İçeriğe geç

Ders EKO-208.09 · Seviye 2 — Orta

Kayıt dışı istihdam

EKO-208 Çalışma Ekonomisi

4.707 kelime · yaklaşık 21 dakika okuma · seslendirme 12 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • kayıt dışı istihdam
  • kayıtlı olmanın maliyeti ve getirisi
  • Harris–Todaro modeli
  • dışlanma ve çıkış görüşleri
  • kayıt dışılığın firma ve işçi marjları
  • boşa giden teşvik payı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Uluslararası Çalışma Örgütü'ne göre dünyada yaklaşık iki milyar kişi, küresel istihdamın yüzde 61,2'si, kayıt dışı çalışıyor ve kayıt dışı istihdamın yüzde 93'ü gelişmekte olan ülkelerde bulunuyor.
  2. Kayıt kararı, kayıtlı olmanın maliyetini (vergiler, primler, düzenlemeler) getirisiyle (kredi, pazarlar, güvence) ve kayıt dışı kalmanın beklenen cezasıyla karşılaştırır. Kayıt dışılık küçük işletmelerde yoğunlaşır.
  3. Harris–Todaro modelinde kayıtlı işlerin sınırlı olması ve yüksek ücreti, kente kayıtlı işlerin kaldıramayacağından fazla insan çeker; kentte kayıtlı iş yaratmak, işsizliği ya da kayıt dışılığı artırabilir.
  4. Sri Lanka deneyinde bilgi ve doğrudan masrafların karşılanması kayıtları artırmadı; birkaç aylık kâra denk ödemeler artırdı; kaydolanların çoğu büyümedi. La Porta ile Shleifer, kayıt dışı firmaların düşük verimliliğinin kayıt dışılığın nedeni olduğunu savunur.
  5. Türkiye'deki bölgesel prim teşvikleri kayıtlı işleri belirgin biçimde artırdı, ama etkinin büyük kısmı var olan işlerin kayda geçmesiydi ve boşa giden pay yüksekti. Firma ve işçi marjları her zaman birlikte hareket etmez.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Kayıt dışı istihdamı, kayıtlı olmanın maliyetini ve getirisini, Harris–Todaro modelini, dışlanma ve çıkış görüşlerini, kayıt dışılığın firma ve işçi marjlarını ve boşa giden teşvik payını tanımlar.
  • Anlama — Firmaların ve işçilerin neden kayıt dışı kaldığını, bunun kimi zaman bir tercih, kimi zaman bir zorunluluk olabileceğini açıklar.
  • Uygulama — Bir firmanın kayıt kararını beklenen ceza ile karşılaştırarak hesaplar, Harris–Todaro dengesinde kente gelecek işgücünü bulur ve bir istihdam teşvikinin net iş başına maliyetini hesaplar.
  • Değerlendirme — Sri Lanka kayıt deneyini, La Porta ile Shleifer'in ikili görüşünü ve Türkiye'deki bölgesel prim teşviklerinin sonuçlarını karşılaştırarak kayıt dışılığı azaltmaya dönük politika önerilerini kanıtlara dayanarak değerlendirir.

Sezgi

Açılış

Bir çalışanın elinde iki teklif olduğunu düşün. Birincisinde her ay bordrosu düzenleniyor, adına prim yatırılıyor, işten çıkarılırsa kıdem tazminatı ve işsizlik ödeneği alabiliyor, hastalandığında sigortası var. İkincisinde aynı işi yapıyor, eline geçen para biraz daha fazla ya da aynı, ama hiçbir yerde kaydı yok. Pek çok kişi ilkini seçer. Ama dünyada her on çalışandan altısı ikincisi gibi bir işte çalışıyor. Bunların bir kısmı bu işi seçti, bir kısmının önünde başka seçenek yoktu.

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 2018'de yayımladığı ilk küresel tahminlere göre, 15 yaş ve üstündeki çalışanlardan yaklaşık iki milyarı, yani küresel istihdamın yüzde 61,2'si kayıt dışı çalışıyor. Bu çalışanların büyük çoğunluğu gelişmekte olan ülkelerde: bu ülkeler dünya istihdamının yüzde 82'sini, ama kayıt dışı istihdamın yüzde 93'ünü barındırıyor. Kayıt dışılık, bir sapma değil, dünyanın büyük bölümünde çalışmanın olağan biçimidir.

Bu ders iki soru soruyor. Birincisi, kayıt dışılık neden var: firmalar ve işçiler kayıtlı olmanın bedelini mi kaçırıyor, yoksa kayıtlı ekonominin kapısından içeri mi giremiyor? İkincisi, bu soruya verilen cevap, politikayı nasıl değiştirir?

Hikâye — Sri Lanka'da kayıt olmaya para vermek

Suresh de Mel, David McKenzie ve Christopher Woodruff, kayıt dışılığın nedenini anlamak için doğrudan bir yol denedi: kayıt dışı çalışan küçük işletmelere, resmî olarak kayıt olmaları için teşvik verdiler ve kimin kaydolduğuna baktılar. Sri Lanka'da yürüttükleri alan deneyinde, işletmeler rastgele gruplara ayrıldı. Bir gruba yalnızca kayıt sürecinin nasıl işlediğine dair bilgi verildi. Bir başka gruba, bilginin yanında kaydın doğrudan masrafları geri ödendi. Kalan gruplara ise, kaydoldukları takdirde, işletmenin aylık kârına oranla belirlenmiş nakit ödemeler teklif edildi.

Sonuç, kayıt dışılığın bir bilgi eksikliği ya da küçük bir masraf sorunu olduğu düşüncesini sarstı. Kayıt sürecini anlatmak ve doğrudan masrafları karşılamak, kayıtları artırmadı. Kayıtları harekete geçiren şey paraydı: ortanca işletmenin yarım ila bir aylık kârına denk bir ödeme, işletmelerin yaklaşık beşte birini, iki aylık kârına denk bir ödeme ise yaklaşık yarısını kaydettirdi. Kaydolmayanların en sık gösterdiği neden, işletmenin bulunduğu arazinin mülkiyetiyle ilgili sorunlardı; tapusu olmayan ya da başkasının arazisinde çalışan bir işletme, kayıt olurken bu durumu açığa çıkarmak zorunda kalıyordu.

Araştırmacılar, kaydolan işletmeleri 15 ila 31 ay sonra yeniden ziyaret etti. Ortalama kâr daha yüksekti; ama bu artışın büyük kısmı, hızla büyüyen birkaç işletmeden geliyordu. Buna karşılık kaydolan işletmelerin sahipleri devlete daha fazla güven duyduklarını söylüyordu.

Bu deney, iki şeyi aynı anda gösteriyor. Birincisi, pek çok küçük işletme sahibi için kayıt olmak, doğrudan masraflarının çok ötesinde bir bedel taşıyor; bu bedeli ortadan kaldırmak için birkaç aylık kâra denk bir ödeme gerekiyor. İkincisi, kaydolan işletmelerin çoğu kayıttan sonra da büyümedi; kayıt olmak, onları kendiliğinden daha verimli işletmelere dönüştürmedi. Bu iki bulgu, kayıt dışılığı açıklamaya çalışan iki farklı görüşün de bir parça haklı olabileceğini düşündürür.

Kavram

Önceki derslerde tanımladığımız kayıt dışı ekonomi, üretimin kayıt dışında kalan kısmıdır. Emek piyasasında ise bakılan şey, tek tek işlerin kayıtlı olup olmadığıdır.

Bir firmanın ya da işçinin kayıtlı olup olmama kararı, bir hesaba dayanır. Kayıtlı olmanın bir bedeli, ama aynı zamanda bir karşılığı vardır.

Bu hesap, bir firmanın büyüklüğüne göre değişir. Küçük bir firma denetçinin gözünden kolayca kaçabilir ve kredi ya da büyük müşteri ihtiyacı sınırlıdır; büyüdükçe görünür olur ve kaydın getirileri artar. Bu yüzden kayıt dışılık, en çok küçük firmalarda yoğunlaşır.

Kayıt dışılığın bir başka açıklaması, gelişmekte olan ekonomilerin iki kesimli yapısından gelir. İyi ücret ödeyen kayıtlı işler sınırlıdır ve herkes bu işlere giremez. Kıyıda bekleyenler ya işsiz kalır ya da kayıt dışında çalışır.

Harris–Todaro modeli, kayıt dışında çalışanları kayıtlı işlere girmek için sırada bekleyen insanlar olarak görür. Ama her iktisatçı bu resmi paylaşmaz.

Kayıt dışılık tek bir karar da değildir. Bir firma, kendisini kaydettirip kaydettirmeme ve çalışanlarını kaydettirip kaydettirmeme konusunda iki ayrı karar verir.

Kayıt dışılığı azaltmak için hükümetler çoğu zaman, kayıtlı istihdamın maliyetini düşüren prim ya da vergi indirimlerine başvurur. Bu indirimlerin bir kısmı her zaman, indirim olmasa da kayıtlı olacak işlere gider.

Veri ve kanıt

Bu görüş, Sri Lanka deneyinin ikinci bulgusuyla örtüşür: kaydolan işletmelerin çoğu büyümedi. La Porta ile Shleifer'e göre sorun, kayıt maliyetlerinin verimli işletmeleri kayıt dışında tutması değil, kayıt dışı işletmelerin çoğunun zaten küçük ve düşük verimli olmasıdır. Politika açısından, kayıt dışı işletmeleri kayda zorlamak ya da kayda teşvik etmek, tek başına kalkınmayı hızlandırmaz. Kayıt dışılığı kalıcı olarak azaltan şey, verimli kayıtlı firmaların büyüyüp daha çok insan istihdam etmesidir. Ama bu görüş de tartışmasız değildir. Kayıt dışı kesimin içinde, doğru koşullarda büyüyebilecek girişimciler de vardır; Sri Lanka'da hızla büyüyen birkaç işletme bunun bir işareti olabilir. Ayrıca ikili görüş, kayıt dışılığın firma marjını açıklamakta güçlüdür; ama kayıtlı firmaların kayıtsız işçi çalıştırmasını, yani işçi marjını, aynı ölçüde açıklamaz.

Bu bulgu, çıkış görüşüne güçlü bir destek verir. Primlerdeki bir indirim yeni iş yaratmaktan çok var olan işleri kayda çektiyse, bu işler zaten vardı ve kayıt dışında kalmaları bir maliyet hesabının sonucuydu. Yazarların deyişiyle, uygulamanın zayıf olduğu ülkelerde düşük ücretli işçilerin emeği üzerindeki yüksek vergiler, firmaları ve işçileri kayıt dışında kalmaya güçlü biçimde özendirebilir. Ama aynı bulgu, bu tür teşviklerin pahalı olabileceğini de gösterir: kayda geçen her yeni işin yanında, teşvik olmadan da kayıtlı olacak pek çok iş için ödeme yapılır. Kayıt dışılığa karşı prim indirimi, doğru tasarlandığında işe yarayan ama bedeli dikkatle hesaplanması gereken bir araçtır.

Yaygın yanlış«Kayıt dışı çalışanların hepsi, kayıtlı bir iş bulamadıkları için oradadır; kayıtlı işlerin sayısını artırırsak kayıt dışılık kendiliğinden biter.»
Doğrusu

Kayıt dışında çalışanların bir kısmı gerçekten dışlanmıştır; ama bir kısmı, kayıtlı olmanın maliyetini getirisiyle karşılaştırarak kayıt dışını seçer. Türkiye'deki prim teşviklerinin etkisinin büyük ölçüde var olan işlerin kayda geçmesi biçiminde ortaya çıkması, maliyet hesabının önemli olduğunu gösterir. Harris–Todaro modeli ise kentte kayıtlı işleri artırmanın, kırdan daha çok insanı kente çekerek kayıt dışında bekleyenlerin sayısını artırabileceğini gösterir.

Yaygın yanlış«Kayıt dışı işletmeleri kayda geçirmek, onları kendiliğinden büyütür ve daha verimli yapar.»
Doğrusu

Sri Lanka deneyinde kaydolan işletmelerin çoğunun davranışı belirgin biçimde değişmedi; ortalama kârdaki artış birkaç işletmeden geldi. La Porta ile Shleifer, kayıt dışı işletmelerin düşük verimliliğinin kayıt dışılığın bir sonucu değil, büyük ölçüde nedeni olduğunu savunur. Kayıt, kredi ve pazar erişimini kolaylaştırabilir; ama girişimcinin becerisi ve işletmenin verimliliği düşükse, kayıt tek başına onu büyütmez.

Neden önemli?

Kayıt dışı istihdam, çalışanlar için güvencesizlik demektir. Kayıt dışı çalışan bir işçi işini kaybettiğinde tazminat ve işsizlik ödeneği alamaz, iş kazasında korunmaz, emeklilik için prim biriktiremez. Bu yüzden kayıt dışılık, bugünün ücretinden çok yarının yoksulluğunu belirler: prim gününü dolduramayan bir kuşak, yaşlılığında sosyal yardıma muhtaç kalabilir. Kamu maliyesi açısından kayıt dışılık vergi tabanını daraltır; aynı geliri toplamak için kayıtlı çalışanlar ve firmalar daha yüksek vergi ve prim öder, bu da kayıtlı olmanın maliyetini daha da artırır. Bu, kendi kendini besleyen bir döngüdür. Türkiye'de de bu döngü uzun süredir emek piyasasının belirleyici bir özelliğidir; modelin sonunda kayıt dışılığın Türkiye'deki yapısına ayrıca döneceğiz.

Model

Çözümlü örnek — Kayıt kararının hesabı

Küçük bir atölye, bir çalışana aylık 30 bin lira brüt ücret ödüyor. Bu çalışanı kaydettirirse, sosyal güvenlik primleri ve ücret üzerindeki vergiler nedeniyle atölyenin maliyeti ücretin yüzde 35'i kadar, yani aylık 10.500 lira artacak. Bu oran bir örnektir; gerçek oranlar ülkeden ülkeye ve teşviklere göre değişir.

Atölye çalışanı kaydettirmezse, bir denetimde yakalanma olasılığı yıllık yüzde 5'tir ve yakalanırsa ödeyeceği ceza ile geriye dönük primler toplam 150 bin liradır. Beklenen yıllık ceza, yakalanma olasılığı ile cezanın çarpımıdır: 0,05 × 150.000 = 7.500 lira. Kaydın yıllık maliyeti ise 12 × 10.500 = 126.000 liradır.

Salt bu iki rakama bakan bir atölye sahibi için kayıt dışı kalmak, yılda 126.000 − 7.500 = 118.500 lira daha ucuzdur. Kaydı kârlı hâle getirmek için ya beklenen cezanın, ya da kaydın getirilerinin bu farkı kapatması gerekir. Örneğin atölye, kayıtlı olursa bir büyük müşteriye tedarikçi olarak yılda 100 bin lira ek kâr elde edebilecekse, fark 18.500 liraya iner. Denetim olasılığı yüzde 5'ten yüzde 15'e çıkarsa beklenen ceza 22.500 liraya yükselir ve bu durumda kayıt, kayıt dışı kalmaktan 4.000 lira daha kârlı olur.

Bu basit hesap, kayıt dışılığa karşı üç kaldıraç olduğunu gösterir: kaydın maliyetini düşürmek, kayıt dışı kalmanın beklenen cezasını artırmak ve kayıtlı olmanın getirilerini büyütmek. Hesap aynı zamanda çalışanın kendi kararını da içerir. Çalışan, primlerin bir kısmının kendi ücretinden kesileceğini ve karşılığında alacağı emeklilik ve sağlık güvencesinin değerini tartar. Emekliliğe hak kazanacağından emin olmayan ya da sağlık güvencesini başka bir yoldan, örneğin eşinin sigortasından sağlayan bir çalışan, kayıt dışı kalmaya daha istekli olabilir.

Çözümlü örnek — Harris–Todaro dengesi

Bir ülkede kırdaki bir işçinin yıllık geliri 120 bin liradır. Kentte 600 bin kayıtlı iş vardır ve bu işlerin yıllık ücreti asgari ücret nedeniyle 300 bin liradır. Kente gelen herkes kayıtlı işlere eşit şansla başvuruyor; iş bulamayanların geliri, basitlik için sıfır kabul edilsin.

Kentteki işgücü L ile gösterilirse, bir kişinin kayıtlı iş bulma olasılığı 600.000 ÷ L olur. Kentteki beklenen gelir, bu olasılık ile kayıtlı ücretin çarpımıdır. Göç, beklenen kentsel gelir kırdaki gelire eşitlenene kadar sürer:

(600.000 ÷ L) × 300.000 = 120.000

Buradan L = 600.000 × 300.000 ÷ 120.000 = 1.500.000 bulunur. Kentte bir buçuk milyon kişi vardır, ama yalnızca 600 bini kayıtlı işte çalışır. Kalan 900 bin kişi işsiz kalır ya da, daha gerçekçi olarak, kayıtlı iş için beklerken kayıt dışı işlerde çalışır.

Şimdi hükümetin kentte 100 bin yeni kayıtlı iş yarattığını düşünelim. Yeni denge L = 700.000 × 300.000 ÷ 120.000 = 1.750.000 olur. Kayıtlı işler 100 bin arttı, ama kente 250 bin yeni kişi geldi. Kayıtlı işe giremeyenlerin sayısı 900 binden 1.050.000'e çıktı. Bu sonuç, Todaro paradoksu olarak bilinir: kentte iş yaratmak, kentteki işsizliği ya da kayıt dışılığı azaltmak yerine artırabilir; çünkü iş bulma olasılığındaki artış, kırdan daha çok insanı kente çeker.

Model, kırdaki geliri artırmanın da bir politika olduğunu gösterir. Kırdaki gelir 120 binden 150 bin liraya çıkarsa, 600 bin kayıtlı işle kentteki denge işgücü 600.000 × 300.000 ÷ 150.000 = 1.200.000 kişiye iner ve kayıtlı işe giremeyenlerin sayısı 900 binden 600 bine düşer.

Çözümlü örnek — Teşvikin net iş başına maliyeti

Bir hükümet, belirli illerde işverenlere, kaydettirdikleri her çalışan için yıllık 20 bin lira prim desteği veriyor. Bir yıl sonra destekten yararlanan 50 bin kayıtlı iş olduğunu görüyor ve «50 bin kişiyi kayda aldık» diyor. Programın maliyeti 50.000 × 20.000 = 1 milyar liradır.

Ama bu işlerin bir kısmı destek olmasa da kayıtlı olacaktı. Boşa giden pay yüzde 47 ise, yani Betcherman ve arkadaşlarının ilk program için bulduğu aralığın alt ucundaysa, 50 bin işin 23.500'ü destekten bağımsız olarak kayıtlıydı. Destek sayesinde kayda geçen iş sayısı 50.000 − 23.500 = 26.500'dür. Net iş başına maliyet 1.000.000.000 ÷ 26.500 ≈ 37.700 liradır; yani desteğin kâğıt üzerindeki tutarının neredeyse iki katı.

Boşa giden pay yüzde 78 ise, destek sayesinde kayda geçen iş sayısı 50.000 × 0,22 = 11.000'e iner ve net iş başına maliyet 1.000.000.000 ÷ 11.000 ≈ 90.900 lira olur, desteğin kâğıt üzerindeki tutarının dört buçuk katından fazla. İkinci programın daha iyi tasarımı, örneğin desteği yalnızca belirli bir tarihten sonra eklenen işlere bağlamak, boşa giden payı düşürür ve net iş başına maliyeti azaltır. Bu hesap, bir teşvikin başarısını yararlanıcı sayısıyla değil, teşvik olmadan ne olacağını gösteren bir karşılaştırma grubuna göre ölçmek gerektiğini gösterir.

Hesabın bir boyutu daha var. Kayda geçen her iş, devlete gelecekte prim ve vergi olarak geri döner; destek bittikten sonra bu işlerin kayıtlı kalıp kalmadığı, programın uzun dönemli bedelini değiştirir. Destek sona erdiğinde işlerin yeniden kayıt dışına dönmesi, desteğin yalnızca kayıt dışılığı ertelediği anlamına gelir.

Çözümlü örnek — Sri Lanka'da kayıt talebi

Sri Lanka deneyinin sonuçları, kayıt olmaya dair bir talep eğrisi gibi okunabilir. Bir ödeme, işletmenin kayıt olmanın net maliyetine dair kendi hesabını aşarsa işletme kaydolur. Ödeme yokken ya da yalnızca doğrudan masraflar karşılandığında kayıt neredeyse hiç artmadı; bu, işletmelerin çoğu için kaydın net maliyetinin bu masraflardan çok daha büyük olduğunu gösterir. Ortanca işletmenin yarım ila bir aylık kârına denk bir ödemeyle işletmelerin yaklaşık beşte biri kaydoldu; bu işletmeler için kaydın net maliyeti bu tutarın altındaydı. İki aylık kâra denk bir ödemeyle yaklaşık yarısı kaydoldu.

Buradan kabaca şu çıkarılabilir: işletmelerin yaklaşık yarısı için kayıt olmanın net maliyeti iki aylık kârdan azdı, öbür yarısı için daha fazlaydı. Bu maliyet yalnızca vergi değildi; arazi mülkiyetindeki belirsizlik gibi, kaydın açığa çıkaracağı başka sorunları da içeriyordu. Bir hükümet kayıt dışılığı azaltmak istiyorsa, kaydın bu gizli maliyetlerini, örneğin tapu sorunlarını, çözmek, kayıt masraflarını düşürmekten daha etkili olabilir.

Firma ve işçi marjlarının ayrışması

Gabriel Ulyssea, Brezilya verisiyle tahmin ettiği bir denge modelinde, firmaların iki kayıt dışılık marjını birlikte inceledi: işletmenin hiç kayıt olmaması ve kayıtlı bir işletmenin işçileri kayıt dışı çalıştırması. Modelin gösterdiği önemli bir sonuç, işçi marjı hesaba katıldığında, firmaların kayıt dışılığı ile işçilerin kayıt dışılığının politika değişikliklerine aynı yönde tepki vermek zorunda olmadığıdır. Örneğin firma kaydının maliyetini düşüren bir politika, bazı kayıt dışı işletmeleri kayda çeker; ama bu işletmeler çalışanlarının bir kısmını kayıt dışında tutmaya devam edebilir. Ulyssea ayrıca daha düşük kayıt dışılığın daha yüksek üretim, verimlilik ya da refahla birlikte gelebileceğini, ama bunun zorunlu olmadığını buldu.

Bu sonuç, kayıt dışılığın tek bir sayıyla ölçülmesinin yanıltıcı olabileceğini gösterir. Kayıtlı işletme sayısındaki bir artış, kayıtlı işçi sayısında aynı artışı getirmeyebilir. Türkiye'de de kayıt dışılığın önemli bir kısmı, kayıtlı işyerlerindeki kayıtsız çalışanlar ve ücretlerini eksik bildirilen çalışanlar biçiminde görülür; bir işçinin gerçek ücretinin bir kısmını elden alıp bordrosunun asgari ücret gösterilmesi, işçi marjının tanıdık bir örneğidir.

Dışlanma mı, çıkış mı?

William Maloney, Latin Amerika verisiyle, kayıt dışı kendi hesabına çalışanların önemli bir kısmının bu çalışma biçimini gönüllü olarak seçtiğini savundu: bu kişiler, kayıtlı bir işin sunduğu ücret ve güvenceyle, kendi işlerinin esnekliğini ve bağımsızlığını karşılaştırıyordu. Guillermo Perry ve arkadaşlarının Dünya Bankası için hazırladığı rapor ise iki görüşü birleştirdi: kayıt dışında çalışanların bir kısmı kayıtlı ekonomiden dışlanmıştır, bir kısmı ise ondan çıkmayı seçmiştir ve bu iki grubun oranı ülkeden ülkeye, sektörden sektöre değişir.

Bu ayrım politika için belirleyicidir. Kayıt dışında çalışanlar büyük ölçüde dışlanmışsa, kayıtlı işlerin önündeki engelleri kaldırmak ve kayıtlı iş olanaklarını artırmak öncelikli olmalıdır. Büyük ölçüde çıkmayı seçmişlerse, kayıtlı olmanın getirisini artırmak, örneğin prim ödemeleri ile alınacak haklar arasındaki bağı güçlendirmek, ya da maliyetini düşürmek daha etkili olur. Gerçekte iki grup yan yana yaşar: aynı sektörde kayıtlı bir iş için bekleyen genç bir işçi ile kendi küçük işini kayıt dışında sürdürmeyi yeğleyen deneyimli bir usta birlikte bulunabilir.

Türkiye'de kayıt dışılığın yapısı

Türkiye'de kayıt dışılığın yüzü sektöre göre değişir. TÜİK'in Hanehalkı İşgücü Araştırması, sosyal güvenliğe kaydı olmadan çalışanların payını düzenli olarak yayımlar ve bu oran tarımda, tarım dışı işlere göre çok daha yüksektir; tarımda ücretsiz aile işçiliği ve kayıtsız kendi hesabına çalışma yaygındır. Tarım dışında kayıt dışılık küçük işyerlerinde, inşaatta, ticarette ve konaklamada yoğunlaşır. Asgari ücret dersinde gördüğümüz gibi, Türkiye'de çok sayıda çalışanın bordrosu asgari ücrete yakındır; bu da kayıtlı olmanın maliyetini, özellikle düşük verimli küçük işletmeler için, asgari ücretin ve primlerin düzeyine duyarlı hâle getirir. Göç dersinde ise Suriyeli sığınmacıların yerli işçileri en çok kayıt dışı işlerde etkilediğini gördük. Kayıt dışılığı anlamak, Türkiye'de asgari ücret, göç, sosyal güvenlik ve vergi politikasının etkilerini anlamanın ön koşuludur.

Bu yapı, bu dersteki araçların hangisinin Türkiye'de nerede işe yarayacağını da belirler. Tarımdaki ücretsiz aile işçiliği, bir işverenin prim hesabıyla açıklanamaz; burada kayıt dışılık, hanenin kendi işletmesinde çalışmanın doğal bir sonucudur ve prim indirimi ya da denetim onu pek değiştirmez. Kentteki küçük işyerlerinde ise kayıt kararının hesabı doğrudan işler: primdeki bir indirim, denetimdeki bir artış ya da kayıtlı olmanın getirisindeki bir değişiklik, işverenin ve çalışanın kararını kaydırabilir. Kayıtlı işyerlerinde eksik bildirilen ücretler ise işçi marjının konusudur ve firma kaydını hedefleyen politikalarla çözülmez.

Modelin sınırları

Buradaki hesaplar, kayıt kararını bir maliyet–getiri karşılaştırması olarak ele aldı. Gerçekte bu karar, sosyal normlardan da etkilenir: çevresindeki herkesin kayıt dışı çalıştığı bir sektörde kayıt olmak, rakiplere göre dezavantaj yaratabilir; kayıtlı olmanın yaygın olduğu bir yerde ise kayıt dışı kalmak dikkat çeker. Devlete duyulan güven de hesaba girer; Sri Lanka'da kaydolanların devlete daha fazla güven duyması, bu ilişkinin iki yönlü olabileceğini gösterir.

Harris–Todaro modeli, kayıtlı ücretin kurumsal nedenlerle sabit olduğunu ve herkesin kayıtlı işlere eşit şansla eriştiğini varsaydı. Gerçekte kayıtlı işlere erişim eğitim, bağlantılar ve tanıdıklar üzerinden gerçekleşir ve kayıt dışında çalışanlar kayıtlı işlere sırayla değil, farklı becerilerle aday olur. Model ayrıca kayıt dışı kesimi, kayıtlı iş için bekleme salonu olarak gördü; oysa kayıt dışı kesim kendi başına büyük ve çeşitli bir ekonomidir. Boşa giden teşvik payı hesabı ise, karşılaştırma grubunun teşvik olmasaydı ne olacağını doğru gösterdiğini varsaydı; kapsam dışındaki iller kapsamdakilerden sistematik olarak farklıysa bu tahmin yanlı olabilir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Uluslararası Çalışma Örgütü'ne göre dünyada yaklaşık iki milyar kişi, küresel istihdamın yüzde 61,2'si, kayıt dışı çalışıyor ve kayıt dışı istihdamın yüzde 93'ü gelişmekte olan ülkelerde bulunuyor.
  2. Kayıt kararı, kayıtlı olmanın maliyetini (vergiler, primler, düzenlemeler) getirisiyle (kredi, pazarlar, güvence) ve kayıt dışı kalmanın beklenen cezasıyla karşılaştırır. Kayıt dışılık küçük işletmelerde yoğunlaşır.
  3. Harris–Todaro modelinde kayıtlı işlerin sınırlı olması ve yüksek ücreti, kente kayıtlı işlerin kaldıramayacağından fazla insan çeker; kentte kayıtlı iş yaratmak, işsizliği ya da kayıt dışılığı artırabilir.
  4. Sri Lanka deneyinde bilgi ve doğrudan masrafların karşılanması kayıtları artırmadı; birkaç aylık kâra denk ödemeler artırdı; kaydolanların çoğu büyümedi. La Porta ile Shleifer, kayıt dışı firmaların düşük verimliliğinin kayıt dışılığın nedeni olduğunu savunur.
  5. Türkiye'deki bölgesel prim teşvikleri kayıtlı işleri belirgin biçimde artırdı, ama etkinin büyük kısmı var olan işlerin kayda geçmesiydi ve boşa giden pay yüksekti. Firma ve işçi marjları her zaman birlikte hareket etmez.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Kayıt dışı istihdamInformal employmentSosyal güvenliğe kaydedilmeyen ve çalışma mevzuatının korumadığı işler
Kayıtlı olmanın maliyeti ve getirisiCosts and benefits of formalityKaydın vergi, prim ve düzenleme yükü ile sağladığı erişim ve güvenceler
Harris–Todaro modeliHarris–Todaro modelKırdan kente göçü beklenen gelirle açıklayan, kentsel işsizliği ve kayıt dışılığı öngören model
Dışlanma ve çıkış görüşleriExclusion and exit viewsKayıt dışılığı erişim engeline ya da gönüllü seçime bağlayan iki açıklama
Kayıt dışılığın firma ve işçi marjlarıFirm and worker margins of informalityİşletmenin kayıt olmaması ile kayıtlı işletmenin işçiyi kaydettirmemesi
Boşa giden teşvik payıDeadweight effectTeşvik olmasa da gerçekleşecek işlere giden teşvik

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Kayıt dışılığın dışlanma ve çıkış görüşlerini karşılaştır. Her birinin doğru olması durumunda hangi politikalar öne çıkar?
  2. (Çıktı 2) Sri Lanka deneyinde bilgi vermek ve doğrudan masrafları karşılamak kayıtları neden artırmamış olabilir? Kaydolan işletmelerin çoğunun büyümemesi kayıt dışılığın nedenleri hakkında ne düşündürür?
  3. (Çıktı 3) Bir işletmenin bir çalışanı kaydettirmesinin yıllık ek maliyeti 90 bin liradır. Kayıt dışı kalırsa yakalanma olasılığı yıllık yüzde 8, yakalanırsa ödeyeceği toplam tutar 400 bin liradır. Kayıt, işletmeye yılda 50 bin lira ek kâr sağlayacaktır. İşletme için kayıt kârlı mıdır? Yakalanma olasılığı en az ne olmalıdır ki kayıt kârlı olsun?
  4. (Çıktı 3) Bir ülkede kırdaki yıllık gelir 100 bin, kentteki kayıtlı ücret 250 bin liradır ve kentte 400 bin kayıtlı iş vardır. Harris–Todaro dengesinde kentteki işgücü ne kadardır? Kayıtlı iş sayısı 480 bine çıkarsa kayıtlı işe giremeyenlerin sayısı nasıl değişir?
  5. (Çıktı 3) Bir istihdam desteği yılda 30 bin kayıtlı işe, iş başına 25 bin lira ödüyor. Boşa giden pay yüzde 60 ise, destek sayesinde kayda geçen iş sayısını ve net iş başına maliyeti hesapla.
  6. (Çıktı 4) Bir siyasetçi, «Kayıt dışılığın tek çaresi sıkı denetim ve ağır cezadır; primlerde indirim yapmak kayıtlı işverenlere haksız bir hediyedir» diyor. Betcherman ve arkadaşlarının Türkiye bulgularını, Sri Lanka deneyini, La Porta ile Shleifer'in görüşünü ve kayıt kararının hesabını kullanarak bu iddiayı değerlendir.

Cevaplar

  1. Dışlanma görüşüne göre kayıt dışında çalışanlar kayıtlı işlere erişemedikleri için oradadır; o zaman kayıtlı işlerin önündeki engelleri kaldırmak, kayıt maliyetlerini ve katı düzenlemeleri azaltmak ve kayıtlı iş olanaklarını artırmak öncelikli olur. Çıkış görüşüne göre ise işçiler ve firmalar kayıtlı olmanın maliyetini getirisiyle karşılaştırarak kayıt dışını seçer; o zaman kaydın getirisini artırmak, örneğin prim ile haklar arasındaki bağı güçlendirmek, ya da maliyetini düşürmek ve kayıt dışı kalmanın beklenen cezasını artırmak öne çıkar. Gerçekte iki grup yan yana bulunur ve politika karışımı oranlarına göre ayarlanmalıdır.
  2. Bilgi ve doğrudan masraflar, kaydın gerçek maliyetinin küçük bir kısmıydı. İşletme sahipleri için asıl maliyet, kayıttan sonra ödenecek vergiler ve kaydın açığa çıkaracağı sorunlardı; en sık gösterilen neden arazi mülkiyetiyle ilgili sorunlardı. Kaydolan işletmelerin çoğunun büyümemesi, düşük verimliliğin kayıt dışılığın bir sonucu değil, büyük ölçüde nedeni olabileceğini düşündürür; bu, La Porta ile Shleifer'in ikili görüşüyle uyumludur. Yine de hızla büyüyen birkaç işletme, kayıt dışı kesimde büyüme potansiyeli taşıyanların da olduğunu gösterir.
  3. Beklenen ceza 0,08 × 400.000 = 32.000 liradır. Kaydın net maliyeti, ek maliyetten ek kârın düşülmesiyle 90.000 − 50.000 = 40.000 liradır. Kayıt dışı kalmak, 40.000 − 32.000 = 8.000 lira daha ucuzdur; bu yüzden kayıt kârlı değildir. Kaydın kârlı olması için beklenen cezanın en az 40.000 lira olması gerekir: p × 400.000 ≥ 40.000, yani p ≥ yüzde 10.
  4. Denge işgücü L = 400.000 × 250.000 ÷ 100.000 = 1.000.000 kişidir; kayıtlı işe giremeyenler 600 bindir. Kayıtlı iş 480 bine çıkarsa L = 480.000 × 250.000 ÷ 100.000 = 1.200.000 olur ve kayıtlı işe giremeyenler 1.200.000 − 480.000 = 720.000 kişiye çıkar. Kayıtlı işler 80 bin arttı, ama kayıtlı işe giremeyenler 120 bin arttı.
  5. Programın maliyeti 30.000 × 25.000 = 750 milyon liradır. Boşa giden pay yüzde 60 olduğuna göre destek sayesinde kayda geçen iş sayısı 30.000 × 0,40 = 12.000'dir. Net iş başına maliyet 750.000.000 ÷ 12.000 = 62.500 liradır, yani desteğin kâğıt üzerindeki tutarının iki buçuk katı.
  6. İddianın doğru bir yanı var: kayıt dışı kalmanın beklenen cezası kayıt kararının bir parçasıdır ve denetimin çok zayıf olduğu yerde başka araçlar da etkisiz kalabilir. Ama iddia kanıtın önemli bir kısmını görmezden geliyor. Betcherman ve arkadaşları, Türkiye'deki prim teşviklerinin etkisinin büyük ölçüde var olan işleri kayda geçirmek biçiminde ortaya çıktığını buldu; bu, kayıt maliyetinin kayıt dışılığın önemli bir nedeni olduğunu gösterir. Öte yandan yüksek boşa giden pay, indirimlerin bir kısmının gerçekten zaten kayıtlı işverenlere «hediye» olarak gittiğini de gösterir; bu yüzden teşvikin tasarımı, örneğin yalnızca yeni kayıtlara bağlanması, önemlidir. Sri Lanka deneyi ve La Porta ile Shleifer'in görüşü ise, kayıt dışı işletmelerin çoğunun düşük verimli olduğunu, ağır cezaların onları kayda geçirmekten çok kapatabileceğini düşündürür; bu durumda kayıt dışı çalışanlar işlerini kaybedebilir. «Tek çare» ifadesi, maliyeti düşürmek, kaydın getirisini artırmak ve verimli kayıtlı firmaların büyümesini desteklemek gibi öbür kaldıraçları dışarıda bırakıyor. Ne kadar denetim ve ne kadar teşvik kullanılacağı bir değer ve bütçe tercihidir; ama bu tercih kanıtlardaki maliyet ve etki tahminlerine dayanmalıdır.

İleri okuma

  • Suresh de Mel, David McKenzie, Christopher Woodruff (2013). «The Demand for, and Consequences of, Formalization among Informal Firms in Sri Lanka». American Economic Journal: Applied Economics 5(2). Kayıt dışı işletmelere kayıt teşviki veren alan deneyi.
  • Rafael La Porta, Andrei Shleifer (2014). «Informality and Development». Journal of Economic Perspectives 28(3). Kayıt dışılığın kalkınmadaki rolüne dair görüşlerin değerlendirmesi.
  • Gordon Betcherman, N. Meltem Daysal, Carmen Pagés (2010). «Do Employment Subsidies Work? Evidence from Regionally Targeted Subsidies in Turkey». Labour Economics 17(4). Türkiye'de bölgesel prim teşviklerinin kayıtlı istihdama etkisi.
  • Gabriel Ulyssea (2018). «Firms, Informality, and Development: Theory and Evidence from Brazil». American Economic Review 108(8). Kayıt dışılığın firma ve işçi marjlarını birlikte inceleyen denge modeli.

Sonraki derse köprü

Kayıt dışılık tartışması, bir işin hangi koşullarda ve hangi güvencelerle yapıldığını sordu. Sıradaki ders başka bir soruya geçiyor: işlerin kendisi değişirken çalışanlara ne olur? Makineler ve yazılımlar bazı görevleri insanlardan devralırken bazı görevlerde insanları daha verimli kılar. Otomasyon hangi işleri ortadan kaldırır, hangilerini dönüştürür ve yeni işler nereden gelir? Teknolojinin kazançları işçilerle sermayeyi elinde tutanlar arasında nasıl bölüşülür?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: on çalışan simgesi bir dünya haritasına dizilir; altısı gri renge dönerek kayıt dışı istihdamı gösterir. Ardından gelişmekte olan ülkelerin dünya istihdamındaki payı ile kayıt dışı istihdamdaki payı yan yana iki sütun olarak belirir.
  • Hikâye: küçük işletmelerin önünde dört ayrı zarf; bilgi broşürü, masraf makbuzu, bir aylık ve iki aylık kâra denk ödemeler. Kaydolan işletmelerin oranı her zarfla birlikte yükselir. Bir işletmenin önünde soru işaretiyle bir tapu belgesi belirir.
  • Kavram: bir terazi; bir kefede vergiler, primler ve düzenlemeler, öbür kefede kredi, büyük müşteriler, güvenceler ve beklenen ceza. Ardından kırdan kente oklar ve kentte kayıtlı işlerin önünde uzayan bir kuyruk.
  • Veri ve kanıt: Türkiye haritasında kapsamdaki iller renklenir; kayıtlı işlerdeki artış çubuğunun içinde, zaten kayıtlı olacak işleri gösteren gölgeli bir bölüm.
  • Model: kayıt kararının maliyet ve beklenen ceza çizgileri; denetim olasılığı arttıkça iki çizginin kesişmesi. Harris–Todaro sahnesinde kayıtlı iş sayısı artarken kente gelenlerin daha hızlı artışı.
  • Neden önemli: bir çalışanın yaşam çizgisi; kayıtlı ve kayıt dışı yılların prim günlerine dönüşmesi ve emeklilikteki fark.

Seslendirme, kayıt dışında çalışanları ne suçlu ne de yalnızca kurban olarak sunar; kimi zaman seçim, kimi zaman zorunluluk olan bir durumu iki yanıyla aktarır. Denetim, teşvik ve düzenleme tercihleri arasındaki değer yargılarını, ölçülebilir etkilerden ayırarak anlatır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Dünyada her on çalışandan altısının hiçbir yerde kaydı yok.» Ekranda gri simgeler. «Sri Lanka'da araştırmacılar küçük işletmelere kayıt olmaları için para teklif etti. Bilgi vermek işe yaramadı. Birkaç aylık kâr kadar para işe yaradı.» Kapanış: «İnsanlar neden kayıt dışı çalışır? Derste.»