İçeriğe geç

Ders EKO-207.05 · Seviye 2 — Orta

Beşeri sermaye: Eğitim ve sağlık

EKO-207 Kalkınma Ekonomisi

4.301 kelime · yaklaşık 20 dakika okuma · seslendirme 9 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • öğrenme yoksulluğu
  • bilişsel beceriler
  • öğrenmeye göre düzeltilmiş okul yılı
  • tedavi dışsallığı
  • erken çocukluk müdahalesi
  • dinamik tamamlayıcılık
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Okul yılı, beşerî sermayenin yalnızca bir girdisidir. 2022 tahminine göre düşük ve orta gelirli ülkelerde on yaşındaki çocukların yaklaşık yüzde 70'i basit bir metni okuyup anlayamıyordu; öğrenmeye göre düzeltilmiş okul yılı, okul yılını öğrenilenlerin kalitesiyle çarparak bu açığı görünür kılar.
  2. Hanushek ve Woessmann, nüfusun bilişsel becerilerinin, okulda geçirilen yıllardan çok daha güçlü biçimde kazançla, gelir dağılımıyla ve büyümeyle ilişkili olduğunu buldu; gelişmekte olan ülkelerdeki beceri açığı, okula kayıt verilerinin gösterdiğinden çok daha büyüktü.
  3. Miguel ve Kremer, Kenya'da okul temelinde parazit tedavisinin okula gelmeme oranını dörtte bir azalttığını ve tedavi edilmeyen çocuklara da yayıldığını buldu; sınav puanlarına etki bulamadılar. Bulgular yeniden üretim tartışmasına konu oldu, yirmi yıllık izleme ise yetişkinlikte kazanç artışı gösterdi.
  4. Tedavi dışsallığı varken bireysel rastgele atama, tedavinin etkisini hem tedavi edilenler için eksik ölçer hem de tedavi edilmeyenlere yayılan yararı gözden kaçırır; okul ya da köy düzeyinde rastgele atama bu sorunu çözer.
  5. Jamaika'da büyümesi geri kalmış çocuklara iki yıl boyunca haftalık ev ziyaretleriyle sağlanan uyarım, yirmi yıl sonra kazançlarını yüzde 25 artırdı. Dinamik tamamlayıcılık, erken yatırımın sonraki yatırımların verimini artırdığını ve erken dezavantajın geç telafisinin pahalı olduğunu anlatır.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Öğrenme yoksulluğunu, bilişsel becerileri, öğrenmeye göre düzeltilmiş okul yılını, tedavi dışsallığını, erken çocukluk müdahalesini ve dinamik tamamlayıcılığı tanımlar.
  • Anlama — Okulda geçirilen yılların neden öğrenilenlerle aynı şey olmadığını ve çocukluktaki sağlığın eğitim ve yetişkinlik geliri üzerinde hangi yollardan etkili olduğunu açıklar.
  • Uygulama — Ek bir eğitim yılının bugünkü değerini hesaplar, iki ülkenin okul yıllarını öğrenmeye göre düzeltir ve dışsallık varken bireysel rastgele atamanın bir tedavinin etkisini nasıl eksik ölçtüğünü gösterir.
  • Değerlendirme — Miguel ve Kremer'in, Hanushek ve Woessmann'ın ve Gertler ve arkadaşlarının bulgularını, bu bulgulara yöneltilen itirazlarla birlikte kullanarak kalkınma bütçesinin eğitim ve sağlık arasında nasıl önceliklendirileceğini gerekçelendirir.

Sezgi

Açılış

Son yarım yüzyılda yoksul ülkelerin çoğunda okula giden çocukların sayısı hızla arttı. İlkokula kayıt, pek çok ülkede neredeyse evrensel hâle geldi. Bu, tarihin en büyük eğitim genişlemelerinden biriydi. Ama bu genişleme, beklenen gelir artışını her yerde getirmedi. Sınıflar doldu, diplomalar çoğaldı; yine de bazı ülkelerde işgücünün verimliliği pek değişmedi.

Bu bulmacanın iki parçası var. Birincisi, okulda geçirilen zaman ile orada öğrenilenler aynı şey değildir; bir çocuk beş yıl okula gidip basit bir metni okuyamadan çıkabilir. İkincisi, öğrenmenin önünde çoğu zaman sınıfın dışından gelen engeller vardır: aç, hasta ya da bebekliğinde yeterli ilgi görmemiş bir çocuk, iyi bir öğretmenin karşısında bile daha az öğrenir. Bu ders, bilgi, beceri ve sağlığa yapılan yatırımları kalkınma açısından inceliyor ve bu yatırımların getirisinin nasıl ölçüldüğüne bakıyor.

Hikâye — Haftada bir ziyaret

1986'da Jamaika'da bir grup araştırmacı, büyümesi geri kalmış, yani yaşına göre boyu kısa kalmış küçük çocuklarla bir deney başlattı. Çocukların bir kısmı rastgele seçildi. Bu çocukların evlerini iki yıl boyunca haftada bir, toplum sağlığı çalışanları ziyaret etti. Ziyaretçiler annelere ebeveynlik becerileri öğretti; anneleri çocuklarıyla oyun oynamaya, konuşmaya ve çocuklarının bilişsel ve duygusal becerilerini geliştirecek biçimde etkileşmeye teşvik etti. Programın merkezinde ilaç ya da gıda değil, ilgi ve uyarım vardı.

Yirmi yıl sonra, Paul Gertler, James Heckman ve arkadaşları bu çocukların izini sürdü. Deneye katılan 129 çocuğun 105'ine yetişkin olarak yeniden ulaştılar. Çocukken ev ziyaretleri alan grubun kazancı, ziyaret almayan gruba göre yüzde 25 daha yüksekti. Daha da çarpıcı olanı, bu artışın, ziyaret alan grubu, deneyin başında büyümesi geri kalmamış çocuklardan oluşan bir karşılaştırma grubunun kazanç düzeyine yetiştirmesiydi.

Sonuç, kalkınma ekonomisinin iki sorusunu birbirine bağlıyordu. Birincisi, erken çocukluk döneminde yaşanan bir dezavantajın ömür boyu sürecek bir iz bırakabileceğiydi. İkincisi, bu izin, iki yıllık ve görece ucuz bir müdahaleyle büyük ölçüde silinebileceğiydi. Deneyin örneklemi küçüktü ve tek bir ülkede yapılmıştı; ama bulgusu, eğitimin okulda başlamadığını, çocukluğun ilk yıllarında şekillenen becerilerin sonraki bütün öğrenmenin temelini oluşturduğunu güçlü biçimde gösteriyordu.

Kavram

Beşerî sermayeyi, önceki derslerde bir kişinin bilgi, beceri ve sağlığından elde edeceği gelirin değeri olarak tanımladık. Kalkınma ekonomisinde bu sermayenin en büyük sorunu, okul yıllarının artmasına rağmen birikmemesidir.

Öğrenme yoksulluğu, okulda geçen zamanın öğrenmeye dönüşmediği durumları gösterir. İktisatçılar, işgücü piyasasında ve büyümede asıl önemli olanın öğrenilen bilgi ve beceri olduğunu savunur.

Okul yılı ile bilişsel beceriler arasındaki farkı tek bir sayıda birleştirmek için basit bir düzeltme önerildi. Bu düzeltme, bir ülkedeki okul yılını, o yıllarda öğrenilenlerin kalitesiyle çarpar.

Sağlık yatırımları, beşerî sermayenin öbür bileşenidir. Bazı sağlık müdahalelerinin yararı, yalnızca tedavi edilen kişiyle sınırlı kalmaz; önceki derslerde gördüğümüz dışsallığın bir biçimi olarak başkalarına da yayılır.

Jamaika deneyi, beşerî sermaye yatırımının zamanlamasının önemini gösteriyor. Bu tür programlar, kalkınma politikasında ayrı bir müdahale türü olarak ele alınır.

Erken yatırımların neden özellikle verimli olabileceğini açıklayan bir fikir, becerilerin birbirinin üzerine inşa edilmesidir. Flavio Cunha ve James Heckman, beceri oluşumunu bu fikre dayanan bir modelle anlattı.

Veri ve kanıt

Bu çalışma, kalkınma ekonomisinin en çok tartışılan bulgularından biri oldu. 2015'te Alexander Aiken ve arkadaşları, özgün verileri ve kodları kullanarak çalışmayı yeniden üretti; hesaplamalarda hatalar buldu ve özellikle komşu okullara yayılan etkiye dair kanıtın zayıfladığını bildirdi. Özgün yazarlar, düzeltmelerin ana sonuçları değiştirmediğini savundu ve tartışma epidemiyologlar ile iktisatçılar arasında uzun süre sürdü. 2021'de Joan Hamory, Miguel, Kremer ve arkadaşları, aynı deneye katılanları yirmi yıl sonra izledi ve tedavi grubundakilerin yetişkinlikte yaşam standartlarında ve kazançlarında anlamlı artışlar buldu. Tartışma, tek bir çalışmanın sonuçlarının, yeniden üretim ve uzun dönemli izlemeyle sınanmasının neden önemli olduğunu gösteriyor.

Hanushek ve Woessmann'ın bulgusu, eğitim politikasının odağını okula kayıttan öğrenmeye kaydırdı. Ama bu tür ülkeler arası karşılaştırmalarda nedenselliği göstermek zordur; zengin ülkeler hem daha iyi okullara hem daha hızlı büyümeye sahip olabilir. Yazarlar, 2012'deki bir çalışmalarında bu itiraza farklı yöntemlerle cevap vermeye çalıştı; örneğin aynı ülkeden gelip ABD'de çalışan göçmenlerin kazançlarını, kendi ülkelerinde okulların öğrettiği becerilerle karşılaştırdılar. Bu yöntemlerin hiçbiri tek başına kesin değildir, ama farklı yöntemlerin aynı yöne işaret etmesi, bilişsel beceriler ile büyüme arasındaki ilişkinin yalnızca bir korelasyondan ibaret olmadığı görüşünü güçlendirir.

Yaygın yanlış«Bir ülkenin eğitim düzeyi, nüfusun okulda geçirdiği ortalama yıl sayısıyla ölçülür; okul yılı arttıkça beşerî sermaye de artar.»
Doğrusu

Okul yılı, beşerî sermayenin yalnızca bir girdisidir. Dünya Bankası ve ortaklarının 2022 tahminine göre düşük ve orta gelirli ülkelerde on yaşındaki çocukların yaklaşık yüzde 70'i basit bir metni okuyup anlayamıyordu; salgından önce bu oran yüzde 57 olarak hesaplanmıştı. Sahra Altı Afrika'da oran yüzde 89'du. Çocukların büyük çoğunluğu okula kayıtlı olduğu hâlde öğrenemiyorsa, okul yılı beşerî sermayeyi olduğundan çok daha yüksek gösterir.

Yaygın yanlış«Sağlık, kalkınmanın bir sonucudur; ülkeler zenginleştikçe insanlar zaten daha sağlıklı olur, bu yüzden kalkınma politikası önce büyümeye odaklanmalıdır.»
Doğrusu

Zenginleşme sağlığı iyileştirir, ama ilişki iki yönlüdür. Parazit tedavisi, erken çocukluk müdahaleleri ve önceki derste gördüğümüz sıtma kampanyaları, çocukluktaki sağlık yatırımlarının okula katılımı ve yetişkinlikteki kazancı artırabildiğini gösteriyor. Sağlık, büyümenin yalnızca meyvesi değil, tohumlarından biridir.

Neden önemli?

Beşerî sermaye, bir ülkenin en büyük servetidir; ama birikimi yavaştır ve getirisi on yıllar sonra ortaya çıkar. Siyasal açıdan ihmal edilmeye yatkın olması bundandır: bir yol ya da köprü birkaç yılda açılırken, bir kuşağın eğitimine ve sağlığına yapılan yatırımın getirisi, onu yapan hükümetin görev süresinden çok sonra ortaya çıkar. Hangi yatırımın en yüksek getiriyi sağladığını bilmek, sınırlı bütçelerin en iyi biçimde kullanılması için hayati önem taşır. Okul yapmak mı, öğretmen yetiştirmek mi, çocukları parazitlerden arındırmak mı, yoksa annelere destek vermek mi daha çok öğrenme sağlar? Bu sorulara verilen cevaplar, milyonlarca çocuğun hayatını etkiler.

Türkiye de son on yıllarda okullaşmada hızlı bir genişleme yaşadı. 2012'de zorunlu eğitim on iki yıla çıkarıldı ve ortaöğretime katılım belirgin biçimde arttı. Ama tartışma giderek okullaşmadan öğrenmeye kaydı: öğrencilerin uluslararası testlerdeki başarısı, okullar ve bölgeler arasındaki kalite farkları ve okul öncesi eğitime erişim, beşerî sermayenin asıl belirleyicileri olarak öne çıktı. Erken çocukluk döneminin önemine dair kanıtlar, okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması tartışmasını da doğrudan ilgilendirir.

Model

Çözümlü örnek — Ek bir eğitim yılının değeri

Bir genç, liseyi bitirdikten sonra bir yıl daha eğitim alıp almamaya karar veriyor. Eğitim yılının doğrudan maliyeti 20 bin lira, o yıl çalışsaydı kazanacağı ve vazgeçeceği gelir 100 bin liradır; toplam maliyet 120 bin liradır. Ek yıl, kişinin sonraki çalışma hayatı boyunca yıllık kazancını yüzde 8 artırıyor. Yıllık kazancı 100 bin lira ise, bu her yıl 8 bin liralık ek gelir demektir.

Kişi 40 yıl çalışacaksa, toplam ek kazanç 320 bin liradır. Ama gelecekteki gelir bugünkü gelirle aynı değerde değildir. Yıllık yüzde 5 iskonto oranı kullanıldığında, 40 yıl boyunca her yıl alınan 8 bin liranın bugünkü değeri yaklaşık 8 × 17,16, yani yaklaşık 137 bin liradır. Bu, 120 bin liralık maliyetin üzerindedir; eğitim yatırımı kârlıdır.

İskonto oranı yüzde 7'ye çıkarsa, çarpan yaklaşık 13,33'e düşer ve ek kazancın bugünkü değeri yaklaşık 107 bin liraya iner; yatırım artık maliyetini karşılamaz. Yoksul ailelerin geleceği daha yüksek bir oranla iskonto etmesinin, örneğin bugünkü ihtiyaçlarının acil olması ya da borç alamamaları nedeniyle, eğitime daha az yatırım yapmalarına yol açabileceğini bu hesap gösterir. Aynı getiri, farklı koşullardaki ailelere farklı görünür.

Çözümlü örnek — Okul yılını öğrenmeyle düzeltmek

İki ülkeyi karşılaştıralım. A ülkesinde bir çocuk ortalama 11 yıl okula gidiyor, ama öğrencilerin test puanı ölçüt puanın yüzde 55'i düzeyinde. B ülkesinde bir çocuk ortalama 9 yıl okula gidiyor ve öğrencilerin test puanı ölçüt puanın yüzde 85'i düzeyinde.

A ülkesinin öğrenmeye göre düzeltilmiş okul yılı 11 × 0,55, yani 6,05 yıldır. B ülkesininki 9 × 0,85, yani 7,65 yıldır. Okul yılı sayısında iki yıl önde olan A ülkesi, öğrenme hesaba katıldığında B ülkesinin 1,6 yıl gerisine düşer. A ülkesinde okulda geçirilen 11 yılın yaklaşık 5 yılı, öğrenme açısından kayıptır.

Bu hesaptan politika için dikkat çekici bir ders çıkar. A ülkesi okul yılını bir yıl daha artırırsa düzeltilmiş okul yılı 0,55 artar. Aynı ülke okul yılını sabit tutup öğretimin kalitesini, test puanlarını ölçüt puanın yüzde 65'ine çıkaracak kadar iyileştirirse, düzeltilmiş okul yılı 11 × 0,65, yani 7,15'e çıkar; artış 1,1 yıldır. Okul yılını artırmak yerine öğretimi iyileştirmek, bu örnekte iki kat daha fazla beşerî sermaye üretir.

Çözümlü örnek — Bir okul günü kaça mal olur?

Kalkınma bütçelerinde programlar çoğu zaman aynı sonucu üretmenin maliyetine göre karşılaştırılır. Varsayımsal üç programı düşünelim. Birinci program, çocukların okula gelmesi için ailelere nakit ödeme yapıyor; 100 bin dolar harcayarak toplam 2 bin ek okul yılı sağlıyor. İkinci program, okullarda ücretsiz öğle yemeği veriyor; aynı harcamayla 5 bin ek okul yılı sağlıyor. Üçüncü program, okullarda toplu parazit tedavisi uyguluyor; aynı harcamayla 25 bin ek okul yılı sağlıyor.

Birinci programda her ek okul yılı 50 dolara mal olur; ikincide 20 dolar; üçüncüde 4 dolardır. Okula katılımı artırmak hedefse, üçüncü program birinciden on iki buçuk kat daha maliyet etkindir. Miguel ve Kremer'in, parazit tedavisinin okula katılımı artırmanın öbür yollarından çok daha ucuz olduğu sonucu, bu türden bir karşılaştırmaya dayanıyordu.

Ama bu hesap, ölçülen sonucun ne olduğuna bağlıdır. Hedef okula katılım değil öğrenmeyse, tablo değişebilir: parazit tedavisinin sınav puanlarını artırdığına dair kanıt yoksa, öğrenme başına maliyeti hesaplanamaz. Maliyet etkinliği karşılaştırmaları, programları aynı ölçüte göre sıralar; hangi ölçütün seçileceği ise bir politika kararıdır.

Çözümlü örnek — Okul yapmanın getirisi

Önceki derslerde, Endonezya'nın 1970'lerdeki büyük okul yapım programını eğitimin getirisini ölçen bir doğal deney olarak incelemiştik. Esther Duflo'nun tahminleri, programın okul yılını ve yetişkinlikteki ücretleri artırdığını ve ek bir eğitim yılının ücretleri yaklaşık yüzde 7 ile 11 arasında yükselttiğini gösteriyordu. Bu aralık, dünyanın pek çok yerinde ölçülen eğitim getirileriyle de uyumluydu.

Bu sayılar, okul yılını artırmanın kendi başına anlamlı bir getirisi olduğunu gösterir. Ama bu getiri, okullarda gerçekten bir şeyler öğretildiği bir bağlamda ölçülmüştü. Öğrenme yoksulluğunun yüksek olduğu bir ülkede yeni okullar, okul yılını artırsa bile, bu yılların beceriye dönüşme oranı düşük kalabilir. Önceki örnekteki A ülkesinde bir ek okul yılının düzeltilmiş değeri yalnızca 0,55 yıldı. Aynı mantıkla, getirisi yüzde 8 olan bir okul yılının, öğrenme kalitesi yarı yarıya düşük bir sistemde çok daha az kazanç sağlaması beklenir.

Bu yüzden okul yapmak ile öğretimi iyileştirmek arasındaki seçim, bir ülkenin eğitim sisteminin nerede durduğuna bağlıdır. Çocukların önemli bir kısmının okula hiç ulaşamadığı, en yakın okulun saatlerce uzakta olduğu bölgelerde yeni okullar hâlâ en önemli yatırım olabilir. Kayıt oranının zaten yüksek olduğu, ama öğrencilerin sınıf geçip öğrenemediği sistemlerde ise ek kaynak, öğretmenlerin niteliğine, öğretim yöntemlerine ve çocukların okula sağlıklı ve hazır gelmesine yönlendirildiğinde daha fazla beşerî sermaye üretir. Aynı politika, farklı başlangıç noktalarında çok farklı getiriler sağlar.

Neden okulda öğrenilmiyor?

Okul yılı ile öğrenme arasındaki uçurumun birkaç nedeni vardır. Birincisi öğretmenlerdir: pek çok yoksul ülkede öğretmenler okula düzenli gelmez ya da öğrettikleri konulara yeterince hâkim değildir. İkincisi müfredattır: müfredat çoğu zaman sınıftaki öğrencilerin gerçek düzeyinin çok üstünde ilerler. Geride kalan öğrenciler, sınıfları geçmeye devam eder ama öğretilenleri anlayamaz; her yıl biraz daha geride kalırlar.

Bu ikinci sorun, basit ama etkili bir çözüm önerisine yol açtı: öğrencileri yaşlarına ya da sınıflarına göre değil, gerçek öğrenme düzeylerine göre gruplandırıp öğretmek. Öğretimi öğrencinin düzeyine göre ayarlayan programlar, birkaç ülkede yapılan deneylerde okuma ve matematik becerilerini artırdı. Üçüncü neden, okulun dışındadır: aç, hasta ya da bebekliğinde yeterli uyarım almamış bir çocuk, en iyi öğretmenin sınıfında bile daha az öğrenir. Beşerî sermaye, okulun içindeki ve dışındaki yatırımların birlikte işlediği bir süreçtir.

Çözümlü örnek — Dışsallık ölçümü nasıl bozar?

Miguel ve Kremer'in neden bireyleri değil okulları rastgele seçtiğini varsayımsal sayılarla görelim. Bir okulda hiç tedavi yapılmazsa çocukların yüzde 40'ı paraziter enfeksiyon taşısın. Okuldaki çocukların yarısı rastgele seçilip tedavi edilsin. Tedavi edilenlerde enfeksiyon oranı yüzde 10'a iner. Tedavi edilmeyenlerde ise bulaşma azaldığı için enfeksiyon taşıyanların payı yüzde 30'a geriler.

Bireysel rastgele atamaya dayanan bir araştırmacı, tedavi edilenleri tedavi edilmeyenlerle karşılaştırır ve tedavinin enfeksiyonu 30 − 10, yani 20 puan azalttığı sonucuna varır. Ama tedavinin gerçek etkisi, hiç tedavinin yapılmadığı bir okulla karşılaştırıldığında ortaya çıkar. Tedavi edilen çocuklar için etki 40 − 10, yani 30 puan; tedavi edilmeyen çocuklar için 10 puandır. Bireysel karşılaştırma, hem tedavi edilenlerin kazancını 10 puan eksik ölçer hem de tedavi edilmeyenlere yayılan yararı tamamen gözden kaçırır.

Okul düzeyinde rastgele atama, bu sorunu çözer. Tedavi uygulanan okulların ortalama enfeksiyon oranı yüzde 20 iken, tedavi uygulanmayan okullarınki yüzde 40'tır; fark 20 puandır ve bu fark, okuldaki tüm çocuklar için tedavinin toplam etkisini gösterir. Tedavi edilmeyen çocuklara yayılan yarar, tedavinin toplumsal getirisinin bireysel getirisinden büyük olduğunu gösterir. Önceki derslerde gördüğümüz pozitif dışsallık mantığıyla, bu durumda bireyler tedaviye toplumsal açıdan en uygun düzeyin altında talep gösterir ve sübvansiyon haklı hâle gelir.

Fiyat ve talep

Pozitif dışsallığın yanında, yoksul ailelerin sağlık ürünlerine olan talebi fiyata çok duyarlıdır. Ücretsiz dağıtılan bir ilaç ya da bir cibinlik, küçük bir ücret konduğunda çok daha az kişi tarafından alınabilir. Bu durum, sağlık ürünlerine küçük bir ücret koymanın, onları gerçekten ihtiyacı olanlara yönlendireceği ve israfı önleyeceği düşüncesini sorgular. Miguel ve Kremer'in savunduğu tam sübvansiyon, hem dışsallık hem de fiyat duyarlılığı gerekçesine dayanır.

Bu tartışma, beşerî sermaye yatırımlarının neden çoğu zaman kamu tarafından finanse edildiğini de açıklar. Eğitim ve sağlığın getirisi, onu alan kişinin ötesine yayılır: eğitimli bir yurttaş komşularının verimliliğini artırabilir, tedavi edilmiş bir çocuk arkadaşlarının hastalanma riskini azaltır. Ayrıca yoksul aileler, getirisi yüksek olsa bile, bugünkü maliyeti karşılayacak kaynağı ya da borç alma imkânını bulamayabilir.

Çözümlü örnek — Erken ve geç yatırım

Dinamik tamamlayıcılığı basit bir modelle görelim. Bir çocuğun yetişkinlikteki becerisi, erken çocukluk ve okul çağındaki iki yatırımın çarpımıyla belirlensin. Her iki yatırım da 1 ile 3 arasında bir değer alabilsin. Erken yatırım 1, okul yatırımı 1 olduğunda beceri 1 × 1, yani 1'dir.

Okul yatırımını 3'e çıkaralım: beceri 1 × 3, yani 3 olur; artış 2'dir. Şimdi erken yatırımı da 2'ye çıkarılmış bir çocuğu düşünelim. Okul yatırımı 1 iken becerisi 2, okul yatırımı 3 iken 6'dır; aynı okul yatırımı artışı bu kez 4 birimlik artış sağlar. Erken yatırım, sonraki yatırımın verimini iki katına çıkarmıştır.

Bu modelin bir sonucu, erken dezavantajın sonraki yatırımlarla telafi edilmesinin pahalı olmasıdır. Erken yatırımı 1 olan bir çocuğun 6 birimlik beceriye ulaşması için okul yatırımının 6 olması gerekir; bu, olası aralığın dışındadır. Jamaika deneyinin bulgusu, bu mantıkla uyumludur: erken bir müdahale, sonraki bütün yatırımların getirisini yükselterek ömür boyu süren bir fark yaratabilir. Ama model basitleştirilmiştir; gerçekte becerilerin geç yaşlarda da geliştirilebildiğine dair kanıtlar vardır.

Sağlık ile eğitimin etkileşimi

Sağlık ve eğitim birbirini iki yönde etkiler. Sağlıklı çocuklar okula daha düzenli gider ve daha iyi öğrenir; Miguel ve Kremer'in bulduğu okula gelmeme oranındaki düşüş bunun bir örneğidir. Öte yandan eğitimli anneler, çocuklarının beslenmesine, aşılarına ve hijyenine daha fazla dikkat eder. Bu karşılıklı ilişki, bir alandaki yatırımın öbür alandaki yatırımın getirisini de artırdığı anlamına gelir.

Ama bu etkileşim her zaman beklendiği gibi işlemez. Miguel ve Kremer, parazit tedavisinin okula katılımı artırdığını, ama sınav puanlarını iyileştirdiğine dair bir kanıt bulunmadığını gösterdi. Okula daha düzenli gelen çocuklar, sınıfta öğretimin kalitesi düşükse daha fazla öğrenemeyebilir. Bu bulgu, sağlık yatırımlarının eğitim sonuçlarına dönüşmesinin, okulun kendisinin öğretebilmesine bağlı olduğunu hatırlatır.

Modelin sınırları

Buradaki hesaplar, eğitimin getirisini bireyin ek kazancıyla ölçtü. Oysa eğitimin önceki derslerde gördüğümüz sinyal verme işlevi de vardır: bir diploma, kişinin becerisini artırmadan yalnızca işverene yeteneği hakkında bilgi veriyorsa, bireysel getiri toplumsal getiriden yüksek olabilir. Tersine, eğitimli yurttaşların yeniliği ve kurumları iyileştirmesi gibi dışsallıklar varsa, toplumsal getiri bireysel getiriden yüksek olur. Bireysel kazançtan toplumsal getiriye geçmek, bu iki etkinin büyüklüğüne bağlıdır.

Modeller ayrıca beşerî sermayeyi tek bir sayıyla temsil etti. Gerçekte beceriler çok boyutludur: bilişsel becerilerin yanında sebat, iş birliği ve öz denetim gibi duygusal ve sosyal beceriler de kazancı etkiler ve bunları ölçmek çok daha zordur. Son olarak, küçük ve dikkatle yürütülen deneylerde görülen etkiler, bir ülkenin bütününe yayılan programlarda aynı büyüklükte ortaya çıkmayabilir; uygulayıcıların kapasitesi ve programın kalitesi ölçek büyüdükçe değişebilir.

Uygulama

Özet kartı

  1. Okul yılı, beşerî sermayenin yalnızca bir girdisidir. 2022 tahminine göre düşük ve orta gelirli ülkelerde on yaşındaki çocukların yaklaşık yüzde 70'i basit bir metni okuyup anlayamıyordu; öğrenmeye göre düzeltilmiş okul yılı, okul yılını öğrenilenlerin kalitesiyle çarparak bu açığı görünür kılar.
  2. Hanushek ve Woessmann, nüfusun bilişsel becerilerinin, okulda geçirilen yıllardan çok daha güçlü biçimde kazançla, gelir dağılımıyla ve büyümeyle ilişkili olduğunu buldu; gelişmekte olan ülkelerdeki beceri açığı, okula kayıt verilerinin gösterdiğinden çok daha büyüktü.
  3. Miguel ve Kremer, Kenya'da okul temelinde parazit tedavisinin okula gelmeme oranını dörtte bir azalttığını ve tedavi edilmeyen çocuklara da yayıldığını buldu; sınav puanlarına etki bulamadılar. Bulgular yeniden üretim tartışmasına konu oldu, yirmi yıllık izleme ise yetişkinlikte kazanç artışı gösterdi.
  4. Tedavi dışsallığı varken bireysel rastgele atama, tedavinin etkisini hem tedavi edilenler için eksik ölçer hem de tedavi edilmeyenlere yayılan yararı gözden kaçırır; okul ya da köy düzeyinde rastgele atama bu sorunu çözer.
  5. Jamaika'da büyümesi geri kalmış çocuklara iki yıl boyunca haftalık ev ziyaretleriyle sağlanan uyarım, yirmi yıl sonra kazançlarını yüzde 25 artırdı. Dinamik tamamlayıcılık, erken yatırımın sonraki yatırımların verimini artırdığını ve erken dezavantajın geç telafisinin pahalı olduğunu anlatır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Öğrenme yoksulluğuLearning povertyOn yaşında basit bir metni okuyup anlayamayan çocukların payı
Bilişsel becerilerCognitive skillsTestlerle ölçülen okuma, matematik ve problem çözme becerileri
Öğrenmeye göre düzeltilmiş okul yılıLearning-adjusted years of schoolingOkul yılının öğrenme kalitesiyle çarpılmasıyla elde edilen ölçü
Tedavi dışsallığıTreatment externalityTedavinin tedavi edilmeyenlere bulaşmayı azaltarak yayılan yararı
Erken çocukluk müdahalesiEarly childhood interventionOkul öncesi dönemde gelişimi destekleyen programlar
Dinamik tamamlayıcılıkDynamic complementarityErken becerilerin sonraki yatırımların verimini artırması

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Öğrenme yoksulluğunu ve öğrenmeye göre düzeltilmiş okul yılını açıkla. İki ölçü, okula kayıt oranının gösteremediği neyi gösterir?
  2. (Çıktı 2) Bir ülkede okula kayıt neredeyse evrensel hâle geldiği hâlde işgücünün verimliliği neden artmayabilir? Okul içinden ve okul dışından birer neden göster.
  3. (Çıktı 3) Ek bir eğitim yılının toplam maliyeti 90 bin lira; ek yıl sonraki 30 yıl boyunca yıllık kazancı 7 bin lira artırıyor. Yüzde 5 iskonto oranında 30 yıllık yıllık ödemenin bugünkü değer çarpanı yaklaşık 15,37'dir. Yatırım kârlı mıdır? Kârlı değilse, kazanç artışı en az ne kadar olmalıdır?
  4. (Çıktı 3) C ülkesinde beklenen okul yılı 12 ve test puanı ölçüt puanın yüzde 50'si; D ülkesinde okul yılı 10 ve test puanı ölçütün yüzde 70'idir. Her ikisinin öğrenmeye göre düzeltilmiş okul yılını hesapla. C ülkesi okul yılını değiştirmeden test puanını ölçütün yüzde 60'ına çıkarırsa kaç yıl kazanır?
  5. (Çıktı 2) Bir okulda tedavi yapılmazsa çocukların yüzde 50'si enfeksiyon taşıyor. Çocukların yarısı tedavi ediliyor; tedavi edilenlerde oran yüzde 15'e, tedavi edilmeyenlerde yüzde 35'e iniyor. Bireysel karşılaştırma tedavinin etkisini kaç puan olarak ölçer? Tedavi edilenler ve tedavi edilmeyenler için gerçek etki nedir?
  6. (Çıktı 4) Bir milletvekili, «Parazit tedavisi sınav puanlarını artırmadığına göre eğitim bütçesinden bu işe para ayırmak israftır; o para yeni okullara harcanmalı» diyor. Miguel ve Kremer'in bulgularını, bu bulgulara yöneltilen itirazları, yirmi yıllık izlemeyi ve öğrenme yoksulluğu verilerini kullanarak bu önerinin hangi gerekçelerle desteklenebileceğini ve hangi kanıtları hesaba katmadığını tartış.

Cevaplar

  1. Öğrenme yoksulluğu, on yaşına geldiğinde basit bir metni okuyup anlayamayan çocukların, okul dışındakiler de hesaba katılarak, o yaş grubundaki payıdır. Öğrenmeye göre düzeltilmiş okul yılı, beklenen okul yılının test puanlarının bir ölçüt puana oranıyla çarpılmasıyla bulunur. İki ölçü de okulda geçirilen zamanın ne kadarının gerçekten öğrenmeye dönüştüğünü gösterir; okula kayıt oranı ise yalnızca çocukların okulda olup olmadığını söyler, orada ne öğrendiklerini söylemez.
  2. Okul içinden bir neden, öğretimin kalitesinin düşük olmasıdır: öğretmenler düzenli gelmeyebilir ya da müfredat öğrencilerin gerçek düzeyinin çok üstünde ilerleyebilir, bu yüzden öğrenciler sınıf geçer ama öğrenmez. Okul dışından bir neden, çocukların sağlığı ve erken gelişimidir: aç, hasta ya da bebekliğinde yeterli uyarım almamış çocuklar, iyi bir sınıfta bile daha az öğrenir. Her iki durumda da okul yılı artar, ama beşerî sermaye aynı ölçüde artmaz.
  3. Ek kazancın bugünkü değeri 7 × 15,37, yani yaklaşık 107,6 bin liradır. Ek kazancın bugünkü değeri maliyeti aştığı için yatırım kârlıdır. Başa baş kazanç artışı 90 bölü 15,37, yani yaklaşık 5,86 bin liradır; yıllık kazanç artışı bunun üzerinde olduğu sürece yatırım kârlı kalır.
  4. C ülkesinin düzeltilmiş okul yılı 12 × 0,50, yani 6 yıldır. D ülkesininki 10 × 0,70, yani 7 yıldır; iki yıl daha az okula gitmesine rağmen D ülkesi bir yıl öndedir. C ülkesi test puanını ölçütün yüzde 60'ına çıkarırsa düzeltilmiş okul yılı 12 × 0,60, yani 7,2 olur; 1,2 yıl kazanır ve D ülkesinin önüne geçer.
  5. Bireysel karşılaştırma, tedavi edilenleri tedavi edilmeyenlerle karşılaştırır ve etkiyi 35 − 15, yani 20 puan olarak ölçer. Gerçek etki, hiç tedavinin yapılmadığı durumla karşılaştırılarak bulunur: tedavi edilenler için 50 − 15, yani 35 puan; tedavi edilmeyenler için 50 − 35, yani 15 puandır. Bireysel karşılaştırma, tedavi edilenlerin kazancını 15 puan eksik ölçer ve tedavi edilmeyenlere yayılan 15 puanlık yararı tamamen gözden kaçırır.
  6. Önerinin dayandığı bulgu doğrudur: Miguel ve Kremer, parazit tedavisinin sınav puanlarını iyileştirdiğine dair bir kanıt bulamadı ve Aiken ve arkadaşlarının yeniden üretimi bazı sonuçların sağlamlığını sorguladı. Ama öneri üç şeyi hesaba katmıyor. Birincisi, tedavi okula gelmeme oranını dörtte bir azalttı ve bu, okula katılımı artırmanın öbür yollarından çok daha ucuzdu; ayrıca tedavi edilmeyen çocuklara da yarar sağladı. İkincisi, yirmi yıllık izleme, tedavi grubundakilerin yetişkinlikte daha yüksek kazanç ve yaşam standardına ulaştığını gösterdi; sınav puanı, getirinin tek ölçüsü değildir. Üçüncüsü, öğrenme yoksulluğu verileri, pek çok ülkede sorunun okul eksikliğinden çok okullarda öğrenilmemesi olduğunu gösteriyor; yeni okullar, öğretimin kalitesi düşükse öğrenmeyi sınırlı ölçüde artırır. Öneri, parazit tedavisi yerine öğretmen eğitimine ya da öğretimi öğrenci düzeyine göre ayarlayan programlara ek kaynak ayrılmasını savunsaydı daha güçlü olurdu; iki programın maliyet ve getirilerini karşılaştırmak, karar için gerekli adımdır.

İleri okuma

  • Edward Miguel, Michael Kremer (2004). «Worms: Identifying Impacts on Education and Health in the Presence of Treatment Externalities». Econometrica 72(1). Okul temelinde parazit tedavisi ve dışsallıkların ölçümü.
  • Eric A. Hanushek, Ludger Woessmann (2008). «The Role of Cognitive Skills in Economic Development». Journal of Economic Literature 46(3). Okul yılı yerine bilişsel becerilerin kalkınmadaki rolü.
  • Paul Gertler, James Heckman, Rodrigo Pinto, Arianna Zanolini, Christel Vermeersch, Susan Walker, Susan M. Chang, Sally Grantham-McGregor (2014). «Labor Market Returns to an Early Childhood Stimulation Intervention in Jamaica». Science 344(6187). Erken çocukluk müdahalesinin yirmi yıl sonraki kazanç etkisi.
  • Joan Hamory, Edward Miguel, Michael Walker, Michael Kremer, Sarah Baird (2021). «Twenty-Year Economic Impacts of Deworming». Proceedings of the National Academy of Sciences 118(14). Parazit tedavisinin yetişkinlikteki etkileri.

Sonraki derse köprü

Ek bir eğitim yılının hesabında, yoksul ailelerin geleceği daha yüksek bir oranla iskonto ettiğini ve getirisi yüksek bir yatırımı bile bugünkü maliyeti karşılayamadıkları için yapamayabileceklerini gördük. Aynı engel, küçük bir işletme kurmak ya da bir tarlaya yatırım yapmak isteyen yoksul hanelerin de önündedir: bankalar teminatı olmayan borçlulara kredi vermez. Sıradaki ders, bu boşluğu doldurmak için ortaya çıkan küçük ölçekli kredi ve finans hizmetlerini ele alıyor. Teminatsız küçük krediler geri ödenebilir mi, grup sorumluluğu nasıl işler ve bu krediler yoksulluğu gerçekten azaltır mı?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir sınıf, yıllar geçtikçe öğrencilerle dolar; her sırada bir diploma belirir. Ardından diplomaların bir kısmının içi boşalır; kalanların üzerinde okunabilen bir metin görünür.
  • Hikâye: Jamaika'da bir evin kapısı; bir sağlık çalışanı haftada bir gelir, bir anne ve küçük çocuğu birlikte oyun oynar. Takvim yirmi yıl ileri sarılır; iki grubun kazanç sütunları yan yana yükselir.
  • Kavram: bir okul yılı çubuğu, bir öğrenme kalitesi çarpanıyla kısalır; iki ülkenin çubukları yer değiştirir. Ardından bir okul haritasında tedavi edilen çocuklardan komşu çocuklara yayılan halkalar.
  • Veri ve kanıt: Kenya'da okulların haritası; tedavi uygulanan okullar renklenir, çevredeki okullara yayılan etki soluk halkalarla gösterilir. Ardından bir büyüteç, yeniden üretim tartışmasını simgeler.
  • Model: iki basamaklı bir merdiven; ilk basamak yüksekse ikinci basamağa aynı adımla daha yükseğe çıkılır. Ardından iskonto oranına göre büyüyüp küçülen bir bugünkü değer terazisi.
  • Neden önemli: bir bütçe dört kovaya bölünür: okul, öğretmen, sağlık ve erken çocukluk.

Seslendirme, parazit tedavisi tartışmasını tek taraflı bir başarı öyküsü olarak sunmaz; bulguları, itirazları ve uzun dönemli izlemeyi aynı ağırlıkta aktarır. Büyümesi geri kalmış çocukları acındırıcı bir dille anlatmaz; odağı, müdahalenin açtığı olanaklara yerleştirir.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «Jamaika, 1986. Haftada bir, bir sağlık çalışanı kapıyı çalıyor.» Ekranda bir anne ve çocuğu oyun oynuyor. «İki yıl, haftada bir ziyaret. Yirmi yıl sonra, bu çocukların kazancı yüzde 25 daha yüksek.» Kapanış: «Eğitim okulda mı başlar? Derste.»