Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kaitz endeksi, asgari ücretin medyan ya da ortalama ücrete oranıdır ve asgari ücretin ne kadar çok işçi için bağlayıcı olduğunu gösterir. Aynı yüzdelik artış, endeksin düşük olduğu bir ülkede küçük, yüksek olduğu bir ülkede büyük bir müdahaledir.
- Dustmann ve arkadaşları, Almanya'da 2015'te uygulanan ve çalışanların yaklaşık yüzde 15'ini etkileyen ulusal asgari ücretin ücretleri artırdığını ama istihdamı düşürmediğini buldu; işçilerin daha büyük, daha yüksek ücret ödeyen ve daha verimli işyerlerine geçişi, ücret artışının yüzde 17'sine kadarını açıklıyordu.
- Harasztosi ve Lindner, Macaristan'da büyük bir asgari ücret artışından sonra istihdam esnekliklerinin negatif ama küçük olduğunu, artışın yaklaşık yüzde 75'inin tüketiciler, yüzde 25'inin firma sahipleri tarafından ödendiğini ve firmaların emeği sermayeyle ikame ettiğini buldu.
- Neumark ve Shirley, ABD literatürünün tamamını inceleyerek olumsuz istihdam tahminlerinin açık bir ağırlığı olduğunu, bu kanıtın gençler ve düşük eğitimliler için daha güçlü, düşük ücretli sektörler için ise daha az tek yönlü olduğunu savundu.
- İstihdam esnekliği mutlak değerce 1'den küçük olduğu sürece asgari ücret artışı etkilenen grubun toplam ücret gelirini artırır; ama bu kazanç işte kalanlar ile işini kaybedenler arasında eşit dağılmaz. Asgari ücretin etkisi, düzeyine, emek piyasasının yapısına ve firmaların fiyat belirleme gücüne bağlıdır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Kaitz endeksini, asgari ücretin istihdam esnekliğini, dalga etkisini, maliyet yansımasını, işçilerin yeniden dağılımını ve asgari ücretin yükünü tanımlar.
- Anlama — Bir asgari ücret artışının istihdam, ücret dağılımı, fiyatlar ve firmalar üzerinde hangi kanallardan etki yaratabileceğini ve iktisatçıların bu etkilerin büyüklüğü konusunda neden anlaşamadığını açıklar.
- Uygulama — Bir ülkenin Kaitz endeksini hesaplar, bir asgari ücret artışının istihdam etkisini esneklikten tahmin eder ve artışın maliyetinin tüketiciler ile firma sahipleri arasında nasıl paylaşıldığını bulur.
- Değerlendirme — Dustmann ve arkadaşlarının, Harasztosi ve Lindner'ın ve Neumark ve Shirley'nin bulgularını karşılaştırarak bir asgari ücret artışının kimlere yarar sağlayıp kimlere maliyet yüklediğine dair gerekçeli bir değerlendirme yapar.
Sezgi
Açılış
Asgari ücret, iktisatçılar arasında en uzun süredir tartışılan politikalardan biridir. Bir yanda, asgari ücretin düşük ücretli işçilerin gelirini artırdığını ve yoksulluğu azalttığını savunanlar; öbür yanda, işverenlerin daha pahalı hâle gelen işçileri daha az çalıştıracağını ve asgari ücretin en çok korumak istediği işçilerin işsiz kalmasına yol açacağını savunanlar vardır. Tartışma yalnızca kuramsal değildir; kanıtların nasıl okunacağı konusunda da derin bir ayrılık vardır.
Önceki derslerde asgari ücretin temel mantığını, iki eyaletin fast food restoranlarını karşılaştıran ünlü çalışmayı ve firmaların ücret belirleme gücü varsa bir ücret tabanının istihdamı neden artırabileceğini görmüştük. Bu ders, o kuramsal olasılığın ötesine geçip yeni kanıtlara bakıyor. Asgari ücret artışlarının bedelini kim öder? Firmalar bu artışlara yalnızca işçi çıkararak mı, yoksa fiyatları artırarak, makineye yönelerek ya da daha verimli hâle gelerek mi uyum sağlar? Ve iktisatçılar aynı literatürü okuyup neden farklı sonuçlara varır?
Hikâye — Almanya'nın ilk ulusal asgari ücreti
Almanya, uzun yıllar boyunca ulusal bir asgari ücreti olmayan az sayıdaki büyük Avrupa ekonomisinden biriydi. Ücretler, sendikalar ile işveren örgütleri arasındaki toplu sözleşmelerle belirleniyordu. Ama 1990'lardan itibaren toplu sözleşmelerin kapsamı daraldı ve özellikle hizmet sektöründe ve eski Doğu Almanya'da düşük ücretli işlerin payı arttı. Bu gelişme, ulusal bir asgari ücret tartışmasını gündeme getirdi.
1 Ocak 2015'te Almanya, saatte 8,50 avroluk ulusal bir asgari ücret uygulamaya başladı. Bu, ülkedeki bütün çalışanların yaklaşık yüzde 15'ini etkileyen büyük bir müdahaleydi. Pek çok iktisatçı ve işveren örgütü, uygulamanın yüz binlerce işin kaybına yol açabileceği uyarısında bulunmuştu. Çalışanların önemli bir kısmının asgari ücretin altında kazandığı ve ücretlerin genel olarak düşük olduğu doğu bölgelerinde, etkinin özellikle ağır olacağı düşünülüyordu.
Christian Dustmann, Attila Lindner, Uta Schönberg, Matthias Umkehrer ve Philipp vom Berge, uygulamanın etkilerini, asgari ücretten farklı ölçülerde etkilenen bireyleri ve bölgeleri karşılaştırarak inceledi. Asgari ücretin ücretleri artırdığını, ama istihdamı düşürmediğini buldular. Daha şaşırtıcı olanı, asgari ücretin düşük ücretli işçileri küçük firmalardan büyük firmalara, düşük ücret ödeyenlerden yüksek ücret ödeyenlere ve daha az verimli işyerlerinden daha verimli olanlara kaydırmasıydı. Asgari ücret, işleri yok etmekten çok, işçileri daha iyi işlere taşımış görünüyordu.
Kavram
Bir asgari ücretin etkisi, onun ne kadar yüksek belirlendiğine bağlıdır. Bu yüksekliği ülkeler arasında karşılaştırmak için basit bir oran kullanılır.
Asgari ücret tartışmasının merkezinde tek bir soru durur: taban yükseldiğinde işler ne ölçüde kaybolur? Bu duyarlılık tek bir sayıyla özetlenir.
Asgari ücret yalnızca asgari ücretle çalışanların ücretini değiştirmez. Etkisi, ücret dağılımının biraz daha yukarısına da yayılabilir.
Asgari ücret artışının maliyeti, firmaların kârlarından karşılanmak zorunda değildir. Firmalar bu maliyetin bir kısmını ürünlerinin fiyatına yansıtabilir.
Asgari ücret, firmalar arasındaki dengeyi de değiştirebilir. Düşük ücret ödeyerek ayakta kalan firmalar zorlanırken, daha verimli firmalar büyüyebilir.
Asgari ücret artışının bedelini kimin ödediği, onun toplumsal etkisini anlamak için temel sorudur. Bu soru, önceki derslerde gördüğümüz vergi yükünün dağılımı sorusuna benzer.
Veri ve kanıt
Bu çalışma, asgari ücret tartışmasına önemli bir boyut ekledi. Tartışma uzun süre yalnızca istihdam etkisine odaklanmıştı; Harasztosi ve Lindner ise bedelin büyük kısmını tüketicilerin ödediğini gösterdi. Bu, asgari ücretin yeniden dağıtım etkisinin, yalnızca firma sahiplerinden işçilere doğru olmadığını, tüketicilerden de işçilere doğru olduğunu gösterir. Asgari ücretle üretilen mallar ve hizmetler, örneğin lokanta yemekleri, düşük gelirli haneler tarafından da tüketiliyorsa, bu fiyat artışları yoksul tüketicilerin de yükünü artırır. İstihdam kayıplarının, maliyeti fiyatlara yansıtmanın zor olduğu, yani uluslararası rekabete açık sektörlerde yoğunlaşması da Hicks–Marshall kurallarıyla uyumludur.
Neumark ve Shirley'nin derlemesi, asgari ücret tartışmasının yalnızca veri meselesi olmadığını, kanıtların nasıl seçildiği ve özetlendiği meselesi de olduğunu gösterir. Onların sonucu, önceki derslerde gördüğümüz ve düşük ücretli işlerin toplam sayısının değişmediğini bulan çalışmalarla gerilim içindedir. Bu gerilimin bir kaynağı, hangi işçi grubuna bakıldığıdır: düşük ücretli sektörlerin bütününe bakan çalışmalar sıfıra yakın etkiler bulurken, doğrudan etkilenen gençlere ve düşük eğitimlilere bakan çalışmalar daha olumsuz etkiler bulabilir. Bir başka kaynak da, karşılaştırma gruplarının nasıl seçildiğidir. Okur için en önemli ders, tek bir çalışmaya ya da tek bir özete dayanmak yerine, farklı tasarımların ve farklı grupların sonuçlarını birlikte değerlendirmektir.
Yaygın yanlış«Asgari ücret ya istihdamı kesinlikle azaltır ya da hiçbir olumsuz etkisi yoktur; iktisat bu soruyu çoktan çözmüştür.»
Neumark ve Shirley'nin gösterdiği gibi, iktisatçılar aynı literatürü farklı biçimlerde özetliyor. Etki, asgari ücretin ne kadar yüksek belirlendiğine, yani Kaitz endeksine, emek piyasasının yapısına, firmaların fiyatları artırabilme olanağına ve hangi işçi grubuna bakıldığına bağlıdır. Almanya'da ulusal asgari ücretin istihdamı düşürmediği, Macaristan'da istihdam etkisinin negatif ama küçük olduğu, ABD'de ise gençler ve düşük eğitimliler için olumsuz tahminlerin ağırlıkta olduğu bulundu. Doğru soru, asgari ücretin etkili olup olmadığı değil, hangi düzeyde ve hangi koşullarda hangi etkileri doğurduğudur.
Yaygın yanlış«Asgari ücret artışının bedelini her zaman işverenler öder; işçilerin geliri artar ve başka kimse etkilenmez.»
Harasztosi ve Lindner, Macaristan'da asgari ücret artışının yaklaşık yüzde 75'inin tüketiciler tarafından, daha yüksek fiyatlar yoluyla ödendiğini buldu. Firmalar ayrıca emeği sermayeyle ikame etti ve bazı sektörlerde istihdamı azalttı. Bedelin bir kısmını, iş kaybeden ya da daha az saat çalışan işçiler de taşıyabilir. Asgari ücretin yükü, firma sahipleri, tüketiciler ve işçiler arasında, piyasanın yapısına göre farklı biçimlerde paylaşılır.
Neden önemli?
Asgari ücret, milyonlarca çalışanın gelirini doğrudan belirleyen ve siyasal olarak çok görünür bir politikadır. Asgari ücretin ne kadar artırılacağı, yoksullukla mücadele, gelir dağılımı, enflasyon ve istihdam hedefleri arasındaki bir dengeyi gerektirir. Asgari ücretin istihdamı azaltmadığı durumlarda, düşük ücretli işçilerin gelirini artırmanın görece etkili bir yoludur; ama çok yüksek belirlendiğinde, en kırılgan işçilerin işsiz kalmasına ya da kayıt dışına itilmesine yol açabilir. Kanıtları dikkatle okumak, bu dengeyi kurmanın ön koşuludur.
Türkiye'de asgari ücret, pek çok ülkeden farklı bir rol oynar. Kira kontrolü ve asgari ücreti ele aldığımız giriş dersinde de değindiğimiz gibi, Türkiye'de bordrosu asgari ücrete eşit ya da ona çok yakın olan çalışanların payı yüksektir; asgari ücret, bir taban olmaktan çok, geniş bir kesim için ücretin kendisidir. Bu, Kaitz endeksinin yüksek olduğu ve asgari ücretteki değişikliklerin ücret dağılımının büyük bir kısmını doğrudan etkilediği anlamına gelir. Yüksek enflasyon dönemlerinde asgari ücretin yılda birden fazla kez ayarlanması, dalga etkisi ve maliyet yansıması yoluyla enflasyon dinamiklerini de etkiler. Kayıt dışı istihdamın yaygın olduğu bir ekonomide, asgari ücret artışlarının bir kısmı iş kaybından çok kayıt dışılığa kayış biçiminde ortaya çıkabilir; bu konuyu kursun ilerleyen bir dersinde ele alacağız.
Model
Çözümlü örnek — Kaitz endeksini hesaplamak
A ülkesinde aylık asgari ücret 20 bin lira, medyan ücret 50 bin liradır. Kaitz endeksi 20 bölü 50, yani 0,40'tır. B ülkesinde asgari ücret 30 bin, medyan ücret 40 bin liradır; Kaitz endeksi 0,75'tir. B ülkesinde asgari ücret, ücret dağılımının ortasına çok daha yakındır ve çok daha fazla işçi için bağlayıcıdır.
A ülkesi asgari ücreti yüzde 10 artırırsa, endeks 0,44'e çıkar ve artış yalnızca ücret dağılımının alt ucundaki küçük bir grubu etkiler. B ülkesi aynı yüzde 10'luk artışı yaparsa, endeks 0,825'e çıkar ve artış, işçilerin büyük bir kısmının ücretini doğrudan değiştirir. Aynı yüzdelik artış, iki ülkede çok farklı büyüklükte bir müdahaledir.
Bu yüzden asgari ücret tartışmalarında yalnızca artış oranına değil, asgari ücretin düzeyine de bakmak gerekir. Düşük bir Kaitz endeksiyle yapılan çalışmalarda istihdam etkisinin küçük bulunması, aynı sonucun yüksek endeksli bir ülkede de geçerli olacağı anlamına gelmez. Almanya'nın 2015'teki asgari ücreti, çalışanların yüzde 15'ini etkiliyordu; bu, önemli ama ücret dağılımının büyük kısmını değiştirmeyen bir müdahaleydi.
Çözümlü örnek — Esneklikten iş kaybına
Bir ülkede asgari ücretle çalışan 2 milyon işçi olsun. Asgari ücret yüzde 20 artırılıyor. Asgari ücretin bu grup için istihdam esnekliği eksi 0,1 ise, istihdam yaklaşık yüzde 2, yani 40 bin kişi azalır. Esneklik eksi 0,3 olduğunda kayıp yüzde 6'ya, yani 120 bin kişiye çıkar.
Aynı hesabı gelir açısından yapalım. Esneklik eksi 0,1 iken, işte kalan 1,96 milyon işçinin her biri yüzde 20 daha fazla kazanır. Grubun toplam ücret geliri, 2 milyon × 1 birimden 1,96 milyon × 1,2 birime, yani 2,352 milyon birime çıkar; yaklaşık yüzde 17,6 artar. Esneklik eksi 0,3 iken toplam gelir 1,88 milyon × 1,2, yani 2,256 milyon birime çıkar; artış yaklaşık yüzde 12,8'dir. İstihdam esnekliği mutlak değerce 1'den küçük olduğu sürece, asgari ücret artışı etkilenen grubun toplam ücret gelirini artırır.
Ama bu toplam kazanç, grubun içinde eşit dağılmaz. İşte kalanlar yüzde 20 kazanırken, işini kaybeden 40 bin ya da 120 bin kişi gelirinin tamamını kaybedebilir. Asgari ücretin refah etkisini değerlendirmek, bu kazanç ve kayıpların nasıl tartılacağına bağlıdır. İşini kaybedenler çoğu zaman en genç ve en az deneyimli işçilerdir; bu kayıp, onların beceri edinme ve iş merdiveninde yükselme olanaklarını da azaltabilir.
Hangi model geçerli?
Önceki bir derste, firmaların ücret belirleme gücü olduğunda bir taban ücretin istihdamı artırabileceğini görmüştük. Rekabetçi bir emek piyasasında ise asgari ücret istihdamı azaltır. Kanıtlar, bu iki modelden hangisinin daha geçerli olduğuna dair ipuçları verir.
Almanya'da istihdamın düşmemesi ve işçilerin daha büyük, daha yüksek ücret ödeyen firmalara kayması, monopson gücüne sahip firmaların bulunduğu bir emek piyasasıyla uyumludur. Macaristan'da istihdam etkisinin negatif ama küçük olması ve maliyetin büyük kısmının tüketicilere yansıtılması ise, firmaların ürün piyasasında fiyat belirleme gücüne sahip olduğu bir modelle uyumludur. ABD'de gençler için bulunan olumsuz etkiler ise rekabetçi modele daha yakındır. Bu farklılıklar, bir ülkede işe yarayan modelin öbür ülkenin emek piyasasına kendiliğinden uymadığını ve asgari ücretin etkisinin, piyasanın yapısına göre değiştiğini gösterir.
Çözümlü örnek — Maliyetin paylaşımı
Bir lokantanın aylık toplam maliyeti 1 milyon lira, bunun 300 bin lirası asgari ücretli çalışanların ücretleri olsun. Asgari ücret yüzde 20 artırıldığında, ücret maliyeti 60 bin lira artar; bu, toplam maliyetin yüzde 6'sıdır. Lokanta istihdamı değiştirmezse, bu 60 bin liranın nasıl paylaşılacağı, lokantanın fiyatları ne kadar artırabileceğine bağlıdır.
Harasztosi ve Lindner'ın Macaristan'da bulduğu oranlar geçerliyse, maliyetin yüzde 75'i, yani 45 bin lirası fiyat artışıyla tüketicilere yansıtılır; yüzde 25'i, yani 15 bin lirası lokanta sahibinin kârından karşılanır. Lokantanın aylık geliri 1,1 milyon liraysa, 45 bin liralık bir fiyat artışı fiyatları yaklaşık yüzde 4,1 yükseltir. Lokanta sahibinin kârı 100 bin liradan 85 bin liraya iner.
Bu hesap, maliyet yansımasının neden sektörden sektöre farklı olduğunu da gösterir. Lokantalar genellikle yerel rakiplerle rekabet eder ve rakiplerin de aynı asgari ücret artışıyla karşılaştığı için fiyatlarını birlikte artırabilir. Oysa uluslararası pazarlara ihracat yapan bir tekstil firması, fiyatlarını artırırsa yabancı rakiplerine müşteri kaptırır; maliyeti yansıtamadığı için kârı daha çok düşer ya da istihdamı azaltır. Harasztosi ve Lindner'ın, istihdam kayıplarının maliyeti yansıtmanın zor olduğu sektörlerde daha büyük olduğunu bulması bu mantıkla uyumludur.
Çözümlü örnek — Yeniden dağılımın katkısı
Dustmann ve arkadaşlarının bulgusunu basit sayılarla görelim. Asgari ücret uygulaması, etkilenen işçilerin ortalama saat ücretini yüzde 10 artırmış olsun. Bu artışın bir kısmı, işçilerin aynı işyerinde daha yüksek ücret almasından, bir kısmı ise daha yüksek ücret ödeyen işyerlerine geçmesinden kaynaklanır. Dustmann ve arkadaşları, işçilerin daha iyi işyerlerine geçişinin, asgari ücretin yol açtığı ücret artışının yüzde 17'sine kadarını açıkladığını buldu.
Bu örnekte yüzde 10'luk artışın yaklaşık 1,7 puanı, işçilerin daha iyi firmalara taşınmasından gelir. Bu, asgari ücretin yalnızca ücretleri yeniden dağıtmakla kalmayıp, ekonomideki işlerin dağılımını da değiştirebileceği anlamına gelir. Düşük ücret ödeyerek ayakta kalan ve verimliliği düşük olan firmalar küçülür ya da kapanır; daha verimli firmalar bu işçileri istihdam eder. Dustmann ve arkadaşları, asgari ücretten daha çok etkilenen bölgelerde, izleyen yıllarda işyerlerinin ortalama kalitesinin arttığını da buldu.
Ama bu yeniden dağılımın koşulları vardır. İşçilerin daha iyi işyerlerine geçebilmesi için bu işyerlerinin var olması, işçileri istihdam etmeye hazır olması ve işçilerin coğrafi olarak hareket edebilmesi gerekir. Bu koşulların zayıf olduğu, örneğin tek bir büyük işverene bağımlı küçük kasabalarda, kapanan firmaların işçileri başka bir iş bulamayabilir.
Dalga etkisi ve ücret sıkışması
Asgari ücret aylık 20 bin liradan 24 bin liraya çıksın. Daha önce 22 bin lira kazanan bir işçi, artık asgari ücretin altında kaldığı için ücreti doğrudan 24 bin liraya yükselir. Daha önce 25 bin lira kazanan, yani asgari ücretin biraz üstündeki bir işçinin ücreti ise yasal olarak değişmek zorunda değildir. Ama işveren, onun asgari ücretliyle neredeyse aynı ücreti almasının adalet algısını zedeleyeceğini ve onun deneyimini ödüllendirmek gerektiğini düşünerek ücretini 27 bin liraya çıkarabilir.
Bu dalga etkisi, asgari ücretin etkisini ücret dağılımının daha yukarısına taşır ve asgari ücret artışının maliyetini, yalnızca doğrudan etkilenen işçilerin ücret artışından daha büyük hâle getirir. Dalga etkisi zayıfsa, ücret dağılımının alt ucu sıkışır: asgari ücretliler ile biraz daha deneyimli işçiler arasındaki fark azalır. Bu sıkışma, deneyim ve beceri edinmenin getirisini düşürebilir; Kaitz endeksinin yüksek olduğu ülkelerde, ücret dağılımının büyük bir kısmının asgari ücrete yığılması bu sıkışmanın bir göstergesidir.
Çözümlü örnek — Makine mi, işçi mi?
Harasztosi ve Lindner, firmaların asgari ücrete emeği sermayeyle ikame ederek de tepki verdiğini buldu. Bu tepkinin mantığını bir çağrı merkezi üzerinde görelim. Çağrı merkezinde asgari ücretle çalışan 50 operatör var; her birinin aylık maliyeti 30 bin liradır. Firma, operatörlerin yaptığı işin bir kısmını üstlenebilecek otomatik bir yanıt sistemi kurmayı düşünüyor. Sistem, 10 operatörün işini yapabiliyor ve aylık 320 bin liraya mal oluyor.
Asgari ücret artışından önce 10 operatörün aylık maliyeti 300 bin liradır; sistem ondan pahalıdır ve firma sistemi kurmaz. Asgari ücret yüzde 20 artarak operatör maliyeti 36 bin liraya çıkınca, 10 operatörün maliyeti 360 bin liraya yükselir. Sistem artık 40 bin lira daha ucuzdur ve firma onu kurar; 10 operatör işini kaybeder. Asgari ücret artışı, daha önce kârlı olmayan bir otomasyon yatırımını kârlı hâle getirmiştir. Aynı sistemin fiyatı zamanla düşüyorsa, bu eşik asgari ücret hiç artmasa bile bir gün aşılacaktır; asgari ücret yalnızca bu anı öne çeker.
Bu tür ikame, asgari ücretin istihdam etkisinin neden kısa dönemde küçük, uzun dönemde daha büyük olabileceğini açıklar. Sistemi kurmak zaman alır; firmalar önce mevcut düzenle devam eder, sonra yatırım kararlarını değiştirir. Öte yandan, önceki derslerde gördüğümüz sermaye–beceri tamamlayıcılığı da burada devreye girer: yeni sistem, onu yönetecek ve bakımını yapacak daha vasıflı birkaç çalışana olan talebi artırabilir. Asgari ücretin istihdam etkisi, bu yüzden yalnızca kaç işin kaybolduğuyla değil, hangi işlerin kaybolup hangilerinin ortaya çıktığıyla da ilgilidir.
Çözümlü örnek — Enflasyon ve reel asgari ücret
Yüksek enflasyonlu bir ekonomide asgari ücretin nominal düzeyi, onun gerçek değerini yanıltıcı biçimde gösterebilir. Aylık asgari ücret yılbaşında 20 bin liraya yükseltilsin ve bir yıl boyunca değişmesin. Aylık enflasyon yüzde 3 olsun. Yılın sonunda fiyatlar yaklaşık 1,03 üzeri 12, yani 1,43 katına çıkmış olur. Asgari ücretin reel değeri, yılın başındaki alım gücünün yaklaşık 20 bölü 28,5, yani yüzde 70'ine düşer.
Yıl boyunca ortalama reel değer, yılbaşındaki değerin yaklaşık yüzde 85'idir. Ertesi yılbaşında asgari ücret yüzde 43 artırılırsa, reel değer yılın başındaki düzeyine geri döner; ama yıl boyunca işçiler ortalamada yaklaşık yüzde 15'lik bir reel kayıp yaşamış olur. Bu yüzden yüksek enflasyon dönemlerinde asgari ücretin yılda birden fazla kez ayarlanması, işçilerin alım gücünü korumak için bir gereklilik hâline gelebilir.
Bu durum, asgari ücret artışlarının etkisini ölçmeyi de zorlaştırır. Yüzde 43'lük nominal bir artış, reel olarak yalnızca yılın başındaki değeri geri kazandırır; istihdam etkisini değerlendirirken nominal artışa değil, asgari ücretin reel değerindeki ve Kaitz endeksindeki değişime bakmak gerekir. Ayrıca sık ve büyük nominal artışlar, dalga etkisi ve maliyet yansıması yoluyla fiyatları da etkileyebilir; bu da enflasyonla asgari ücret arasında birbirini besleyen bir döngü yaratabilir. Asgari ücretin yılda iki kez ayarlandığı bir düzende, aynı yıllık artış iki parçaya bölündüğünde yıl içindeki ortalama reel kayıp yaklaşık yarıya iner; ama her ayarlama, fiyat belirleyicilerin beklentilerini de etkileyen bir sinyal olarak işlev görür.
Modelin sınırları
Buradaki hesaplar, asgari ücretin etkilerini istihdam, fiyatlar ve ücretler üzerinden ölçtü. Oysa firmalar asgari ücrete başka yollardan da uyum sağlayabilir: çalışma saatlerini azaltarak, yan hakları ya da eğitim fırsatlarını kısarak, iş yükünü artırarak ya da işe alımda daha seçici davranarak. Bu kanallar, yalnızca istihdam sayısına bakan çalışmalarda görünmez ve asgari ücretin işçiler üzerindeki gerçek etkisini değerlendirmeyi zorlaştırır.
Modeller ayrıca asgari ücret artışlarını tek seferlik bir değişiklik olarak ele aldı. Oysa asgari ücretin etkileri zamanla ortaya çıkabilir: firmalar makineye yatırım yapmak, üretim yöntemlerini değiştirmek ya da yeni işyerleri açmamak için zamana ihtiyaç duyar. Kısa dönemde küçük görünen istihdam etkileri, uzun dönemde büyüyebilir. Ayrıca yüksek enflasyonlu bir ekonomide asgari ücretin reel değeri ayarlamalar arasında hızla eridiği için, nominal artışların etkisini reel değerdeki değişimden ayırmak da gerekir.
Uygulama
Özet kartı
- Kaitz endeksi, asgari ücretin medyan ya da ortalama ücrete oranıdır ve asgari ücretin ne kadar çok işçi için bağlayıcı olduğunu gösterir. Aynı yüzdelik artış, endeksin düşük olduğu bir ülkede küçük, yüksek olduğu bir ülkede büyük bir müdahaledir.
- Dustmann ve arkadaşları, Almanya'da 2015'te uygulanan ve çalışanların yaklaşık yüzde 15'ini etkileyen ulusal asgari ücretin ücretleri artırdığını ama istihdamı düşürmediğini buldu; işçilerin daha büyük, daha yüksek ücret ödeyen ve daha verimli işyerlerine geçişi, ücret artışının yüzde 17'sine kadarını açıklıyordu.
- Harasztosi ve Lindner, Macaristan'da büyük bir asgari ücret artışından sonra istihdam esnekliklerinin negatif ama küçük olduğunu, artışın yaklaşık yüzde 75'inin tüketiciler, yüzde 25'inin firma sahipleri tarafından ödendiğini ve firmaların emeği sermayeyle ikame ettiğini buldu.
- Neumark ve Shirley, ABD literatürünün tamamını inceleyerek olumsuz istihdam tahminlerinin açık bir ağırlığı olduğunu, bu kanıtın gençler ve düşük eğitimliler için daha güçlü, düşük ücretli sektörler için ise daha az tek yönlü olduğunu savundu.
- İstihdam esnekliği mutlak değerce 1'den küçük olduğu sürece asgari ücret artışı etkilenen grubun toplam ücret gelirini artırır; ama bu kazanç işte kalanlar ile işini kaybedenler arasında eşit dağılmaz. Asgari ücretin etkisi, düzeyine, emek piyasasının yapısına ve firmaların fiyat belirleme gücüne bağlıdır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kaitz endeksi | Kaitz index | Asgari ücretin medyan ya da ortalama ücrete oranı |
| Asgari ücretin istihdam esnekliği | Employment elasticity of the minimum wage | Asgari ücret artışına istihdamın yüzde tepkisi |
| Dalga etkisi | Ripple effect | Asgari ücret artışının biraz üstündeki ücretleri de yükseltmesi |
| Maliyet yansıması | Cost pass-through | Maliyet artışının fiyatlara aktarılması |
| İşçilerin yeniden dağılımı | Reallocation of workers | İşçilerin daha verimli firmalara kayması |
| Asgari ücretin yükü | Incidence of the minimum wage | Artışın maliyetinin işçiler, firma sahipleri ve tüketiciler arasında paylaşımı |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Kaitz endeksini tanımla. Aynı yüzdelik asgari ücret artışının, endeksi farklı iki ülkede neden farklı etkiler doğurabileceğini açıkla.
- (Çıktı 2) Dustmann ve arkadaşlarının Almanya'daki bulgusu, asgari ücretin istihdamı neden azaltmamış olabileceğine dair hangi açıklamayı destekler?
- (Çıktı 3) Aylık asgari ücret 25 bin, medyan ücret 40 bin liradır. Kaitz endeksini hesapla. Asgari ücret yüzde 20 artarken medyan ücret yüzde 8 artarsa, endeks ne olur?
- (Çıktı 3) Asgari ücretle çalışan 1,5 milyon işçi var. Asgari ücret yüzde 30 artıyor ve istihdam esnekliği eksi 0,2'dir. Kaç iş kaybedilir? Grubun toplam ücret geliri yüzde kaç değişir?
- (Çıktı 3) Bir firmanın asgari ücret artışından kaynaklanan ek maliyeti aylık 80 bin liradır. Maliyetin yüzde 75'i tüketicilere yansıtılırsa, tüketicilerin ve firma sahibinin payı ne olur? Firmanın aylık geliri 2 milyon liraysa, fiyatlar yaklaşık yüzde kaç artar?
- (Çıktı 4) Bir siyasetçi, «Almanya asgari ücret getirdi ve tek bir iş kaybolmadı; biz de asgari ücreti istediğimiz kadar artırabiliriz» diyor. Dustmann ve arkadaşlarının, Harasztosi ve Lindner'ın ve Neumark ve Shirley'nin bulgularını ve Kaitz endeksini kullanarak bu çıkarımın hangi kanıta dayandığını ve kanıtın izin verdiği sınırı nerede aştığını göster.
Cevaplar
- Kaitz endeksi, asgari ücretin bir ülkedeki medyan ya da ortalama ücrete oranıdır ve tabanın kaç çalışanın bordrosuna doğrudan dokunduğunu gösterir. Endeksin düşük olduğu bir ülkede asgari ücret, ücret dağılımının yalnızca alt ucundaki küçük bir grubu etkiler; yüzde 10'luk bir artış görece az sayıda işçinin ücretini değiştirir. Endeksin yüksek olduğu bir ülkede ise asgari ücret, ücret dağılımının ortasına yakındır ve aynı yüzde 10'luk artış çok sayıda işçinin ücretini doğrudan değiştirir; bu yüzden istihdam ve fiyatlar üzerindeki etkisi de daha büyük olabilir.
- Dustmann ve arkadaşları, asgari ücretin düşük ücretli işçileri küçük, düşük ücret ödeyen ve daha az verimli işyerlerinden büyük, daha yüksek ücret ödeyen ve daha verimli işyerlerine kaydırdığını buldu. Bu bulgu, bazı firmaların düşük ücret ödeyerek ayakta kaldığı ve işçilerin daha iyi işlere geçmesinin iş arama sürtünmeleri ya da firmaların ücret belirleme gücü nedeniyle zorlaştığı bir emek piyasasıyla uyumludur. Asgari ücret, verimsiz firmaları zorlarken işçileri daha verimli firmalara taşıdı; bu yüzden toplam istihdam azalmadı.
- Kaitz endeksi 25 bölü 40, yani 0,625'tir. Asgari ücret yüzde 20 artarak 30 bin liraya, medyan ücret yüzde 8 artarak 43,2 bin liraya çıkarsa, endeks 30 bölü 43,2, yani yaklaşık 0,694 olur.
- İstihdam esnekliği eksi 0,2 iken, asgari ücretteki yüzde 30'luk artış istihdamı yaklaşık yüzde 6 azaltır; bu, 1,5 milyon × 0,06, yani 90 bin iş kaybıdır. İşte kalan 1,41 milyon işçi yüzde 30 daha fazla kazanır. Grubun toplam ücret geliri, 1,5 milyon birimden 1,41 milyon × 1,3, yani 1,833 milyon birime çıkar; yaklaşık yüzde 22,2 artar.
- Tüketicilerin payı 80 bin × 0,75, yani 60 bin lira; firma sahibinin payı 20 bin liradır. 60 bin liralık bir fiyat artışı, 2 milyon liralık aylık gelirin yüzde 3'üne denk gelir; fiyatlar yaklaşık yüzde 3 artar.
- Siyasetçinin dayandığı bulgu gerçektir: Dustmann ve arkadaşları, Almanya'daki asgari ücretin istihdamı düşürmediğini buldu. Ama çıkarım birkaç noktada kanıtın ötesine geçiyor. Birincisi, Almanya'daki asgari ücret çalışanların yaklaşık yüzde 15'ini etkiliyordu; Kaitz endeksi çok yüksek bir asgari ücret, çok daha büyük bir kesimi etkiler ve sonuçları farklı olabilir. «İstediğimiz kadar» artırmak, kanıtların sınandığı aralığın dışına çıkmak demektir. İkincisi, Harasztosi ve Lindner, Macaristan'da istihdam etkisinin negatif, ama küçük olduğunu ve maliyetin büyük kısmının tüketicilere yansıtıldığını buldu; yani iş kaybı olmasa bile bedel başka biçimlerde ödenir. Üçüncüsü, Neumark ve Shirley, ABD literatüründe olumsuz istihdam tahminlerinin ağırlıkta olduğunu, özellikle gençler ve düşük eğitimliler için bu kanıtın güçlü olduğunu savundu. Kanıtlar, ılımlı asgari ücret artışlarının istihdamı büyük ölçüde azaltmadığını desteklese de, sınırsız artışların etkisiz olacağını desteklemez.
İleri okuma
- Christian Dustmann, Attila Lindner, Uta Schönberg, Matthias Umkehrer, Philipp vom Berge (2022). «Reallocation Effects of the Minimum Wage». Quarterly Journal of Economics 137(1). Almanya'da asgari ücret ve işçilerin yeniden dağılımı.
- Péter Harasztosi, Attila Lindner (2019). «Who Pays for the Minimum Wage?». American Economic Review 109(8). Macaristan'da asgari ücretin yükü.
- David Neumark, Peter Shirley (2022). «Myth or Measurement: What Does the New Minimum Wage Research Say about Minimum Wages and Job Loss in the United States?». Industrial Relations 61(4). ABD literatürünün sistematik bir değerlendirmesi.
- Alan Manning (2021). «The Elusive Employment Effect of the Minimum Wage». Journal of Economic Perspectives 35(1). Asgari ücretin istihdam etkisini ölçmenin zorlukları.
Sonraki derse köprü
Asgari ücret, bir ülkenin kendi emek piyasasındaki ücretleri doğrudan değiştiren bir politikaydı. Ama emek piyasalarını değiştiren güçlerden biri de, işçilerin bir ülkeden ya da bölgeden başka bir yere taşınmasıdır. Sıradaki ders göç ekonomisini ele alıyor. İnsanlar neden göç eder ve göç kararlarını hangi hesaplar belirler? Göçmenlerin gelişi, yerli işçilerin ücretlerini ve istihdamını nasıl etkiler? Türkiye'nin son on yıllarda karşılaştığı büyük göç dalgaları bu sorulara hangi cevapları veriyor?