Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Nominal döviz kuru bir yabancı paranın yerli para cinsinden fiyatıdır; Türkiye'deki gösterimde kurun yükselmesi liranın değer kaybetmesi demektir.
- Reel kur, nominal kurun iki ülkenin fiyat düzeylerine göre düzeltilmesiyle bulunur; yurt içi enflasyon hızlıysa lira nominal olarak değer kaybederken reel olarak değer kazanabilir.
- Ödemeler dengesi cari işlemler, sermaye ve finans hesaplarından oluşur; cari işlemler dengesi, ulusal birikim eksi yatırıma eşittir.
- Değer kaybı dış dengeyi J eğrisiyle etkiler: önce bozar, miktarlar ayarlandıkça iyileştirir; kur geçişkenliği ve döviz borcu bu etkiyi zayıflatabilir.
- Cari açık her zaman kötü, cari fazla her zaman iyi değildir; açığın neyi finanse ettiği ve fazlanın neyden kaynaklandığı önemlidir.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Nominal ve reel döviz kurunu, ödemeler dengesini, cari işlemler dengesini, J eğrisini ve kur geçişkenliğini tanımlar.
- Anlama — Yerli paranın değer kaybının ihracatı, ithalatı ve fiyatları nasıl etkilediğini ve dış açığın neden bir ülkenin birikimi ile yatırımı arasındaki boşluğun aynası olduğunu açıklar.
- Uygulama — Nominal kur ve enflasyon farkından reel kuru hesaplar; bir değer kaybının kısa ve uzun dönemde dış ticaret dengesine etkisini izler.
- Değerlendirme — Kur değer kaybının bir ekonomi için fırsat mı yük mü olduğunu, döviz borcu ve kur geçişkenliği açısından değerlendirir.
Sezgi
Açılış
2018'in başında bir dolar yaklaşık 3,8 liraydı. Ağustos ortasında kur 7'yi aştı. Birkaç ay içinde lira, dolar karşısında değerinin önemli bir kısmını kaybetti. İthal telefonların, otomobillerin ve ilaçların fiyatları hızla yükseldi; döviz cinsinden borcu olan şirketler zor durumda kaldı. Aynı dönemde Türkiye'yi ziyaret eden turistler için tatil ucuzladı, ihracatçıların ürünleri yurt dışında daha rekabetçi hâle geldi.
Ertesi yıl, 2019'da, Türkiye uzun bir aradan sonra cari işlemler fazlası verdi. 2001'den bu yana ilk kez ülke, yurt dışına sattığı mal ve hizmetlerden ve oradan elde ettiği gelirlerden, yurt dışına ödediğinden fazlasını kazanmıştı. Bu bir başarı mıydı, yoksa bir krizin yan ürünü mü?
Bu ders, ekonominin dış dünyayla ilişkisini inceliyor. Döviz kuru neyi ölçer, neden değişir ve değiştiğinde kimi etkiler? Bir ülkenin dış ticaret dengesi ne anlatır ve bir cari açık her zaman kötü müdür?
Hikâye — Bir yaz krizi
2018 yazında Türkiye'de birkaç sorun aynı anda birikmişti. Enflasyon yükseliyordu, şirketlerin döviz cinsinden borçları büyüktü ve ülke uzun süredir yüksek bir cari açık veriyordu; yatırımlarının ve tüketiminin bir kısmını yabancı kaynaklarla finanse ediyordu. Uluslararası yatırımcılar, gelişmekte olan ülkelere karşı daha temkinli davranmaya başlamıştı. Bir de ABD ile siyasi gerginlik tırmandı.
10 Ağustos'ta ABD, Türkiye'den ithal edilen çelik ve alüminyuma uyguladığı gümrük vergisini iki katına çıkaracağını açıkladı. Lira aynı gün sert biçimde değer kaybetti ve 13 Ağustos'ta dolar karşısında rekor düzeye geriledi. Yıl başından bu yana liranın kaybı yüzde 40'a yaklaşmıştı. Merkez bankası eylülde politika faizini sert biçimde artırdı ve kur zamanla kısmen toparlandı.
Kriz, ekonominin dış dengesini birkaç ay içinde değiştirdi. İthalat hızla daraldı: hem yabancı mallar pahalanmıştı hem de ekonomi yavaşlamış, haneler ve şirketler harcamalarını kısmıştı. İhracat ise görece dirençli kaldı. 2018'de 27,6 milyar dolar olan cari açık, 2019'da küçük bir fazlaya döndü.
Bu dönüşümün kaynağı üzerine iktisatçılar farklı vurgular yaptı. Bir kısmı, liranın değer kaybının ihracatı rekabetçi kıldığını ve ithal mallardan yerli mallara geçişi teşvik ettiğini vurguladı. Bir kısmı ise cari dengedeki iyileşmenin asıl kaynağının ithalattaki çöküş olduğunu, bunun da ekonominin yavaşlamasının ve hanelerin yoksullaşmasının sonucu olduğunu hatırlattı. İki açıklama da doğruydu; ama ikincisi, cari fazlanın her zaman bir başarı işareti olmadığını gösteriyordu.
Kavram
Döviz kuru, iki paranın birbirine göre fiyatıdır. Türkiye'de kur genellikle bir yabancı paranın kaç lira ettiği biçiminde ifade edilir.
Nominal kur tek başına, yerli malların yabancı mallara göre ucuz mu pahalı mı olduğunu göstermez. Lira dolar karşısında yüzde 20 değer kaybetse bile, Türkiye'de fiyatlar da yüzde 30 artmışsa, Türk malları yabancılar için ucuzlamamış, pahalanmıştır. Bu karşılaştırmayı yapan ölçüye reel kur denir.
Bir ülkenin dış dünyayla bütün ekonomik işlemleri, bir muhasebe tablosunda kaydedilir.
Bu tablonun en çok izlenen kalemi, mal ve hizmet ticareti ile gelir akımlarını içeren kısımdır.
Kurun değişimi dış ticareti hemen etkilemez. Kısa dönemde miktarlar yavaş ayarlanırken fiyatlar hızla değişir; bu yüzden bir değer kaybının dış dengeye etkisi zaman içinde farklı bir yol izler.
Kur değiştiğinde, raftaki yabancı ürünlerin ve dışarıdan parça alan yerli üreticilerin etiketleri de oynar.
Veri ve kanıt
Bu veriler, döviz kuru ile dış denge arasındaki ilişkinin iki farklı biçimde okunabileceğini gösterir. Bir okumaya göre değer kaybı, göreli fiyatları ihracat lehine çevirerek dış dengeyi düzeltir. Bu okuma, esnek kurun bir ekonominin dış şoklara uyum sağlamasını kolaylaştırdığını ve sabit kurlu ülkelerin, örneğin Avro Bölgesi'nin güney ülkelerinin, aynı uyumu çok daha acı verici bir iç devalüasyonla yapmak zorunda kaldığını vurgular.
Öbür okumaya göre ise gelişmekte olan ülkelerde değer kaybının etkileri çok daha karmaşıktır. Şirketlerin ve bankaların döviz cinsinden borçları varsa, değer kaybı onların bilançolarını bozar, yatırımlarını ve kredi vermelerini azaltır. İthal girdi payı yüksekse, ihracatçıların maliyetleri de artar ve rekabet avantajı sınırlı kalır. Güçlü kur geçişkenliği, değer kaybını hızla enflasyona dönüştürür ve reel kurdaki kazanımı eritir. Bu okumaya göre 2019'daki cari fazlanın büyük kısmı, rekabet gücündeki bir artıştan değil, iç talebin çöküşünden kaynaklandı.
Yaygın yanlış«Cari açık her zaman kötüdür, cari fazla her zaman iyidir.»
Cari açık, ülkede yapılan yatırımın ülke içinde biriktirilen kaynağı aştığını ve farkın dışarıdan geldiğini gösterir. Açık, verimli yatırımları finanse ediyorsa ve uzun vadeli, istikrarlı kaynaklarla karşılanıyorsa sorun olmayabilir. Cari fazla ise, iç talebin çökmesinden ve ithalatın daralmasından kaynaklanıyorsa, bir sağlık işareti değil, bir durgunluk işaretidir.
Yaygın yanlış«Lira değer kaybederse ihracat hemen artar ve dış açık kapanır.»
İhracat miktarlarının kura tepki vermesi zaman alır; kısa dönemde ithalatın faturası hızla artarken ihracat yavaş toparlanır ve dış açık önce büyüyebilir. Ayrıca ihracatçılar ithal girdi kullanıyorsa maliyetleri de artar, ve yurt içi enflasyon yükselirse reel kurdaki kazanım zamanla erir.
Neden önemli?
Türkiye, dış dünyaya çok açık bir ekonomidir. Enerjinin büyük kısmı ithal edilir, sanayinin önemli bir kısmı ithal ara mallarla üretim yapar ve pek çok şirketin borcu döviz cinsindendir. Bu yüzden döviz kuru, Türkiye'de enflasyonun, şirket bilançolarının ve hane bütçelerinin en önemli belirleyicilerinden biridir. Bir kur şoku, birkaç ay içinde market fiyatlarına, akaryakıt pompasına ve kira sözleşmelerine yansıyabilir.
Cari işlemler dengesi de ekonominin kırılganlığının önemli bir göstergesidir. Yüksek bir cari açık, ülkenin sürekli yabancı kaynağa ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Yabancı sermaye akımları bir anda tersine dönerse, yani bir ani duruş yaşanırsa, açığı finanse etmek imkânsızlaşır; kur sert biçimde değer kaybeder ve ekonomi zorunlu bir daralmaya girer. Türkiye'nin 1994, 2001 ve 2018 krizlerinin ortak bir özelliği, bu tür bir dış finansman kırılganlığıdır.
Kişisel kararlarda da kur önemlidir. Dövizle borçlanmak, döviz cinsinden bir birikim tutmak, ithal bir ürünü şimdi ya da sonra almak gibi kararların hepsi, kurun gelecekteki seyrine dair bir beklenti içerir. Kurun neyin sonucu olduğunu anlamak, bu kararları daha bilinçli vermeyi sağlar.
Model
Kuru okumak
Döviz kuru iki farklı biçimde ifade edilebilir: bir doların kaç lira ettiği ya da bir liranın kaç dolar ettiği. Türkiye'de ilk gösterim yaygındır. Bu gösterimde dolar kuru 30 liradan 36 liraya çıktığında, lira değer kaybetmiştir: aynı doları almak için daha fazla lira gerekir. Kurun yükselmesi yerli paranın zayıflaması, düşmesi ise güçlenmesi demektir.
Bu yön karışıklığı, haberleri okurken dikkat gerektirir. «Kur yüzde 20 yükseldi» ifadesi, lira cinsinden doların fiyatının yüzde 20 arttığı anlamına gelir; liranın dolar cinsinden değeri ise 1 ÷ 1,20 ≈ 0,833 katına, yani yaklaşık yüzde 16,7 düşmüştür. İki yüzde birbirine eşit değildir.
Kuru ne belirler?
Döviz kuru, bir piyasa fiyatıdır ve dövizin arz ve talebiyle belirlenir. Döviz talebi, yabancı mal ve hizmet satın almak isteyen ithalatçılardan, yurt dışına yatırım yapmak ya da birikimini dövizde tutmak isteyen yerleşiklerden ve dış borç ödemesi yapanlardan gelir. Döviz arzı ise ihracatçılardan, turistlerden, yurt dışında çalışan vatandaşların gönderdiği paralardan ve ülkeye yatırım yapan ya da borç veren yabancılardan gelir.
Kısa dönemde kurun en büyük belirleyicisi çoğu zaman sermaye akımlarıdır. Yabancı yatırımcılar bir ülkenin faizini çekici bulduğunda ve risklerini düşük gördüğünde para getirir ve yerli para değer kazanır. Risk algısı bozulduğunda ya da küresel faizler yükseldiğinde, sermaye çıkar ve yerli para değer kaybeder. Merkez bankası da piyasaya döviz satarak ya da alarak kuru etkileyebilir, ama bunu ancak rezervlerinin izin verdiği ölçüde yapabilir.
Faiz farkı ve beklenen kur
Bir yatırımcı, parasını bir yıl boyunca liraya mı dolara mı yatıracağına karar verirken iki şeyi karşılaştırır: iki para birimindeki faiz farkını ve bu süre içinde kurun ne kadar değişmesini beklediğini. Lira faizi yüzde 40, dolar faizi yüzde 5 ise, liraya yatırım yapmak, liranın bir yılda yüzde 33'ten fazla değer kaybetmesi beklenmedikçe daha kârlıdır: 1,40 ÷ 1,05 ≈ 1,33.
Bu hesap, yüksek faizin yerli paraya neden destek verdiğini açıklar. Ama aynı hesap, faiz farkının beklenen değer kaybını karşılayamadığı ya da ülkenin riskinin arttığı anlarda sermayenin neden hızla çıkabildiğini de gösterir. Yatırımcılar yalnızca faize değil, kurun gelecekteki seyrine ve paralarını geri alabileceklerine dair güvene de bakar.
Uzun dönemde kur ve enflasyon
Uzun dönemde kurun seyri büyük ölçüde enflasyon farklarına bağlıdır. GSYH dersinde gördüğümüz satın alma gücü paritesinin göreli biçimi, iki ülke arasındaki kurun, aradaki enflasyon farkı kadar değişme eğiliminde olduğunu söyler. Türkiye'de enflasyon yıllık yüzde 30, ABD'de yüzde 3 ise, uzun dönemde doların lira karşısında yılda yaklaşık yüzde 26 değer kazanması beklenir: 1,30 ÷ 1,03 ≈ 1,26.
Bu ilişki kısa dönemde sık sık bozulur; kurlar sermaye akımları ve beklentilerle aylarca, hatta yıllarca bu yoldan sapabilir. Ama yüksek enflasyonlu ülkelerde, yerli paranın uzun dönemde sürekli değer kaybetmesinin temel nedeni, yurt içi fiyatların yurt dışındakilerden hızlı artmasıdır.
Reel kur
Reel kur, bir ülkenin mallarının dünya mallarına göre ucuz mu pahalı mı olduğunu gösterir. RER = E × P ÷ P formülünde E nominal kur, P yurt dışı fiyat düzeyi, P yurt içi fiyat düzeyidir. Reel kurdaki bir artış, Türk ürünlerini dış alıcıların gözünde görece ucuzlatır ve rekabet gücünü artırır; düştüğünde yerli mallar görece pahalanır.
Bu hesap bir sonucu açıkça gösterir: nominal kurun yükselmesi, yurt içi enflasyon daha hızlıysa reel kurun düşmesiyle birlikte olabilir. Lira yıl boyunca değer kaybetse bile, Türk mallarının dünyada pahalanması mümkündür. Bu yüzden rekabet gücünü değerlendirirken nominal kura değil, reel kura bakılır. Merkez bankaları, ülkenin birçok ticaret ortağıyla karşılaştırmayı birleştiren reel efektif kur endeksleri yayımlar.
Çözümlü örnek — reel kurun hesabı
Birinci adım, başlangıç. Bir yılın başında dolar kuru 30 lira olsun. Yurt içi ve yurt dışı fiyat endekslerini 100 kabul edelim. Reel kur 30 × 100 ÷ 100 = 30'dur.
İkinci adım, bir yıl sonra. Kur 36 liraya çıkar; nominal olarak yüzde 20'lik bir değer kaybı. Aynı yıl yurt içi fiyatlar yüzde 30, yurt dışı fiyatlar yüzde 3 artar. Reel kur 36 × 103 ÷ 130 ≈ 28,5 olur.
Üçüncü adım, sonucu yorumla. Reel kur 30'dan yaklaşık 28,5'e, yani yaklaşık yüzde 4,9 düştü. Lira nominal olarak değer kaybetmesine rağmen, reel olarak değer kazandı. Türk malları, bir yıl öncesine göre dünya pazarlarında daha pahalı hâle geldi; ihracatçıların fiyat rekabet gücü zayıfladı.
Dördüncü adım, rekabet gücünü korumak için gereken kur. Reel kurun 30'da kalması için nominal kurun ne olması gerekirdi? E × 103 ÷ 130 = 30'dan E ≈ 37,9 lira. Rekabet gücünü korumak için liranın yaklaşık yüzde 26 değer kaybetmesi gerekirdi; bu, iki ülkenin enflasyon farkına karşılık gelir.
Ödemeler dengesinin yapısı
Ödemeler dengesi, üç ana hesaptan oluşur. Cari işlemler hesabı; mal ticaretini, turizm ve taşımacılık gibi hizmet ticaretini, yurt dışına ödenen ve yurt dışından alınan faiz ve kâr gibi birincil gelirleri ve işçi dövizleri gibi ikincil gelirleri kapsar. Sermaye hesabı, küçük ve özel bazı transferleri içerir. Finans hesabı ise doğrudan yatırımları, hisse senedi ve tahvil yatırımlarını, kredileri ve merkez bankası rezervlerindeki değişimi kaydeder.
Muhasebe gereği, cari işlemler dengesi ile finans hesabı birbirini dengeler. Cari açık veren bir ülke, bu açığı yabancı yatırımlarla, borçlanmayla ya da rezervlerini kullanarak finanse etmek zorundadır. Açığın hangi kalemlerle finanse edildiği önemlidir: uzun vadeli doğrudan yatırımlar, kısa vadeli ve hızla çıkabilecek portföy akımlarından çok daha istikrarlı bir finansman kaynağıdır.
Cari denge ve tasarruf
Tasarruf ve yatırım dersinde, S − I = NX eşitliğini gördük. Gelir akımları da eklendiğinde bu eşitlik, cari işlemler dengesine genişler: ülkenin biriktirdiği ile yatırdığı arasındaki boşluk, dış dünyayla olan cari hesabın bakiyesini verir. Cari açık, ülkenin yatırımının tasarrufunu aştığı ve aradaki farkın yabancılardan borç alınarak ya da sermaye çekilerek karşılandığı anlamına gelir.
Bu eşitlik, cari açığa dair tartışmaları farklı bir açıdan görmeyi sağlar. Cari açığı kapatmanın yolu, yalnızca ihracatı artırmak ya da ithalatı kısmak değil, yurt içi tasarrufu artırmak ya da yatırımı azaltmaktır. 2019'daki cari fazlanın arkasında da bu eşitlik vardır: ekonomi yavaşlarken yatırım sert biçimde düşmüş, birikim ile yatırım arasındaki boşluk kapanmıştı.
Değer kaybı ve J eğrisi
Yerli paranın değer kaybı, dış ticareti iki kanaldan etkiler. Fiyat kanalında, ithal mallar yerli para cinsinden pahalanır, yerli mallar yabancılar için ucuzlar. Miktar kanalında ise, bu fiyat değişimlerine tepki olarak ithalat miktarı azalır, ihracat miktarı artar. Fiyatlar hemen, miktarlar ise yavaş değişir.
Bu zamanlama farkı, J eğrisini ortaya çıkarır. Değer kaybının hemen ardından, ithalat için daha fazla ödeme yapılırken ihracat miktarları henüz artmamıştır ve dış açık büyür. Aylar geçtikçe ithalatçılar yerli alternatiflere yönelir, ihracatçılar yeni pazarlar bulur ve dış denge iyileşir. Değer kaybının dış dengeyi sonunda iyileştirmesi için, ihracat ve ithalat miktarlarının fiyata yeterince duyarlı olması gerekir; bu koşul, iktisatçılar tarafından Marshall–Lerner koşulu olarak anılır.
Çözümlü örnek — J eğrisinin iki durağı
Bir ülke ayda 80 milyon dolarlık ihracat ve 100 milyon dolarlık ithalat yapıyor olsun; dış ticaret açığı 20 milyon dolar. Rakamlar örnektir. İhracatçılar ürünlerini yerli para cinsinden fiyatlıyor, ithalat ise dolar cinsinden fiyatlanıyor.
Birinci durak, ilk aylar. Yerli para yüzde 25 değer kaybeder. İhracatçılar yerli para fiyatlarını değiştirmez; bu yüzden ürünlerinin dolar fiyatı 1 ÷ 1,25 = 0,8 katına iner. Miktarlar henüz değişmediği için ihracat geliri 80 × 0,8 = 64 milyon dolara düşer. İthalat dolar cinsinden 100 milyon dolarda kalır. Açık 36 milyon dolara büyür.
İkinci durak, bir yıl sonra. Ucuzlayan ürünlere talep artar ve ihracat miktarı yüzde 30 yükselir; ihracat geliri 80 × 1,30 × 0,8 = 83,2 milyon dolar olur. Yerli para cinsinden pahalanan ithalat ise miktar olarak yüzde 20 azalır: 80 milyon dolar. Dış ticaret dengesi 3,2 milyon dolar fazla verir. Denge önce kötüleşmiş, sonra iyileşmiştir: grafikte bir J harfi çizer.
Kur geçişkenliği ve enflasyon
Değer kaybının bir bedeli de yurt içi fiyatlardır. Dışarıdan alınan tüketim ürünleri, enerji ve üretimde kullanılan parçalar pahalanır. Bu maliyet artışının fiyatlara ne ölçüde yansıdığı, kur geçişkenliğine bağlıdır. İthal girdi payının yüksek olduğu, enflasyonun zaten yüksek seyrettiği ve beklentilerin gevşek olduğu ekonomilerde şirketler maliyet artışlarını fiyatlarına hızla ve büyük ölçüde yansıtır.
Güçlü geçişkenlik, değer kaybının rekabet avantajını hızla eritir. Reel kur hesabında gördüğümüz gibi, yurt içi fiyatlar kur kadar hızlı artarsa reel kur değişmez ve değer kaybı dış dengeye kalıcı bir katkı yapmaz. Bu, yüksek enflasyonlu ekonomilerde değer kaybının neden çoğu zaman bir enflasyon sarmalını beslediğini açıklar.
Döviz borcu ve bilanço etkisi
Asya krizini ve 2001 Türkiye krizini anlatırken para uyumsuzluğunu gördük: borcu döviz, geliri yerli para cinsinden olan şirketler ve bankalar. Bu durumda değer kaybı, rekabet gücünü artırmanın yanında bilançoları da bozar. Geliri lira olan bir şirketin dolar borcunun lira karşılığı, kur yüzde 40 yükseldiğinde yüzde 40 artar. Şirket yatırımını keser, bazen iflas eder; bankalar kredi vermeyi kısar.
Bu bilanço etkisi, değer kaybının ekonomiyi daraltıcı bir etkisi olabileceğini gösterir. Döviz borcu yüksek bir ekonomide değer kaybı, ihracat kanalıyla büyümeyi desteklerken bilanço kanalıyla onu frenler; hangisinin baskın çıkacağı, borcun büyüklüğüne ve kimin elinde olduğuna bağlıdır.
Kur rejimleri
Ülkeler kurlarını farklı biçimlerde yönetir. Sabit kur rejiminde merkez bankası kuru belirli bir düzeyde tutmayı taahhüt eder ve bunun için rezervlerini kullanır. Dalgalı kur rejiminde kur piyasada belirlenir. Pek çok ülke ise ikisinin arasında, kurun piyasada oluşmasına izin veren ama aşırı dalgalanmalarda müdahale eden yönetimli bir dalgalanma uygular.
Her rejimin bir bedeli vardır. Açık ekonominin temel kısıtlarından biri, bir ülkenin sermaye hareketlerine açıklık, sabit bir kur ve bağımsız bir para politikasını aynı anda sürdürememesidir; bunlardan en fazla ikisi seçilebilir. Sermaye akımlarına açık ve para politikasını enflasyonla mücadele için kullanmak isteyen bir ülke, kurun dalgalanmasını kabul etmek zorundadır.
Modelin sınırları
Bu dersin çerçevesi, kurun ve dış dengenin temel mekanizmalarını gösterir. Gerçekte kurlar, beklentiler, risk algısı ve küresel finansal koşullar tarafından günlük olarak sarsılır ve temel göstergelerden uzun süre sapabilir. İhracat ve ithalatın kura tepkisi, ürünlerin türüne, küresel değer zincirlerine ve rakip ülkelerin kurlarına bağlıdır. Ayrıca rakamlar sık sık revize edilir; ödemeler dengesi verileri, özellikle ilk açıklandıklarında, sonradan önemli ölçüde değişebilir. Model, yine de, kurun ve cari dengenin neyin sonucu olduğunu sorgulamak için sağlam bir başlangıç noktasıdır.
Uygulama
Özet kartı
- Nominal döviz kuru bir yabancı paranın yerli para cinsinden fiyatıdır; Türkiye'deki gösterimde kurun yükselmesi liranın değer kaybetmesi demektir.
- Reel kur, nominal kurun iki ülkenin fiyat düzeylerine göre düzeltilmesiyle bulunur; yurt içi enflasyon hızlıysa lira nominal olarak değer kaybederken reel olarak değer kazanabilir.
- Ödemeler dengesi cari işlemler, sermaye ve finans hesaplarından oluşur; cari işlemler dengesi, ulusal birikim eksi yatırıma eşittir.
- Değer kaybı dış dengeyi J eğrisiyle etkiler: önce bozar, miktarlar ayarlandıkça iyileştirir; kur geçişkenliği ve döviz borcu bu etkiyi zayıflatabilir.
- Cari açık her zaman kötü, cari fazla her zaman iyi değildir; açığın neyi finanse ettiği ve fazlanın neyden kaynaklandığı önemlidir.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Nominal döviz kuru | Nominal exchange rate | Yabancı paranın yerli para cinsinden fiyatı |
| Reel döviz kuru | Real exchange rate | Fiyat düzeylerine göre düzeltilmiş kur; göreli fiyat rekabet gücü |
| Ödemeler dengesi | Balance of payments | Yurt dışıyla bütün ekonomik işlemlerin kaydı |
| Cari işlemler dengesi | Current account balance | Mal, hizmet, gelir ve transfer akımlarının net toplamı |
| J eğrisi | J-curve | Değer kaybından sonra dış dengenin önce bozulup sonra düzelmesi |
| Kur geçişkenliği | Exchange rate pass-through | Kur değişiminin yurt içi fiyatlara yansıma derecesi |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Dolar kuru 40 liradan 50 liraya çıktı. Bu, liranın değer kaybı mı kazancı mıdır? Liranın dolar cinsinden değeri yüzde kaç değişti?
- (Çıktı 2) Cari işlemler açığı neden ulusal birikim ile yatırımın farkına eşittir? Bu eşitliğin cari açığı kapatma politikaları için anlamı nedir?
- (Çıktı 3) Dolar kuru 20'den 25 liraya çıkıyor; yurt içi enflasyon yüzde 40, ABD enflasyonu yüzde 2. Başlangıçta fiyat endeksleri 100 ise reel kuru hesapla ve yorumla.
- (Çıktı 3) J eğrisi örneğinde ihracat miktarı yüzde 30 değil yüzde 15, ithalat miktarı yüzde 20 değil yüzde 10 değişseydi, bir yıl sonra dış ticaret dengesi ne olurdu?
- (Çıktı 2) Kur geçişkenliği güçlü bir ekonomide değer kaybının rekabet gücüne etkisi neden sınırlıdır?
- (Çıktı 4) 2019'daki cari fazlayı, değer kaybının rekabet gücünü artırdığını vurgulayan ve iç talebin çöküşünü vurgulayan görüşler üzerinden değerlendir.
Cevaplar
- Değer kaybıdır: aynı doları almak için daha fazla lira gerekir. Liranın dolar cinsinden değeri 40 ÷ 50 = 0,8 katına iner; yüzde 20 düşer. Kur ise yüzde 25 yükselmiştir.
- Bir ülkenin geliri, tüketime, yatırıma ve kamu harcamalarına gider; yurt içi harcamayı aşan gelir dış dünyaya borç verilir, geliri aşan harcama ise dış dünyadan borç alınarak yapılır. Bu yüzden tasarruf eksi yatırım, cari işlemler dengesine eşittir. Cari açığı kapatmak, yalnızca ihracatı artırmak ya da ithalatı kısmakla değil, yurt içi tasarrufu artırmak ya da yatırımı azaltmakla da ilgilidir.
- Başlangıçta reel kur 20 × 100 ÷ 100 = 20. Sonra 25 × 102 ÷ 140 ≈ 18,2. Reel kur yaklaşık yüzde 9 düşmüştür: lira nominal olarak yüzde 20 değer kaybetmesine rağmen reel olarak değer kazanmış, Türk malları dünyada pahalanmıştır.
- İhracat geliri 80 × 1,15 × 0,8 = 73,6 milyon dolar, ithalat 100 × 0,9 = 90 milyon dolar olur. Açık 16,4 milyon dolardır; başlangıçtaki 20 milyon dolarlık açıktan biraz daha iyi, ama fazla verilmez. Miktarların fiyata duyarlılığı düşük olduğunda değer kaybının dış dengeyi iyileştirme gücü sınırlıdır.
- Değer kaybı ithal girdi ve tüketim mallarının fiyatını yükseltir. Güçlü geçişkenlikle bu maliyet artışları hızla yurt içi fiyatlara yansır ve yurt içi enflasyon yükselir. Reel kur, nominal kurun artışı ile yurt içi fiyat artışının farkına bağlı olduğu için, fiyatlar kur kadar hızlı artarsa reel kur değişmez ve rekabet avantajı ortadan kalkar.
- Rekabet gücünü vurgulayan görüş, liranın değer kaybının ihracatı desteklediğini ve ithal mallardan yerli mallara geçişi teşvik ettiğini savunur. İç talebi vurgulayan görüş, cari fazlanın asıl kaynağının ekonominin yavaşlaması, yatırımın ve tüketimin düşmesi ve ithalatın çökmesi olduğunu savunur. Tasarruf-yatırım eşitliği ikinci görüşü destekler: yatırım düştüğünde cari denge kendiliğinden iyileşir. İki etki birlikte çalışmıştır; ama cari fazla, bir sağlık işaretinden çok bir düzeltme ve daralma işaretidir.
İleri okuma
- Congressional Research Service, «Turkey's Currency Crisis», IF10957. 2018 kur krizinin kısa bir özeti.
- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Ödemeler Dengesi İstatistikleri ve reel efektif döviz kuru endeksleri (tcmb.gov.tr). Türkiye'nin dış dengesine dair resmî veriler.
- Maurice Obstfeld, Kenneth Rogoff (1995). «The Mirage of Fixed Exchange Rates». Journal of Economic Perspectives 9(4). Sabit kur rejimlerinin sermaye hareketliliği altındaki kırılganlığı.
- Gita Gopinath ve ark. (2020). «Dominant Currency Paradigm». American Economic Review 110(3). Dünya ticaretinin dolar cinsinden fiyatlanmasının kur geçişkenliği ve dış denge üzerindeki etkisi.
Sonraki derse köprü
Bu derste kur şoklarının ve dış finansman kırılganlığının bir ekonomiyi nasıl bir durgunluğa sürükleyebildiğini gördük. Ama durgunluklar yalnızca dış şoklardan doğmaz; ekonomiler, kendi iç dinamikleriyle de genişleme ve daralma dönemlerinden geçer. Bir durgunluk nasıl tanımlanır ve kim ilan eder? Genişlemeler neden bir noktada sona erer? İş çevrimlerini, durgunluğu ve genişlemeyi sıradaki ders açıyor.