İçeriğe geç

Ders EKO-208.02 · Seviye 2 — Orta

Emek talebi

EKO-208 Çalışma Ekonomisi

4.267 kelime · yaklaşık 19 dakika okuma · seslendirme 10 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • emek talebinin ücret esnekliği
  • Hicks–Marshall türetilmiş talep kuralları
  • emek talebinde ikame ve çıktı etkileri
  • kısa ve uzun dönem emek talebi
  • yarı sabit emek maliyeti
  • sermaye–beceri tamamlayıcılığı
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kısa dönemde firma, son işçinin kasaya kattığı tutar ödediği ücrete inene kadar işe alımı sürdürür; kısa dönem emek talebi eğrisi, marjinal ürün değeri eğrisidir. Uzun dönemde ikame ve çıktı etkileri eklendiği için emek talebi daha esnektir.
  2. Hicks–Marshall kurallarına göre emek talebi; emeğin kolayca ikame edilebildiği, ürün talebinin fiyata duyarlı olduğu, emeğin maliyet payının büyük olduğu ve öbür girdilerin arzının esnek olduğu durumlarda daha esnektir. Esneklik yaklaşık olarak eksi (1 − s) σ eksi s η ile hesaplanabilir.
  3. Lichter, Peichl ve Siegloch, 151 çalışmadaki 1.334 tahmini birleştirerek emek talebi esnekliğinin kuramsal modele, işgücünün özelliklerine ve veriye göre değiştiğini, zamanla arttığını ve istihdam korumasının zayıf olduğu ülkelerde daha yüksek olduğunu buldu.
  4. Krusell ve arkadaşları, makinelerin vasıfsız emeği daha kolay ikame ettiği, vasıflı emeği ise tamamladığı sermaye–beceri tamamlayıcılığının ABD'deki beceri primindeki değişimin neredeyse tamamını açıklayabildiğini gösterdi.
  5. Fransa'nın 4 Aralık 2008'de açıklanan ve küçük firmalarda düşük ücretli işe alımların maliyetini asgari ücret düzeyinde yaklaşık yüzde 12 düşüren teşviki, ücretleri etkilemeden istihdamı güçlü biçimde artırdı; beklenmedik, geçici ve katı ücretli işlere yönelik olması etkinliğini artırdı.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Emek talebinin ücret esnekliğini, Hicks–Marshall türetilmiş talep kurallarını, emek talebindeki ikame ve çıktı etkilerini, kısa ve uzun dönem emek talebini, yarı sabit emek maliyetini ve sermaye–beceri tamamlayıcılığını tanımlar.
  • Anlama — Bir firmanın ücret yükseldiğinde istihdamı neden kısa dönemde az, uzun dönemde daha çok azalttığını ve emek talebinin duyarlılığının hangi etkenlere bağlı olduğunu açıklar.
  • Uygulama — Kısa dönemde firmanın kârı en yüksek yapan işçi sayısını bulur ve emek talebinin ücret esnekliğini, emeğin maliyet payından, ikame esnekliğinden ve ürün talebinin esnekliğinden hesaplar.
  • Değerlendirme — Lichter, Peichl ve Siegloch'un, Krusell ve arkadaşlarının ve Cahuc ve arkadaşlarının bulgularını kullanarak işgücü maliyetini düşüren politikaların istihdama etkisini gerekçelendirir.

Sezgi

Açılış

Bir lokanta sahibi, hafta sonları kalabalığa yetişmek için bir garson daha almayı düşünüyor. Ek garson, masaların daha hızlı dönmesini, müşterilerin daha az beklemesini ve belki birkaç müşterinin daha kapıdan dönmemesini sağlayacak. Lokanta sahibi bu ek gelirin, garsona ödeyeceği ücretten, sigorta priminden ve onu yetiştirmek için harcayacağı zamandan fazla olup olmayacağını hesaplar. Eğer fazlaysa garson işe alınır; değilse hafta sonları kuyruk uzamaya devam eder.

Önceki ders, saatlerini ücretli işe mi dinlenmeye mi ayıracağını tartan kişiye odaklanmıştı. Bu ders, masanın karşı tarafına, bordro hazırlayan firmalara geçiyor. Bir firmanın kaç işçi çalıştıracağını ne belirler? İşçi başına maliyet arttığında kadrolar ne ölçüde küçülür? Ve bu soruların cevabı, asgari ücretten istihdam teşviklerine kadar pek çok politikanın sonucunu nasıl etkiler?

Hikâye — Aynı gün açıklanan teşvik

4 Aralık 2008'de, küresel finans krizinin Avrupa'yı sarstığı günlerde, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy bir ekonomik canlandırma paketi açıkladı. Paketin bir parçası, çalışanı 10'dan az olan küçük firmaların, asgari ücretin 1,6 katından az ücretle işe aldığı çalışanlar için işveren sosyal güvenlik katkılarını büyük ölçüde kaldıran bir teşvikti. Kamuoyunda «sıfır prim» olarak anılan uygulama, asgari ücret düzeyindeki bir çalışanın işgücü maliyetini yaklaşık yüzde 12 düşürüyordu; indirim, ücret asgari ücretin 1,6 katına yaklaştıkça doğrusal olarak azalıyordu.

Teşvikin iki özelliği onu iktisatçılar için değerli kılıyordu. Birincisi, gerçek bir sürprizdi: önceden gizli tutulmuş, açıklandığı gün yürürlüğe girmişti. Firmalar ona göre işe alımlarını erteleyemez ya da öne çekemezdi. İkincisi, geçiciydi ve 2009'un sonunda bitmesi planlanıyordu. Pierre Cahuc, Stéphane Carcillo ve Thomas Le Barbanchon, bütün Fransız firmalarını kapsayan idari verilerle teşvikin etkisini ölçtü; teşvikten yararlanabilen firmaları ve işçileri, yararlanamayan benzer firmalar ve işçilerle karşılaştırdılar.

Sonuçlar, durgunluklarda istihdam teşviklerinin işe yaramayacağını düşünen pek çok iktisatçıyı şaşırttı. Teşvik, istihdamı güçlü ve hızlı biçimde artırmış, ücretleri etkilememişti. Çalışma belgesi sürümünde yazarlar, hedeflenen işe alımlarda istihdamın işgücü maliyetindeki düşüşe esnekliğini yaklaşık 4 olarak tahmin etti ve teşvikin devlete iş başına net maliyetinin, yani ödenen teşvikten tasarruf edilen işsizlik ödenekleri ve toplanan ek vergiler düşüldükten sonra kalan maliyetin, sıfıra yakın olduğunu buldu. Yazarlara göre bu olağanüstü etki, teşvikin beklenmedik, geçici ve ücretlerin katı olduğu düşük ücretli işlere yönelik olmasından kaynaklanıyordu.

Kavram

Bir firmanın emek talebi, ücretler değiştiğinde istihdamı ne ölçüde değiştirdiğiyle özetlenir. Bu duyarlılık, emek piyasası politikalarının hemen hepsinin sonucunu belirleyen temel sayıdır.

Emek talebinin neden bazı sektörlerde çok, bazılarında az duyarlı olduğunu açıklayan kurallar, Alfred Marshall'ın gözlemlerine dayanır ve John Hicks tarafından biçimsel hâle getirilmiştir.

Ücret yükseldiğinde firmanın emek talebini azaltmasının iki ayrı kaynağı vardır. İktisatçılar bu iki kaynağı birbirinden ayırarak inceler.

Bu iki etkinin ortaya çıkması zaman alır. Makine almak ya da üretim yöntemini değiştirmek için süre gerektiği için, emek talebi kısa ve uzun dönemde farklı davranır.

İşçi çalıştırmanın bazı maliyetleri, çalışılan saatle değil, işçi sayısıyla birlikte artar. Bu maliyetler, firmaların işe alma ve işten çıkarma kararlarını biçimlendirir.

Emek tek türden bir girdi değildir; farklı beceri düzeylerindeki işçiler, makinelerle farklı biçimlerde ilişki kurar. Bu farklılık, teknolojik değişimin ücret eşitsizliğine etkisini anlamak için önemlidir.

Veri ve kanıt

Bu çalışmanın önemli bir dersi, «emek talebi esnekliği» diye tek bir sayı olmadığıdır. Esneklik, kısa ya da uzun dönemde, bütün işgücü için ya da belirli bir grup için, tek bir sektörde ya da bütün ekonomide ölçülmesine göre değişir. Cahuc ve arkadaşlarının Fransa'da bulduğu çok yüksek esneklik, küçük firmalardaki düşük ücretli işe alımlara özgüydü; yazarlar da teşvik bütün işleri kapsasaydı esnekliğin daha küçük olacağını, ama yine de birin üstünde kalacağını hesapladı. İstihdam korumasının etkisi de Hicks–Marshall kurallarıyla uyumludur: işten çıkarmanın pahalı olduğu ülkelerde firmalar, ücret değiştiğinde işçi sayısını daha az ayarlar.

Bu bulgu, emek talebinin tek bir eğri değil, farklı beceri gruplarının talep eğrilerinden oluşan bir aile olduğunu hatırlatır. Makinelerin ucuzlaması, vasıfsız işçilerin talep eğrisini sola, vasıflı işçilerinkini sağa kaydırabilir. Böylece aynı teknolojik gelişme, bir grubun ücretini artırırken öbürününkini düşürebilir. Kursun ilerleyen derslerinde otomasyonun işin geleceğine etkisini tartışırken, bu tamamlayıcılık ve ikame ilişkileri yeniden karşımıza çıkacak.

Yaygın yanlış«Ücretler yükselirse firmalar istihdamı ücret artışıyla aynı oranda azaltır; yüzde 10'luk ücret artışı yüzde 10 istihdam kaybı demektir.»
Doğrusu

İstihdamın ne kadar azalacağı, emek talebinin esnekliğine bağlıdır ve bu esneklik genellikle birden küçüktür. Lichter ve arkadaşlarının derlediği tahminler büyük farklılık gösterir; kısa dönemde ve istihdam korumasının güçlü olduğu ülkelerde esneklik küçüktür. Ayrıca emek piyasasında monopson gücü olan firmalar varsa, ücret artışının istihdama etkisi daha da küçük, hatta bazı durumlarda olumlu olabilir. Etkinin büyüklüğü, sektörün, işçi grubunun ve dönemin özelliklerine göre ampirik olarak belirlenmelidir.

Yaygın yanlış«Makineler her zaman işçilerin yerini alır; teknoloji ilerledikçe emek talebi kaçınılmaz olarak azalır.»
Doğrusu

Makineler bazı işçilerin yerini alırken bazılarının verimliliğini artırır. Krusell ve arkadaşlarının gösterdiği sermaye–beceri tamamlayıcılığı, makinelerin ucuzlamasının vasıflı işçilere olan talebi artırdığını ortaya koyar. Ayrıca teknoloji maliyetleri ve fiyatları düşürerek üretimi ve dolayısıyla istihdamı artırabilir; bu, çıktı etkisidir. Teknolojinin emek talebine toplam etkisi, ikame ve tamamlayıcılık ilişkilerine ve ürün talebinin ne kadar büyüdüğüne bağlıdır.

Neden önemli?

Emek talebinin esnekliği, pek çok politika tartışmasının gizli merkezidir. Asgari ücret artışının kaç işi yok edeceği, işveren sigorta primlerindeki indirimin kaç iş yaratacağı, bir istihdam teşvikinin maliyeti ve bir vergi yükünün işçilerle işverenler arasında nasıl paylaşılacağı, hepsi bu esnekliğe bağlıdır. Esneklik küçükse, işgücü maliyetini artıran politikalar istihdamı az etkiler ve yükün büyük kısmı firmalara ya da tüketicilere geçer; büyükse aynı politikalar belirgin istihdam kayıplarına yol açar.

Türkiye'de istihdam teşvikleri, işveren prim desteği, genç ve kadın istihdamını destekleyen programlar ve asgari ücret desteği gibi araçlar, uzun süredir kullanılıyor. Bu politikaların etkinliği, Fransa deneyiminin gösterdiği ilkelere bağlıdır: teşvikin hedeflendiği işçi grubu, ücretlerin ne kadar katı olduğu, teşvikin geçici mi kalıcı mı olduğu ve firmaların teşvik olmasa da yapacakları işe alımlar için ne kadar destek aldığı. Bu dersin kavramları, bu programların neden bazı dönemlerde ve bazı gruplarda daha etkili olduğunu anlamanın çerçevesini sunar.

Model

Çözümlü örnek — Kısa dönemde kaç işçi?

Bir fırının fırın kapasitesi, yani sermayesi, kısa dönemde sabit olsun. Fırının ürettiği ekmeğin tanesi 10 liradan satılıyor. İşçi sayısı arttıkça günlük üretim şöyle değişiyor: bir işçi 200 ekmek, iki işçi 380, üç işçi 530, dört işçi 650, beş işçi 740 ekmek üretiyor. Her ek işçinin getirdiği ek ekmek, yani marjinal ürün, sırasıyla 200, 180, 150, 120 ve 90'dır; azalan getiri nedeniyle her ek işçi bir öncekinden daha az katkı yapar.

Emeğin marjinal ürün değeri, marjinal ürün ile fiyatın çarpımıdır: sırasıyla 2.000, 1.800, 1.500, 1.200 ve 900 lira. Günlük ücret 1.300 lira ise fırıncı, ek işçinin getirdiği gelirin ücreti aştığı sürece işçi alır. Üçüncü işçi 1.500 liralık gelir getirdiği için alınır; dördüncü işçi 1.200 lira getirdiği için alınmaz. Fırıncı üç işçi çalıştırır.

Günlük ücret 1.100 liraya düşerse, dördüncü işçinin getirdiği 1.200 lira ücretin üstüne çıkar ve fırıncı dört işçi çalıştırır. Kısa dönem emek talebi eğrisi, emeğin marjinal ürün değeri eğrisidir: her ücret düzeyinde, marjinal ürün değerinin ücrete eşit olduğu işçi sayısını gösterir.

Çözümlü örnek — Uzun dönemde ikame ve çıktı

Ücretin yüzde 10 arttığını düşünelim. Kısa dönemde fırıncı yalnızca işçi sayısını ayarlayabilir; istihdam, marjinal ürün değeri eğrisi boyunca biraz azalır. Uzun dönemde ise iki ek tepki ortaya çıkar. Fırıncı hamur yoğurma makinesi alarak aynı ekmeği daha az işçiyle üretmeye yönelir; bu ikame etkisidir. Ayrıca ücret artışı ekmeğin maliyetini yükseltir, fırıncı fiyatı artırır ve müşteriler daha az ekmek alır; bu çıktı etkisidir.

Sayılarla görelim. Emeğin toplam maliyetteki payı yüzde 40 olsun. Ücret yüzde 10 artınca birim maliyet yaklaşık yüzde 4 artar. Fiyat da yüzde 4 artar ve ekmek talebinin fiyat esnekliği 1,5 ise satılan ekmek yaklaşık yüzde 6 azalır; bu, çıktı etkisinin kaynağıdır. Aynı üretim düzeyinde fırıncı, emeği makineyle kısmen ikame ederek istihdamı ayrıca azaltır. Uzun dönemdeki toplam istihdam kaybı, kısa dönemdekinden belirgin biçimde büyük olur.

Çözümlü örnek — Hicks–Marshall formülü

Hicks'in türetilmiş talep formülüne göre, sabit ölçekli bir üretimde emek talebinin ücret esnekliği yaklaşık olarak şöyle yazılabilir: esneklik eşittir eksi (1 − s) çarpı σ eksi s çarpı η. Burada s emeğin toplam maliyetteki payı, σ emek ile öbür girdiler arasındaki ikame esnekliği, η ise ürün talebinin fiyat esnekliğidir. Birinci terim ikame etkisini, ikinci terim çıktı etkisini temsil eder.

Emeğin payı 0,7, ikame esnekliği 0,4 ve ürün talebinin esnekliği 1,5 olsun. İkame etkisi (1 − 0,7) × 0,4, yani 0,12; çıktı etkisi 0,7 × 1,5, yani 1,05'tir. Emek talebinin esnekliği yaklaşık eksi 1,17'dir. Ücret yüzde 10 artarsa istihdam uzun dönemde yaklaşık yüzde 11,7 azalır.

Şimdi aynı firma, ürününe olan talebin fiyata çok duyarsız olduğu bir pazarda, örneğin bir ilaç üreticisi olarak faaliyet göstersin ve η 0,2 olsun. Çıktı etkisi 0,7 × 0,2, yani 0,14'e düşer ve esneklik yaklaşık eksi 0,26 olur. Aynı ücret artışı istihdamı yalnızca yüzde 2,6 azaltır. Hicks–Marshall kurallarının ikinci maddesi böylece sayıya dönüşür: ürününe olan talep fiyata duyarsız olan firmaların emek talebi de ücrete duyarsızdır.

Emeğin payının iki yüzü

Hicks–Marshall kurallarından biri, emeğin toplam maliyetteki payı büyüdükçe emek talebinin daha esnek olduğunu söyler. Bu kural, genellikle çıktı etkisi ikame etkisinden büyük olduğunda geçerlidir. Emeğin payı büyükse, ücret artışı birim maliyeti ve fiyatı daha çok yükseltir; bu da ürün talebini ve istihdamı daha çok azaltır.

Marshall bu kuralı «önemsiz olmanın önemi» diye özetlemişti. Maliyetin küçük bir kısmını oluşturan bir işçi grubu, örneğin büyük bir inşaat projesindeki elektrikçiler, ücretlerini artırdığında projenin toplam maliyeti çok az değişir; bu yüzden işverenler onlara olan talebi pek azaltmaz. Bu mantık, küçük ve vazgeçilmez işçi gruplarının pazarlık gücünün neden yüksek olabileceğini de açıklar. Sendikalar üzerine olan derste bu fikre geri döneceğiz.

Çözümlü örnek — Bir teşvikin gerçek maliyeti

Bir hükümet, küçük firmaların düşük ücretli işe alımlarında işveren primini kaldıran bir teşvik uyguluyor. Teşvik olmasa da bu firmalar bir yılda 1.000 işçi alacaktı. Teşvik sayesinde işe alımlar 1.200'e çıkıyor. Her işe alım için devlet yılda 20 bin lira prim geliri kaybediyor.

Devletin toplam maliyeti 1.200 × 20 bin, yani 24 milyon liradır. Ama bu maliyetin 20 milyon lirası, teşvik olmasa da yapılacak 1.000 işe alım için ödenir; bu, ölü ağırlık kaybı olarak da adlandırılan boşa giden kısımdır. Teşvikin yarattığı 200 ek iş için ödenen brüt maliyet, iş başına 24 milyon bölü 200, yani 120 bin liradır.

Ama hesap burada bitmez. Teşvik sayesinde işe giren 200 kişi, aksi hâlde işsiz kalıp işsizlik ödeneği alacaktı ve şimdi gelir vergisi ödüyor. Her ek iş için devletin tasarrufu ve ek geliri yılda 100 bin lira olsun. Net maliyet iş başına 120 − 100, yani 20 bin liraya iner. Cahuc ve arkadaşlarının Fransa'da iş başına net maliyeti sıfıra yakın bulması, bu hesaptaki boşa giden kısmın küçük, ek işlerin sayısının ve tasarrufların ise büyük olmasından kaynaklanıyordu. Teşvik ücretlerin katı olduğu işlere yöneldiği için, maliyetteki düşüş ücret artışına dönüşmek yerine işe alımlara yansıdı.

Yarı sabit maliyetler ve emek biriktirme

İşe alım ve eğitim maliyetleri yüksek olduğunda firmalar, işçileri bir yatırım gibi görür. Bir işçiyi bulmak ve yetiştirmek 50 bin liraya mal oluyorsa, firma geçici bir talep düşüşünde bu işçiyi çıkarıp talep toparlandığında yeniden aynı maliyeti ödemek yerine, düşük verimle de olsa elinde tutmayı tercih edebilir. İktisatçılar bu davranışa emek biriktirme adını verir.

Emek biriktirme, durgunluklarda istihdamın üretimden daha az düşmesini ve toparlanmalarda üretimin istihdamdan önce artmasını açıklar. Aynı mantık, firmaların talep değişikliklerine önce çalışma saatlerini, fazla mesaiyi ve geçici işçi sayısını ayarlayarak, kadrolu istihdamı ise en son değiştirerek tepki vermesini de açıklar. Yarı sabit maliyetler büyüdükçe, emek talebinin kısa dönemdeki esnekliği küçülür.

Çözümlü örnek — Makineler ucuzlayınca

Bir fabrikada üç girdi kullanılıyor: makineler, vasıfsız işçiler ve makineleri programlayıp bakımını yapan vasıflı işçiler. Makinelerin fiyatı yüzde 20 düşüyor. Makineler ile vasıfsız işçiler arasındaki ikame esnekliği 1,5; makineler ile vasıflı işçiler arasındaki ise eksi 0,5 olsun, yani vasıflı işçiler makinelerin tamamlayıcısı.

Makineler ucuzladığında fabrika daha çok makine kullanır. Vasıfsız işçilere olan talep, makinelere göre göreli olarak pahalılaştıkları için kabaca 1,5 × 20, yani yüzde 30 azalma baskısıyla karşılaşır. Vasıflı işçilere olan talep ise, daha çok makine daha çok programcı ve bakımcı gerektirdiği için artar. Makinelerin ucuzlaması, vasıflı işçilerin ücretini ve istihdamını yükseltirken vasıfsız işçilerinkini düşürür; beceri primi açılır.

Bu hesap basitleştirilmiştir; gerçekte çıktı etkisi de vardır. Makineler ucuzladıkça ürün fiyatı düşer, satışlar artar ve bu, vasıfsız işçilere olan talebi kısmen destekleyebilir. Toplam etki, ürün talebinin ne kadar büyüdüğüne bağlıdır.

Çözümlü örnek — Kısa ve uzun dönem arasındaki fark

Bir tekstil atölyesinde ücretler yüzde 10 artsın. İlk altı ayda atölye yalnızca fazla mesaiyi ve geçici işçileri azaltabilir; dikiş makineleri ve üretim düzeni aynı kalır. Kısa dönem esnekliği eksi 0,3 ise istihdam yüzde 3 azalır. Aradan iki yıl geçtiğinde atölye, daha az işçiyle çalışan otomatik kesim makineleri almış, bazı siparişleri de daha ucuza üreten rakiplerine kaptırmıştır. Uzun dönem esnekliği eksi 0,9 ise toplam istihdam kaybı yüzde 9'a ulaşır.

Bu fark, politika değerlendirmesinde sık yapılan bir hatayı açıklar. Bir ücret artışından ya da bir vergi değişikliğinden birkaç ay sonra istihdamda büyük bir değişiklik görülmemesi, etkinin küçük olduğunu göstermez; uyum henüz tamamlanmamış olabilir. Tersine, geçici bir teşvik, firmaların uzun dönemli yatırım kararlarını değiştirmeye yetmeyebilir; etkisi yalnızca işe alımların zamanlamasında kalabilir. Cahuc ve arkadaşlarının teşvikin geçici olmasını etkinliğinin bir kaynağı sayması, bu açıdan dikkat çekicidir: firmalar teşvik sürerken işe alımlarını öne çekti.

İstihdam koruması neden esnekliği küçültür?

Lichter ve arkadaşlarının, emek talebinin istihdam koruma mevzuatının zayıf olduğu ülkelerde daha esnek olduğu bulgusu, yarı sabit maliyetlerle doğrudan ilişkilidir. İşten çıkarmak için yüksek tazminat ödemek ve uzun bir yasal süreçten geçmek gereken bir ülkede, işten çıkarma bir yarı sabit maliyettir. Ücret arttığında firma, işçi sayısını azaltmak için bu maliyeti ödemek zorundadır; bu yüzden istihdamı daha az ayarlar.

Ama istihdam korumasının etkisi iki yönlüdür. İşten çıkarmayı pahalılaştıran kurallar, firmaları işe alırken de temkinli yapar: bir işçiyi almadan önce, gelecekte onu çıkarmanın maliyetini de hesaba katarlar. Sonuç, hem işten çıkarmaların hem de işe alımların azaldığı, istihdamın ücret değişikliklerine ve konjonktüre daha yavaş tepki verdiği bir piyasadır. Bu yapı, kadrolu işçileri korurken, işe girmek isteyenler için kapıyı daraltabilir. İstihdam korumasının toplam istihdama etkisi, bu iki etkinin dengesine bağlıdır. Bu yüzden istihdam koruması, emek talebinin esnekliğini azaltırken ortalama istihdam düzeyini hangi yönde etkilediği konusunda belirsizliğini korur.

Çözümlü örnek — İşveren priminin yükünü kim taşır?

Bir işçinin brüt ücreti günlük 1.000 lira olsun ve işveren bunun üzerine yüzde 20 prim ödesin; işgücü maliyeti 1.200 liradır. Devlet işveren primini yüzde 10'a indiriyor. Kısa dönemde ücretler sabit kalırsa, işgücü maliyeti 1.100 liraya, yani yaklaşık yüzde 8,3 düşer. Emek talebinin esnekliği eksi 0,5 ise istihdam yaklaşık yüzde 4,2 artar.

Ama ücretler esnekse, artan emek talebi ücretleri yukarı iter ve prim indiriminin bir kısmı işçilere yüksek ücret olarak geçer. Emek arzı çok esnek değilse, uzun dönemde indirimin büyük kısmı ücret artışına dönüşür ve istihdam etkisi küçülür. Bu yüzden prim indirimlerinin istihdam etkisi, ücretlerin katı olduğu gruplarda, örneğin asgari ücretin bağlayıcı olduğu düşük ücretli işlerde en büyüktür. Fransa'daki teşvikin ücretleri etkilemeden istihdamı artırması, bu mantıkla uyumludur. Aynı teşvik, ücretlerin pazarlıkla kolayca yükselebildiği yüksek ücretli işlere yöneltilseydi, kazancın önemli bir kısmı büyük olasılıkla istihdama değil, çalışanların maaş bordrolarına yansırdı.

Modelin sınırları

Buradaki hesaplar, firmaların ücreti veri olarak kabul ettiğini, yani emek piyasasında rekabetçi davrandığını varsaydı. Oysa önceki derslerde gördüğümüz monopson gücüne sahip firmalar, çalıştırdıkları işçi sayısını artırmak için ücreti de artırmak zorundadır. Bu durumda emek talebi eğrisi tek başına istihdamı belirlemez ve ücret artışlarının istihdama etkisi rekabetçi modelin öngördüğünden farklı olabilir. Ücretin nasıl belirlendiği, sıradaki dersin konusudur.

Model ayrıca işçileri bulmanın ve eşleştirmenin anlık ve maliyetsiz olduğunu varsaydı. Gerçekte firmalar uygun işçiyi bulmak için zaman ve kaynak harcar; işçiler de uygun işi aramak için. Bu arama sürtünmeleri, emek talebinin ücrete tepkisini yavaşlatır ve Cahuc ve arkadaşlarının modelinde olduğu gibi, istihdam politikalarının etkisini, ücretlerin ne kadar esnek olduğuna ve işe alımların ne kadar kolay olduğuna bağlı hâle getirir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Kısa dönemde firma, son işçinin kasaya kattığı tutar ödediği ücrete inene kadar işe alımı sürdürür; kısa dönem emek talebi eğrisi, marjinal ürün değeri eğrisidir. Uzun dönemde ikame ve çıktı etkileri eklendiği için emek talebi daha esnektir.
  2. Hicks–Marshall kurallarına göre emek talebi; emeğin kolayca ikame edilebildiği, ürün talebinin fiyata duyarlı olduğu, emeğin maliyet payının büyük olduğu ve öbür girdilerin arzının esnek olduğu durumlarda daha esnektir. Esneklik yaklaşık olarak eksi (1 − s) σ eksi s η ile hesaplanabilir.
  3. Lichter, Peichl ve Siegloch, 151 çalışmadaki 1.334 tahmini birleştirerek emek talebi esnekliğinin kuramsal modele, işgücünün özelliklerine ve veriye göre değiştiğini, zamanla arttığını ve istihdam korumasının zayıf olduğu ülkelerde daha yüksek olduğunu buldu.
  4. Krusell ve arkadaşları, makinelerin vasıfsız emeği daha kolay ikame ettiği, vasıflı emeği ise tamamladığı sermaye–beceri tamamlayıcılığının ABD'deki beceri primindeki değişimin neredeyse tamamını açıklayabildiğini gösterdi.
  5. Fransa'nın 4 Aralık 2008'de açıklanan ve küçük firmalarda düşük ücretli işe alımların maliyetini asgari ücret düzeyinde yaklaşık yüzde 12 düşüren teşviki, ücretleri etkilemeden istihdamı güçlü biçimde artırdı; beklenmedik, geçici ve katı ücretli işlere yönelik olması etkinliğini artırdı.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Emek talebinin ücret esnekliğiOwn-wage elasticity of labour demandÜcretteki yüzde değişikliğin istihdamda yol açtığı yüzde değişiklik
Hicks–Marshall türetilmiş talep kurallarıHicks–Marshall laws of derived demandEmek talebinin esnekliğini belirleyen dört koşul
Emek talebinde ikame ve çıktı etkileriSubstitution and output effects in labour demandGirdi değiştirme ve üretim azalması yoluyla istihdam tepkisi
Kısa ve uzun dönem emek talebiShort- and long-run labour demandSermaye sabitken ve bütün girdiler ayarlanabilirken emek talebi
Yarı sabit emek maliyetiQuasi-fixed labour costsSaatten bağımsız, işçi başına ödenen maliyetler
Sermaye–beceri tamamlayıcılığıCapital–skill complementaritySermayenin vasıflı emeği tamamlayıp vasıfsızı ikame etmesi

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Emek talebindeki ikame etkisi ile çıktı etkisini ayırt et. Ücret arttığında her biri istihdamı hangi yoldan azaltır?
  2. (Çıktı 2) Yarı sabit emek maliyetleri yüksek olduğunda firmalar geçici bir talep düşüşüne nasıl tepki verir? Bu davranış, durgunluklarda istihdamın üretimden daha az düşmesini nasıl açıklar?
  3. (Çıktı 3) Bir atölyede ürünün tanesi 20 liradır. İşçi sayısı birden beşe çıktıkça marjinal ürün sırasıyla 90, 75, 60, 45 ve 30 birimdir. Günlük ücret 1.000 lira ise atölye kaç işçi çalıştırır? Ücret 800 liraya düşerse kaç işçi çalıştırır?
  4. (Çıktı 3) Emeğin maliyet payı 0,5, ikame esnekliği 0,8, ürün talebinin fiyat esnekliği 1,2 olsun. Emek talebinin ücret esnekliğini hesapla. Ürün talebinin esnekliği 0,4'e düşerse esneklik ne olur?
  5. (Çıktı 2) Krusell ve arkadaşlarının bulgusuna göre makinelerin ucuzlaması vasıflı ve vasıfsız işçilerin ücretlerini neden farklı yönlerde etkiler?
  6. (Çıktı 4) Bir işveren örgütü, «Asgari ücret yüzde 20 artarsa istihdam da yüzde 20 azalır; Fransa'daki teşvik de gösteriyor ki işgücü maliyeti istihdamı çok güçlü etkiliyor» diyor. Lichter, Peichl ve Siegloch'un, Cahuc ve arkadaşlarının bulgularını ve Hicks–Marshall kurallarını kullanarak örgütün Fransa'dan çıkardığı dersin nereye kadar taşınabileceğini sına.

Cevaplar

  1. İkame etkisi, ücret arttığında firmanın aynı üretimi daha az emek ve daha çok makine ya da başka girdiyle yapmaya yönelmesidir; istihdam, üretim düzeyi değişmese bile azalır. Çıktı etkisi ise ücret artışının üretim maliyetini ve ürün fiyatını yükseltmesiyle ürüne olan talebin, dolayısıyla üretimin ve istihdamın azalmasıdır. İki etki de istihdamı azaltır; ama biri üretim yöntemini, öbürü üretim miktarını değiştirerek.
  2. Yarı sabit maliyetler, yani işe alım, eğitim ve işten çıkarma maliyetleri yüksek olduğunda, firmalar işçileri bir yatırım gibi görür. Geçici bir talep düşüşünde işçileri çıkarıp talep toparlandığında yeniden alma maliyetini ödemek yerine, onları düşük verimle de olsa elde tutmayı tercih ederler; önce çalışma saatlerini, fazla mesaiyi ve geçici işçileri azaltırlar. Bu emek biriktirme davranışı, durgunluklarda üretim düşerken istihdamın daha az düşmesine yol açar.
  3. Emeğin marjinal ürün değeri, marjinal ürünün 20 lirayla çarpımıdır: 1.800, 1.500, 1.200, 900 ve 600 lira. Ücret 1.000 lira iken üçüncü işçi 1.200 lira getirdiği için alınır, dördüncü 900 lira getirdiği için alınmaz; atölye üç işçi çalıştırır. Ücret 800 liraya düştüğünde dördüncü işçinin getirdiği 900 lira ücreti aşar; beşinci işçi 600 lira getirdiği için alınmaz. Atölye dört işçi çalıştırır.
  4. Esneklik yaklaşık eksi (1 − 0,5) × 0,8 eksi 0,5 × 1,2, yani eksi 0,4 eksi 0,6, yani eksi 1,0'dır. Ürün talebinin esnekliği 0,4'e düşerse çıktı etkisi 0,5 × 0,4, yani 0,2 olur ve esneklik eksi 0,4 eksi 0,2, yani eksi 0,6'ya iner. Ürününe olan talep fiyata daha duyarsız olan firmanın emek talebi de ücrete daha duyarsızdır.
  5. Krusell ve arkadaşlarına göre makine ve donanım ile vasıfsız emek arasındaki ikame esnekliği, makine ve donanım ile vasıflı emek arasındakinden yüksektir. Makineler ucuzladığında firmalar vasıfsız işçilerin yaptığı işleri makinelere kaydırır; bu, vasıfsız işçilere olan talebi azaltır. Öte yandan daha çok makine, onları kullanacak, programlayacak ve bakımını yapacak vasıflı işçilere olan ihtiyacı artırır. Bu yüzden makinelerin ucuzlaması vasıflı işçilerin ücretini yükseltirken vasıfsız işçilerinkini baskı altına alır ve beceri primini açar.
  6. İşveren örgütünün dayandığı gözlem kısmen doğrudur: Cahuc ve arkadaşları, Fransa'da işgücü maliyetindeki düşüşün istihdamı çok güçlü etkilediğini buldu. Ama çıkarım üç noktada kanıtın ötesine geçer. Birincisi, Fransa'daki yüksek esneklik, küçük firmalardaki düşük ücretli işe alımlara, beklenmedik ve geçici bir teşvike özgüydü; yazarlar da bütün işler için esnekliğin daha küçük olacağını hesapladı. İkincisi, Lichter ve arkadaşları, emek talebi esnekliğinin çalışmalar arasında büyük farklılık gösterdiğini, istihdam korumasına ve işgücünün özelliklerine bağlı olduğunu buldu; esnekliğin eksi 1 olduğunu, yani ücret artışının istihdamı aynı oranda azaltacağını varsaymak için bir dayanak yoktur. Üçüncüsü, Hicks–Marshall kurallarına göre etki, emeğin maliyet payına, ürün talebinin esnekliğine ve ikame olanaklarına bağlıdır; asgari ücretli işçilerin maliyet payının küçük olduğu sektörlerde etki daha küçük olur. Ayrıca monopson gücü varsa etki daha da küçülebilir. Asgari ücretin istihdam etkisi, kursun ilerleyen derslerinde ayrıntılı olarak ele alınacak ampirik bir sorudur.

İleri okuma

  • Andreas Lichter, Andreas Peichl, Sebastian Siegloch (2015). «The Own-Wage Elasticity of Labor Demand: A Meta-Regression Analysis». European Economic Review 80. Emek talebi esnekliği tahminlerinin kapsamlı bir karşılaştırması.
  • Per Krusell, Lee E. Ohanian, José-Víctor Ríos-Rull, Giovanni L. Violante (2000). «Capital-Skill Complementarity and Inequality: A Macroeconomic Analysis». Econometrica 68(5). Sermaye–beceri tamamlayıcılığı ve beceri primi.
  • Pierre Cahuc, Stéphane Carcillo, Thomas Le Barbanchon (2019). «The Effectiveness of Hiring Credits». Review of Economic Studies 86(2). Fransa'daki işe alım teşvikinin etkisi.
  • Daniel S. Hamermesh (1993). Labor Demand. Princeton University Press. Emek talebi kuramı ve kanıtlarına dair klasik bir kaynak.

Sonraki derse köprü

Önceki derste emek arzını, bu derste emek talebini inceledik; ama bir ücretin gerçekte nasıl oluştuğu sorusu hâlâ açık. Rekabetçi bir piyasada ücret, arz ve talebin kesiştiği noktada belirlenir; oysa gerçek emek piyasalarında aynı işi yapan işçiler farklı firmalarda farklı ücretler alabilir. Sıradaki ders, ücretlerin nasıl belirlendiğini ele alıyor. Firmaların ücret belirleme gücü nereden gelir? İşçi ile işveren arasındaki pazarlık ve iş arama süreci, ücretleri rekabetçi düzeyden nasıl uzaklaştırır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: kalabalık bir lokanta; sahibi bir terazinin bir kefesine ek garsonun getireceği gelir, öbür kefesine ücreti ve primleri koyar.
  • Hikâye: 4 Aralık 2008 tarihli bir basın toplantısı; ardından Fransa'da küçük dükkânlar, atölyeler ve fırınlar. Teşvik açıklandığı gün küçük firmaların işe alım sayacı hızla yükselir, büyük firmalarınki sabit kalır.
  • Kavram: bir fırında işçi sayısı arttıkça her yeni işçinin getirdiği ekmek sepetleri küçülür; ücret çizgisi, sepetlerin değerini kestiği noktada işe alım durur.
  • Veri ve kanıt: yüzlerce tahmin noktasından oluşan bir dağılım grafiği; noktalar istihdam korumasının gücüne göre renklenir. Ardından makinelerin yanında vasıflı bir teknisyen büyür, vasıfsız bir işçinin gölgesi küçülür.
  • Model: Hicks–Marshall formülünün üç bileşeni üç kaydırıcı olarak gösterilir; ürün talebinin esnekliği azaldıkça emek talebi eğrisi dikleşir.
  • Neden önemli: Türkiye'deki istihdam teşviklerinin simgesel bir haritası; teşvikin yöneldiği gruplar vurgulanır.

Seslendirme, emek talebi esnekliğini tek bir sayı gibi sunmaz; esnekliğin sektöre, döneme ve işçi grubuna göre değiştiğini vurgular. İşgücü maliyetini düşüren politikaları ne mucize ne israf olarak anlatır; etkilerini belirleyen koşulları öne çıkarır.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «4 Aralık 2008. Fransa, küçük firmaların düşük ücretli işe alımlarında işveren primini kaldırdı. Aynı gün, habersiz.» Ekranda küçük bir fırın ve kapısında bir iş ilanı. «Ücretler değişmedi. İşe alımlar hemen arttı.» Kapanış: «Bir işçinin maliyeti düşünce firmalar kaç kişi daha alır? Derste.»