İçeriğe geç

Ünite EDB-203-10 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Nedim ve Lale Devri

EDB-203 Divan Şiiri: 600 Yıllık Bir Şifre

2.098 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · anlatım 10 dk

  • şarkı
  • nakarat
  • mahallîleşme
  • Nedîmâne
  • mesire
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. «Lâle Devri» adı on sekizinci yüzyıl kaynaklarında yoktur; Yahya Kemal kullanmış, Ahmed Refik 1913'te yaygınlaştırmıştır. Dönem Pasarofça'dan (1718) Patrona Halil İsyanı'na (1730) uzanır; eğlencenin yanında elçilikler, tercüme heyeti ve matbaa da bu yıllara aittir.
  2. Nedîm 1681 dolaylarında İstanbul'da doğdu, İbrâhim Paşa'nın kütüphanesini yönetti ve tercüme heyetlerinde çalıştı; 1730 isyanının günlerinde öldü, ölüm sebebi hakkındaki rivayetler farklıdır.
  3. Nedîmâne tarzın esası söyleyiş mükemmelliği, yerlilik ve şuh edadır; Nedîm konuşma dilini, Türkçe kafiyeyi ve aruzun müziğini ustalıkla kullandı, iki koşma bile yazdı; mahallîleşme akımının on sekizinci yüzyıldaki en büyük temsilcisidir.
  4. Sa'dâbâd şarkısında nakarat bir davet gibi döner; üç çifte kayık, iskele, anneden alınan Cuma izni sevgiliyi sokağa indirir; felekten bir gün «çalınır»; mahlas davete katılmak isteyen bir misafire dönüşür.
  5. Pala Sa'dâbâd mısralarını dönemin hazcılık formülü sayar; Macit, Tanpınar ve Mazıoğlu'na dayanarak Nedîm'i yüzyıllık arayışların somutlaşması olarak görür; bugünkü Nedîm imgesini Nâmık Kemal ve Yahya Kemal de biçimlendirmiştir.

Kazanımlar

  • Nedîm'in hayatını Damad İbrâhim Paşa'nın çevresi, Sa'dâbâd ve Patrona Halil İsyanı üzerinden anlatabilir ve «Lâle Devri» adının sonradan konduğunu açıklayabilir.
  • «Nedîmâne» tarzı ve mahallîleşme akımını, konuşma dili, Türkçe kafiye ve İstanbul hayatı örnekleriyle açıklayabilir.
  • Sa'dâbâd şarkısından bentleri okuyup şarkı biçiminin, nakaratın ve somut ayrıntıların sevgiliyi nasıl sokağa indirdiğini gösterebilir.
  • Nedîm'i bir hazcılık formülü olarak okuyanlarla bir üslup yeniliği olarak okuyanların görüşlerini karşılaştırabilir.

Video metni

Soğuk açılış

Eylül 1730, İstanbul. Patrona Halil önderliğinde bir isyan şehri sarar. Sadrazam Damad İbrâhim Paşa, isyancıların isteğiyle feda edilir; Sultan III. Ahmed tahtı yeğenine bırakmak zorunda kalır. Lâle bahçeleri, köşkler, eğlence yerleri tahrip edilir; yeni padişah buna engel olamaz.

Aynı günlerde bir şair ölür. Nasıl öldüğü bilinmez. Kaynakların bir kısmı onu korkudan gelen bir hastalığa, bir kısmı içkiye ve afyona bağlar. Bir kaynak, isyan sırasında korkuyla evinin damına çıktığını ve oradan düşüp öldüğünü söyler. Kesin olan, 28 Ekim 1730'da terekesinin, yani bıraktığı malların kaydının tutulduğudur.

Şairin adı Nedîm'dir. Yıkılan bahçelerin, kayıkların, köşklerin şiirini o yazmıştı.

Büyük soru

Divan şiirinin sevgilisi yüzyıllar boyunca bir mazmundu: servi boy, ay yüz, sümbül saç. Önceki ünitede Nâbî, bu hazır sözlükten çıkamayan şairi eleştirmişti. Nedîm başka bir çıkış yolu buldu. Şiirde sevgili sokağa inebilir mi? Soyut bir güzellik, bir şehrin gerçek yerlerinde, gerçek günlerinde dolaşabilir mi?

Bağlam

Önce bir adı düzeltelim. İslâm Ansiklopedisi'nde Abdülkadir Özcan'ın yazdığına göre on sekizinci yüzyıl kroniklerinde «Lâle Devri» diye bir dönem adı yoktur. Adı ilk kez Yahya Kemal kullanmış, tarihçi Ahmed Refik 1913'te bir makale ve kitap başlığında kullanınca yaygınlaşmıştır. Dönem, 1718'deki Pasarofça barışından 1730 isyanına kadar süren, Damad İbrâhim Paşa'nın uzun sadaret yıllarıdır: barış, imar, Batı'ya gönderilen elçiler, bir tercüme heyeti, 1727'de İbrâhim Müteferrika'nın matbaası.

Nedîm bu dönemin şairidir. Muhsin Macit'in İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre 1681 dolaylarında İstanbul'da, bir kadı ailesinde doğdu; adı Ahmed'dir. Medrese eğitimi aldı, müderris oldu. İbrâhim Paşa'nın çevresine girdi, onun kütüphanesinin sorumlusu oldu, paşanın kurduğu tercüme heyetlerinde çalıştı. Paşanın hemen her faaliyeti için şiir yazdı, yaptırdığı yapılara tarihler düşürdü.

İbrâhim Paşa'nın en ünlü yapısı, Kâğıthane'de iki ayda tamamlanan Sa'dâbâd Kasrı'ydı. Özcan'a göre derenin iki yanı kısa sürede beyaz köşklerle donatıldı. Burası bir mesire yeri, bir gezinti ve eğlence alanı oldu.

Ana anlatı — Nedîmâne

Macit'e göre Nedîm, kasidede Nef'î'nin, gazelde Nâbî'nin etkisinin sürdüğü bir ortamda yetişti, ama kısa sürede «Nedîmâne» denen yeni bir tarz geliştirdi. Bu tarzın esası üç şeydir: söyleyişte mükemmellik, yerlilik arzusu ve şuh, yani cilveli, oynak bir eda. Nedîm bunun farkındadır. Bir gazelinde şöyle der: «Ma'lûmdur benim sühanım mahlas istemez / Fark eyler anı şehrimizin nüktedânları.» Sözümün mahlasa ihtiyacı yoktur; şehrimizin nüktedanları onu tanır.

Macit, Nedîm'in asıl gücünü dili kullanmasında görür. Konuşma dilinden gelen söyleyişleri ustalıkla kullanır; Türkçe kelime ve eklerle kurduğu kafiyeler daha önceki şairlerde az rastlanan bir tabiilik taşır. Aruzun müziğini yakalar; bu yüzden gazelleri ve şarkıları kendi zamanından itibaren çokça bestelenmiştir. Divanında hece ölçüsüyle yazılmış iki koşma bile vardır.

Bu, bir akımın parçasıdır. Macit'e göre divan şiirinde Necâtî ile belirginleşen, Bâkî ve Şeyhülislâm Yahyâ ile olgunlaşan yerlileşme akımının on sekizinci yüzyıldaki en büyük temsilcisi Nedîm'dir.

Ana anlatı — sevgili sokakta

Macit'in bir cümlesi Nedîm'in yeniliğini özetler: sevgili artık zihinlerde değil, sokakta ya da şairin karşısındadır. Âşık ile sevgili senli benlidir; aşk daha beşerî ve daha somuttur. Divan şiirinde hayalî ve soyut kalan mecazlar, Nedîm'de somutlaşır.

Bu yeniliği nasıl okumalı? İki görüş vardır. İskender Pala, İslâm Ansiklopedisi'ndeki Lâle Devri maddesinin edebiyat bölümünde, halkın eğlenceye aşırı düşkünlüğünün şiiri yüzeysel bir dünya lezzetine, bir hazcılık felsefesine yönelttiğini yazar; Nedîm'in Sa'dâbâd mısraları ona göre bu felsefenin formülü olmuştur. Macit ise Tanpınar'a ve Mazıoğlu'na dayanarak Nedîm'in yeniliğini yüzyıllardır dağınık hâlde süren arayışların somutlaşması olarak görür.

Bir üçüncü katman daha vardır: bugün tanıdığımız Nedîm, kısmen yirminci yüzyılın Nedîm'idir. Macit'e göre Nâmık Kemal onu Türk dilinin en büyük şairi saydı; Yahya Kemal'in Lâle Devri ve İstanbul şiirleri ve sohbetleri, Nedîm'in anlaşılmasında etkili oldu. «Lâle Devri» adını koyan da Yahya Kemal'di. Bir dönemin adı ile o dönemin şairinin imgesi, iki yüz yıl sonra birlikte biçimlendi.

Yaygın yanlış«Lâle Devri, kendi çağında bu adla anılan ve yalnızca eğlenceden ibaret bir dönemdi.»
Doğrusu

Ad, on sekizinci yüzyıl kaynaklarında yoktur; yirminci yüzyılda konmuştur. Dönem yalnız eğlence de değildir: Özcan'a göre elçilikler, tercüme heyeti, matbaa ve itfaiye gibi yenilik adımları da bu yıllara aittir ve isyandan sonra eğlence yönü sona erse de yenileşme sürmüştür.

Metin anı

Nedîm'in en çok anılan şiirlerinden biri bir gazel değil, bir şarkıdır. Dörder mısralık bentlerden oluşur ve her bent aynı mısrayla biter.

Bir safâ bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda
Gidelim serv-i revânım yürü Sa'dâbâd'a
İşte üç çifte kayık iskelede âmâde
Gidelim serv-i revânım yürü Sa'dâbâd'a
İzn alup Cum'a namâzına deyû mâderden
Bir gün uğrulayalım çerh-i sitem-perverden
Dolaşup iskeleye doğru nihân yollardan
Gidelim serv-i revânım yürü Sa'dâbâd'a
Bir sen ü bir ben ü bir mutrib-i pâkîze-edâ
İznin olursa eğer bir de Nedîm-i şeydâ
Gayrı yârânı bugünlük edüp ey şûh fedâ
Gidelim serv-i revânım yürü Sa'dâbâd'a

Önce biçime bakalım. «Gidelim serv-i revânım yürü Sa'dâbâd'a» mısraı her bentte döner. İlk bentte iki kez gelir. Nakarat bir davettir ve her dönüşünde biraz daha ısrarcı olur. Şarkı, bir gazel gibi beyit beyit ilerlemez; bir teklifin etrafında döner.

Sonra ayrıntılara bakalım. «Serv-i revân», yani salınan servi, klasik bir mazmundur; sevgilinin boyu. Ama hemen yanında somut şeyler vardır: üç çifte kayık, iskele, gizli yollar. Dördüncü bentte hayat daha da yakına gelir: sevgili, annesinden Cuma namazına gideceğim diye izin alacaktır. Kutsal bir bahane, küçük bir kaçamağın kılıfı olur. Macit'in dediği gibi sevgili artık zihinlerde değil, sokaktadır; hatta bir annesi ve bir hafta düzeni vardır.

Cuma namazının erkeklere farz olması, kimi okurlara sevgilinin genç bir erkek olabileceğini düşündürür. Şiir bunu açıkça söylemez. EDB-203-03'te sevgilinin kimliği üzerine gördüğümüz tartışma burada da açık kalır.

«Bir gün uğrulayalım çerh-i sitem-perverden»: zalim felekten bir gün çalalım. Fuzûlî felekten yakınıyordu, Nef'î onunla konuşmayı reddediyordu. Nedîm ondan bir gün çalar. Felek hâlâ zalimdir, ama bir kayık gezisi ona kısa bir süre için galip gelebilir.

Son bentte ise bir oyun vardır. Şiiri söyleyen Nedîm'dir, ama o Nedîm'i üçüncü kişi olarak anar: «İzin verirsen bir de çılgın Nedîm gelsin.» Mahlas, burada bir imza değil, davete katılmak için izin isteyen bir misafirdir. Şair kendini bile şakaya dahil eder.

Cevap ve bağlantı

Büyük soruya dönelim. Evet, Nedîm'de sevgili sokağa iner: bir iskeleye, bir kayığa, bir mesireye; annesinden izin alan, gizli yollardan dolaşan biri olur. Bunu konuşma diline yakın bir Türkçeyle, bestelenmeye uygun bir şarkı biçimiyle ve mazmunları gerçek yerlerin yanına koyarak yapar. Mahallîleşme, Necâtî'den beri süren bir arayıştı; Nedîm onu İstanbul'un gündelik hayatıyla buluşturdu.

Bu yeniliğin anlamı ise tartışmalıdır. Bir okur Sa'dâbâd şarkısında bir dönemin hazcılık formülünü görür; bir başkası yüzyıllık bir arayışın doruğunu. Her iki okuma da aynı mısralardan beslenir ve ikisi de Nedîm'in şiiriyle birlikte, onu iki yüz yıl sonra yeniden keşfeden bakışı da hesaba katmak zorundadır.

Kapanış kancası

Nedîm'in ölümünden yirmi yedi yıl sonra, 1757'de, İstanbul'da Yenikapı Mevlevîhânesi'nin yakınında bir çocuk doğdu. Macit'e göre Nedîm'e nazire yazan şairlerden biri olacaktı. İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesi onu, Nedîm ile lirizmde ve Nâbî ile hikemî tarzda en güzel örneklerini vermiş bir şiirin artık tekrara düştüğü bir çağda yetişmiş olarak anar. Bu Mevlevî dervişi, Şeyh Gâlib, tükenmiş görünen bir geleneğe son bir kez ne söyleyebilirdi?

Özet kartı

  1. «Lâle Devri» adı on sekizinci yüzyıl kaynaklarında yoktur; Yahya Kemal kullanmış, Ahmed Refik 1913'te yaygınlaştırmıştır. Dönem Pasarofça'dan (1718) Patrona Halil İsyanı'na (1730) uzanır; eğlencenin yanında elçilikler, tercüme heyeti ve matbaa da bu yıllara aittir.
  2. Nedîm 1681 dolaylarında İstanbul'da doğdu, İbrâhim Paşa'nın kütüphanesini yönetti ve tercüme heyetlerinde çalıştı; 1730 isyanının günlerinde öldü, ölüm sebebi hakkındaki rivayetler farklıdır.
  3. Nedîmâne tarzın esası söyleyiş mükemmelliği, yerlilik ve şuh edadır; Nedîm konuşma dilini, Türkçe kafiyeyi ve aruzun müziğini ustalıkla kullandı, iki koşma bile yazdı; mahallîleşme akımının on sekizinci yüzyıldaki en büyük temsilcisidir.
  4. Sa'dâbâd şarkısında nakarat bir davet gibi döner; üç çifte kayık, iskele, anneden alınan Cuma izni sevgiliyi sokağa indirir; felekten bir gün «çalınır»; mahlas davete katılmak isteyen bir misafire dönüşür.
  5. Pala Sa'dâbâd mısralarını dönemin hazcılık formülü sayar; Macit, Tanpınar ve Mazıoğlu'na dayanarak Nedîm'i yüzyıllık arayışların somutlaşması olarak görür; bugünkü Nedîm imgesini Nâmık Kemal ve Yahya Kemal de biçimlendirmiştir.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
ŞarkıSharki, song-poemBestelenmek için yazılan, dörder mısralık bentlerden oluşan ve tekrar eden mısra taşıyan biçim
NakaratRefrainHer bendin sonunda tekrar eden mısra; bestenin dönüp geldiği yer
MahallîleşmeLocalizationDivan şiirine yerli hayattan, gündelik dilden ve şehrin yerlerinden unsurların girmesi
NedîmâneIn Nedîm's mannerKonuşma dili rahatlığı, yerli ve somut ayrıntı, şuh ve oynak eda
MesirePromenade, excursion spotGezmek ve eğlenmek için gidilen açık hava yeri; Kâğıthane ve Sa'dâbâd gibi

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) «Lâle Devri» adını ilk kim kullandı, hangi yayınla yaygınlaştı? Bu dönemi yalnızca eğlenceyle tanımlamak neden eksik olur?
  2. (Kazanım 2) Macit'e göre «Nedîmâne» tarzın esasını hangi üç unsur oluşturur? Nedîm'in dili kullanmasındaki yenilikleri iki örnekle açıklayın.
  3. (Kazanım 3) Sa'dâbâd şarkısında nakarat nasıl bir işlev görür? Şarkı biçimi, gazelden bu bakımdan nasıl ayrılır?
  4. (Kazanım 3) Dördüncü bentteki «İzn alup Cum'a namâzına deyû mâderden» mısraı ve son bentteki «bir de Nedîm-i şeydâ» ifadesi, sevgiliyi ve şairi nasıl yeni bir yere koyar?
  5. (Kazanım 4) Pala ile Macit Nedîm'in yeniliğini nasıl farklı okur? Sa'dâbâd şarkısından bir kanıtla hangi okumayı daha ikna edici bulduğunuzu gerekçelendirin.

Cevaplar

  1. Özcan'a göre on sekizinci yüzyıl kroniklerinde bu ad yoktur; ilk kez Yahya Kemal kullanmış, Ahmed Refik'in 1913'teki makalesi ve kitabıyla yaygınlaşmıştır. Dönemde eğlencenin yanında elçilikler, bir tercüme heyeti, İbrâhim Müteferrika'nın matbaası ve itfaiye gibi yenilik adımları da vardır; isyandan sonra eğlence yönü sona erse de yenileşme sürmüştür.
  2. Söyleyişte mükemmellik, yerlilik arzusu ve şuh eda. Nedîm konuşma dilinden gelen söyleyişleri kullanır ve Türkçe kelime ve eklerle tabii kafiyeler kurar; ayrıca aruzun müziğini yakaladığı için şiirleri kolayca bestelenmiştir ve hece ölçüsüyle iki koşma yazmıştır.
  3. Nakarat her bentte dönen bir davettir: «Gidelim serv-i revânım yürü Sa'dâbâd'a.» Her dönüşünde teklifi yineler ve bestenin de dönüp geldiği yeri kurar. Gazel beyit beyit bağımsız ilerlerken şarkı bu tekrar eden mısranın etrafında döner.
  4. Sevgili artık soyut bir mazmun değil, annesinden izin alan, Cuma namazını bahane eden, gizli yollardan iskeleye giden gerçek biridir. Şair ise kendi mahlasını üçüncü kişi olarak anarak davete katılmak için izin isteyen bir misafire dönüşür; kendini de şakanın içine koyar.
  5. Pala, dönemin eğlence düşkünlüğünün şiiri yüzeysel bir dünya lezzetine yönelttiğini ve Sa'dâbâd mısralarının bu hazcılığın formülü olduğunu söyler. Macit ise Nedîm'in yeniliğini yüzyıllardır dağınık süren yerlileşme arayışının somutlaşması olarak görür. İki okumanın da metinde dayanağı var: ikinci bentteki «Gülelim oynayalım kâm alalım dünyâdan» mısraı (Pala'nın alıntısında «Gülelim eğlenelim») birinci okumayı, iskele, kayık, anne izni gibi gerçek hayat ayrıntılarının mazmunların yanına yerleşmesi ise ikinci okumayı destekleyebilir.

Okuma

  • Nedîm, «Bir safâ bahşedelim gel şu dil-i nâ-şâda» şarkısı — Türkçe Vikikaynak; beş bendin tamamını okuyup her bentte hangi somut yer ve eşyanın geçtiğini listeleyin.
  • Muhsin Macit'in İslâm Ansiklopedisi'ndeki «Nedîm» maddesi — Nedîmâne tarz, mahallîleşme ve Nedîm'in sonraki yüzyıllardaki yankısı.
  • «Lâle Devri» maddesi (Abdülkadir Özcan ve İskender Pala) — dönemin adı, tarihi ve edebiyatı; iki yazarın bakışını karşılaştırarak okuyun.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:10 Soğuk açılış: Kâğıthane deresi, iki yanında beyaz köşkler; bir anda boşalır, bahçelerdeki lâleler ezilir. Bir evin damı, gece; boş bir divit ve bir defter. Son karede bir tereke defteri, tarih: 28 Ekim 1730.
  • 1:10–1:40 Büyük soru: bir kitap sayfasından servi, ay ve sümbül kalkar; sayfanın dışında bir İstanbul sokağı belirir.
  • 1:40–3:40 Bağlam: «Lâle Devri» yazısı bir 1913 gazete sayfasında belirir, sonra 1718–1730 zaman çizgisine yerleşir. Çizgi üzerinde bir elçi gemisi, bir matbaa, bir tercüme masası. Sa'dâbâd Kasrı iki ayda yükselir.
  • 3:40–5:40 Ana anlatı — Nedîmâne: bir şairin sözü mahlassız dolaşır; kalabalıktan biri «Nedîm'in» der. Kafiye kelimeleri Türkçe eklerle parlar; bir ney ve bir tanbur şiiri bestelemeye başlar.
  • 5:40–7:40 Ana anlatı — sevgili sokakta: soyut bir servi silueti, adım adım bir İstanbul sokağında yürüyen bir insana dönüşür. Bir terazi: bir kefede «hazcılık», öbüründe «yüzyıllık arayış». Arkada bir 1920'ler dergi kapağı: Yahya Kemal ve Nedîm.
  • 7:40–11:10 Metin anı: iskelede üç çifte kayık. Nakarat her döndüğünde kayık biraz daha yaklaşır. Bir anne kapıda, genç biri «Cuma namazına» diye çıkar, gizli sokaklardan iskeleye koşar. Felekten bir gün, bir takvim yaprağı gibi koparılır. Son bentte kayığa üç kişi biner; kıyıda bir şair «Ben de gelebilir miyim?» diye el kaldırır.
  • 11:10–12:30 Cevap ve bağlantı: Necâtî'den Nedîm'e uzanan bir çizgi; üzerinde gittikçe artan İstanbul ayrıntıları.
  • 12:30–13:00 Kapanış kancası: Yenikapı Mevlevîhânesi'nin kubbesi; dönen bir semazenin eteği; yeni doğmuş bir çocuğun beşiği.

Telaffuz

  • Nedîm: «ne-DÎM»; Nedîmâne: «ne-dii-maa-NE»; Sa'dâbâd: «sa'-daa-BAAD»; Kâğıthane: «kaa-ğıt-haa-NE»; Pasarofça: «pa-sa-ROF-ça»; Patrona Halil: «pat-RO-na ha-LİL».
  • serv-i revân: «SER-vi re-VAAN»; mâder: «maa-DER»; çerh-i sitem-perver: «ÇER-hi si-tem-per-VER»; mutrib: «mut-RİB»; şeydâ: «şey-DAA»; mesire: «me-sii-RE»; mahallîleşme: «ma-hal-lii-leş-ME».
  • Damad İbrâhim Paşa: «daa-MAAD ib-raa-HİM pa-ŞA»; İbrâhim Müteferrika: «ib-raa-HİM mü-te-fer-ri-KA»; Muhsin Macit: «muh-SİN ma-CİT»; Abdülkadir Özcan: «ab-dül-KAA-dir öz-CAN»; İskender Pala: «is-ken-DER PA-la»; Mazıoğlu: «ma-zı-oğ-LU».