İçeriğe geç

Ders EKO-202.04 · Seviye 2 — Orta

Emek piyasası ve doğal işsizlik

EKO-202 Orta Düzey Makroiktisat

4.303 kelime · yaklaşık 20 dakika okuma · seslendirme 8 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • ücret belirleme ilişkisi
  • fiyat belirleme ilişkisi
  • verimlilik ücreti
  • eşleşme fonksiyonu
  • piyasa sıkılığı
  • Beveridge eğrisi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Ücret belirleme ilişkisinde reel ücret işsizlik arttıkça düşer, işçiyi koruyan kurumlar güçlendikçe yükselir; fiyat belirleme ilişkisi ise firmaların ödemeye razı olduğu reel ücreti A / (1 + m) düzeyine bağlar.
  2. Doğal işsizlik oranı, işçilerin pazarlıkla ulaştığı reel ücret ile firmaların razı olduğu reel ücretin eşitlendiği işsizlik düzeyidir; kâr payının ve z'nin artması bu oranı yükseltir.
  3. Verimlilik ücreti, çabayı artırmak ve devir hızını azaltmak için piyasanın üstünde ödenen ücrettir; Raff ve Summers, Ford'un 1914'teki beş dolarlık gününden sonra devir hızının yüzde 370'ten yüzde 16'ya düştüğünü ve verimliliğin yüzde 40 ile 70 arasında arttığını buldu.
  4. Eşleşme fonksiyonu iş arayanlar ve boş işlerden yeni iş ilişkileri üretir; piyasa sıkılığı arttıkça iş bulma oranı yükselir, ilan doldurma olasılığı düşer, ve dengede boş iş oranı ile işsizlik arasında aşağı eğimli bir Beveridge eğrisi oluşur.
  5. Card, Chetty ve Weber'e göre iki aylık kıdem ödemesi iş bulma oranını yüzde 8–12, ödenek süresinin uzaması ise yüzde 5–9 düşürdü; bu etki hem arama çabasının gevşemesi hem de nakit sıkıntısının hafiflemesiyle okunabilir.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Ücret belirleme ve fiyat belirleme ilişkilerini, verimlilik ücretini, eşleşme fonksiyonunu, piyasa sıkılığını ve Beveridge eğrisini tanımlar.
  • Anlama — Ücretlerin neden piyasayı temizleyen düzeyde kalmadığını ve iş arayanlar ile boş işler aynı anda varken işsizliğin neden kalıcı olduğunu açıklar.
  • Uygulama — Ücret ve fiyat belirleme ilişkilerinden doğal işsizlik oranını; eşleşme fonksiyonundan iş bulma oranını ve dengedeki işsizliği hesaplar; bir parametre değiştiğinde yeni oranı bulur.
  • Değerlendirme — Verimlilik ücretine ve işsizlik ödeneğinin arama davranışına etkisine dair kanıtları, arama modellerinin güçlü ve zayıf yanlarıyla birlikte değerlendirir.

Sezgi

Açılış

Bir sanayi sitesinde dolaşan biri, kapıların yarısında aynı kâğıdı görür: «Eleman aranıyor». Kaynakçı, tornacı, forklift operatörü, muhasebe elemanı. Aynı şehirde, aynı hafta içinde, istihdam kurumunun önünde iş arayanlar sıra bekler. Bir ekonomi dersinin arz-talep çizimine göre bu tablo tuhaftır: işçi arayan işverenler ile iş arayan işçiler aynı anda varsa, ücret ayarlanmalı, iki taraf buluşmalı ve fazlalık erimelidir.

Temel kursta işsizliği türlerine ayırdık ve akımlar ile stoklar üzerinden bir denge oranı hesapladık. Ama bir soruyu açık bıraktık: ücret neden işsizliği sıfırlayacak kadar düşmüyor, ve boş işler ile işsizler neden birbirini hemen bulamıyor? Bu derste iki araçla bu soruya dönüyoruz. Birincisi ücretlerin ve fiyatların nasıl belirlendiğini birlikte ele alan bir model; öbürü, iş arayanlarla işverenlerin karşılaşmasını bir üretim süreci gibi ele alan arama ve eşleşme yaklaşımı.

Hikâye — Günde beş dolar

1913'te Ford Motor Company'nin Detroit yakınlarındaki Highland Park fabrikası, dünyanın en ileri üretim hattını kurmuştu. Otomobil gövdeleri yürüyen bantlarda ilerliyor, her işçi aynı hareketi gün boyu yüzlerce kez tekrarlıyordu. Verimlilik olağanüstüydü, ama fabrikada başka bir sorun büyüyordu: işçiler kalmıyordu. İş ağır ve tekdüzeydi; pek çok işçi birkaç hafta çalışıp ayrılıyor, gelmediği günler çoğalıyordu. Şirket, yaklaşık on dört bin kişilik bir kadroyu ayakta tutmak için bir yıl boyunca sürekli yeni işçi almak zorunda kalıyordu.

5 Ocak 1914'te şirket bir duyuru yaptı. O güne kadar dokuz saatlik bir iş günü için yaklaşık 2,34 dolar ödeniyordu; artık sekiz saatlik bir gün için 5 dolar ödenecekti. Ücretin bir kısmı kâr payı olarak tanımlanmıştı ve belirli koşullara bağlıydı: şirkette en az altı ay çalışmış olmak ve şirketin denetçilerinin evde yürüttüğü bir yaşam tarzı incelemesinden geçmek gibi. Ertesi sabah fabrikanın işe alım bürosunun önünde yaklaşık on bin kişi toplandı. Uygulamanın başladığı 12 Ocak'ta, kar fırtınası altında on binden fazla iş arayan yeniden kapıya dayandı ve kalabalık, şirketin yangın hortumlarıyla dağıtıldı.

Bu sahnede iktisat açısından çarpıcı olan, şirketin işçi bulmakta zorlanmamasıdır. Ford, piyasa ücretinin iki katından fazlasını ödemeye, kapıda binlerce kişi beklerken karar vermişti. Ücreti düşürse bile çalışacak insan vardı. Yine de ücreti yükseltti. Bunun bir hayırseverlik mi, bir halkla ilişkiler hamlesi mi, yoksa kârlı bir iş kararı mı olduğu, sonraki on yıllarda iktisatçıların sorusu oldu. Cevap, işsizliğin neden kalıcı olduğuna dair bu dersin ilk fikrini taşıyor.

Kavram

Temel iktisat modelinde ücret, emek arzı ile emek talebinin kesiştiği yerde belirlenir. Gerçek emek piyasalarında ise ücretler çoğu zaman pazarlıkla, sözleşmelerle ya da işverenin tek taraflı kararıyla belirlenir ve işçilerin pazarlık gücü, dışarıdaki işsizliğe bağlıdır. İşsizlik yüksekse işçinin işini kaybetmesi pahalıdır ve daha düşük ücrete razı olur; işsizlik düşükse işveren çalışanını elde tutmak için daha fazla öder.

Firmalar da fiyatlarını boşlukta belirlemez. Piyasa gücüne sahip bir firma, fiyatını maliyetinin üstünde bir kâr payıyla koyar; bu maliyetin büyük kısmı ücrettir.

Ford'un kararının arkasındaki fikir, ücretin yalnızca bir maliyet değil, aynı zamanda bir yönetim aracı olabileceğidir. Çalışanın ne kadar çaba gösterdiğini izlemek zordur; işten ayrılan her işçinin yerine yenisini bulmak ve yetiştirmek pahalıdır.

İkinci fikir, emek piyasasının bir buluşma sorunu olmasıdır. Bir işveren bir ilan verir, bir işsiz başvurur, görüşmeler yapılır, bazen uyum bulunmaz ve arama sürer. Bu süreç, girdileri işsizler ve boş işler olan, çıktısı yeni iş ilişkileri olan bir üretim süreci gibi düşünülebilir.

Veri ve kanıt

Bu kanıt tek başına her şeyi söylemez. Ford'un ücret artışı, yeni bir çalışma saatinin, kâr payı koşullarının ve işçilerin özel hayatına uzanan bir denetim düzeninin parçasıydı; hangi etkinin hangi unsurdan geldiğini ayırmak kolay değildir. Sonraki yıllarda bazı tarihçiler ve iktisatçılar, Ford'un amacının gerçekten verimlilik ücreti mantığı mı, yoksa sendikalaşmayı önleme ve kamuoyu desteği kazanma gibi başka hedefler mi olduğunu sorguladı. Yine de kuyruğun kendisi önemli bir gözlemdir: piyasanın üstünde bir ücret, çalışmak isteyen herkesin iş bulamadığı bir durumu, yani kalıcı bir işsizlik payını kendiliğinden yaratır.

Avusturya sonuçlarının iki okuması var. Bir okumaya göre destek, iş arama çabasını gevşetir ve işsizlik süresini uzatır; bu, sigortanın ahlaki tehlike yüzüdür. Makalenin vurguladığı öbür okuma ise, kıdem ödemesinin çalışmaya dönme teşvikini değiştirmediği hâlde arama süresini uzattığıdır: nakit sıkıntısı çeken işsiz ilk gelen teklife razı olur, elinde birikim olan ise kendisine daha çok yakışan bir teklifi bekleyebilir. Bu durumda uzayan arama, kısmen daha iyi bir eşleşme aramanın bedelidir. Sonraki çalışmalar, uzayan aramanın yeni işteki ücreti belirgin biçimde yükseltip yükseltmediği konusunda karışık sonuçlar buldu; tartışma sürüyor.

Yaygın yanlış«Boş iş ilanları çoksa işsizlik mutlaka düşüktür.»
Doğrusu

Boş işler ile işsizler aynı anda ve bol miktarda var olabilir. İşsizlerin bildikleri işler, yaşadıkları şehir ya da ilanlardan haberdar olmaları boş işlere uymuyorsa eşleşme yavaşlar ve Beveridge eğrisi dışa kayar: aynı sayıda ilanın yanında daha fazla işsiz bulunur.

Yaygın yanlış«Piyasa ücretinin üstünde ödeme yapan bir işveren parasını boşa harcıyordur.»
Doğrusu

Ücret, çalışanın çabasını, işte kalma süresini ve başvuran adayların niteliğini etkileyebilir. Yüksek ücretin maliyeti, azalan devir hızı ve artan verimlilikle karşılanıyorsa, işveren için kârlı bir karar olabilir; bu kârlılık, her sektörde ve her ücret artışında geçerli değildir.

Neden önemli?

Doğal işsizlik oranı, bir ekonomiye verilmiş değişmez bir sabit değildir. Rekabetin gücü, ücret pazarlığının kurumları, işsizlik ödeneğinin tasarımı ve iş arayanlar ile işverenleri buluşturan hizmetlerin kalitesi, bu oranı yukarı ya da aşağı iter. Bir hükümet işsizliği kalıcı olarak düşürmek istiyorsa, toplam talebi desteklemenin ötesinde bu yapısal unsurlara bakmak zorundadır.

Bu modeller, Türkiye'de sık sık konuşulan birkaç tartışmaya da çerçeve sağlar: sanayide nitelikli eleman bulunamazken genç işsizliğin neden yüksek kaldığı, işsizlik ödeneğinin tutarının ve süresinin nasıl belirlenmesi gerektiği, ürün piyasalarındaki rekabetin neden yalnızca tüketicileri değil çalışanları da ilgilendirdiği. Bir sonraki adımda kısa dönem dalgalanmalara geçtiğimizde, doğal oran ekonominin döndüğü çapa olarak karşımıza çıkacak.

Model

Emek piyasası neden sıradan bir piyasa değildir?

Bir domates pazarında satıcı ile alıcı fiyatı bilir, mal görünür ve alışveriş bir dakikada biter. Emek piyasasında ise alışverişin konusu, bir kişinin gelecekteki çabasıdır. İşveren adayın gerçek becerisini tam bilmez, işe aldıktan sonra da çabasını her an izleyemez. İşçi de işyerinin koşullarını, yöneticisini ve terfi olanaklarını ancak çalıştıktan sonra öğrenir. İş ilişkisi bu yüzden bir kerelik bir satış değil, iki tarafın da çıkmakta zorlandığı uzun bir ilişkidir. Bu özellikler, ücretin neden bir açık artırma fiyatı gibi anlık olarak ayarlanmadığını ve işsizliğin neden piyasa ücreti düştüğünde bile kendiliğinden kaybolmadığını açıklamaya yardım eder.

Ücret belirleme ilişkisi

Ücret belirleme ilişkisini en sade biçimde W = Pᵉ × F(u, z) diye yazabiliriz. W nominal ücret, Pᵉ işçilerin ve işverenlerin beklediği fiyat düzeyi, u işsizlik oranıdır. z ise işsizlik ödeneği, iş güvencesi kuralları, sendikaların gücü ve asgari ücret gibi, işsizlik oranı sabitken ücreti yükselten bütün unsurları özetleyen bir değişkendir. F, u arttıkça azalır: dışarıda çok sayıda işsiz varken işçinin pazarlık gücü zayıftır. F, z arttıkça artar: işini kaybeden bir işçinin durumu ne kadar iyiyse, düşük bir ücreti reddetmesi o kadar kolaydır. Nominal ücretin beklenen fiyat düzeyiyle orantılı olması, iki tarafın da aslında ücretin satın alma gücünü önemsediğini gösterir.

Fiyat belirleme ilişkisi

Firmalar fiyatlarını P = (1 + m) × W / A kuralıyla belirlesin. A emeğin verimliliğidir; W / A bir birim üretimin emek maliyetini, m ise kâr payını gösterir. Ürün piyasasında rekabet ne kadar zayıfsa, firmalar maliyetin üstüne o kadar yüksek bir pay ekleyebilir. Bu denklem, iki tarafı W'ye bölüp düzenlediğimizde reel ücret hakkında bir şey söyler: W / P = A / (1 + m). Firmaların fiyat belirleme davranışı, işçilere ödenebilecek reel ücreti tek bir düzeye bağlar. Verimlilik A yükselirse bu düzey de yükselir; kâr payı m büyürse düşer.

İki ilişkinin kesiştiği yer

Uzun dönemde beklentiler gerçekleşir, yani Pᵉ = P olur. Bu durumda ücret belirleme ilişkisi W / P = F(u, z) biçimine döner: işçilerin pazarlıkla elde ettiği reel ücret. Fiyat belirleme ilişkisi ise firmaların ödemeye razı olduğu reel ücreti verir. İki reel ücretin tutarlı olması gerekir: F(u, z) = A / (1 + m). Bu eşitliği sağlayan işsizlik oranı doğal orandır. İşsizlik bu oranın altındaysa işçiler firmaların ödemeye razı olduğundan daha yüksek bir reel ücret ister, firmalar fiyatları yükseltir, ücretler fiyatların peşinden koşar; tam tersinde ise pazarlık gücü zayıftır. Doğal oran, bu iki talebin birbirini dengelediği işsizlik düzeyidir. Bu tanım, temel kurstaki «arızi ve yapısal işsizliğin toplamı» tanımıyla çelişmez; o toplamın hangi kuvvetlerle belirlendiğini açıkça yazar.

Çözümlü örnek — Pazarlık ve kâr payından doğal orana

Verimliliği A = 1 alalım ve ücret belirleme ilişkisi W / P = 1 − 4u + z doğrusal biçiminde olsun. Kurumsal unsurların etkisi z = 0,05 ve kâr payı m = 0,2 olsun. Firmaların ödemeye razı olduğu reel ücret 1 / 1,2 ≈ 0,833'tür. Doğal oranı bulmak için 1 − 4u + 0,05 = 0,833 denklemini çözeriz: 4u = 1,05 − 0,833 = 0,217, dolayısıyla u ≈ 0,054, yani yüzde 5,4.

Şimdi ürün piyasasında rekabet zayıflasın ve kâr payı 0,25'e çıksın. Firmaların razı olduğu reel ücret 1 / 1,25 = 0,8'e iner. Denklem 1,05 − 4u = 0,8 olur ve u = 0,0625, yani yüzde 6,25'tir. Kâr payındaki bu artış, doğal oranı yaklaşık 0,8 puan yükseltmiştir. İşsizlik ödeneğinin cömertleşmesiyle z'nin 0,05'ten 0,09'a çıktığı ayrı bir senaryoda ise kâr payı eski düzeyinde kalır ve 1,09 − 4u = 0,833 denkleminden u ≈ 0,064, yani yüzde 6,4 bulunur. İki değişiklik aynı yönde çalışır, ama kaynakları farklıdır: biri ürün piyasasından, öbürü emek piyasasının kurumlarından gelir.

Kâr payı neden emek piyasasını ilgilendirir?

Örnekteki sonuç sezgiye ters gelebilir: ürün piyasasındaki rekabetin azalması, işsizliği neden etkilesin? Mantık şudur. Kâr payı yükseldiğinde, verili bir nominal ücretle satın alınabilecek mal miktarı azalır. İşçilerin pazarlıkla ulaşmak istediği reel ücret ile firmaların ödemeye razı olduğu reel ücret arasındaki açığı kapatan tek değişken işsizliktir: daha yüksek bir işsizlik, işçilerin taleplerini düşürür. Bu yüzden rekabet politikası, yalnızca fiyatlar ve tüketici refahı açısından değil, doğal işsizlik oranı açısından da bir araç olarak görülür. Aynı mantık z için de işler: işçiyi koruyan her kurum doğal oranı yükseltme eğilimindedir, ama bu kurumların sağladığı güvence, gelir istikrarı ve eşleşme kalitesi de hesaba katılmadan bir yargıya varılamaz.

Verimlilik ücreti: çaba ve kaytarma

Carl Shapiro ve Joseph Stiglitz, 1984'te American Economic Review'da yayımlanan makalelerinde işsizliği bir disiplin aracı olarak modelledi. Modelde işveren çalışanların çabasını ancak zaman zaman denetleyebilir; kaytaran bir çalışan belirli bir olasılıkla yakalanır ve işten çıkarılır. Tam istihdam varsa, işten çıkarılmak hiçbir bedel taşımaz: çalışan ertesi gün aynı ücretle başka bir iş bulur. Bu yüzden işverenler, işi kaybetmeyi pahalı kılacak kadar yüksek bir ücret öder. Bütün işverenler bunu yaptığında, ekonomi genelindeki ücret, piyasayı temizleyen düzeyi aşar; sonuç, belirli bir oranda kalıcı işsizliktir. Denge işsizliği, işi kaybetmenin bedelini anlamlı kılan şeydir. Model, işsizliğin düştüğü dönemlerde ücret baskısının neden arttığını da açıklar: iş bulmak kolaylaştıkça kaytarmanın bedeli azalır ve işverenler bu bedeli ücretle telafi etmek zorunda kalır.

Çözümlü örnek — Kaytarmanın bedeli

Bir çalışan ayda 30 bin lira kazanıyor ve işini kaybederse ayda 18 bin liralık bir gelirle, yani ödenek ve ek işlerle geçiniyor olsun. Aylık iş bulma oranı 0,2 ise işsiz kalan birinin beklenen işsizlik süresi 1 / 0,2 = 5 aydır. Yakalanıp işten çıkarılmanın beklenen kaybı, aylık farkın bu süreyle çarpımıdır: (30 − 18) × 5 = 60 bin lira. Bir ayda kaytaran çalışanın yakalanma olasılığı 0,05 olsun. Kaytarmanın beklenen maliyeti 0,05 × 60 = 3 bin liradır. Kaytarmanın çalışana sağladığı rahatlık 2 bin liraya eşdeğerse, çalışan kaytarmaz.

Şimdi emek piyasası canlansın ve iş bulma oranı 0,5'e çıksın. Beklenen işsizlik süresi 2 aya iner. Kayıp (30 − 18) × 2 = 24 bin lira, beklenen maliyet ise 0,05 × 24 = 1.200 liradır; bu, 2 binlik rahatlıktan azdır ve çalışan kaytarmayı seçer. İşveren bunu önlemek için ücreti w'ye yükseltmelidir: (w − 18) × 2 × 0,05 ≥ 2 koşulundan w − 18 ≥ 20, yani w ≥ 38 bin lira çıkar. İşsizliğin düşmesi, işverenleri ücreti yüzde 27 artırmaya zorlamıştır.

Arama ve eşleşme

Verimlilik ücreti, ücretin neden yüksek kaldığını açıklar; ama boş işler ile işsizlerin aynı anda var olmasını açıklamaz. Bunun için temel kursta anılan arama modellerinin çekirdeğine, eşleşme fonksiyonuna bakmak gerekir. Yaygın bir biçim M = k × U^0,5 × V^0,5'tir. M bir ayda oluşan yeni iş ilişkilerini, U iş arayanları, V boş işleri gösterir; k ise eşleşme verimliliğidir. Üsler toplamı bir olduğu için, iş arayanlar ve boş işler birlikte iki katına çıktığında eşleşme sayısı da iki katına çıkar. İş bulma oranı f = M / U'dur ve bu biçimde f = k × θ^0,5 olarak yazılabilir; burada θ = V / U piyasa sıkılığıdır. İşverenlerin bir ilanı doldurma olasılığı ise M / V = k × θ^−0,5'tir: piyasa sıkılaştıkça işsizler kolay iş bulur, işverenler zor eleman bulur.

Çözümlü örnek — Sıkılıktan işsizlik oranına

Bir bölgede 400 bin iş arayan ve 100 bin boş iş olsun; eşleşme verimliliği k = 0,4. Piyasa sıkılığı θ = 100 / 400 = 0,25'tir. Bir ayda oluşan eşleşme sayısı 0,4 × √(400.000 × 100.000) = 0,4 × 200.000 = 80 bin, iş bulma oranı 80 / 400 = 0,2, bir ilanın bir ayda dolma olasılığı ise 80 / 100 = 0,8'dir. Çalışanların her ay yüzde 1,5'i işini kaybediyorsa, s / (s + f) formülü dengedeki işsizliği yaklaşık yüzde 7,0 olarak verir.

Talep canlanır ve boş iş sayısı iki katına, 200 bine çıkar. İş arayan sayısını şimdilik 400 binde tutarsak sıkılık 0,5'e yükselir ve iş bulma oranı 0,4 × √0,5 ≈ 0,283 olur. Aynı formülle yeni denge yaklaşık yüzde 5,0'a iner. İlanların iki katına çıkması, iş bulma oranını iki katına değil, yaklaşık yüzde 41 artırmıştır; çünkü işverenler aynı iş arayan havuzu için yarışmaktadır ve her ilanın dolma olasılığı düşmüştür.

Beveridge eğrisi

Dengede işini kaybedenler iş bulanlara eşittir: s × (1 − u) = f(θ) × u. Bu koşul, her sıkılık düzeyi için bir işsizlik oranı verir. Boş iş oranı yüksekse sıkılık yüksek, iş bulma oranı yüksek ve işsizlik düşüktür; boş iş oranı düşükse tersi geçerlidir. İki oranı bir grafikte işaretlediğimizde aşağı eğimli bir eğri çıkar. Canlanmada ekonomi eğri boyunca sola yukarı, durgunlukta sağa aşağı hareket eder. Eşleşmenin verimliliği düşerse, yani işsizlerin becerileri ya da yaşadıkları bölge açık pozisyonlarla daha az örtüşürse, aynı boş iş oranı daha yüksek bir işsizlikle birlikte görülür ve eğri dışa kayar. Bu ayrım politika açısından önemlidir: eğri boyunca hareket toplam talebe, eğrinin kayması ise yapısal sorunlara işaret eder.

Çözümlü örnek — Eşleşme verimliliği düştüğünde

Önceki örneğin başlangıç durumuna dönelim: θ = 0,25, s = 0,015 ve işsizlik yüzde 7,0. Bir bölgenin sanayisi dönüşüyor ve işsizlerin becerileri yeni işlere eskisi kadar uymuyor olsun; eşleşme verimliliği k, 0,4'ten 0,32'ye düşsün. Aynı sıkılıkta iş bulma oranı 0,32 × 0,5 = 0,16 olur ve aynı formülle dengedeki işsizlik yaklaşık yüzde 8,6'ya çıkar. Boş iş oranı değişmediği hâlde işsizlik 1,6 puan artmıştır; grafikte bu nokta eski eğrinin dışında, yeni ve daha dışarıdaki bir eğri üzerindedir. Bu durumda talebi canlandırmak işsizliği bir miktar düşürür, ama eski yüzde 7'ye dönmek için eşleşmeyi iyileştiren önlemler, örneğin mesleki eğitim, iş ilanlarının görünürlüğü ve bölgeler arası hareketliliğe destek gerekir.

İşsizlik ödeneği ve arama

Ödenek, iki modelde de z'nin bir parçasıdır. Ücret belirleme ilişkisinde işçinin pazarlık gücünü artırır ve doğal oranı yukarı iter. Arama modelinde ise işsizin kabul edeceği en düşük ücreti yükseltir ve aramayı uzatabilir. Card, Chetty ve Weber'in Avusturya verisi bu ikinci kanalı doğrular. Yine de aynı kanal bir yarar da taşır: işini kaybeden bir kişi gelirinin tamamen kesilmesi korkusuyla ilk teklife razı olmak zorunda kalmaz, tüketimini sürdürebilir ve becerisini daha iyi değerlendiren bir işi aramaya zaman ayırabilir. İyi tasarlanmış bir ödeneğin amacı, bu iki etki arasında denge kurmaktır: yeterli bir gelir güvencesi ile yeterli bir arama teşviki.

Çözümlü örnek — Türkiye'de işsizlik ödeneği

Türkiye'de, İŞKUR'un açıkladığı kurallara göre, ödenek için iş sözleşmesinin sona ermesinden önceki son 120 günde kesintisiz çalışmış ve son üç yılda en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemiş olmak gerekir. 600 gün prim ödeyen 180 gün, 900 gün ödeyen 240 gün, 1080 gün ödeyen 300 gün ödenek alır. Günlük ödenek, son dört aylık prime esas kazançlardan hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın yüzde 40'ıdır ve aylık brüt asgari ücretin yüzde 80'ini geçemez.

Hesabı kolaylaştırmak için brüt asgari ücretin 30 bin lira olduğunu varsayalım; tavan 24 bin liradır. Son dört ayda ayda 45 bin lira brüt kazanan birinin ödeneği 45 × 0,4 = 18 bin liradır ve tavanın altında kalır. Ayda 90 bin lira kazanan birinin hesabı 36 bin liraya ulaşır, ama tavan nedeniyle 24 bin lira alır; bu kişi için ödenek, eski kazancının yalnızca yüzde 27'sini karşılar. Tavan, ödeneğin yüksek gelirliler için gelir güvencesinden çok asgari bir destek işlevi gördüğünü gösterir. Kayıt dışı çalışanlar ise prim şartını sağlayamadığı için bu güvencenin tamamen dışında kalır.

Arama modellerinin bir bulmacası

Arama ve eşleşme modelleri güçlü bir çerçeve sunar, ama rakamlarla sınandıklarında bir sorunla karşılaştılar. Robert Shimer, 2005'te American Economic Review'da yayımlanan makalesinde, ABD'de boş iş sayısının işsiz sayısına oranının dalgalanmasının, emek verimliliğinin dalgalanmasından yaklaşık yirmi kat büyük olduğunu gösterdi. Standart model ise iki değişkenin benzer büyüklükte dalgalanmasını öngörüyordu. Modelde verimlilik arttığında ücretler de hızla yükseliyor, işverenlerin yeni ilan açma teşviki pek değişmiyordu. Bu bulmacaya iki tür cevap geldi. Marcus Hagedorn ve Iourii Manovskii, 2008'de, işsiz kalmanın işçiler için değerinin standart ayarlamada sanıldığından çok daha yüksek olduğu varsayıldığında modelin dalgalanmayı üretebildiğini savundu. Başka bir grup araştırmacı ise ücretlerin yeni işe alımlarda bile yavaş ayarlandığını modele ekledi. Tartışma, ücretlerin ne kadar esnek olduğu sorusunun makroiktisatta neden hâlâ merkezde durduğunu gösterir.

Modelin sınırları

Bu dersteki modeller, işsizliği kayıtlı bir emek piyasası üzerinden anlatır. Türkiye gibi kayıt dışı istihdamın önemli bir paya sahip olduğu ekonomilerde, işini kaybeden birinin önünde kayıtlı iş ile işsizlik dışında üçüncü bir yol vardır ve bu yol hem ücret pazarlığını hem de arama davranışını değiştirir. Modeller ayrıca işgücüne katılmayı genellikle sabit alır; oysa kadınların ve gençlerin işgücüne girip çıkması, işsizlik oranını ölçülen düzeyden bağımsız biçimde etkileyebilir. Doğal oranın kendisi gözlenemez ve tahminleri geniş bir belirsizlik bandı taşır. Son olarak, histerezis gerçekse, doğal oran yalnızca yapısal unsurlara değil, geçmişteki durgunlukların süresine de bağlıdır; bu durumda «doğal» kelimesi, sabitlik anlamı taşımaz.

Uygulama

Özet kartı

  1. Ücret belirleme ilişkisinde reel ücret işsizlik arttıkça düşer, işçiyi koruyan kurumlar güçlendikçe yükselir; fiyat belirleme ilişkisi ise firmaların ödemeye razı olduğu reel ücreti A / (1 + m) düzeyine bağlar.
  2. Doğal işsizlik oranı, işçilerin pazarlıkla ulaştığı reel ücret ile firmaların razı olduğu reel ücretin eşitlendiği işsizlik düzeyidir; kâr payının ve z'nin artması bu oranı yükseltir.
  3. Verimlilik ücreti, çabayı artırmak ve devir hızını azaltmak için piyasanın üstünde ödenen ücrettir; Raff ve Summers, Ford'un 1914'teki beş dolarlık gününden sonra devir hızının yüzde 370'ten yüzde 16'ya düştüğünü ve verimliliğin yüzde 40 ile 70 arasında arttığını buldu.
  4. Eşleşme fonksiyonu iş arayanlar ve boş işlerden yeni iş ilişkileri üretir; piyasa sıkılığı arttıkça iş bulma oranı yükselir, ilan doldurma olasılığı düşer, ve dengede boş iş oranı ile işsizlik arasında aşağı eğimli bir Beveridge eğrisi oluşur.
  5. Card, Chetty ve Weber'e göre iki aylık kıdem ödemesi iş bulma oranını yüzde 8–12, ödenek süresinin uzaması ise yüzde 5–9 düşürdü; bu etki hem arama çabasının gevşemesi hem de nakit sıkıntısının hafiflemesiyle okunabilir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Ücret belirleme ilişkisiWage-setting relationÜcretin beklenen fiyatlara, işsizliğe ve kurumlara bağlılığı
Fiyat belirleme ilişkisiPrice-setting relationFiyatın birim emek maliyeti üzerine kâr payıyla belirlenmesi
Verimlilik ücretiEfficiency wageÇabayı ve bağlılığı artırmak için piyasanın üstünde ödenen ücret
Eşleşme fonksiyonuMatching functionİş arayanlar ve boş işlerden yeni iş ilişkisi üreten ilişki
Piyasa sıkılığıLabour market tightnessBoş işlerin iş arayanlara oranı
Beveridge eğrisiBeveridge curveBoş iş oranı ile işsizlik oranı arasındaki ters ilişki

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Ücret belirleme ilişkisinde z hangi unsurları özetler? İşsizlik oranı arttığında reel ücret neden düşer?
  2. (Çıktı 2) Piyasa ücretinin üstünde ödeme yapan işverenlerin varlığı, kalıcı bir işsizliğe nasıl yol açar?
  3. (Çıktı 3) Ücret belirleme ilişkisi W / P = 1 − 5u + z, A = 1, z = 0,1 ve m = 0,25 olsun. Doğal işsizlik oranını bul. Kâr payı 0,2'ye inerse yeni oran nedir?
  4. (Çıktı 3) Eşleşme fonksiyonu M = 0,5 × U^0,5 × V^0,5 olsun. 250 bin iş arayan ve 90 bin boş iş varsa iş bulma oranını hesapla. Aylık iş kaybetme oranı yüzde 2 ise dengedeki işsizlik oranı nedir?
  5. (Çıktı 3) Kaytarma örneğinde aylık iş bulma oranı 0,25, işsizken elde edilen gelir 20 bin lira, yakalanma olasılığı 0,1 ve kaytarmanın rahatlığı 3 bin liradır. Çalışanın kaytarmaması için gereken en düşük ücret nedir?
  6. (Çıktı 4) Bir yorumcu, «Avusturya bulgusu, işsizlik ödeneklerinin kısaltılması gerektiğini kanıtlıyor» diyor. Bu yorumu derste gördüğün iki okuma ve Türkiye'deki ödenek tavanı açısından değerlendir.

Cevaplar

  1. z; işsizlik ödeneğini, iş güvencesi kurallarını, sendikaların pazarlık gücünü ve asgari ücreti, yani işsizlik oranı sabitken ücreti yükselten kurumları özetler. İşsizlik arttığında işini kaybeden bir işçinin yeni iş bulması zorlaşır; işi kaybetmenin bedeli yükselir ve işçinin pazarlık gücü zayıflar, bu yüzden daha düşük bir reel ücrete razı olur.
  2. İşverenler çabayı artırmak ve işten ayrılmaları azaltmak için ücreti piyasa düzeyinin üstünde tutarsa, bu ücrette çalışmak isteyenlerin sayısı işverenlerin istediği çalışan sayısını aşar. Ücret düşmediği için bu fazlalık erimez; Ford'un kapısındaki kuyruk gibi, çalışmak isteyen ama iş bulamayan bir grup kalıcı olarak kalır. Shapiro–Stiglitz modelinde bu işsizlik, işi kaybetmeyi pahalı kılan disiplin aracıdır.
  3. Firmaların razı olduğu reel ücret 1 / 1,25 = 0,8'dir. 1 − 5u + 0,1 = 0,8 denkleminden 5u = 0,3 ve u = yüzde 6 bulunur. Kâr payı 0,2 olursa reel ücret 1 / 1,2 ≈ 0,833 olur; 1,1 − 5u = 0,833 denkleminden 5u ≈ 0,267 ve u ≈ yüzde 5,3 çıkar.
  4. Sıkılık θ = 90 / 250 = 0,36 ve √0,36 = 0,6'dır. İş bulma oranı f = 0,5 × 0,6 = 0,3'tür. Dengedeki işsizlik, iş kaybetme oranının iki oranın toplamına bölümüdür: 0,02'nin 0,32'ye oranı, yani yaklaşık yüzde 6,25.
  5. Ayda dörtte bir olasılıkla iş bulan biri ortalama dört ay işsiz kalır. Kaytarmama koşulu (w − 20) × 4 × 0,1 ≥ 3'tür; buradan w − 20 ≥ 7,5 ve w ≥ 27,5 bin lira bulunur.
  6. Yorum bulgunun ötesine geçer. Bulgu, ödeneğin ve kıdem ödemesinin aramayı uzattığını gösterir; ama makalenin vurguladığı okumaya göre uzamanın bir kısmı, nakit sıkıntısı hafifleyen kişinin seçici davranabilmesinden gelir ve bu bir refah kazancı da olabilir. Ödeneğin kısaltılması arama süresini kısaltabilir, ama gelir güvencesini ve eşleşme kalitesini düşürebilir. Türkiye'de ödenek, kazancın yüzde 40'ı ile ve brüt asgari ücretin yüzde 80'i tavanıyla sınırlıdır; Avusturya bulgusunu doğrudan buraya taşımak için ödeneğin cömertliği, süresi ve kayıt dışılığın payı gibi farkları hesaba katmak gerekir.

İleri okuma

  • Carl Shapiro ve Joseph E. Stiglitz (1984). «Equilibrium Unemployment as a Worker Discipline Device». American Economic Review 74(3). Verimlilik ücreti ve işsizliğin disiplin işlevi.
  • Daniel M. G. Raff ve Lawrence H. Summers (1987). «Did Henry Ford Pay Efficiency Wages?». Journal of Labor Economics 5(4). Beş dolarlık günün etkilerinin arşiv kayıtlarıyla incelenmesi.
  • Robert Shimer (2005). «The Cyclical Behavior of Equilibrium Unemployment and Vacancies». American Economic Review 95(1). Arama modelinin dalgalanmaları açıklamakta zorlandığını gösteren çalışma.
  • Richard Rogerson, Robert Shimer ve Randall Wright (2005). «Search-Theoretic Models of the Labor Market: A Survey». Journal of Economic Literature 43(4). Arama ve eşleşme modellerinin kapsamlı bir derlemesi.

Sonraki derse köprü

Doğal işsizlik oranını, ekonominin uzun dönemde döndüğü bir çapa olarak kurduk. Ama ekonomi çoğu zaman bu çapanın etrafında dalgalanır: harcamalar düşer, üretim geriler ve işsizlik doğal düzeyini aşar. Kısa dönemde üretimi ne belirler? Sıradaki ders IS-LM modelini ele alıyor: mal piyasası ile para piyasasının birlikte nasıl dengelendiğini, faiz oranı ile gelirin nasıl birlikte belirlendiğini ve maliye ile para politikasının üretimi hangi kanallardan etkilediğini inceleyeceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir sanayi sitesinde «Eleman aranıyor» yazılı kapılar; aynı karede istihdam kurumunun önünde bekleyen bir kuyruk.
  • Hikâye: 1914 kışı, bir otomobil fabrikasının kapısında karla kaplı bir kalabalık; ekranda 2,34 dolar ve dokuz saat, ardından 5 dolar ve sekiz saat yazan iki pano.
  • Kavram: iki eğri; aşağı eğimli ücret belirleme eğrisi ile yatay fiyat belirleme doğrusu kesişir ve kesişme noktasının altında «doğal oran» etiketi belirir.
  • Veri ve kanıt: işçi devir hızını gösteren bir çubuğun yüzde 370'ten yüzde 16'ya inmesi; ardından bir takvimde ödenek süresinin 20 haftadan 30 haftaya uzaması ve iş bulma çizgisinin yavaşlaması.
  • Model: iş arayanları ve boş işleri temsil eden iki renkli noktaların bir havuzda karşılaşıp çift oluşturması; ardından Beveridge eğrisi üzerinde bir noktanın eğri boyunca kayması ve eğrinin dışa kayması.
  • Neden önemli: bir rekabet kurumunun binası, bir meslek lisesi atölyesi ve bir ödenek başvuru formu.

Seslendirme, işsizlik ödeneği ve sendikalar gibi tartışmalı konularda taraf tutmaz; her mekanizmanın hem maliyetini hem yararını aynı ağırlıkla sunar.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «1914'te bir fabrika, kapısında binlerce kişi beklerken ücreti iki katına çıkardı. Neden?» Ekranda karlı bir kuyruk ve yükselen bir ücret panosu. Kapanış: «Bir yıl içinde işçi devri yirmi kattan fazla azaldı, verimlilik arttı. Piyasanın üstünde ücret, bazen kârlıdır. Derste.»