Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Banka bilançosunda varlıklar (rezervler, tahviller, krediler) her zaman yükümlülükler (mevduatlar) ile özkaynağın toplamına eşittir.
- Kredi, borçlunun hesabında daha önce var olmayan bir bakiye doğurur, yani yeni para yaratır; kredi geri ödendiğinde bu para ortadan kalkar.
- Merkez bankası rezerv parayı yaratır; para arzının büyük kısmı ise bankaların yarattığı mevduattır. Ders kitabı para çarpanı 1 ÷ r ile hesaplanır, ama bugünkü faiz odaklı para politikasını tam anlatmaz.
- Bankaların para yaratma gücünü kârlılık, kredi talebi, ödemelerde kaybedilen rezervler ve sermaye yeterliliği kuralları sınırlar.
- Tam karşılıklı bankacılık panikleri önlemeyi ve para yaratmayı kamuya bırakmayı amaçlar; İsviçre'de 2018'de büyük çoğunlukla reddedildi ve etkileri tartışmalıdır.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Banka bilançosunu, parasal tabanı, para arzı ölçülerini, para çarpanını ve sermaye yeterliliğini tanımlar.
- Anlama — Bir bankanın kredi verirken nasıl yeni mevduat, yani yeni para yarattığını ve bu gücü neyin sınırladığını açıklar.
- Uygulama — Bir banka bilançosunda kredi, ödeme ve kredi zararı işlemlerinin etkisini izler; ders kitabı para çarpanını ve sermaye yeterlilik oranını hesaplar.
- Değerlendirme — Bankaların para yaratma yetkisinin sınırlanmasına dair tam karşılıklı bankacılık önerisini, destekleyen ve karşı çıkan görüşlerle değerlendirir.
Sezgi
Açılış
10 Haziran 2018'de İsviçre'de seçmenler sandığa gitti ve tuhaf bir soruyu yanıtladı: Ticari bankalar para yaratabilmeli mi?
Soru pek çok seçmene garip geldi. Çoğu insan, parayı merkez bankasının bastığını, bankaların da insanların yatırdığı parayı başkalarına ödünç verdiğini düşünür. Oysa halkoylamasını başlatanlar, bu resmin eksik olduğunu, bankaların kredi verirken sıfırdan para yarattığını ve bu gücün onlardan alınması gerektiğini savunuyordu.
İsviçreliler öneriyi büyük bir çoğunlukla reddetti. Ama sorulan soru yerinde duruyor. Bu derste paranın bugünkü ekonomide nasıl yaratıldığına, bankaların bu süreçteki rolüne ve bu rolü neyin sınırladığına bakıyoruz.
Hikâye — Bir halkoylamasının arkasında
İsviçre'de yeterli imzayı toplayan her yurttaş girişimi halkoyuna sunulur. 2011'de kurulan bir dernek, 2014'ten itibaren imza topladı ve yüz binden fazla geçerli imzayla «Vollgeld», yani «tam para» girişimini oylamaya taşıdı. Girişimin önerisi radikaldi: elektronik para da dahil olmak üzere bütün parayı yalnızca İsviçre Merkez Bankası yaratacaktı. Ticari bankalar, müşterilerinin ödeme hesaplarındaki parayı kendi bilançolarında tutamayacak, yalnızca merkez bankasının yarattığı ya da tasarruf sahiplerinden topladığı parayı ödünç verebilecekti.
Girişimin savunucularına göre bu, 2008 küresel finans krizinin dersiydi. Bankalar kredi verdikçe para yaratıyor, kredi patladığında para arzı da patlıyor, kriz geldiğinde de devlet bankaları kurtarmak zorunda kalıyordu. Para yaratma yetkisi kamuya ait olmalı, bankalar yalnızca aracılık yapmalıydı.
Karşı çıkanlar arasında İsviçre hükümeti, parlamento ve İsviçre Merkez Bankası vardı. Onlara göre öneri, dünyada hiçbir büyük ekonomide denenmemiş bir düzeni bir ülkenin üzerinde denemek demekti. Bankaların kredi verme kapasitesi daralabilir, merkez bankası siyasi baskılara açık hâle gelebilir ve finansal faaliyet denetimi zor alanlara kayabilirdi.
Sonuç açıktı: seçmenlerin yaklaşık dörtte üçü öneriyi reddetti. Ama tartışma, bu satırları okuyan pek çok kişinin hiç düşünmediği bir gerçeği geniş bir kamuoyunun önüne getirdi: bugün cebimizde değil, hesabımızda duran paranın büyük kısmı, bir bankanın verdiği bir kredinin gölgesidir.
Kavram
Bankaların nasıl çalıştığını anlamak için bilançolarına bakmak gerekir. Bilanço, bir kurumun sahip olduklarını ve borçlu olduklarını karşılaştıran bir tablodur.
Bankanın mevduat sahibine olan borcu, mevduat sahibi açısından paradır. Bir banka kredi verdiğinde, kredi alanın hesabına bir mevduat yazar; bu yeni mevduat, o anda ekonomide yeni bir paradır. Bankalar böylece, bankacılığın tarihinde gördüğümüz kaydi paranın büyük kısmını yaratır.
Merkez bankası ise iki tür para yaratır: dolaşımdaki banknotlar ve bankaların merkez bankasındaki hesaplarında tuttuğu rezervler. Bu ikisinin toplamı, bütün para sisteminin temelidir.
Ekonomide dolaşan paranın toplamını ölçmek için ise hangi varlıkların para sayılacağına karar vermek gerekir. Merkez bankaları bunu farklı genişlikte ölçülerle yapar.
Bankaların para yaratma gücünün sınırsız olmadığını anlamak önemlidir. Kredi vermek kârlı olmalı, kredi alacak güvenilir birileri bulunmalı, banka zarar ederse ayakta kalacak kadar özkaynağa sahip olmalı ve mevduat sahipleri başka bankalara ödeme yaptığında kaybedeceği rezervleri karşılayabilmelidir.
Veri ve kanıt
İsviçre'deki tartışmanın bir tarihsel kökü vardır. 1930'lardaki bankacılık krizlerinin ardından, Chicago Üniversitesi'nden bir grup iktisatçı ve Irving Fisher, bankaların mevduatlarının tamamını rezerv olarak tutmasını öneren planlar geliştirdi. Fisher'in 1935'te yayımlanan kitabı bu fikri savunuyordu. Öneriyi savunanlara göre bu düzen, banka paniklerini ortadan kaldırır, çünkü her mevduatın arkasında tam karşılığı bulunur; kredi dalgalanmalarının para arzını sarsmasını da önler.
Öneriye karşı çıkanlar ise önemli sakıncalara dikkat çeker. Bankaların likit mevduatı uzun vadeli krediye dönüştürmesi, ekonomi için değerli bir hizmettir; bunu yasaklamak kredinin maliyetini yükseltebilir. Ayrıca kredi faaliyeti bankalardan, denetimin daha zayıf olduğu finans kurumlarına kayabilir; kriz riski ortadan kalkmaz, yalnızca görünmez hâle gelir. Günümüzde merkez bankalarının çoğu, bu riski tam karşılık yerine sermaye kuralları, mevduat sigortası ve son başvuru mercii işleviyle yönetmeyi tercih eder.
Bankaların para yaratma sürecinin ders kitaplarında nasıl anlatıldığı da bir tartışma konusu oldu. İngiltere Merkez Bankası'nın 2014'teki açıklayıcı makaleleri, bankaların önce mevduat toplayıp sonra onu ödünç verdiği anlatısının ters işlediğini vurguladı: gerçekte kredi önce gelir ve mevduatı yaratır. Makaleler, merkez bankasının kısa vadeli faizi belirlediğini ve bankaların ihtiyaç duyduğu rezervleri bu faizden sağladığını, dolayısıyla ders kitabındaki para çarpanının bugünkü para politikası çerçevesini iyi anlatmadığını belirtti.
Yaygın yanlış«Bankalar yalnızca başkalarının yatırdığı parayı ödünç verir.»
Kredi onaylandığı anda banka, borçlunun hesabındaki bakiyeyi artırır; bu bakiye daha önce hiçbir yerde yoktu ve yeni paradır. Bankalar, önceden toplanmış bir mevduatı başkasına aktarmakla yetinmez. Ama bu güç sınırsız değildir: kârlılık, sermaye yeterliliği, likidite ve merkez bankasının faiz politikası onu sınırlar.
Yaygın yanlış«Paranın miktarını tamamen merkez bankası belirler.»
Merkez bankası banknotları ve rezervleri doğrudan yaratır, faizleri belirleyerek kredi koşullarını etkiler. Ama para arzının büyük kısmını oluşturan mevduat, bankaların ve kredi alanların kararlarıyla yaratılır. Kredi talebi azaldığında ya da bankalar temkinli davrandığında, merkez bankası rezerv artırsa bile para arzı beklendiği kadar büyümeyebilir.
Neden önemli?
Bankaların kredi verirken para yarattığını anlamak, Türkiye'nin son yıllardaki ekonomik tartışmalarını okumayı kolaylaştırır. Hızlı kredi genişlemesi dönemlerinde para arzı da hızla büyür ve bu, talebi ve fiyatları yukarı iter. Merkez bankasının kredi büyümesine sınırlar koyması, zorunlu karşılık oranlarını değiştirmesi ya da bazı kredi türlerini kısıtlaması, bu yüzden, enflasyonla mücadelenin araçları arasında yer alır.
Bir bankanın sağlığını anlamak da gündelik bir mesele olabilir. Mevduatın belirli bir tutara kadar sigorta kapsamında olması, küçük birikimleri korur. Ama bir bankanın ne kadar özkaynağı olduğu, kredilerinin ne kadarının geri ödenmediği ve ne kadar hızlı çekilebilecek mevduata dayandığı, o bankanın dayanıklılığını belirler. 2001 krizinde Türkiye'de pek çok bankanın batması, bu göstergelerin ihmal edilmesinin bedelini gösterdi.
Son olarak, bu ders paranın doğası hakkındaki sezgimizi değiştirir. Hesabımızdaki para, bir kasada duran bir nesne değil, bir bankanın bize olan borcudur. O borcun güvenilirliği, bankanın sağlamlığına, onu denetleyen kurumlara ve arkasında duran merkez bankasına bağlıdır.
Model
Bir bankanın bilançosu
Bir bankanın basitleştirilmiş bilançosunu düşünelim. Rakamlar örnektir ve milyon lira cinsindendir.
| Varlıklar | Tutar | Yükümlülükler ve özkaynak | Tutar |
|---|---|---|---|
| Merkez bankasındaki rezervler | 100 | Mevduatlar | 1.000 |
| Devlet tahvilleri | 150 | Özkaynak | 100 |
| Krediler | 850 | ||
| Toplam | 1.100 | Toplam | 1.100 |
Bilançonun iki tarafı her zaman eşittir. Varlıklar tarafında banka, merkez bankasında rezerv tutar; bunlar bankanın öbür bankalara ödeme yapmak ve müşterilerinin nakit çekimlerini karşılamak için kullandığı paradır. Devlet tahvilleri, gerektiğinde satılabilecek likit varlıklardır. Krediler ise bankanın en büyük ve en getirili, ama en riskli varlığıdır. Yükümlülükler tarafında mevduatlar, bankanın müşterilerine olan borcudur. Özkaynak, bankanın sahiplerinin payıdır ve varlıkların yükümlülükleri aştığı kısmı gösterir.
Kredi mevduat yaratır
Bir mobilya atölyesi bankadan 50 milyon liralık bir kredi alsın. Banka krediyi onayladığında iki şey olur: varlıklar tarafında krediler 850'den 900'e çıkar; yükümlülükler tarafında atölyenin hesabına 50 milyon liralık bir mevduat yazılır ve mevduatlar 1.000'den 1.050'ye çıkar. Bilançonun iki tarafı birlikte 1.150'ye büyür.
Bu işlemde banka, kimsenin hesabından para almadı. Ekonomideki mevduat, yani para arzı, 50 milyon lira arttı. Yeni para, kredinin verildiği anda doğdu. Bankacılık tarihinde gördüğümüz kuyumcu bankerlerin senet yazarak yaptığı iş, bugün bir hesaba yazılan bir kayıtla yapılır.
Ödeme ve rezervler
Atölye krediyi, başka bir bankada hesabı olan bir makine satıcısına ödesin. Ödeme gerçekleştiğinde atölyenin mevduatı 50 azalır ve satıcının bankasındaki mevduat 50 artar. Ama iki banka arasında da bir hesaplaşma gerekir: atölyenin bankası, satıcının bankasına 50 milyon lira rezerv aktarır. Atölyenin bankasının rezervleri 100'den 50'ye düşer.
Bu adım, bankaların para yaratma gücünün neden sınırlı olduğunu gösterir. Bir banka öbür bankalardan çok daha hızlı kredi verirse, müşterilerinin yaptığı ödemeler onun rezervlerini hızla eritir. Bankalar sistemi bir bütün olarak birlikte büyürse ödemeler birbirini dengeler; tek başına hızla büyüyen bir banka ise rezervlerini kaybeder. Rezervleri azalan banka, onları öbür bankalardan ya da merkez bankasından borç alarak tamamlamak zorundadır ve bu borcun faizi, verdiği kredinin kârlılığını belirler.
M1 ile M2 neden farklı hareket eder?
Para arzının dar ve geniş tanımları çoğu zaman farklı hızlarda büyür. Faizler yükseldiğinde insanlar vadesiz hesaplarındaki paranın bir kısmını faiz getiren vadeli hesaplara aktarır. Toplam mevduat değişmese bile M1 küçülür, M2 ise aynı kalır. Faizler düştüğünde tersi olur: vadeli hesapta tutmanın getirisi azalır ve insanlar parayı vadesiz hesapta tutmaya daha istekli olur.
Bu yüzden tek bir para arzı ölçüsüne bakarak ekonomideki para miktarının hızla arttığı ya da azaldığı sonucuna varmak yanıltıcı olabilir. İktisatçılar ve merkez bankaları, para arzının farklı ölçülerini, kredi büyümesini ve faizleri birlikte izler.
Kredi geri ödenince para yok olur
Para yaratma sürecinin öbür yüzü de vardır. Atölye bir yıl sonra kredisini geri ödediğinde, hesabındaki mevduattan 50 milyon lira düşer ve bankanın kredi alacağı da 50 azalır. Bilançonun iki tarafı birlikte küçülür. Kredi verilirken yaratılan para, kredi geri ödendiğinde ortadan kalkar. Bankanın elinde kalan, yalnızca kredinin faizinden elde ettiği gelirdir.
Bu, para arzının neden ekonomik döngülerle birlikte dalgalandığını açıklar. Genişleme dönemlerinde yeni krediler geri ödenenlerden fazladır ve para arzı büyür. Durgunluk dönemlerinde insanlar borçlarını öder, yeni kredi almaktan kaçınır ve para arzı yavaşlar ya da küçülür.
Ders kitabı para çarpanı
Uzun süre ders kitaplarında para yaratma süreci farklı bir sırayla anlatıldı. Bu anlatıya göre merkez bankası bankalardan mevduatlarının belirli bir oranını zorunlu karşılık olarak tutmalarını ister; bankalar da elindeki rezervin izin verdiği kadar kredi verir. Zorunlu karşılık oranı yüzde 10 ise, bir bankaya yatırılan 1.000 liralık mevduatın 100 lirası rezervde tutulur, 900 lirası kredi olarak verilir. Bu 900 lira başka bir bankaya mevduat olarak döner, onun 810 lirası kredi olur ve süreç böyle sürer.
Zincirin toplamı 1.000 + 900 + 810 + … = 1.000 ÷ 0,10 = 10.000 liradır. Çarpan 10'dur. Bu anlatının sezgisi değerlidir: rezervin küçük bir kısmıyla karşılanan mevduatlar, sistem genelinde rezervin çok üstünde bir para arzı yaratır. Ama anlatının yönü, bugünkü uygulamayı yansıtmaz.
Nakit tutmak çarpanı küçültür
Ders kitabı çarpanı, insanların bütün paralarını bankada tuttuğunu varsayar. Gerçekte insanlar paralarının bir kısmını nakit olarak cebinde ya da evinde tutar. Nakde çekilen para bankaya geri dönmez ve yeni krediye dönüşmez. Zincirin her halkasında bir miktar para sistemden çıkar ve çarpan küçülür.
Örneğin zorunlu karşılık oranı yüzde 10 iken insanlar ellerine geçen her mevduatın yüzde 10'unu nakde çeviriyorsa, bankaya dönen her liranın yalnızca 0,9'u yeniden mevduat olur ve bunun da 0,9'u krediye dönüşebilir. Zincirin her halkası öncekinin yaklaşık 0,81'i kadar olur ve toplam çarpan 10'dan belirgin biçimde düşer. Bankalara güvenin sarsıldığı dönemlerde insanlar daha çok nakit tutar ve bu, para yaratma sürecini zayıflatır.
Bankalar arası piyasa
Bankalar, gün içinde müşterilerinin ödemeleri nedeniyle rezerv kazanır ya da kaybeder. Gün sonunda rezervi fazla kalan bankalar, eksik kalanlara bu fazlayı genellikle bir gecelik vadeyle ödünç verir. Bu bankalar arası piyasada oluşan faiz, bütün faiz yapısının temelidir. Merkez bankası, bu gecelik faizi kendi politika faizine yakın tutmak için piyasaya rezerv sağlar ya da piyasadan rezerv çeker.
Bankalar arası piyasa, sistemin sinir ağı gibidir. Bankalar birbirine güvendiğinde sorunsuz işler. Bir bankanın batma riskinden şüphelenildiğinde ise öbür bankalar ona borç vermekten kaçınır ve rezervi eksik olan banka zorda kalır. 2008 küresel finans krizinde bu piyasanın donması, merkez bankalarının doğrudan devreye girmesini gerektirdi.
Modern bakış: kredi önce gelir
Günümüzde merkez bankalarının çoğu, rezerv miktarını hedeflemez, kısa vadeli faizi hedefler. Bankalar önce kredi fırsatlarını değerlendirir, kredi verir ve ardından ihtiyaç duydukları rezervleri piyasadan ya da merkez bankasından o faizle sağlar. Merkez bankası, belirlediği faizi korumak için bankaların talep ettiği rezervi sağlar.
Bu bakış açısında bankaların kredi vermesini sınırlayan şey, rezervin miktarı değil, birkaç başka etkendir. Birincisi kârlılıktır: bankanın kredi faizi, rezerv sağlamanın ve riski taşımanın maliyetini karşılamalıdır. İkincisi talep ve güvenilirliktir: kredi alacak, geri ödeme kapasitesi olan borçlular bulunmalıdır. Üçüncüsü düzenlemedir: sermaye yeterliliği kuralları, bankanın özkaynağına göre ne kadar risk alabileceğini sınırlar. Merkez bankasının faiz kararları, bu sınırların hepsini etkileyerek dolaylı olarak kredi ve para arzını yönlendirir.
Zorunlu karşılık oranları bu çerçevede de önemini korur, ama farklı bir işlev görür. Bir bankanın belirli türdeki mevduatlar için daha fazla rezerv tutmak zorunda olması, o mevduatları toplamanın ve onlarla kredi vermenin maliyetini artırır. Türkiye'de merkez bankası zorunlu karşılık oranlarını, belirli mevduat ve kredi türlerini özendirmek ya da caydırmak için sık sık farklılaştırmıştır.
Sermaye yeterliliği
Kredi vermek bir risk almaktır. Bazı borçlular kredilerini geri ödeyemez. Bir kredi batık hâle geldiğinde, bankanın varlıkları azalır; ama mevduatlar, yani yükümlülükleri, azalmaz. Aradaki farkı özkaynak karşılar.
Başlangıçtaki bilançoda banka 100 milyon lira özkaynağa sahipti. Krediler 850, tahviller 150 milyondu. Devlet tahvillerinin risk ağırlığının sıfır, kredilerinkinin yüzde 100 olduğunu varsayalım; risk ağırlıklı varlıklar 850 milyon lira olur. Sermaye yeterlilik oranı 100 ÷ 850 ≈ yüzde 11,8'dir.
Uluslararası Basel kuralları, bu oranın asgari yüzde 8 olmasını ve bunun üzerine ek tamponlar eklenmesini öngörür. Oranı bu düzeyde tutmak zorunda olan bir banka, özkaynağını artırmadan kredilerini sınırsızca büyütemez. Sermaye kuralları, bu yüzden, bankaların para yaratma gücünün en önemli sınırlarından biridir.
Çözümlü örnek — bir kredi zararının bilançoya etkisi
Birinci adım, başlangıç. Banka 850 milyon kredi, 150 milyon tahvil ve 100 milyon rezerve karşılık 1.000 milyon mevduat ve 100 milyon özkaynağa sahiptir. Sermaye yeterlilik oranı yaklaşık yüzde 11,8'dir.
İkinci adım, zarar ortaya çıksın. Bir ekonomik durgunlukta bankanın verdiği kredilerden 60 milyon lirası geri ödenmez ve silinir. Krediler 790'a iner. Mevduatlar değişmez; bankanın müşterilerine olan borcu aynıdır. Bilançonun dengesi için özkaynak 100'den 40'a iner.
Üçüncü adım, oranı yeniden hesapla. Risk ağırlıklı varlıklar 790 milyon, özkaynak 40 milyondur. Sermaye yeterlilik oranı 40 ÷ 790 ≈ yüzde 5,1'e düşer; asgari yüzde 8'in altına iner.
Dördüncü adım, bankanın seçeneklerini gör. Banka oranı yeniden asgari düzeye çıkarmak için ya özkaynak toplamalı, örneğin sahiplerinden yeni sermaye istemeli, ya da risk ağırlıklı varlıklarını küçültmelidir. İkinci yol, 40 ÷ 0,08 = 500 milyon liraya, yani kredilerini 290 milyon lira azaltmaya karşılık gelir. Bir durgunlukta pek çok banka aynı anda bu yolu seçerse, kredi daralır, para arzı küçülür ve durgunluk derinleşir. Kredi zararlarının bir bankanın ötesinde bütün ekonomiyi etkilemesinin bir kanalı budur.
Paniği önlemek
Bankacılığın tarihinde, mevduat sahiplerinin aynı anda paralarını çekmeye koştuğu panikleri ve merkez bankalarının son başvuru mercii olarak nasıl devreye girdiğini gördük. Günümüzde bu riske karşı üç savunma hattı birlikte kullanılır. Mevduat sigortası, belirli bir tutara kadar mevduatı devlet güvencesine alarak küçük mevduat sahiplerinin panik yapma nedenini ortadan kaldırır. Likidite kuralları, bankaların hızla çekilebilecek mevduatları karşılayacak kadar likit varlık tutmasını ister. Sermaye kuralları ise bankanın zararları mevduat sahiplerine yansıtmadan emebilmesini sağlar.
Tam karşılıklı bankacılık önerisi, bu üç savunma hattının yerine tek ve kesin bir kural koymayı önerir. Bugünkü sistem ise bankaların para yaratma işlevini korurken riskleri yönetmeye çalışır. İki yaklaşım arasındaki seçim, bir ekonominin kredi bolluğu ile finansal istikrar arasında nasıl bir denge kurmak istediğine bağlıdır.
Faizsiz bankacılık
Türkiye'de ticari bankaların yanında, faiz yerine kâr ve zarar ortaklığı ile kira ve satış sözleşmelerine dayanan katılım bankaları da faaliyet gösterir. Katılım bankaları mevduat yerine katılım fonu toplar ve bu fonları şirketlere doğrudan kredi yerine, örneğin bir makineyi satın alıp taksitle satarak aktarır. Sözleşmelerin biçimi farklı olsa da, bu bankalar da bilançolarında müşterilerine olan yükümlülükler ile şirketlerden olan alacakları taşır ve ekonomide aynı aracılık işlevini görür. Sermaye yeterliliği ve likidite kuralları onlara da uygulanır.
Modelin sınırları
Bilanço örnekleri, bankacılığın mekaniğini sade biçimde gösterir. Gerçek bankalar ise yüzlerce farklı varlık ve yükümlülük taşır, türev işlemleri yapar, döviz cinsinden borçlanır ve birbirleriyle karmaşık ilişkiler içindedir. Para arzının büyümesi de yalnızca bankaların değil, kredi alanların davranışına bağlıdır: güvenin düştüğü bir dönemde bankalar kredi vermek istese bile borç almak isteyen bulunmayabilir. Bu sadeleştirmelere rağmen örneklerin taşıdığı ders değişmez: paranın büyük kısmı bankaların kredi kararlarıyla yaratılır ve bu kararları sınırlayan kurallar, bir ekonominin istikrarını belirler.
Uygulama
Özet kartı
- Banka bilançosunda varlıklar (rezervler, tahviller, krediler) her zaman yükümlülükler (mevduatlar) ile özkaynağın toplamına eşittir.
- Kredi, borçlunun hesabında daha önce var olmayan bir bakiye doğurur, yani yeni para yaratır; kredi geri ödendiğinde bu para ortadan kalkar.
- Merkez bankası rezerv parayı yaratır; para arzının büyük kısmı ise bankaların yarattığı mevduattır. Ders kitabı para çarpanı 1 ÷ r ile hesaplanır, ama bugünkü faiz odaklı para politikasını tam anlatmaz.
- Bankaların para yaratma gücünü kârlılık, kredi talebi, ödemelerde kaybedilen rezervler ve sermaye yeterliliği kuralları sınırlar.
- Tam karşılıklı bankacılık panikleri önlemeyi ve para yaratmayı kamuya bırakmayı amaçlar; İsviçre'de 2018'de büyük çoğunlukla reddedildi ve etkileri tartışmalıdır.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Banka bilançosu | Bank balance sheet | Bankanın varlıklarını, yükümlülüklerini ve özkaynağını gösteren tablo |
| Parasal taban | Monetary base | Dolaşımdaki banknotlar ile bankaların merkez bankasındaki rezervlerinin toplamı |
| Para arzı | Money supply | Hanelerin ve şirketlerin elindeki para; M1 dar, M2 geniş tanımdır |
| Para çarpanı | Money multiplier | Rezerv paradaki artışın para arzını kaç kat artırdığı |
| Sermaye yeterliliği | Capital adequacy | Özkaynağın risk ağırlıklı varlıklara oranı |
| Tam karşılıklı bankacılık | Full-reserve banking | Mevduatların tamamının rezervle karşılanmasını öngören düzen |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Rezerv para ile para arzı arasındaki fark nedir? Hangisinin büyük kısmını bankalar yaratır?
- (Çıktı 2) Bir banka 20 milyon liralık kredi verdiğinde bilançosunun iki tarafında ne değişir? Ekonomideki para miktarına ne olur?
- (Çıktı 2) Bir banka öbür bankalardan çok daha hızlı kredi verirse neden sıkıntıya düşebilir?
- (Çıktı 3) Zorunlu karşılık oranı yüzde 5 ise ders kitabı para çarpanı nedir? 200 milyon liralık yeni rezerv para, bu modelde para arzını en fazla ne kadar artırır?
- (Çıktı 3) Özkaynağı 80, risk ağırlıklı varlıkları 800 milyon lira olan bir bankanın sermaye yeterlilik oranını hesapla. Kredilerinden 30 milyon lira batarsa oran ne olur?
- (Çıktı 4) Tam karşılıklı bankacılığın savunucularının ve karşı çıkanlarının temel argümanlarını karşılaştır.
Cevaplar
- Rezerv para, merkez bankasının yarattığı dolaşımdaki banknotlar ile bankaların merkez bankasındaki rezervleridir. Para arzı, hanelerin ve şirketlerin elindeki para miktarıdır ve büyük kısmı bankaların kredi verirken yarattığı mevduattır.
- Varlıklar tarafında krediler 20 milyon artar; yükümlülükler tarafında kredi alanın mevduatı 20 milyon artar. Bilanço iki taraftan birlikte büyür. Ekonomideki para miktarı 20 milyon lira artar, çünkü yeni bir mevduat yaratılmıştır.
- Kredi alanlar parayı öbür bankalardaki kişilere ödediğinde, bankanın rezervleri o bankalara aktarılır. Hızla kredi veren banka rezervlerini hızla kaybeder ve onları yüksek maliyetle borç almak zorunda kalır; rezervi yetmezse ödemelerini yapamaz.
- Çarpan 1 ÷ 0,05 = 20'dir. 200 milyon liralık yeni rezerv, bu modelde para arzını en fazla 200 × 20 = 4.000 milyon lira artırır. Gerçekte bankaların kredi kararları ve nakit tutma eğilimi bu artışı sınırlar.
- Başlangıçta oran 80 ÷ 800 = yüzde 10'dur. Kredilerden 30 milyon lira batınca özkaynak 50'ye, risk ağırlıklı varlıklar 770'e iner; oran 50 ÷ 770 ≈ yüzde 6,5 olur ve asgari yüzde 8'in altına düşer.
- Savunucular, tam karşılıklı bankacılığın her mevduatın arkasında tam karşılık bulundurarak banka paniklerini ortadan kaldıracağını ve para yaratmayı kredi dalgalanmalarından ayırarak kamuya bırakacağını savunur. Karşı çıkanlar, bankaların vade dönüşümünün değerli bir hizmet olduğunu, bunu yasaklamanın kredinin maliyetini artıracağını ve kredinin denetimi zayıf kanallara kayabileceğini, merkez bankasının da siyasi baskıya açık hâle gelebileceğini vurgular.
İleri okuma
- Michael McLeay, Amar Radia, Ryland Thomas (2014). «Money creation in the modern economy». Bank of England Quarterly Bulletin, 2014 Q1. Bankaların kredi verirken para yaratmasının merkez bankası tarafından anlatımı.
- Irving Fisher (1935). 100% Money. Adelphi. Tam karşılıklı bankacılık önerisinin klasik savunusu.
- Library of Congress (2018). «Switzerland: Swiss Voters Reject Popular Initiative on Sovereign Money». Global Legal Monitor. İsviçre halkoylamasının içeriği ve sonucu.
- Basel Bankacılık Denetim Komitesi, Basel III düzenleyici çerçevesi. Bankaların sermaye ve likidite kurallarının uluslararası standardı.
Sonraki derse köprü
Bu derste merkez bankası, arka planda duran bir kurumdu: rezervleri yaratıyor, bankalara son başvuru mercii oluyor ve faizi belirliyordu. Peki bir merkez bankası bu faizi nasıl belirler, kararını hangi bilgilere dayanarak verir ve bu karar bankaların kredi faizlerine, oradan da hanelerin ve şirketlerin kararlarına nasıl ulaşır? Merkez bankasının günlük işleyişini ve araçlarını sıradaki ders açıyor.