İçeriğe geç

Ünite EDB-245-10 · Seviye 2C — Dünya Edebiyatı

Yeni şiir

EDB-245 Modern Dünya Şiiri

1.965 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • Gizdökümcü şiir
  • villanel
  • yerellik
  • yoğun imge
  • çevrilemezlik
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bishop (1911–1979), Plath (1932–1963), Heaney (1939–2013) ve Tranströmer (1931–2015) savaş sonrası şiirde dört ayrı yol seçti; Heaney 1995'te, Tranströmer 2011'de Nobel'i aldı.
  2. Plath gizdökümcü şairlerle anıldı; «Morning Song» bir doğumu saat, heykel, bulut ve ayna imgeleriyle anlatır; son dönem şiirleri ölümünden sonra Ariel adıyla çıktı.
  3. Heaney Kuzey İrlanda'daki çiftliğin toprağından yazdı; Nobel konuşmasında şiirin dış gerçeklikle şairin iç yasalarına aynı anda sadık bir düzen kurduğunu söyledi.
  4. Bishop'un «One Art»ı bir villaneldir: kayıpları küçültmeye çalışan tekrarlar son dizede «(Write it!)» emriyle çatlar.
  5. Aktener, Plath'ın Türkçe çevirilerini «çevrilemezlik» yerine yorum kavramıyla inceler; çeviri bir kayıp değil, bir okumadır.

Kazanımlar

  • Elizabeth Bishop, Sylvia Plath, Seamus Heaney ve Tomas Tranströmer'i yirminci yüzyılın ikinci yarısındaki şiir içinde, tarihleriyle tanıtabilir.
  • Bishop'un «One Art» villanelinde biçimin bir kayıp duygusunu nasıl taşıdığını metinden örneklerle çözümleyebilir.
  • Heaney'nin Nobel konuşmasında şiirin kurduğu «düzen» düşüncesini ve gizdökümcü şiirin kişisel acıya yaklaşımını karşılaştırabilir.
  • Plath'ın Türkçe çevirileri üzerine yapılmış bir incelemeyi, «çevrilemezlik» tartışması üzerinden değerlendirebilir.

Video metni

Soğuk açılış

1976'da, altmış beş yaşında bir Amerikalı şair on dokuz dizelik bir şiir yayımlar. Şiirin ilk dizesi neredeyse bir öğüttür: «The art of losing isn't hard to master», kaybetme sanatında ustalaşmak zor değildir.

Şiir kaybedilen küçük şeylerle başlar: kapı anahtarları, kötü geçmiş bir saat. Sonra kayıplar büyür: annesinin saati, sevdiği üç evden biri, iki güzel kent, sahip olduğu birkaç diyar, iki ırmak, bir kıta. Kıtaların sonunda iki nakarat dönüşümlü olarak döner: kaybetme sanatında ustalaşmak zor değildir; bu bir felaket değildi.

Son kıtaya gelince şiirin sesi bir an kırılır. Şair kendine bir emir verir, parantez içinde: «Write it!», yaz onu! Şairin adı Elizabeth Bishop'tur ve bu şiir, «One Art», onun en çok bilinen şiiri olacaktır.

Büyük soru

Bir şiir kişisel bir acıyı, okur da taşıyabilsin diye hangi biçime sokar?

Bağlam

Bu derste yirminci yüzyılın ikinci yarısından dört şairi okuyoruz. Elizabeth Bishop 1911'de ABD'de doğdu, 1979'da öldü; uzun yıllar Brezilya'da yaşadı. Sylvia Plath 1932'de ABD'de doğdu, 1963'te Londra'da öldü. Seamus Heaney 1939'da Kuzey İrlanda'da bir çiftlikte doğdu, 2013'te öldü; İsveç Akademisi onu 1995'te ödüllendirdi. Tomas Tranströmer 1931'de İsveç'te doğdu, 2015'te öldü; meslek hayatını psikolog olarak sürdürdü ve 2011'de Nobel'i kazandı.

Dördü de savaş sonrası şiirin içinde farklı yollar seçti. Plath, Amerika'da kişisel acıyı, aileyi, bedeni, hastalığı doğrudan şiire taşıyan «gizdökümcü» şairlerle birlikte anıldı. Bishop ise şiirinde kendini hep geri planda tuttu, gözlemi ve biçimi öne çıkardı. Heaney İrlanda'nın kırsal geçmişini ve Kuzey İrlanda'nın siyasal şiddetini kendi çocukluğunun toprağından yazdı. Tranströmer kısa, yoğun imgelerle konuştu. İsveç Akademisi onu, yoğun ve saydam imgeleriyle bize gerçekliğe taze bir erişim sağladığı için ödüllendirdi.

Ana anlatı — Bir saat gibi kurulan sevgi

Plath'ın kızının doğumu üzerine yazdığı «Morning Song», yani «Sabah şarkısı», bir annenin sesiyle açılır: «Love set you going like a fat gold watch.» Sevgi seni şişman, altın bir saat gibi kurdu. Ebe bebeğin ayak tabanlarına vurur, bebeğin çıplak çığlığı doğadaki öğeler arasında yerini alır.

Şiir annenin bebeğe yabancılığını da saklamaz. Bebek bir müzedeki yeni bir heykel gibidir; anne kendini onun annesi olmaktan çok, rüzgârın eliyle yavaşça silinişini yansıtmak için bir ayna damıtan bir bulut gibi görür. Sonra gece gelir, anne bebeğin nefesini dinler ve sabah olur. Şiir bir doğumu bir duygu patlamasıyla değil, kesin ve tuhaf imgelerle anlatır.

Plath 1963'te, otuz yaşında öldü. Son dönem şiirlerinin büyük kısmı, en ünlüleri de dahil, ölümünden sonra, 1965'te Ariel adıyla yayımlandı. Okurların büyük bir kısmı onun şiirlerini hayatının ve ölümünün ışığında okudu; bu, «gizdökümcü» etiketinin hem gücü hem de tuzağıdır.

Ana anlatı — Toprağı kazan kalem

Heaney'nin şiiri başka bir yerden, Kuzey İrlanda'daki bir çiftlikten başlar. 1966'da yayımlanan ilk kitabındaki «Digging» şiirinde şair, pencerenin altında bahçeyi kazan babasını izler; sonra dedesinin turba kestiğini hatırlar. Kendisinin ise kürek yerine parmaklarının arasında yalnızca bir kalemi vardır. Şiir bir kararla biter: o da kalemiyle kazacaktır.

Heaney'nin 1995 Nobel konuşması «Crediting Poetry», yani «Şiire güvenmek» ya da «Şiiri onurlandırmak» adını taşır. Konuşmanın ilk bölümleri çocukluğundaki çiftlik evini, kestane ağacına bağlanmış bir radyo antenini, mutfaktaki radyodan gelen BBC'nin sesini anlatır. Heaney şiire güvendiğini söyler, çünkü şiir, kendi deyişiyle, sağduyuna rağmen havada yürümeyi mümkün kılar: «walk on air against your better judgement». Ve şiirin asıl gücünü bir düzen kurmasında bulur:

«…poetry can make an order as true to the impact of external reality and as sensitive to the inner laws of the poet's being as the ripples that rippled in and rippled out across the water in that scullery bucket fifty years ago.»

Şiir, dış gerçekliğin darbesine olduğu kadar şairin varlığının iç yasalarına da sadık bir düzen kurabilir; tıpkı elli yıl önce bulaşıkhanedeki kovanın suyunda içeri ve dışarı yayılan halkalar gibi.

İsveç Akademisi Heaney'yi, gündelik mucizeleri ve yaşayan geçmişi yücelten lirik güzellikte ve ahlaki derinlikte yapıtları için ödüllendirdi.

Ana anlatı — Kayıp bir biçimde

Bishop'un yolu başkaydı. «One Art» bir villaneldir: Fransız kökenli, on dokuz dizelik, iki uyağa dayanan ve iki dizesini belli yerlerde tekrarlayan katı bir biçim. Bishop bu katı biçimi kişisel bir kaybı anlatmak için seçer.

Şiir kayıpları küçükten büyüğe sıralar ve her seferinde onları küçültmeye çalışır: kaybetmenin sanatı zor değildir, hiçbiri bir felaket getirmeyecektir. Biçimin tekrarı bu savunmayı sürdürür. Ama villanelin kuralı şiiri son dizeye kadar götürmek zorundadır ve orada savunma çatlar.

Yaygın yanlış«Gizdökümcü şairler acılarını doğrudan, olduğu gibi kâğıda döker; şiirleri birer günlük gibidir.»
Doğrusu

— Bu okumanın bir dayanağı var: bu şairler gerçekten kendi hayatlarını, ailelerini, hastalıklarını şiire taşıdı ve okurlar şiirleri sık sık biyografi gibi okudu. Ama hem Plath'ın hem Bishop'un şiiri, acının olduğu gibi aktarılmadığını gösterir. Plath'ın «Morning Song»u bir doğumu saat, heykel, bulut ve ayna imgeleriyle kurar; Bishop'un «One Art»ı en kişisel kaybını en katı biçimlerden birinin içine yerleştirir. Acı şiirin hammaddesidir; şiir ise o hammaddeye biçim veren zanaattir. Heaney'nin deyişiyle şiir bir düzen kurar.

Metin anı

«One Art»ın son kıtası:

—Even losing you (the joking voice, a gesture
I love) I shan't have lied. It's evident
the art of losing's not too hard to master
though it may look like (Write it!) like disaster.

Satır satır okuyalım. Kıta bir tireyle açılır, sanki şair bir an duraksamıştır: «Even losing you», seni kaybetmek bile. Sonra bir parantez gelir: şaka yapan ses, sevdiğim bir el hareketi. Sevilen kişi bir ad ya da bir yüzle değil, bir sesle ve bir jestle anılır; kayıp en küçük ayrıntılarda hissedilir.

«I shan't have lied», yalan söylemiş olmayacağım. Şair önceki kıtalardaki sözünü korumaya çalışır. Üçüncü dize nakaratı tekrarlar, ama değiştirerek: «isn't hard to master» artık «not too hard to master» olmuştur, çok zor değil. Tek bir sözcük, «too», savunmanın zayıfladığını gösterir.

Son dize şiirin bütün yükünü taşır: «though it may look like (Write it!) like disaster.» Felaket gibi görünse de. Ama «like» iki kez söylenir ve arasına bir emir girer: Yaz onu! Şair felaket sözcüğünü yazmakta zorlanır ve kendini zorlar. Villanelin katı biçimi, kaybı küçültmek için kurulmuş bir savunmaydı; son dizede biçim, kaybın büyüklüğünü itiraf etmenin aracına dönüşür.

Cevap ve bağlantı

Bir şiir kişisel bir acıyı hangi biçime sokar? Bu dört şairin cevabı ortaktır: acıyı bir düzene. Bishop onu katı bir villanelin tekrarlarına, Plath kesin ve tuhaf imgelere, Heaney bir çiftliğin ve bir ailenin somut ayrıntılarına, Tranströmer yoğun ve saydam imgelere yerleştirdi. Heaney'nin Nobel konuşmasındaki halkalar gibi, şiir dış dünyanın darbesini de şairin iç yasalarını da aynı anda taşıyan bir düzen kurar. Okur bu düzen sayesinde başkasının acısını kendi içinde taşıyabilir.

Bu şiirlerin Türkçedeki serüveni de bir biçim sorusudur. Ilgın Aktener'in Litera'da yayımlanan incelemesi, Plath'ın bir şiirinin Yusuf Eradam ve Nurten Uyar tarafından yapılmış iki Türkçe çevirisini karşılaştırır. Makalenin özetine göre şiir çevirisi çoğunlukla «çevrilemezlik» çerçevesinde tartışılmıştır ve bu, kaynak metnin çeviriden üstün olduğu yolundaki eskimiş bir görüşü güçlendirir. Aktener bunun yerine iki çevirmenin şiiri nasıl yorumladığına bakar; çeviriyi bir kayıp olarak değil, bir yorum olarak okur.

Kapanış kancası

Bu dört şair Türkçeye çevirmenlerin elleriyle geldi. Ama Türk şiiri dünya şiirini yalnızca okumadı; onu çevirirken kendi sesini de buldu. Bir sonraki derste, yüzyılın ortasında Türk şairlerinin dünya şiirini çevirerek kendi şiirlerini nasıl değiştirdiğine bakacağız. Bir şiir çevirisi, çevirenin kendi dilinde yeni bir şiirin tohumu olabilir mi?

Özet kartı

  1. Bishop (1911–1979), Plath (1932–1963), Heaney (1939–2013) ve Tranströmer (1931–2015) savaş sonrası şiirde dört ayrı yol seçti; Heaney 1995'te, Tranströmer 2011'de Nobel'i aldı.
  2. Plath gizdökümcü şairlerle anıldı; «Morning Song» bir doğumu saat, heykel, bulut ve ayna imgeleriyle anlatır; son dönem şiirleri ölümünden sonra Ariel adıyla çıktı.
  3. Heaney Kuzey İrlanda'daki çiftliğin toprağından yazdı; Nobel konuşmasında şiirin dış gerçeklikle şairin iç yasalarına aynı anda sadık bir düzen kurduğunu söyledi.
  4. Bishop'un «One Art»ı bir villaneldir: kayıpları küçültmeye çalışan tekrarlar son dizede «(Write it!)» emriyle çatlar.
  5. Aktener, Plath'ın Türkçe çevirilerini «çevrilemezlik» yerine yorum kavramıyla inceler; çeviri bir kayıp değil, bir okumadır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Gizdökümcü şiirConfessional poetryŞairin kendi hayatını, ailesini ve acısını açıkça anlattığı şiir
VillanelVillanelleİki uyağa dayanan, iki dizeyi tekrarlayan on dokuz dizelik biçim
YerellikRootednessŞiirin belli bir yerin ve ailenin ayrıntılarına dayanması
Yoğun imgeCondensed imageBirkaç sözcükle büyük anlam yükü taşıyan imge
ÇevrilemezlikUntranslatabilityŞiirin başka dile tam aktarılamayacağı görüşü

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Dört şairin hayat tarihlerini ve şiirdeki farklı yollarını kısaca karşılaştırın.
  2. (Kazanım 2) «One Art»ta villanelin tekrarları ne işe yarar ve son kıtada «too» sözcüğü ile «(Write it!)» emri neyi değiştirir?
  3. (Kazanım 3) Heaney Nobel konuşmasında şiire neden güvendiğini söyler? Kovadaki halkalar benzetmesi ne anlatır?
  4. (Kazanım 3) «Gizdökümcü şairler acılarını olduğu gibi kâğıda döker» yargısı neden eksiktir?
  5. (Kazanım 4) Aktener'in incelemesi Plath'ın Türkçe çevirilerine hangi açıdan yaklaşır ve «çevrilemezlik» kavramına neden karşı çıkar?

Cevaplar

  1. Bishop (1911–1979) şiirinde kendini geri planda tutup gözlemi ve biçimi öne çıkardı. Plath (1932–1963) kişisel acıyı şiire taşıyan gizdökümcü şairlerle anıldı. Heaney (1939–2013) Kuzey İrlanda'daki çiftliğin ve ailenin ayrıntılarından yazdı, 1995'te Nobel'i aldı. Tranströmer (1931–2015) yoğun, saydam imgelerle konuştu, 2011'de Nobel'i aldı.
  2. Tekrarlar kayıpları küçültme savunmasını sürdürür: kaybetme sanatı zor değildir, hiçbiri felaket değildir. Son kıtada nakarat «isn't hard» yerine «not too hard» diye değişir; «too» savunmanın zayıfladığını gösterir. «(Write it!)» emri ise şairin felaket sözcüğünü yazmakta zorlandığını ve kendini zorladığını, kaybın büyüklüğünü itiraf ettiğini gösterir.
  3. Şiirin, sağduyuna rağmen havada yürümeyi mümkün kıldığını ve bir düzen kurduğunu söyler. Kovadaki halkalar, şiirin dış gerçekliğin darbesine olduğu kadar şairin iç yasalarına da sadık bir düzen kurmasını anlatır: dışarıdan gelen bir sarsıntı, içeride kendi biçimini bulur.
  4. Plath'ın «Morning Song»u bir doğumu saat, heykel, bulut ve ayna gibi kesin ve tuhaf imgelerle kurar; Bishop en kişisel kaybını en katı biçimlerden biri olan villanelin içine yerleştirir. Acı şiirin hammaddesidir, ama şiir o hammaddeye biçim veren zanaattir.
  5. Plath'ın bir şiirinin Yusuf Eradam ve Nurten Uyar tarafından yapılmış iki çevirisini karşılaştırır ve iki çevirmenin şiiri nasıl yorumladığına bakar. «Çevrilemezlik» kavramına karşı çıkar, çünkü bu kavram kaynak metnin çeviriden üstün olduğu yolundaki eskimiş görüşü güçlendirir; Aktener çeviriyi bir kayıp değil, bir yorum olarak okur.

Okuma

  • Elizabeth Bishop, «One Art» ve Sylvia Plath, «Morning Song» (poets.org). İki şiiri art arda okuyun ve biçimin acıyı nasıl taşıdığını karşılaştırın.
  • Seamus Heaney, «Crediting Poetry», Nobel konuşması, 1995 (nobelprize.org).
  • Ilgın Aktener, «Exploring the Turkish Translations of Sylvia Plath's "Lady Lazarus"», Litera 32/2 (2022). Plath'ın Yusuf Eradam ve Nurten Uyar çevirilerinin karşılaştırması.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:30 Soğuk açılış: bir masada bir anahtar destesi, eski bir kol saati, bir harita; nesneler birer birer kaybolur.
  • 1:30–2:00 Büyük soru: kırık bir fincan; parçalar bir altın çizgiyle yeniden birleştirilir.
  • 2:00–3:40 Bağlam: dört pencere; birinde Brezilya'da bir sahil, birinde Londra'da karlı bir sokak, birinde İrlanda'da bir çiftlik, birinde İsveç'te bir göl.
  • 3:40–5:40 Ana anlatı — Bir saat gibi kurulan sevgi: altın bir cep saatinin kurulması; bir müzede beyaz bir heykel; gökyüzünde yavaşça dağılan bir bulut.
  • 5:40–8:00 Ana anlatı — Toprağı kazan kalem: bir pencerenin altında bahçe kazan bir adam; bir çiftlik mutfağı, kestane ağacına bağlı bir anten; bir kovada yayılan su halkaları.
  • 8:00–9:30 Ana anlatı — Kayıp bir biçimde: bir sayfada aynı iki dize belirli aralıklarla yeniden belirir; aralarına kaybolan şeylerin listesi yazılır.
  • 9:30–11:30 Metin anı: bir masada yazan bir el; son dizede kalem duraksar, parantez açılır ve «Write it!» sözcükleri bastırılarak yazılır.
  • 11:30–13:20 Cevap ve bağlantı: iki ayrı masada aynı şiiri Türkçeye çeviren iki el; iki farklı sayfa yan yana.
  • 13:20–14:00 Kapanış kancası: 1940'lardan bir İstanbul kahvehanesi; masada Fransızca bir şiir kitabı ve Türkçe karalamalar.
  • Plath'ın ölümü gösterilmez ve anlatılmaz.

Telaffuz

  • Elizabeth Bishop «i-LİZ-ı-bıt Bİ-şıp»; Sylvia Plath «SİL-vi-ı PLAS»; Seamus Heaney «ŞEY-mıs Hİİ-ni»; Tomas Tranströmer «TU-mas TRAN-strö-mır».
  • «One Art» «UAN ART»; «Morning Song» «MOR-ning SONG»; Ariel «E-ri-ıl»; «Crediting Poetry» «KRE-di-ting PO-ıt-ri»; villanel «vi-la-NEL».
  • Ilgın Aktener «ıl-GIN ak-te-NER»; Yusuf Eradam «yu-SUF e-ra-DAM»; Nurten Uyar «nur-TEN u-YAR».