Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Tam sermaye hareketliliği altında küçük bir ekonominin faizi, beklenen kur değişimi ve risk primiyle düzeltilmiş dünya faizine bağlanır; karşılanmamış faiz paritesi bu bağı ifade eder.
- Mundell-Fleming modelinde IS eğrisi kurla gelir arasındaki mal piyasası dengesini, dikey LM eğrisi ise dünya faizinde para piyasasını dengeleyen geliri gösterir.
- Dalgalı kurda kamu harcaması yerli parayı değerlendirir ve net ihracatı dışlar, para arzı artışı ise değer kaybı yoluyla geliri güçlü biçimde artırır; sabit kurda sonuçlar tersine döner.
- İmkânsız üçlüye göre bir ülke serbest sermaye, sabit kur ve bağımsız para politikasından en fazla ikisini seçebilir; Obstfeld, Shambaugh ve Taylor bu kısıtın 130 yıllık veride büyük ölçüde geçerli olduğunu buldu.
- Rey'e göre sermaye akımları, varlık fiyatları ve kredi, merkez ülkenin para politikası ve küresel risk iştahıyla birlikte dalgalanır; bu küresel finansal çevrim, dalgalı kurlu ülkelerin para politikası bağımsızlığını da sınırlar.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Tam sermaye hareketliliğini, karşılanmamış faiz paritesini, IS ve LM eğrilerini, imkânsız üçlüyü ve küresel finansal çevrimi tanımlar.
- Anlama — Sermayenin serbestçe dolaştığı küçük bir ekonomide maliye ve para politikasının etkisinin neden kur rejimine göre tersine döndüğünü açıklar.
- Uygulama — Doğrusal bir Mundell-Fleming modelinde dalgalı ve sabit kur altında kamu harcaması, para arzı ve devalüasyonun gelir, kur ve rezervler üzerindeki etkisini hesaplar.
- Değerlendirme — İmkânsız üçlüye dair tarihsel kanıtları ve küresel finansal çevrimin dalgalı kurun koruyucu etkisini sınırladığı görüşünü karşılaştırarak değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Bir ülkenin merkez bankası, ekonomi yavaşlarken faizi indirmek istiyor. Kapalı bir ekonomide bu karar görece basittir: faiz düşer, yatırım ve tüketim canlanır. Ama sermayenin serbestçe girip çıktığı bir ekonomide yurt içi faizin düşmesi, yatırımcıların paralarını daha yüksek getiri sunan başka ülkelere taşıması demektir. Bu çıkış ya kurun değer kaybetmesiyle ya da merkez bankasının rezervlerinin erimesiyle sonuçlanır. Aynı karar, ülkenin kuru nasıl yönettiğine bağlı olarak çok farklı sonuçlar doğurur.
Önceki derste IS-LM modelini kapalı bir ekonomide kurduk ve iki politika aracının birbirinin etkisini nasıl değiştirdiğini gördük. Bu derste aynı çerçeveyi dünyaya açıyoruz. Sermayenin sınırları rahatça aştığı küçük bir ekonomide, yurt içi faiz artık yalnızca yurt içinde belirlenmez; dünya faizine bağlanır. Bu tek değişiklik, politikaların etkisini beklenmedik biçimlerde tersine çevirir.
Hikâye — Bir günde iki faiz artışı
İngiltere, Ekim 1990'da Avrupa Kur Mekanizması'na katıldı. Bu düzende sterlin, Alman markına karşı belirli bir bant içinde tutulacaktı; merkezi kur bir sterlin için 2,95 marktı. Katılımın amacı, İngiltere'nin yüksek enflasyonunu, düşük enflasyonuyla tanınan Alman para politikasına bağlanarak düşürmekti. Ama zamanlama zordu. Almanya, 1990'daki birleşmenin ardından büyük kamu harcamaları yapıyordu ve Alman merkez bankası enflasyonu önlemek için faizleri yüksek tutuyordu. İngiltere ise bir durgunluğun içindeydi. Sterlini bant içinde tutmak, İngiliz faizlerinin de yüksek kalması demekti.
1992 yazında piyasalar, İngiltere'nin bu yükü taşıyamayacağına inanmaya başladı. Yatırımcılar sterlin satıp mark almaya yöneldi. 16 Eylül 1992 sabahı İngiltere Merkez Bankası, sterlini bant içinde tutabilmek için faizi yüzde 10'dan yüzde 12'ye çıkardı. Satışlar durmadı. Öğleden sonra faizin yüzde 15'e yükseltileceği açıklandı. Bu da işe yaramadı. Akşam saat 19.40 civarında Maliye Bakanı Norman Lamont, İngiltere'nin Avrupa Kur Mekanizması'ndan çıktığını duyurdu. Yüzde 15'lik artış hiç uygulanmadı ve sterlin serbest bırakıldı.
İngiliz basını o güne «Kara Çarşamba» dedi. Hazine'nin sonradan yayımlanan hesaplarına göre kuru savunmanın net bedeli yaklaşık 3,3 milyar sterlindi. Ama hikâyenin ikinci yarısı daha az bilinir. Kur serbest kaldıktan sonra İngiltere faizlerini indirebildi, sterlin değer kaybetti ve ekonomi durgunluktan çıkmaya başladı. Kısa süre sonra ülke, para politikasını kur hedefi yerine enflasyon hedefine bağlayan yeni bir çerçeveye geçti. Bir gün boyunca kuru korumak için faizi yükselten ülke, kuru bıraktıktan sonra faizini kendi ihtiyacına göre ayarlayabilir hâle gelmişti.
Kavram
Hikâyenin mantığı, sermayenin ülkeler arasında ne kadar kolay hareket ettiğine dayanır. Yatırımcılar farklı ülkelerdeki getirileri karşılaştırır ve küçük farklara bile hızla tepki verir.
Yatırımcı bir ülkenin parasında tuttuğu varlığın getirisini hesaplarken, faizin yanında kurun ne kadar değişeceğini de düşünür.
Robert Mundell ve Marcus Fleming, 1960'ların başında IS-LM modelini bu varsayımla açık bir ekonomiye taşıdı. Mundell, 1999'da farklı kur rejimleri altında para ve maliye politikasını incelediği çalışmaları ve optimum para alanı analizi nedeniyle Nobel iktisat ödülünü aldı.
Modelin en bilinen sonucu, bir ülkenin aynı anda üç hedefi birden gerçekleştiremeyeceğidir.
Son yıllarda bu kısıtın dalgalı kurlu ülkeler için de tam özgürlük sağlamadığını savunan bir görüş öne çıktı.
Veri ve kanıt
Bu bulgu, Kara Çarşamba'nın arka planını açıklar. Sterlin marka bağlı ve sermaye serbestken, İngiltere faizlerini Almanya'dan bağımsız belirleyemiyordu. Durgunluğa rağmen yüksek faiz, bu bağın bedeliydi. Kur bağı koptuğunda bu kısıt da kalktı. Ama kanıtın yorumunda bir uyarı vardır: faizlerin birlikte hareket etmesi, yalnızca kur bağından değil, ülkelerin ortak şoklarla karşılaşmasından da kaynaklanabilir. Yazarlar bu sorunu, ülkelerin kendi koşullarını kontrol ederek azaltmaya çalıştı.
Bu iki çalışmanın cevapları farklı yerlere ağırlık verir. Obstfeld ve arkadaşlarına göre dalgalı kur, bir ülkeye kendi faizini belirleme alanı açar ve bu alan tarihsel veride görülür. Rey'e göre bu alan, özellikle kısa vadeli sermaye akımlarının ve kredi koşullarının küresel risk iştahıyla dalgalandığı dönemlerde sanıldığından dardır; dalgalı kur, finansal koşulları tam olarak yalıtamaz. Bu tartışma, makro ihtiyati araçların ve bazı durumlarda sermaye akımlarına yönelik önlemlerin neden yeniden gündeme geldiğini açıklar. Aralarında bir orta yol da kurulabilir: dalgalı kur faiz üzerinde bir serbestlik sağlayabilir, ama kredi ve varlık fiyatları üzerindeki küresel baskıyı ortadan kaldırmaz.
Yaygın yanlış«Sabit kur, bir ülkeye hem istikrar hem de istediği faizi belirleme serbestliği verir.»
Sermaye serbestçe dolaşıyorsa, kuru sabit tutan bir ülke faizini bağlandığı ülkenin faiziyle uyumlu tutmak zorundadır. Farklı bir faiz, sermaye akımlarıyla kur üzerinde baskı yaratır ve merkez bankası ya kuru ya da faizi bırakmak zorunda kalır.
Yaygın yanlış«Açık bir ekonomide kamu harcaması, kapalı ekonomideki kadar etkilidir.»
Sermayenin serbestçe dolaştığı ve kurun dalgalandığı küçük bir ekonomide harcama artışı yerli parayı değerlendirir ve net ihracatı azaltır; model, bu kanalın harcama artışının etkisini büyük ölçüde ya da tamamen silebileceğini gösterir. Kur sabitse etki tersine büyür.
Neden önemli?
Türkiye 2001 krizinden bu yana dalgalı kur rejimi uygulayan, sermaye akımlarına açık bir ekonomidir. Merkez bankasının faiz kararları, kur üzerinden enflasyonu ve dış ticareti etkiler; küresel risk iştahındaki dalgalanmalar ise faizler iç koşullara göre belirlenmiş olsa bile sermaye akımlarını ve kuru sarsabilir. Politika faizindeki bir değişikliğin yurt içi talebe mi, yoksa önce kura mı yansıyacağı sorusu, bu modelin çerçevesinde düşünülür.
Model aynı zamanda ülkelerin kur rejimi seçimlerini anlamaya yardım eder. Avro bölgesine katılan ülkeler kendi para politikalarından vazgeçerek sabit bir kur ve serbest sermaye seçti; bazı ülkeler sermaye akımlarını sınırlayarak kurlarını yönetti; pek çoğu ise kuru dalgalandırıp para politikasını enflasyon hedefine ayırdı. Her seçim, imkânsız üçlünün bir köşesinden vazgeçmek anlamına gelir.
Model
Varsayımlar
Mundell-Fleming modeli, IS-LM modelinin küçük ve açık bir ekonomiye uyarlanmış hâlidir. Fiyatlar kısa dönemde sabittir. Ekonomi dünya faizini etkilemeyecek kadar küçüktür ve sermaye tamamen hareketlidir; bu yüzden yurt içi faiz r, dünya faizi r*'a eşittir. Başlangıçta kurun değişmesinin beklenmediğini ve ülkeye özgü bir risk primi bulunmadığını varsayıyoruz. Döviz kuru E'yi, bir dolar almak için ödenen lira miktarı gibi okuyacağız: E yükseldiğinde lira ucuzlamış demektir. Fiyatlar sabit olduğu için reel kur E ile birlikte hareket eder. Net ihracat reel kura bağlıdır: lira ucuzladıkça yerli ürünler dış alıcılara daha ucuz gelir, ithal mallar ise pahalanır; net ihracat artar.
Faiz neden dünya faizine eşitlenir?
Yurt içi faiz dünya faizinin üzerine çıksın. Yabancı yatırımcılar yerli para cinsinden varlık almak için döviz satıp yerli para alır; bu talep yerli paraya değer kazandırır ya da sabit kurda merkez bankasının para arzını artırmasını gerektirir. Faiz dünya faizinin altına inerse tersi olur: sermaye çıkar, yerli para değer kaybeder ya da merkez bankası rezerv satar. Faiz farkı kapanana kadar bu akım sürer. Bu nedenle modelde faiz bir sonuç değil, dünyadan gelen bir veridir; dengeyi sağlayan değişken, dalgalı kurda döviz kuru, sabit kurda para arzıdır.
Çözümlü örnek — Faiz paritesi ve risk primi
Dolar cinsinden bir yıllık faiz yüzde 4 olsun ve piyasa, liranın bir yılda dolara karşı yüzde 15 değer kaybetmesini beklesin. Bir yatırımcının iki para birimi arasında kayıtsız kalması için, lira faizinin 1,04 × 1,15 = 1,196 koşulunu sağlaması, yani yaklaşık yüzde 19,6 olması gerekir. Yatırımcılar Türkiye'ye özgü ek bir risk için yıllık 3 puanlık bir prim isterse, gereken lira faizi yaklaşık yüzde 22,6'ya çıkar. Lira faizi bu düzeyin altında kalırsa, beklentiler değişmediği sürece yatırımcılar lirayı satar. Bu hesap, Mundell-Fleming modelinde «r = r*» diye yazılan koşulun, gerçekte beklenen kur değişimi ve risk primiyle genişletilmiş bir eşitlik olduğunu gösterir. Kara Çarşamba'da sterlinin değer kaybedeceğine dair beklenti büyüdükçe, İngiliz faizinin Alman faizinin çok üstüne çıkması gerekiyordu; yüzde 15 bile yetmedi.
IS ve LM eğrileri
Önceki dersteki sayısal ekonomiyi dünyaya açalım: tüketim fonksiyonu, vergiler, kamu harcaması, yatırım fonksiyonu ve para talebi aynı kalsın. Dünya faizi yüzde 5 olduğundan yatırım 200'de sabitlenir. Net ihracat NX = 200 × (E − 5) olsun: kur 5 iken ticaret dengededir, kur her bir birim yükseldiğinde net ihracat 200 artar. Mal piyasası dengesi 0,25Y = 500 + 200 × (E − 5) koşulunu verir; buradan IS: Y = 2000 + 800 × (E − 5) çıkar. Para talebi L = 0,5Y − 50r ve reel para arzı 750 ise, faiz 5'e sabitlendiğinde 750 = 0,5Y − 250 olur ve LM: Y = 2000 bulunur. LM* dikeydir: faiz dışarıdan verildiği için para piyasasını dengeleyen tek bir gelir düzeyi vardır. Başlangıç dengesi Y = 2000 ve E = 5'tir.
Dalgalı kurda maliye politikası
Hükümet harcamalarını 100 birim yükseltsin. IS sağa kayar: 0,25Y = 600 + 200 × (E − 5). LM ise yerinde durur ve gelir 2000'de kalmak zorundadır. Mekanizma şöyle işler: artan harcama geliri ve para talebini artırmaya başlar, bu da faizi dünya faizinin üzerine iter. Yabancı fonlar ülkeye yönelir ve liranın değeri yükselir. Değer kazanan para ihracatı zorlaştırır, ithalatı ucuzlatır ve net ihracat düşer. Süreç, faiz yeniden dünya faizine inene kadar, yani gelir 2000'e dönene kadar sürer.
Çözümlü örnek — Dalgalı kurda harcama artışı
Yeni dengede 500 = 600 + 200 × (E − 5) olmalıdır; buradan E − 5 = −0,5 ve E = 4,5 bulunur. Yerli para yüzde 10 değer kazanmıştır. Net ihracat 200 × (−0,5) = −100'e düşer ve kamu harcamasındaki 100'lük artışı tam olarak dengeler. Gelir değişmez. Kapalı ekonomide aynı harcama artışı, faiz yükselip yatırımı dışladığı hâlde geliri yaklaşık 222 artırıyordu. Burada dışlanan yatırım değil, net ihracattır ve dışlama tamdır. Gelir sabit kalsa da bileşimi değişmiştir: kamu harcaması daha büyük, ticaret dengesi daha kötüdür.
Dalgalı kurda para politikası
Para stoku 50 birim genişlesin ve reel olarak 800'e ulaşsın. LM* sağa kayar: 800 = 0,5Y − 250 koşulundan Y = 2100 bulunur. Mekanizma, kapalı ekonomiden farklıdır. Para arzının artması yurt içi faizi dünya faizinin altına iter. Fonlar yurt dışına yönelir ve liranın değeri düşer. Değer kaybı net ihracatı artırır ve gelir, para piyasası yeniden dünya faiziyle dengelenene kadar yükselir. Kapalı ekonomide para politikası faizi düşürerek yatırımı canlandırıyordu; açık ekonomide faiz yerinde kalır ve etki kur üzerinden gelir.
Çözümlü örnek — Dalgalı kurda para arzı artışı
Gelir 2100 olduğunda IS* denkleminden 2100 = 2000 + 800 × (E − 5), yani E = 5,125 bulunur. Yerli para yüzde 2,5 değer kaybetmiştir. Net ihracat 200 × 0,125 = 25 artar ve çarpan 4 olduğu için gelir 100 yükselir. Aynı ekonomide kapalı hâlde 90'lık bir para arzı artışı geliri 80 artırıyordu; burada daha küçük, 50'lik bir artış geliri 100 yükseltmiştir. Dalgalı kurlu ve sermayeye açık küçük bir ekonomide para politikası güçlü, maliye politikası zayıftır. Bu sonuç, Türkiye gibi ekonomilerde faiz kararlarının kur üzerinden neden bu kadar hızlı hissedildiğini de gösterir. Bir uyarıyla: şirketlerin ve hanelerin döviz borcu büyükse, değer kaybı bilançoları sarsar ve modelin öngördüğü genişletici etkiyi zayıflatabilir.
Sabit kurda merkez bankasının görevi
Sabit kurda merkez bankası, kuru ilan ettiği düzeyde tutmak için döviz alıp satmayı taahhüt eder. Yerli paraya talep artıp kur aşağı yönlü baskı altına girerse, merkez bankası yerli para karşılığında döviz alır; bu, para arzını artırır. Yerli paraya talep azalırsa döviz satar; bu da para arzını azaltır. Sonuç olarak para arzı, merkez bankasının kararı olmaktan çıkar ve kuru sabit tutmanın bir yan ürününe dönüşür. LM* eğrisi, kuru ilan edilen düzeyde tutacak yere kendiliğinden kayar.
Çözümlü örnek — Sabit kurda harcama artışı ve para arzı
Kur 5'te sabitken hükümet aynı 100 birimlik harcama artışına gitsin. IS* sağa kayar ve kur 5 iken 0,25Y = 600, yani Y = 2400 olur. Artan gelir faizi yükseltme ve parayı değerlendirme baskısı yaratır; merkez bankası kuru korumak için döviz alır ve para arzını artırır. Gelir 2400 ve faiz 5 iken para talebi 1200 − 250 ile 950 eder; reel para stoku 200 birim büyümek zorundadır. Harcama artışının etkisi tam çarpan kadar, 400'dür: kapalı ekonomide merkez bankası faizi sabit tuttuğunda gördüğümüz sonucun aynısıdır.
Şimdi merkez bankası, kur 5'te sabitken para arzını kendi başına 50 artırmaya çalışsın. Faiz dünya faizinin altına inmeye başlar; fonlar dışarı yönelir ve kur yukarı itilir. Merkez bankası kuru korumak için döviz satar ve yerli para toplar; para arzı, 50'lik artış tamamen geri alınana kadar azalır. Sonuçta gelir değişmez, merkez bankasının döviz rezervleri ise 50 birim azalmıştır. Sabit kur altında para politikası etkisiz, maliye politikası güçlüdür.
Devalüasyon
Sabit kurlu bir ülke, kurun düzeyini bir kerede değiştirebilir. Kur 5'ten 5,5'e yükseltilirse, yani yerli para yüzde 10 devalüe edilirse, net ihracat 200 × 0,5 = 100 artar ve IS* üzerinde gelir 2000 + 800 × 0,5 = 2400'e çıkar. Merkez bankası yeni kuru korumak için para arzını genişletir. Devalüasyon, sabit kurlu bir ülkenin elindeki güçlü bir genişletici araçtır; ama kullanımı kurun kalıcılığına duyulan güveni zedeler. Bir kez devalüe eden bir ülkenin yeniden devalüe edebileceğini düşünen yatırımcılar, beklenen değer kaybını faiz paritesine ekler ve daha yüksek bir faiz ister. Barry Eichengreen ve Jeffrey Sachs'ın 1985'te yayımlanan çalışması gibi, 1930'larda altın standardından erken ayrılan ülkelerin daha hızlı toparlandığını gösteren tarihsel araştırmalar bu aracın gücünü; aynı dönemin karşılıklı devalüasyonları ise ülkeler aynı anda başvurduğunda etkisinin nasıl sönümlendiğini gösterir.
Politikaların karşılaştırması
Aynı sayısal ekonomide 100'lük bir kamu harcaması artışının etkisini üç durumda karşılaştıralım. Kapalı ekonomide ve para arzı sabitken gelir yaklaşık 222 artıyordu. Açık ekonomide, dalgalı kur altında gelir hiç artmaz. Sabit kur altında gelir 400 artar. Para politikası için sıralama tersine döner: dalgalı kurda güçlü, sabit kurda etkisizdir. Mundell'in katkısı, politikaların etkinliğinin ekonominin yapısına, özellikle sermaye hareketliliğine ve kur rejimine bağlı olduğunu açık bir biçimde göstermesiydi. Bu yüzden bir ülke için doğru politika bileşimi sorusu, önce hangi kur rejiminin seçildiği sorusuyla başlar.
İmkânsız üçlünün köşeleri
Model, imkânsız üçlüyü üç köşeli bir üçgen olarak düşünmeye izin verir. Birinci köşe, serbest sermaye ve sabit kurdur; bu köşede para politikası bağlanılan ülkeye devredilir. Avro bölgesi ülkeleri ve para kurulu uygulayan ekonomiler buradadır. İkinci köşe, serbest sermaye ve bağımsız para politikasıdır; bu köşede kur dalgalanır. Enflasyon hedeflemesi yapan pek çok ülke buradadır. Üçüncü köşe, sabit kur ve bağımsız para politikasıdır; bu köşede sermaye hareketleri sınırlanır. Bretton Woods düzeni bu köşeye yakındı. Gerçek dünyada ülkeler çoğu zaman bir köşede değil, kenarlar üzerinde bir yerde durur: kuru tamamen serbest bırakmadan müdahale eder, sermaye akımlarını kısmen yönlendirir ve para politikasında sınırlı bir bağımsızlık korur.
Kısmi sermaye hareketliliği ve büyük ekonomiler
Modelin keskin sonuçları iki varsayımdan gelir: sermaye tamamen hareketlidir ve ekonomi dünya faizini etkilemeyecek kadar küçüktür. İlk varsayım gevşetildiğinde, yurt içi faiz dünya faizinden bir süre ayrışabilir; sermaye akımları faiz farkına tepki verir ama sınırsız değildir. Bu durumda dalgalı kurda bir harcama artışı hem faizi biraz yükseltir hem de parayı biraz değerlendirir; etki sıfır değil, kapalı ekonomi ile tam hareketlilik arasında bir yerdedir. Sermaye kontrolleri, işlem maliyetleri ve yatırımcıların yurt içi varlıkları tercih etme eğilimi, gerçek ekonomileri bu ara bölgeye taşır.
İkinci varsayım gevşetildiğinde ise büyük bir ekonominin politikaları dünya faizini de değiştirir. ABD'de bir harcama artışı ya da faiz artışı yalnızca ABD'nin kurunu değil, dünya faizlerini ve öbür ülkelerin sermaye akımlarını da etkiler. Küçük ekonomiler için dünya faizi dışarıdan gelen bir veri gibi görünür, ama o verinin arkasında büyük ekonomilerin kararları vardır. Rey'in küresel finansal çevrimi, bu etkinin faiz kanalından öteye, risk iştahı ve banka kaldıraçları üzerinden de yayıldığını gösterir. Bu yüzden küçük bir ekonominin politikacıları, kendi kararlarını verirken büyük merkez bankalarının kararlarını da izlemek zorundadır.
Modelin sınırları
Mundell-Fleming modeli, küçük bir ekonomi ve tam sermaye hareketliliği varsayar. Büyük ekonomilerin politikaları dünya faizini de etkiler; gelişmekte olan ekonomilerde ise sermaye hareketliliği tam değildir ve ülke risk primi, politika kararlarıyla birlikte değişebilir. Model fiyatları sabit alır; değer kaybının yurt içi fiyatlara geçişi ve enflasyon beklentileri dışarıda kalır. Döviz borcunun bilanço etkileri de yoktur: model, değer kaybını her zaman genişletici sayar, oysa borcu dövizle olan bir ekonomide değer kaybı yatırımları ve harcamaları daraltabilir. Beklentiler de sabittir; Kara Çarşamba gibi, piyasanın bir kurun sürdürülemeyeceğine inandığı anlar modelin dışında kalır. Son olarak, Rey'in vurguladığı küresel finansal çevrim, modelin öngördüğü dalgalı kur yalıtımının gerçekte daha zayıf olabileceğini hatırlatır.
Uygulama
Özet kartı
- Tam sermaye hareketliliği altında küçük bir ekonominin faizi, beklenen kur değişimi ve risk primiyle düzeltilmiş dünya faizine bağlanır; karşılanmamış faiz paritesi bu bağı ifade eder.
- Mundell-Fleming modelinde IS eğrisi kurla gelir arasındaki mal piyasası dengesini, dikey LM eğrisi ise dünya faizinde para piyasasını dengeleyen geliri gösterir.
- Dalgalı kurda kamu harcaması yerli parayı değerlendirir ve net ihracatı dışlar, para arzı artışı ise değer kaybı yoluyla geliri güçlü biçimde artırır; sabit kurda sonuçlar tersine döner.
- İmkânsız üçlüye göre bir ülke serbest sermaye, sabit kur ve bağımsız para politikasından en fazla ikisini seçebilir; Obstfeld, Shambaugh ve Taylor bu kısıtın 130 yıllık veride büyük ölçüde geçerli olduğunu buldu.
- Rey'e göre sermaye akımları, varlık fiyatları ve kredi, merkez ülkenin para politikası ve küresel risk iştahıyla birlikte dalgalanır; bu küresel finansal çevrim, dalgalı kurlu ülkelerin para politikası bağımsızlığını da sınırlar.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Tam sermaye hareketliliği | Perfect capital mobility | Fonların ülkeler arasında maliyetsiz ve hızla taşınabilmesi |
| Karşılanmamış faiz paritesi | Uncovered interest parity | Faiz farkının beklenen kur değişimine eşitliği |
| IS* eğrisi | IS* curve | Dünya faizinde mal piyasası dengesini sağlayan kur–gelir çiftleri |
| LM* eğrisi | LM* curve | Dünya faizinde para piyasasını dengeleyen gelir düzeyi |
| İmkânsız üçlü | Impossible trinity | Serbest sermaye, sabit kur ve bağımsız para politikasından yalnız ikisinin seçilebilmesi |
| Küresel finansal çevrim | Global financial cycle | Sermaye akımları, varlık fiyatları ve kredinin ülkeler arası ortak dalgalanması |
Kendini sına
- (Çıktı 1) İmkânsız üçlünün üç hedefi nelerdir? Kara Çarşamba öncesinde İngiltere hangi ikisini seçmişti?
- (Çıktı 2) Dalgalı kurlu, sermayeye açık küçük bir ekonomide kamu harcaması artışı neden geliri artırmaz? Etkiyi hangi değişken dengeler?
- (Çıktı 3) Dolar faizi yüzde 3, liranın beklenen yıllık değer kaybı yüzde 20 ve ülke risk primi 2 puansa, lira faizi yaklaşık kaç olmalıdır?
- (Çıktı 3) Dersteki modelde (Y = 2000 + 800 × (E − 5), LM*: 0,5Y − 250 = M / P) dalgalı kur altında reel para arzı 750'den 780'e çıkarsa yeni gelir ve kur ne olur?
- (Çıktı 3) Aynı modelde kur 5'te sabitken kamu harcaması 50 azalırsa gelir ne olur? Merkez bankası kuru korumak için para arzını ne kadar değiştirmelidir?
- (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Dalgalı kur sayesinde bir ülke dünyadaki finansal dalgalanmalardan tamamen korunur» diye yazıyor. Bu görüşü derste gördüğün iki kaynak üzerinden tart.
Cevaplar
- Üç hedef, serbest sermaye hareketleri, sabit bir döviz kuru ve bağımsız bir para politikasıdır. İngiltere, Avrupa Kur Mekanizması içinde sterlini marka bağlamış ve sermaye hareketlerini serbest bırakmıştı; bu yüzden faizini Almanya'dan bağımsız belirleyemiyordu. Kur bağından çıktıktan sonra bağımsız para politikasını geri kazandı.
- Harcama artışı para talebini ve dolayısıyla faizi yükseltme baskısı yaratır. Fonlar ülkeye yönelir ve liranın değeri yükselir. Değer kazanan para net ihracatı azaltır. Faiz dünya faizine dönene kadar bu süreç sürer; para arzı değişmediği için para piyasasını dengeleyen gelir düzeyi de değişmez. Etkiyi dengeleyen değişken döviz kurudur ve dışlanan kalem net ihracattır.
- Risk primi olmadan 1,03 × 1,20 = 1,236, yani yaklaşık yüzde 23,6 gerekir. 2 puanlık prim eklenince lira faizi yaklaşık yüzde 25,6 olmalıdır.
- LM'dan 780 = 0,5Y − 250, yani Y = 2060 bulunur. IS'dan 2060 = 2000 + 800 × (E − 5) ve E = 5,075 çıkar. Yerli para yaklaşık yüzde 1,5 değer kaybeder, net ihracat 15 artar ve çarpanla gelir 60 yükselir.
- Kur 5'te sabitken IS* 0,25Y = 450 koşulunu verir; gelir 1800'e iner. Para talebi 0,5 × 1800 − 250 = 650 olur. Merkez bankası kuru korumak için döviz satıp yerli para toplar ve reel para stokunu 100 birim küçülterek 650'ye indirir; bu sırada rezervleri de azalır.
- Görüş aşırıdır. Obstfeld, Shambaugh ve Taylor, dalgalı kurlu ülkelerin faizlerinin merkez ülkenin faizini sabit kurlu ülkelerden daha az izlediğini bulmuştur; bu, dalgalı kurun bir serbestlik alanı sağladığını gösterir. Rey ise sermaye akımlarının, varlık fiyatlarının ve kredinin, kur rejiminden bağımsız olarak küresel risk iştahı ve merkez ülkenin para politikasıyla birlikte dalgalandığını göstermiştir. Dalgalı kur faiz kararında bir alan açar, ama finansal koşulları tamamen yalıtamaz; bu yüzden makro ihtiyati araçlar ve bazı durumlarda sermaye akımlarına yönelik önlemler de tartışılır.
İleri okuma
- Robert A. Mundell (1963). «Capital Mobility and Stabilization Policy under Fixed and Flexible Exchange Rates». Canadian Journal of Economics and Political Science 29(4). Modelin temel makalesi.
- J. Marcus Fleming (1962). «Domestic Financial Policies under Fixed and under Floating Exchange Rates». IMF Staff Papers 9(3). Aynı sonuçlara bağımsız olarak ulaşan çalışma.
- Maurice Obstfeld, Jay C. Shambaugh ve Alan M. Taylor (2005). «The Trilemma in History». Review of Economics and Statistics 87(3). İmkânsız üçlünün uzun dönemli tarihsel sınaması.
- Hélène Rey (2013). «Dilemma not Trilemma: The Global Financial Cycle and Monetary Policy Independence». Jackson Hole Economic Policy Symposium. Küresel finansal çevrim ve dalgalı kurun sınırları.
Sonraki derse köprü
Son iki dersin modelleri, kapalı ve açık hâlleriyle, fiyatları sabit aldı: kısa dönemde üretimi talep belirliyordu. Ama fiyatlar ve ücretler zamanla ayarlanır ve ekonomi, önceki derslerde gördüğümüz doğal düzeyine döner. Bir sarsıntının kaynağını, harcama tarafında mı üretim tarafında mı doğduğunu ayırmak ne zaman belirleyici olur? Sıradaki ders AD-AS çerçevesini derinlemesine ele alıyor: talep tarafını bu iki modelden türetip arz tarafıyla birleştireceğiz, fiyatların ayarlanmasıyla kısa dönemden uzun döneme geçişi izleyeceğiz ve politikaların fiyatlar ile üretim arasında nasıl bir seçim yarattığını inceleyeceğiz.