Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İş çevrimi, ekonomik faaliyetin uzun dönem büyüme eğilimi etrafında genişleme, zirve, daralma ve dip evreleri arasında dalgalanmasıdır; süresi ve şiddeti düzensizdir.
- Durgunluk, ekonomik faaliyette derin, yaygın ve birkaç aydan uzun süren bir düşüştür; üretimin yanında istihdam, gelir ve satışlarla birlikte değerlendirilir.
- Teknik durgunluk, iki çeyrek üst üste GSYH küçülmesidir; hızlı bir ölçüttür ama tek göstergeye dayandığı ve revizyonlara açık olduğu için yanıltıcı olabilir.
- Öncü göstergeler ve Sahm kuralı gibi araçlar durgunluğu erken sezmeye yardım eder; ama ekonominin yapısı değiştiğinde yanlış sinyal verebilir.
- Çevrimler talep ve arz şoklarından kaynaklanabilir ve finansal hızlandırıcı gibi mekanizmalarla büyüyebilir; genişlemeler çoğu zaman kendi içinde biriktirdikleri dengesizliklerle sona erer.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — İş çevrimini, durgunluğu, teknik durgunluğu, öncü göstergeleri ve Sahm kuralını tanımlar.
- Anlama — Bir durgunluğun neden yalnızca iki çeyrek küçülmeyle tanımlanamayacağını ve genişlemelerin neden bir noktada sona erdiğini açıklar.
- Uygulama — Bir göstergeler setinden ekonominin çevrimin hangi evresinde olduğunu değerlendirir; işsizlik verisiyle Sahm kuralını hesaplar.
- Değerlendirme — İş çevrimlerinin nedenlerine dair talep odaklı ve arz odaklı açıklamaları ve durgunluk sinyallerinin güvenilirliğini değerlendirir.
Sezgi
Açılış
28 Temmuz 2022'de ABD'nin istatistik kurumu, ekonominin ikinci çeyrek üst üste küçüldüğünü açıkladı. Gazeteler ve televizyonlar hemen aynı soruyu sordu: Amerika durgunlukta mı? Pek çok kişi için cevap açıktı. Okulda ve gazetelerde, üst üste iki çeyrek küçülme durgunluğun tanımı olarak öğretilmişti.
Ama resmî bir durgunluk ilan edilmedi. Aynı aylarda işsizlik elli yılın en düşük düzeylerindeydi, her ay yüz binlerce yeni iş yaratılıyordu ve hanelerin harcamaları artıyordu. Bir yanda küçülen bir üretim rakamı, öbür yanda canlı bir iş piyasası vardı. Hangisi ekonominin gerçek durumunu gösteriyordu?
Bu ders, ekonominin dalgalanmalarını inceliyor. Ekonomiler düz bir çizgide büyümez; üretimin hızlandığı yıllarla gerilediği aylar birbirini izler. Bir durgunluğun nasıl tanımlandığını, kimin ilan ettiğini, nasıl önceden sezilebileceğini ve bu dalgalanmaların nereden kaynaklandığını soruyoruz.
Hikâye — Bir tanım tartışması
2022'nin ilk yarısında ABD ekonomisi garip bir görünüm sergiliyordu. İlk tahminlere göre gayrisafi yurtiçi hasıla, yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 1,6, ikinci çeyreğinde yüzde 0,9 oranında küçülmüştü. Bu rakamlar, yaygın olarak kullanılan «üst üste iki çeyrek küçülme» ölçütünü karşılıyordu.
Ama küçülmenin arkasındaki kalemlere bakıldığında tablo farklıydı. Küçülmenin önemli bir kısmı, şirketlerin salgın döneminde biriktirdikleri stokları azaltmasından ve ithalatın hızla artmasından kaynaklanıyordu. Hanelerin tüketimi büyümeye devam ediyordu. İstihdam hızla artıyordu, işsizlik oranı tarihî olarak düşük düzeylerdeydi.
ABD'de durgunlukları resmî olarak tarihlendiren, bir hükümet kurumu değil, özel ve kâr amacı gütmeyen bir araştırma kuruluşu olan Ulusal Ekonomik Araştırmalar Bürosu'nun bir komitesidir. Komitenin tanımı, iki çeyrek kuralından çok daha geniştir: durgunluk, ekonomik faaliyette önemli, ekonominin geneline yayılmış ve birkaç aydan uzun süren bir düşüştür. Komite, üretimin yanında istihdama, reel gelire, sanayi üretimine ve satışlara birlikte bakar. 2022'nin ilk yarısında bu göstergelerin çoğu büyüyordu.
Tartışma siyasi bir boyut da kazandı. Hükümeti eleştirenler, iki çeyrek kuralının göz ardı edilerek durgunluğun «yeniden tanımlandığını» öne sürdü; hükümet ise iktisatçıların uzun süredir kullandığı geniş tanıma dikkat çekti. Sonraki revizyonlar ve iş piyasasının gücü, o dönemde ekonominin durgunlukta olmadığı görüşünü güçlendirdi. Hikâye, tek bir rakama dayanan bir tanımın ne kadar yanıltıcı olabileceğini gösterdi.
Kavram
Ekonomik faaliyet zaman içinde düzenli bir büyüme çizgisinin etrafında dalgalanır. Bu dalgalanmaların iktisattaki adı iş çevrimidir.
Çevrimin daralma evresi, hanelerin ve şirketlerin en çok hissettiği dönemdir.
Gündelik kullanımda çok daha basit bir ölçüt yaygındır.
Durgunluklar genellikle ancak başladıktan aylar sonra kesinleşir. Bu yüzden iktisatçılar, çevrimin dönüm noktalarını önceden sezmeye yarayan göstergelere bakar.
Son yıllarda, durgunluğun başlangıcını hızla tespit etmek için basit kurallar da önerildi.
Veri ve kanıt
Durgunluk sinyallerinin güvenilirliği de bir tartışma konusudur. Sahm kuralı, geçmiş durgunlukların başlangıcını yakalamakta şaşırtıcı ölçüde başarılı oldu. Ama 2024 yazında ABD'de işsizlik oranındaki artış kuralı tetiklediğinde, kuralı öneren iktisatçının kendisi de dahil pek çok kişi, bu kez sinyalin yanıltıcı olabileceğini vurguladı. İşsizlik artışının bir kısmı, işten çıkarmalardan değil, göçle büyüyen işgücünden ve iş arayanların sayısının artmasından kaynaklanıyordu.
Bu iki hikâye aynı dersi verir: hiçbir tek gösterge ya da kural, bir ekonominin durumunu tek başına belirleyemez. İki çeyrek kuralı yalnızca üretime, Sahm kuralı yalnızca işsizliğe bakar. Her ikisi de, ekonominin yapısı değiştiğinde yanıltıcı sinyaller verebilir. Durgunluğun gerçek tanımı, birçok göstergenin birlikte değerlendirilmesini gerektirir; bu da tanımın hızını azaltır.
Yaygın yanlış«Ekonomi iki çeyrek üst üste küçülmediyse durgunluk yoktur; küçüldüyse kesinlikle vardır.»
İki çeyrek kuralı pratik bir ölçüttür, ama tek bir göstergeye dayanır ve ilk tahminler sonradan değişebilir. Resmî tanımlar, üretimin yanında istihdama, gelire ve satışlara da bakar. Bazı durgunluklar iki çeyrek küçülme olmadan yaşanır; bazı iki çeyrek küçülmeler de durgunluk sayılmaz.
Yaygın yanlış«İş çevrimleri düzenlidir; her birkaç yılda bir durgunluk kaçınılmaz olarak gelir.»
Çevrimlerin süresi ve şiddeti çok değişkendir. Bazı genişlemeler iki yıl, bazıları on yıldan uzun sürmüştür. «Çevrim» kelimesi, düzenli bir tekrarı değil, genişleme ve daralmanın birbirini izlemesini anlatır; bir sonraki durgunluğun ne zaman geleceğini takvimden okumak mümkün değildir.
Neden önemli?
Türkiye'de durgunlukları ilan eden resmî bir komite yoktur; kamuoyu genellikle TÜİK'in çeyreklik büyüme verilerine ve teknik durgunluk ölçütüne bakar. Bu, ilk tahminlerin revizyonlarına ve tek bir göstergenin yanıltıcılığına karşı dikkatli olmayı gerektirir. İstihdam, sanayi üretimi, kapasite kullanım oranı, kredi büyümesi ve güven endeksleri gibi göstergelere birlikte bakmak, ekonominin çevrimin neresinde olduğunu daha güvenilir biçimde gösterir.
Türkiye'nin iş çevrimleri, çoğu zaman dış finansman koşullarıyla yakından ilişkilidir. Yabancı sermaye bol olduğunda kredi genişler, iç talep canlanır ve ekonomi hızla büyür; sermaye akımları durduğunda kur değer kaybeder, kredi daralır ve ekonomi keskin biçimde yavaşlar. 1994, 2001, 2009 ve 2018'deki daralmaların hepsinde bu dış finansman kanalının bir rolü vardı.
Kişisel kararlar da çevrime duyarlıdır. Durgunluk dönemlerinde iş bulmak zorlaşır, işini kaybedenlerin yeniden iş bulma süresi uzar. Genişleme dönemlerinde ise ücretler hızlanır ama enflasyon da yükselebilir. Çevrimin hangi evresinde olunduğunu anlamak, bir iş değişikliği, büyük bir alım ya da bir borçlanma kararını daha bilinçli vermeyi sağlar.
Model
Çevrimin dört evresi
İş çevrimi dört evreye ayrılır. Genişleme evresinde üretim, istihdam ve gelirler artar; işsizlik düşer, şirketler yatırım yapar. Zirve, genişlemenin sona erdiği ve ekonomik faaliyetin en yüksek noktaya ulaştığı andır. Daralma evresinde üretim, istihdam ve gelirler düşer; bu evre önemli ve yaygın bir düşüşse durgunluk adını alır. Dip, daralmanın sona erdiği ve bir sonraki genişlemenin başladığı noktadır.
Çevrimin evreleri, uzun dönem büyüme eğilimine göre değerlendirilir. Potansiyel üretim zamanla büyür; fiili üretim ise onun etrafında dalgalanır. Genişlemelerin sonuna doğru üretim açığı pozitife döner, ekonomi aşırı ısınır; durgunlukta üretim açığı negatife döner ve işsizlik doğal oranı aşar.
Eğilim ile çevrimi ayırmak
Bir ekonominin üretimini gösteren bir grafik, iki şeyi aynı anda içerir: uzun dönemde yukarı doğru giden bir eğilim ve bu eğilimin etrafındaki dalgalanmalar. Çevrimi incelemek için ikisini birbirinden ayırmak gerekir. İktisatçılar bunu, üretim serisinden düzgün bir eğilim çizgisi çıkarıp geriye kalan sapmalara bakarak yapar.
Bu ayrım basit görünür, ama önemli bir yargı içerir. Eğilimin nerede olduğu, yani potansiyel üretimin ne olduğu, doğrudan gözlenemez. Uzun bir durgunluktan sonra üretim eski eğilimine dönmezse, iki yorum mümkündür: ekonomi hâlâ potansiyelinin altında çalışıyordur, ya da durgunluk potansiyelin kendisini kalıcı olarak düşürmüştür. İki yorumdan hangisinin seçildiği, politikanın yönünü değiştirir: birincisi talebin desteklenmesini, ikincisi yapısal önlemleri gerektirir.
Durgunluğu tanımlamanın üç ölçütü
Resmî tanımlar genellikle üç ölçüte bakar. Birincisi derinliktir: düşüş ne kadar büyüktür? İkincisi yaygınlıktır: düşüş tek bir sektörle mi sınırlıdır, yoksa ekonominin geneline mi yayılmıştır? Üçüncüsü süredir: düşüş birkaç haftalık bir sarsıntı mıdır, yoksa aylarca mı sürmektedir?
Bu üç ölçüt, birbirini dengeleyebilir. 2020'de salgın nedeniyle yaşanan daralma çok kısa sürdü, yalnızca birkaç ay; ama o kadar derin ve yaygındı ki, kısa süresine rağmen durgunluk sayıldı. Buna karşılık yalnızca bir sektörü etkileyen ya da çok hafif bir yavaşlama, uzun sürse bile durgunluk sayılmayabilir.
Teknik durgunluk kuralının sınırları
İki çeyrek kuralı, hızlı ve anlaşılır olduğu için yaygın biçimde kullanılır. Ama üç önemli sınırı vardır. Birincisi, yalnızca GSYH'ye bakar. GSYH, stok değişimleri ya da dış ticaretteki dalgalanmalar nedeniyle, iş piyasası ve hane gelirleri güçlüyken bile küçülebilir.
İkincisi, ilk tahminler revize edilir. İstatistik kurumları çeyreklik GSYH'yi önce eksik verilerle tahmin eder, sonra daha kapsamlı verilerle günceller. Bir çeyreğin küçülmesi, sonraki revizyonlarda küçük bir büyümeye dönüşebilir ya da tersi olabilir. Üçüncüsü, kural derinliği hesaba katmaz: iki çeyrek boyunca yüzde 0,1 küçülme ile yüzde 5 küçülme, kural açısından aynıdır.
Göstergeleri okumak
Ekonominin çevrimin neresinde olduğunu anlamak için göstergeler üç gruba ayrılır. Öncü göstergeler ekonomiden önce döner: şirketlerin yeni siparişleri, konut başlangıçları ve izinleri, hisse senedi fiyatları, kısa ve uzun vadeli faizler arasındaki fark ve tüketici ile iş dünyası güven endeksleri. Eşanlı göstergeler ekonomiyle birlikte hareket eder: sanayi üretimi, istihdam, reel gelir ve perakende satışlar. Gecikmeli göstergeler ekonomiden sonra döner: işsizlik süresi, kredi faizleri ve bazı fiyat endeksleri.
Faiz farkı özellikle ilgi görür. Uzun vadeli faizlerin kısa vadeli faizlerin altına düştüğü, yani getiri eğrisinin ters döndüğü dönemler, ABD'de geçmişte pek çok durgunluktan önce görüldü. Ama bu gösterge de her zaman doğru sinyal vermedi; faiz yapısı ve getiri eğrisi ilerleyen derslerin konusudur.
Çözümlü örnek — Sahm kuralını hesaplamak
Bir ülkenin son on beş aylık işsizlik oranları, yüzde olarak şöyle olsun: 5,0; 4,9; 4,8; 4,8; 4,7; 4,7; 4,8; 4,8; 4,9; 5,0; 5,1; 5,2; 5,3; 5,4; 5,5. Rakamlar örnektir.
Birinci adım, üç aylık ortalamaları hesapla. Son üç ayın ortalaması (5,3 + 5,4 + 5,5) ÷ 3 = 5,4'tür.
İkinci adım, önceki on iki aydaki en düşük üç aylık ortalamayı bul. Önceki on iki aydaki üç aylık ortalamaları sırayla hesaplarız. En düşük değer, 4,8; 4,7; 4,7 ya da 4,7; 4,7; 4,8 aylarının ortalamasıdır: yaklaşık 4,73.
Üçüncü adım, farkı hesapla. 5,4 − 4,73 ≈ 0,67 puan. Bu fark 0,5 puanı aştığı için Sahm kuralı bir durgunluk sinyali verir.
Dördüncü adım, sinyali sorgula. Kuralın tetiklendiği bu noktada, işsizlik artışının kaynağına bakmak gerekir. İşten çıkarmalar mı artıyor, yoksa işgücüne yeni katılanların sayısı mı? İstihdam düşüyor mu, yoksa artmaya devam ederken işgücü daha hızlı mı büyüyor? Aynı işsizlik artışı, ilk durumda bir durgunluğun, ikinci durumda bir işgücü genişlemesinin işareti olabilir. Kural bir alarm zilidir, bir teşhis değil. Alarm çaldığında yapılacak iş, öbür göstergelere bakarak alarmın gerçek bir yangına mı yoksa ortamdaki bir değişikliğe mi işaret ettiğini anlamaktır.
Çevrim boyunca enflasyon
Enflasyon da çevrimle birlikte hareket eder, ama gecikmeyle. Genişlemenin ilk aşamalarında fabrikalarda boş makineler ve iş arayan insanlar bol olduğu için, talep artışı fiyatları pek yükseltmez. Genişleme ilerledikçe kapasite dolar, işverenler boş kadroları doldurmakta zorlanır ve ücret artışları hızlanır; enflasyon genellikle zirveye yakın dönemlerde yükselir. Durgunlukta ise talep düştüğü için enflasyon genellikle yavaşlar, ama bu da gecikmeyle olur.
Bu gecikme, merkez bankalarının işini zorlaştırır. Enflasyonun zirveye ulaştığı an, ekonominin çoktan yavaşlamaya başladığı an olabilir. Bu dönemde faizleri artırmaya devam eden bir merkez bankası, zaten başlamış olan bir daralmayı derinleştirme riskiyle karşı karşıyadır. Arz şoklarında ise bu olağan ilişki bozulur ve enflasyon durgunlukta da yükselebilir.
Toparlanmanın biçimleri
Durgunluktan çıkış her zaman aynı biçimde olmaz. İktisatçılar ve yorumcular toparlanmaları bazen harflerle anlatır. V biçimli bir toparlanmada ekonomi hızla düşer ve hızla eski düzeyine döner; talep şoku geçici olduğunda ve üretim kapasitesi zarar görmediğinde bu mümkündür. U biçimli bir toparlanmada dip dönemi uzun sürer ve ekonomi yavaşça toparlanır. L biçimli bir toparlanmada ise ekonomi düştükten sonra eski eğilimine hiç dönmez; üretim yeni ve daha düşük bir yolda büyümeye devam eder.
Finansal krizlerle birlikte gelen durgunluklar, çoğu zaman U ya da L biçimli toparlanmalarla sonuçlanır. Bankaların, şirketlerin ve hanelerin bilançolarını onarması yıllar alır ve bu süreçte kredi ve yatırım zayıf kalır.
Tahmin neden zor?
Durgunlukları önceden tahmin etmek, iktisadın en zor işlerinden biridir. Profesyonel tahminciler, durgunlukların başlangıcını çoğu zaman ancak başladıktan sonra fark eder. Zorluk daha verinin kendisinde başlar: rakamlar gecikmeyle ve revizyonlarla gelir; bir çeyreğin durumu ancak aylar sonra netleşir. Durgunluklar çoğu zaman beklenmedik şoklarla tetiklenir; bir salgını, bir savaşı ya da bir finansal çöküşü önceden bilmek mümkün değildir. Ayrıca beklentiler kendi kendini gerçekleştirebilir: bir durgunluk beklentisi, harcamaların kısılmasına ve durgunluğun gelmesine yol açabilir. Bu belirsizlik, politika yapıcıların neden tek bir tahmine değil, farklı senaryolara göre hazırlık yaptığını açıklar.
Çevrimler nereden gelir?
İktisatçılar iş çevrimlerinin kaynakları konusunda farklı açıklamalar geliştirmiştir. Talep odaklı açıklamaya göre çevrimler, esas olarak toplam talepteki dalgalanmalardan kaynaklanır. Hanelerin ve şirketlerin iyimserliği ya da kötümserliği, kredi koşullarındaki değişimler, para ve maliye politikası, harcamayı artırıp azaltır. Ücretler ve fiyatlar yapışkan olduğu için, talepteki düşüş fiyatları değil üretimi ve istihdamı düşürür. Bu açıklamaya göre durgunluklar, önlenebilir bir israf dönemidir ve politika onları yumuşatabilir.
Arz odaklı açıklamaya, yani reel iş çevrimi teorisine göre ise çevrimler, verimlilikteki ve teknolojideki gerçek şoklardan kaynaklanır. Verimlilik geçici olarak düştüğünde çalışmak ve yatırım yapmak daha az kârlı olur ve üretim düşer; bu, ekonominin değişen koşullara verdiği akılcı bir tepkidir. Bu açıklamaya göre durgunlukları politikayla önlemeye çalışmak, faydadan çok zarar getirebilir. Bu yaklaşımın öncüleri olan Kydland ile Prescott, bu yaklaşımı geliştiren çalışmaları için 2004'te Nobel ödülünü paylaştı.
Günümüzde çoğu iktisatçı, çevrimlerin hem talep hem arz şoklarından kaynaklanabildiğini ve hangisinin baskın olduğunun dönemden döneme değiştiğini kabul eder. 1973–1975 durgunluğunda arz şoku, 2008–2009 durgunluğunda finansal kriz ve talep çöküşü, 2020'de ise hem arzı hem talebi aynı anda vuran bir salgın belirleyiciydi.
Çevrimi büyüten mekanizmalar
Küçük bir şok, ekonomide kendi kendini güçlendiren mekanizmalar aracılığıyla büyük bir dalgalanmaya dönüşebilir. Bir mekanizma, tüketim ile yatırım arasındaki etkileşimdir. Talep düştüğünde şirketler yatırımlarını keser; yatırım harcaması azaldığında makine ve inşaat sektörlerinde istihdam düşer; işini kaybedenler tüketimlerini kısar ve talep daha da düşer.
Bir başka mekanizma finansaldır. Genişleme dönemlerinde varlık fiyatları yükselir, teminatların değeri artar ve bankalar daha kolay kredi verir; kredi genişlemesi de harcamayı ve varlık fiyatlarını daha da yükseltir. Daralma başladığında süreç tersine döner: varlık fiyatları düşer, teminatların değeri azalır, bankalar kredi vermeyi kısar ve harcama daha da daralır. Bu finansal hızlandırıcı, finansal krizlerle birlikte gelen durgunlukların neden daha derin ve uzun olduğunu açıklar.
Genişlemeler neden biter?
Bir genişleme kendiliğinden sonsuza kadar sürmez. İktisatçılar arasında yaygın bir gözleme göre genişlemeler yaşlılıktan ölmez; onları sona erdiren bir şey olur. Bu şey çoğu zaman, genişlemenin kendi içinde biriktirdiği dengesizliklerdir. Ekonomi aşırı ısındığında enflasyon yükselir ve merkez bankası faizleri artırarak talebi yavaşlatır; bazen bu yavaşlama bir durgunluğa dönüşür. Kredi ve varlık fiyatlarındaki aşırı genişleme, bir noktada bir finansal çöküşle sona erebilir. Bir dış şok, örneğin bir enerji fiyatı sıçraması ya da sermaye akımlarının durması, zaten kırılgan hâle gelmiş bir ekonomiyi daralmaya itebilir.
Bu gözlem, politika açısından önemlidir. Genişlemenin son aşamalarında biriken dengesizlikleri sınırlamak, örneğin kredi büyümesini ve varlık fiyatlarındaki aşırılıkları izlemek, bir sonraki durgunluğu hafifletebilir. Makroihtiyati politika denen bu yaklaşım, 2008 krizinden sonra yaygınlaştı.
Durgunluğun bedeli
Durgunlukların maliyeti, kayıp üretimle sınırlı değildir. İşsizlik bölümünde gördüğümüz gibi, işini kaybeden çalışanların geliri, yeni bir iş bulduktan uzun süre sonra da eski düzeyine dönmeyebilir; uzun süreli işsizlik becerileri ve bağları aşındırır. Durgunlukta işe başlayan gençler, kariyerlerinin ilk yıllarında daha düşük ücretlerle başlar ve bu farkı kapatmaları yıllar sürebilir. Yatırımların azalması, potansiyel üretimi de düşürebilir; durgunluk, ekonominin uzun dönem büyüme yolunda kalıcı bir iz bırakabilir.
Bu maliyetler, durgunlukları hafifletmek için politikanın neden devreye girdiğini açıklar. Otomatik istikrarlayıcılar, faiz indirimleri ve gerektiğinde isteğe bağlı maliye politikası, daralmanın derinliğini ve süresini sınırlamaya çalışır. Ama politikanın da gecikmeleri ve maliyetleri vardır; önceki derslerde gördüğümüz tartışmalar, bu yüzden, her durgunlukta yeniden gündeme gelir.
Modelin sınırları
İş çevrimi kavramı, ekonominin dalgalanmalarını anlamak için güçlü bir çerçevedir, ama her durgunluk kendine özgüdür. Nedenleri, derinliği ve süresi farklıdır; geçmişteki bir durgunluğa bakarak bir sonrakini öngörmek zordur. Göstergeler ve kurallar yararlı sinyaller verir, ama ekonominin yapısı değiştikçe yanılabilir. Ayrıca durgunluklar genellikle ancak geriye dönüp bakıldığında kesin olarak tarihlenir; o anı yaşayanlar için belirsizlik her zaman yüksektir. Çerçeve, belirsizliği ortadan kaldırmaz; onu düzenli biçimde düşünmeyi sağlar.
Uygulama
Özet kartı
- İş çevrimi, ekonomik faaliyetin uzun dönem büyüme eğilimi etrafında genişleme, zirve, daralma ve dip evreleri arasında dalgalanmasıdır; süresi ve şiddeti düzensizdir.
- Durgunluk, ekonomik faaliyette derin, yaygın ve birkaç aydan uzun süren bir düşüştür; üretimin yanında istihdam, gelir ve satışlarla birlikte değerlendirilir.
- Teknik durgunluk, iki çeyrek üst üste GSYH küçülmesidir; hızlı bir ölçüttür ama tek göstergeye dayandığı ve revizyonlara açık olduğu için yanıltıcı olabilir.
- Öncü göstergeler ve Sahm kuralı gibi araçlar durgunluğu erken sezmeye yardım eder; ama ekonominin yapısı değiştiğinde yanlış sinyal verebilir.
- Çevrimler talep ve arz şoklarından kaynaklanabilir ve finansal hızlandırıcı gibi mekanizmalarla büyüyebilir; genişlemeler çoğu zaman kendi içinde biriktirdikleri dengesizliklerle sona erer.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| İş çevrimi | Business cycle | Ekonomik faaliyetin büyüme eğilimi etrafında dalgalanması |
| Durgunluk | Recession | Derin, yaygın ve birkaç aydan uzun süren ekonomik düşüş |
| Teknik durgunluk | Technical recession | Reel GSYH'nin üst üste iki çeyrek küçülmesi |
| Öncü göstergeler | Leading indicators | Genel ekonomik faaliyetten önce dönen göstergeler |
| Sahm kuralı | Sahm rule | İşsizliğin üç aylık ortalamasındaki 0,5 puanlık artışı durgunluk sinyali sayan kural |
Kendini sına
- (Çıktı 1) İş çevriminin dört evresini sırayla adlandır ve her birinde üretim ile işsizliğin ne yönde hareket ettiğini yaz.
- (Çıktı 2) Bir ekonomi iki çeyrek üst üste küçüldüğü hâlde neden resmî olarak durgunlukta sayılmayabilir? Bir örnek ver.
- (Çıktı 3) Son üç ayın işsizlik oranları 6,1; 6,2; 6,3, önceki on iki aydaki en düşük üç aylık ortalama 5,9 ise Sahm kuralı sinyal verir mi?
- (Çıktı 3) Bir ülkede sanayi üretimi ve perakende satışlar düşüyor, tüketici güveni geriliyor, ama istihdam artmaya devam ediyor. Ekonominin çevrimin hangi evresinde olduğunu değerlendir.
- (Çıktı 2) Bir genişlemeyi sona erdirebilecek iki mekanizmayı açıkla.
- (Çıktı 4) İş çevrimlerini talep odaklı ve arz odaklı açıklamalar nasıl farklı yorumlar? İki yaklaşım politikadan ne bekler?
Cevaplar
- Genişleme: üretim artar, işsizlik düşer. Zirve: üretim en yüksek düzeydedir, işsizlik en düşük düzeye yakındır. Daralma: üretim düşer, işsizlik artar. Dip: üretim en düşük düzeydedir, işsizlik en yüksek düzeye yakındır ve toparlanma başlar.
- Resmî tanımlar üretimin yanında istihdama, reel gelire, sanayi üretimine ve satışlara birlikte bakar. GSYH, stok azaltma ya da ithalat artışı gibi nedenlerle küçülürken iş piyasası ve hane harcamaları güçlü kalabilir. ABD'de 2022'nin ilk yarısında ilk tahminlere göre GSYH iki çeyrek küçüldü, ama istihdam hızla arttığı için durgunluk ilan edilmedi.
- Son üç ayın ortalaması (6,1 + 6,2 + 6,3) ÷ 3 = 6,2. Fark 6,2 − 5,9 = 0,3 puan; 0,5 puanın altında olduğu için kural henüz sinyal vermez.
- Öncü ve bazı eşanlı göstergeler zayıflarken istihdam hâlâ artıyorsa, ekonomi büyük olasılıkla genişlemenin sonuna, zirveye yakın bir noktadadır ya da yavaşlamaya girmektedir. İstihdam gecikmeli tepki verme eğiliminde olduğu için, öteki göstergelerdeki düşüş sürerse istihdam da zayıflayabilir; ama tek başına bu tablo bir durgunluğun başladığını kesinleştirmez.
- Birinci mekanizma aşırı ısınmadır: genişleme ilerledikçe enflasyon yükselir, merkez bankası faizleri artırır ve talep yavaşlar. İkinci mekanizma finansal dengesizliklerdir: kredi ve varlık fiyatları aşırı genişler, bir noktada bir çöküş ya da düzeltme yaşanır ve kredi daralmasıyla harcama düşer. Dış şoklar da kırılganlaşmış bir ekonomiyi daralmaya itebilir.
- Talep odaklı açıklama, çevrimlerin toplam talepteki dalgalanmalardan kaynaklandığını ve yapışkan fiyatlar nedeniyle üretimi ve istihdamı düşürdüğünü savunur; durgunluklar önlenebilir bir israftır ve politika onları yumuşatmalıdır. Arz odaklı açıklama, çevrimlerin verimlilikteki gerçek şoklardan kaynaklandığını ve ekonominin bunlara akılcı bir tepki verdiğini savunur; politikayla çevrimleri önlemeye çalışmak zarar verebilir. Bugün çoğu iktisatçı iki tür şokun da rol oynadığını kabul eder.
İleri okuma
- Arthur F. Burns, Wesley C. Mitchell (1946). Measuring Business Cycles. NBER. İş çevrimlerinin sistematik ölçümünün temel eseri.
- National Bureau of Economic Research, «Business Cycle Dating» (nber.org). ABD'de durgunlukların nasıl tarihlendiğine dair resmî açıklama.
- Claudia Sahm (2019). «Direct Stimulus Payments to Individuals». Hamilton Project, Recession Ready içinde. Sahm kuralının ilk önerildiği bölüm.
- Finn E. Kydland, Edward C. Prescott (1982). «Time to Build and Aggregate Fluctuations». Econometrica 50(6). Reel iş çevrimi yaklaşımının kurucu makalesi.
Sonraki derse köprü
Bu derste durgunlukların bir kısmının finansal dengesizliklerle, kredi ve varlık fiyatlarının aşırı genişleyip çökmesiyle başladığını gördük. Bu tür durgunluklar, çoğu zaman sıradan bir yavaşlamadan çok daha derin ve uzun olur. Bir ekonomik kriz sıradan bir durgunluktan neyle ayrılır? Bankacılık, döviz ve borç krizleri nasıl başlar, neden birbirini tetikler ve neden bazı ülkeler aynı hatayı tekrar tekrar yaşar? Ekonomik krizlerin neden olduğunu sıradaki ders açıyor.