Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bütçe kısıtı, gelirle ve fiyatlarla alınabilecek bileşimlerin sınırıdır; gelir değişince paralel kayar, fiyat değişince döner.
- Kayıtsızlık eğrileri eşit memnuniyet veren bileşimleri birleştirir; eğimleri marjinal ikame oranıdır ve genellikle azalır.
- En iyi sepette marjinal ikame oranı fiyat oranına eşittir; her malın son lirası aynı ek memnuniyeti getirir.
- Fiyat değişiminin toplam etkisi ikame etkisi ile gelir etkisinin toplamıdır; ikame etkisi her zaman pahalanan malın aleyhinedir, gelir etkisinin yönü malın normal ya da düşük olmasına bağlıdır.
- Gelir etkisi ters yönde ve ikame etkisinden güçlüyse talep eğrisi yukarı eğimli olur; bu Giffen malıdır ve nadir, dar koşullara bağlı bir durumdur.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Bütçe kısıtını, kayıtsızlık eğrisini ve marjinal ikame oranını tanımlar.
- Anlama — Bir fiyat değişiminin talep edilen miktarı neden iki ayrı kanaldan, ikame etkisi ve gelir etkisiyle, etkilediğini açıklar.
- Uygulama — Basit bir harcama kuralıyla en iyi sepeti bulur, fiyat değişiminin toplam etkisini ikame ve gelir etkisine ayırır.
- Analiz — Giffen davranışının hangi koşullarda ortaya çıkabileceğini ve nakit ile ayni yardımın model ile kanıt arasında neden farklı sonuç verdiğini inceler.
Sezgi
Açılış
Haftalık harçlığın 1.200 lira. Bu paranın hepsini iki şeye harcıyorsun: kampüs kafesindeki kahveye ve kitaplara. Bir fincan kahve 60 lira, ikinci el bir kitap 240 lira. Hafta sonunda hesabı yapıyorsun: sekiz kahve, üç kitap. Para tam yetmiş.
Bir pazartesi sabahı kafe fiyatları güncelliyor. Kahve artık 80 lira. Ne yaparsın? Kahveyi bırakır mısın, kitaptan mı kısarsın, yoksa ikisinden biraz mı? Cevap kişiden kişiye değişir. Ama iktisatçıların merak ettiği şey bu cevabın kendisinden çok, onu üreten mekanizmadır: sınırlı bir bütçeyle karşılaşan biri seçimlerini nasıl kurar, ve bir fiyat değişince bu seçim hangi yollardan kayar?
Talep eğrisini şimdiye kadar hazır bir çizgi olarak kullandık. Bu dersin sorusu o çizginin nereden geldiği. Yanıt, her alıcının kafasında aynı anda iki sorunun durduğunu söylüyor: «Neyi alabilirim?» ve «Neyi isterim?» Birincisi paranla fiyatların çizdiği sınır, ikincisi zevklerin. Tüketici tercihi kuramı bu iki soruyu tek bir resimde birleştirir.
Hikâye — Laboratuvarda altı sıçan
İktisat kuramını sınamak için insanları laboratuvara getirmek zordur. Harçlıklarını sabit tutamazsın, fiyatları istediğin gibi değiştiremezsin, haftalarca aynı seçimi tekrarlatamazsın. 1970'lerden başlayarak iktisatçı Raymond Battalio ve John Kagel bu sorunu beklenmedik bir yoldan çözdü: denek olarak laboratuvar sıçanlarını kullandılar.
Deneyin düzeneği sade ama akıllıcadır. Her sıçan günde üç saat, iki kollu bir deney kutusunda kalır. Kollardan birine basınca bir miktar kök birası, öbürüne basınca bir miktar kinin suyu akar. Kinin suyu acıdır, ama susuzluğu giderir; kök birası şekerlidir ve sıçanların gözdesidir. Kutunun dışında sıçanlar kuru yem yer ama sıvı bulamaz; günün bütün sıvısı bu iki içecekten gelir.
İşin iktisadi yanı şuradadır. Her sıçana günde belli sayıda basış hakkı verilir; bu onun geliridir. Her basışta akan miktar da fiyattır: bir basışta ne kadar az içecek akıyorsa, o içecek o kadar pahalıdır. Battalio, Kagel ve Carl Kogut'un 1991'de yayımladıkları çalışmada sıçanlar önce günde 110 basış hakkıyla başladı. Kök birası basış başına 0,05 mililitre, kinin suyu basış başına 0,1 mililitre akıyordu; yani kinin iki kat ucuzdu.
Araştırmacılar önce geliri düşürdüler. Bazı sıçanlarda beklenen oldu: gelir azalınca her iki içecekten de daha az içtiler. Ama birkaçında tuhaf bir şey görüldü. Gelir azalınca bu sıçanlar kinin suyuna daha çok yöneldi, sevdikleri kök birasını neredeyse bıraktılar. Acı ama ucuz içecek, yoksullaşan sıçanın sığınağı oldu.
Sonra asıl deneme geldi. Düşük gelir sabit tutuldu, ama kinin suyu ucuzlatıldı: artık her basışta 0,15 mililitre akıyordu. Talep yasası, ucuzlayan maldan daha çok alınmasını söyler. Altı sıçandan üçü bunun tersini yaptı. Kinin ucuzlayınca daha az kinin içtiler. Örneğin 543 numaralı sıçanın günlük kinin tüketimi 5,86 mililitreden 4,74 mililitreye indi. Ucuzlama sıçanı biraz zenginleştirmişti ve bu küçük zenginlik, onu tekrar kök birasına döndürmüştü.
Kavram
Sıçanların davranışı tuhaf görünür, ama tüketici tercihinin iki yapı taşıyla açıklanır.
Birinci yapı taşı bütçe kısıtıdır. Senin durumunda 1.200 lirayla alabileceğin bütün kahve ve kitap bileşimleri bir doğru üzerinde dizilir: ya yirmi kahve, ya beş kitap, ya da aradaki herhangi bir karışım. Bu doğrunun eğimi iki fiyatın oranıdır. Bir kitap dört kahveye bedeldir; kitaptan birini bırakırsan dört kahve kazanırsın. Bu, fırsat maliyetinin bir çizgiye dökülmüş hâlidir.
İkinci yapı taşı tercihlerdir. Senin için eşit derecede iyi olan bileşimleri bir çizgiyle birleştirebilirsin: belki altı kahve ile dört kitap, sekiz kahve ile üç kitap ve on iki kahve ile iki kitap senin gözünde aynı memnuniyeti verir. Bu çizgiye kayıtsızlık eğrisi denir, çünkü üzerindeki noktalar arasında seçim yapmaya kayıtsızsındır. Bir kayıtsızlık eğrisinin üstündeki bir eğri, daha çok memnuniyeti gösterir.
En iyi seçim, bütçe doğrusunun dokunabildiği en yüksek kayıtsızlık eğrisindedir. Orada iki eğri birbirine teğettir. Teğet noktada, bir kitaptan vazgeçmek için istediğin kahve sayısı piyasanın sana verdiği kahve sayısına eşittir. Bir kitap için dört kahveden fazlasını isteseydin kitap alırdın; daha azını isteseydin kahve alırdın.
Fiyat değiştiğinde bu denge iki ayrı kanaldan bozulur. Kahve pahalanınca, bir kere kahvenin kitaba göre göreli fiyatı yükselir ve kahveden kitaba doğru kayarsın. İktisatçılar bu kaymayı ikame etkisi diye adlandırır. Ayrıca aynı harçlık artık daha az şey alır, yani fiilen biraz yoksullaşmışsındır; bu da gelir etkisidir. Kahve senin için normal bir malsa, yoksullaşınca da daha az kahve içersin. İki etki aynı yönde çalışır.
Sıçanlarda ise kinin suyu düşük bir maldı: gelir azalınca ondan daha çok, gelir artınca daha az tüketiliyordu. Kinin ucuzlayınca ikame etkisi onu daha çekici yaptı, ama gelir etkisi sıçanı kök birasına çekti. Bütçenin büyük kısmı kinine gittiği için gelir etkisi güçlüydü ve ikame etkisini bastırdı. Talep eğrisi yukarı eğimli çıktı.
Veri ve kanıt
Bu bulgu önemlidir, çünkü Giffen malı bir asır boyunca ders kitaplarında kuramsal bir olasılık olarak kalmıştı. Gözlemek zordur: mal, kişinin bütçesinin büyük kısmını kaplamalı, düşük mal olmalı ve yakın bir ikamesi bulunmamalıdır. İnsan davranışında bu koşulları taşıyan en güçlü kanıt, Çin'deki yoksul hanelerin temel gıda tüketimine dair bir saha deneyinden geldi. Sıçan deneyi ise koşulları laboratuvarda kurup aynı mekanizmayı görünür kıldı.
Ama sıçanlar da kuramın sınırını gösterdi. Aynı deneyde altı sıçandan ikisi için kinin sıradan bir maldı, bir sıçanın tepkisi ise istatistiksel olarak belirsizdi. Giffen davranışı bireyin durumuna bağlıdır; bir mal «her zaman Giffen» diye etiketlenemez.
Kuramın öbür varsayımları da sınanıyor. Model, paranın her lirasının birbirinin yerine geçtiğini varsayar: yiyecek için ayrılmış bir kupon, yiyecek harcaması zaten kuponun üstündeyse nakitten farksız olmalıdır. Kanıtlar farklı konuşuyor.
Bu bulgu iki okulun ayrıştığı yerdir. Standart kuram tercihleri ve bütçeyi bilen bir tüketiciden başlar ve tahminlerini bu varsayımdan türetir. Davranışsal iktisatçılar ise insanların parayı zihinlerinde ayrı hesaplara böldüğünü, «gıda parası» ile «genel para»yı farklı harcadığını savunur. Hastings ve Shapiro verilerini bu zihinsel muhasebe fikriyle uyumlu buldular. Standart kuramı savunanlar da haklı bir noktaya işaret eder: modelin temel tahmini, yani fiyat yükselince çoğu malın daha az alınması, sayısız piyasada tutar. Tartışma modelin çöpe atılıp atılmayacağı üzerine değil, hangi durumlarda ek bir psikolojik katmana ihtiyaç duyduğu üzerinedir.
Yaygın yanlış«Fiyat artınca daha az alırız, çünkü o mal pahalandı; başka açıklamaya gerek yok.»
Fiyat artışı iki şey yapar: malı öbür mallara göre pahalandırır ve alıcının satın alma gücünü azaltır. Bu iki etki normal mallarda aynı yöne, düşük mallarda ters yöne çalışır; ayrımı yapmadan Giffen davranışı da, gelir desteklerinin etkisi de anlaşılmaz.
Yaygın yanlış«Giffen malı, pahalı olduğu için daha çok istenen lüks maldır.»
Lüks bir saatin fiyatı yükselince talebinin artması, fiyatın statü göstererek malın algılanan niteliğini değiştirmesinden gelir; bu başka bir olgudur. Giffen malı tam tersine ucuz, düşük bir maldır ve fiyatına tepkisi yoksulluktan, yani güçlü bir gelir etkisinden kaynaklanır.
Neden önemli?
Tüketici tercihi kuramı, gündelik bir soruya net bir çerçeve verir: bir fiyat değişikliği senin için ne kadar kayıptır? Kahve 60 liradan 80 liraya çıktığında yalnızca kahve faturana bakmak yetmez. Harçlığın aynı kalırken satın alma gücün azalmıştır ve bu azalma senin bütün sepetini etkiler. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde hanelerin bütçelerini neden yeniden düzenlediğini, neden bazı malların payının şişip bazılarının küçüldüğünü bu çerçeve açıklar.
Kuram, kamu politikasında da doğrudan kullanılır. Türkiye'de de sosyal yardımlar hem nakit hem de gıda kolisi, yakacak yardımı gibi ayni biçimlerde verilir. Hangisinin haneye daha çok fayda sağladığı sorusu, bütçe kısıtının yardımla nasıl değiştiğine bakılarak sorulur. Nakit, haneye en çok seçim özgürlüğünü verir; ayni yardım ise belirli bir tüketimi hedefler. Hangisinin daha iyi olduğuna karar vermek, amaç ile hanelerin gerçek davranışını birlikte tartmayı gerektirir.
Son olarak kuram, fiyat tepkilerinin neden kişiden kişiye değiştiğini gösterir. Aynı fiyat artışı, o mala bütçesinin küçük bir kısmını ayıran biri için önemsiz, büyük kısmını ayıran biri için ağırdır. Ekmek, kira, ulaşım gibi harcamalarda bu fark, düşük gelirli hanelerin fiyat şoklarından neden daha sert etkilendiğini açıklar.
Model
Bütçe doğrusu
İki mallı bir dünyada çalışalım: kahve (K) ve kitap (B). Kahvenin fiyatı Pk, kitabın fiyatı Pb, haftalık harçlık M olsun. Harcamanın tamamı bu iki mala gidiyorsa, alınabilecek her bileşim şu eşitliği sağlar:
Pk × K + Pb × B = M
Açılıştaki rakamlarla bu 60 × K + 240 × B = 1.200 olur. Bu doğruyu çizmek için iki uç noktayı bulmak yeter. Harçlığın hepsi kahveye giderse 1.200 ÷ 60 = 20 fincan alınır; hepsi kitaba giderse 1.200 ÷ 240 = 5 kitap. Kahveyi yatay eksene, kitabı dikey eksene koyarsak doğru, dikey eksende 5'ten yatay eksende 20'ye iner.
Doğrunun eğimi −Pk ÷ Pb = −60 ÷ 240 = −0,25'tir. Bu sayı bir iktisadi anlam taşır: bir fincan kahve almak için çeyrek kitaptan vazgeçmek gerekir. Doğrunun içindeki noktalar alınabilir ama paranın bir kısmı harcanmamış olur; dışındaki noktalar ise alınamaz.
Bütçe doğrusu iki şekilde değişir. Harçlık artarsa ya da azalırsa, fiyatlar aynı kaldığı için eğim değişmez ve doğru paralel olarak kayar. Harçlık 1.500 liraya çıksa uç noktalar 25 fincan ve 6,25 kitap olur. Buna karşılık bir malın fiyatı değişirse doğru döner. Kahve 80 liraya çıktığında kitap ucu 5'te kalır, çünkü kitabın fiyatı değişmemiştir; ama kahve ucu 1.200 ÷ 80 = 15 fincana geri çekilir. Eğim −80 ÷ 240 = −1/3 olur: artık bir kahvenin bedeli kitabın üçte biridir.
Tercihler ve kayıtsızlık eğrileri
Bütçe doğrusu neyin alınabileceğini söyler, ama neyin tercih edileceğini söylemez. Bunun için tüketicinin zevklerine dair birkaç ılımlı varsayım yapılır. Birincisi, tüketici iki bileşimi karşılaştırabilir: ya birini öbürüne tercih eder ya da ikisi arasında kayıtsızdır. İkincisi, tercihler tutarlıdır: A'yı B'ye, B'yi C'ye tercih eden biri A'yı C'ye de tercih eder. Üçüncüsü, bu iki mal söz konusu olduğunda daha çoğu daha iyidir.
Bu varsayımlar kayıtsızlık eğrilerine belirli bir biçim verir. Eğriler aşağı eğimlidir, çünkü bir maldan daha azına razı olmak için öbüründen daha çoğunu almak gerekir. Aynı kişinin iki eğrisi kesişemez, çünkü kesişseydi kesişme noktası iki farklı memnuniyet düzeyini aynı anda temsil ederdi. Ayrıca eğriler genellikle orijine doğru bükülür, yani dışbükeydir.
Bu bükülmenin arkasında bir sezgi yatar. Çok kitabın, az kahven varken, bir kahve daha için epey kitaptan vazgeçmeye hazırsındır; kahve kıt, kitap boldur. Kahven çoğaldıkça, bir kahve daha için vazgeçmeye hazır olduğun kitap miktarı azalır. Bu oran kayıtsızlık eğrisinin eğimidir ve marjinal ikame oranı adını alır.
Kayıtsızlık eğrilerini kimse kafasında çizmez. Model, insanların sanki böyle eğrileri varmış gibi seçtiğini söyler; eğriler davranışı özetleyen bir araçtır, bir zihin haritası değil. Bu fikrin uzun bir geçmişi vardır: Francis Ysidro Edgeworth eğrileri 1881'de tanımladı, Vilfredo Pareto 1906'da ölçülebilir bir fayda varsayımına gerek kalmadan kullandı, John Hicks ve Roy Allen 1934'te tüketici kuramını bu temele oturttu.
En iyi sepet
Tüketici, bütçe doğrusu üzerinde, dokunabildiği en yüksek kayıtsızlık eğrisine ulaşan noktayı seçer. Eğriler dışbükeyse bu nokta, kayıtsızlık eğrisinin bütçe doğrusuna teğet olduğu yerdir. Teğet noktada iki eğim eşittir:
marjinal ikame oranı = Pk ÷ Pb
Bu koşulun bir başka okuması daha vardır. Marjinal fayda kavramıyla ifade edersek, en iyi sepette her malın son lirasının getirdiği ek memnuniyet eşittir:
MUk ÷ Pk = MUb ÷ Pb
Burada MUk bir fincan kahve daha içmenin, MUb bir kitap daha almanın getirdiği ek memnuniyettir. Diyelim ki mevcut sepetinde son kahve lira başına kitaptan daha çok memnuniyet getiriyor. O zaman bir miktar parayı kitaptan kahveye kaydırmak seni daha iyi yapar. Kahve arttıkça onun marjinal faydası azalır, kitap azaldıkça kitabınki artar; kayma, iki oran eşitlenene kadar sürer. Eşitlik sağlandığında parayı başka türlü dağıtmak artık kazanç getirmez.
Bu koşul, yalnızca her iki maldan da bir miktar alan tüketiciler için geçerlidir. Kahve içmeyen biri için kahvenin lira başına marjinal faydası, kahve fiyatından bile düşüktür; bu kişi köşe noktasında, yani bütçe doğrusunun kitap ucunda durur.
Fiyat değişiminin iki kanalı
Bir malın fiyatı yükseldiğinde talep edilen miktardaki toplam değişim iki parçaya ayrılır. Ayrımı yapmanın yolu, bir düşünce deneyidir: fiyat artışının yanında tüketiciye, eski sepetini yeni fiyatlarla tam olarak alabileceği kadar ek para verildiğini düşün. Bu telafi, satın alma gücü kaybını ortadan kaldırır; geriye yalnızca göreli fiyattaki değişim kalır.
Telafi edilmiş tüketicinin yaptığı değişiklik ikame etkisidir. Bu etki her zaman fiyatı yükselen malın aleyhinedir: göreli olarak pahalanan maldan daha az alınır. Telafi geri alındığında tüketicinin yaptığı ek değişiklik ise gelir etkisidir.
Bu ayrımı 1915'te Rus iktisatçı Eugen Slutsky formüle etti; ayrım bugün onun adıyla anılır. Telafinin burada anlatılan biçimi, yani eski sepeti alabilecek kadar para vermek, Slutsky'nin yoludur. Hicks ise telafiyi eski memnuniyet düzeyine göre tanımladı. Küçük fiyat değişimlerinde iki yol neredeyse aynı sonucu verir.
Çözümlü örnek
Öğrencinin harcama alışkanlığı şu olsun: fiyatlar ne olursa olsun harçlığının yüzde 40'ını kahveye, yüzde 60'ını kitaba ayırıyor. Bu, iktisatçıların Cobb-Douglas adını verdiği bir tercih biçiminin sonucudur; burada onu basit bir kural olarak alacağız. Gerçek bir öğrencinin payları fiyatla değişebilir; örnek mekanizmayı göstermek içindir.
Birinci adım, başlangıç sepeti. Harçlık 1.200 lira, kahve 60 lira, kitap 240 lira. Kahveye 0,4 × 1.200 = 480 lira gider; bu 480 ÷ 60 = 8 fincan eder. Kitaba 0,6 × 1.200 = 720 lira gider; bu 720 ÷ 240 = 3 kitap eder. Kontrol: 8 × 60 + 3 × 240 = 480 + 720 = 1.200. Bu sepette marjinal ikame oranı fiyat oranına, yani 0,25'e eşittir; öğrenci bir fincan daha kahve için tam çeyrek kitaptan vazgeçmeye razıdır.
İkinci adım, yeni fiyatla sepet. Kahve 80 liraya çıkıyor, kitap ve harçlık değişmiyor. Kahveye yine 480 lira gider, ama artık 480 ÷ 80 = 6 fincan eder. Kitaba giden 720 lira değişmediği için kitap 3'te kalır. Toplam etki: kahve 8'den 6'ya, yani 2 fincan azaldı.
Üçüncü adım, telafi. Eski sepeti yeni fiyatlarla almak için ne kadar para gerekir? 8 × 80 + 3 × 240 = 640 + 720 = 1.360 lira. Öğrenciye 160 lira ek harçlık verildiğini düşünelim. Bu gelirle kahveye 0,4 × 1.360 = 544 lira gider; 544 ÷ 80 = 6,8 fincan. Kitaba 0,6 × 1.360 = 816 lira gider; 816 ÷ 240 = 3,4 kitap. Haftalık ortalama olarak kesirli sayılar sorun değildir.
Dördüncü adım, ayrıştırma. Telafi edilmiş öğrenci bile kahveyi 8'den 6,8'e indirdi ve kitabı 3'ten 3,4'e çıkardı. Eski sepeti alabilecekken bunu yapmadı, çünkü kahve kitaba göre pahalanmıştı. Bu 1,2 fincanlık düşüş ikame etkisidir. Telafi geri alındığında kahve 6,8'den 6'ya indi; bu 0,8 fincanlık düşüş gelir etkisidir. İkisinin toplamı toplam etkiye eşittir: 1,2 + 0,8 = 2 fincan.
| Adım | Harçlık (TL) | Kahve fiyatı (TL) | Kahve (fincan) | Kitap (adet) |
|---|---|---|---|---|
| Başlangıç | 1.200 | 60 | 8 | 3 |
| Telafi edilmiş | 1.360 | 80 | 6,8 | 3,4 |
| Yeni fiyat | 1.200 | 80 | 6 | 3 |
Beşinci adım, talep eğrisi. Aynı kuralla başka fiyatlar da denenebilir. Kahve 40 lira olsa 480 ÷ 40 = 12 fincan, 120 lira olsa 480 ÷ 120 = 4 fincan içilir. Fiyat ile miktar çiftleri, (40; 12), (60; 8), (80; 6), (120; 4), bu öğrencinin kahve talep eğrisinin noktalarıdır. Talep eğrisi böylece gökten düşmez; bütçe ve tercihlerden türetilir. Bu eğri düz bir çizgi değildir: bu öğrenci kahveye her fiyatta aynı tutarı harcadığı için fiyat ile miktarın çarpımı hep 480'dir. Farklı tercihleri olan bir öğrencinin eğrisi bu noktaların bazılarından geçip öbürlerinden sapabilir.
Gelir değişince sepet nasıl kayar?
Fiyatlar sabitken harçlık değişirse bütçe doğrusu paralel kayar ve öğrenci her yeni doğru üzerinde yeniden en iyi noktayı arar. Bu noktaları birleştiren çizgi, gelir arttıkça sepetin hangi yöne büyüdüğünü gösterir. Çözümlü örnekteki sabit pay kuralında bu çizgi orijinden çıkan düz bir ışındır: harçlık iki katına çıkarsa kahve de kitap da iki katına çıkar, oranları hiç değişmez.
Gerçek harcamalar genellikle böyle davranmaz. Harçlığı 1.200 liradan 2.400 liraya çıkan bir öğrenci kahveyi iki katına çıkarmak yerine bir kısmını kafede yemeğe, bir kısmını konser biletine ayırabilir. Bazı kalemler gelirden daha hızlı büyür, bazıları daha yavaş, bazıları ise küçülür. Bir malın tüketimi ile gelir arasındaki bu ilişki grafikte gösterildiğinde Engel eğrisi adını alır; gelir esnekliğinin işareti ve büyüklüğü bu eğrinin biçimini belirler.
Bu ayrım fiyat analizine doğrudan bağlanır. Gelir etkisinin yönü, malın bu eğri üzerinde nasıl davrandığına bağlıdır. Gelirle birlikte büyüyen bir malda fiyat artışının yarattığı yoksullaşma tüketimi aşağı çeker; gelir arttıkça küçülen bir malda ise aynı yoksullaşma tüketimi yukarı iter. İkame etkisinin yönü ise hiçbir zaman değişmez.
Giffen malı ne zaman ortaya çıkar?
Çözümlü örnekte kahve normal bir maldı; iki etki de aynı yöne çalıştı. Bir mal düşük malsa gelir etkisi ikame etkisinin tersine çalışır. Çoğu düşük malda ikame etkisi yine de baskındır ve talep eğrisi aşağı eğimli kalır. Ancak üç koşul bir araya gelirse gelir etkisi baskın çıkabilir: mal düşük maldır, bütçenin çok büyük bir kısmını kaplar ve yakın bir ikamesi yoktur. O zaman fiyat artışı tüketiciyi o kadar yoksullaştırır ki daha pahalı ikameyi bırakıp o maldan daha çok almak zorunda kalır.
Sıçanlar bu koşulları tam olarak taşıyordu. Düşük gelirde bütçelerinin çok büyük kısmı kinine gidiyordu, kinin onlar için düşük bir maldı ve kök birası daha pahalıydı. Kinin ucuzlayınca serbest kalan basışlar, onları kök birasına geri döndürmeye yetti.
Modelin sınırları
Model, tüketicinin kendi tercihlerini bildiğini, bunların zaman içinde sabit kaldığını ve paranın her lirasını aynı saydığını varsayar. Bu varsayımlar bazı durumlarda zorlanır. Tercihler reklamla, alışkanlıkla ve çevreyle değişebilir; insanlar parayı zihinsel hesaplara ayırabilir; bir sepetin bütün öğelerini aynı anda tartmak yerine kısa yollar kullanabilirler. Buna rağmen model, fiyat değişikliklerinin yönünü ve gelir desteklerinin etkisini anlamada güçlü bir başlangıç noktasıdır. Davranışsal düzeltmeler çoğunlukla onun yerine geçmez, üzerine eklenir.
Uygulama
Özet kartı
- Bütçe kısıtı, gelirle ve fiyatlarla alınabilecek bileşimlerin sınırıdır; gelir değişince paralel kayar, fiyat değişince döner.
- Kayıtsızlık eğrileri eşit memnuniyet veren bileşimleri birleştirir; eğimleri marjinal ikame oranıdır ve genellikle azalır.
- En iyi sepette marjinal ikame oranı fiyat oranına eşittir; her malın son lirası aynı ek memnuniyeti getirir.
- Fiyat değişiminin toplam etkisi ikame etkisi ile gelir etkisinin toplamıdır; ikame etkisi her zaman pahalanan malın aleyhinedir, gelir etkisinin yönü malın normal ya da düşük olmasına bağlıdır.
- Gelir etkisi ters yönde ve ikame etkisinden güçlüyse talep eğrisi yukarı eğimli olur; bu Giffen malıdır ve nadir, dar koşullara bağlı bir durumdur.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Bütçe kısıtı | Budget constraint | Gelir ve fiyatlarla alınabilecek bileşimlerin sınırı |
| Kayıtsızlık eğrisi | Indifference curve | Aynı memnuniyeti veren bileşimleri birleştiren eğri |
| Marjinal ikame oranı | Marginal rate of substitution | Aynı memnuniyette kalmak için bir maldan vazgeçilecek öbür mal miktarı |
| İkame etkisi | Substitution effect | Satın alma gücü sabitken göreli fiyat değişiminin talebe etkisi |
| Gelir etkisi | Income effect | Fiyat değişiminin satın alma gücünü değiştirmesinden gelen talep değişimi |
| Giffen malı | Giffen good | Güçlü gelir etkisi yüzünden fiyatı artınca daha çok talep edilen düşük mal |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Harçlığın 1.500 lira, bir sinema bileti 150 lira, bir yemek 250 lira. Bütçe doğrusunun iki uç noktası ve eğimi nedir? Eğim ne anlama gelir?
- (Çıktı 1) Aynı kişinin iki kayıtsızlık eğrisi neden kesişemez?
- (Çıktı 2) Kahve pahalandığında öğrencinin kahve tüketimi hangi iki kanaldan azalır? Kahve bir düşük mal olsaydı ne değişirdi?
- (Çıktı 3) Çözümlü örnekteki öğrenci için kahve 60 liradan 48 liraya düşüyor. Yeni kahve miktarını, telafi edilmiş sepeti ve ikame ile gelir etkisini hesapla.
- (Çıktı 3) Mevcut sepetinde kahvenin son lirası 3 birim, kitabın son lirası 2 birim ek memnuniyet getiriyor. Bu sepet en iyi sepet midir? Parayı hangi yöne kaydırırsın?
- (Çıktı 4) Laboratuvardaki sıçanlarda kinin ucuzlayınca neden daha az kinin içildi? Giffen davranışı için gereken koşulları bu deney üzerinden açıkla.
- (Çıktı 4) Bir hane ayda gıdaya 3.000 lira harcıyor ve 1.000 liralık gıda kuponu alıyor. Model, kuponun nakitten farklı bir etki yapmasını bekler mi? Kanıt ne gösteriyor?
Cevaplar
- Uç noktalar 1.500 ÷ 150 = 10 bilet ve 1.500 ÷ 250 = 6 yemektir. Bileti yatay eksene koyarsak eğim −150 ÷ 250 = −0,6 olur: bir bilet daha için 0,6 yemekten vazgeçmek gerekir.
- Kesişme noktası iki eğrinin üzerinde birden olurdu; bu nokta hem daha yüksek hem daha düşük memnuniyeti temsil etmiş olurdu. Tercihler tutarlıysa ve daha çoğu daha iyiyse bu mümkün değildir.
- İkame etkisi: kahve kitaba göre pahalandı, öğrenci kahveden kitaba kayar. Gelir etkisi: aynı harçlık daha az şey alır ve normal bir mal olan kahveden daha az içilir. Kahve düşük mal olsaydı gelir etkisi ters yönde çalışır, kahve tüketimini artırmaya iterdi; toplam etkinin yönü iki etkinin büyüklüğüne bağlı olurdu.
- Yeni fiyatta kahveye yine 480 lira gider: 480 ÷ 48 = 10 fincan; toplam etki +2 fincan. Eski sepetin yeni maliyeti 8 × 48 + 3 × 240 = 384 + 720 = 1.104 lira. Bu gelirle kahveye 0,4 × 1.104 = 441,6 lira gider; 441,6 ÷ 48 = 9,2 fincan. İkame etkisi 8'den 9,2'ye, +1,2 fincan; gelir etkisi 9,2'den 10'a, +0,8 fincan.
- Değildir. Kahvenin lira başına getirisi daha yüksek olduğu için parayı kitaptan kahveye kaydırmak memnuniyeti artırır. Kahve arttıkça onun, kitap azaldıkça kitabın lira başına getirisi değişir; iki oran eşitlenene kadar kaydırmak sürer.
- Kinin bu sıçanlar için düşük bir maldı ve düşük gelirde bütçelerinin büyük kısmını kaplıyordu. Kinin ucuzlayınca satın alma güçleri arttı; güçlü gelir etkisi onları daha çok sevdikleri kök birasına yöneltti ve kinine doğru çeken ikame etkisini bastırdı. Gereken koşullar: malın düşük mal olması, bütçede büyük pay tutması ve daha çekici ama pahalı bir alternatifin bulunması.
- Beklemez. Hane gıdaya zaten 3.000 lira harcadığı için kupon, harcayacağı gıdanın bir kısmını karşılar ve 1.000 lirayı serbest bırakır; model açısından nakitle aynıdır. Hastings ve Shapiro'nun bulguları ise bu durumdaki hanelerde bile kuponun nakitten daha çok gıda harcamasına yol açtığını gösteriyor; bu, paranın zihinsel hesaplara ayrıldığı yorumuyla uyumludur.
İleri okuma
- Raymond C. Battalio, John H. Kagel, Carl A. Kogut (1991). «Experimental Confirmation of the Existence of a Giffen Good». American Economic Review 81(4). Laboratuvarda Giffen davranışının ölçümü.
- John H. Kagel, Raymond C. Battalio, Leonard Green, Economic Choice Theory: An Experimental Analysis of Animal Behavior (Cambridge University Press, 1995). Hayvan deneyleriyle sınanan tüketici ve emek arzı kuramı.
- Justine S. Hastings, Jesse M. Shapiro (2018). «How Are SNAP Benefits Spent? Evidence from a Retail Panel». American Economic Review 108(12). Ayni yardım ile nakdin farklı harcanması.
- Richard H. Thaler (1999). «Mental Accounting Matters». Journal of Behavioral Decision Making 12(3). Zihinsel muhasebe fikrinin genel bir anlatımı.
Sonraki derse köprü
Bu derste talep eğrisinin arkasına geçtik ve onu bir bütçe ile bir tercih haritasından türettik. Piyasanın öbür yarısı hâlâ açıklanmayı bekliyor: arz eğrisi. Bir kafe ikinci bir kahve makinesi almaya ne zaman karar verir, bir çalışan daha işe alınınca üretim neden giderek daha az artar, ve kira gibi üretimden bağımsız giderler ile kahve çekirdeği gibi üretimle büyüyen giderler kararları nasıl farklı etkiler? Üretim fonksiyonunu ve maliyet türlerini sıradaki ders açıyor.