Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sermaye birikimi, azalan getiriler ve aşınma nedeniyle kişi başına geliri sürekli artıramaz; uzun dönemli büyüme, aynı girdilerle daha fazla ve daha iyi şey üretmeyi sağlayan yeni fikirlere dayanır. İcat, ancak inovasyona dönüşüp yayıldığında büyümeye katkı yapar.
- Nordhaus, ışığın gerçek fiyatını Babil'den bu yana izleyerek, geleneksel fiyat endekslerinin on dokuzuncu yüzyılın başından bu yana ışığın fiyat artışını 900 ile 1.600 kat arasında abarttığını ve reel üretimin ve reel ücretlerin gerçek büyümesinin önemli ölçüde eksik ölçülmüş olabileceğini gösterdi.
- Autor, Chin, Salomons ve Seegmiller, ABD'de bugünkü istihdamın çoğunluğunun 1940'tan sonra ortaya çıkan iş uzmanlıklarında olduğunu, yeni işin emeği tamamlayan yeniliklerden doğduğunu ve son kırk yılda otomatikleştiren yeniliklerin talebi aşındırıcı etkisinin güçlendiğini buldu.
- Gordon, ikinci sanayi devriminin birçok sonucunun tek seferlik olduğunu, bilgisayar devriminin yalnızca kısa bir canlanma yarattığını ve altı karşı rüzgârın ABD'nin uzun dönemli büyümesini tarihsel hızın yarısına ya da daha aşağısına çekebileceğini savundu.
- Küçük büyüme hızı farkları kuşaklar içinde büyük gelir farklarına dönüşür. Sınırın gerisindeki ülkeler benimseyerek hızlı büyüyebilir, ama sınıra yaklaştıkça kendi yeniliklerini üretmek zorunda kalır; benimseme gecikmesi, ülkeler arasındaki gelir farklarının önemli bir kaynağıdır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — İcat ile inovasyonu ayırt eder; yeni mal yanlılığını, benimseme gecikmesini, yeni işi, sınır büyümesini ve karşı rüzgârları tanımlar.
- Anlama — Sermaye birikiminin neden tek başına sürekli büyüme sağlayamadığını, yeni ürün ve yöntemlerin neden uzun dönemli büyümenin kaynağı sayıldığını ve fiyat endekslerinin bu katkının bir kısmını neden göremediğini açıklar.
- Uygulama — Küçük büyüme hızı farklarının onlarca yılda yarattığı gelir farkını, bir teknolojinin benimsenme gecikmesinin gelir üzerindeki etkisini ve yeni bir malın fiyat endeksine geç girmesinin reel büyümeyi nasıl eksik gösterdiğini hesaplar.
- Değerlendirme — Autor, Chin, Salomons ve Seegmiller'in yeni iş bulgusu ile Gordon'un büyümenin yavaşlayacağı tezini karşılaştırarak inovasyonun gelecekteki büyümeye katkısına dair iyimser ve kötümser görüşleri tartar.
Sezgi
Açılış
Bugün bir odayı bir saat aydınlatmak, sıradan bir çalışanın ücretinden birkaç saniyelik bir pay tutar. İki yüz yıl önce aynı ışığı mumla elde etmek, saatlerce çalışmayı gerektiriyordu. İnsanlar bu yüzden hava karardığında erken yatar, akşam işlerini ateşin ya da tek bir mumun etrafında toplardı. Aradaki fark, daha fazla mum dökmekten değil, önce gaz lambasının, sonra akkor ampulün, en son da yarı iletken ışık kaynaklarının icat edilip yaygınlaşmasından geldi.
İktisatçılar uzun dönemli büyümeyi incelerken aynı sonuca farklı bir yoldan vardılar. Önceki derslerde gördüğümüz Solow modeli, sermaye biriktirmenin tek başına kişi başına geliri sürekli artıramayacağını gösterdi: her yeni makine bir öncekinden daha az ek üretim sağlar ve birikim sonunda durulur. Kişi başına gelirin iki yüz yıldır neredeyse durmadan artmasının açıklaması, aynı girdilerle daha fazla ve daha iyi şey üretmeyi sağlayan fikirlerdeydi.
Bu ders, inovasyonun neden büyümenin motoru sayıldığını üç açıdan ele alıyor. Birincisi ölçümdür: yeni ürünlerin yaşam standardına katkısı, alışılmış istatistiklerde büyük ölçüde görünmez kalır. İkincisi yayılmadır: bir icat, ancak kullanıldığı ölçüde büyümeye katkı yapar ve bu çoğu zaman on yıllar alır. Üçüncüsü geleceğe dair tartışmadır: inovasyon, geçmişteki kadar büyüme sağlamaya devam edecek mi?
Hikâye — Işığın gerçek fiyatı
1990'ların başında iktisatçı William Nordhaus, basit görünen bir soruya takıldı: iki yüz yıl önceki bir işçiyle bugünkü bir işçinin gerçek ücretlerini nasıl karşılaştırırız? Alışılmış yöntem, ücretleri bir fiyat endeksine bölmektir. Ama fiyat endeksi, belirli bir mal sepetinin fiyatını izler; iki yüz yıl önceki sepette elektrik, otomobil, antibiyotik ya da telefon yoktu. Bugünkü tüketimin büyük kısmı, o dönemde üretilmeyen, hatta hayal bile edilmeyen mallardan oluşur.
Nordhaus bu sorunun büyüklüğünü ölçmek için tek bir hizmet seçti: aydınlatma. Işığın avantajı, sağladığı hizmetin, yani aydınlığın, binlerce yıl boyunca değişmemesiydi. Bir mum, bir gaz lambası ve bir ampul, farklı mallardır ama aynı şeyi üretir; bu yüzden aynı ölçüyle, ışık miktarıyla karşılaştırılabilir. Nordhaus, Babil'deki kandillerden modern ampullere kadar aydınlatma araçlarının verimliliğini tahmin etti ve ışığın kendisi için, yani bir birim aydınlığın maliyeti için, bir gerçek fiyat endeksi kurdu.
Ardından bu gerçek fiyatı, alışılmış yöntemle, yani dönemin aydınlatma araçlarının piyasa fiyatlarını birbirine ekleyerek kurulan geleneksel bir ışık fiyatıyla karşılaştırdı. Sonuç çarpıcıydı: geleneksel fiyat endeksleri, on dokuzuncu yüzyılın başından bu yana ışığın fiyatındaki artışı, dolayısıyla ışık üretimindeki artışı, 900 ile 1.600 kat arasında bir çarpanla yanlış gösteriyordu. Geleneksel endeksler fiyatın artışını abartıyor, üretimin artışını da o ölçüde eksik gösteriyordu.
Nordhaus bu bulgudan genel bir çıkarım yaptı: Sanayi Devrimi'nden bu yana reel ücretlerin ve reel üretimin gerçek büyümesi, istatistiklerin gösterdiğinden önemli ölçüde yüksek olabilirdi. Makalesi 1994'te bir çalışma belgesi olarak dolaşıma girdi ve 1997'de yeni malların ekonomisi üzerine bir derlemede yayımlandı. Başlığı, sorusunu da cevabını da taşıyordu: reel üretim ve reel ücret ölçüleri gerçeği yakalıyor mu? Aydınlatmanın tarihi, yakalamadığını düşündürüyor.
Hikâye, inovasyonun büyümeye katkısının neden hem çok büyük hem de ölçülmesi çok zor olduğunu gösterir. İnovasyon, eski malları ucuzlatmakla kalmaz; eski sepette hiç bulunmayan yeni mallar yaratır. Bu yeni malların değeri, istatistiklere ancak kısmen yansır.
Kavram
Ekonomik etkiyi başlatan ayrım şudur.
Ölçümdeki temel sorun şudur.
Yayılmanın hızını ölçen kavram şudur.
İnovasyonun işgücü piyasasındaki yaratıcı yüzü şudur.
Büyümenin iki farklı kaynağını ayıran ölçü şudur.
Büyümenin geleceğine dair kötümser tezin anahtar kavramı şudur.
Veri ve kanıt
Bu bulgu, inovasyonun yaşam standardını yükseltmesinin bir kanalını, üretim yapısının kendisinin dönüşmesini, somut hâle getirir. 1940'ta bir ekonomi uzmanı, bugünkü mesleklerin çoğunu adlandıramazdı; çünkü bunlar henüz yoktu. Ama bulgu aynı zamanda bir uyarı içerir: yeni işin kaynağı, emeği tamamlayan yeniliklerdir; emeğin yerini alan yenilikler ise yeni iş yaratmaz, hatta yavaşlatır. İnovasyonun toplam etkisi, bu iki tür yeniliğin dengesine bağlıdır ve son kırk yılda bu denge emek aleyhine kaymıştır.
Gordon'un tezi, inovasyonun büyümenin motoru olduğunu reddetmez; tersine, onu en güçlü biçimde kabul eder. Tartışma, motorun gelecekte ne kadar güçlü çalışacağıyla ilgilidir. Gordon'a göre bütün icatlar eşit değildir: şebeke suyu ya da elektrik, günlük hayatı bir kez ve kökten değiştirdi; bu tür sıçramaların tekrarlanması kolay değildir. İyimserler ise yapay zekâ gibi genel amaçlı teknolojilerin etkisinin, tıpkı elektrikte olduğu gibi, ancak on yıllar içinde ortaya çıkacağını ve Nordhaus'un gösterdiği ölçüm sorununun yeni teknolojilerin katkısını bugün de eksik gösterdiğini savunur.
Yaygın yanlış«Bir ülke yeterince fabrika, makine ve yol yaparsa, kişi başına gelirini sonsuza kadar artırabilir.»
Solow modelinin gösterdiği gibi, teknoloji değişmezken her ek makine bir öncekinden daha az ek üretim sağlar ve sermaye birikimi sonunda aşınmayı ancak telafi edecek düzeyde durulur. Kişi başına gelirin uzun dönemde sürekli artması, aynı girdilerle daha fazla ve daha iyi şey üretmeyi sağlayan yeni fikirlere bağlıdır. Nordhaus'un ışık hesabı, bu yeni fikirlerin yaşam standardına katkısının, alışılmış istatistiklerin gösterdiğinden çok daha büyük olabileceğini gösterir.
Yaygın yanlış«Teknolojik ilerleme hızlandığına göre, büyümenin de hızlanması kaçınılmazdır; inovasyon her zaman aynı ölçüde refah getirir.»
Gordon, ikinci sanayi devriminin büyümeye katkısının, bilgisayar ve internet devriminin katkısından çok daha büyük ve kalıcı olduğunu savunur; bazı icatlar hayatı ancak bir kez dönüştürebilir. Autor ve arkadaşları ise son kırk yılda emeğin yerini alan yeniliklerin talebi aşındırıcı etkisinin güçlendiğini, emeği tamamlayan yeniliklerin etkisinin ise güçlenmediğini buldu. İnovasyonun hızı kadar türü ve yayılma biçimi de önemlidir.
Neden önemli?
Küçük büyüme hızı farkları, uzun dönemde büyük gelir farklarına dönüşür. Yıllık yüzde 2 büyüyen bir ekonominin kişi başına geliri yaklaşık 35 yılda ikiye katlanırken, yüzde 1 büyüyen bir ekonominin geliri aynı sürede yalnızca yüzde 40 kadar artar. Bu yüzden inovasyonun büyüme hızına birkaç onda birlik katkısı bile, bir kuşağın yaşam standardını belirgin biçimde değiştirir.
Türkiye gibi teknoloji sınırının gerisindeki ekonomiler için soru biraz farklıdır. Bu ülkeler, sınırdaki ülkelerin geliştirdiği teknolojileri benimseyerek ve uyarlayarak, sınırdan daha hızlı büyüyebilir. Ama benimsemenin hızı ve derinliği kendiliğinden gerçekleşmez; beşerî sermayeye, firmaların yönetim becerisine, rekabete ve finansmana erişime bağlıdır. Önceki derslerde gördüğümüz orta gelir tuzağı tartışması, ülkelerin bir noktadan sonra yalnızca benimseyerek değil, kendileri de yenilik üreterek büyümek zorunda kaldığı iddiasına dayanır.
Bu ders, İnovasyon, Girişimcilik ve Teknoloji Ekonomisi dizisinin girişidir. Dizinin devamında araştırmanın kimler tarafından ve hangi teşviklerle yapıldığı, kullanıcı sayısıyla değeri artan teknolojiler, girişimciler ve onları finanse eden yatırımcılar, teknolojilerin ülkeler ve firmalar arasında yayılması, yeni sektörlerin eskilerinin yerini alması ve devletin inovasyonu destekleme araçları ele alınıyor.
Model
İnovasyonun büyümedeki rolü, birkaç basit hesapla izlenebilir: bileşik büyümenin gücü, sermaye birikiminin sınırı, büyümenin kaynaklarının ayrıştırılması, yeni malların ölçümü ve teknolojilerin yayılması. Aşağıdaki örneklerde, aksi belirtilmedikçe sayılar varsayımdır ve yalnızca işleyişi somutlaştırmak için seçilmiştir.
Çözümlü örnek — Onda birlerin kuşaklara dönüşmesi
İki ülke bugün aynı kişi başına gelire, 100 birime sahip olsun. A ülkesinde kişi başına gelir yılda yüzde 1,5, B ülkesinde yüzde 2,5 artıyor. Fark yılda yalnızca bir yüzde puandır.
Otuz yıl sonra A'nın geliri 100 × 1,015³⁰ ≈ 156, B'nin geliri 100 × 1,025³⁰ ≈ 210 olur. B, A'dan yaklaşık üçte bir daha zengindir. Altmış yıl sonra, yani iki kuşak sonra, A'nın geliri yaklaşık 244, B'nin geliri yaklaşık 440'tır; B, A'nın neredeyse iki katına ulaşmıştır.
Bu hesap, büyüme hızındaki küçük farkların neden bu kadar önemli olduğunu gösterir. Gordon'un tezi de bu aritmetiğe dayanır: ABD'nin 1860–2007 arasındaki yıllık yüzde 1,9'luk büyümesinin yarısına düşmesi, yılda yüzde 0,95'lik bir büyüme demektir. Yüzde 1,9 ile gelir yaklaşık 37 yılda ikiye katlanırken, yüzde 0,95 ile yaklaşık 73 yılda katlanır. Bir kuşağın yaşam boyunca gördüğü ilerleme, yarı yarıya azalır.
Çözümlü örnek — Makineyle büyümenin sınırı
Önceki derslerde gördüğümüz Solow modelinin mantığını sayılarla hatırlayalım. Bir ekonomide işçi başına üretim, işçi başına sermayenin karekökü kadardır: y = √k. İşçi başına sermaye 100 iken üretim 10'dur. Sermaye 400'e çıkarılırsa üretim 20'ye, 900'e çıkarılırsa 30'a yükselir.
Sermayeyi dört katına çıkarmak üretimi iki katına, dokuz katına çıkarmak üç katına çıkarır. Her ek makine bir öncekinden daha az ek üretim sağlar. Üstelik makineler aşınır: makinelerin yılda yüzde 5 oranında aşındığı bir ekonomide, 900 birimlik sermayeyi korumak için yılda 45 birim yatırım gerekir. Üretimin yüzde 20'si tasarruf edilip yatırılıyorsa, 30 birimlik üretimden ancak 6 birim yatırım yapılabilir; bu, aşınmayı karşılamaya bile yetmez.
Ekonomi, yatırımın aşınmaya eşit olduğu noktada durulur: 0,20 × √k = 0,05 × k eşitliğinden √k = 4, yani k = 16 ve y = 4 bulunur. Bu noktadan sonra, teknoloji değişmezse, kişi başına üretim artmaz. Tasarruf oranı yüzde 40'a çıkarılırsa, durulma noktası √k = 8, yani k = 64 ve y = 8'e yükselir; gelir bir kez iki katına çıkar ama sonra yine durur.
Şimdi aynı ekonomide bir yeniliğin, her sermaye düzeyinde üretimi yüzde 10 artırdığını varsayalım: y = 1,1 × √k. Yatırım da yüzde 10 artar ve durulma noktası √k = 4,4, yani k ≈ 19,4 ve y ≈ 4,84'e çıkar. Yenilik hem üretimi doğrudan artırmış hem de daha fazla sermaye birikimine yol açmıştır. Yenilikler her yıl sürdükçe durulma noktası da sürekli ilerler. Kişi başına gelirin sürekli artmasının açıklaması budur.
Çözümlü örnek — Büyümenin kaynaklarını ayırmak
Büyüme muhasebesi, büyümenin ne kadarının sermaye ve emekteki artıştan, ne kadarının verimlilikten geldiğini ayırır. Bir ekonomide bir yılda üretim yüzde 3,0, sermaye stoku yüzde 4,0, çalışılan saat yüzde 1,0 artmış olsun. Sermayenin gelirden aldığı pay 0,35, emeğin payı 0,65'tir.
Sermayenin büyümeye katkısı 0,35 × 4,0 = 1,4, emeğin katkısı 0,65 × 1,0 = 0,65 yüzde puandır. İkisinin toplamı 2,05'tir. Üretim artışının geriye kalan 3,0 − 2,05 = 0,95 puanlık kısmı, önceki derslerde gördüğümüz Solow artığıdır; yani toplam faktör verimliliğindeki artış.
Bu artık, yalnızca yeni teknolojileri değil, daha iyi yönetimi, kaynakların daha verimli firmalara kaymasını ve ölçüm hatalarını da içerir. Ama uzun dönemde sınırdaki ülkelerde kişi başına büyümenin önemli bir kısmının bu artıktan geldiği, yani aynı girdilerle daha fazla üretim yapabilmekten kaynaklandığı görülür. Solow'un kendisi de 1957'de ABD'de saat başına üretim artışının büyük bölümünü sermayeyle açıklayamamıştı. Bu artığa bir ad vermek, onu açıklamak anlamına gelmez; inovasyon ekonomisi, bu artığın içini açmaya çalışır.
Çözümlü örnek — Yeni mal sepete geç girerse
Nordhaus'un ışık hesabının genel mantığını basit bir sepetle görelim. Bir ekonomide iki mal tüketilir: ekmek ve yeni icat edilen bir ürün, örneğin bir cep telefonu. Birinci yılda telefon henüz yoktur; bir hane geliriyle 100 birim ekmek alır ve fiyat endeksi yalnızca ekmeğin fiyatını izler.
İkinci yılda telefon piyasaya çıkar ve çok pahalıdır; yalnızca birkaç hane alabilir. Beşinci yılda telefonun fiyatı yarıya iner, onuncu yılda başlangıçtakinin onda birine düşer ve telefon her hanede bulunur. Ama istatistik kurumu, telefonu fiyat endeksi sepetine ancak onuncu yılda ekler.
Bu durumda endeks, telefonun fiyatındaki yüzde 90'lık düşüşü hiç görmez; sepete girdiğinde fiyat zaten düşmüştür. Hanelerin telefona erişimle elde ettiği kazanç da, telefon hiç yokken ona ödenmeye razı oldukları tutarla bugünkü fiyat arasındaki fark, endekse yansımaz. Endeks, yaşam maliyetini olduğundan yüksek, reel geliri ise olduğundan düşük gösterir.
Kabaca bir hesap yapalım. Onuncu yılda hanelerin harcamasının yüzde 5'i telefona gidiyor ve telefonun kalite düzeltmeli fiyatı on yılda yılda ortalama yüzde 20 düşmüş olsun. Bu düşüş sepete girseydi, genel fiyat endeksindeki yıllık artış yaklaşık 0,05 × 20 = 1 yüzde puan daha düşük çıkacak, reel büyüme de o ölçüde yüksek görünecekti. Bu, harcamanın küçük bir kısmını oluşturan tek bir yeni mal için bile, büyümenin yılda bir puana varan bir kısmının istatistiklerde kaybolabileceği anlamına gelir. İstatistik kurumlarının önceki derslerde gördüğümüz hedonik fiyatlama yöntemleri ve sepetleri daha sık güncellemesi, bu yanlılığı azaltmayı amaçlar.
Çözümlü örnek — İcattan kullanıma geçen süre
Bir icadın büyümeye katkısı, yayılma hızına bağlıdır. Yeni bir üretim teknolojisinin, onu kullanan firmalarda verimliliği yüzde 30 artırdığını varsayalım. X ülkesinde teknoloji, icadından 10 yıl sonra kullanılmaya başlanıyor ve 10 yıl içinde firmaların tamamına yayılıyor. Y ülkesinde ise ilk kullanım icattan 40 yıl sonra başlıyor ve yayılma 20 yıl sürüyor.
İcattan 20 yıl sonra X'te bütün firmalar teknolojiyi kullanmaktadır; toplam verimlilik yüzde 30 yüksektir. Y'de ise henüz hiçbir firma kullanmamaktadır. İcattan 50 yıl sonra X çoktan tam kullanıma ulaşmıştır; Y'de firmaların yarısı teknolojiyi benimsemiştir ve toplam verimlilik yaklaşık yüzde 15 yüksektir.
Bu hesap tek bir teknoloji içindir. Bir ekonomi aynı anda yüzlerce teknolojiyle çalışır: buhar makinesi, elektrik, telefon, bilgisayar, konteyner taşımacılığı, internet. Her birinde birkaç on yıllık gecikme, kuşaklar boyu sürecek verimlilik farklarına dönüşür. Ülkeler arasındaki gelir farklarının bir kısmı, hangi teknolojilerin bilindiğinden çok, ne kadar hızlı ve ne kadar yoğun kullanıldığından kaynaklanır. Bu konuyu dizinin ilerleyen bir dersinde, teknolojilerin nasıl yayıldığını incelerken ayrıntılı olarak ele alacağız.
Çözümlü örnek — Sınırda ve sınırın gerisinde büyümek
Teknoloji sınırındaki bir ülkenin kişi başına geliri 100, sınırın gerisindeki bir ülkeninki 40 olsun. Sınırdaki ülke ancak yeni fikirler üreterek büyüyebilir ve yılda yüzde 1,5 büyümektedir. Geride kalan ülke ise hem sınırın ilerlemesinden yararlanır hem de aradaki farkı kapatır: basit bir yakınsama kuralına göre, her yıl kendisiyle sınır arasındaki verimlilik farkının yüzde 2'sini kapattığını varsayalım.
Birinci yılda sınırın geliri 101,5 olur. Geride kalan ülkenin sınıra oranı 0,40'tan 0,40 + 0,02 × (1 − 0,40) = 0,412'ye çıkar. Geliri 0,412 × 101,5 ≈ 41,8 olur; bu yaklaşık yüzde 4,5'lik bir büyümedir. Geride kalan ülke, sınırdan üç kat hızlı büyür.
Ama yakınsama ilerledikçe fark kapanır ve büyüme yavaşlar. Oran 0,80'e ulaştığında, yıllık kapanan fark 0,02 × 0,20 = 0,004'e iner ve ülkenin büyümesi yüzde 2'ye yaklaşır. Sınıra yaklaşan bir ülke, artık yalnızca benimseyerek değil, kendisi de yenilik üreterek büyümek zorundadır. Önceki derslerde gördüğümüz orta gelir tuzağı tartışması, bu geçişin zorluğuna dairdir: benimsemeye dayalı büyüme ile yeniliğe dayalı büyüme, farklı kurumlar, farklı beceriler ve farklı finansman biçimleri gerektirir.
Çözümlü örnek — Otomasyon ve yeni iş dengesi
Autor ve arkadaşlarının bulgusunun mantığını basit bir meslek örneğiyle görelim. Bir ekonomide 100 muhasebe çalışanı var. Yeni bir yazılım, bu çalışanların yaptığı görevlerin yüzde 40'ını, yani kayıt girişi ve hesap kontrolünü, otomatikleştiriyor. Diğer her şey sabitse, aynı işi yapmak için 60 çalışan yeterlidir; 40 kişilik emek talebi kaybolur.
Ama aynı dönemde başka yenilikler de ortaya çıkıyor. Yazılım, firmaların daha ayrıntılı finansal analiz yapmasını mümkün kılıyor ve veri analizi, vergi planlaması ve iç denetim gibi yeni uzmanlıklara talep doğuruyor. Bu yeni işler 25 çalışan istihdam ediyor. Net etki, 100'den 85'e bir düşüştür; ama işlerin içeriği değişmiştir ve yeni işler çoğu zaman farklı beceriler gerektirir.
Emeği tamamlayan yenilikler daha güçlü olsaydı, örneğin yazılım çalışanların daha karmaşık işleri daha hızlı yapmasını sağlayarak muhasebe hizmetlerine talebi artırsaydı, yeni işler 40'tan fazla çalışan isteyebilir ve net etki olumlu olabilirdi. Autor ve arkadaşlarının son kırk yıla dair bulgusu, otomatikleştiren yeniliklerin talebi aşındırıcı etkisinin güçlendiğini, tamamlayıcı yeniliklerin etkisinin ise güçlenmediğini gösterir. İnovasyonun toplam büyümeye katkısı olumlu olsa da, bu katkının kime ne kadar ulaştığı ayrı bir sorudur.
Çözümlü örnek — Tek seferlik icatların aritmetiği
Gordon'un argümanını basit bir hesapla görelim. Bir hanenin her gün kuyudan su taşımak için iki saat harcadığını varsayalım. Şebeke suyu bu süreyi sıfıra indirir. Hane yılda yaklaşık 730 saat kazanır; yılda 2.000 saat çalışılan bir ekonomide bu, bir yetişkinin yıllık çalışma süresinin üçte birinden fazlasıdır. Bu kazanç, bir kez elde edilir; şebeke suyu bir kez daha icat edilip aynı 730 saat yeniden kazanılamaz.
Bir sonraki iyileşme, örneğin suyun daha temiz olması ya da basıncın daha düzenli olması, gerçek bir kazançtır ama ilk sıçramanın yanında küçük kalır. Gordon'a göre ikinci sanayi devriminin kentleşme, ulaşım hızı, ev içi ısıtma ve serinletme gibi birçok sonucu bu türdendir: yaşam standardını bir kez ve kökten değiştirmiş, sonra doyuma ulaşmıştır.
İyimserler bu hesaba iki itirazda bulunur. Birincisi, geçmişte de her kuşak büyük icatların tükendiğini düşünmüş ama yenileri gelmiştir; ikinci sanayi devriminin sonuçları da başlangıçta kolayca öngörülemezdi. İkincisi, yeni teknolojilerin sağladığı kazançların bir kısmı, örneğin ücretsiz dijital hizmetlerin değeri ya da sağlık alanındaki kalite artışları, Nordhaus'un gösterdiği ölçüm sorunları nedeniyle istatistiklerde tam görünmez. Bu tartışmanın cevabı, bugün kesin olarak bilinemez; iki tarafın da güçlü argümanları vardır.
Modelin sınırları
Buradaki örnekler inovasyonu dışarıdan gelen bir verimlilik artışı olarak ele alır: bir yenilik ortaya çıkar ve üretimi artırır. Ama yenilikler kendiliğinden gelmez; firmaların, araştırmacıların ve devletin kaynak ayırmasıyla üretilir. Önceki derslerde gördüğümüz içsel büyüme modelleri ve fikir üretim fonksiyonu, yeniliğin kendisinin ekonomik kararların sonucu olduğunu gösterir. Bu dizinin sonraki dersleri, bu kararların teşviklerini ayrıntılı olarak ele alıyor.
Büyüme muhasebesinin artığı, inovasyonun doğrudan bir ölçüsü değildir. Kaynakların daha verimli firmalara kayması, yönetim uygulamalarındaki iyileşmeler, kurumsal değişiklikler ve ölçüm hataları da bu artığa girer. Artığın büyük olması inovasyonun büyük olduğunu, küçük olması da inovasyonun küçük olduğunu kesin olarak göstermez.
Yeni mal yanlılığı hesapları, tüketicilerin yeni mallardan elde ettiği kazancı tahmin etmeyi gerektirir ve bu tahminler varsayımlara çok duyarlıdır. Nordhaus'un 900 ile 1.600 kat arasındaki geniş aralığı da bu belirsizliği yansıtır. Ölçüm yanlılığının varlığı açıktır; büyüklüğü tartışmalıdır.
Son olarak, inovasyonun büyümeye katkısı yaşam standardının yalnızca bir boyutudur. Yeni teknolojiler çevre kirliliği, işini kaybeden çalışanlar ve bölgesel eşitsizlikler gibi maliyetler de doğurabilir. Büyüme hızını en çoklaştırmak ile bu maliyetleri gözetmek arasındaki denge, iktisadi olduğu kadar siyasi bir tercihtir.
Uygulama
Özet kartı
- Sermaye birikimi, azalan getiriler ve aşınma nedeniyle kişi başına geliri sürekli artıramaz; uzun dönemli büyüme, aynı girdilerle daha fazla ve daha iyi şey üretmeyi sağlayan yeni fikirlere dayanır. İcat, ancak inovasyona dönüşüp yayıldığında büyümeye katkı yapar.
- Nordhaus, ışığın gerçek fiyatını Babil'den bu yana izleyerek, geleneksel fiyat endekslerinin on dokuzuncu yüzyılın başından bu yana ışığın fiyat artışını 900 ile 1.600 kat arasında abarttığını ve reel üretimin ve reel ücretlerin gerçek büyümesinin önemli ölçüde eksik ölçülmüş olabileceğini gösterdi.
- Autor, Chin, Salomons ve Seegmiller, ABD'de bugünkü istihdamın çoğunluğunun 1940'tan sonra ortaya çıkan iş uzmanlıklarında olduğunu, yeni işin emeği tamamlayan yeniliklerden doğduğunu ve son kırk yılda otomatikleştiren yeniliklerin talebi aşındırıcı etkisinin güçlendiğini buldu.
- Gordon, ikinci sanayi devriminin birçok sonucunun tek seferlik olduğunu, bilgisayar devriminin yalnızca kısa bir canlanma yarattığını ve altı karşı rüzgârın ABD'nin uzun dönemli büyümesini tarihsel hızın yarısına ya da daha aşağısına çekebileceğini savundu.
- Küçük büyüme hızı farkları kuşaklar içinde büyük gelir farklarına dönüşür. Sınırın gerisindeki ülkeler benimseyerek hızlı büyüyebilir, ama sınıra yaklaştıkça kendi yeniliklerini üretmek zorunda kalır; benimseme gecikmesi, ülkeler arasındaki gelir farklarının önemli bir kaynağıdır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| İcat ve inovasyon | Invention and innovation | Yeni fikrin tasarlanması ile piyasada fiilen kullanılması arasındaki ayrım |
| Yeni mal yanlılığı | New goods bias | Fiyat endekslerinin yeni ürünlerin kazancını kaçırarak reel büyümeyi eksik göstermesi |
| Benimseme gecikmesi | Adoption lag | Bir teknolojinin icadı ile bir ülkede yaygın kullanımı arasında geçen süre |
| Yeni iş | New work | Yeni teknolojiler ya da talep değişiklikleriyle ortaya çıkan, daha önce olmayan meslekler |
| Sınır büyümesi | Frontier growth | Teknoloji sınırındaki ekonominin kişi başına gelir büyümesi |
| Karşı rüzgârlar | Headwinds | Gordon'a göre inovasyon hızı sabitken bile büyümeyi yavaşlatan yapısal etkenler |
Kendini sına
- (Çıktı 1) İcadı inovasyondan ayıran ölçütü, seçtiğin bir ürün üzerinden göster. Bir ülkenin çok sayıda icat yapıp yavaş büyümesi mümkün müdür?
- (Çıktı 2) Solow modeline göre sermaye birikimi neden kişi başına geliri sürekli artıramaz? Teknolojik ilerleme bu sonucu nasıl değiştirir?
- (Çıktı 3) Kişi başına geliri 100 olan iki ülkeden biri yılda yüzde 1, öbürü yüzde 3 büyüyor. Kırk yıl sonra gelirleri ne olur? İkinci ülkenin geliri yaklaşık kaç yılda ikiye katlanır?
- (Çıktı 3) Bir ekonomide üretim yüzde 2,5, sermaye yüzde 3,0, çalışılan saat yüzde 0,5 artmıştır. Sermayenin payı 0,4, emeğin payı 0,6'dır. Toplam faktör verimliliğindeki artışı hesapla. Bu sayının neden tamamen inovasyon olarak yorumlanamayacağını açıkla.
- (Çıktı 4) Gordon'un tezi ile Autor ve arkadaşlarının bulgusu birbiriyle çelişir mi? İki çalışma, inovasyonun gelecekteki büyümeye katkısına dair ne söyler?
- (Çıktı 4) Bir köşe yazarı, «Resmî istatistiklere göre reel ücretler son yirmi yılda çok az arttı; demek ki teknolojik ilerleme sıradan insanlara hiçbir şey kazandırmadı» diyor. Işık hesabını ve yeni iş bulgusunu birlikte kullanarak yargının hangi kısmının tutup hangi kısmının tutmadığını göster.
Cevaplar
- İcat, yeni bir ürünün ya da yöntemin ilk kez tasarlanmasıdır; inovasyon ise bu fikrin piyasaya getirilip fiilen kullanılmasıdır. Örneğin bir laboratuvarda yeni bir pil kimyasının keşfedilmesi bir icattır; bu pilin seri olarak üretilip araçlarda kullanılması inovasyondur. Bir ülke çok sayıda icat yapıp yavaş büyüyebilir: icatlar ticarileştirilemiyorsa, firmalar onları benimsemek için gereken finansmana ya da beceriye sahip değilse ya da icatlar başka ülkelerde kullanılıyorsa, icatların yurtiçi büyümeye katkısı sınırlı kalır.
- Solow modelinde teknoloji sabitken her ek sermaye birimi bir öncekinden daha az ek üretim sağlar ve sermaye her yıl aşınır. Sermaye büyüdükçe aşınmayı karşılamak için gereken yatırım da büyür; sonunda yatırım yalnızca aşınmayı karşılayabilir ve işçi başına sermaye ile gelir artmayı durdurur. Teknolojik ilerleme, aynı sermayeyle daha fazla üretim yapılmasını sağlar; bu hem üretimi doğrudan artırır hem de yatırımı artırarak durulma noktasını ileri iter. Teknolojik ilerleme sürdükçe kişi başına gelir de sürekli artabilir.
- Kırk yıl sonra birinci ülkenin geliri 100 × 1,01⁴⁰ ≈ 149, ikinci ülkenin geliri 100 × 1,03⁴⁰ ≈ 326 olur; ikinci ülke birincinin iki katından fazla zengindir. Yüzde 3 büyüyen bir ekonominin geliri, 70 ÷ 3 kuralıyla yaklaşık 23 yılda ikiye katlanır.
- Sermayenin katkısı 0,4 × 3,0 = 1,2, emeğin katkısı 0,6 × 0,5 = 0,3 yüzde puandır; toplam 1,5'tir. Toplam faktör verimliliğindeki artış 2,5 − 1,5 = 1,0 yüzde puandır. Bu sayı yalnızca yeni teknolojileri değil, kaynakların daha verimli firmalara kaymasını, yönetim uygulamalarındaki iyileşmeyi, kapasite kullanımındaki dalgalanmaları ve girdilerin ölçümündeki hataları da içerir. Bu yüzden artığın tamamını inovasyona bağlamak yanıltıcı olabilir.
- İki çalışma doğrudan çelişmez; farklı sorulara bakar. Gordon, toplam büyüme hızının geleceğine odaklanır ve geçmişin büyük icatlarının tek seferlik olduğunu, yenilerinin daha küçük etkiler yarattığını savunur. Autor ve arkadaşları ise inovasyonun işgücü piyasasındaki bileşimini inceler ve yeni işin tarih boyunca istihdamın büyük kısmını oluşturduğunu gösterir. İki çalışmayı birleştiren bir gözlem, son kırk yılda emeği tamamlayan yeniliklerin etkisinin güçlenmediğidir; bu, Gordon'un yavaşlama teziyle uyumludur. Ama Autor ve arkadaşlarının bulgusu, yeni teknolojilerin bugün öngörülemeyen yeni meslekler yaratabileceğini de hatırlatır; geleceğe dair her iki yönde de belirsizlik vardır.
- Yargı iki açıdan eksiktir. Birincisi, Nordhaus'un gösterdiği gibi fiyat endeksleri yeni malların ve kalite artışlarının değerini tam yakalamaz; ücretsiz dijital hizmetler, daha iyi ilaçlar ya da daha güvenli arabalar, reel ücret hesaplarına ancak kısmen girer. Bu yüzden reel ücretlerin gerçek artışı istatistiklerin gösterdiğinden yüksek olabilir. İkincisi, Autor ve arkadaşlarının bulgusu, son kırk yılda otomatikleştiren yeniliklerin talebi aşındırıcı etkisinin güçlendiğini gösterir; yani yargının endişe ettiği dağılım sorunu gerçek olabilir. Doğru bir değerlendirme, teknolojinin sıradan insanlara hiçbir şey kazandırmadığını değil, kazançların ölçülmesinin zor olduğunu ve farklı gruplara farklı ölçüde ulaştığını söyler.
İleri okuma
- William D. Nordhaus (1997). «Do Real-Output and Real-Wage Measures Capture Reality? The History of Lighting Suggests Not». Timothy F. Bresnahan, Robert J. Gordon (ed.), The Economics of New Goods içinde. University of Chicago Press. Işığın gerçek fiyatı ve yeni mal yanlılığı.
- David Autor, Caroline Chin, Anna Salomons, Bryan Seegmiller (2024). «New Frontiers: The Origins and Content of New Work, 1940–2018». Quarterly Journal of Economics 139(3). Yeni mesleklerin kökenleri.
- Robert J. Gordon (2012). «Is U.S. Economic Growth Over? Faltering Innovation Confronts the Six Headwinds». NBER Working Paper 18315. Büyümenin yavaşlayacağı tezi.
- Robert J. Gordon (2016). The Rise and Fall of American Growth. Princeton University Press. İkinci sanayi devriminin günlük hayatı nasıl dönüştürdüğünün kapsamlı bir anlatısı.
Sonraki derse köprü
Bu derste yenilikleri, büyümeyi hızlandıran ama nereden geldiği sorulmayan bir güç gibi ele aldık. Oysa her yeniliğin arkasında, sonucu belirsiz bir araştırmaya kaynak ayırmaya karar veren bir firma, bir üniversite ya da bir devlet kurumu vardır. Bu kararı veren taraf, araştırmanın getirisinin yalnızca bir kısmını kendisi alır; geri kalanı taklitçilere, rakiplere ve topluma taşar. Sıradaki ders Ar-Ge ve patent sistemini ele alıyor: araştırmaya ayrılan kaynakların nasıl ölçüldüğünü, özel getiri ile toplumsal getiri arasındaki farkın neden yetersiz araştırmaya yol açtığını ve patentin, vergi indirimlerinin ve kamu fonlarının bu açığı kapatmada nasıl birlikte çalıştığını göreceğiz.