Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Lorca (1898–1936) Endülüs'ün halk ve flamenko geleneğinden beslendi; Romancero gitano (1928) onu ünlü yaptı; İç Savaş'ın başında, Ağustos 1936'da Granada yakınlarında öldürüldü.
- 1933 Buenos Aires konferansında Lorca duendeyi melekten ve ilham perisinden ayırır: duende içeriden, kanın dibinden gelen, bir güç ve bir boğuşmadır; kara sesleri olan her şeyin duendesi vardır.
- «Romance sonámbulo» sekiz heceli romans biçimini avangart imgelerle doldurur: «Verde que te quiero verde» bir nakarat gibi döner; şeyler kadına bakar, o onlara bakamaz.
- Neruda (1904–1973) Madrid'de Lorca'yla dost oldu; Lorca'nın öldürülmesi onu angaje şiire yöneltti; Canto General 1950'de Meksika'da yayımlandı.
- Dolcerocca, Nâzım Hikmet'in Memleketimden İnsan Manzaraları ile Canto General'i savaş sonrası yeni bir epik arayışının iki ayrı cevabı olarak okur.
Kazanımlar
- Lorca'nın Romancero gitano'sunu ve Neruda'nın Madrid'den Canto General'e uzanan yolunu tarihleriyle açıklayabilir.
- Lorca'nın «duende» kavramını, 1933 Buenos Aires konferansının metninden örneklerle çözümleyebilir.
- «Romance sonámbulo»nun açılışında tekrarın, rengin ve ritmin anlamı nasıl kurduğunu gösterebilir.
- Neruda'nın Canto General'ini Nâzım Hikmet'in Memleketimden İnsan Manzaraları'yla karşılaştıran bir okumayı, «yeni epik» kavramı üzerinden değerlendirebilir.
Video metni
Soğuk açılış
1933 sonbaharı, Buenos Aires. Otuz beş yaşında bir İspanyol şair bir salonda kürsüye çıkar ve dinleyicilere bir sözcüğü açıklamaya girişir. Sözcük, İspanyolcada halk arasında bir tür cin, bir ev perisi için kullanılır. Şair ise ona başka bir anlam vermek ister.
Konuşmasının ortasında Endülüslü yaşlı bir flamenko şarkıcısının sözünü aktarır: «Todo lo que tiene sonidos negros tiene duende.» Kara sesleri olan her şeyin duendesi vardır. Ardından bir gitar ustasından duyduğunu ekler: duende boğazda değildir, ayak tabanlarından içeri, yukarı doğru yükselir.
Şairin adı Federico García Lorca'dır. Aynı yıllarda Buenos Aires'te konsolosluk görevinde bulunan genç bir Şilili şairle dost olacaktır: Pablo Neruda.
Büyük soru
Bir şiirin gücü şairin ustalığından mı gelir, yoksa şairin bile tam denetleyemediği karanlık bir kaynaktan mı?
Bağlam
Federico García Lorca 1898'de Endülüs'te, Granada yakınlarında doğdu. Şair, oyun yazarı, müzisyendi; Granada'nın çingene ve flamenko geleneğini, halk türkülerini çok iyi tanırdı. 1928'de yayımlanan Romancero gitano, yani Çingene Romansları, onu İspanya'da ve bütün İspanyolca konuşulan dünyada üne kavuşturdu. 1929–1930'da New York'ta kaldı; o yılların şiirleri ölümünden sonra, 1940'ta, Poeta en Nueva York adıyla çıktı. Lorca İspanya İç Savaşı'nın başında, Ağustos 1936'da Granada yakınlarında öldürüldü.
Pablo Neruda 1904'te Şili'de doğdu, 1973'te öldü. Yirmi yaşında yayımladığı Veinte poemas de amor y una canción desesperada, yani Yirmi Aşk Şiiri ve Bir Umutsuz Şarkı, onu Latin Amerika'da tanınmış bir şair yaptı. Uzun yıllar diplomat olarak çalıştı; Nobel'i 1971'de, ölümünden iki yıl önce kazandı.
Ana anlatı — Duende
Lorca'nın konferansının adı «Teoría y juego del duende», yani «Duendenin kuramı ve oyunu»dur. Lorca sanatçının üç kaynaktan beslenebileceğini söyler: melekten, ilham perisinden ve duendeden. Melek ve ilham perisi dışarıdan gelir; melek ışık verir, ilham perisi biçim. Duende ise başkadır: onu kanın en dipteki odalarında uyandırmak gerekir.
Lorca, Goethe'nin Paganini için söylediği bir sözü de aktarır: herkesin hissettiği ama hiçbir filozofun açıklayamadığı gizemli bir güç. Ardından kendi tanımını kurar:
«El duende es un poder y no un obrar, es un luchar y no un pensar.»
Duende bir güçtür, bir yapma değil; bir boğuşmadır, bir düşünme değil. Lorca'ya göre bu, yetenek meselesi değildir; kanla, çok eski bir kültürle ve o anda gerçekleşen bir yaratmayla ilgilidir.
Duende yalnızca İspanyol sanatına özgü değildir. Lorca konferansında onu Goya'nın resimlerinde, Jorge Manrique'nin ölüm şiirinde, hatta Rimbaud'nun narin bedenine giydirilmiş yeşil bir cambaz giysisinde de görür. 245-02'de okuduğumuz gören şair, Lorca'nın gözünde duendenin bir örneğidir.
Ana anlatı — Bir romans, yeşil
Romancero gitano eski bir İspanyol biçimini canlandırır: romansı. İspanyol romansı sekiz heceli dizelerden oluşur ve çift dizelerde ünlüleri birbirini tutan bir yarım uyakla ilerler; yüzyıllardır halkın ezberinde yaşayan, anlatı taşıyan bir türkü biçimidir.
Lorca bu biçimin içine çağdaş ve kimi zaman gerçeküstü imgeler koyar. Kitabın en çok bilinen şiirlerinden «Romance sonámbulo», yani «Uyurgezer romansı», bir kadının bir parmaklık başında beklemesini, yaralı bir genç adamın dağdan inişini, bir yaşlı adamla konuşmasını anlatır. Ama hikâye hiçbir zaman tam açıklanmaz; okur onu imgelerden kurar.
Lorca yaşamının son yıllarında Madrid'de Neruda'yla dostluk kurdu. Neruda o sırada Şili'nin Madrid konsolosuydu ve çevresinde Lorca'nın da bulunduğu canlı bir edebiyat çevresi oluşmuştu. İç Savaş başlayınca Lorca'nın öldürülmesi, biyografi yazarlarına göre Neruda'nın şiirini ve hayatını değiştiren en önemli olay oldu.
Ana anlatı — Bir kıtanın şarkısı
İç Savaş'tan önce Neruda'nın şiiri büyük ölçüde içe dönüktü. Lorca'nın ölümünden sonra Neruda siyasete yöneldi, İspanya Cumhuriyeti'ni savunan España en el corazón'u, yani Yüreğimdeki İspanya'yı yayımladı ve şiirini bireysel bir sesten ortak bir sese çevirmeye başladı.
Bu dönüşümün en büyük ürünü Canto General'dir. Neruda kitabı yıllarca, bir dönem Şili'de saklanarak yazdı ve 1950'de Meksika'da yayımladı. Kitap Amerika kıtasının tarihini, coğrafyasını, bitkilerini ve hayvanlarını, sıradan insanlarını tek bir büyük şiirde toplamaya çalışır. Bu kitabın bir bölümü olan «Alturas de Macchu Picchu», 1943'te Peru'daki eski İnka kentine yaptığı yolculuktan doğdu.
Yaygın yanlış«Lorca bir halk şairiydi; şiirleri çingene türkülerinin şiire dökülmüş hâlidir.»
— Yargının haklı bir yanı var: Lorca halk biçimlerini, romansı ve flamenko şarkısını derinden tanır ve şiirine taşır; Romancero gitano onu yaygın biçimde bir halk şairi olarak tanıttı. Ama bu okuma şiirin yarısını gözden kaçırır. Lorca'nın imgeleri çoğu zaman bir türküden değil, dönemin avangart sanatından, gerçeküstücülükten gelir: yeşil bir bedenin parmaklıkta düş görmesi, şeylerin bir kadına bakıp onun onlara bakamaması hiçbir türküde yoktur. Lorca'nın kendisi kitabı, görünen Endülüs'ü pek anlatmayan, ama gizli Endülüs'ün içinde titrediği bir kitap olarak tanımladı; hayatının geri kalanında da «pitoresk» olandan ve «yerel renk» klişelerinden kaçınmaya çalıştı. New York şiirleri ise onu halk şairi etiketinden büsbütün uzaklaştırdı. Halk biçimi bir kalıptır; içine konan imge yenidir.
Metin anı
«Romance sonámbulo»nun ilk on iki dizesi:
Verde que te quiero verde.
Verde viento. Verdes ramas.
El barco sobre la mar
y el caballo en la montaña.
Con la sombra en la cintura,
ella sueña en su baranda,
verde carne, pelo verde,
con los ojos de fría plata.
Verde que te quiero verde.
Bajo la luna gitana,
las cosas la están mirando
y ella no puede mirarlas.
Satır satır okuyalım. «Verde que te quiero verde», yeşil, seni yeşil seviyorum. Cümle anlam bakımından tam açık değildir; sesin ve tekrarın içinde bir büyü sözü gibi işler. Şiir boyunca dönüp gelecek, nakarat olacaktır. Yeşil rüzgâr, yeşil dallar. Renk sıfattan çıkıp her şeye yayılır.
Üçüncü ve dördüncü dizeler bir uzaklığı açar: deniz üstünde bir gemi, dağda bir at. İki yer, iki yolculuk aracı, iki ayrı dünya; aralarındaki bağı şiir söylemez. Sonra kadın görünür: belinde gölge, parmaklığında düş görür. Yeşil et, yeşil saç, soğuk gümüşten gözler. Kadının bedeni bile yeşile dönmüştür; yaşadığı mı, ölü mü olduğu belli değildir.
Son dört dize şiirin anahtar imgesini verir: çingene ayının altında, şeyler ona bakıyor ve o onlara bakamıyor. Bakma ilişkisi tersine dönmüştür. Burada ne bir türkü vardır ne de bir açıklama; duende tam da burada, okurun anlamadan sarsıldığı yerde konuşur.
Cevap ve bağlantı
Bir şiirin gücü ustalıktan mı gelir, karanlık bir kaynaktan mı? Lorca'nın cevabı ikisini birlikte ister. Romansın sekiz heceli dizesi ve ünlü uyağı yüzyılların ustalığıdır; ama «Verde que te quiero verde»yi sarsıcı yapan, ölçünün içinden yükselen ve açıklanamayan şeydir. Lorca'nın deyişiyle duende, kanın dibinde uyandırılır; ama onu taşıyacak bir biçim gerekir.
Neruda'nın yolu bu sorunun başka bir cevabıdır. Lorca'nın ölümünden sonra Neruda şiirin gücünü bir topluluğun, bir kıtanın sesi olmakta aradı. Özen Nergis Dolcerocca'nın 2016 tarihli makalesi bu yolu Türk şiirine bağlar. Makalenin özetine göre Nâzım Hikmet'in Memleketimden İnsan Manzaraları, 1908'den 1950'ye yarım yüzyılı ve Anadolu'nun köylerinden Avrupa'ya uzanan bir coğrafyayı sıradan insanların hayatları üzerinden anlatan, biyografik bir sözlük biçiminde kurulmuş bir şiirdir. Nâzım'ın bu eseri bitirdiği yıl, 1950'de, Neruda Canto General'i Meksika'da yayımlar.
Dolcerocca iki şiirin farklarını kabul eder, ama ortak bir arayış görür: ikisi de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yeni bir epik şiir arar ve bir toplumu bütünüyle yakalamak ister. Ona göre iki şairin epiğe dönüşü, modern şiiri değiştirecek yeni bir ses arayışıdır. Dolcerocca'nın makalesinde bu bir etki ilişkisi olarak değil, aynı tarihsel anın iki ayrı cevabı olarak kurulur.
Kapanış kancası
Lorca bir iç savaşın başında öldürüldü, Neruda o savaşın içinden yeni bir şiire yöneldi. Aynı yüzyılın başında Rusya'da da bir devrim şairlerin önüne aynı soruyu koymuştu: devrimi yazmak mı, ona tanıklık etmek mi, yoksa onun içinde susturulmak mı? Bir devrimin içinde yazan bir şair, devrimin sesi mi olur, yoksa onun tanığı mı?
Özet kartı
- Lorca (1898–1936) Endülüs'ün halk ve flamenko geleneğinden beslendi; Romancero gitano (1928) onu ünlü yaptı; İç Savaş'ın başında, Ağustos 1936'da Granada yakınlarında öldürüldü.
- 1933 Buenos Aires konferansında Lorca duendeyi melekten ve ilham perisinden ayırır: duende içeriden, kanın dibinden gelen, bir güç ve bir boğuşmadır; kara sesleri olan her şeyin duendesi vardır.
- «Romance sonámbulo» sekiz heceli romans biçimini avangart imgelerle doldurur: «Verde que te quiero verde» bir nakarat gibi döner; şeyler kadına bakar, o onlara bakamaz.
- Neruda (1904–1973) Madrid'de Lorca'yla dost oldu; Lorca'nın öldürülmesi onu angaje şiire yöneltti; Canto General 1950'de Meksika'da yayımlandı.
- Dolcerocca, Nâzım Hikmet'in Memleketimden İnsan Manzaraları ile Canto General'i savaş sonrası yeni bir epik arayışının iki ayrı cevabı olarak okur.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Duende | Duende | Sanatçının içindeki karanlık ve acılı kaynaktan gelen, dinleyeni sarsan güç |
| İspanyol romansı | Spanish romance | Sekiz heceli, çift dizelerde ünlü uyaklı İspanyol halk şiiri biçimi |
| Kara sesler | Dark sounds | Bir yapıtın içindeki gizem, kök ve acı; duendenin işareti |
| Angaje şiir | Engaged poetry | Toplumsal olaylara tanıklık eden, bir topluluğun sesi olmayı üstlenen şiir |
| Yeni epik | New epic | Bir halkın tarihini sıradan insanların hayatlarıyla anlatan uzun şiir |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Romancero gitano ne zaman çıktı ve Lorca'yı nasıl bir şair olarak tanıttı? Neruda'nın Madrid yılları ve Lorca'nın ölümü onun şiirini nasıl etkiledi?
- (Kazanım 2) Lorca konferansında duendeyi melekten ve ilham perisinden nasıl ayırır? «Kara sesler» deyişi neyi anlatır?
- (Kazanım 3) «Romance sonámbulo»nun ilk on iki dizesinde tekrar, renk ve bakış nasıl işler?
- (Kazanım 3) «Lorca bir halk şairiydi; şiirleri çingene türkülerinin şiire dökülmüş hâlidir» yargısı neden eksiktir?
- (Kazanım 4) Dolcerocca'nın makalesi Nâzım Hikmet ile Neruda'yı hangi eserler üzerinden ve hangi kavramla karşılaştırır?
Cevaplar
- 1928'de çıktı, Lorca'yı İspanyolca konuşulan bütün dünyada ünlü yaptı ve onu yaygın biçimde bir halk şairi olarak tanıttı. Neruda Şili'nin Madrid konsolosuyken Lorca'nın da içinde bulunduğu bir edebiyat çevresinin merkezindeydi; İç Savaş'ın başında Lorca'nın öldürülmesi, biyografi yazarlarına göre onu siyasete ve angaje şiire yönelten en önemli olay oldu.
- Melek ve ilham perisi dışarıdan gelir; melek ışık verir, ilham perisi biçim. Duende ise kanın en dipteki odalarında uyandırılır; bir yapma değil bir güç, bir düşünme değil bir boğuşmadır. «Kara sesler», bir flamenko şarkıcısının deyişiyle, bir yapıtın içindeki gizemi, kökü ve acıyı anlatır; Lorca'ya göre kara sesleri olan her şeyin duendesi vardır.
- «Verde que te quiero verde» anlamı tam açık olmayan bir büyü sözü gibi tekrar eder ve nakarat olur. Yeşil rüzgâra, dallara, sonra kadının etine ve saçına yayılır; kadının yaşayıp yaşamadığı belirsizleşir. Son dizelerde bakış tersine döner: şeyler kadına bakar, o onlara bakamaz.
- Lorca halk biçimlerini gerçekten tanır ve kullanır; romansın biçimi bir halk kalıbıdır. Ama imgeleri çoğu zaman avangart sanattan ve gerçeküstücülükten gelir: yeşil bir bedenin parmaklıkta düş görmesi ya da şeylerin bir kadına bakması hiçbir türküde yoktur. Lorca kitabı görünen değil gizli Endülüs'ün kitabı olarak tanımladı, «yerel renk» klişelerinden kaçınmaya çalıştı ve New York şiirleriyle bambaşka bir yöne gitti.
- Nâzım Hikmet'in Memleketimden İnsan Manzaraları ile Neruda'nın Canto General'i üzerinden, «yeni epik» kavramıyla karşılaştırır. İkisi de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından bir toplumu sıradan insanların hayatları üzerinden bütünüyle yakalamaya çalışır; Dolcerocca bunu bir etki değil, aynı tarihsel anın iki ayrı cevabı olarak okur.
Okuma
- Federico García Lorca, Duende, Ayberk Erkay çevirisi (Sel). Konferansı okuyun ve Lorca'nın kendi örneklerinden birini dinleyerek ya da bularak sınayın.
- Federico García Lorca, Deniz Bile Ölür, Ülkü Tamer çevirisi (Ketebe).
- Pablo Neruda, Evrensel Şarkı — Canto General, Adnan Özer çevirisi (Can). «Alturas de Macchu Picchu» bölümünü okuyun.
- Özen Nergis Dolcerocca, «Epik Şiiri Yeniden Düşünmek: Nâzım Hikmet ve Pablo Neruda'da Tarihsel ve Toplumsal Hafıza», HÜ Edebiyat Fakültesi Dergisi 33/2 (2016).