Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- «Banka» sözcüğü sarrafların oturduğu sıradan gelir; bankacılığın temeli mevduat almak, ödeme aracı sağlamak ve kredi vermektir.
- Londra kuyumcuları emanet altının bir kısmını ödünç vererek kısmi karşılıklı bankacılığı kurdu; 1672'de kralın ödemeyi durdurması beş önde gelen kuyumcuyu batırdı.
- 1694'te Bank of England devlete yüzde 8 faizle 1,2 milyon sterlin borç vermek için kuruldu; devlet borcu kurala bağlandı.
- Vade dönüşümü bankayı kırılgan kılar; ABD'de 1930–33 arasında dokuz binden fazla banka battı, mevduat sigortasından sonra kapanışlar yılda ortalama yaklaşık 51'e indi.
- Diamond ve Dybvig panikleri beklentilerle açıklayan modelle 2022 Nobel ödülünü aldı; merkez bankası son başvuru mercii olarak bu kırılganlığa karşı kuruldu. TCMB 1930'da kuruldu, 1931'de faaliyete başladı.
Öğrenme çıktıları
- Hatırlama — Kısmi karşılıklı bankacılığı, vade dönüşümünü ve banka paniğini tanımlar.
- Anlama — Emanetçilerin nasıl bankaya dönüştüğünü ve bankaların neden kasalarındakinden fazlasını ödünç verebildiğini açıklar.
- Analiz — 1672'de Londra kuyumcularının ve 1930–33'te ABD bankalarının çöküşünü, bankacılığın yapısal kırılganlığı üzerinden çözümler.
- Değerlendirme — Mevduat sigortası ve merkez bankasının banka paniklerine karşı ne ölçüde etkili olduğunu tartışır.
Sezgi
Açılış
«Banka» sözcüğü İtalyanca bancodan, yani sıradan gelir. Orta çağ İtalya'sının pazar yerlerinde sarraflar bir sıranın arkasına oturur, farklı kentlerin sikkelerini birbirine çevirir, emanet alır ve ödünç verirdi.
Bir önceki derste Stockholms Banco'nun metal alıp kâğıt verdiğini ve kasasındakinden fazlasını kredi olarak dağıttığını gördük. Bu, bankacılığın temel formülüdür ve o dersin konusu olan kâğıt paradan çok daha eskidir. Bankacılığın tarihi, bu formülün sürekli yeniden keşfedilmesinin, zaman zaman çökmesinin ve her çöküşten sonra onu daha dayanıklı kılmak için yeni kurumların kurulmasının tarihidir.
Hikâye — kralın durdurduğu ödeme
17. yüzyılın ortasında Londra'da zenginler altınlarını ve gümüşlerini kuyumcuların kasalarında saklıyordu; kuyumcuların güvenli kasaları vardı. Kuyumcular emanet karşılığında makbuz veriyordu ve bu makbuzlar zamanla elden ele geçerek ödeme aracına dönüştü. Kuyumcular kısa sürede, kasalarındaki metalin hepsinin aynı anda istenmeyeceğini fark etti ve bu metalin bir kısmını faizle ödünç vermeye başladı. En büyük borçlularından biri Kraliyet'ti.
1660'larda Kral II. Charles'ın hükümeti, gelecek yılların vergi gelirlerini güvence göstererek Londra'nın önde gelen kuyumcu bankerlerinden sürekli borç aldı. 5 Ocak 1672'de kral, «Hazine'nin durdurulmasını» ilan etti: kamu borcunun büyük kısmının faizi ve anaparası ödenmeyecekti. Durdurulan 1,21 milyon sterlinlik borcun 1,17 milyonu kuyumculara aitti. Önde gelen beş kuyumcu banker battı, dokuzu ağır biçimde sarsıldı ve kuyumculara parasını emanet etmiş binlerce aile zarar gördü.
Yirmi iki yıl sonra İngiltere başka bir yol denedi. 1694'te bir grup yatırımcı, devlete yüzde 8 faizle 1,2 milyon sterlin borç vermek için bir araya geldi; para 1.268 kişiden on iki günde toplandı. Karşılığında İngiltere Merkez Bankası, Bank of England, kraliyet beratıyla kuruldu. Bu kez borç, kralın keyfine değil parlamentonun onayladığı vergilere bağlıydı. Devletin borcu ile bankacılık sistemi aynı yerde buluşmuştu; ama bu kez bir kuralla.
Kavram — kasadakinden fazlasını ödünç vermek
Bankacılığın üç temel işi vardır: emanet almak, yani mevduat toplamak; ödeme aracı sağlamak; ve kredi vermek. Kuyumcular üçünü birden yaptığında, bugün kısmi karşılıklı bankacılık dediğimiz şey ortaya çıktı: banka, mevduatın yalnızca bir kısmını kasada tutar, gerisini ödünç verir.
Bu yapı ekonomiye büyük bir hizmet sunar. Mevduat sahipleri paralarına istedikleri an ulaşabileceklerine güvenir; aynı para, bir çiftçinin tohumunu, bir tüccarın malını ya da bir ailenin evini finanse eder. Ama güven bir kez sarsılırsa, herkes aynı anda parasını ister. Hiçbir banka, mevduatın tamamını aynı gün ödeyecek kadar nakit tutmaz; en sağlam banka bile böyle bir günde ödeme yapamaz.
Bankacılığın daha erken bir yeniliği de, sikkeyi taşımadan ödeme yapmayı mümkün kılan kambiyo senediydi. 1397'de Floransa'da kurulan Medici Bankası, Roma'dan Londra'ya, Brugge'den Cenevre'ye uzanan şubeleriyle bu senetleri Avrupa ölçeğinde kullandı. Kilisenin faiz yasağı altında, faizi açıkça almak yerine farklı kentlerin paraları arasındaki çevirme ücretinin içine gizledi. Kambiyo senedi, tüccara uzak bir kentte, orada ödenmek üzere bir yazılı emir vererek metali taşıma zahmetinden kurtarıyordu.
Yaygın yanlış«Banka mevduatı kasada saklar» diye düşünülür.
Banka mevduatın yalnızca küçük bir kısmını nakit olarak tutar; geri kalanını kredi olarak verir. Mevduat sahibinin parası, bankanın bir borcudur, kasada duran bir eşya değil.
Yaygın yanlış«Yalnızca kötü yönetilen bankalar paniğe uğrar» diye düşünülür.
Vade dönüşümü nedeniyle sağlam bir banka da, mevduat sahipleri aynı anda parasını isterse ödeme yapamayabilir. Panik, bankanın gerçek durumundan bağımsız olarak kendi kendini gerçekleştirebilir.
Veri ve kanıt — dalga dalga çöken bankalar
Banka paniklerinin ne kadar yıkıcı olabileceğinin en iyi belgelenmiş örneği ABD'de Büyük Buhran yıllarıdır. 1930 ile 1933 arasında, 1929 sonunda var olan bankaların yaklaşık yüzde 30'una denk gelen dokuz binden fazla banka battı. Batan bankalardaki mevduat sahipleri 1,3 milyar dolardan fazlasını kaybetti. Çöküşler dalga dalga geldi: 1930 sonunda, 1931'in ilkbaharında, sonbaharında ve 1933'ün başında. Her dalga, bir sonrakinin korkusunu besledi.
Bu tablo 1933'te değişti. ABD'de federal mevduat sigortası kuruldu ve 1934'ün başında yürürlüğe girdi. 1934 ile 1940 arasında kapanan banka sayısı yılda ortalama yaklaşık 51'e indi. Mevduatının güvencede olduğunu bilen biri, bankasıyla ilgili bir söylenti duyduğunda sıraya girmek için bir neden görmüyordu.
İktisatçılar Douglas Diamond ve Philip Dybvig 1983'te bu mekanizmanın bir modelini kurdular. Modelde banka, vade dönüşümüyle ekonomiye gerçek bir fayda sağlıyor, ama aynı yapı iki olası sonuç doğuruyordu: herkesin bankaya güvendiği sakin bir durum ve herkesin başkalarının parasını çekeceğinden korktuğu bir panik. Hangisinin gerçekleşeceği, bankanın sağlamlığından çok beklentilere bağlıydı. Mevduat sigortası, panik durumunu ortadan kaldıran bir kural olarak modelin doğal sonucuydu. Diamond ve Dybvig bu çalışmayla, Ben Bernanke ile birlikte, 2022 Nobel iktisat ödülünü aldı.
Neden önemli? — İstanbul'dan Ankara'ya
Osmanlı İstanbulu'nda 19. yüzyılda kredinin önemli bir kısmını Galata sarrafları sağlıyordu; devlete ve tüccarlara kısa vadeli borç veren bu sarraflar, Avrupa'nın erken bankerlerine benzer bir rol üstlendi. 1863'te kurulan Osmanlı Bankası hem ticari bankacılık yaptı hem de banknot çıkarma tekelini elinde tuttu. Cumhuriyet'in ilk yıllarında ulusal bir bankacılık sistemi kurmak öncelik oldu: Türkiye İş Bankası 1924'te kuruldu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın kuruluş kanunu 1930'da çıktı ve banka 1931'de faaliyete başladı.
Merkez bankasının kuruluşu, bankacılığın tarihindeki en önemli dersin kurumsallaşmasıdır. Bankalar yapısal olarak kırılgan olduğu için, bir panik anında sağlam bankalara nakit sağlayacak bir son başvuru mercii gerekir. Bu mercii, 1694'te bir devlet borcu anlaşmasıyla doğan Bank of England gibi kurumlar zamanla üstlendi. Bugün Türkiye'de mevduat sahiplerini koruyan sigorta ve bankalara acil likidite sağlayabilen merkez bankası, aynı yüzyıllık sorunun cevaplarıdır.
Bankacılık sistemi, güvenin kendi kendini ayakta tuttuğu bir yapıdır. Güven olduğu sürece verimli çalışır; güven sarsıldığında, hiçbir banka tek başına ayakta kalamaz. Bu yüzden bankacılığın tarihi, güveni kişilerden kurumlara taşıma çabasının tarihidir: kuyumcunun sözünden bir kanunun güvencesine.
Özet kartı
- «Banka» sözcüğü sarrafların oturduğu sıradan gelir; bankacılığın temeli mevduat almak, ödeme aracı sağlamak ve kredi vermektir.
- Londra kuyumcuları emanet altının bir kısmını ödünç vererek kısmi karşılıklı bankacılığı kurdu; 1672'de kralın ödemeyi durdurması beş önde gelen kuyumcuyu batırdı.
- 1694'te Bank of England devlete yüzde 8 faizle 1,2 milyon sterlin borç vermek için kuruldu; devlet borcu kurala bağlandı.
- Vade dönüşümü bankayı kırılgan kılar; ABD'de 1930–33 arasında dokuz binden fazla banka battı, mevduat sigortasından sonra kapanışlar yılda ortalama yaklaşık 51'e indi.
- Diamond ve Dybvig panikleri beklentilerle açıklayan modelle 2022 Nobel ödülünü aldı; merkez bankası son başvuru mercii olarak bu kırılganlığa karşı kuruldu. TCMB 1930'da kuruldu, 1931'de faaliyete başladı.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kısmi karşılıklı bankacılık | Fractional-reserve banking | Bankanın mevduatın yalnızca bir kısmını kasada tutup gerisini ödünç verdiği sistem |
| Vade dönüşümü | Maturity transformation | Kısa vadeli mevduatın uzun vadeli kredilere dönüştürülmesi |
| Banka paniği | Bank run | Mevduat sahiplerinin aynı anda paralarını çekmeye koşması |
| Kambiyo senedi | Bill of exchange | Bir kişiye başka bir yerde ve tarihte ödeme yapılmasını emreden yazılı belge |
| Son başvuru mercii | Lender of last resort | Panik anında sağlam bankalara nakit sağlayan kurum; genellikle merkez bankası |
Kendini sına
- (Çıktı 1) Kısmi karşılıklı bankacılıkta bankanın mevduatın tamamını kasada tutmaması neden hem bir fayda hem bir risk kaynağıdır?
- (Çıktı 1) Vade dönüşümünü bir örnekle açıkla.
- (Çıktı 2) Londra kuyumcularının emanetçilikten bankacılığa geçişi hangi gözleme dayanıyordu?
- (Çıktı 3) 1672'deki çöküşün nedeni kuyumcuların kötü yönetimi miydi? Olayın bankacılığın kırılganlığı hakkında ne söylediğini açıkla.
- (Çıktı 3) Diamond ile Dybvig'in modelinde aynı bankanın iki farklı sonuçla karşılaşabilmesi ne anlama gelir?
- (Çıktı 4) Mevduat sigortası panikleri azaltırken hangi yeni riski doğurabilir? Bu riske karşı hangi önlemler alınır?
Cevaplar
- Faydası, mevduatın atıl kalmayıp kredi olarak ekonomiye dönmesidir. Riski, mevduat sahiplerinin çoğu aynı anda parasını isterse bankanın ödeme yapamamasıdır.
- Bir banka, her an çekilebilecek vadesiz mevduatla on yıl vadeli bir konut kredisi verir. Mevduat kısa vadeli, kredi uzun vadelidir; banka ikisi arasındaki vade farkını üstlenir.
- Kasadaki metalin tamamının aynı anda istenmediği, çoğu emanetin uzun süre kasada kaldığı gözlemine. Kuyumcular bu metalin bir kısmını ödünç vererek faiz kazanabileceklerini fark etti.
- Asıl neden, en büyük borçlunun, kralın ödemeyi durdurmasıydı. Olay, bankaların alacaklarının kalitesine ve büyük bir borçluya bağımlılığa ne kadar duyarlı olduğunu, bir borçlunun kararının bütün sistemi sarsabileceğini gösterir.
- Bankanın sağlamlığı değişmese bile, mevduat sahiplerinin beklentisine göre sakin bir durum ya da panik ortaya çıkabilir. Panik, korkunun kendisinin sonucudur ve bankanın gerçek durumunu yansıtmayabilir.
- Ahlaki tehlike: mevduatı güvence altında olan bir banka ve mevduat sahipleri riski daha az izleyebilir, banka daha riskli krediler verebilir. Buna karşı sigorta limitleri, bankaların sermaye yeterliliği kuralları ve denetim uygulanır.
İleri okuma
- Raymond de Roover (1963). The Rise and Decline of the Medici Bank, 1397–1494. Medici Bankası'nın şubelerini, kambiyo senetlerini ve çöküşünü anlatan klasik çalışma.
- Douglas W. Diamond ve Philip H. Dybvig (1983). «Bank Runs, Deposit Insurance, and Liquidity». Journal of Political Economy 91(3). Banka paniklerinin modelini kuran makale.
- Charles P. Kindleberger (1978, güncel baskılar). Manias, Panics, and Crashes: A History of Financial Crises. Finansal krizlerin tarihini anlatan başvuru kitabı.
- Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Tarihçe (tcmb.gov.tr). Bankanın kuruluşu ve ilk yılları.
Sonraki derse köprü
Bankalar kâğıt çıkarıp kredi verdikçe bir soru daha büyüdü: bütün bu kâğıt ve mevduatın değerini ne sabitleyecek? 19. yüzyılda pek çok ülke aynı cevabı verdi: paranın değerini belirli bir ağırlıkta altına bağlamak ve kâğıdı istendiğinde altına çevirmeyi taahhüt etmek. Bu kuralın nasıl işlediği, ülkeleri birbirine nasıl bağladığı ve neden sonunda terk edildiği, sıradaki dersin konusu.