İçeriğe geç

Ünite EDB-209-01 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Genç Kalemler ve Yeni Lisan

EDB-209 Millî Edebiyat

2.398 kelime · yaklaşık 11 dakika okuma · anlatım 12 dk

  • millî edebiyat
  • Türkçülük
  • takma ad
  • istimzaç
  • eleştirel söylem çözümlemesi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Genç Kalemler'in kökü Haziran 1909'da Manastır'da çıkan Hüsn ve Şiir'dir; dergi Selanik'e taşındı, İttihat ve Terakki'den destek gördü, başyazarı partinin genel sekreteri Nesîmî Sârım'dı. 11 Nisan 1911, derginin değil «yeni lisan» hareketini başlatan II. cildin tarihidir.
  2. Çelik'e göre hareket, Türkçenin sadeleştirilmesine yönelik ilk sistemli harekettir ama yalnız dil hareketi değildir: millî edebiyat için millî dil politikası amaçlanır. Yirmi dört «Yeni Lisan» yazısı, bir anket ve «Dünküler / Bugünküler» karşılaştırmaları yayımlandı.
  3. Fecr-i Âtî'den Mehmed Fuad ve Yakup Kadri önce alay etti, sonra yeni lisana geldi; Şehâbeddin Süleyman karşı çıktı, eski Servet-i Fünûn'cu Celâl Sahir destekledi.
  4. Çelik'e göre dergi Türkçülüğün yayın organıdır, aynı zamanda Batıcıdır; «Âti çıkınca ortaya, mâzi silinmeli» sloganıyla geçmişi inkâr etti, ama bugünkü Türkçenin biçimlenmesinde payı büyüktür. Korkmaz ve Üstün makaleyi «biz» ve «öteki» kuran, okuru ikna etmeye çalışan bir söylem olarak okur.
  5. «Yeni Lisan» edebiyat tarihini «İran'a doğru» ve «Fransa'ya doğru» iki döneme indirir ve «Netice»de bir savaş diliyle uyanış çağrısı yapar. Dergi Balkan Savaşları yüzünden Eylül 1912'de kapandı.

Kazanımlar

  • Genç Kalemler'in Selanik'te hangi siyasi ve kültürel ortamda, hangi kadroyla çıktığını açıklayabilir.
  • «Yeni Lisan» hareketinin yalnız bir dil programı değil, bir millî edebiyat ve bir kimlik programı olduğunu gerekçeleriyle tartışabilir.
  • Harekete yöneltilen tepkileri ve hareketi değerlendiren farklı görüşleri karşılaştırabilir.
  • «Yeni Lisan» makalesinden seçilen iki bölümde edebiyat tarihinin nasıl yeniden anlatıldığını ve okura nasıl seslenildiğini okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

1910 civarı. Genç bir subay, bir arkadaşına mektup yazar. Hüseyin Çelik'in DİA'daki maddesinde, Tahir Alangu'dan aktarılan bir cümle vardır: «Geliniz Canip Bey edebiyatta, lisanda bir ihtilâl vücuda getirelim.»

Mektubu yazan Ömer Seyfeddin'dir. Alan, Ali Canip'tir. Bir yıl kadar sonra, Nisan 1911'de, Selanik'te çıkan küçük bir dergi, imzanın yerine bir soru işareti koyarak «Yeni Lisan» başlıklı bir makale yayımlar.

Mektupta «ihtilâl» kelimesi geçer: devrim. Bir dil nasıl devrim olur?

Büyük soru

Bu kursun büyük sorusu şudur: konuşulan dille yazmak neden bir devrimdi? Tanzimat'tan beri sadeleşme istenmişti; Servet-i Fünûn ise dili yeniden ağırlaştırmıştı. 1911'de Selanik'ten gelen çağrı, bu gidip gelmeyi bir programa dönüştürdü.

Bu ünitenin sorusu daha dardır: Genç Kalemler neden Selanik'te çıktı, ve «yeni lisan» adı verilen şey neden yalnız bir dil meselesi değildi? Dil kurallarının ayrıntısını 107-06'da görmüştük; burada derginin kendisine, kadrosuna, tepkilere ve arkasındaki fikre bakacağız.

Bağlam

Çelik'e göre derginin ilk biçimi Haziran 1909'da Manastır'da çıkan Hüsn ve Şiir'dir. Dördüncü sayıdan sonra Selanik'e taşınır ve burada iki hukuk öğrencisi tarafından çıkarılır. Çelik'e göre bu gençler, İttihat ve Terakki'nin merkez üyelerinden Doktor Nâzım'ın yeğenleridir. Ad fazla romantik bulununca dergi Genç Kalemler adını alır.

Selanik o yıllarda İttihat ve Terakki'nin merkezidir. Çelik'e göre partinin genel sekreteri Nesîmî Sârım aynı zamanda derginin başyazarıdır; dergi partiden maddi ve manevi destek görür, ama Ali Canip'in Ömer Seyfeddin üzerine yazdığı kitaba göre parti yayın ilkesine karışmama sözü vermiştir.

Çelik'e göre derginin sürekli kadrosunda Ömer Seyfeddin, Ali Canip, Ziya Gökalp, Kâzım Nâmi, Aka Gündüz ve başkaları vardır. Birçoğu takma adla da yazar: Ömer Seyfeddin «Perviz», Ali Canip «Yektâ Bâhir», Ziya Gökalp «Demirtaş», «Kaya Alp» ve «Tevfik Sedat» adlarını kullanır.

Ana anlatı — Bir dil programından fazlası

Çelik'e göre hareketin adı «yeni lisan» olsa da bütün çaba dil üzerinde yoğunlaşmaz. Millî bir edebiyat kurmak için millî bir dil politikası gerektiği düşüncesiyle yola çıkan yazarlar, dilin edebiyattan, edebiyatın dilden ayrı düşünülemeyeceğinin bilincindedir. Çelik'e göre «yeni lisan» hareketi Türkçenin sadeleştirilmesine yönelik ilk sistemli harekettir.

Dergi bunu nasıl yaptı? Çelik'e göre derginin kapanışına kadar «Yeni Lisan» başlıklı yirmi dört yazı çıkar; çoğu kadrodan biri tarafından yazılsa da altına kişi adı değil «Genç Kalemler Tahrir Heyeti» imzası konur. Dergi bir anket de düzenler: «Yeni Lisan ve Bir İstimzaç». Dönemin yazar, şair ve bilim insanlarından gelen cevaplar yayımlanır.

En dikkat çekici yöntem karşılaştırmadır. Çelik'e göre dergi aynı sayfada karşılıklı sütunlarda «Dünküler» ve «Bugünküler» başlıklarıyla Servet-i Fünûn ve Fecr-i Âtî şairlerinin şiirlerini yeni lisanla yazan şairlerin şiirleriyle yan yana koyar. Okur farkı kendi gözüyle görmeye çağrılır.

Program kuramla kalmaz. Çelik'e göre Ömer Seyfeddin'in tanınmış hikâyelerinin birçoğu ilk kez Genç Kalemler'de yayımlanır; Ziya Gökalp'in bazı şiirleri de ilk kez burada çıkar. Çelik bu şiirleri Türkçülük, hatta Turancılık ideolojisini didaktik ve sanatsız bir tarzda ifade eden şiirler olarak değerlendirir; bu, Çelik'in kendi yargısıdır.

Ana anlatı — Tepkiler: alaydan katılıma

Çağrı sessizlikle karşılanmaz. Çelik'e göre dergi, harekete yöneltilen eleştirilere «Gençlik Kavgası» başlıklı yazılarla cevap verir; Çelik bu tartışmaları son derece seviyeli bulur.

En sert tepkiler, Çelik'e göre, o sıralarda Fecr-i Âtî'ye mensup olan Köprülüzâde Mehmed Fuad'dan ve Yakup Kadri'den gelir. Bu iki yazar başlangıçta hareketi hiç ciddiye almaz, hatta yazılarıyla alay eder. Zamanla ikisi de yeni lisan çizgisine gelir. Okay'ın Fecr-i Âtî maddesi de aynı ayrışmayı kaydeder: dil tartışmalarının başında Mehmed Fuad ve Şehâbeddin Süleyman, bir edebiyat dilinin gerekliliği adına «Yeni Lisan» hareketine karşı çıkar; eski bir Servet-i Fünûn'cu olan Celâl Sahir ise hareketin taraftarı olur.

Bu tablo ilginçtir. Selanik'ten gelen genç kuşak, İstanbul'daki genç kuşağın karşısına çıkar; ama iki kuşak arasındaki çizgi keskin değildir. Eski kuşaktan biri yeniyi destekler, yeni kuşaktan ikisi önce alay edip sonra katılır.

Yaygın yanlış«*Genç Kalemler* 11 Nisan 1911'de yayımlanmaya başladı.»
Doğrusu

Çelik'e göre bu tarih derginin değil, «yeni lisan» hareketinin başlatıldığı II. cildin ilk sayısının tarihidir. Derginin kökü Haziran 1909'da Manastır'da çıkan Hüsn ve Şiir'e uzanır; Genç Kalemler adıyla ilk cilt 1910 sonlarında çıkmış olmalıdır, ama ilk ciltteki sayılar tarihsiz olduğu için başlangıç tarihi kesin olarak tespit edilemez. Kaynaklardaki yaygın tarih, bir derginin değil bir programın doğum günüdür.

Ana anlatı — Dilin arkasındaki fikir

Çelik'e göre Genç Kalemler Meşrutiyet'ten sonra sistemli biçimde ortaya çıkan Türkçülük ideolojisinin yayın organıdır; derginin milliyetçilik anlayışının merkezinde, Osmanlı Devleti'nin esasını oluşturan Türklerin «hâkim millet» olması gerekirken «mahkûm millet» gibi muamele görmesine duyulan tepki vardır. Çelik'e göre dergi aynı zamanda Batıcıdır: Batı dillerinden pek çok çeviri yayımlar, yazarları günlük yaşayışları ve dünya görüşleriyle «asrî»dir.

Geçmişe bakış ise tartışmalıdır. Çelik'e göre dergi yazarları «Âti çıkınca ortaya, mâzi silinmeli» sloganıyla yola çıkar ve geçmişin birikimini inkâr eder; ona göre Tanzimat'tan beri görülen olumsuz tavır hiçbir dönemde bu kadar sert olmamıştır. Çelik, eski Türk edebiyatını biraz küçümseyici biçimde «divan edebiyatı» diye adlandıranların da Genç Kalemler mensupları olduğunu yazar. Ama Çelik aynı maddede bugünkü Türkçenin biçimlenmesinde bu hareketin küçümsenmeyecek bir payı olduğunu da kabul eder.

Korkmaz ve Üstün ise makaleyi bir söylem olarak okur. Onlara göre makalenin on altı alt başlığı durumun teşhisine ve tedavisine yönelik, kamuoyu oluşturmaya uygun kısa, keskin başlıklardır. Metin bir «biz» ile bir «öteki» kurar ve okuru, özellikle gençleri, kendi tarafına çağırır. Korkmaz ve Üstün'ün aktardığına göre Ercilasun ve Bozdoğan gibi araştırmacılar da bu makaleyi millî edebiyat akımının bildirgesi sayar.

Hareketin sonu da siyasetle gelir. Çelik'e göre Genç Kalemler, Balkan Savaşları yüzünden IV. cildin Eylül 1912 tarihli sayısından sonra kapanır. Birkaç ay sonra, Kasım 1912'de, Selanik Osmanlı'nın elinden çıkacaktır. Yazarların çoğu çalışmalarını İstanbul'da, Türk Yurdu gibi dergilerde sürdürür.

Metin anı

«Yeni Lisan» makalesinden iki bölüm. Birincisi «Edebiyatımız» başlığını taşır; ikincisi makalenin son bölümü «Netice»nin açılışıdır:

Tabiata muhalif edebiyatımızın birbirinden farklı muhtelif devreler geçirdiğini iddia etmek manasızdır. […] Mutlaka bir devre istiyorsanız, söyleyelim -bu öyle muhtelif ve müteaddit değil- ancak iki devre vardır:
1. Şark'a Doğru: İran'a.
2. Garb'a Doğru: Fransa'ya.
Vaktiyle Şark'a doğru, İran'a gidenleri bugün Garb'a gidenlere benzetebiliriz. Onlar sözde Türkçe yazdıkları divanların yanına şöhret ve iktidarlarını teyit ve takviye etmek için bir de Farisî divan yapmasını ihmal etmezlermiş. Şimdiki gençlerin Fransızca manzumeler ve piyesler tertip edip iftihar etmeleri gibi.
…
Uyanınız, galebe için düşmanlarımızı tanımak lâzımdır. Ve biliniz ki bu asırda muharebeyi ordular yaparsa da muzafferiyeti asla kazanamaz. Muzafferiyet intizam ve terakkînindir…

Önce dönemlendirmeye bakalım. Makale, yüzyıllık bir edebiyat tarihini iki kelimeye indirir: İran'a ve Fransa'ya. Divan şiiri de Servet-i Fünûn da aynı hatanın iki yüzü sayılır: yabancı bir merkeze yönelmek. Bu, önceki kursun son ünitesindeki taklit tartışmasının en keskin biçimidir. Ama tarihçi gözüyle bakınca bu dönemlendirme bir tarih değil, bir tezdir: çok şeyi dışarıda bırakarak bir yön gösterir.

Sonra karşılaştırmaya bakalım. Farsça divan yazan eski şair ile Fransızca şiir yazıp övünen yeni genç yan yana konur. Karşılaştırma bir alaydır; ama aynı zamanda bir aynadır. Makale okura şunu söyler: dün İran'ın gölgesinde yazan şaire güldüğün gibi, bugün Fransa'nın gölgesinde yazan gence de gülebilmelisin.

En sonda da tonun değişimi var. «Netice» artık bir edebiyat yazısı gibi değil, bir hitabet gibi konuşur: «Uyanınız», «biliniz», «düşmanlarımız», «muzafferiyet». Korkmaz ve Üstün'e göre bu bölüm, okuru bir uyanışa çağıran ve «öteki» üzerinde bir zafer arzusu dile getiren bir sesle başlar. Dil tartışması, bir savaş diliyle sona erer. Bu, hareketin gücünü de, tehlikesini de aynı anda gösterir.

Cevap ve bağlantı

Genç Kalemler neden Selanik'te çıktı? Çünkü Selanik, Meşrutiyet'in ve İttihat ve Terakki'nin merkeziydi; dergi partinin desteğini alıyor, Türkçülük fikrini taşıyordu. «Yeni lisan» neden yalnız bir dil meselesi değildi? Çünkü Çelik'in deyişiyle yazarlar dili edebiyattan, edebiyatı da dilden ayrı düşünmüyordu; millî bir edebiyat, millî bir dil ve bir kimlik arayışı aynı programın parçalarıydı.

Kursun sorusuna ilk cevap da buradan çıkar: konuşulan dille yazmak, yalnız bir üslup değişikliği değil, kim için, kimin adına ve hangi geçmişe karşı yazıldığı sorusunun yeniden sorulmasıydı. Bu yüzden devrim kelimesi, Ömer Seyfeddin'in mektubunda abartı değildi.

Kapanış kancası

Makalenin altında bir soru işareti vardı. O soru işaretinin arkasındaki genç subay, aynı dergide bu programı hikâyelerle sınamaya başladı. Kuram yazmak bir şeydi; konuşulan Türkçeyle, okurun kolayca okuyacağı ve unutmayacağı hikâyeler yazmak başka bir şey. Bir hikâye, bir dil programını nasıl ikna edici kılar?

Özet kartı

  1. Genç Kalemler'in kökü Haziran 1909'da Manastır'da çıkan Hüsn ve Şiir'dir; dergi Selanik'e taşındı, İttihat ve Terakki'den destek gördü, başyazarı partinin genel sekreteri Nesîmî Sârım'dı. 11 Nisan 1911, derginin değil «yeni lisan» hareketini başlatan II. cildin tarihidir.
  2. Çelik'e göre hareket, Türkçenin sadeleştirilmesine yönelik ilk sistemli harekettir ama yalnız dil hareketi değildir: millî edebiyat için millî dil politikası amaçlanır. Yirmi dört «Yeni Lisan» yazısı, bir anket ve «Dünküler / Bugünküler» karşılaştırmaları yayımlandı.
  3. Fecr-i Âtî'den Mehmed Fuad ve Yakup Kadri önce alay etti, sonra yeni lisana geldi; Şehâbeddin Süleyman karşı çıktı, eski Servet-i Fünûn'cu Celâl Sahir destekledi.
  4. Çelik'e göre dergi Türkçülüğün yayın organıdır, aynı zamanda Batıcıdır; «Âti çıkınca ortaya, mâzi silinmeli» sloganıyla geçmişi inkâr etti, ama bugünkü Türkçenin biçimlenmesinde payı büyüktür. Korkmaz ve Üstün makaleyi «biz» ve «öteki» kuran, okuru ikna etmeye çalışan bir söylem olarak okur.
  5. «Yeni Lisan» edebiyat tarihini «İran'a doğru» ve «Fransa'ya doğru» iki döneme indirir ve «Netice»de bir savaş diliyle uyanış çağrısı yapar. Dergi Balkan Savaşları yüzünden Eylül 1912'de kapandı.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Millî edebiyatNational literatureKonuşulan dil, kendi insanı, mekânı ve geçmişi üzerine kurulan edebiyat anlayışı
TürkçülükTurkismTürk kimliğini, dilini ve tarihini merkeze alan fikir ve siyaset akımı
Takma adPen nameBir yazarın gerçek adı yerine kullandığı ad
İstimzaçSurvey, pollGörüş sorma, anket
Eleştirel söylem çözümlemesiCritical discourse analysisBir metnin «biz» ve «öteki» kurgusunu, ikna yollarını ve güç ilişkilerini inceleyen yöntem

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Genç Kalemler hangi dergiden doğdu ve neden Selanik'te yayımlandı? İttihat ve Terakki ile ilişkisi nasıldı?
  2. (Kazanım 2) Çelik'e göre «yeni lisan» hareketi neden yalnız bir dil hareketi değildi? Dergi programını hangi yöntemlerle yaydı?
  3. (Kazanım 3) Harekete ilk tepkiler kimlerden geldi ve bu tepkiler zamanla nasıl değişti?
  4. (Kazanım 3) Çelik'in ve Korkmaz ile Üstün'ün hareketi ve makaleyi değerlendirişleri nasıl ayrılır?
  5. (Kazanım 4) «Yeni Lisan»dan seçilen «Edebiyatımız» ve «Netice» bölümlerinde edebiyat tarihi nasıl anlatılır ve okura nasıl seslenilir?

Cevaplar

  1. Çelik'e göre derginin ilk biçimi Haziran 1909'da Manastır'da çıkan Hüsn ve Şiir'dir; dördüncü sayıdan sonra Selanik'e taşındı, ad romantik bulununca Genç Kalemler oldu. Selanik o yıllarda İttihat ve Terakki'nin merkeziydi. Dergiyi çıkaran gençler partinin merkez üyelerinden Doktor Nâzım'ın yeğenleriydi; başyazar partinin genel sekreteri Nesîmî Sârım'dı. Dergi partiden maddi ve manevi destek gördü, ama parti yayın ilkesine karışmama sözü verdi.
  2. Çelik'e göre yazarlar millî bir edebiyat kurmak için millî bir dil politikası gerektiğini düşünüyor, dili edebiyattan, edebiyatı dilden ayrı görmüyordu; hareketin arkasında Türkçülük fikri de vardı. Yöntemler: «Genç Kalemler Tahrir Heyeti» imzalı yirmi dört «Yeni Lisan» yazısı, dönemin yazarlarına yöneltilen «Yeni Lisan ve Bir İstimzaç» anketi, eski ve yeni şairlerin şiirlerini karşılıklı sütunlarda gösteren «Dünküler / Bugünküler» karşılaştırmaları ve Ömer Seyfeddin'in yeni lisanla yazılmış hikâyeleri.
  3. Çelik'e göre en sert tepkiler Fecr-i Âtî'den Köprülüzâde Mehmed Fuad ve Yakup Kadri'den geldi; ikisi önce hareketi ciddiye almayıp alay etti, zamanla yeni lisan çizgisine geldi. Okay'a göre Mehmed Fuad ve Şehâbeddin Süleyman bir edebiyat dilinin gerekliliği adına karşı çıktı, eski Servet-i Fünûn'cu Celâl Sahir ise harekete taraftar oldu. Dergi eleştirilere «Gençlik Kavgası» başlıklı yazılarla cevap verdi.
  4. Çelik derginin Türkçülüğün yayın organı olduğunu, «Âti çıkınca ortaya, mâzi silinmeli» sloganıyla geçmişi aşırı biçimde inkâr ettiğini ve eski edebiyatı küçümseyici biçimde «divan edebiyatı» diye adlandırdığını vurgular; ama bugünkü Türkçenin biçimlenmesinde hareketin payını kabul eder. Korkmaz ve Üstün ise makaleyi bir söylem olarak inceler: kısa ve keskin alt başlıklarla kamuoyu oluşturan, «biz» ile «öteki»yi kuran, gençleri kendi tarafına çağıran bir metin; «Netice»de bir zafer arzusu dile getirilir. Çelik bir değer yargısıyla, Korkmaz ve Üstün metnin işleyişini çözümleyerek yaklaşır.
  5. «Edebiyatımız» bölümü yüzyıllık edebiyat tarihini «İran'a doğru» ve «Fransa'ya doğru» iki döneme indirir; Farsça divan yazan eski şairle Fransızca şiir yazıp övünen bugünkü genci yan yana koyar. Bu bir tarih değil bir tezdir; aynı zamanda okura bir ayna tutar. «Netice» ise hitabet diliyle konuşur: «Uyanınız», «düşmanlarımızı tanımak», «muzafferiyet»; Korkmaz ve Üstün'e göre okuru bir uyanışa çağırır ve «öteki» üzerinde bir zafer arzusu dile getirir. Dil tartışması bir savaş diliyle biter.

Okuma

  • Hüseyin Çelik, «Genç Kalemler» (DİA 14) — derginin tarihi, kadrosu ve değerlendirmesi.
  • Arda Korkmaz ve Koray Üstün, «Yeni Lisan Makalesinde Eleştirel Söylem» (2024).
  • Ömer Seyfeddin, «Yeni Lisan» (1911). Makalenin on altı alt başlığını sırayla yazın. Hangileri bir teşhis, hangileri bir tedavi, hangileri bir çağrı? Makalenin kuruluşu size ne söylüyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:10 Soğuk açılış: bir subay masasında mektup yazar; zarfın üstünde yalnız «Canip Bey». Mektuptan bir kelime büyür: «ihtilâl». Ardından bir dergi sayfası; imzanın yerinde bir soru işareti.
  • 1:10–2:00 Büyük soru: ağır, terkipli bir Osmanlıca cümle ile gündelik bir konuşma balonu yan yana; aralarında bir köprü kurulur.
  • 2:00–3:40 Bağlam: Manastır'dan Selanik'e bir ok; bir hukuk mektebi, bir parti binası, bir matbaa. Dergi adının değişmesi: Hüsn ve Şiir silinir, Genç Kalemler yazılır. Takma adlar kartlar hâlinde döner.
  • 3:40–6:20 Ana anlatı — Program: yirmi dört makale üst üste yığılır; imza yerinde «Tahrir Heyeti». Bir anket formu dağıtılır. Sayfa ikiye bölünür: «Dünküler» ve «Bugünküler».
  • 6:20–8:30 Ana anlatı — Tepkiler: İstanbul'dan Selanik'e alaycı karikatürler; sonra aynı yazarlar Selanik'e doğru yürür.
  • 8:30–11:10 Ana anlatı — Dilin arkasındaki fikir: bir terazi, «hâkim millet» ve «mahkûm millet». Bir slogan pankartı: «Âti çıkınca ortaya, mâzi silinmeli». Sonra bir harita; 1912'de Selanik'in üstüne bir gölge düşer ve dergi kapanır.
  • 11:10–13:40 Metin anı: bir zaman çizgisi iki oka indirgenir: biri İran'a, biri Fransa'ya. Farsça bir divan ile Fransızca bir şiir kitabı aynı rafta. «Netice»de ekran kırmızılaşır; «Uyanınız» kelimesi bir borazan sesiyle belirir.
  • 13:40–14:20 Cevap ve bağlantı: dil, edebiyat ve kimlik üç halka olarak birbirine geçer.
  • 14:20–14:50 Kapanış kancası: soru işareti yavaşça bir hikâye kitabının kapağına dönüşür.

Telaffuz

  • Genç Kalemler: «genç ka-lem-LER»; Hüsn ve Şiir: «hüsn ve şi-İR»; Manastır: «ma-nas-TIR»; Selanik: «se-laa-NİK»; ihtilâl: «ih-ti-LAAL»; istimzaç: «is-tim-ZAAÇ»; Tahrir Heyeti: «tah-RİİR he-ye-Tİ».
  • Ömer Seyfeddin: «ö-MER sey-fed-DİN»; Ali Canip: «a-Lİİ caa-NİP»; Nesîmî Sârım: «ne-sii-MİÎ saa-RIM»; Ziya Gökalp: «zi-YAA gö-KALP»; Kâzım Nâmi: «kaa-ZIM naa-Mİ»; Aka Gündüz: «a-KA gün-DÜZ»; Perviz: «per-VİZ»; Yektâ Bâhir: «yek-TAA baa-HİR».
  • Şark'a doğru: «şar-KA doğ-RU»; Garb'a doğru: «gar-BA doğ-RU»; muzafferiyet: «mu-zaf-fe-ri-YET»; terakkî: «te-rak-Kİλ; mâzi: «maa-Zİİ»; âti: «aa-Tİİ».
  • Hüseyin Çelik: «hü-se-YİN çe-LİK»; Arda Korkmaz: «ar-DA kork-MAZ»; Koray Üstün: «ko-RAY üs-TÜN»; Tahir Alangu: «taa-HİR a-lan-GU».