İçeriğe geç

Ders EKO-208.08 · Seviye 2 — Orta

Göç ekonomisi

EKO-208 Çalışma Ekonomisi

4.322 kelime · yaklaşık 20 dakika okuma · seslendirme 10 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • itici ve çekici etkenler
  • kendi kendini seçme
  • yerli ve göçmen emeği arasındaki ikame
  • göç fazlası
  • beyin göçü
  • zorunlu göç
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Göç, bir yatırım kararı olarak düşünülebilir: iki yer arasındaki kazanç farkının bugünkü değeri göçün maliyetlerini aşıyorsa göç kârlıdır. Gençler ve akraba ağları olanlar daha çok göç eder; itici ve çekici etkenler göçün yönünü belirler.
  2. Card, 1980'deki Mariel göçünün Miami işgücünü yüzde 7 artırdığını ama vasıfsız işçilerin ücretlerini ve işsizliğini neredeyse hiç etkilemediğini buldu. Borjas, lise mezunu olmayan işçilere odaklandığında bu grubun ücretlerinin yüzde 10 ile 30 arasında düştüğünü buldu; sonraki çalışmalar farkın bir kısmını örneklem bileşimine bağladı.
  3. Ceritoğlu ve arkadaşları, Türkiye'de Suriyeli sığınmacıların yerli işçilerin ücretlerini önemsiz ölçüde etkilediğini, ama kayıt dışı işçiler arasında belirgin istihdam kayıplarına yol açtığını buldu; kadınlar, gençler ve düşük eğitimliler en çok etkilendi.
  4. Göç fazlası, yerli nüfusun toplam gelirindeki net artıştır ve genellikle küçüktür; ama arkasında yerli işçilerden işverenlere büyük bir yeniden dağılım vardır. Göçmenler yerlilerle farklı görevlerde uzmanlaşıyorsa, onları tamamlayabilir ve ücretlerini artırabilir.
  5. Clemens'e göre göç engellerinin kaldırılmasının kazançları dünya gelirinin büyük bir kısmına denk gelebilir. Kendi kendini seçme, becerilerin gidilen yerde daha iyi ödüllendirildiği durumlarda göçün eğitimlilerden oluşmasına ve beyin göçüne yol açar.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — İtici ve çekici etkenleri, kendi kendini seçmeyi, yerli ve göçmen emeği arasındaki ikameyi, göç fazlasını, beyin göçünü ve zorunlu göçü tanımlar.
  • Anlama — Bir kişinin göç etme kararını bir yatırım kararı olarak açıklar ve göçmenlerin gelişinin yerli işçilerin ücret ve istihdamını hangi koşullarda etkileyebileceğini tartışır.
  • Uygulama — Bir göç kararının bugünkü değerini hesaplar, ani bir işçi akınının ücretleri ne kadar aşağı çekeceğini kestirir ve göç fazlasını basit bir modelle bulur.
  • Değerlendirme — Card'ın ve Borjas'ın Mariel bulgularını, Ceritoğlu ve arkadaşlarının Türkiye bulgularını ve Clemens'in göç engellerine dair tahminlerini karşılaştırarak göçün emek piyasası etkilerine dair iddiaları kanıtlara dayanarak değerlendirir.

Sezgi

Açılış

İnsanlar tarih boyunca daha iyi bir yaşam arayışıyla yer değiştirdi: köyden kente, bir bölgeden öbürüne, bir ülkeden başka bir ülkeye. Bu hareket, hem göç edenlerin hem de gittikleri ve ayrıldıkları yerlerin ekonomilerini derinden etkiler. Göç edenler çoğu zaman gelirlerini katlarca artırır; ama gittikleri yerlerde yerli işçilerin ücretleri, konut fiyatları ve kamu hizmetleri üzerindeki etkileri, göçü siyasal tartışmaların merkezine yerleştirir.

Önceki derslerde emek arzını, emek talebini ve ücretlerin nasıl belirlendiğini inceledik. Göç, emek piyasasına bir bölgede birden gelen ya da giden işçiler olarak etki eden en büyük arz değişikliklerinden biridir. Bu ders, insanların neden göç ettiğini ve göçmenlerin gelişinin yerli işçileri nasıl etkilediğini soruyor. Bu ikinci soru, iktisatçılar arasında yıllardır süren, verinin ve yöntemin sonucu nasıl değiştirebildiğini gösteren canlı bir tartışmanın konusudur.

Hikâye — Mariel'den Miami'ye

1980 baharında Küba hükümeti, ülkeden ayrılmak isteyenlerin Mariel limanından gemilerle ayrılabileceğini açıkladı. Nisan ile Ekim ayları arasında yaklaşık 125 bin Kübalı, teknelerle Florida'ya geçti. Göçmenlerin önemli bir kısmı Miami'ye yerleşti. Bu, bir kentin emek piyasasına birkaç ay içinde, önceden beklenmeyen, büyük bir işçi akışıydı; iktisatçılar için göçün etkisini incelemek üzere bir doğal deney.

David Card, 1990'da yayımladığı çalışmasında Mariel göçmenlerinin Miami'nin işgücünü yüzde 7 artırdığını hesapladı. Göçmenlerin çoğu görece vasıfsız olduğu için, vasıfsız meslek ve sektörlerdeki emek arzı artışı daha da büyüktü. Card, Miami'yi benzer başka kentlerle karşılaştırdı ve bu akının, daha önce göç etmiş Kübalılar da dahil olmak üzere, vasıfsız işçilerin ücretleri ya da işsizlik oranları üzerinde neredeyse hiçbir etkisi olmadığını buldu. Card'a göre Miami'nin emek piyasası, önceki yirmi yıldaki büyük göç dalgalarına uyum sağlamış olduğu için bu yeni akını da hızla emebilmişti.

Yaklaşık otuz yıl sonra George Borjas, aynı olayı yeniden inceledi. Borjas'a göre ücret etkisi, göçmenlerin becerileri ile yerli işçilerin becerileri dikkatle eşleştirilerek ölçülmeliydi. Mariel göçmenlerinin en az yüzde 60'ı liseyi bitirmemişti; Borjas bu yüzden özellikle lise mezunu olmayan yerli işçilerin ücretlerine baktı ve bu grubun Miami'deki ücretlerinin yüzde 10 ile 30 arasında belirgin biçimde düştüğünü buldu. Aynı olayı inceleyen iki saygın iktisatçı, taban tabana zıt sonuçlara varmıştı. Sonraki çalışmalar bu farkın bir kısmının, küçük örneklemlerde hangi işçilerin karşılaştırmaya dahil edildiğinden kaynaklandığını ileri sürdü; tartışma bugün de sürüyor.

Kavram

Göç kararını anlamak için iktisatçılar, insanları hem ayrıldıkları yerden iten hem de gidecekleri yere çeken etkenleri birlikte inceler.

Göç edenler, rastgele seçilmiş bir grup değildir. Kimin göç ettiği, göç edilen yer ile ayrılan yer arasındaki koşullara bağlıdır.

Göçmenlerin yerli işçileri nasıl etkilediği, büyük ölçüde onların yerli işçilerle aynı işleri mi yaptığına, yoksa farklı işlerde mi çalıştığına bağlıdır.

Göçün gidilen ülkedeki toplam etkisi, bazı grupların kazançları ile bazılarının kayıplarının toplamıdır. George Borjas, bu toplam net kazancı ölçmek için bir kavram önerdi.

Göç, ayrılan ülke için de sonuçlar doğurur. Özellikle eğitimli insanların ayrılması, bu ülkeler için uzun süredir bir kaygı konusudur.

Göçün her zaman gönüllü ve ekonomik hesaplara dayalı olmadığını da hatırlamak gerekir. Savaş, zulüm ve doğal afetler, insanları bir tercihten çok bir zorunlulukla yer değiştirmeye iter.

Veri ve kanıt

Bu çalışma, göçün etkisinin yalnızca ücretlerle ölçülmesinin eksik kalabileceğini gösteriyor. Türkiye'de sığınmacıların çoğu çalışma izni olmadan, kayıt dışı işlerde çalıştı. Bu işlerde yerli işçilerle doğrudan rekabet ettiler ve etkinin büyük kısmı, ücretlerin düşmesi yerine yerli kayıt dışı işçilerin işini kaybetmesi biçiminde ortaya çıktı. Etkinin kadınlar, gençler ve düşük eğitimliler arasında yoğunlaşması, göçün bedelinin toplumun en kırılgan kesimlerine düşebileceğini gösterir. Öte yandan kayıtlı istihdamdaki küçük artış, göçün bölgeye getirdiği kamu hizmetleri ve talep artışının bazı yerli işçilere yeni fırsatlar da yarattığını düşündürür.

Clemens'in tahmini, göç tartışmasını küresel bir açıdan ele alır. Aynı beceriye sahip bir işçi, yoksul bir ülkeden zengin bir ülkeye geçtiğinde verimliliği ve kazancı katlarca artabilir; çünkü zengin ülkelerde daha fazla sermaye, daha iyi kurumlar ve daha ileri teknoloji vardır. Bu kazançlar, dünya toplam üretimini artırır. Ama bu tahminler, çok büyük göç hareketlerinin gidilen ülkelerin kurumları, kamu hizmetleri ve toplumsal uyumu üzerindeki etkilerini tam olarak hesaba katmaz; eleştirmenler, bu etkilerin göçün kazançlarını azaltabileceğini hatırlatır. Tartışma, ekonomik kazançların büyüklüğü ile bu kazançların nasıl paylaşılacağı ve hangi sosyal maliyetlerle geleceği arasında sürer.

Yaygın yanlış«Göçmenler yerli işçilerin işlerini alır; her yeni göçmen, bir yerli işçinin işsiz kalması demektir.»
Doğrusu

Bu görüş, bir ekonomideki iş sayısının sabit olduğunu varsayar. Oysa göçmenler yalnızca işçi değil, aynı zamanda tüketicidir; mal ve hizmet talebini artırarak yeni işler yaratırlar. Ayrıca göçmenler çoğu zaman yerli işçilerden farklı görevlerde çalışır ve onları tamamlayabilir. Card'ın Mariel bulgusu, büyük bir göç akınının bile yerli işçilerin istihdamını belirgin biçimde etkilemeyebileceğini gösterir. Ama Borjas'ın ve Ceritoğlu ve arkadaşlarının bulguları, göçmenlerle doğrudan rekabet eden grupların, özellikle düşük becerili ve kayıt dışı işçilerin, olumsuz etkilenebileceğini de gösterir. Etki, sabit bir kural değil, becerilerin örtüşmesine ve emek piyasasının yapısına bağlıdır.

Yaygın yanlış«Beyin göçü, yoksul ülkeler için her zaman ve yalnızca bir kayıptır.»
Doğrusu

Eğitimli insanların ayrılması, ülkelerin beşerî sermayesini azaltabilir; ama başka kanallar bu kaybı kısmen dengeleyebilir. Göç edenlerin gönderdiği paralar, geri dönenlerin getirdiği beceriler ve bağlantılar ve göç olanağının ülkede kalanların eğitime daha çok yatırım yapmasını teşvik etmesi, beyin göçünün net etkisini değiştirir. Net etkinin yönü, göçün büyüklüğüne, göç edenlerin ne kadarının geri döndüğüne ve ülkenin eğitim sistemine bağlıdır.

Neden önemli?

Göç, dünyanın en büyük siyasal tartışmalarından biridir. Göç politikaları, milyonlarca insanın hayatını ve pek çok ülkenin ekonomisini doğrudan etkiler. Göçün emek piyasası etkilerine dair kanıtlar, bu tartışmaların önemli bir parçasıdır; ama kanıtlar, siyasal tartışmalarda çoğu zaman seçici biçimde kullanılır. Göçün ortalama etkisinin küçük olabileceği ile bazı grupların belirgin biçimde etkilenebileceği aynı anda doğru olabilir; politikaların bu iki gerçeği birlikte hesaba katması gerekir.

Türkiye, göç ekonomisinin hemen her boyutunu yaşamış bir ülkedir. 1960'lardan itibaren Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine işçi gönderdi ve bu işçilerin gönderdiği dövizler, Türkiye ekonomi tarihi derslerinde gördüğümüz üzere, ödemeler dengesinde önemli bir yer tuttu. Kırdan kente yoğun bir iç göç yaşadı. Son on yıllarda ise, özellikle Suriye iç savaşından sonra, dünyanın en büyük sığınmacı nüfuslarından birine ev sahipliği yapan bir ülke hâline geldi. Aynı dönemde eğitimli gençlerin yurt dışına göçü, beyin göçü tartışmasını da gündeme getirdi. Bu dersin kavramları, Türkiye'nin bu farklı göç deneyimlerini değerlendirmenin araçlarını sunar.

Model

Çözümlü örnek — Göç bir yatırımdır

Bir işçi, bulunduğu yerde yıllık 300 bin lira kazanıyor. Başka bir ülkede aynı işi yaparak yıllık 600 bin liraya denk bir gelir elde edebilir. Göç etmenin maliyeti yüksektir: yol ve yerleşme masrafları, yeni bir dil öğrenme, ailesinden ve arkadaşlarından uzak kalmanın psikolojik bedeli ve ilk yıllarda iş ararken kaybedilen gelir. Bu maliyetlerin toplamı 1,5 milyon lira olsun.

Göçün getirisi, iki yerdeki kazanç farkının bugünkü değeridir. Yıllık fark 300 bin liradır. İşçinin 20 yıl çalışacağını ve yüzde 5 iskonto oranı kullandığını varsayalım; bu koşullarda yirmi yıllık düzenli bir gelir akışının bugünkü karşılığı, yıllık tutarın yaklaşık 12,46 katıdır. Getirinin bugünkü değeri 300 × 12,46, yani yaklaşık 3,74 milyon liradır. Bu, 1,5 milyon liralık maliyetin çok üstündedir; işçi için göç kârlı bir yatırımdır.

Aynı hesap, kimin göç etme olasılığının daha yüksek olduğunu da gösterir. Emekliliğe 10 yıl kalmış 55 yaşındaki bir işçi için çalışma süresi 20 değil 10 yılsa, getirinin bugünkü değeri yaklaşık 300 × 7,72, yani 2,32 milyon liraya düşer; göç hâlâ kârlıdır ama daha az çekicidir. Gençler, getiriyi toplayacakları süre uzun olduğu için daha çok göç eder. Göçün maliyetini düşüren akraba ağları da, önceden göç etmiş kişilerin çevresinden yeni göçmenlerin gelmesini açıklar.

Çözümlü örnek — Arz şoku ve ücretler

Bir kentte 100 bin vasıfsız işçi çalışıyor ve günde 1.000 lira kazanıyor. Kente 10 bin vasıfsız göçmen geliyor; vasıfsız emek arzı yüzde 10 artıyor. Borjas'ın ABD verileriyle yaptığı tahminlere göre, belirli bir eğitim ve deneyim grubunda emek arzındaki yüzde 10'luk artış, o gruptaki ücretleri yüzde 3 ile 4 arasında düşürüyordu. Bu tahmin geçerliyse, vasıfsız işçilerin ücreti günlük 960 ile 970 lira arasına iner.

Ama bu, kısa dönemdeki ve diğer her şeyin sabit kaldığı durumdaki etkidir. Göçmenler de tüketir ve kentteki mal ve hizmet talebini artırır. Firmalar, daha bol ve daha ucuz vasıfsız emekten yararlanmak için yeni işyerleri açar ve yatırım yapar. Sermaye stoku göçmen akınına uyum sağladıkça, emek talebi de artar ve ücretler üzerindeki baskı zamanla azalır. Card'ın Miami'de ücret etkisi bulmaması, kentin önceki göç dalgalarına uyum sağlamış olmasıyla açıklanıyordu; ekonomi, kısa dönemdeki baskıyı hızla emebilecek bir yapıya sahipti.

Çözümlü örnek — Göç fazlası

Göç fazlasını basit bir modelle görelim. Bir ülkede 100 birim yerli emek var ve emeğin ücreti 10 birimdir. 10 birim göçmen emeği geldiğinde, emek talebi eğrisi boyunca ücret 9,5 birime düşer. Yerli işçiler, her birinde 0,5 birim olmak üzere toplam 50 birim gelir kaybeder. Bu kayıp, işverenlere ve sermaye sahiplerine geçer: aynı yerli işçileri daha düşük ücretle çalıştırırlar.

İşverenler ayrıca göçmen işçilerden de kazanç sağlar. Göçmenlerin ürettiği değer, onlara ödenen ücretten fazladır; çünkü emek talebi eğrisi, ilk göçmenlerin 10 birime yakın, son göçmenlerin 9,5 birim değer ürettiğini gösterir. Bu ek kazanç, yaklaşık olarak bir üçgenin alanıdır: yarım çarpı 10 çarpı 0,5, yani 2,5 birim. Göç fazlası, yerli işçilerin kaybı ile işverenlerin kazancı arasındaki net farktır ve bu örnekte 2,5 birimdir.

Bu hesabın iki önemli dersi vardır. Birincisi, göç fazlası toplam gelirin yanında küçüktür; bu örnekte, yerli nüfusun 1.000 birimlik toplam ücret gelirinin yüzde 0,25'idir. İkincisi, net fazlanın arkasında çok daha büyük bir yeniden dağılım vardır: yerli işçilerden işverenlere 50 birim aktarılır. Göçün asıl ekonomik etkisi, toplam geliri artırmaktan çok, kimin kazanıp kimin kaybettiğini değiştirmesidir.

Tamamlayıcılık ve görev uzmanlaşması

Göçmenler yerli işçilerle aynı işleri yapmak zorunda değildir. Dil becerileri henüz gelişmemiş göçmenler, çoğu zaman beden gücü gerektiren görevlerde çalışır. Yerli işçiler ise bu durumda iletişim, denetim ve müşteriyle ilişki gerektiren görevlere kayabilir. Bu görev uzmanlaşması, göçmenlerin ve yerlilerin birbirini tamamlamasını sağlar ve yerli işçilerin verimliliğini ve ücretlerini artırabilir.

Bir inşaat şirketini düşünelim. Göçmen işçiler, inşaat alanındaki ağır işlerin bir kısmını üstlendiğinde, şirket daha fazla proje alabilir ve bu projeleri yönetecek, müşterilerle ilişki kuracak ve teknik denetimi yapacak yerli çalışanlara daha fazla ihtiyaç duyar. Yerli işçilerin bir kısmı böylece daha yüksek ücretli görevlere yükselir. Yerli ve göçmen emeği arasındaki ikame ne kadar zayıf, tamamlayıcılık ne kadar güçlüyse, göçün yerli işçiler üzerindeki olumsuz etkisi o kadar küçük olur.

Çözümlü örnek — Kimler göç eder?

Kendi kendini seçmeyi iki ülke üzerinde görelim. A ülkesinde beceri getirisi düşüktür: vasıfsız bir işçi 100, vasıflı bir işçi 150 kazanır. B ülkesinde beceri getirisi yüksektir: vasıfsız bir işçi 200, vasıflı bir işçi 500 kazanır. A'dan B'ye göç etmenin maliyeti, her iki grup için de 100 birim olsun.

A ülkesindeki vasıfsız bir işçinin göçten kazancı 200 − 100, yani 100 birimdir; bu maliyete eşittir ve göç onun için kârsız ya da kararsız bir seçimdir. Vasıflı bir işçinin kazancı ise 500 − 150, yani 350 birimdir; maliyetin çok üstündedir. Bu durumda A'dan B'ye göç edenler ağırlıkla vasıflı işçilerdir: göç olumlu yönde seçilmiştir. Tersine, beceri getirisinin gidilen ülkede ayrılan ülkeden düşük olduğu durumlarda, göç edenler görece vasıfsız işçilerden oluşur.

Bu mantık, beyin göçünü de açıklar. Yüksek eğitimli kişilerin becerileri yurt dışında daha iyi ödüllendiriliyorsa, ülkeden ayrılanlar arasında eğitimlilerin payı yüksek olur. Beyin göçünü azaltmak için, eğitimli kişilerin yurt içinde elde edebileceği getiriyi, yani ücretleri, çalışma koşullarını ve kariyer olanaklarını iyileştirmek gerekir.

Çözümlü örnek — Geride kalanlara gönderilen para

Göçün ayrılan ülke üzerindeki en doğrudan etkisi, göçmenlerin ailelerine gönderdiği paralardır. Bir köyden 100 kişi yurt dışına çalışmaya gitsin. Her biri yılda 5 bin avroya denk bir tutarı ailesine göndersin. Köye yılda 500 bin avroluk bir kaynak girer. Göç etmeden önce bu 100 kişinin köyde elde ettiği toplam gelir yılda 150 bin avroya denk olsun.

Köyün geliri, göçmenlerin kendi kazançlarını saymasak bile, göçten önceki duruma göre yılda 350 bin avro artar. Bu paralar, ailelerin tüketimini artırır, çocukların eğitimini finanse eder, ev yapımına ve küçük işletmelere yatırıma dönüşebilir. Önceki derslerde gördüğümüz işçi dövizleri, bu akımların bir ülkenin ödemeler dengesindeki karşılığıdır; Türkiye'nin 1960'lardan sonraki deneyimi bunun bir örneğidir.

Ama bu hesabın bir öbür yüzü de vardır. Köyden ayrılan 100 kişi, genellikle köyün en genç ve en girişimci insanlarıdır; tarlalar ve işletmeler emeksiz kalabilir. Havaleler tüketime ve konuta yönelip üretken yatırıma dönüşmezse, göç sona erdiğinde köyün ekonomisi göçten önceki hâlinden daha kırılgan olabilir. Havalelerin kalkınmaya katkısı, bu paraların nasıl kullanıldığına ve köyde yatırım yapılabilecek olanakların varlığına bağlıdır. Havaleler ayrıca, kuraklık ya da hastalık gibi zor dönemlerde ailelere bir sigorta işlevi görebilir: göçmen, ailesinin gelirinin düştüğü yıllarda daha fazla para göndererek onların tüketimini korur. Bu, göç kararının yalnızca bireysel değil, riski dağıtmak isteyen ailelerin ortak bir kararı olabileceğini de düşündürür; aile, üyelerinden birini farklı bir ekonomiye göndererek gelir kaynaklarını çeşitlendirir.

Çözümlü örnek — Çalışma izninin etkisi

Ceritoğlu ve arkadaşlarının bulgusu, sığınmacıların etkisinin büyük ölçüde kayıt dışı işler üzerinden ortaya çıktığını gösterdi. Bunun mantığını basit sayılarla görelim. Bir kentte kayıt dışı bir işte yerli bir işçi günlük 800 lira kazansın. Sığınmacılar çalışma izni olmadan yalnızca kayıt dışı çalışabildiği ve iş bulmak için daha düşük bir ücreti kabul ettiği için, günlük 600 liraya çalışmaya razı olsun. Kayıt dışı işlerde yasal bir taban olmadığı için işverenler sığınmacıları tercih eder ve yerli kayıt dışı işçiler işini kaybeder.

Şimdi sığınmacılara çalışma izni verildiğini ve kayıtlı işlerde çalışabildiklerini düşünelim. Kayıtlı işlerde asgari ücret ve sigorta primleri geçerlidir; işveren, bir sığınmacıyı kayıtlı olarak çalıştırdığında yerli bir işçiyle aynı maliyete katlanır. Sığınmacıların yerli işçilerden daha ucuza çalışabilme olanağı azalır ve rekabet, fiyat yerine beceri ve verimlilik üzerinden yapılmaya başlar. Ayrıca kayıtlı çalışan sığınmacılar vergi ve sigorta primi öder; kamu maliyesine katkı sağlarlar.

Bu değişikliğin de bir bedeli vardır: kayıtlı işlerin maliyeti yüksek olduğu için, çalışma izni verilen sığınmacıların bir kısmı yine kayıt dışında kalabilir ya da işsiz kalabilir. Çalışma izninin etkisi, kayıtlı ve kayıt dışı işler arasındaki maliyet farkına, denetimin etkinliğine ve sığınmacıların dil ve beceri düzeylerine bağlıdır. Göçün emek piyasası etkileri, bu yüzden göç politikalarından çok, bir ülkenin kayıt dışılık yapısından ve emek piyasası kurumlarından etkilenir.

Mariel tartışmasının dersi

Card ile Borjas'ın aynı olay hakkında zıt sonuçlara varması, göç araştırmasının ne kadar zor olduğunu gösterir. Miami'deki vasıfsız işçi grubu küçüktü ve kullanılan anketlerde bu gruptan her yıl az sayıda kişi gözleniyordu. Borjas'ın incelediği lise mezunu olmayan, belirli yaş ve cinsiyetteki işçilerin sayısı çok küçük olduğu için, sonuçlar örneklemdeki küçük değişikliklere karşı çok duyarlıydı. Michael Clemens ve Jennifer Hunt, bu dönemde ankete katılan işçilerin bileşiminin değişmesinin Borjas'ın bulduğu ücret düşüşünün önemli bir kısmını açıklayabileceğini ileri sürdü; Giovanni Peri ve Vasil Yasenov ise farklı bir karşılaştırma yöntemiyle belirgin bir ücret etkisi bulmadı.

Bu tartışmadan çıkarılacak yöntem dersi şudur: bir doğal deneyin sonucu, yalnızca olayın kendisine değil, araştırmacının hangi grubu "etkilenen" saydığına, hangi şehirleri karşılaştırma grubu olarak seçtiğine ve verinin o grubu ne kadar iyi temsil ettiğine de bağlıdır. Aynı olaydan farklı cevaplar çıkması, verinin işe yaramadığı anlamına gelmez; hangi varsayımın sonucu ne kadar değiştirdiğini açıkça görmemizi sağlar. Bu yüzden tek bir çalışmaya değil, farklı ülkelerde, farklı yöntemlerle yapılmış çalışmaların ortak resmine bakmak daha güvenlidir.

Bu tartışmanın genel dersi, önceki derslerde gördüğümüz yöntem sorunlarını hatırlatır. Karşılaştırma grubunun nasıl seçildiği, hangi işçi grubuna bakıldığı ve örneklemin ne kadar büyük olduğu, sonucu kökten değiştirebilir. Tek bir çalışmaya dayanmak yerine, farklı yöntemlerin ve farklı olayların sonuçlarını birlikte değerlendirmek gerekir.

Modelin sınırları

Buradaki hesaplar, göçün etkisini yalnızca ücretler ve istihdam üzerinden ölçtü. Oysa göç, konut fiyatları ve kiralar, kamu hizmetlerine olan talep, vergi gelirleri ve sosyal yardım harcamaları, girişimcilik ve yenilik gibi pek çok başka alanı da etkiler. Bu etkilerin bir kısmı yerli nüfusa kazanç, bir kısmı maliyet getirir ve göçün toplam refah etkisi, bunların bütünü hesaba katılmadan değerlendirilemez.

Model ayrıca göçmenleri ve yerlileri iki ayrı ve değişmez grup olarak ele aldı. Gerçekte göçmenler zamanla dil öğrenir, becerilerini geliştirir ve emek piyasasına uyum sağlar; çocukları gidilen ülkede eğitim görür. Göçün kısa dönemdeki etkileri ile birkaç kuşak sonraki etkileri çok farklı olabilir. Ayrıca zorunlu göçte, göçmenlerin bir kısmı zamanla ülkelerine geri dönebilir ya da başka ülkelere geçebilir; bu da uzun dönemli etkileri öngörmeyi zorlaştırır.

Uygulama

Özet kartı

  1. Göç, bir yatırım kararı olarak düşünülebilir: iki yer arasındaki kazanç farkının bugünkü değeri göçün maliyetlerini aşıyorsa göç kârlıdır. Gençler ve akraba ağları olanlar daha çok göç eder; itici ve çekici etkenler göçün yönünü belirler.
  2. Card, 1980'deki Mariel göçünün Miami işgücünü yüzde 7 artırdığını ama vasıfsız işçilerin ücretlerini ve işsizliğini neredeyse hiç etkilemediğini buldu. Borjas, lise mezunu olmayan işçilere odaklandığında bu grubun ücretlerinin yüzde 10 ile 30 arasında düştüğünü buldu; sonraki çalışmalar farkın bir kısmını örneklem bileşimine bağladı.
  3. Ceritoğlu ve arkadaşları, Türkiye'de Suriyeli sığınmacıların yerli işçilerin ücretlerini önemsiz ölçüde etkilediğini, ama kayıt dışı işçiler arasında belirgin istihdam kayıplarına yol açtığını buldu; kadınlar, gençler ve düşük eğitimliler en çok etkilendi.
  4. Göç fazlası, yerli nüfusun toplam gelirindeki net artıştır ve genellikle küçüktür; ama arkasında yerli işçilerden işverenlere büyük bir yeniden dağılım vardır. Göçmenler yerlilerle farklı görevlerde uzmanlaşıyorsa, onları tamamlayabilir ve ücretlerini artırabilir.
  5. Clemens'e göre göç engellerinin kaldırılmasının kazançları dünya gelirinin büyük bir kısmına denk gelebilir. Kendi kendini seçme, becerilerin gidilen yerde daha iyi ödüllendirildiği durumlarda göçün eğitimlilerden oluşmasına ve beyin göçüne yol açar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
İtici ve çekici etkenlerPush and pull factorsİnsanları bulundukları yerden iten ve başka yere çeken koşullar
Kendi kendini seçmeSelf-selectionGöç edenlerin nüfusun rastgele bir örneği olmaması
Yerli ve göçmen emeği arasındaki ikameSubstitutability between native and immigrant labourGöçmenlerin yerlilerin yerini alabilme ölçüsü
Göç fazlasıImmigration surplusGöç sonucunda yerli nüfusun gelirindeki net artış
Beyin göçüBrain drainEğitimli kişilerin ülkelerinden ayrılması
Zorunlu göçForced migrationSavaş, zulüm ya da afet nedeniyle yer değiştirme

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Kendi kendini seçmeyi açıkla. Beceri getirisinin gidilen ülkede daha yüksek olması, göç edenlerin bileşimini nasıl etkiler?
  2. (Çıktı 2) Card ve Borjas'ın Mariel göçü hakkında farklı sonuçlara varmasının olası nedenleri nelerdir? Bu tartışma göç araştırmaları hakkında ne öğretir?
  3. (Çıktı 3) Bir işçi bulunduğu yerde yıllık 200 bin, başka bir ülkede 450 bin lira kazanabilir. Göçün toplam maliyeti 1 milyon liradır. İşçi 25 yıl çalışacak ve yüzde 6 iskonto oranı kullanıyor; bu koşullarda yirmi beş yıllık düzenli bir gelir akışının bugünkü karşılığı, yıllık tutarın yaklaşık 12,78 katıdır. Göç kârlı mıdır?
  4. (Çıktı 3) Bir kentte vasıfsız işçilerin ücreti günlük 800 liradır. Göç nedeniyle vasıfsız emek arzı yüzde 15 artıyor ve ücretin emek arzına esnekliği eksi 0,35'tir. Ücret yaklaşık ne kadar düşer?
  5. (Çıktı 3) Bir ülkede 200 birim yerli emek var ve ücret 20 birimdir. 20 birim göçmen emeği geldiğinde ücret 19 birime düşüyor. Yerli işçilerin toplam kaybını ve göç fazlasını hesapla.
  6. (Çıktı 4) Bir siyasetçi, «Suriyeli sığınmacılar Türk işçilerinin ücretlerini düşürdü ve işlerini aldı; bütün sorunlarımızın kaynağı budur» diyor. Ceritoğlu ve arkadaşlarının bulgularını, Card ve Borjas'ın Mariel tartışmasını ve göç fazlası kavramını kullanarak bu iddianın hangi yanlarının kanıtla uyuştuğunu, hangi yanlarının kanıtı aştığını tartış.

Cevaplar

  1. Kendi kendini seçme, göç edenlerin becerileri ve özellikleri bakımından ayrıldıkları nüfusun rastgele bir örneği olmamasıdır. Becerilerin gidilen ülkede ayrılan ülkeden daha iyi ödüllendirildiği durumlarda, vasıflı kişilerin göçten kazancı vasıfsızlarınkinden çok daha büyüktür; bu yüzden göç edenler ağırlıkla vasıflı kişilerden oluşur. Tersi durumda, yani becerilerin gidilen ülkede daha az ödüllendirildiği durumlarda, göç edenler görece vasıfsız kişilerden oluşma eğilimindedir.
  2. Card, Miami'deki vasıfsız işçilerin geneline bakmış ve Miami'yi benzer kentlerle karşılaştırmıştı; ücret ve işsizlikte neredeyse hiçbir etki bulmadı. Borjas ise Mariel göçmenlerinin çoğunun lise mezunu olmadığını vurgulayarak özellikle bu gruba baktı ve büyük bir ücret düşüşü buldu. Farkın nedenleri arasında hangi işçi grubunun incelendiği, karşılaştırma kentlerinin nasıl seçildiği ve küçük örneklemlerde ankete katılan işçilerin bileşimindeki değişiklikler vardır. Bu tartışma, göç araştırmalarının sonuçlarının yöntem seçimlerine çok duyarlı olduğunu ve tek bir çalışmaya dayanmak yerine farklı yöntemlerin sonuçlarını birlikte değerlendirmek gerektiğini öğretir.
  3. Yıllık kazanç farkı 250 bin liradır. Getirinin bugünkü değeri 250 × 12,78, yani yaklaşık 3,2 milyon liradır. Bu, 1 milyon liralık maliyetin çok üstünde olduğu için göç kârlı bir yatırımdır.
  4. Ücret yaklaşık eksi 0,35 × 15, yani yüzde 5,25 düşer. Günlük ücret yaklaşık 800 × 0,9475, yani 758 liraya iner; düşüş yaklaşık 42 liradır.
  5. Yerli işçilerin kaybı, 200 birim emek çarpı 1 birimlik ücret düşüşü, yani 200 birimdir; bu gelir işverenlere aktarılır. Göç fazlası, yarım çarpı 20 birim göçmen emeği çarpı 1 birimlik ücret düşüşü, yani 10 birimdir. Net kazanç, 200 birimlik yeniden dağılımın yanında küçüktür.
  6. İddianın kanıtla uyuşan yanı, sığınmacı akınının bazı yerli işçileri olumsuz etkilemesidir: Ceritoğlu ve arkadaşları, özellikle kayıt dışı çalışan kadınlar, gençler ve düşük eğitimliler arasında belirgin istihdam kayıpları buldu. Ama iddia birkaç noktada kanıtı aşıyor. Birincisi, aynı çalışma ücretler üzerindeki etkinin önemsiz olduğunu ve kayıtlı istihdamın hafifçe arttığını buldu; etki genel olarak sınırlıydı. İkincisi, Mariel tartışması, göçün etkisinin yönteme ve incelenen gruba göre çok farklı bulunabildiğini gösterir; kesin ve genel bir yargı kanıtın izin verdiğinden fazlasını söyler. Üçüncüsü, göç fazlası kavramı, göçün toplam geliri artırabileceğini, ama bu kazancın yerli işçilerden işverenlere bir yeniden dağılımla birlikte gelebileceğini gösterir; sorun göçün kendisinden çok, kazanç ve kayıpların nasıl paylaşıldığıdır. «Bütün sorunlarımızın kaynağı» ifadesi ise enflasyon, verimlilik ve kayıt dışılık gibi başka köklü sorunları görmezden gelir. Kanıtlar, belirli grupları koruyan politikaları desteklerken, bütün sorunları göçe bağlayan bir yargıyı desteklemez.

İleri okuma

  • David Card (1990). «The Impact of the Mariel Boatlift on the Miami Labor Market». ILR Review 43(2). Mariel göçünün Miami emek piyasasına etkisi.
  • George J. Borjas (2017). «The Wage Impact of the Marielitos: A Reappraisal». ILR Review 70(5). Mariel göçünün düşük becerili işçiler üzerindeki etkisinin yeniden değerlendirilmesi.
  • Evren Ceritoğlu, H. Burcu Gürcihan Yüncüler, Huzeyfe Torun, Semih Tümen (2017). «The Impact of Syrian Refugees on Natives' Labor Market Outcomes in Turkey: Evidence from a Quasi-Experimental Design». IZA Journal of Labor Policy 6. Türkiye'de Suriyeli sığınmacılar ve yerli işçiler.
  • Michael A. Clemens (2011). «Economics and Emigration: Trillion-Dollar Bills on the Sidewalk?». Journal of Economic Perspectives 25(3). Göç engellerinin küresel maliyeti.

Sonraki derse köprü

Türkiye'deki sığınmacı deneyimi, göçün etkisinin büyük ölçüde kayıt dışı işler üzerinden ortaya çıktığını gösterdi. Kayıt dışılık, yalnızca göçmenleri değil, Türkiye'de ve pek çok gelişmekte olan ülkede çalışanların önemli bir kısmını etkileyen bir olgudur. Sıradaki ders, kayıt dışı istihdamı ele alıyor. Firmalar ve işçiler neden kayıt dışı çalışmayı seçer ya da buna mecbur kalır? Kayıt dışılığın işçiler, firmalar ve kamu maliyesi için bedeli nedir? Ve kayıt dışılığı azaltmaya yönelik politikalar hangi koşullarda işe yarar?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: köyden kente, ülkeden ülkeye uzanan göç okları bir yerküre üzerinde belirir; okların kalınlığı göçün büyüklüğüyle orantılı.
  • Hikâye: 1980'de Mariel limanından Florida'ya doğru yola çıkan tekneler; Miami haritası ve vasıfsız işçilerin ücret çizgisi. Ekran ikiye bölünür: bir yanda Card'ın düz çizgisi, öbür yanda Borjas'ın düşen çizgisi.
  • Kavram: bir terazi; bir kefede iki ülke arasındaki kazanç farkı, öbüründe göçün maliyetleri. Ardından farklı beceri düzeylerindeki kişilerin göç kararlarını gösteren iki kapı.
  • Veri ve kanıt: Türkiye'nin güneydoğu illeri haritası; kayıt dışı işlerde yerli işçi sayısı azalırken kayıtlı işlerde hafif bir artış.
  • Model: bir emek talebi eğrisi; göçmen emeği eklendikçe ücret düşer, yerli işçilerden işverenlere geçen dikdörtgen ve göç fazlasını gösteren küçük üçgen renklendirilir.
  • Neden önemli: Türkiye'nin göç tarihini gösteren bir zaman çizgisi: Almanya'ya işçi göçü, kırdan kente göç, sığınmacılar ve beyin göçü.

Seslendirme, göçmenleri ne yalnızca bir yük ne de yalnızca bir kazanç olarak sunar; göçün farklı gruplar üzerindeki farklı etkilerini ve kanıtlardaki belirsizlikleri aynı ağırlıkta aktarır. Göçmenleri ve sığınmacıları insanlıktan çıkaran ya da bir tehdit olarak gösteren bir dil kullanmaz.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «1980'de birkaç ay içinde 125 bin Kübalı Miami'ye geldi.» Ekranda denizde tekneler. «İki iktisatçı aynı olayı inceledi. Biri ücretlerin değişmediğini, öbürü sert biçimde düştüğünü buldu.» Kapanış: «Göçmenler yerli işçilerin ücretini düşürür mü? Derste.»