9.10 · Seviye 9 · Birlikte yaşamak
Doğada her şey denge midir?
«Doğanın dengesi» ifadesi
Kat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 9, Birlikte yaşamak · 1.512 kelime · 2 bilim kaynağı · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Kasım, Kocaeli, Kartepe'nin eteğinde bir apartman dairesi. Akşam yemeği bitmiş; mutfak masası ödev masasına dönmüş. Ada altıncı sınıfta, fen dersi için bir poster hazırlıyor. Kartonun ortasına kocaman harflerle yazmış: DOĞANIN DENGESİNİ BOZMAYALIM. Altına bir terazi çizmiş; bir kefesinde bir tavşan, öbüründe bir tilki. Kefeler tam ortada, düz duruyor.
Ağabeyi Kaan ekoloji yüksek lisansı yapıyor; hafta sonu eve gelmiş. Arkadan postere bakıyor.
"Güzel olmuş," diyor. "Ama terazi neden hep düz?"
"Denge olduğu için," diyor Ada. "Öğretmen dedi: doğada her şeyin bir yeri var, bir canlı azalınca öbürü onu tamamlar, doğa hep dengeyi bulur. İnsan karışmazsa."
Kaan bir süre susuyor. "Geçen hafta sana anlattığım tavşanla vaşağı hatırlıyor musun?"
"Kürk defterleri. On yılda bir çoğalıp azalıyorlar."
"Peki o terazi hiç düz duruyor mu? On yıl boyunca bir kefe yukarıda, bir kefe aşağıda. Arada bir orman yanıyor, bir kış çok sert geçiyor, bir hastalık geliyor."
Ada kalemi bırakıyor. "Yani denge yok mu?"
"Var mı yok mu, bilmiyorum," diyor Kaan. "Ama düz bir terazi değil, onu biliyorum."
Ada kartona bakıyor, sonra ağabeyine. "Öğretmene ne diyeceğim?"
Ne oluyor
Ada'nın posteri, çok yaygın bir fikri anlatıyor: doğanın kendi hâline bırakıldığında bir dengeye ulaştığı, her canlının o dengede bir yeri olduğu, dengeyi yalnızca insanın bozduğu. Bu fikrin kendisinin de bir tarihi var.
Simberloff'un başlığındaki panchreston, "her şeyi açıklayan, bu yüzden hiçbir şeyi açıklamayan" söz demek. Doğa dengesi, ne gözlenirse gözlensin ona uydurulabilecek kadar esnek bir söz olmuş.
Peki ekolojistler bir doğa parçasının "dengede" olup olmadığını nasıl anlar?
Ne fark ettiriyor
Ada'nın posterindeki düz terazi, Connell ve Sousa'nın "fizikçinin klasik kararlılık fikri" dediği şeyin bir resmi: iki kefe, bir denge noktası, oraya geri dönen bir sistem. Kaan'ın sorusu, "terazi hiç düz duruyor mu?", bu resmin gerçek doğaya uyup uymadığını soruyor. 9.6'daki tavşan ve vaşak, on yıl boyunca bir kefesi yukarıda bir kefesi aşağıda bir terazi. Connell ve Sousa'nın çözümlediği uzun kayıtlarda da çoğu nüfus bir noktada durmuyor; belli sınırlar içinde inip çıkıyor.
Ada'nın öğretmeninin "doğa hep dengeyi bulur" sözü ise Simberloff'un anlattığı uzun tarihin bir ucu. Bu söz, doğaya bir amaç, bir kendini düzeltme iradesi veriyor; tıpkı eski düşüncede dengeyi tanrıların sağlaması gibi. Simberloff'un dediği gibi, akademik ekoloji bu fikri büyük ölçüde bıraktı; ama okul posterlerinde, belgesellerde, gündelik konuşmada yaşamaya devam ediyor.
Ama Simberloff'un son cümlesi de önemli: bu benzetme, halkın gözünde "korumakla yükümlü olduğumuz kırılgan bir doğa" imgesini taşıyor. Ada'nın posterinin asıl derdi de bu: DOĞANIN DENGESİNİ BOZMAYALIM. Denge fikri bilimsel olarak zayıf olsa da, taşıdığı uyarı, insanın doğaya verdiği zarara dikkat çekmek, boşa değil. Sorun, bu uyarının yanlış bir resme dayanması: düz bir terazi, insan karışmazsa hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşündürüyor. Oysa doğa, insan olmadan da yanıyor, donuyor, çoğalıyor, azalıyor.
Kaan'ın "var mı yok mu, bilmiyorum" cevabı da dürüst. Connell ve Sousa, dengeyi tümden reddetmiyor; yalnızca "denge" yerine daha ölçülebilir bir şey öneriyor: kalıcılık. Bir nüfus inip çıkıyor ama yok olmuyor; bir orman yanıyor ama yeniden büyüyor. Bu, düz bir terazi değil; daha çok, durmadan sallanan ama devrilmeyen bir tekne.
Gelenekler ne gördü
Darwin, Türlerin Kökeni, son paragraf — dolambaçlı kıyı
Birçok türden bitkiyle örtülü, çalılarında kuşların öttüğü, çeşitli böceklerin uçuştuğu, nemli toprağında solucanların süründüğü dolambaçlı bir kıyıyı seyretmek ilginçtir.
Böylece doğanın savaşından, kıtlıktan ve ölümden, tasarlayabildiğimiz en yüce şey, yüksek hayvanların ortaya çıkışı, doğrudan doğar.
Darwin kitabını bir kıyı manzarasıyla bitiriyor: iç içe geçmiş bitkiler, kuşlar, böcekler, solucanlar; birbirinden çok farklı ve birbirine karmaşık biçimde bağlı biçimler. Ama hemen ardından bu manzaranın bir savaştan, kıtlıktan ve ölümden doğduğunu söylüyor. Dikkat dolambaçlı kıyıda: düzenli görünen bir bütünün, durmayan bir mücadelenin ürünü olmasında.
Voltaire, Candide — en iyi dünya
Pangloss, bu olası dünyaların en iyisinde, baron hazretlerinin şatosunun şatoların en güzeli olduğunu kanıtlıyordu.
Eğer burası olası dünyaların en iyisiyse, öbürleri nasıl?
Voltaire'in 1759 tarihli kısa romanında öğretmen Pangloss, öğrencisi Candide'e her şeyin olabileceğinin en iyisi olduğunu öğretir. Candide sonra savaşlarla, depremle, idamlarla karşılaşır; Lizbon depreminden sonra kendine sorar: burası en iyisiyse, öbürleri nasıl? Dikkat en iyi dünya fikrinde: her şeyin zaten olması gerektiği gibi olduğu inancının, gerçek acılar karşısında nasıl gülünç düştüğünde.
Gerilim: Darwin'in kıyısı, savaştan ve ölümden doğan bir düzenin güzelliğini görüyor; "bu yaşam görüşünde bir büyüklük var" diyerek kitabını kapatıyor. Voltaire ise "her şey olması gerektiği gibi" diyen iyimserliği alaya alıyor; Pangloss'un dengesi, gerçek acıları görmezden gelen bir körlük. Biri düzensizliğin içinden bir düzen çıkarıyor, öbürü düzen iddiasının içindeki düzensizliği gösteriyor. Ada'nın posteri ikisinin arasında duruyor: düz terazi, Pangloss'un "her şey yerli yerinde" iyimserliğine yakın; Kaan'ın sallanan teknesi ise Darwin'in mücadele içindeki kıyısına.
Benzetmenin sınırı
Bu ders bir yaygın yanlışı ele alıyor: "doğa kendi hâline bırakılırsa dengeye ulaşır ve orada kalır." Simberloff'un anlattığı gibi, akademik ekoloji bu fikri büyük ölçüde bıraktı; Connell ve Sousa'nın çözümlemesi de doğal toplulukların çoğunun bir denge noktasında durmadığını, belirli sınırlar içinde değiştiğini gösteriyor.
Kat 3, "denge" sözcüğünün kendisi. Denge, bir terazinin, bir ip cambazının, bir bütçenin dili. Bu sözcüğü doğaya uyguladığımızda, doğaya bir denge noktası, oraya dönme eğilimi ve o noktadan uzaklaşmanın bir "bozulma" olduğu fikrini yüklüyoruz. Ada'nın düz terazisi bu yüklemenin bir resmi.
Ama "dengenin yokluğu" da bir yanlışa dönüşebilir. Doğanın dengede olmaması, her şeyin rastgele olduğu ya da insanın verdiği zararın önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Haddad ve arkadaşlarının 9.8'de anlattığı parçalanma, Nieto ve Alexander'ın 9.7'de saydığı tehdit altındaki böcekler, gerçek kayıplar. Bunları anlatmak için "denge bozuldu" demeye gerek yok; "bu türler azalıyor, bu ormanlar parçalanıyor" demek daha doğru ve daha güçlü.
Darwin'in kıyısı ve Voltaire'in Candide'i de doğa bilimi değil. Darwin'in son paragrafı, bir kitabın kapanışında bir bakış açısını özetleyen bir yazı; Simberloff'un söylediği gibi Darwin bile doğayı bir ölçüde dengede düşünüyordu. Voltaire'in romanı ise bir felsefe eleştirisi: doğa dengesine değil, her acının bir anlamı olduğunu söyleyen iyimserliğe yönelik. İkisi de bu derste, "denge" fikrinin insan düşüncesinde ne kadar derin kökleri olduğunu ve ne kadar erken sorgulandığını göstermek için.
Ada'nın öğretmenine ne diyeceği sorusunun cevabı belki de şu: doğada her şey denge değil; ama her şeyin bir yeri var mı, sorusu hâlâ açık. Kaan'ın teknesi devrilmiyor; ama hiç durmuyor da.
Gözlem görevi
Kayıt: On iki ayın sayılarını bir grafik kâğıdına çiz: yatay eksende aylar, dikey eksende sayılar. Çizgiler düz mü, yoksa inip çıkıyor mu? Ertesi yıl aynı sayımı yap ve iki yılın çizgilerini üst üste koy. Aynı aylarda aynı sayılara mı dönülüyor, yoksa iki yıl farklı mı? Bir yıl sıra dışı bir olay olduysa, onun izini çizgilerde görebiliyor musun?
Kentte: Kentte "doğanın dengesi" sözünü nerede gördüğünü topla: bir belgeselde, bir afişte, bir haberde, bir ders kitabında. Her birinde sözün ne anlatmak için kullanıldığını yaz: bir uyarı mı, bir açıklama mı, bir slogan mı? Sonra aynı cümleyi "denge" sözcüğünü kullanmadan yeniden yaz ve hangisinin daha çok şey söylediğine karar ver.
Sonraki derse köprü
Doğanın hiç durmayan inip çıkışını, bir yıl ve on yıl ölçeğinde gördük. Sıradaki derste ölçeği bir sabaha indiriyoruz: güneş doğmadan önce kuşların sırayla ötmeye başladığı şafak korosu.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.