakış açısından yeni yöntem, hiçbir kazanç sağlamayan bir kayıptır. Bu yüzden kesimci, sahibine yöntemin işe yaramadığını söyler ya da onu isteksizce kullanarak sonuçlarını kötü gösterir.

Atölye sahibi her kesimciye, yöntemi doğru kullanabildiğini gösterdiğinde bir aylık ücretine denk gelen 15 bin lira öderse, iki kesimciye toplam 30 bin lira öder. Bu, yeni yöntemin bir buçuk aylık ek kazancına eşittir ve sonraki her ay atölye 20 bin lira daha fazla kazanır. Kesimci de üç aylık 9 bin liralık kaybından fazlasını alır. Küçük bir ödeme, sahibin ve çalışanın çıkarlarını uyumlu hâle getirmiştir. Atkin ve arkadaşlarının ikinci deneyinde benimsemeyi anlamlı ölçüde artıran da benzer büyüklükte bir ödemeydi.

Çözümlü örnek — Bulunmak ile kullanılmak

İki ülke düşünelim. A ülkesine internet 1995'te, B ülkesine 2000'de ulaşıyor. Comin ve Hobijn'in ölçtüğü anlamda, A beş yıl önce benimsemiştir. Ama 2010'da A'da internet kullanan firmaların payı yüzde 90, B'de yüzde 30'dur. B'deki firmaların çoğu, internet ülkede bulunmasına rağmen ondan yararlanmaz.

İnternetin, kullanan firmaların verimliliğini yüzde 10 artırdığını varsayalım. 2010'da A'nın toplam verimliliği 0,9 × 10 = yüzde 9, B'ninki 0,3 × 10 = yüzde 3 yüksektir. İki ülke arasındaki yüzde 6'lık fark, benimsemenin başlangıç tarihinden değil, yoğunluğundan kaynaklanır.

Comin ve Hobijn'in ve izleyen çalışmaların önemli bir dersi budur: bir teknolojinin bir ülkeye ulaşması ile ülke içinde yoğun olarak kullanılması arasında büyük bir fark olabilir. Yoğunluğun düşük olmasının nedenleri, firmaların bilgi eksikliği, gereken becerilerin yokluğu, tamamlayıcı altyapının eksikliği ya da Atkin ve arkadaşlarının gösterdiği türden firma içi engeller olabilir.

Çözümlü örnek — Önce düşen, sonra yükselen verimlilik

Bir fabrika, üretim planlamasını yeni bir yazılımla yapmaya karar veriyor. Yazılımın lisansı yıllık 1 milyon lira. Ama yazılımın işe yaraması için çalışanların eğitilmesi, iş süreçlerinin yeniden tasarlanması ve verilerin düzenlenmesi gerekiyor; bu tamamlayıcı yatırımların maliyeti ilk iki yılda yılda 3 milyon lira. Ayrıca geçiş döneminde üretim aksıyor ve ilk yıl 1 milyon liralık bir verim kaybı yaşanıyor.

Birinci yılda fabrikanın maliyetleri 1 + 3 + 1 = 5 milyon lira artar, kazancı ise henüz yoktur. İkinci yılda yazılım kısmen işe yarar ve 2 milyon lira kazandırır; maliyet 4 milyon liradır. Üçüncü yıldan itibaren tamamlayıcı yatırımlar bitmiştir; yazılım yılda 6 milyon lira kazandırır ve yalnızca 1 milyon liralık lisans maliyeti kalır. Net kazanç yılda 5 milyon liradır.

Bu fabrikanın ölçülen verimliliği ilk iki yılda düşer, sonra yükselir. Bir ekonomide pek çok firma aynı anda yeni bir teknolojiye geçiyorsa, toplam verimlilik istatistikleri de önce durgun ya da düşük görünür. Önceki derslerde gördüğümüz verimlilik paradoksu, kısmen bu tamamlayıcı yatırımların zamanlamasından kaynaklanır: teknolojinin kendisi hızla yayılsa bile, onu verimli kılan tamamlayıcı varlıkların birikmesi yıllar alır.

Çözümlü örnek — Kırk beş yıllık gecikmenin bedeli

Comin ve Hobijn'in bulgusunu basit bir ekonomiyle görelim. Her on yılda bir yeni bir teknoloji icat ediliyor ve her teknoloji, kullanıldığı ülkede verimliliği yüzde 5 artırıyor. A ülkesi her teknolojiyi icadından 15 yıl sonra, B ülkesi 45 yıl sonra benimsiyor.

Belirli bir yılda, son 15 yıl içinde icat edilen teknolojileri A henüz kullanmamaktadır; son 45 yıl içinde icat edilenleri ise B kullanmamaktadır. On yılda bir teknoloji icat edildiğine göre, A yaklaşık 1,5, B yaklaşık 4,5 teknolojinin gerisindedir. Aradaki fark üç teknolojidir; her biri yüzde 5 verimlilik getirdiğine göre, A'nın verimliliği B'ninkinden yaklaşık 1,05³ − 1 ≈ yüzde 16 yüksektir.

Bu basit hesap, benimseme gecikmesinin kalıcı bir verimlilik ve gelir farkı yarattığını gösterir. B ülkesi, aynı teknolojilere sonunda ulaşsa da, her zaman sınırın gerisinde kalır. Gecikmeyi 45 yıldan 15 yıla indirmek, bu farkı kapatır. Comin ve Hobijn'in yeni teknolojilerin eskilerden daha hızlı yayıldığı bulgusu, bu açıdan umut vericidir; ama yaygınlıktaki bu iyileşme, yoğunluktaki farkları kendiliğinden kapatmaz.

Modelin sınırları

Buradaki örnekler, bir teknolojinin değerini ve benimseme maliyetini bilinen sayılar olarak ele aldı. Gerçekte bu değerler belirsizdir ve öğrenilmesi zaman alır; erken benimseyenler, bu belirsizliğin bedelini öder. Lojistik eğri ise bir açıklama değil, bir betimlemedir: yayılmanın S biçimli olduğunu gösterir, neden öyle olduğunu kendi başına açıklamaz.

Comin ve Hobijn'in verileri, bir teknolojinin bir ülkede ne zaman ve hangi düzeyde kullanıldığını ölçer, ama kullanımın kalitesini ölçmez. İki ülkede aynı sayıda bilgisayar bulunabilir, ama bunların ne kadar verimli kullanıldığı çok farklı olabilir. Benimseme farklarının gelir farklarını açıklama payı, bu ölçüm sorunları nedeniyle tartışmalıdır.

Atkin ve arkadaşlarının bulgusu, Pakistan'daki belirli bir sanayi kümesine ve belirli bir teknolojiye aittir. Parça başı ücret yaygın olmayan ya da çalışanların teknoloji kararlarına daha az etkisi olan ortamlarda, firma içi engellerin önemi farklı olabilir. Ama genel ders, kârlı teknolojilerin benimsenmemesinin nedenlerini firmanın içinde de aramak gerektiğidir.

Son olarak, teknoloji yayılımı her zaman iyi değildir. Bazı teknolojiler çevreye zarar verir, bazıları çalışanların bir kısmını işsiz bırakır, bazıları ise başlangıçta göründüğünden daha az değerli çıkar. Yayılımı hızlandırmaya yönelik politikalar, hangi teknolojilerin yayılmasının toplum için gerçekten değerli olduğunu ayırt etmeyi gerektirir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Teknolojiler genellikle S biçimli bir eğriyle yayılır; Griliches 1957'de melez mısırın ABD'deki yayılmasını lojistik eğrilerle inceleyerek benimsemenin başlangıç noktasındaki farkları tohum üreticilerinin giriş kârlılığıyla, tavan ve eğimdeki farkları ise çiftçiler için geçişin kârlılığıyla açıkladı.
  2. Benimsemenin iki boyutu vardır: yaygınlık, bir teknolojinin kullanılıp kullanılmadığı ve kaç kişinin kullandığı; yoğunluk ise ne ölçüde kullanıldığı. Bir teknolojiye erken ulaşmak, onu yoğun ve verimli kullanmak anlamına gelmez.
  3. Comin ve Hobijn, 166 ülkede 15 teknolojinin iki yüzyıllık verisiyle ülkelerin teknolojileri icatlarından ortalama 45 yıl sonra benimsediğini, yeni teknolojilerin daha hızlı yayıldığını ve benimseme farklarının kişi başına gelir farklarının en az yüzde 25'ini açıkladığını buldu.
  4. Atkin ve arkadaşları, Pakistan'daki futbol topu üreticilerinde açıkça kârlı bir kesim teknolojisinin parça başı ücret alan çalışanların direnci nedeniyle benimsenmediğini ve çalışanlara yaklaşık bir aylık ücret tutarında küçük bir teşvik ödemesinin benimsemeyi anlamlı ölçüde artırdığını gösterdi.
  5. Sosyal öğrenme yayılmayı hızlandırır ama erken deneme için bir bilgi taşması sorunu yaratır; Conley ve Udry, Gana'da ananas yetiştiren çiftçilerin girdi kararlarını başarılı bilgi komşularına göre ayarladığını buldu. Tamamlayıcı varlıkların birikmesi zaman aldığı için, yeni bir teknolojinin verimlilik etkisi ölçümlerde gecikmeyle görünür.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
S biçimli yayılma eğrisiS-shaped diffusion curveBenimseyenlerin payının önce yavaş, sonra hızlı, en sonda yeniden yavaş artması
Benimsemenin yaygınlığı ve yoğunluğuExtensive and intensive margins of adoptionTeknolojinin kullanılıp kullanılmadığı ile ne ölçüde kullanıldığı ayrımı
Yerel uyarlamaLocal adaptationBir teknolojinin yeni bir yerin koşullarına göre değiştirilmesi
Sosyal öğrenmeSocial learningBir teknolojiyi başkalarının deneyimini gözlemleyerek öğrenme
Firma içi teşvik uyumsuzluğuMisaligned incentives within the firmFirma için kârlı bir teknolojinin onu kullanacak çalışanlar için zararlı olması
Tamamlayıcı varlıklarComplementary assetsBir teknolojinin verimli kullanılması için gereken beceri, süreç ve altyapı

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Griliches'in lojistik eğrisinin üç parametresini adlandır ve her birinin bir teknolojinin yayılması hakkında ne söylediğini açıkla.
  2. (Çıktı 2) Kârlı bir teknolojinin bir firmada neden benimsenmeyebileceğini en az üç farklı nedenle açıkla.
  3. (Çıktı 3) Lojistik bir yayılma eğrisinin eğimi yılda 0,6'dır. Benimsemenin tavanın yüzde 10'undan yüzde 90'ına çıkması yaklaşık kaç yıl sürer? Eğim 1,2'ye çıkarsa bu süre ne olur?
  4. (Çıktı 3) Yeni bir tohum dönüm başına 25 lira daha pahalıdır. Bir bölgede çiftçilerin yüzde 40'ı dönüm başına 50 liralık, yüzde 35'i 30 liralık, yüzde 25'i 10 liralık verim artışı elde eder. Bölgenin tavanı ne olur? Tohum fiyatı 15 lira daha pahalı olacak biçimde düşerse tavan nasıl değişir?
  5. (Çıktı 4) Comin ve Hobijn'in bulgusu ile Atkin ve arkadaşlarının bulgusu, teknoloji yayılımını hızlandırmak isteyen bir hükümet için farklı politikalar mı önerir? İki bulguyu birlikte değerlendir.
  6. (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Teknolojiyi ücretsiz verirsek herkes kullanır; benimsemenin önündeki tek engel paradır» diyor. Bu dersin kanıtları ışığında bu yargıyı tart.

Cevaplar

  1. Üç parametre başlangıç noktası, eğim ve tavandır. Başlangıç noktası, benimsemenin bir bölgede ne zaman başladığını gösterir; Griliches bunu teknolojinin o bölgeye uyarlanmasının ve tedarikçilerin o bölgeye girmesinin kârlılığıyla açıkladı. Eğim, benimsemenin ne kadar hızlı yayıldığını gösterir. Tavan ise uzun dönemde benimseyenlerin ulaştığı en yüksek payı gösterir. Griliches, eğim ve tavandaki farkları geçişin kullanıcılar için kârlılığıyla ilişkilendirdi.
  2. Birincisi, teknoloji firmanın koşullarına uyarlanmamış olabilir ve beklenen kazancı sağlamayabilir. İkincisi, firma teknolojinin değeri ve nasıl kullanılacağı hakkında yeterli bilgiye sahip olmayabilir; başkalarının deneyiminden öğrenmek için beklemeyi tercih edebilir. Üçüncüsü, Atkin ve arkadaşlarının gösterdiği gibi, teknolojiyi kullanacak çalışanların teşvikleri firmanın çıkarıyla uyumsuz olabilir; parça başı ücret alan çalışanlar onları yavaşlatan bir teknolojiye direnebilir. Dördüncüsü, gereken tamamlayıcı varlıklar, örneğin eğitimli çalışanlar, altyapı ya da finansman eksik olabilir.
  3. Süre, 81'in doğal logaritmasının eğime bölünmesiyle bulunur: 4,39 ÷ 0,6 ≈ 7,3 yıl. Eğim 1,2'ye çıkarsa süre 4,39 ÷ 1,2 ≈ 3,7 yıla, yani yarıya iner.
  4. Tohum 25 lira daha pahalıyken, 50 liralık artış elde eden çiftçiler (net 25 lira kazanç) ve 30 liralık artış elde edenler (net 5 lira kazanç) geçer; 10 liralık artış elde edenler geçmez. Tavan yüzde 40 + 35 = yüzde 75'tir. Fiyat farkı 15 liraya düşerse, 10 liralık artış elde edenler için geçiş hâlâ 5 lira zarar demektir; tavan değişmez. Ama 30 liralık artış elde edenlerin net kazancı 15 liraya çıkar ve bu çiftçilerin geçiş hızı artabilir. Tavanı yükseltmek için, verim artışı düşük olan çiftçilerin koşullarına uyarlanmış bir çeşit gerekir.
  5. İki bulgu farklı düzeylere bakar ve tamamlayıcı politikalar önerir. Comin ve Hobijn, benimsemedeki ülkeler arası gecikmenin kişi başına gelir uçurumunun en az dörtte birini açıkladığını gösterir; bu, teknolojilerin bir ülkeye ulaşmasını hızlandıran politikaları, örneğin ticarete açıklığı, yabancı yatırımı, beşerî sermayeyi ve altyapıyı öne çıkarır. Atkin ve arkadaşları ise teknolojinin firmaya ulaşmasının yetmediğini, firmanın içindeki teşviklerin de benimsemeyi belirlediğini gösterir; bu, firma düzeyinde yönetim uygulamalarını, ücret yapılarını ve danışmanlık hizmetlerini öne çıkarır. Birlikte, bir hükümetin hem teknolojinin ülkeye ve firmalara ulaşmasını hem de firmaların onu fiilen ve yoğun biçimde kullanmasını hedeflemesi gerektiğini önerir.
  6. Yargı tek bir engele odaklandığı için eksiktir. Atkin ve arkadaşlarının deneyinde teknoloji firmalara ücretsiz verildi, ama 15 ay sonra benimseme çok düşüktü; engel para değil, çalışanların teşvikleriydi. Conley ve Udry'nin bulgusu, bilginin ve öğrenmenin benimsemeyi belirlediğini gösterir. Griliches'in bulgusu, teknolojinin yerel koşullara uyarlanmamışsa bazı kullanıcılar için kârlı olmayabileceğini gösterir. Tamamlayıcı varlıkların, yani eğitimin, altyapının ve iş süreçlerinin eksikliği de teknolojiyi ücretsiz olsa bile verimsiz kılar. Para bir engel olabilir, ama tek engel değildir.

İleri okuma

  • Zvi Griliches (1957). «Hybrid Corn: An Exploration in the Economics of Technological Change». Econometrica 25(4). Teknoloji yayılımının iktisadi analizinin kurucu çalışması.
  • Diego Comin, Bart Hobijn (2010). «An Exploration of Technology Diffusion». American Economic Review 100(5). Ülkeler arası benimseme gecikmesi ve gelir farkları.
  • David Atkin, Azam Chaudhry, Shamyla Chaudry, Amit K. Khandelwal, Eric Verhoogen (2017). «Organizational Barriers to Technology Adoption: Evidence from Soccer-Ball Producers in Pakistan». Quarterly Journal of Economics 132(3). Firma içi teşviklerin benimsemeye etkisi.
  • Timothy G. Conley, Christopher R. Udry (2010). «Learning about a New Technology: Pineapple in Ghana». American Economic Review 100(1). Sosyal öğrenme ve yayılma.

Sonraki derse köprü

Bu derste yeni bir teknolojinin benimseyenler arasında nasıl yayıldığına baktık; ama her yayılmanın bir de öbür yüzü vardır. Melez mısırı benimseyen çiftçiler daha çok ürettikçe, eski yöntemle devam edenler daha düşük fiyatlarla karşılaştı; dijital sistemleri kullanan firmalar büyüdükçe, kullanamayanlar pazar payı kaybetti. Teknoloji yayıldıkça, kaynaklar onu kullanamayan firmalardan ve sektörlerden onu kullanabilenlere akar. Sıradaki ders yaratıcı yıkımı ve sektör dönüşümünü ele alıyor: eski firmaların kapanmasının ve yenilerinin büyümesinin verimlilik artışına katkısını, bu sürecin işçiler ve bölgeler için bedelini ve yıkımın hızını ayarlamaya çalışan politikaların ödünleşimlerini göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir futbol topu atölyesinde levhalardan kesilen parçalar ve yerde biriken fire; yanında kullanılmadan duran yeni bir kesim kalıbı.
  • Hikâye: 1930'ların ABD haritasında melez mısır kullanımının Iowa'dan başlayıp yıllar içinde güneye doğru yayılması; her bölgede yükselen bir S eğrisi.
  • Kavram: üç düğmeli bir eğri; başlangıç noktası, eğim ve tavan düğmeleri çevrildikçe eğrinin biçiminin değişmesi.
  • Model: bir köyde komşu tarlalardan gelen bilgi okları; bir atölyede sahibin ve kesimcinin farklı hesap tablolarının yan yana gösterilmesi.
  • Kanıt: dünya haritasında on beş teknolojinin ülkelere farklı yıllarda ulaşması; ardından küçük bir ödemenin çalışanın masasına bırakılması ve kalıbın kullanılmaya başlanması.
  • Kapanış: yeni teknolojiyi kullanan fabrikanın büyümesi, kullanamayanın kepenk kapatması.

Kısa kesit

Kısa video, bir tarlada tek bir çiftçinin yeni bir tohumu ekmesiyle açılıyor. Komşular izliyor, bir sonraki yıl birkaçı deniyor, sonra bütün köy. Eğri ekranda S biçimini alırken seslendirme, kârlı bir yeniliğin neden hemen yayılmadığını anlatıyor; son sahnede bir atölyede kullanılmadan duran yeni bir makinenin yanında, parça başı ücret tablosuna bakan bir çalışan gösteriliyor.