Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Eliot The Waste Land üzerinde 1921 sonbaharında Margate'te ve Lozan'da çalıştı; Ocak 1922'de Paris'te Pound'un redaksiyonundan geçti ve Ekim 1922'de The Criterion ile The Dial'da yayımlandı; 434 dize ve beş bölümdür.
- Pound'un imgeciliği şeyi doğrudan sunmayı ve gereksiz sözcüğü atmayı ister; «In a Station of the Metro» iki imgeyi fiilsiz yan yana koyar.
- Taslaklar on yıllarca kayıp sayıldı; 1968'de bulundukları öğrenildi, 1971'de Pound'un notlarıyla tıpkıbasımları yayımlandı. Eliot 1925'te şiiri Pound'a «il miglior fabbro» diye ithaf etti.
- Şiir bir kolajdır: farklı sesler, diller ve alıntılar yan yana gelir; Eliot'ın notları «Unreal City»yi Baudelaire'e, «death had undone so many»yi Dante'ye bağlar.
- Osman Türkay 1965'te Eliot'tan bir seçki çevirdi ve «Gök Gürültüsünün Dedikleri»ni Türkçeye aktardı; Topçu ve Üstün Kaya onun Evrenin Düşünde Gezgin'i ile Çorak Ülke arasında bir ton akrabalığı görür.
Kazanımlar
- The Waste Land'in 1921–1922'deki yazılışını, Pound'un redaksiyonunu ve el yazmalarının sonraki serüvenini tarihleriyle açıklayabilir.
- Pound'un imgecilik anlayışını «In a Station of the Metro» üzerinden açıklayabilir.
- The Waste Land'deki kolaj ve parçalılık yöntemini, Eliot'ın kendi notlarındaki Dante ve Baudelaire göndermeleriyle çözümleyebilir.
- Osman Türkay'ın Eliot çevirisini ve Evrenin Düşünde Gezgin ile kurulan karşılaştırmayı, etki iddiasının sınırlarıyla birlikte değerlendirebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Ocak 1922, Paris. Otuz üç yaşında bir Amerikalı bankacı, İsviçre'deki bir dinlenme kürünün dönüşünde on dokuz sayfalık bir taslakla bir dostunun kapısını çalar. Taslağın başında, Dickens'ın bir romanından alınmış tuhaf bir ad vardır: He Do the Police in Different Voices, yani kabaca «Polisi farklı seslerle yapar».
Dostu sayfaları alır ve kalemiyle çalışmaya başlar. Bir dizenin üstünü çizer, bir bölümü sayfanın kenarına atar, kenara kısa notlar yazar. Şairin kendi önerilerinin bazılarını da geri çevirir: şiirin önüne eski bir şiiri giriş olarak koymayı reddeder, Conrad'dan seçilmiş bir epigrafı da.
Birkaç ay sonra şiir yayımlanır. Adı değişmiştir: The Waste Land, yani Çorak Ülke. Üç yıl sonra, şiirin yeni bir baskısında, en başa bir ithaf eklenir: «For Ezra Pound / il miglior fabbro». Ezra Pound'a, daha iyi zanaatkâra.
Büyük soru
Parçalardan kurulmuş bir şiir, bir dünyanın yıkıntısını mı gösterir, yoksa o yıkıntının içinden bir düzen mi kurar?
Bağlam
Thomas Stearns Eliot 1888'de ABD'de, St. Louis'te doğdu, 1965'te Londra'da öldü. Genç yaşta İngiltere'ye yerleşti, 1917'den başlayarak yıllarca Londra'da bir bankada çalıştı ve 1948'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı. Ezra Pound 1885'te ABD'de doğdu, 1972'de Venedik'te öldü. İkisi 1914'te Londra'da tanıştılar. Eliot'ın ilk kitabı Prufrock and Other Observations 1917'de büyük ölçüde Pound'un çabasıyla basıldı.
The Waste Land Ekim 1922'de İngiltere'de Eliot'ın kendi dergisi The Criterion'un ilk sayısında, Amerika'da The Dial'da çıktı; aynı yılın sonunda kitap olarak basıldı. Şiir beş bölüm ve 434 dizedir; kitap baskısının sonuna Eliot uzun notlar ekledi. Aynı yıl Joyce'un Ulysses'i de çıkmıştı; 108-08'de Eliot'ın o romanı okurken önerdiği «mitik yöntem»i tanımıştık.
Ana anlatı — İki dize, bir metro durağı
Pound, Eliot'tan önce Londra'da genç şairlerin çevresinde bir hareket kurmuştu: imgecilik, İngilizce adıyla Imagism. 1913'te Chicago'da yayımlanan Poetry dergisinde ilkeleri açıklandı: şeyi doğrudan ele almak, sunuşa katkıda bulunmayan tek bir sözcük bile kullanmamak, ritmi metronomun değil müzik cümlesinin akışına göre kurmak.
Aynı yıl aynı dergide Pound'un en ünlü şiiri çıktı. Başlık okuru Paris metrosunun bir durağına götürür; şiirin kendisi yalnızca iki dizedir:
The apparition of these faces in the crowd;
Petals on a wet, black bough.
Kalabalığın içinde bu yüzlerin belirişi; ıslak, kara bir dalda taç yaprakları. Şiirde fiil yoktur. İki imge yan yana konur ve aradaki noktalı virgül okura bir köprü bırakır. Yüzler ile yapraklar arasındaki benzerliği şair söylemez; okur kurar.
İmgecilik Eliot'ın uzun şiirine bir yöntem verdi: açıklamak yerine yan yana koymak. The Waste Land'de bu yöntem tek bir imgenin ötesine geçip bütün bir şiiri kurar.
Ana anlatı — Daha iyi zanaatkâr
Eliot 1921 sonbaharında, doktorunun önerdiği bir dinlenme izninde şiir üzerinde çalıştı: önce İngiltere'nin kıyısında, Margate'te, sonra İsviçre'de, Lozan'da. Ocak 1922'de taslakla Paris'e döndü ve metni Pound'la birlikte yeniden ele aldı.
Peter Ackroyd'un biyografisine göre redaksiyon şiirden büyük miktarda malzeme çıkardı ve Eliot Pound'a şiirin son biçimi üzerinde geniş bir söz hakkı tanıdı. Ackroyd'a göre Pound şiirin alttaki ritmini, müziğini duymuş ve ona eklenmiş fazla malzemeyi kesip atmıştı. Şiirin taslaklarını Eliot'ın karısı Vivienne de okudu; onun isteğiyle bir dize çıkarıldı.
Taslakların kendi hikâyesi de vardır. Eliot onları, Pound'un emeğinin izleri korunsun diye, Amerikalı bir koleksiyoncuya, John Quinn'e armağan etti. Quinn'in ölümünden sonra el yazmaları on yıllarca kayıp sayıldı; 1958'de New York Halk Kütüphanesi'ne satıldı ve Eliot'ın dul eşi Valerie Eliot ancak 1968'de, şairin ölümünden üç yıl sonra, varlıklarını öğrendi. 1971'de Valerie Eliot taslakların tıpkıbasımını, Pound'un notlarıyla birlikte yayımladı.
Ana anlatı — Parçalar ve sesler
The Waste Land tek bir anlatıcının sesiyle ilerlemez. Bir aristokrat kadının çocukluk anısı, bir falcının iskambil kartları, bir meyhanede konuşan iki kadın, Londra Köprüsü'nden geçen kalabalık, Thames ırmağının kızları birbirinin ardından gelir. Meyhanedeki konuşmanın içine barmenin kapanış seslenişi büyük harflerle girer: «HURRY UP PLEASE IT'S TIME», acele edin lütfen, vakit geldi. Taslağın ilk adı, He Do the Police in Different Voices, bu sesler çokluğunu adlandırıyordu.
Şiir başka şiirlerden de parçalar taşır: Dante, Shakespeare, Wagner'in bir operası, Upanişadlar. Şiirin son bölümünde parçalar kendi kendini adlandırır: «These fragments I have shored against my ruins», bu parçaları yıkıntılarıma karşı payanda olarak dizdim. Şiir Sanskritçe bir sözcüğün üç kez tekrarıyla biter: «Shantih shantih shantih». Eliot'ın notuna göre bu, bir Upanişad'ın kalıplaşmış kapanışıdır ve «aklın kavrayışını aşan barış» onun ancak zayıf bir çevirisidir.
Eliot kitap baskısına şiirin göndermelerini açıklayan notlar ekledi. İlk notta, yalnızca adın değil şiirin planının ve simgelerinin büyük kısmının Jessie L. Weston'ın Kâse efsanesi üzerine kitabından geldiğini yazar; Frazer'ın The Golden Bough'una da genel olarak borçlu olduğunu ekler.
Yaygın yanlış«*The Waste Land*'i aslında Pound yazdı; Eliot'ın şiiri onun kalemiyle başka bir şiire dönüştü.»
— Bu iddia redaksiyonun gerçek büyüklüğünden besleniyor: Pound şiirden uzun bölümler çıkardı, Eliot'ın bazı önerilerini reddetti, şiirin son biçiminde belirleyici oldu. Eliot'ın kendisi de ithafla bu payı açıkça tanıdı. Ama tıpkıbasım başka bir şeyi de gösteriyor: şiirin malzemesi Eliot'ın kaleminden çıkmıştır; Pound'un işi büyük ölçüde kesmek, seçmek ve düzenlemekti. Ackroyd'a göre Pound'un kesintileri şiiri daha az öğretici, okura daha açık bir esere çevirdi ve genellikle yararlı sayılır. Bir şiirin yazarı ile onu biçimlendiren göz arasındaki ilişki burada bir ortaklık gibidir; birini ötekine indirmek ikisini de eksik gösterir.
Metin anı
Şiirin birinci bölümünde Londra Köprüsü'nden geçen bir kalabalık görülür:
Unreal City,
Under the brown fog of a winter dawn,
A crowd flowed over London Bridge, so many,
I had not thought death had undone so many.
Sighs, short and infrequent, were exhaled,
And each man fixed his eyes before his feet.
Satır satır okuyalım. «Unreal City», gerçek dışı kent. Eliot'ın notu bu ifadenin kaynağını gösterir: Baudelaire'in «Les Sept Vieillards» şiirindeki «Fourmillante cité», karınca gibi kaynaşan kent. 245-01'deki kuğulu, kalabalık Paris burada sisli bir Londra olur.
Kış şafağının kahverengi sisi altında bir kalabalık köprünün üzerinden akar. Sonra dördüncü dize gelir: «I had not thought death had undone so many», ölümün bu kadar çok kişiyi yok ettiğini düşünmemiştim. Eliot'ın notuna göre bu dize Dante'nin Cehennem'inin üçüncü kantosundan gelir: Dante cehennemin girişinde ölülerin kalabalığını görünce bunu söyler. Bankaya, büroya giden sabah kalabalığı bir anda ölülerin kalabalığı olur.
Son iki dize bu ölüleri tek tek gösterir: kısa, seyrek iç çekişler, herkesin gözü ayaklarının önünde. Kimse kimseye bakmaz. Birkaç dize sonra şiirin konuşanı kalabalıkta tanıdık birini görür ve ona Baudelaire'den bir dizeyle seslenir: «hypocrite lecteur!—mon semblable,—mon frère!», ikiyüzlü okur, benzerim, kardeşim. Notlarda bu dizenin karşısında yine aynı şairin adı yazar: kitabının açılış şiiri «Au Lecteur». Kolaj burada bir okura dönüşür: şiir, kalabalığın içindeki okuru da kendi yıkıntısının ortağı yapar.
Cevap ve bağlantı
Parçalardan kurulmuş bir şiir yıkıntıyı mı gösterir, düzen mi kurar? The Waste Land ikisini birden yapar. Parçalar dağınıktır, sesler birbirini keser, anlatı yoktur; ama Eliot onları «yıkıntılarıma karşı payanda» olarak dizdiğini söyler. Parçalar bir yıkıntının kanıtıdır, onları yan yana koyan el ise bir düzen arar. Bu düzen kısmen Pound'un elinden de geçmiştir.
Türkçede Eliot'ın en dikkatli okurlarından biri Kıbrıslı şair Osman Türkay oldu. Ümmühan Bilgin Topçu ile Senem Üstün Kaya'nın 2024'te Türkbilig'de yayımlanan incelemesine göre, uzun yıllar Londra'da yaşayan Türkay 1965'te Eliot'tan bir seçki çevirdi. Kitabın başına Eliot'ı Türk okuruna tanıtan kısa bir yazı koydu, onu çevrilmesi en zor şairlerden biri saydı ve The Waste Land'in son bölümü «What the Thunder Said»i, «Gök Gürültüsünün Dedikleri»ni Türkçeye aktardı.
Yazarlar Türkay'ın 1971 tarihli uzun şiiri Evrenin Düşünde Gezgin'i Çorak Ülke'yle karşılaştırır. Türkay'ın kendisi uzun şiir yazmakta Eliot'tan ve Nazım Hikmet'ten etkilendiğini söylemiştir. Ama yazarlar iki şiir arasında bir kurgu akrabalığından çok bir ton akrabalığı bulur: iki şiir de bireyden çok insanlığın deneyimini konu edinir, ama Türkay'ın şiiri dört kıtaya bölünmüş, evreni anlatan bir yapıdadır. İki şiir arasında elli yıla yakın bir zaman vardır; aynı yöntem, başka bir çağda başka bir şeye dönüşür.
Kapanış kancası
Eliot'ın kenti gerçek dışıydı; ölüler sisin içinden köprüyü geçiyordu. Bir sonraki şair ise hayatının büyük kısmını tek bir kentte, İskenderiye'de geçirdi ve o kentin iki bin yıllık tarihini kendi şiirinin içine taşıdı. Bir kent, geçmişiyle birlikte bir şairin bütün konusu olabilir mi?
Özet kartı
- Eliot The Waste Land üzerinde 1921 sonbaharında Margate'te ve Lozan'da çalıştı; Ocak 1922'de Paris'te Pound'un redaksiyonundan geçti ve Ekim 1922'de The Criterion ile The Dial'da yayımlandı; 434 dize ve beş bölümdür.
- Pound'un imgeciliği şeyi doğrudan sunmayı ve gereksiz sözcüğü atmayı ister; «In a Station of the Metro» iki imgeyi fiilsiz yan yana koyar.
- Taslaklar on yıllarca kayıp sayıldı; 1968'de bulundukları öğrenildi, 1971'de Pound'un notlarıyla tıpkıbasımları yayımlandı. Eliot 1925'te şiiri Pound'a «il miglior fabbro» diye ithaf etti.
- Şiir bir kolajdır: farklı sesler, diller ve alıntılar yan yana gelir; Eliot'ın notları «Unreal City»yi Baudelaire'e, «death had undone so many»yi Dante'ye bağlar.
- Osman Türkay 1965'te Eliot'tan bir seçki çevirdi ve «Gök Gürültüsünün Dedikleri»ni Türkçeye aktardı; Topçu ve Üstün Kaya onun Evrenin Düşünde Gezgin'i ile Çorak Ülke arasında bir ton akrabalığı görür.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| İmgecilik | Imagism | Şeyin doğrudan sunulmasını ve gereksiz sözcüğün atılmasını savunan şiir hareketi |
| Kolaj | Collage | Farklı kaynaklardan parçaları geçiş koymadan yan yana getiren yapıt |
| Parçalılık | Fragmentation | Metnin bütünlüklü anlatı yerine kopuk sahne ve seslerden oluşması |
| Yazar notları | Author's notes | Yazarın kendi metnine eklediği, kaynakları açıklayan notlar |
| Redaksiyon | Editing | Metni yayımdan önce düzeltme, kısaltma ve yeniden düzenleme işi |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) The Waste Land nerede ve ne zaman yazıldı, Pound'un redaksiyonu neleri içerdi? Taslakların sonraki serüveni nasıl oldu?
- (Kazanım 2) İmgeciliğin ilkeleri nelerdir? «In a Station of the Metro» bu ilkeleri nasıl uygular?
- (Kazanım 3) «Unreal City» pasajında Eliot hangi iki şaire gönderme yapar ve bu göndermeler sabah kalabalığını nasıl dönüştürür?
- (Kazanım 3) «The Waste Land'i aslında Pound yazdı» iddiası neden hem bir dayanağa sahiptir hem de yetersizdir?
- (Kazanım 4) Osman Türkay'ın Eliot'la ilişkisi nedir ve Topçu ile Üstün Kaya iki şiir arasında nasıl bir akrabalık bulur?
Cevaplar
- Eliot 1921 sonbaharında, bir dinlenme izninde, Margate'te ve Lozan'da şiir üzerinde çalıştı; Ocak 1922'de taslakla Paris'e döndü. Pound büyük miktarda malzeme çıkardı, Eliot'ın «Gerontion»u giriş yapma ve Conrad'dan bir epigraf kullanma önerilerini reddetti, şiirin son biçiminde belirleyici oldu. Taslaklar John Quinn'e armağan edildi, onun ölümünden sonra kayıp sayıldı, 1958'de New York Halk Kütüphanesi'ne satıldı; Valerie Eliot 1968'de varlıklarını öğrendi ve 1971'de tıpkıbasımlarını yayımladı.
- Şeyi doğrudan ele almak, sunuşa katkıda bulunmayan hiçbir sözcüğü kullanmamak, ritmi müzik cümlesine göre kurmak. «In a Station of the Metro» iki dizeden oluşur, fiil kullanmaz, kalabalıktaki yüzleri ve ıslak kara daldaki taç yapraklarını yan yana koyar ve benzerliği açıklamadan okura bırakır.
- Baudelaire'e ve Dante'ye. «Unreal City» Baudelaire'in «Fourmillante cité»sinden, «I had not thought death had undone so many» Dante'nin Cehennem'inin üçüncü kantosundan gelir. Böylece işe giden Londra kalabalığı Baudelaire'in kaynaşan kentiyle ve Dante'nin cehennem kapısındaki ölüler kalabalığıyla üst üste biner.
- Dayanağı vardır, çünkü Pound uzun bölümleri çıkardı, Eliot'ın bazı önerilerini reddetti ve şiirin son biçimini belirledi; Eliot bunu ithafla tanıdı. Ama yetersizdir, çünkü tıpkıbasım şiirin malzemesinin Eliot'ın kaleminden çıktığını, Pound'un işinin büyük ölçüde kesmek, seçmek ve düzenlemek olduğunu gösterir; ilişki bir ortaklıktır.
- Türkay uzun yıllar Londra'da yaşadı ve 1965'te Eliot'tan bir seçki çevirdi; başına bir tanıtma yazısı koydu, Eliot'ı çevrilmesi en zor şairlerden saydı ve «Gök Gürültüsünün Dedikleri»ni çevirdi. Topçu ve Üstün Kaya Evrenin Düşünde Gezgin ile Çorak Ülke arasında bir kurgu akrabalığından çok bir ton akrabalığı bulur: ikisi de insanlığın ortak deneyimini konu edinir, ama Türkay'ın şiiri dört kıtaya bölünmüş, evreni anlatan bir yapıdadır.
Okuma
- T. S. Eliot, Çorak Ülke, Yaşar Günenç çevirisi (Yaba). Önce «Ölülerin Gömülmesi» bölümünü, sonra Eliot'ın notlarını okuyun ve notların okumanızı nasıl değiştirdiğine bakın.
- T. S. Eliot, The Waste Land, notlarıyla birlikte (Project Gutenberg 1321).
- Ümmühan Bilgin Topçu ve Senem Üstün Kaya, «T. S. Eliot ve Osman Türkay Üzerine Karşılaştırmalı Bir İnceleme», Türkbilig 48 (2024), 420–433.