Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Fiyatların sabit kaldığı kısa dönemde üretimi talep belirler; Keynesyen çaprazda denge, planlanan harcamanın gelire eşit olduğu yerdir ve faiz sabitken kamu harcaması çarpanı 1 / (1 − c)'dir.
- IS eğrisi mal piyasasının dengede olduğu faiz ve gelir bileşimlerini gösterir ve aşağı eğimlidir; LM eğrisi para piyasasının dengesini gösterir ve yukarı eğimlidir; iki eğrinin kesişimi kısa dönem gelirini ve faizini belirler.
- Harcama artışı faizi yükselttiğinde yatırım dışlanır ve etki Keynesyen çaprazın öngördüğünden küçük kalır; faizi hedefleyen bir merkez bankasında etki, bankanın tepkisine yani politika bileşimine bağlıdır.
- Faiz sıfıra yakınken LM yataylaşır, para arzı artışı etkisini yitirir ve maliye politikası dışlama olmadan etkili olabilir; Krugman bu tabloyu 1990'ların Japonyası için tartıştı.
- Romer'ler bir puanlık faiz şokunun iki yıl içinde sanayi üretimini yüzde 4,3 düşürdüğünü buldu; Ramey ve Zubairy harcama çarpanlarını birin altında, Auerbach ve Gorodnichenko ise durgunluklarda daha büyük buldu.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Keynesyen çaprazı, IS ve LM eğrilerini, MP eğrisini, politika bileşimini ve likidite tuzağını tanımlar.
- Anlama — Mal ve para piyasalarının faiz oranı ve gelir üzerinden birbirine nasıl bağlandığını ve maliye politikasının etkisinin neden faiz tepkisine bağlı olduğunu açıklar.
- Uygulama — Doğrusal bir modelde IS ve LM denklemlerini türetir, dengedeki gelir ve faizi bulur; kamu harcaması, para arzı ya da fiyat düzeyi değiştiğinde yeni dengeyi hesaplar.
- Değerlendirme — Para politikasının ve kamu harcamalarının üretim üzerindeki etkisine dair kanıtları ve IS-LM modeline yöneltilen eleştirileri değerlendirir.
Sezgi
Açılış
Aynı hafta içinde iki haber çıktığını düşünün. Birinde hükümet, altyapıya yönelik büyük bir harcama paketi açıklıyor. Öbüründe merkez bankası politika faizini yükseltiyor. Gazetelerin ekonomi sayfaları iki haberi ayrı ayrı yorumlar: biri büyümeyi hızlandıracak, öbürü yavaşlatacak. Ama iki karar aynı ekonomide, aynı şirketlerin ve hanelerin üzerinde buluşur. Harcama paketi geliri artırırken borçlanma ve para talebi de artar; faiz yükselirken şirketlerin yatırım planları küçülür. Sonuç, iki kararın birbirini nasıl etkilediğine bağlıdır.
Temel kursta toplam talebi ve harcama çarpanını ayrı ayrı gördük; para politikasının faiz üzerinden talebi etkilediğini de biliyoruz. Bu derste bu parçaları tek bir çerçevede birleştiriyoruz. Mal piyasasının dengesi bir eğri, para piyasasının dengesi başka bir eğri verir ve ikisinin kesiştiği yer, kısa dönemde gelirin ve faizin birlikte nerede durduğunu gösterir.
Hikâye — Bir kitabı iki eğriye sığdırmak
1936 Şubat'ında John Maynard Keynes'in «İstihdam, Faiz ve Paranın Genel Teorisi» yayımlandı. Kitap büyük bir tartışma başlattı, ama okunması zordu: kavramlar dağınıktı, eski kuramla ilişkisi tartışmalıydı ve iktisatçılar kitabın gerçekte neyi iddia ettiği konusunda anlaşamıyordu. Aynı yılın Eylül ayında Ekonometri Derneği'nin Oxford'daki Avrupa toplantısında, Keynes'in kitabını tartışan bir oturum düzenlendi. Konuşmacılardan biri, o sırada otuzlu yaşlarının başında olan İngiliz iktisatçı John Hicks'ti.
Hicks'in bildirisi, ertesi yıl Nisan'da Econometrica'da «Mr. Keynes and the "Classics"; A Suggested Interpretation» başlığıyla yayımlandı. Hicks, Keynes'in uzun ve dağınık kitabını birkaç denklemle özetledi ve iki eğri çizdi. Birinci eğri, yatırımın tasarrufa eşit olduğu faiz ve gelir bileşimlerini gösteriyordu; öbürü para piyasasının dengede olduğu bileşimleri. Hicks bu eğrilere IS ve LL adını verdi. İkinci eğrinin adı zamanla LM'ye dönüştü ve model, özellikle ABD'de Alvin Hansen'in çalışmalarıyla, yirminci yüzyılın ortasından itibaren makroiktisat ders kitaplarının merkezine yerleşti.
Hikâyenin ilginç tarafı sonundadır. Hicks, 1972'de Nobel iktisat ödülünü aldıktan birkaç yıl sonra, 1980–81 kışında Journal of Post Keynesian Economics'te «IS-LM: An Explanation» başlıklı bir makale yayımladı. Bu makalede, modelinin Keynes'in düşüncesinin merkezindeki beklentileri ve belirsizliği dışarıda bıraktığını kabul etti. Bir kuşağın iktisatçılarını yetiştiren diyagramın yaratıcısı, onun sınırlarını ilk dile getirenlerden biri oldu. Model bugün hâlâ öğretiliyor; ama hem neyi iyi açıkladığını hem de neyi atladığını bilerek.
Kavram
IS-LM modeli, fiyatların kısa dönemde sabit kaldığını varsayar. Fiyatlar ayarlanmadığı için, ekonomide üretilen miktarı talep belirler: şirketler satabildikleri kadar üretir. Bu durumda ilk soru, toplam harcamanın gelire nasıl bağlı olduğudur.
Keynesyen çaprazda faiz oranı veridir. Ama yatırım faize bağlıdır: faiz yükseldikçe şirketler daha az yatırım yapar ve planlanan harcama azalır. Her faiz düzeyi için mal piyasasını dengeleyen bir gelir düzeyi vardır.
Para piyasasında ise insanlar gelirleri arttıkça daha fazla para tutmak ister, faiz yükseldikçe daha az. Para arzı veri olduğunda, gelir arttıkça para talebini arzla dengelemek için faizin yükselmesi gerekir.
Bugün merkez bankalarının çoğu para arzını değil, politika faizini hedefler. Bu durumda para piyasası, bankanın seçtiği faizde dengelenir ve LM eğrisinin yerini daha sade bir çizgi alır.
İki politika aracı birlikte kullanılabilir ve birinin etkisi öbürünün tepkisine bağlıdır.
Son olarak, faiz çok düşük düzeylere indiğinde para politikasının etkisi zayıflayabilir.
Veri ve kanıt
Bu bulgu, IS-LM modelinin kısa dönem öngörüsüyle uyumludur: faiz yükseldiğinde, fiyatlar yavaş ayarlandığı için ilk etki üretime biner. Ama yöntemin kendisi de öğreticidir. Merkez bankası faizi ekonominin durumuna bakarak değiştirir; faiz yükseldikten sonra üretim düşüyorsa, bunun nedeni faiz mi yoksa bankanın önceden gördüğü yavaşlama mı? Romer'ler, bankanın kendi tahminlerini kontrol ederek bu tepkiyi ayırmaya çalıştı ve etkinin, geleneksel ölçülerle bulunandan daha büyük ve daha hızlı olduğunu gördü. Başka yöntemler daha küçük etkiler bulur; tahminin büyüklüğü bugün de tartışılır.
Birin altındaki bir çarpan, kamu harcamasının özel harcamanın bir kısmını dışladığı anlamına gelir; IS-LM modelinde bu, faizin yükselmesiyle yatırımın azalmasına karşılık gelir. Aynı soruya başka yöntemlerle bakan Alan Auerbach ve Yuriy Gorodnichenko ise 2012'de, harcama çarpanlarının durgunluklarda genişlemelere göre belirgin biçimde büyük olduğunu buldu. İki bulgu arasındaki fark, verinin kapsadığı dönemlere ve şokların nasıl tanımlandığına bağlanır. Modelin söylediği şey daha nettir: çarpanın büyüklüğü, faizin harcama artışına nasıl tepki verdiğine bağlıdır. Faiz sabit kalırsa ya da sıfırdaysa dışlama zayıflar.
Yaygın yanlış«Kamu harcaması her zaman harcanan tutarın birkaç katı kadar gelir yaratır.»
Keynesyen çaprazdaki çarpan, faizin sabit kaldığını varsayar. Harcama artışı faizi yükseltirse yatırım azalır ve etki küçülür. Tahminlerin önemli bir kısmı çarpanı birin altında bulur; durgunluklarda ve faizlerin sıfırda olduğu dönemlerde daha büyük olabileceğine dair kanıtlar da vardır.
Yaygın yanlış«Para arzını artırmak ekonomiyi her koşulda canlandırır.»
Para arzı artışı, faizi düşürdüğü ölçüde harcamayı artırır. Faiz sıfıra yakınsa ve daha fazla düşemiyorsa, ek para bankalarda ya da hanelerde tutulur ve harcamaya dönüşmeyebilir; bu, likidite tuzağının tanımıdır.
Neden önemli?
IS-LM modeli, ekonomi politikası tartışmalarının ortak dilidir. Bir hükümet harcama paketi açıkladığında, merkez bankasının faizi yükseltip yükseltmeyeceğini sormak; bir merkez bankası faizi indirdiğinde, şirket yatırımlarının bu indirime ne ölçüde karşılık vereceğini sormak, bu modelin mantığıdır. Politika bileşimi fikri, iki kurumun birbirinden bağımsız karar verse bile sonuçlarının birbirine bağlı olduğunu gösterir.
Model, 2008 sonrasında ve salgın döneminde gelişmiş ekonomilerde faizlerin sıfıra dayanmasıyla yeniden güncellik kazandı. Faizin daha fazla düşemediği bir ekonomide, para politikası ile maliye politikası arasındaki iş bölümü değişir. Türkiye gibi dışa açık ve sermaye akımlarına duyarlı bir ekonomide ise modelin kapalı ekonomi varsayımını gevşetmek gerekir; bu, bir sonraki adımın konusudur.
Model
Planlanan harcama
Kapalı bir ekonomide planlanan harcama PE = C + I + G'dir. Tüketim, harcanabilir gelire bağlıdır: C = a + c × (Y − T). Burada a gelirden bağımsız tüketim, c marjinal tüketim eğilimi, T vergilerdir. Yatırım faiz oranına bağlıdır: I = e − d × r. e, faizden bağımsız yatırım isteğini; d yatırımın faize duyarlılığını gösterir. Kamu harcaması G ve vergiler T politika kararlarıdır. Fiili harcama, planlanan harcamadan farklı olabilir: şirketler beklediklerinden az satarsa stokları istemedikleri biçimde birikir. Denge, planlanan harcamanın üretime, yani gelire eşit olduğu yerdir: Y = PE.
Keynesyen çapraz ve çarpan
Diyagramın yatay ekseninde gelir, dikey ekseninde planlanan harcama vardır. 45 derecelik doğru üzerindeki her noktada harcama gelire eşittir. Harcama doğrusunun eğimi c'dir ve birden küçüktür; bu yüzden iki doğru tek bir noktada kesişir. Gelir bu noktanın altındaysa talep üretimi aşar, stoklar erir ve şirketler üretimi artırır; üstündeyse stoklar birikir ve üretim azalır. Kamu harcaması bir birim arttığında gelir 1 / (1 − c) birim artar: ilk harcama birinin geliri olur, o gelirin c kadarı yeniden harcanır ve zincir sürer. Bu, temel kursta tanıdığımız harcama çarpanının, faizin sabit tutulduğu hâlidir.
Çözümlü örnek — Keynesyen çaprazda denge
C = 200 + 0,75 × (Y − T), I = 300 − 20r, G = 400 ve T = 400 olsun. Faiz yüzde 5 ise yatırım 300 − 100 = 200'dür. Denge koşulu Y = 200 + 0,75Y − 300 + 200 + 400 olur; sağdaki sabitler toplamı 500'dür ve 0,25Y = 500 denkleminden Y = 2000 çıkar. Kamu harcaması 100 artarsa, faiz yüzde 5'te kaldığı sürece, çarpan 1 / 0,25 = 4 olduğu için gelir 400 artarak 2400'e ulaşır. Vergiler 100 artsaydı, harcanabilir gelir 100 azalır ve tüketim ilk turda 75 düşerdi; gelir 75 × 4 = 300 azalırdı. Vergi çarpanının kamu harcaması çarpanından küçük olması, vergi değişikliğinin ilk turda tamamen harcamaya yansımamasından gelir.
IS eğrisini türetmek
Aynı hesabı faizi sabit tutmadan yaparsak, her faiz düzeyi için bir denge geliri buluruz. Yatırım 300 − 20r olduğunda denge koşulu 0,25Y = 200 − 300 + 300 − 20r + 400 = 600 − 20r olur. Buradan Y = 2400 − 80r çıkar. Faiz yüzde 5 iken gelir 2000, yüzde 3 iken 2160, yüzde 7 iken 1840'tır. Faizdeki her bir puanlık düşüş, yatırımı 20 artırır ve çarpan zinciri bu artışı 80'e büyütür. IS eğrisinin eğimi iki şeye bağlıdır: yatırımın faize duyarlılığı d ve çarpanın büyüklüğü. Yatırım faize çok duyarlıysa ya da çarpan büyükse eğri yatıklaşır; faizdeki küçük bir değişim geliri büyük ölçüde değiştirir.
IS eğrisini kaydıranlar
Faiz dışındaki her harcama kararı IS eğrisini kaydırır. Kamu harcamasının artması, vergilerin azalması, hanelerin geleceğe daha güvenle bakıp gelirden bağımsız tüketimi artırması ya da şirketlerin yatırım isteğinin canlanması eğriyi sağa iter: aynı faizde daha yüksek bir denge geliri oluşur. Güvenin çöktüğü bir dönemde ise hem a hem e düşer ve eğri sola kayar. Keynes'in «hayvansal güdüler» dediği şirket iyimserliği ve kötümserliği, modelde e'deki dalgalanmalar olarak görülebilir. Kaymanın büyüklüğü, değişimin çarpanla büyütülmüş hâlidir: e'deki 50'lik bir düşüş, eğriyi her faiz düzeyinde 200 sola taşır.
Para piyasası ve LM eğrisi
Reel para talebinin L = 0,5Y − 50r biçiminde olduğunu varsayalım. Gelir arttıkça insanlar alışverişleri için daha fazla para tutar; faiz arttıkça para tutmanın fırsat maliyeti yükselir ve para talebi azalır. Reel para arzı M / P = 750 olsun. Dengede 750 = 0,5Y − 50r olmalıdır; buradan r = 0,01Y − 15 bulunur. Gelir 2000 iken dengeleyici faiz yüzde 5, gelir 2100 iken yüzde 6'dır. Gelirdeki artış para talebini artırır; para arzı değişmediği için faizin, talebi yeniden arza eşitleyecek kadar yükselmesi gerekir. LM eğrisinin eğimi, para talebinin gelire ve faize duyarlılığına bağlıdır: para talebi faize çok duyarlıysa eğri yatıklaşır.
Çözümlü örnek — İki piyasanın ortak dengesi
IS denklemi Y = 2400 − 80r, LM denklemi r = 0,01Y − 15'tir. İkinciyi birincide yerine koyarız: Y = 2400 − 80 × (0,01Y − 15) = 2400 − 0,8Y + 1200. Buradan 1,8Y = 3600 ve Y = 2000 bulunur; faiz 0,01 × 2000 − 15 = yüzde 5'tir. Bu noktada hem mal piyasası hem para piyasası dengededir: planlanan harcama gelire, para talebi para arzına eşittir. Yatırım 200, tüketim 200 + 0,75 × 1600 = 1400'dür; 1400 + 200 + 400 toplamı gerçekten 2000 eder.
Çözümlü örnek — Harcama artışı ve dışlama
Kamu harcaması 100 artsın. IS denklemi 0,25Y = 700 − 20r, yani Y = 2800 − 80r olur. LM değişmez. Yeni denge 1,8Y = 2800 + 1200 = 4000 denkleminden Y ≈ 2222 ve r ≈ yüzde 7,2 olarak bulunur. Keynesyen çaprazın öngördüğü 400'lük artış yerine gelir yaklaşık 222 artmıştır. Aradaki fark, faizin yaklaşık 2,2 puan yükselmesinden gelir: yatırım 20 × 2,22 ≈ 44 azalır ve bu azalış çarpanla büyüyerek yaklaşık 178'lik bir gelir kaybına dönüşür. Temel kursta ödünç verilebilir fonlar üzerinden gördüğümüz yatırımın dışlanması, burada para piyasası üzerinden ortaya çıkar. Bu modelde efektif çarpan yaklaşık 2,2'dir; LM eğrisi ne kadar dikse, dışlama o kadar büyük olur.
Çözümlü örnek — Para arzının artışı
Merkez bankası reel para arzını 750'den 840'a çıkarsın. LM denklemi 840 = 0,5Y − 50r, yani r = 0,01Y − 16,8 olur: her gelir düzeyinde dengeleyici faiz 1,8 puan düşmüştür. Yeni denge Y = 2400 − 80 × (0,01Y − 16,8) = 2400 − 0,8Y + 1344 denkleminden 1,8Y = 3744 ve Y = 2080 bulunur; faiz 20,8 − 16,8 = yüzde 4'tür. Para arzındaki artış faizi bir puan düşürmüş, yatırımı 20 artırmış ve geliri 80 yükseltmiştir. Faiz, LM kaymasının öngördüğü 1,8 puan kadar düşmez, çünkü artan gelir para talebini yükseltir ve düşüşün bir kısmını geri alır.
MP eğrisi: faizi hedefleyen merkez bankası
David Romer, 2000'de Journal of Economic Perspectives'te yayımlanan «Keynesian Macroeconomics without the LM Curve» başlıklı makalesinde, merkez bankalarının para arzını değil faizi hedeflediği bir dünyada LM eğrisinin yerine bir faiz kuralının konulmasını önerdi. Merkez bankası faizi belirli bir düzeyde tutmaya karar verirse, para arzını bu faizi sağlayacak biçimde kendiliğinden ayarlar; para piyasası, bankanın seçtiği faizde dengelenir. Grafikte bu, yatay bir çizgidir. Bu çerçevede maliye politikasının etkisi, merkez bankasının tepkisine bağlıdır: banka faizi sabit tutarsa dışlama olmaz ve Keynesyen çaprazın çarpanı geçerli olur; banka artan talebe faizi yükselterek karşılık verirse dışlama geri gelir. Modern ders kitaplarının çoğu bu yaklaşımı benimser.
Çözümlü örnek — Politika bileşimi
Önceki harcama artışını düşünelim, ama bu kez merkez bankası faizi yüzde 5'te tutmaya karar versin. IS denklemi Y = 2800 − 80r olduğundan, faiz 5 iken gelir 2400 olur: harcama artışının tam 400'lük etkisi gerçekleşir. Merkez bankasının bu faizi sağlamak için reel para arzını ne kadar artırması gerekir? Para talebi 0,5 × 2400 − 50 × 5 = 1200 − 250 = 950'dir; para arzı 750'den 950'ye, yani 200 artmalıdır. Tersi de mümkündür: merkez bankası enflasyon kaygısıyla faizi yüzde 8'e çıkarırsa gelir 2800 − 640 = 2160 olur ve harcama artışının etkisi 160'a iner. Aynı maliye kararı, eşlik eden para politikasına göre 160 ile 400 arasında bir gelir artışı yaratır.
Likidite tuzağı
Faiz sıfıra yaklaştığında para politikasının etkisi zayıflar. Nakit hiç getiri sağlamadığı için, faiz sıfırın çok altına inerse insanlar tahvil yerine nakit tutmayı tercih eder; bu yüzden merkez bankası faizi belirli bir sınırın altına indiremez. Bu bölgede LM eğrisi yataylaşır: para arzını artırmak faizi düşürmez, ek para tutulur. Paul Krugman, 1998'de Brookings Papers on Economic Activity'de yayımlanan «It's Baaack: Japan's Slump and the Return of the Liquidity Trap» başlıklı makalesinde, 1990'ların Japonyası için bu tabloyu tartıştı ve Büyük Buhran'dan sonra ders kitaplarında bir merak konusu olarak kalan likidite tuzağının geri döndüğünü savundu. Krugman'ın önerisi, merkez bankasının gelecekte daha yüksek enflasyona izin vereceğini inandırıcı biçimde taahhüt ederek reel faizi düşürmesiydi.
Çözümlü örnek — Sıfırdaki faiz
Şirketlerin güveni çöksün ve e, 300'den 100'e düşsün. IS denklemi 0,25Y = 400 − 20r, yani Y = 1600 − 80r olur. Gelirin 2000'de kalması için faizin −5 olması gerekir, ama faiz sıfırın altına inemez. Faiz sıfırdayken gelir 1600'dür ve ekonomi potansiyel düzeyinin 400 altında kalır. Para arzını artırmak bu açığı kapatmaz, çünkü faiz zaten sınırdadır. Kamu harcaması ise faizi yükseltmeden etki eder: merkez bankası faizi sıfırda tuttuğu sürece çarpan 4'tür ve 100'lük bir harcama artışı açığı kapatır. Bu hesap, faizlerin sıfırda olduğu dönemlerde maliye politikasının neden daha güçlü bir araç olarak görüldüğünü açıklar; Ramey ve Zubairy'nin bu dönemlere dair karışık bulguları ise gerçek dünyanın modelden daha karmaşık olduğunu hatırlatır.
Eğimler ve politikaların göreli gücü
1960'larda iktisatçılar arasında, para politikasının mı maliye politikasının mı daha güçlü olduğu üzerine uzun bir tartışma yaşandı. IS-LM modeli bu tartışmayı eğimler üzerinden okumayı sağlar. Para talebi faize çok az duyarlıysa LM eğrisi dikleşir: harcama artışı faizi çok yükseltir, dışlama büyür ve maliye politikası zayıflar, buna karşılık para arzındaki bir artış faizi belirgin biçimde düşürür ve geliri güçlü biçimde etkiler. Para talebi faize çok duyarlıysa LM yatıklaşır ve tablo tersine döner. IS eğrisi için de benzer bir mantık geçerlidir: yatırım faize duyarsızsa IS dikleşir ve faizi düşürmek harcamayı pek artırmaz. Tartışmanın bir kısmı, bu duyarlılıkların ampirik büyüklüğüne dair bir anlaşmazlıktı; model, iki tarafın da aynı çerçevede neyi tartıştığını açıkça görmeyi sağladı.
IS-LM'den toplam talebe
IS-LM modeli fiyatları sabit alır, ama fiyat düzeyi değiştiğinde ne olacağını da gösterebilir. Fiyat düzeyi yüzde 10 yükselirse reel para arzı 750 / 1,1 ≈ 682'ye iner. LM denklemi r = 0,01Y − 13,64 olur ve eğri sola kayar. Yeni denge 1,8Y = 2400 + 1091 = 3491 denkleminden Y ≈ 1939 olarak bulunur: fiyat düzeyindeki yüzde 10'luk artış, geliri yaklaşık yüzde 3 düşürür. Her fiyat düzeyi için bu hesabı tekrarlarsak, fiyat düzeyi ile gelir arasında aşağı eğimli bir ilişki elde ederiz. Temel kursta tanıdığımız toplam talep eğrisi, IS-LM dengesinin fiyat düzeyiyle birlikte nasıl değiştiğini gösteren bu eğridir.
Modelin sınırları
IS-LM modeli kısa dönemin mantığını sade biçimde gösterir, ama bu sadeliğin bir bedeli vardır. Hicks'in kendisinin de kabul ettiği gibi, model beklentileri ve belirsizliği büyük ölçüde dışarıda bırakır: yatırım bugünkü faize bağlanır, oysa şirketler geleceğe dair beklentilerine göre karar verir. Fiyatlar sabit alınır; fiyatların ve ücretlerin nasıl ayarlandığı, doğal işsizlik oranına dönüşün nasıl gerçekleştiği modelin dışındadır. Model dinamik değildir: politikanın etkisinin ne kadar sürede ortaya çıktığını, Romer'lerin bulduğu gecikmeleri açıklamaz. Model ayrıca kapalı bir ekonomi varsayar; döviz kuru, dış ticaret ve sermaye akımları yoktur. Faizin tek bir oran olarak ele alınması da bir sadeleştirmedir: gerçekte merkez bankasının belirlediği kısa vadeli faiz ile şirketlerin borçlandığı uzun vadeli faiz ve kredi koşulları farklı hareket edebilir.
Uygulama
Özet kartı
- Fiyatların sabit kaldığı kısa dönemde üretimi talep belirler; Keynesyen çaprazda denge, planlanan harcamanın gelire eşit olduğu yerdir ve faiz sabitken kamu harcaması çarpanı 1 / (1 − c)'dir.
- IS eğrisi mal piyasasının dengede olduğu faiz ve gelir bileşimlerini gösterir ve aşağı eğimlidir; LM eğrisi para piyasasının dengesini gösterir ve yukarı eğimlidir; iki eğrinin kesişimi kısa dönem gelirini ve faizini belirler.
- Harcama artışı faizi yükselttiğinde yatırım dışlanır ve etki Keynesyen çaprazın öngördüğünden küçük kalır; faizi hedefleyen bir merkez bankasında etki, bankanın tepkisine yani politika bileşimine bağlıdır.
- Faiz sıfıra yakınken LM yataylaşır, para arzı artışı etkisini yitirir ve maliye politikası dışlama olmadan etkili olabilir; Krugman bu tabloyu 1990'ların Japonyası için tartıştı.
- Romer'ler bir puanlık faiz şokunun iki yıl içinde sanayi üretimini yüzde 4,3 düşürdüğünü buldu; Ramey ve Zubairy harcama çarpanlarını birin altında, Auerbach ve Gorodnichenko ise durgunluklarda daha büyük buldu.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Keynesyen çapraz | Keynesian cross | Planlanan harcamanın gelire eşitlendiği denge diyagramı |
| IS eğrisi | IS curve | Mal piyasasını dengeleyen faiz ve gelir bileşimleri |
| LM eğrisi | LM curve | Para piyasasını dengeleyen faiz ve gelir bileşimleri |
| MP eğrisi | Monetary policy curve | Merkez bankasının belirlediği faizi gösteren eğri |
| Politika bileşimi | Policy mix | Maliye ve para politikasının birlikte aldığı duruş |
| Likidite tuzağı | Liquidity trap | Faizin sıfırda olduğu ve para arzının faizi düşüremediği durum |
Kendini sına
- (Çıktı 1) IS ve LM eğrileri neyi gösterir? Her birinin eğiminin yönünü açıkla.
- (Çıktı 2) Kamu harcaması artışının gelir üzerindeki etkisi, Keynesyen çaprazda ve IS-LM modelinde neden farklıdır?
- (Çıktı 3) C = 100 + 0,8 × (Y − T), I = 200 − 10r, G = 300 ve T = 250 olsun. IS denklemini türet. Faiz yüzde 4 ise denge geliri nedir?
- (Çıktı 3) Üçüncü sorudaki ekonomide para talebi L = 0,4Y − 40r ve reel para arzı 640 olsun. LM denklemini yaz ve dengedeki gelir ile faizi bul.
- (Çıktı 3) Aynı ekonomide kamu harcaması 50 artarsa, faiz sabitken ve LM eğrisi geçerliyken gelirdeki artışı karşılaştır.
- (Çıktı 4) Bir arkadaşın «Ramey ve Zubairy'nin bulgusu, kamu harcamasının hiçbir zaman işe yaramadığını gösteriyor» diye iddia ediyor. Bu iddiayı, derste gördüğün kanıtları ve likidite tuzağını hesaba katarak tart.
Cevaplar
- IS eğrisi, mal piyasasında planlanan harcamanın gelire eşit olduğu faiz ve gelir bileşimlerini gösterir. Faiz yükseldikçe yatırım azalır, planlanan harcama düşer ve dengeyi sağlayan gelir küçülür; bu yüzden aşağı eğimlidir. LM eğrisi, para talebinin para arzına eşit olduğu bileşimleri gösterir. Gelir arttıkça para talebi artar; para arzı sabitken talebi yeniden arza eşitlemek için faizin yükselmesi gerekir; bu yüzden yukarı eğimlidir.
- Keynesyen çaprazda faiz sabit tutulur ve harcama artışı çarpan zinciriyle tam olarak geliri büyütür. IS-LM modelinde artan gelir para talebini yükseltir, para arzı sabit olduğu için faiz yükselir ve yatırım azalır. Bu dışlama, gelirdeki artışı küçültür. Faizi sabit tutan bir merkez bankası varsa iki sonuç birbirine yaklaşır.
- Denge koşulu Y = 100 + 0,8 × (Y − 250) + 200 − 10r + 300'dür. Sağdaki sabitler 100 − 200 + 200 + 300 = 400 eder; 0,2Y = 400 − 10r ve Y = 2000 − 50r bulunur. Faiz yüzde 4 ise gelir 2000 − 200 = 1800'dür.
- Denge 640 = 0,4Y − 40r olduğundan r = 0,01Y − 16'dır. IS'de yerine koyarsak Y = 2000 − 50 × (0,01Y − 16) = 2000 − 0,5Y + 800 olur; 1,5Y = 2800 ve Y ≈ 1867, faiz ≈ 18,67 − 16 = yüzde 2,67 çıkar.
- Faiz sabitken çarpan 1 / 0,2 = 5'tir ve gelir 250 artar. LM geçerliyken IS denklemi Y = 2250 − 50r olur; 1,5Y = 2250 + 800 = 3050 ve Y ≈ 2033 bulunur. Gelir yaklaşık 167 artar; faiz yaklaşık 20,33 − 16 = yüzde 4,33'e yükselir ve yatırımın dışlanması etkinin üçte birini alır.
- Bu okuma, çalışmanın söylediğinden fazlasını söylüyor. Ramey ve Zubairy çarpanı birin altında bulmuştur; bu, kamu harcamasının geliri artırdığını ama özel harcamanın bir kısmını dışladığını gösterir, hiç işe yaramadığını değil. Aynı çalışmada faizlerin sıfıra yakın olduğu dönemlere dair sonuçlar karışıktır ve bazı tahminler 1,5'e çıkar; Auerbach ve Gorodnichenko da durgunluklarda daha büyük çarpanlar bulmuştur. IS-LM modeline göre çarpanın büyüklüğü faizin tepkisine bağlıdır: likidite tuzağında faiz yükselmediği için dışlama zayıflar ve harcamanın etkisi büyüyebilir.
İleri okuma
- John R. Hicks (1937). «Mr. Keynes and the "Classics"; A Suggested Interpretation». Econometrica 5(2). IS-LM diyagramının doğduğu makale.
- John R. Hicks (1980). «IS-LM: An Explanation». Journal of Post Keynesian Economics 3(2). Modelin yaratıcısının kendi modeline eleştirel bakışı.
- David Romer (2000). «Keynesian Macroeconomics without the LM Curve». Journal of Economic Perspectives 14(2). LM eğrisinin yerine faiz kuralını koyan öneri.
- Paul Krugman (1998). «It's Baaack: Japan's Slump and the Return of the Liquidity Trap». Brookings Papers on Economic Activity 1998(2). Likidite tuzağının modern bir incelemesi.
Sonraki derse köprü
IS-LM modeli kapalı bir ekonomiyi anlatır: dış ticaret yoktur, döviz kuru yoktur ve faiz yalnızca yurt içindeki para piyasasında belirlenir. Oysa bugün çoğu ekonomi mal ve sermaye akımlarıyla dünyaya bağlıdır ve faizdeki küçük bir fark, büyük sermaye hareketlerine yol açabilir. Sıradaki ders Mundell-Fleming modelini ele alıyor: IS-LM çerçevesi açık bir ekonomiye taşındığında maliye ve para politikasının etkisi nasıl değişir, ve bu etki döviz kurunun serbestçe dalgalandığı ya da sabitlendiği rejimlerde neden birbirinden bu kadar farklıdır?