0.2 · Seviye 0 · Biçime bakmak
Görmek için çizmek
Saymak, ölçmek, oranlamak
Büyüme
Doğanın Mimarisi Akademisi — Seviye 0, Biçime bakmak · 1.936 kelime · 6 kaynak · ≈ 9 dk okuma · 13 dk dinleme
Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir. «Bakanlar ne gördü» kutusundaki alıntılar kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir.
Gör
Yere düşmüş kozalaklar, Antalya'nın Döşemealtı ilçesindeki bir kızılçam korusunun kenarında aralığın ilk günlerinden beri birikiyor; saat dörde geliyor. Kadir Bey kırk yıl tapu kadastroda harita teknikeri olarak çalışmış, şimdi her kış sobasını kozalakla tutuşturuyor. Yere düşmüş kozalakları bir file torbaya dolduruyor. Bahçe kapısında komşusunun kızı Elif onu bekliyor; Elif bir tekstil firmasında desen tasarımcısı ve yılbaşı için bir kumaş baskısına kozalak motifi arıyor. Torbadan bir tane alıp kapının önündeki taşa oturuyor ve bir dakikada çiziyor: bir oval, içine çapraz çizgilerle örülmüş düzgün bir kafes, tepesine küçük bir sap.
Kadir Bey çizime bakıp kozalağı elinden alıyor. "Senin çizgilerin iki yöne de aynı eğimle gidiyor," diyor. "Buna bak." Kozalağı yavaşça çeviriyor. Pullar gerçekten sıralar hâlinde diziliyor, ama bir yöndeki sıralar dik tırmanıyor, öbür yöndekiler daha yatık dönüyor. Dipteki pullar küçük ve sıkışık, ortadakiler en iri, uca doğru yine küçülüyor. Her pulun dışa bakan ucu kalınlaşmış, ortasında küçük bir çıkıntı var. Elif'in kafesinde bunların hiçbiri yok.
Elif itiraz ediyor: "Ben kozalak çizdim, bu kozalağı değil." Kadir Bey gülüyor ve cebinden mezurasını çıkarıyor. "Harita da öyle başlar," diyor. "Önce ne gördüğünü sanırsın. Sonra sayarsın, sonra ölçersin, sonra çizdiğin şey gördüğün şeye benzemeye başlar."
Elif'in ilk çizimi yanlış değil; bir kozalağın kendi zihnindeki adını çiziyor. Bu ders o adın altında duran biçime ulaşmanın bir yolunu deniyor: aynı nesneyi üç kez, her seferinde başka bir soruyla çizmek.
Neden bu biçim
Kozalağa 0.1'in üç sorusunu sor. Kaldırınca biçimi değişmiyor; yere düşmüş bir kozalak dalda dururken nasılsa öyle. Komşuya dayanma izi var, pullar birbirine bastırmış. Ama en çok şey söyleyen ikinci soru: üzerinde bir geçmiş okunuyor. Kozalağın pulları bir eksen boyunca birer birer oluşmuştur ve dizilişleri o oluşumun sırasını kaydeder. Burada konuşan kaynak büyümedir.
Thompson pulların bir eksen üzerinde tek bir sırayla, aşağıdan yukarıya doğru birer birer oluştuğunu anlatır. Her yeni pul bir öncekinden gövdenin çevresinde belli bir açı kadar ötede, eksen boyunca belli bir mesafe kadar yukarıda durur. Bu ilk sıra, yani oluşma sırası, gözle kolay seçilmez; çünkü ardışık iki pul gövdenin çevresinde birbirinden uzak düşer. Göze çarpan, birbirine komşu pulların kurduğu ikincil sıralardır ve bunlar iki ayrı yönde dönerek kozalağı sarar.
Thompson aynı sayfalarda bir ayrıntıya daha dikkat çeker. Kozalakta pullar birbirine bastırdıkça dörtgene yakın, eğik kenarlı bir dış hat alır ve gözü belirli bir sıranın yönüne yönelten bu kenarlardır. Yani hangi sırayı göreceğin, pulun kendi biçimine bağlıdır. Elif'in kafesi bu kenarları iki eşit yöne çevirmiş; kozalağın kendisinde iki yön eşit değil.
Pulların dipte küçük, ortada iri, uçta yine küçük olması bu okumayla uyuşuyor: Thompson'ın gözünde kozalak iki ucu daralmış bir eksendir. Pul büyüklüğünün eksenin kalınlığını izlediği akla yatkın bir tahmin, ama bir tahmin; atölyede üç pulu ölçerek kendi kozalağında sınayacaksın. Bu sıraların neden belirli sayılarda çıktığı, sayıların aralarındaki ilişki ve pulları yerleştiren açı bu dersin konusu değil; 3.2 sıraları sayacak, 3.3 açıyı işleyecek. Bu derste sıraları yalnız iki yönde sayılabilen diziler olarak görmek yeter.
Kural
Bir biçimi görmek için yapılan üç çizim, üç ayrı soruya cevap verir. İlki biçimin sınırını sorar: kozalak nerede bitiyor, dış çizgisi nerede kırılıyor, nerede dönüyor? İkincisi biçimin birimlerini sorar: bu bütün kaç parçadan oluşuyor, parçalar nasıl diziliyor? Üçüncüsü parçaların birbirine göre büyüklüğünü sorar: kozalak eninin kaç katı uzunlukta, dipteki pul ortadakinin ne kadarı?
Sayma bir adım daha ister. Kozalağın yüzeyi kapalı bir yüzeydir, çevresini döndükçe başladığın pula geri gelirsin. Saymaya başlamadan önce bir pulu işaretlemezsen aynı pulu iki kez sayarsın. Bu yüzden ikinci çizimde her pul tek tek çizilir ve çizilen pul bir daha çizilmez; kâğıt sayının kaydını tutar.
Ölçmek sayıları birbirine bağlar. Kozalağın boyunu ve en geniş yerinin enini ölç, boyu ene böl. Çıkan sayının birimi yoktur; kozalağı iki katı büyüklükte çizsen de aynı kalır. Bir çizim bu sayıları koruyorsa, kâğıttaki kozalak gerçeğinden büyük ya da küçük olsa bile aynı biçimdedir.
Çizmenin dikkati değiştirdiğine dair en eski kayıtlardan biri bir öğrenci anısıdır. Samuel Scudder, Louis Agassiz'in laboratuvarına girdiği ilk gün eline bir kavanozdan çıkmış bir balık verildiğini, büyüteç bile kullanmasının yasak olduğunu, on dakikada görülecek her şeyi gördüğünü sandığını ve sonra saatlerce boşuna baktığını anlatır. Pulları sıra sıra saymaya başlar, bunun anlamsız olduğuna karar verir. Sonra balığı çizmeye girişir ve şaşırarak yeni ayrıntılar fark etmeye başlar. Dönen Agassiz'in sözü şudur: «Kalem gözlerin en iyilerinden biridir.»
Bu ayrım bugün deneyle de sınanıyor, ama ölçülen şey görmekten çok hatırlamak.
Bu deneyleri Resim Akademisi'nin «Seyahat eskiz defteri» dersi ayrıntılı anlatır. Doğanın Dili'nin 0.3 «Doğa defteri» dersi ise çizimle fotoğrafı bir bellek deneyi üzerinden karşılaştırır. Bu ders ikisinin sorusunu yeniden açmıyor; hatırlamaya değil, çizerken neyin ilk kez görüldüğüne bakıyor.
İnsan eliyle
Çizerek görmenin en geniş on dokuzuncu yüzyıl örneklerinden biri Jenalı zoolog Ernst Haeckel'in Kunstformen der Natur, yani «Doğanın sanat biçimleri» adlı levha kitabıdır. Leipzig ve Viyana'da Bibliographisches Institut tarafından defterler hâlinde yayımlandı. Haeckel ilk defterin önsözünü 16 Şubat 1899'da Jena'da imzalar ve önce beşer defterde onar levha, toplam elli levha çıkacağını, ilgi görürse on deftere, yüz levhaya ulaşılacağını yazar. Sonsöz 1904 baharında yazılmıştır: on defter tamamlanmış, yüz levha bitmiştir.
Levhaların çoğu çıplak gözün göremediği canlıları gösterir: tek hücreli radyolaryalar, diatomeler, denizanaları, mercanlar. Haeckel sonsözde tek hücreli canlılara 22 levha ayırdığını, radyolarya, denizanası ve mercanlar üzerine elli yıla yayılan çalışmalarında toplam dört yüzden fazla levha yayımladığını ve buradaki örneklerin çoğunu o monografilerden aldığını söyler. Önsözde ise kırk beş yıllık yolculuklarında doğadan binlerce figür çizdiğini, yalnız biçimlenmenin yasalarını bulmaya değil, çizerek ve boyayarak o biçimlerin içine girmeye çalıştığını yazar. Figürlerin işlenmesini ve taşbaskısını Jena'daki çalışma arkadaşı Adolf Giltsch yapmıştır.
Haeckel'in levhaları Elif ile Kadir Bey'in tartışmasını tek sayfada taşır. Bir yanda desen tasarımcısına motif vaat eden bir kitap var, öbür yanda bir zoologun «gerçek doğa biçimleri» iddiası. Haeckel ikisini aynı kitapta birleştirdiğini söyler. Bu iddianın ne kadar tuttuğu, bir çizimin ne zaman gözlem, ne zaman yorum olduğu sorusudur ve onu ancak sayı ile ölçü cevaplayabilir.
Sınır
Çizim tarafsız bir kayıt değildir. Elif'in ilk kafesi bunu küçük ölçekte gösterdi; Haeckel'in en tartışmalı çizimleri büyük ölçekte gösterir. Haeckel farklı omurgalıların embriyolarını aynı evrelerde çizerek erken gelişimde ortak, neredeyse aynı bir evre bulunduğunu göstermeye çalışmıştı. Michael Richardson ve altı arkadaşı 1997'de geniş bir omurgalı yelpazesinden gerçek embriyoları inceledi. Buldukları, aynı sayılan evrede bile biçimin, vücut planının ve kas bölütü sayısının değiştiğiydi; en büyük boy türler arasında on kattan fazla farklıydı. Yazarlara göre Haeckel'in çizimleri ortak bir evreyi değil, üsluplaştırılmış bir embriyoyu gösteriyordu.
Aynı Richardson beş yıl sonra Gerhard Keuck ile birlikte daha dengeli bir okuma yayımladı. Embriyo çizimlerine karşı söylenenlerin bir bölümünü haklı, bir bölümünü taraflı bulduklarını, çizimlerin bir öğretim aracı ve bir varsayım olarak değer taşıdığını yazdılar. Aynı yazıda Haeckel'e karşı çıkan Wilhelm His'in embriyoları ölçüye dayanarak karşılaştırmaya çalıştığını ve bu çalışmanın büyük ölçüde unutulduğunu hatırlattılar.
Tartışmayı burada bitiriyoruz; embriyolojinin kendisi bu akademinin konusu değil. Bize kalan şey bir uyarı: üçüncü çizim, yani ölçekli çizim, ikinci çizimin kaçırabileceği bir hatayı yakalamak için vardır.
Bir de tek kozalağın sınırı var. Thompson, Beal'in 505 Norveç ladini kozalağını incelediğini aktarır: kozalakların büyük çoğunluğu aynı sıra düzenini gösteriyordu, bir kısmı başka düzenler gösteriyordu. En yaygın düzeni gösteren 467 kozalağın 224'ünde sıralar bir yöne, 243'ünde öbür yöne dönüyordu. Yani elindeki tek kozalak türün kendisi değil, türün bir örneğidir; senin kozalağın sıraları komşu ağacınkinin tersine dönebilir. Bir de Haeckel'in en güzel biçimleri seçtiğini kendi önsözünden biliyoruz. Seçmek bir estetik karardır ve meşrudur, ama seçilen biçimlerden türün tamamına hüküm çıkarmak 3.6'nın seçici ölçüm dediği hataya kapı açar.
Atölye
Malzeme: Bir kozalak (hangi çam ya da ladin türü olursa olsun), üç yaprak kâğıt ya da üçe katlanmış tek bir kâğıt, kurşun kalem, silgi, milimetre bölmeli bir cetvel ve bir parça iplik.
Kayıt: Kâğıda üç çizim ve altlarında üç cümle girer. Yanlarına kozalağın boyu, eni, boyun ene oranı, üç pulun genişliği ve bir sıradaki pul sayısı yazılır; üçüncü çizimin yanına ölçeğini not et. İlk çizimde olup ölçünce yanlış çıkan bir şey varsa onu da işaretle. Bu kâğıdı 0.1'deki kâğıdın yanında sakla; ikisi biçim defterinin ilk sayfalarına girecek.
Sonraki derse köprü
Bu derste kozalağı cetvelle ölçtün ve ölçüyü kâğıda taşıdın. Çizimin kendisi ise hep kozalağa bakarak, gözün yönlendirdiği bir çizgi oldu. 0.3 başka bir yoldan çiziyor: bir nesneyi kopyalamadan, yalnız pergel ve cetvelle. Kumda bir ip ve bir kazıkla çizilen daireden başlayıp Öklid'in iki aracıyla bir altıgene ve yedi daireye nasıl varıldığını kâğıt üstünde kendin kuracaksın.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.