İçeriğe geç

Ünite EDB-209-08 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Millî Mücadele edebiyatı

EDB-209 Millî Edebiyat

2.454 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · anlatım 11 dk

  • Millî Mücadele edebiyatı
  • belgesel roman
  • ithaf
  • kadın-vatan özdeşliği
  • son söz
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Halide Edib (1884-1964) Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nin ilk öğrencilerindendi; Balkan Savaşı Batı'ya güvenini sarstı. 1919 mitinglerinde konuştu, 1920'de Anadolu'ya geçti, cephelerde ve hastanelerde görev aldı, onbaşı ve başçavuş rütbeleri aldı.
  2. Enginün Millî Mücadele dönemini anlatan eserlerini ayrı bir küme olarak sayar: Dağa Çıkan Kurt, İzmir'den Bursa'ya, Ateşten Gömlek, Kalp Ağrısı, Vurun Kahpeye, Zeyno'nun Oğlu; Ateşten Gömlek'i yer yer «belgesel» bulur.
  3. Ateşten Gömlek Haziran 1922'de İkdam'da tefrikaya başladı, Sakarya Ordusu'na ithaf edildi; adı Yakup Kadri'den alındı. Peyami, Ayşe ve İhsan'ın hikâyesi İstanbul'dan Anadolu'ya ve İzmir'e uzanır; son sözde anlatıcının sayıkladığı isimler kayıtlarda bulunmaz.
  4. Şahin romanı millî kimlik inşası, Albay kadının milliyetçiliği ve kadın-vatan özdeşliği olarak okur; Enginün kadın kahramanların erkeklerden daha güçlü çizildiğini ve üslubun devrinde eleştirildiğini belirtir.
  5. Seçilen parçalarda Ayşe ilk görüldüğü anda bir şehre dönüşür, Peyami'nin dönüşümünü bir bakış yönetir, açık mektup romanı geleceğin okuruna bir tanık olarak sunar.

Kazanımlar

  • Halide Edib'in Üsküdar'dan Sultanahmet mitingine ve Anadolu cephelerine uzanan hayatını ve Millî Mücadele üzerine yazdığı eserleri açıklayabilir.
  • Ateşten Gömlek'in yayımlanışını, ithafını, açık mektubunu ve Peyami, Ayşe, İhsan üçgeni üzerine kurulan olay örgüsünü özetleyebilir.
  • Romana dair farklı okumaları — millî kimlik inşası, kadının milliyetçiliği ve kadın-vatan özdeşliği, üslup eleştirisi — karşılaştırarak tartışabilir.
  • Seçilen kısa parçalarda Ayşe'nin bir şehre, Peyami'nin aşkının bir davaya, romanın kendisinin bir geleceğe nasıl bağlandığını okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

İstanbul, 1919 baharı. Bir vapur iskeleye yanaşır. İki genç adam, İzmir'den kaçıp gelen uzak bir akrabayı karşılamaya gelmiştir. Kalabalığın içinden kolu sargılı, siyahlara bürünmüş bir kadın çıkar.

Adamlardan biri, kadını görünce içinden bir cümle kurar. Kadının adını değil, bir şehrin adını söyler. Çünkü bu kadın, işgal edilen İzmir'den geliyor; kocası ve oğlu orada öldürülmüştür.

Bu sahne bir hatıra kitabından değil, bir romandan. Roman, savaş daha bitmeden gazetede tefrika edilmeye başlar. Yazarı, o savaşı cephelerde yaşayan bir kadındır: Halide Edib.

Büyük soru

Bir millet, varlığını savunduğu bir savaşı yazıya nasıl geçirir? Âkif bunu kürsüden ve bir marşla yapmıştı. Roman ise savaşı tek tek insanların, bir aşkın, bir kıskançlığın, bir yaranın içinden anlatmak zorundadır. Bu tercih bir soru bırakır: Savaşın ortasında yazılan bir roman, savaşı anlatan bir tanıklık mı olur, yoksa henüz kurulmakta olan bir milletin kendi hakkında anlatacağı hikâyeyi mi yazar? Ve bu hikâyede bir kadının yeri ne olur?

Bağlam

İnci Enginün'ün ansiklopedi maddesine göre Halide Edib, annesini küçük yaşta kaybeder; çocukluğu anneannesinin evinde geçer. Babasının isteğiyle Anglo-Sakson bir eğitim alır, Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nin ilk öğrencilerinden biri olur. İlk yazılarında kadınların eğitimi ve kadın psikolojisi üzerinde durur.

Enginün'e göre onun üzerindeki en büyük etkiyi, birçok Türk aydınında olduğu gibi Balkan Savaşı yapar; bu savaşta Batı dünyasının tutumu, Batı'ya olan güvenini sarsar. 15 Mayıs 1919'da İzmir'in işgalinden sonra düzenlenen mitinglerde konuşur; maddeye göre özellikle Sultanahmet mitinginde âdeta efsaneleşir. 1920'de kocası Adnan Adıvar'la Anadolu'ya geçer, cephelerde dolaşır, Kızılay hastanelerinde çalışır, Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yazar. Maddeye göre ordudaki hizmetleri için önce onbaşılık, sonra başçavuşluk rütbesi verilir. Sonraki yıllarının bir bölümünü yurt dışında geçirir, 1939'da döner ve 9 Ocak 1964'te İstanbul'da ölür.

Ana anlatı — Savaşın içinden yazmak

Enginün, Halide Edib'in eserlerini gruplara ayırırken Millî Mücadele dönemini anlatanları ayrı bir küme olarak sayar: hikâyeleri Dağa Çıkan Kurt; Yakup Kadri, Falih Rıfkı ve Mehmed Âsım'la birlikte yazdığı İzmir'den Bursa'ya; romanları Ateşten Gömlek, Kalp Ağrısı, Vurun Kahpeye ve Zeyno'nun Oğlu. Aynı yılları yazar, 1928'de İngilizce yayımladığı The Turkish Ordeal adlı hatıralarında da anlatır; kitap sonradan Türkün Ateşle İmtihanı adıyla Türkçeye çevrilir.

Şahin'e göre Ateşten Gömlek bu alanın ilk romanıdır ve yazar, anlattığı olaylara savaşa bizzat katılarak tanık olmuştur. Roman Haziran 1922'de İkdam gazetesinde tefrika edilmeye başlar; yani Büyük Taarruz'dan önce, savaşın sonucu henüz belli değilken. Şahin'e göre yazar romanı «Sakarya Ordusuna» ithaf eder.

Enginün, Ateşten Gömlek'i ve Vurun Kahpeye'yi yer yer «belgesel» denebilecek romanlar arasında sayar. Bu nitelendirme hem bir övgü hem bir sınır taşır: roman bir tanıklığa yaslanır, ama bir romandır.

Ana anlatı — Peyami, Ayşe, İhsan

Romanın başında, Şahin'in aktardığı bir açık mektup vardır. Halide Edib, Ateşten Gömlek adını aslında Yakup Kadri'den duyduğunu yazar: Yakup Kadri bu adla bir roman yazacağını söylemiş, Halide Edib adı çok beğenip ondan önce kullanmış ve mektupta bunun için af dilemiştir.

Albay'ın özetine göre anlatıcı Peyami, başında bir kurşunla hastanede yatan bir Hariciye memurudur. Hikâyesini Ayşe'nin gelişiyle başlatır: İzmir'in işgalinde kocası ve oğlu öldürülen uzak akrabası İstanbul'a sığınmıştır. Şahin'e göre Peyami başlangıçta memleketin derdine kayıtsız, varlıklı bir ailenin çocuğudur; Avrupa'ya kaçmayı bile düşünür. Onu değiştiren, Ayşe'ye duyduğu aşktır. Arkadaşı Binbaşı İhsan da Ayşe'ye bağlanır. Üçü Anadolu'ya geçer; Ayşe hemşire olur, iki erkek cepheye gider.

Albay'a göre roman İstanbul'u da ikiye böler. Bir yanda İngiliz subaylarını ve gazetecilerini evlerinde ağırlayan, onlara Türkiye'nin İngiltere'nin dostu olduğunu anlatan sosyete salonları, bunların başında Salime Hanım; öbür yanda Darülfünun'da, Türk Ocağı'nda çalışan genç öğretmenler ve öğrenciler. Albay'ın özetine göre İzmir'e girilen son savaşta Ayşe ve İhsan ölür, yası tutmak anlatıcıya kalır.

Romanın sonunda bir son söz vardır. Albay'a göre burada Peyami'nin hastanede öldüğü bildirilir; doktorlar onun sayıkladığı isimleri kayıtlarda arar ve hiçbirini bulamaz.

Albay bu son sözü iki biçimde okumanın mümkün olduğunu söyler: bir hata olarak ya da anlatılan kişilerin, Ayşeler ve İhsanlar havuzundan bir zihnin kurduğu kurgular olabileceğine dair bir işaret olarak.

Ana anlatı — Bir kadın, bir şehir, bir millet

Şahin romanı bir millî kimlik inşası olarak okur. Ona göre Halide Edib, kahramanlarını okurlarına millî bir bilinç kazandıracak biçimde kurar; Peyami'nin kayıtsızlıktan fedakârlığa geçişi bu dönüşümün modelidir. Şahin, Ayşe'yi idealize edilmiş bir Türk kadını olarak görür; karşısında Salime Hanım gibi kişisel çıkarını seçen karşıt tipler durur.

Albay aynı romanı toplumsal cinsiyet üzerinden okur. İran tarihçisi Afsaneh Najmabadi'nin, milliyetçiliğin vatanı bir sevgili ve bir anne olarak düşündüğü, bununla yeni kadınlıklar ve erkeklikler doğurduğu tespitinden yararlanır. Albay'a göre romanda Ayşe'nin kendisi İzmir'dir; Peyami'nin aşkı ile vatan sevgisi aynı çizgide ilerler.

Albay'ın okumasında bu özdeşlik tek bir yöne gitmez. Ayşe bir simge olarak kalmaz; hemşire olur, cepheye gider. Kezban adlı köylü kız için ise cephe, Albay'a göre evde katlandığı angaryadan kaçmanın bir yoludur. Kadınlar hem simgedir hem de mücadelenin katılımcısı.

Enginün'ün kısa yargıları başka bir yöne bakar. Maddeye göre Halide Edib'in bütün romanlarında kadın kahramanlar daha canlı ve güçlüdür, yazarın kendisinden de izler taşır; erkek kahramanlar aynı başarıyla çizilmemiştir. Enginün'e göre yazarın eserleri, özellikle cümle yapısı bakımından, kendi devrinde çok eleştirilmiştir.

Yaygın yanlış«*Ateşten Gömlek* savaş kazanıldıktan sonra, zaferi kutlamak için yazılmış bir romandır.»
Doğrusu

Şahin'e göre roman Haziran 1922'de İkdam'da tefrika edilmeye başlar; Büyük Taarruz ise o yılın Ağustos sonunda başlar. Roman, İzmir'e girişi bir hedef olarak anlatırken bu hedefe henüz ulaşılmamıştı; Sakarya Ordusu'na yapılan ithaf da sonucu belli olmayan bir savaşın ortasında yazılmıştır. Kitap hâline gelmesi savaşın bitişinden sonradır.

Metin anı

Üç kısa parça. Birincisi Peyami'nin Ayşe'yi vapurda ilk görüşü; ikincisi, Peyami'nin cepheye neden gitmek istediğini itiraf edişi; üçüncüsü, Halide Edib'in açık mektubunun sonu:

Cemal'in yanında kolu bağlı bir bağ içinde simsiyah örtülü bir kadın. İçimden: --İzmir geliyor, dedim.
Hiç olmazsa beni de ebediyyen Hariciye'nin silik bir kâtibi görmesin. Beni de er ve mert olarak tanısın.
Belki elli sene sonra bir kütüphane rafında yan yana oturacak olan bu iki kitap Hans Andersen'in masallarındaki gibi belki dile gelir, birbirlerine geçmiş günleri söylerler.

Birinci parçada Peyami bir kadını görür ve bir şehrin adını söyler. Ayşe henüz konuşmamıştır; onu tanıtan kolundaki sargı ve siyah örtüsüdür, yani yarası ve yası. Albay'ın kadın-vatan özdeşliği burada, romanın ilk karşılaşmasında kurulur: Ayşe bir kişi olmadan önce işgal edilmiş bir şehirdir.

İkinci parça aynı özdeşliğin öbür yüzünü gösterir. Peyami'yi cepheye götüren şey, soyut bir vatan fikri değil, bir kadının gözünde nasıl göründüğüdür. «Silik bir kâtip» ile «er ve mert» arasındaki karşıtlık, Şahin'in anlattığı dönüşümün ta kendisidir; ama bu dönüşümün motoru bir bakıştır. Aşk ile dava, romanda birbirinin yerine geçer.

Üçüncü parça romanın dışından, ama romanın kendisi hakkında konuşur. Yazar kitabının zamanla sönebileceğini hesaba katar ve elli yıl sonrasının bir kütüphane rafını düşler. Savaş sürerken yazılan bir roman, kendisini geleceğin okuruna bir tanık olarak sunar. Son sözdeki kayıp isimlerle birlikte okunduğunda bir gerilim belirir: roman hem tanıklık etmek ister, hem de anlattıklarının bir zihnin kurgusu olabileceğini saklamaz.

Cevap ve bağlantı

Savaşın ortasında yazılan roman bir tanıklık mı, yoksa kurulan bir milletin kendi hikâyesi mi? Ateşten Gömlek ikisini birlikte dener. Enginün'ün «belgesel» dediği yan, yazarın cephelerde gördüklerinden beslenir; Şahin'in millî kimlik inşası dediği yan, okura örnek insanlar ve bir dönüşüm önerir. Albay'ın aktardığı son söz ise bu iki iddianın arasına bir boşluk açar.

Bir kadının yeri ne olur? Romanda iki cevap birlikte bulunur. Ayşe bir şehrin, bir vatanın simgesidir; aynı zamanda hemşire olarak cepheye giden bir katılımcıdır. Kezban için cephe bir kaçış yoludur. Okumalar ayrışır, ama hepsi aynı noktada birleşir: bu roman kadınları milletin hikâyesinin dışında bırakmaz.

Kapanış kancası

Şahin'in ve Albay'ın okumaları tek bir romandan yola çıkar, ama ikisi de romanın dışından kavramlar getirir: millî kimlik, vatan, toplumsal cinsiyet. Bir roman bir milletin kurulmasına nasıl katılır? Bir edebiyat, modernleşen bir toplumun kendine bakma biçimini nasıl değiştirir? Bu soruları tek tek yazarlar üzerinden değil, kuramın diliyle sormanın zamanı gelmiştir.

Özet kartı

  1. Halide Edib (1884-1964) Üsküdar Amerikan Kız Koleji'nin ilk öğrencilerindendi; Balkan Savaşı Batı'ya güvenini sarstı. 1919 mitinglerinde konuştu, 1920'de Anadolu'ya geçti, cephelerde ve hastanelerde görev aldı, onbaşı ve başçavuş rütbeleri aldı.
  2. Enginün Millî Mücadele dönemini anlatan eserlerini ayrı bir küme olarak sayar: Dağa Çıkan Kurt, İzmir'den Bursa'ya, Ateşten Gömlek, Kalp Ağrısı, Vurun Kahpeye, Zeyno'nun Oğlu; Ateşten Gömlek'i yer yer «belgesel» bulur.
  3. Ateşten Gömlek Haziran 1922'de İkdam'da tefrikaya başladı, Sakarya Ordusu'na ithaf edildi; adı Yakup Kadri'den alındı. Peyami, Ayşe ve İhsan'ın hikâyesi İstanbul'dan Anadolu'ya ve İzmir'e uzanır; son sözde anlatıcının sayıkladığı isimler kayıtlarda bulunmaz.
  4. Şahin romanı millî kimlik inşası, Albay kadının milliyetçiliği ve kadın-vatan özdeşliği olarak okur; Enginün kadın kahramanların erkeklerden daha güçlü çizildiğini ve üslubun devrinde eleştirildiğini belirtir.
  5. Seçilen parçalarda Ayşe ilk görüldüğü anda bir şehre dönüşür, Peyami'nin dönüşümünü bir bakış yönetir, açık mektup romanı geleceğin okuruna bir tanık olarak sunar.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Millî Mücadele edebiyatıLiterature of the Turkish War of Independence1919-1922 bağımsızlık savaşını konu alan şiir, hikâye, roman, röportaj ve hatıralar
Belgesel romanDocumentary novelYaşanmış olaylara ve doğrudan tanıklığa dayanan, gerçeklik iddiasını öne çıkaran roman
İthafDedicationYazarın eserini kime ya da neye sunduğunu belirten kısa not
Kadın-vatan özdeşliğiWoman-as-nationVatanın bir kadın figürüyle, sevgili ya da anne olarak simgelenmesi
Son sözEpilogueAnlatı bittikten sonra eklenen, sonrasını ya da çerçeveyi veren kısa bölüm

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Halide Edib'in düşüncesinde Balkan Savaşı neyi değiştirdi? 1919-1922 arasında hangi görevleri üstlendi ve bu yıllar üzerine hangi eserleri yazdı?
  2. (Kazanım 2) Ateşten Gömlek ne zaman, nerede yayımlanmaya başladı ve kime ithaf edildi? Romanın adıyla ilgili açık mektup ne anlatır?
  3. (Kazanım 2) Peyami, Ayşe ve İhsan'ın hikâyesini özetleyin. Romanın son sözü, anlatılanlar hakkında hangi soruyu açık bırakır?
  4. (Kazanım 3) Şahin ile Albay'ın okumaları hangi noktalarda ayrışır? Enginün'ün kadın ve erkek kahramanlar ile üslup hakkındaki yargıları bu okumalara ne ekler?
  5. (Kazanım 4) Seçilen üç parçada Ayşe'nin bir şehirle, Peyami'nin aşkının bir davayla ve romanın kendisinin bir gelecekle ilişkisi nasıl kurulur?

Cevaplar

  1. Ansiklopedi maddesine göre Balkan Savaşı'nda Batı dünyasının Türklere ve Müslümanlara karşı tutumu, Halide Edib'in Batı'ya olan inancını ve güvenini ciddi biçimde sarstı. İzmir'in 15 Mayıs 1919'da işgalinden sonra Fatih, Üsküdar ve Sultanahmet mitinglerinde konuştu; 1920'de kocasıyla Anadolu'ya geçti, cephelerde dolaştı, Kızılay hastanelerinde görev aldı, Hâkimiyet-i Milliye'de çalıştı; önce onbaşılık, sonra başçavuşluk rütbesi aldı. Bu yıllar üzerine Dağa Çıkan Kurt hikâyelerini, başkalarıyla birlikte İzmir'den Bursa'ya'yı ve Ateşten Gömlek, Kalp Ağrısı, Vurun Kahpeye, Zeyno'nun Oğlu romanlarını yazdı; aynı yılları İngilizce hatıralarında da anlattı.
  2. Şahin'e göre roman Haziran 1922'de İkdam gazetesinde tefrika edilmeye başladı, yani Büyük Taarruz'dan önce; «Sakarya Ordusuna» ithaf edildi. Başındaki Yakup Kadri'ye açık mektupta Halide Edib, Ateşten Gömlek adını Yakup Kadri'nin bu adla bir roman yazacağını söylediği bir sohbetten aldığını, adı çok beğenip ondan önce kullandığı için af dilediğini yazar; mektubun sonunda iki Ateşten Gömlek'in bir gün bir rafta yan yana duracağını düşler.
  3. Anlatıcı Peyami, Albay'ın özetine göre başında bir kurşunla hastanede yatan bir Hariciye memurudur. Hikâye, İzmir'in işgalinde kocası ve oğlu öldürülen Ayşe'nin İstanbul'a gelişiyle başlar. Başlangıçta kayıtsız olan Peyami Ayşe'ye âşık olur; arkadaşı Binbaşı İhsan da ona bağlanır; üçü Anadolu'ya geçer, Ayşe hemşire olur. Albay'a göre İzmir'e girilen son savaşta Ayşe ve İhsan ölür. Son sözde Peyami'nin hastanede öldüğü ve doktorların onun sayıkladığı isimleri kayıtlarda bulamadığı bildirilir; Albay'a göre bu, anlatılanların Ayşeler ve İhsanlardan kurulmuş bir zihnin kurgusu olabileceğine dair bir işaret olarak da okunabilir.
  4. Şahin romanı millî kimlik inşası olarak okur: kahramanlar okura millî bilinç kazandıracak biçimde kurulur, Peyami'nin kayıtsızlıktan fedakârlığa geçişi bir modeldir, Ayşe idealize edilmiş bir Türk kadınıdır. Albay toplumsal cinsiyet üzerinden okur: Najmabadi'nin vatanı sevgili ve anne olarak simgeleyen milliyetçilik tespitinden yola çıkarak Ayşe'nin İzmir'le özdeşleştiğini gösterir, ama kadınların aynı zamanda katılımcı olduğunu, Kezban için cephenin angaryadan bir kaçış olduğunu vurgular. Enginün, kadın kahramanların erkeklerden daha canlı ve güçlü çizildiğini, yazarın kendisinden izler taşıdığını ve eserlerin cümle yapısı bakımından devrinde çok eleştirildiğini ekler; bu, iki makalenin geri planda bıraktığı bir sanat eleştirisidir.
  5. Birinci parçada Peyami Ayşe'yi görünce onun adını değil «İzmir» adını söyler; Ayşe'yi yarası ve yası tanıtır, bir kişi olmadan önce işgal edilmiş bir şehir olur. İkinci parçada Peyami'yi cepheye götüren şey Ayşe'nin gözünde «silik bir kâtip» değil «er ve mert» görünme isteğidir; aşk ile dava birbirinin yerine geçer. Üçüncü parçada yazar, kitabının elli yıl sonra bir kütüphane rafında öbür Ateşten Gömlek'le konuşacağını düşler ve romanı geleceğin okuruna bir tanık olarak sunar; son sözdeki kayıp isimlerle birlikte bu, tanıklık iddiası ile kurgu bilinci arasında bir gerilim kurar.

Okuma

  • İnci Enginün, «Adıvar, Halide Edip» (DİA 1) — hayatı, Millî Mücadele yılları ve eserleri.
  • Neslihan Albay, «Halide Edib Adıvar'ın Ateşten Gömlek Adlı Romanında Kadının Milliyetçiliği» (2020).
  • Halide Edib, Ateşten Gömlek. Romanın yalnız ilk ve son bölümlerini okuyun: açık mektubu, Ayşe'nin gelişini ve son sözü. Son sözü okuduktan sonra ilk sahneye dönün. Aynı sahne şimdi bir tanıklık gibi mi, bir kurgu gibi mi okunuyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:10 Soğuk açılış: 1919, bir İstanbul iskelesi; kalabalık, bir vapurun bordası. Siyah örtülü, kolu sargılı bir kadın silueti; üstünde bir harita parçası belirir ve «İzmir» yazısı okunur.
  • 1:10–1:55 Büyük soru: bir marşın nota çizgileri söner, yerinde bir gazete tefrika sütunu açılır.
  • 1:55–3:40 Bağlam: bir kolej binası; bir meydanda kalabalık ve bir kürsü; Anadolu'ya giden bir araba yolu; bir sahra hastanesi; bir askerî rütbe işareti.
  • 3:40–5:50 Ana anlatı — Savaşın içinden yazmak: masaya dizilen kitap kapakları; bir gazete sayfası, üstünde «Haziran 1922»; bir ithaf sayfası.
  • 5:50–8:10 Ana anlatı — Peyami, Ayşe, İhsan: bir üçgen; köşelerinde üç siluet. İstanbul iki yakaya bölünür: bir yanda aydınlık bir salon, öbür yanda bir kürsü ve öğrenciler. Sonda bir hastane yatağı ve boş bir kayıt defteri.
  • 8:10–10:30 Ana anlatı — Bir kadın, bir şehir, bir millet: bir kadın figürü yavaşça bir kıyı şehrinin silüetine dönüşür; sonra aynı figür bir hemşire önlüğüyle yeniden belirir. Bir köy kızı bir kapıdan çıkıp yola koyulur.
  • 10:30–13:00 Metin anı: vapur sahnesi yeniden; ardından bir memur masası ve bir asker kaputu yan yana; son olarak bir kütüphane rafında yan yana iki kitap, sırtları hafifçe aydınlanır.
  • 13:00–13:40 Cevap ve bağlantı: bir terazinin kefelerinde «tanıklık» ve «kurgu» yazılı iki kâğıt.
  • 13:40–14:10 Kapanış kancası: bir roman sayfasının kelimeleri havalanır, bir haritanın sınır çizgilerine dönüşür.

Telaffuz

  • Halide Edib Adıvar: «haa-li-DE e-DİB a-dı-VAR»; Adnan Adıvar: «ad-NAN a-dı-VAR»; Sultanahmet: «sul-ta-nah-MET»; Hâkimiyet-i Milliye: «haa-ki-mi-ye-ti mil-li-YE»; İkdam: «ik-DAAM».
  • Ateşten Gömlek: «a-teş-TEN göm-LEK»; Dağa Çıkan Kurt: «da-ĞA çı-KAN KURT»; Vurun Kahpeye: «vu-RUN kah-pe-YE»; Zeyno'nun Oğlu: «zey-no-NUN oğ-LU»; Kalp Ağrısı: «KALP ağ-rı-SI».
  • Peyami: «pe-yaa-Mİ»; Ayşe: «ay-ŞE»; İhsan: «ih-SAN»; Kezban: «kez-BAN»; Salime: «saa-li-ME»; Hariciye: «haa-ri-ci-YE»; ithaf: «it-HAAF».
  • İnci Enginün: «in-Cİ en-gi-NÜN»; Ahmet Metehan Şahin: «me-te-HAN şaa-HİN»; Neslihan Albay: «nes-li-HAN al-BAY»; Afsaneh Najmabadi: «af-saa-NE nec-maa-baa-Dİ»; Hans Andersen: «HANS AN-der-sen».