Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Les Fleurs du mal 1857'de yayımlandı ve aynı yıl Ağustos'ta mahkûm edildi: Baudelaire 300 frank para cezası aldı, kitaptan altı şiir çıkarıldı. Karar ancak 1949'da bozuldu.
- 1861 baskısına otuz iki yeni şiir ve «Tableaux parisiens» bölümü eklendi; Haussmann'ın yeniden yaptığı Paris, şiirin konusu oldu.
- «Le Cygne»de kafesinden kaçmış kuğu bütün sürgünlerin alegorisidir; «bir kentin biçimi, ölümlü bir yürekten daha hızlı değişir».
- Le Peintre de la vie moderne'de Baudelaire modernliği geçici, kaçıp giden ve olumsal olan diye tanımlar; sanatın öteki yarısı sonsuz ve değişmez olandır.
- Jean Camborde 1943'te Ankara'da kitabın adının kötü konduğunu, kötülüğü değil kötülük bilincini anlattığını savundu.
Kazanımlar
- Les Fleurs du mal'in 1857 davasını ve 1861 baskısına eklenen «Tableaux parisiens» bölümünü tarihleriyle açıklayabilir.
- «Le Cygne» ve «À une passante» şiirlerinde kentin değişimini ve kalabalığı metinden örneklerle çözümleyebilir.
- Baudelaire'in Le Peintre de la vie moderne'deki modernlik tanımını, şiirleriyle ilişkilendirerek tartışabilir.
- Jean Camborde'un 1943'te Ankara'da yayımlanan Baudelaire yazısının hangi okumaya karşı çıktığını ve bu karşı çıkışın sınırlarını gösterebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Ağustos 1857, Paris. Bir mahkeme bir şiir kitabını yargılar. Savcı aynı yılın başında Flaubert'in Madame Bovary'sini de mahkemeye taşımış olan Ernest Pinard'dır. Karar çıkar: şair 300 frank, iki yayıncısı yüzer frank para cezası ödeyecek, kitaptan altı şiir çıkarılacaktır. Mahkemeye göre bu şiirler okuru, kaba ve utanmazca bir gerçekçilikle duyularını kışkırtmaya götürmektedir.
Şair Charles Baudelaire'dir, kitap Les Fleurs du mal, yani Kötülük Çiçekleri. Dört yıl sonra Baudelaire kitabın ikinci baskısını hazırlar. Yasaklanan altı şiir yerine otuz iki yeni şiir ekler ve kitaba daha önce olmayan bir bölüm koyar. Bölümün adı kısa ve yalındır: «Tableaux parisiens», Paris tabloları.
Büyük soru
Modern olmak, geçip gideni durdurup sonsuza bağlamak mıdır, yoksa onu tam geçip giderken yakalamak mı?
Bağlam
Baudelaire 1821'de Paris'te doğdu, 1867'de orada öldü. Hayatının neredeyse tamamını bu kentte geçirdi. Şiirlerini yıllarca dergilerde yayımladı; Kötülük Çiçekleri adı ilk kez 1855'te Revue des Deux Mondes'da çıkan on sekiz şiirin başlığı oldu. Kitap 1857'de dostu Auguste Poulet-Malassis'in yayınevinden çıktı.
Aynı yıllarda Paris de baştan yapılıyordu. İkinci İmparatorluk, Baron Haussmann'ın elinde, eski mahalleleri yıkıp geniş bulvarlar açıyordu. Baudelaire'in şiirlerindeki kent bu şantiyedir: yıkıntılar, iskeleler, yeni saraylar ve yerinden edilmiş insanlar.
109-04'te Baudelaire'i doğada kokuların, renklerin ve seslerin birbirine cevap verdiği «Correspondances» şiiriyle, sembolizmin öncüsü olarak tanımıştık. Bu derste başka bir Baudelaire'le karşılaşıyoruz: doğanın değil, kalabalığın ve taş kaldırımın şairiyle.
Ana anlatı — Kuğu
«Tableaux parisiens»in en bilinen şiirlerinden biri «Le Cygne», yani «Kuğu»dur ve o sırada sürgünde olan Victor Hugo'ya ithaf edilmiştir. Şair Louvre'un yanındaki yeni Carrousel meydanından geçerken birden eski Paris'i hatırlar: orada bir zamanlar barakalar, yarım kalmış sütun başlıkları, yosun tutmuş taş yığınları ve bir hayvan barınağı vardı.
İkinci kıtada şiirin en çok alıntılanan ünlemi gelir:
«Eski Paris yok artık (bir kentin biçimi / Değişir daha hızlı, ne yazık, ölümlü bir yürekten).»
Şair o eski meydanda bir sabah kafesinden kaçmış bir kuğu görmüştür. Kuğu perdeli ayaklarıyla kuru kaldırımı sürter, susuz bir arkın yanında kanatlarını toza batırır, doğduğu gölü özler ve başını gökyüzüne kaldırır. Baudelaire bu kuğuyu Truva'dan sonra yurdunu yitiren Andromakhe'yle, tutsaklarla, yenilmişlerle, yetimlerle, yitirdiğini bir daha bulamayacak herkesle aynı dizelerde anar.
Şiirin ikinci bölümü bu bakışın adını koyar: «Paris değişiyor, ama melankolimde / Hiçbir şey kımıldamadı!» Yeni saraylar, iskeleler, eski varoşlar, «hepsi benim için alegori oluyor».
Ana anlatı — Kalabalığın ressamı
Baudelaire modern kentin ne olduğunu şiirlerinin yanında bir denemede de düşündü. Le Peintre de la vie moderne, yani «Modern Hayatın Ressamı», adı yalnızca «M. G.» diye geçen bir desinatörü, Constantin Guys'yi anlatır. Baudelaire'e göre bu sanatçı kalabalığı ve adsızlığı çok sever; kentin sokaklarında dolaşır, bir modayı, bir arabanın geçişini, bir askerin duruşunu yakalar.
Baudelaire onu sıradan bir aylakla karıştırmamamızı ister. Bu adamın, bir anlık zevkten daha yüksek bir amacı vardır: modanın içindeki şiirseli ayıklamak, geçici olandan sonsuz olanı çekip çıkarmak. Ardından o ünlü tanımı yapar:
«Modernlik, geçici olan, kaçıp giden, olumsal olandır; sanatın yarısıdır, öteki yarısı sonsuz ve değişmez olandır.»
Bu tanım çağının sanatçılarına bir sitemdir. Baudelaire, ressamların konularını Orta Çağ'ın, Rönesans'ın ya da Doğu'nun kostümlerine büründürmesini tembellik sayar; bir çağın giysisinin baştan aşağı çirkin olduğunu söylemek, onun içindeki gizemli güzelliği çıkarmaya çalışmaktan kolaydır.
Yaygın yanlış«*Kötülük Çiçekleri* kötülüğü ve ahlaksızlığı öven bir kitaptır; adı da bunu söyler.»
— Bu görüş kitabın kendi döneminde mahkemenin, sonra da uzun süre okurların görüşüydü. Kitabın adı, bazı şiirlerin konusu ve Baudelaire'in meydan okuyan pozları bu okumayı besledi. Ama bu okuma kitabın yapısını gözden kaçırır. Baudelaire 1861'de Vigny'ye yazdığı bir mektupta kitabın bir «albüm» olmadığını, bir başı ve bir sonu olduğunu söyler. Kitap «Spleen ve İdeal»den «Ölüm»e uzanan bir yolculuk gibi kuruludur ve kötülüğü överek değil, onunla boğuşarak ilerler. Öte yandan kitabı salt ahlaki bir ders olarak okumak da onu küçültür; şiirler ne kötülüğü överler ne de ondan temiz bir sonuç çıkarırlar.
Metin anı
«Tableaux parisiens»in en kısa ve en çok okunan şiirlerinden biri bir sonedir: «À une passante», «Gelip geçen bir kadına».
La rue assourdissante autour de moi hurlait.
Longue, mince, en grand deuil, douleur majestueuse,
Une femme passa, d'une main fastueuse
Soulevant, balançant le feston et l'ourlet;
Agile et noble, avec sa jambe de statue.
Moi, je buvais, crispé comme un extravagant,
Dans son oeil, ciel livide où germe l'ouragan,
La douceur qui fascine et le plaisir qui tue.
Un éclair... puis la nuit!—Fugitive beauté
Dont le regard m'a fait soudainement renaître,
Ne te verrai-je plus que dans l'éternité?
Ailleurs, bien loin d'ici! trop tard! jamais peut-être!
Car j'ignore où tu fuis, tu ne sais où je vais,
O toi que j'eusse aimée, ô toi qui le savais!
Satır satır okuyalım. İlk dize kentin kendisidir: sağır edici sokak şairin çevresinde «uluyordu». Bu gürültünün ortasından yas giysileri içinde uzun boylu bir kadın geçer; şair onu bir heykelin bacağıyla, görkemli bir acı olarak görür. Şair kadının gözüne bakarken kendini çılgın gibi kasılmış bulur ve o gözden «büyüleyen tatlılığı ve öldüren hazzı» içer.
Üçüncü kıta sonenin dönüm noktasıdır: «Bir şimşek... sonra gece!» Kadın gitmiştir. Şair ona «kaçıp giden güzellik» diye seslenir ve sorar: seni artık yalnızca sonsuzlukta mı göreceğim? Son kıtada zaman sıkışır: başka bir yerde, çok uzakta, çok geç, belki hiçbir zaman. Son dize sonenin bütün yükünü taşır: «Ey seveceğim sen, ey bunu bilen sen!»
Burada Baudelaire'in modernlik tanımı bir şiire dönüşür. Kadın geçici, kaçıp giden ve olumsaldır; ona hiçbir zaman ulaşılmayacaktır. Ama şair bu geçişi sonsuzlukla, «éternité» sözcüğüyle ölçer. «Fugitive beauté», kaçıp giden güzellik, denemedeki «le fugitif» sözcüğünün şiirdeki ikizidir.
Cevap ve bağlantı
Modern olmak, geçip gideni durdurmak mıdır, yoksa onu geçerken yakalamak mı? Baudelaire'in cevabı ikisini birden ister. «À une passante»da şair kadını durduramaz, sadece geçişini yakalar; ama bu geçişi sonsuzluğun ölçüsüyle tartar. «Le Cygne»de kent değişir, şair değişmez; değişen her şey onun gözünde bir alegoriye dönüşür. Modernlik, Baudelaire için sanatın yarısıdır; öteki yarısı olmadan bir şey ifade etmez.
Baudelaire Türkiye'de erkenden okundu ve bu okuma bir yanlış anlamaya karşı çıkarak başladı. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Fransız dili ve edebiyatı profesörü olan Jean Camborde, 1943'te fakültenin dergisinde Türkçe olarak yayımlanan bir yazıyla Türk okuruna seslendi. Camborde'a göre kitabın adı kötü konmuştur ve bu yüzden kitap kötü okunur: ad, ona göre yalnızca on bir şiire uyar. Camborde'un yazısında Baudelaire'i ahlaksızlık suçlamasından kurtarmak her yorumcunun ilk görevidir. Kitabı bir oyun değil, insan hakkında acı bir bilginin özeti sayar; yapısını Dante'nin yolculuğuna benzetir ve ikinci halkayı bir kargaşa ve küçük bir dünya olarak Paris'te görür.
Camborde'un savunması güçlüdür ama kendi sınırları vardır. Kitabı Dante'ye, Pascal'a, vicdan azabına bağlarken, bu kez de onu dinsel bir arınma yolculuğuna dönüştürme eğiliminde olduğu söylenebilir. Baudelaire'in kendisi bu iki okumanın arasında durmayı seçmiş gibidir: Camborde'un aktardığı bir mektubunda, bütün kalbini ve nefretini bu kitaba koyduğunu söyler, ama aynı zamanda bunun tersini yazacağını, kitabın yalnızca bir hüner kitabı olduğuna yemin edeceğini ekler.
Kapanış kancası
Baudelaire'den sonra Fransız şiirinde kendilerini toplumun dışında gören, okurları az, hayatları çalkantılı şairler belirdi. Bunlardan biri, Verlaine, bir gün onları bir kitapta «lanetli şairler» adıyla topladı. Bir şaire «lanetli» demek bir yakınma mıdır, yoksa bir unvan mı?
Özet kartı
- Les Fleurs du mal 1857'de yayımlandı ve aynı yıl Ağustos'ta mahkûm edildi: Baudelaire 300 frank para cezası aldı, kitaptan altı şiir çıkarıldı. Karar ancak 1949'da bozuldu.
- 1861 baskısına otuz iki yeni şiir ve «Tableaux parisiens» bölümü eklendi; Haussmann'ın yeniden yaptığı Paris, şiirin konusu oldu.
- «Le Cygne»de kafesinden kaçmış kuğu bütün sürgünlerin alegorisidir; «bir kentin biçimi, ölümlü bir yürekten daha hızlı değişir».
- Le Peintre de la vie moderne'de Baudelaire modernliği geçici, kaçıp giden ve olumsal olan diye tanımlar; sanatın öteki yarısı sonsuz ve değişmez olandır.
- Jean Camborde 1943'te Ankara'da kitabın adının kötü konduğunu, kötülüğü değil kötülük bilincini anlattığını savundu.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Modernlik | Modernity | Sanatın geçici, kaçıp giden, olumsal yarısı |
| Flanör | Flâneur | Kentin sokaklarında dolaşıp kalabalığı gözlemleyen kentli tip |
| Alegori | Allegory | Somut bir varlığın daha geniş bir anlamın yerine geçmesi |
| Spleen ve ideal | Spleen and ideal | Can sıkıntısı ile yücelik özlemi arasındaki gerilim |
| Kent şiiri | City poetry | Konusunu ve ritmini büyük kentin sokaklarından alan şiir |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) 1857 davasında mahkeme ne karar verdi? 1861 baskısında kitapta ne değişti?
- (Kazanım 2) «Le Cygne»de kuğu neyin alegorisidir ve şiir kentin değişimiyle şairin iç dünyası arasında nasıl bir ilişki kurar?
- (Kazanım 2) «À une passante»nın üçüncü kıtası sonenin dönüm noktası nasıl olur?
- (Kazanım 3) Baudelaire modernliği nasıl tanımlar? Bu tanım «À une passante»da nasıl görülür?
- (Kazanım 4) Jean Camborde 1943 yazısında hangi okumaya karşı çıkar? Bu karşı çıkışın bir sınırı nedir?
Cevaplar
- Mahkeme Baudelaire'i 300 frank, yayıncılarını yüzer frank para cezasına çarptırdı ve kitaptan altı şiirin çıkarılmasına karar verdi; bu şiirlerin kaba ve utanmazca bir gerçekçilikle okurun duyularını kışkırttığını söyledi. 1861 baskısında yasaklanan şiirler çıkarıldı, otuz iki yeni şiir eklendi ve «Tableaux parisiens» adlı yeni bir bölüm kuruldu.
- Kafesinden kaçıp kuru kaldırımda toza bulanan kuğu, yurdunu yitiren her sürgünün alegorisidir: Andromakhe'nin, tutsakların, yetimlerin. Şiir kentin hızla değiştiğini ama şairin melankolisinin hiç kımıldamadığını söyler; değişen her şey şairin gözünde bir alegoriye dönüşür.
- İlk iki kıta kadının geçişini ve şairin ona bakışını anlatır. Üçüncü kıta «Bir şimşek... sonra gece!» diye başlar: kadın gitmiştir. Şair ona «kaçıp giden güzellik» diye seslenir ve onu ancak sonsuzlukta görüp göremeyeceğini sorar; karşılaşma bir anda kayba dönüşür.
- Modernlik geçici, kaçıp giden ve olumsal olandır; sanatın yarısıdır, öteki yarısı sonsuz ve değişmez olandır. «À une passante»da kadın bu geçici olandır, «fugitive beauté»dir; şair onun geçişini yakalar ve onu sonsuzlukla, «éternité» sözcüğüyle ölçer.
- Kitabın kötülüğü ve ahlaksızlığı öven bir kitap olarak okunmasına karşı çıkar; adın kötü konduğunu, yalnızca on bir şiire uyduğunu, kitabın insan hakkında acı bir bilginin özeti olduğunu söyler. Sınırı şudur: kitabı ahlaki bir ciddiyetle okurken onu bir arınma yolculuğuna dönüştürme eğilimindedir; oysa Baudelaire'in kendisi kitabın bir hüner kitabı olduğuna da yemin edeceğini söyleyerek iki okumanın arasında durur.
Okuma
- Kötülük Çiçekleri, Sait Maden çevirisi (Everest). «Paris Tabloları» bölümünden önce «Kuğu»yu, sonra «Gelip Geçen Bir Kadına»yı okuyun.
- Charles Baudelaire, «Le Peintre de la vie moderne», L'Art romantique (1869), IV. bölüm «La modernité» (Fransızca Vikikaynak).
- Jean Camborde, «"Kötülük Çiçekleri"ni Nasıl Okumalı», Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi (1943), 45–58.